İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
TT

İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)

İsrail’in güvenliğini koruma çabaları kapsamında ABD ve Rusya’nın da uzlaşısıyla geçtiğimiz haftalarda Irak’ta bulunan İran cephaneliklerinin İsrail tarafından 3 kez bombalandığı açıklandı.
Bağdat’tan dün gelen haberlere göre, Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında ‘kim tarafından düzenlendiği bilinmeyen bir patlama’ meydana geldi.
İsrail geçtiğimiz yılın ortalarından bu yana İran’ın Suriye’deki askeri karargâhlarının yanı sıra Irak’taki cephanelikleri onlarca kez hedef aldı. Şarku’l Avsat’a konuşan batılı diplomatik kaynaklara göre, bu saldırıların ilki Haziran 2018’de İsrail’in Suriye’nin doğusunda ve Irak sınırı yakınlarında İran’a ait bir karargâhı bombalamasıyla başladı.
Avrupa ülkeleri geçen yıl “İsrail’in Irak ve Suriye’de İran faaliyetlerinin takibini genişletme konusundaki siyasi kararını” duyurmuştu. Ancak bunun önünde 3 engel bulunuyordu. Birincisi, Washington, bu durumun Irak’taki ABD varlığını, DEAŞ’a karşı verilen mücadeleyi ve Irak siyasetinin geleceğini etkilemesinden endişe ediyordu. İkinci sebep, geçen yıl Eylül ayında İsrail’in Suriye’nin batısında düzenlediği saldırıda Suriye’deki hava savunma füzelerinin Rus uçağı düşürmesiyle Moskova ve Tel Aviv hattında yaşanan gerginlikti. Üçüncüsü ise askeri yetenekler ve F-35 savaş uçaklarının hazır olma durumu ile bağlantılıydı.
F-35 meselesi ve Rusya gerilimi
2019’un ortalarına geldiğimizde ise İsrail’in İran konusundaki siyasi kararını hayata geçirmeye başladığını görüyoruz. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin geçtiğimiz Mayıs ayında, Suriye toprakları üzerinde yer alan ve İran’a ait olduğu söylenen mevzilerin bombalanmasından birkaç hafta sonra yaptığı açıklamada, İsrail’in F-35 savaş uçaklarını üreticisi ABD’den sonra operasyonda kullanan ilk ülke olduğunu söylemişti. Norkin, o dönemki açıklamasında, “F-35 savaş uçakları Ortadoğu’nun her yerinde uçuyor. F-35'leri operasyonel saldırıda kullanan ilk ülkeyiz” ifadesini kullanmıştı.
Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Akdeniz üzerinde düşürülen Rus uçağının neden olduğu gerginliği gidermek amacıyla Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme gerçekleştirmişti. Konuyla ilgili yapılan haberlerde, ikilinin Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasında sıcak hattın aktifleştirilmesi yoluyla Suriye’de ortak askeri işbirliği üzerinde uzlaştığı ayrıca İsrail’in de Rus uçağının düşürülmesi sonrasında Suriye’ye takviye edilen S-300 hava savunma sistemlerinin kendisine karşı kullanılmaması konusunda Rus liderden güvence aldığı belirtilmişti.
Ancak İsrail’in Irak ve Suriye’de İran hareketlerini takip etme kararının uygulamaya dönük en belirgin adımı, Haziran ayı sonlarında Batı Kudüs’te İsrail, Rusya ve ABD’nin Güvenlik Konseyi Başkanlarını bir araya getiren 3’lü güvenlik toplantısında atıldı. O dönem toplantıyı değerlendiren batılı kaynaklar, söz konusu görüşmenin ABD Başkanı Donald Trump ve Rus lider Putin arasında yapılan ve Suriye ile Irak’ta İsrail’in güvenliğini sağlayacak önlemlerinin görüşüldüğü ikili zirvenin ete kemiğe bürünmesi şeklinde yorumlamışlardı. Aynı kaynaklar, Washington’un İsrail operasyonlarına Irak’taki ABD varlığı zarar görmeden İran’a azami ölçüde baskı uygulama politikası kapsamında yeşil ışık yaktığını ifade etmişlerdi.
İsrail uçakları yeniden Irak semalarında
Tüm bu gelişmelerin ardından İsrail saldırıları yeni bir boyut kazanarak Irak’ı da içine alarak genişletilmiş oldu.
19 Temmuz’da İsrail, 1980’lerin başında hedef aldığı nükleer reaktörden bu yana ilk kez Irak topraklarında bir bölgeyi bombaladı. İsrail söz konusu tarihte Irak’ın Selahaddin vilayetine bağlı Emirli kasabasının dışında yer alan Haşdi Şabi kontrolündeki 52. Tugay’ı hedef aldı. 28 Temmuz’da gelen ikinci saldırıda Diyali’deki Eşref Kampı bombalandı. Kampta İran’dan gelen füze ve balistik füzelerin imha edildiği bildirilmişti.
