İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
TT

İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)

İsrail’in güvenliğini koruma çabaları kapsamında ABD ve Rusya’nın da uzlaşısıyla geçtiğimiz haftalarda Irak’ta bulunan İran cephaneliklerinin İsrail tarafından 3 kez bombalandığı açıklandı.
Bağdat’tan dün gelen haberlere göre, Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında ‘kim tarafından düzenlendiği bilinmeyen bir patlama’ meydana geldi.
İsrail geçtiğimiz yılın ortalarından bu yana İran’ın Suriye’deki askeri karargâhlarının yanı sıra Irak’taki cephanelikleri onlarca kez hedef aldı. Şarku’l Avsat’a konuşan batılı diplomatik kaynaklara göre, bu saldırıların ilki Haziran 2018’de İsrail’in Suriye’nin doğusunda ve Irak sınırı yakınlarında İran’a ait bir karargâhı bombalamasıyla başladı.
Avrupa ülkeleri geçen yıl “İsrail’in Irak ve Suriye’de İran faaliyetlerinin takibini genişletme konusundaki siyasi kararını” duyurmuştu. Ancak bunun önünde 3 engel bulunuyordu. Birincisi, Washington, bu durumun Irak’taki ABD varlığını, DEAŞ’a karşı verilen mücadeleyi ve Irak siyasetinin geleceğini etkilemesinden endişe ediyordu. İkinci sebep, geçen yıl Eylül ayında İsrail’in Suriye’nin batısında düzenlediği saldırıda Suriye’deki hava savunma füzelerinin Rus uçağı düşürmesiyle Moskova ve Tel Aviv hattında yaşanan gerginlikti. Üçüncüsü ise askeri yetenekler ve F-35 savaş uçaklarının hazır olma durumu ile bağlantılıydı.
F-35 meselesi ve Rusya gerilimi
2019’un ortalarına geldiğimizde ise İsrail’in İran konusundaki siyasi kararını hayata geçirmeye başladığını görüyoruz. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin geçtiğimiz Mayıs ayında, Suriye toprakları üzerinde yer alan ve İran’a ait olduğu söylenen mevzilerin bombalanmasından birkaç hafta sonra yaptığı açıklamada, İsrail’in F-35 savaş uçaklarını üreticisi ABD’den sonra operasyonda kullanan ilk ülke olduğunu söylemişti. Norkin, o dönemki açıklamasında, “F-35 savaş uçakları Ortadoğu’nun her yerinde uçuyor. F-35'leri operasyonel saldırıda kullanan ilk ülkeyiz” ifadesini kullanmıştı.
Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Akdeniz üzerinde düşürülen Rus uçağının neden olduğu gerginliği gidermek amacıyla Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme gerçekleştirmişti. Konuyla ilgili yapılan haberlerde, ikilinin Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasında sıcak hattın aktifleştirilmesi yoluyla Suriye’de ortak askeri işbirliği üzerinde uzlaştığı ayrıca İsrail’in de Rus uçağının düşürülmesi sonrasında Suriye’ye takviye edilen S-300 hava savunma sistemlerinin kendisine karşı kullanılmaması konusunda Rus liderden güvence aldığı belirtilmişti.
Ancak İsrail’in Irak ve Suriye’de İran hareketlerini takip etme kararının uygulamaya dönük en belirgin adımı, Haziran ayı sonlarında Batı Kudüs’te İsrail, Rusya ve ABD’nin Güvenlik Konseyi Başkanlarını bir araya getiren 3’lü güvenlik toplantısında atıldı. O dönem toplantıyı değerlendiren batılı kaynaklar, söz konusu görüşmenin ABD Başkanı Donald Trump ve Rus lider Putin arasında yapılan ve Suriye ile Irak’ta İsrail’in güvenliğini sağlayacak önlemlerinin görüşüldüğü ikili zirvenin ete kemiğe bürünmesi şeklinde yorumlamışlardı. Aynı kaynaklar, Washington’un İsrail operasyonlarına Irak’taki ABD varlığı zarar görmeden İran’a azami ölçüde baskı uygulama politikası kapsamında yeşil ışık yaktığını ifade etmişlerdi.
İsrail uçakları yeniden Irak semalarında
Tüm bu gelişmelerin ardından İsrail saldırıları yeni bir boyut kazanarak Irak’ı da içine alarak genişletilmiş oldu.
19 Temmuz’da İsrail, 1980’lerin başında hedef aldığı nükleer reaktörden bu yana ilk kez Irak topraklarında bir bölgeyi bombaladı. İsrail söz konusu tarihte Irak’ın Selahaddin vilayetine bağlı Emirli kasabasının dışında yer alan Haşdi Şabi kontrolündeki 52. Tugay’ı hedef aldı. 28 Temmuz’da gelen ikinci saldırıda Diyali’deki Eşref Kampı bombalandı. Kampta İran’dan gelen füze ve balistik füzelerin imha edildiği bildirilmişti.