Kaynakların aktardığına göre, İran sınırına 80 kilometre uzaklıkta bulunan ve Bedir Tugayları’nın merkez karargâhı konumundaki Eşref Kampı’nda füzeler, tanklar ve ağır topçu bataryaları dâhil olmak üzere büyük askeri ekipmanların bulunduğu çok kollu bir yeraltı deposu bulunuyor.
Irak’a yönelik 19 ve 23 Temmuz saldırılarından sonra Suriye’nin Dera kentinde yer alan ve işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarındaki stratejik öneme sahip Hare Tepesi, İsrail tarafından üçüncü kez hedef alındı. Üst düzey bir batılı yetkili, saldırıyla ilgili olarak, “İran, Hare Tepesi’ni 13 yıldan bu yana bir üsse dönüştürdü. Tepe, geçtiğimiz yıllarda bölgesel ve uluslararası uzlaşması çerçevesinde Suriye hükümetinin kontrolüne geçmeden önce muhaliflerin hedefindeydi. Uzlaşıyla birlikte Suriye uyruklu olmayan İran destekli milisler ve muhalif gruplar Tepe’yi terk etmiş ve çatışmasızlık anlaşması aktif hale getirilerek Birleşmiş Milletler (BM) Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) birlikleri Rusya’nın gözetiminde Golan Tepeleri’nde konuşlanmıştı.
12 Ağustos’ta Bağdat’ın güneyinde Haşdi Şabi’ye ait cephanelikte bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Kaynaklar cephaneliğin F-35’lerle bombalanma ihtimaline dikkati çekerken, saldırının insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği bildirildi.
Irak’ın 'düşman uçak' hamlesi
16 Ağustos’ta Irak başbakanı Adil Abdulmehdi, daha önce benzeri görülmemiş bir adım atarak Irak ordusunun bilgisi doğrultusunda uçuş yapılması ve bunun dışında havalanan uçakların düşman olarak kabul edilmesini öngören bir kararname yayınladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), kararnameye yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Egemen Irak sınırları içerisinde misafiriz. ABD liderliğindeki Koalisyon, Başbakan’ın verdiği karar çerçevesinde Iraklı ortaklarımızdan aldığı bütün talimatlara derhal uydu” ifadelerini kullandı.
Irak hava sahasına getirilen sınırlamanın, F-35’leri tespit edebilecek nitelikte hava savunma sisteminin bulunmayışı ve Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK mevzilerine yönelik hava operasyonları nedeniyle uygulanmasının pek kolay olmayacağı görülüyor.
İsrail saldırılar konusunda sessiz
İsrail yönetimi Irak’taki saldırılarla ilgili bugüne kadar İsrail istihbarat servisine yakınlığıyla tanınan Debka File adlı internet sitesi üzerinden bilgi sızdırmakla yetindi. Ancak Netanyahu “sessizlik yaklaşımı” geleneğini bozarak, Irak’taki İran mevzilerinin ülkesi tarafından bombalandığının işaretlerini verdi.
The Times of İsrael'in aktardığına göre Netanyahu, Pazartesi günü yaptığı konuşmada, “Yahudi devleti ne zaman ve nerede ihtiyaç duyulursa askeri olarak hareket etmeye devam edecek” dedi.
Netanyahu, Kiev’deki basın toplantısında, Irak’ta bulunan askeri karargâhlara yönelik son saldırılara ilişkin, “İran hiçbir yerde dokunulmazlığa sahip değil. Gerektiği yerde onlara karşı hareket edeceğiz ve hâlihazırda bilfiil hareket ediyoruz” dedi.
Netanyahu’nun bu yöndeki açıklamaları, Eylül ayında seçimlere hazırlanan İsrail sokaklarındaki söylemlerin artmaya başladığı bir zamanda geldi. Netanyahu daha önceki seçimde de Suriye’deki İran mevzilerine yönelik saldırıları üstlenen açıklamalarda bulunmuştu.
İsrail’in güvenliğini koruma kapsamında yapılan ABD-Rusya uzlaşması artık Irak’ı da kapsıyor. Ancak şu soruların cevabı henüz verilmiş değil; Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus uçağının Akdeniz’de düşürülmesi nedeniyle Putin’e halen kızgınken, Suriye'de İran'a karşı kurulan Tel Aviv-Moskova işbirliği ne zamana kadar sürecek? Ayrıca Irak’ta konuşlanan ABD kuvvetlerine rağmen Washington’un yaktığı yeşil ışık ile Irak’taki İran mevzilerinin hedef alınması arasındaki denge ne zamana kadar korunabilecek?



Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan Kamışlı'da iki patlama meydana geldi

Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
TT

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kırsalında bulunan Kamışlı'da iki patlama meydana geldi

Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde meydana gelen bir bombalı saldırı. 11 Kasım 2019 (Arşiv -Reuters)

Suriye medyası, Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke kırsalındaki Kamışlı kentinde iki patlama meydana geldiğini bildirdi.

Suriye'deki yetkililer ve Kürt yetkililer dün yeni bir ateşkes ilan ederek Kürt güçlerinin hükümet kurumlarına entegre edilmesi konusunda daha fazla görüşmenin önünü açtı. Diğer yandan Washington, yıllarca destekledikleri DEAŞ'la mücadelede Kürtlerin rolünün sona erdiğini açıkladı.


Tunus'ta eşi benzeri görülmemiş yağışlar nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti

Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
TT

Tunus'ta eşi benzeri görülmemiş yağışlar nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti

Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)
Yağmur sularında yürümeye çalışan bir kadın (EPA)

Tunus'ta rekor seviyedeki yağışlar nedeniyle meydana gelen sellerde dört kişi hayatını kaybetti ve özellikle başkentte okullar eğitime ara vermek zorunda kaldı. Dün bir yetkili, bazı eyaletlerdeki durumun "çok zor" olduğunu ifade etti.

Tunus başkentinin yakınlarındaki bölgede bir adam, evindeki suyu kovayla boşaltıyor (AFP)Tunus başkentinin yakınlarındaki bölgede bir adam, evindeki suyu kovayla boşaltıyor (AFP)

Ulusal Meteoroloji Enstitüsü'nde tahminlerden sorumlu müdür Abdulrezak Rehal, "Ocak ayında Monastir (doğu-orta), Nabeul (kuzeydoğu) ve Büyük Tunus gibi bölgelerde olağanüstü miktarda yağış kaydettik" dedi.

Bu bölgelerde 1950'den beri benzer miktarlarda yağış kaydedilmediğini belirtti.

Sivil Koruma sözcüsü Halil el-Meşri, Monastır Valiliği'ne bağlı Moknine şehrinde dört kişinin öldüğünü açıkladı.