Kaynakların aktardığına göre, İran sınırına 80 kilometre uzaklıkta bulunan ve Bedir Tugayları’nın merkez karargâhı konumundaki Eşref Kampı’nda füzeler, tanklar ve ağır topçu bataryaları dâhil olmak üzere büyük askeri ekipmanların bulunduğu çok kollu bir yeraltı deposu bulunuyor.
Irak’a yönelik 19 ve 23 Temmuz saldırılarından sonra Suriye’nin Dera kentinde yer alan ve işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarındaki stratejik öneme sahip Hare Tepesi, İsrail tarafından üçüncü kez hedef alındı. Üst düzey bir batılı yetkili, saldırıyla ilgili olarak, “İran, Hare Tepesi’ni 13 yıldan bu yana bir üsse dönüştürdü. Tepe, geçtiğimiz yıllarda bölgesel ve uluslararası uzlaşması çerçevesinde Suriye hükümetinin kontrolüne geçmeden önce muhaliflerin hedefindeydi. Uzlaşıyla birlikte Suriye uyruklu olmayan İran destekli milisler ve muhalif gruplar Tepe’yi terk etmiş ve çatışmasızlık anlaşması aktif hale getirilerek Birleşmiş Milletler (BM) Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) birlikleri Rusya’nın gözetiminde Golan Tepeleri’nde konuşlanmıştı.
12 Ağustos’ta Bağdat’ın güneyinde Haşdi Şabi’ye ait cephanelikte bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Kaynaklar cephaneliğin F-35’lerle bombalanma ihtimaline dikkati çekerken, saldırının insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği bildirildi.
Irak’ın 'düşman uçak' hamlesi
16 Ağustos’ta Irak başbakanı Adil Abdulmehdi, daha önce benzeri görülmemiş bir adım atarak Irak ordusunun bilgisi doğrultusunda uçuş yapılması ve bunun dışında havalanan uçakların düşman olarak kabul edilmesini öngören bir kararname yayınladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), kararnameye yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Egemen Irak sınırları içerisinde misafiriz. ABD liderliğindeki Koalisyon, Başbakan’ın verdiği karar çerçevesinde Iraklı ortaklarımızdan aldığı bütün talimatlara derhal uydu” ifadelerini kullandı.
Irak hava sahasına getirilen sınırlamanın, F-35’leri tespit edebilecek nitelikte hava savunma sisteminin bulunmayışı ve Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK mevzilerine yönelik hava operasyonları nedeniyle uygulanmasının pek kolay olmayacağı görülüyor.
İsrail saldırılar konusunda sessiz
İsrail yönetimi Irak’taki saldırılarla ilgili bugüne kadar İsrail istihbarat servisine yakınlığıyla tanınan Debka File adlı internet sitesi üzerinden bilgi sızdırmakla yetindi. Ancak Netanyahu “sessizlik yaklaşımı” geleneğini bozarak, Irak’taki İran mevzilerinin ülkesi tarafından bombalandığının işaretlerini verdi.
The Times of İsrael'in aktardığına göre Netanyahu, Pazartesi günü yaptığı konuşmada, “Yahudi devleti ne zaman ve nerede ihtiyaç duyulursa askeri olarak hareket etmeye devam edecek” dedi.
Netanyahu, Kiev’deki basın toplantısında, Irak’ta bulunan askeri karargâhlara yönelik son saldırılara ilişkin, “İran hiçbir yerde dokunulmazlığa sahip değil. Gerektiği yerde onlara karşı hareket edeceğiz ve hâlihazırda bilfiil hareket ediyoruz” dedi.
Netanyahu’nun bu yöndeki açıklamaları, Eylül ayında seçimlere hazırlanan İsrail sokaklarındaki söylemlerin artmaya başladığı bir zamanda geldi. Netanyahu daha önceki seçimde de Suriye’deki İran mevzilerine yönelik saldırıları üstlenen açıklamalarda bulunmuştu.
İsrail’in güvenliğini koruma kapsamında yapılan ABD-Rusya uzlaşması artık Irak’ı da kapsıyor. Ancak şu soruların cevabı henüz verilmiş değil; Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus uçağının Akdeniz’de düşürülmesi nedeniyle Putin’e halen kızgınken, Suriye'de İran'a karşı kurulan Tel Aviv-Moskova işbirliği ne zamana kadar sürecek? Ayrıca Irak’ta konuşlanan ABD kuvvetlerine rağmen Washington’un yaktığı yeşil ışık ile Irak’taki İran mevzilerinin hedef alınması arasındaki denge ne zamana kadar korunabilecek?



Beyt Cin operasyonu... İsrail'in gerilimi artıran adımları, Şam'ın işgal altındaki toprakları terk etmeyi reddetmesiyle bağlantılı mı?

 İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
TT

Beyt Cin operasyonu... İsrail'in gerilimi artıran adımları, Şam'ın işgal altındaki toprakları terk etmeyi reddetmesiyle bağlantılı mı?

 İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)

İsrail, güçlerinin son saatlerde Suriye'nin Beyt Cin kasabasına düzenlediği saldırının terör örgütlerini hedef alan bir güvenlik operasyonu olduğunu savunurken, analistler bu saldırının ardındaki asıl nedenin Şam ile Tel Aviv arasındaki son müzakere turunun başarısız olmasından kaynaklandığını belirtti. Analistlere göre İsrail, ‘güç yoluyla barış’ ilkesi doğrultusunda Suriye topraklarını ilhak etme iradesini dayatmaya çalışıyor.

Söz konusu analistlerin aktardığına göre İsrailli müzakereciler, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera hükümetine iki seçenek sundu: Ya Şam, 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan topraklarından vazgeçecek ve tam kapsamlı bir barış anlaşması yapılacak; ya da İsrail’in kuzeyde Şeyh Dağı’ndan (Hermon Dağı) güneye sınır hattına kadar Suriye topraklarının derinliklerinde yer alan on noktayı işgal altında tutmasına imkân tanıyan aşamalı bir mutabakat anlaşması imzalanacak.

Anlaşmazlığın özünü ise İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, son açıklamalarıyla ortaya koydu. Katz, parlamentonun Dışişleri ve Güvenlik Komitesi’nin kapalı oturumunda yaptığı değerlendirmede, Suriye ile ‘bir barış eğiliminin’ bulunmadığını söyledi. Katz, “Suriye, İsrail’in Golan’dan çekilmesini talep ediyor. Bu imkânsız” ifadelerini kullandı.

Katz ayrıca, İsrail ordusunun Suriye içlerinde operasyon yürütmeye devam etmesi için gerekçeler sundu. Suriye sınırları içinde ‘Golan kasabalarını işgal etmeyi ve buraları İsrail yerleşimlerine saldırı düzenlemek için bir çıkış noktası olarak kullanmayı düşünen güçler bulunduğunu’ ileri sürdü.

Bu güçler arasında Husiler, İran’a bağlı milisler, DEAŞ, Hamas ve başka İslami grupların olduğunu söyleyen Katz, bunların hepsini ‘kuzey İsrail'e karadan yapılacak bir işgal’ için tehdit olarak değerlendirdi.

Söz konusu açıklamalar, Tel Aviv’de bile tepki çekti. Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot gazetesinden aktardığına göre “İsrail daha önce Yemen’deki Husilerin Suriye topraklarından İsrail’e karşı faaliyet yürüttüğünden” hiç söz etmedi. Gazeteye göre Husilerin, Gazze’nin yok edilmesine yol açan savaş nedeniyle son iki yılda İsrail’e füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlatmış olmalarına karşın, Suriye’de faaliyet gösterdiklerine dair herhangi bir bilgi de bulunmuyor.

 İsrail askerlerinin Beyt Cin'den çekilmeleri sırasında imha ettikleri bir askeri araç (AFP)İsrail askerlerinin Beyt Cin'den çekilmeleri sırasında imha ettikleri bir askeri araç (AFP)

Katz, Suriye’deki Dürzi meselesinin ‘İsrailli yetkilileri endişelendiren bir konu’ olduğunu söyledi. Katz, ‘İsrail ordusunun hazır bir planı bulunduğunu, Dürzi Dağı’na (Güney Suriye) yönelik saldırıların yinelenmesi halinde yeniden müdahalede bulunacaklarını ve buna sınırın kapatılmasının da dahil olacağını’ belirterek tehdit etti.