 Sosyal medyada, sokaklarda yükselen sel sularının görüntüleri yayıldı; çok sayıda aracın mahsur kaldığı ve su seviyesinin kapı girişlerine kadar ulaştığı görüldü.

Sivil savunma görevlileri, Tunus'ta arabasıyla mahsur kalan bir kişiye yardım ediyor (EPA)Sivil savunma görevlileri, Tunus'ta arabasıyla mahsur kalan bir kişiye yardım ediyor (EPA)

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Savunma Bakanlığı'ndan bir kaynak yaptığı açıklamada, Ulusal Afet Yardım Komitesi üyesi olan ordunun kurtarma operasyonlarına katıldığını söyledi.

Pazartesi akşamından itibaren başkent Tunus ve orta-doğu bölgesindeki diğer yerlerde şiddetli yağmur neredeyse aralıksız devam ediyor.

Yerel baro birliği, durum nedeniyle Büyük Tunus'taki mahkeme oturumlarının askıya alındığını duyurdu.

Yerel medya, yetkililerden alınan bilgilere dayanarak, başkent ve diğer bölgelerdeki okullarda da dersler askıya alındı. Toplu ve özel ulaşım ciddi şekilde aksadı ve bazı bölgelerde tamamen durdu.

 Yetkililer, hava koşulları nedeniyle ülkenin 24 ilinden 15'inde kamu ve özel okullar ile üniversitelerde bugün derslerin askıya alınacağını duyurdu.

Mervani'ye göre, Sayada şehrinde sadece birkaç saat içinde metre kareye 250 milimetre yağmur yağdı.

Ulusal Meteoroloji Enstitüsü yetkilisi Serhan Rehali'ye göre, Tunus'un banliyölerindeki turistik Sidi Bou Said bölgesinde ise 206 milimetre yağmur kaydedildi.

Enstitünün bir diğer yetkilisi Mahrez Gannuşi, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, bazı bölgelerdeki durumu "çok zor" olarak nitelendirdi.

Bu yağmurlar, Tunus'un son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle uzun süreli kuraklıklar yaşadığı ve barajlardaki su seviyelerinde önemli düşüşle karşılaştığı bir dönemde geldi.

Bu durum, özellikle tarım sektörü ve içme suyu kaynaklarını etkileyen ciddi su baskısına yol açtı; özellikle yaz aylarında birçok bölgede su kısıtlamaları ve hatta kesintileri yaşandı.

Komşu Cezayir'de ise birçok bölgede şiddetli yağmur ve sel yaşandı.

Sivil koruma yetkilileri, Cezayir'in batısındaki Relizane vilayetinde selde ölen altmışlı yaşlarında bir adamın cesedinin bulunduğunu açıkladı.


Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti
TT

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam, SDG'ye 4 günlük süre verdi... ve Washington, Kürtlerin DEAŞ ile mücadeledeki misyonunun sona erdiğini ilan etti

Şam ve Suriye'deki Kürt yetkililer, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin bir anlaşmanın tamamlanmasının ön adımı olarak yeni bir ateşkes ilan ederken, Washington, yıllarca destekledikleri DEAŞ ile mücadelede Kürtlerin rolünün sona erdiğini söyledi.

Şam'ın yeni bir anlaşmaya varıldığını ve Kürtlere bunun uygulanması konusunda anlaşmaları için dört günlük bir süre tanındığını duyurması, son yıllarda Suriye topraklarının yaklaşık dörtte birini kontrol eden Kürt güçlerinin, ülkenin kuzeydoğusundaki son kaleleri olan Haseke vilayetinde Kürtlerin çoğunlukta olduğu şehir ve köylere çekilmesinin sonrasında geldi.

Suriye ordusu daha önce, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte El-Hol kampı bölgesine girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurmuştu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili dün, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.