Aynı dönemde İsrail ordusu, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye’nin iç kesimlerinde işgal ettiği ve 450 kilometrekareyi bulan geniş bölgede varlığını güçlendirdi. İsrail ayrıca Şeyh Dağı’nın tüm zirvelerini kontrol altına aldı ve burada 10 büyük askeri üs kurdu. Rejimin yaklaşık bir yıl önce devrilmesinin hemen ardından İsrail hava kuvvetleri, Suriye’nin havaalanları ve askeri üslerine kapsamlı saldırı düzenleyerek ülkenin hava savunma kapasitesinin yüzde 85’ini imha etmişti. Ardından İsrail, Deyrizor’dan Humus’a, Halep’ten Dera’ya kadar Suriye’nin farklı noktalarına hava saldırıları düzenlemeyi sürdürdü ve ‘terör şüphelisi’ olarak nitelediği kişileri yakalamak için çeşitli bölgelerde operasyonlar gerçekleştirdi. İsrail ordusu, Dürzileri koruma iddiasıyla Suriye’nin güneyindeki iç çatışmalara da müdahil oldu ve çoğunlukla Dürzilerin yaşadığı Süveyda’ya Golan’dan uzanan bir İsrail koridoru açılmasını talep etti.

İsrail, Suriye’nin güneyini iki bölgeye ayırdı. İlk bölge, sınır boyunca 5 ila 7 kilometre derinliğinde bir güvenlik kuşağıydı ve buraya herhangi bir silahlı unsurun girmesi yasaktı. İkinci bölge ise Şam’dan Dera’ya uzanan ve Suriye ordusunun ağır araç sokamadığı silahtan arındırılmış bir alandan oluşuyordu. Bu sınır bölgelerinde İsrail, iki ülkenin üst düzey müzakere heyetlerinin ABD, Türkiye ve Azerbaycan gibi arabulucuların gözetiminde farklı başkentlerde toplandığı bir dönemde dahi zaman zaman saldırılar düzenledi.

İsrail askerlerinin Suriye'nin Beyt Cin kasabasında bombaladığı bir evde meydana gelen yıkım (Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü – AP)İsrail askerlerinin Suriye'nin Beyt Cin kasabasında bombaladığı bir evde meydana gelen yıkım (Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü – AP)

Analistler, İsrail’in son saldırılarının müzakere sürecinin bir parçası olduğunu ve Şam’a taviz kabul ettirmek için baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.

Son haftalarda İsrail, ordunun komando birlikleri olarak bilinen 55. Tugay’ı Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus bölgesinden çekerek Suriye’ye konuşlandırdı. Bu birliklerin, Gazze’de ve Lübnan’ın Bint Cubeyl kasabasında yürüttüğüne benzer operasyonlar gerçekleştirmesi planlandı. Dün şafak vakti, geniş bir güçle Şam kırsalındaki Beyt Cin kasabasına giren birlikler, İsrail’e karşı saldırı hazırlığında oldukları iddia edilen üç kişiyi gözaltına almak için operasyon düzenledi. Evlerinde yatakta yakalanan üç kişi gözaltına alındı. Birlikler bölgeden çekilmeye hazırlanırken açılan ateş sonucu paniğe kapıldı; bir zırhlı personel taşıyıcı çamura saplandı ve İsrail gücü geri çekilerek geride tank işlevi gören ağır donanımlı bir Hummer aracını bırakmak zorunda kaldı. Araç, silahlı kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için havadan imha edildi.

İsrail ordusu, olayda altı asker ve subayın yaralandığını; ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı. Suriye tarafı ise 13 sivilin yaşamını yitirdiğini bildirdi ve saldırıların yalnızca sivilleri hedef aldığını savundu. İsrail ordusu, operasyonun tamamlandığını, aranan kişilerin gözaltına alındığını ve ‘çok sayıda terör unsurunun etkisiz hâle getirildiğini’ duyurdu. Ayrıca bölgede kuvvetlerin konuşlu olduğunu ve İsrail’e yönelik her türlü tehdide karşı harekete geçileceğini belirtti. İsrailli yetkililer yakalanan kişilerin ‘İslamcı bir gruba mensup militanlar’ olduğunu iddia etse de yerel kaynaklar, gözaltına alınanların herhangi bir örgütsel bağlantısının bilinmediğini, çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen siviller olduğunu söyledi.

Olayın ardından İsrail misilleme saldırılarına başladı. Kuneytra’da işgal güçleri, kentin doğusundaki Tel Ahmer bölgesini topçu ateşiyle vurdu. Ayrıca Kuneytra’nın kuzey kırsalında, Um Batna kavşağı çevresine doğru ilerleyerek üç askeri araçla bölgeye sızdı. İsrail, Beyt Cin’de askerlerinin yaralanmasına karşılık vermek üzere elinde ‘hedef bankası’ bulunduğunu açıkladı.


Patrik Bişara, Hizbullah'ın İran'dan ayrılmasını istiyor

Maruni Patriği Bişara er-Rahi
Maruni Patriği Bişara er-Rahi
TT

Patrik Bişara, Hizbullah'ın İran'dan ayrılmasını istiyor

Maruni Patriği Bişara er-Rahi
Maruni Patriği Bişara er-Rahi

Maruni Patriği Bişara er-Rahi, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının "vatanımızdaki kardeşlerimiz" olan Şiilere yönelik bir saldırı olmadığını belirterek, grubu İran'dan kurtulmaya çağırdı.

Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda er-Rahi, "Parti, silah tekeli konusunda nihai bir karar verildiğinin farkında. Bu nedenle silahlarını Lübnan ordusuna teslim etmeli ve diğer tüm Lübnan partileri gibi siyasi bir parti olarak yaşamalıdır" ifadelerini kullandı.

İsrail ise 1701 sayılı Karar'a uymadığı gibi, ateşkese de uymamış, sanki Lübnan'ı bir eyaletiymiş gibi her gün vuruyor, bombalıyor, yer yer hedef alıyor. Lübnan, taş yığınına dönüşecek.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise buna karşılık, "İsrail'in istediği gibi silahsızlanmayı isteyen herkes, İsrail'in çıkarlarına hizmet ediyor ve hedeflerine ulaşmasına yardım ediyor demektir" dedi. Kasım, partinin, komutan Heysem el-Tabtabai suikastına misillemede bulunacağını belirterek, "Bu, apaçık bir saldırganlık ve iğrenç bir suçtur ve karşılık verme hakkımız var. Bu karşılığın zamanlamasını biz belirleyeceğiz" dedi. Kasım, partiye sızan ajanların varlığını kabul ederek, "Düşünmemiz ve ders çıkarmamız gereken hatalar var" ifadesini kullandı.


Gazze: Han Yunus'un doğusunda İsrail ateşi sonucu iki çocuk öldü

Gazze Şehri'nde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş Filistinli çocuklar ailelerinin barınaklarının yakınında oynuyor (EPA)
Gazze Şehri'nde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş Filistinli çocuklar ailelerinin barınaklarının yakınında oynuyor (EPA)
TT

Gazze: Han Yunus'un doğusunda İsrail ateşi sonucu iki çocuk öldü

Gazze Şehri'nde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş Filistinli çocuklar ailelerinin barınaklarının yakınında oynuyor (EPA)
Gazze Şehri'nde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş Filistinli çocuklar ailelerinin barınaklarının yakınında oynuyor (EPA)

Filistin haber ajansı WAFA'nın haberine göre, bu sabah Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un doğusunda bulunan Beni Süheyla kasabasında İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu iki çocuk hayatını kaybetti.

İsrail'in Han Yunus'un doğusunda çeşitli bölgelerdeki topçu ateşi, Refah şehrine yönelik hava saldırılarının yeniden başlaması ve Refah açıklarındaki donanma gemilerinden açılan ateşle aynı eş zamanlı olarak geliyor.

İki çocuğun öldürülmesiyle birlikte 11 Ekim'de varılan ateşkes anlaşmasından bu yana ölü 354'e yükselirken, yaralı sayısı 896 kişi oldu ve 605 kişinin de cesetlerine ulaşıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail uçakları, bugün şafak vaktinden beri Gazze Şeridi'nin doğusundaki çeşitli noktalara topçu ateşi eşliğinde hava saldırıları düzenledi.

WAFA’ya göre, İsrail savaş uçaklarının bu sabah Han Yunus'un doğusundaki Beni Süheyla'da el-Farabi Okulu yakınlarındaki bir bölgeyi bombalaması sonucu iki kardeş yaralandı. Yerel bir kaynak, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şehri'nin doğusundaki el-Tuffah semtine de hava saldırıları düzenlediğini bildirdi.

Kaynak, İsrail helikopterlerinin Han Yunus'un doğusundaki Beni Süheyla ve el-Karara kasabalarına makineli tüfeklerle ateş açtığını belirtti.