İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
TT

İsrail'in güvenliği: ABD ve Rusya uzlaştı, Irak ve Suriye'de İran mevzileri ateş çemberinde

Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)
Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında patlama sonrası dumanların yükseldi (Irak News)

İsrail’in güvenliğini koruma çabaları kapsamında ABD ve Rusya’nın da uzlaşısıyla geçtiğimiz haftalarda Irak’ta bulunan İran cephaneliklerinin İsrail tarafından 3 kez bombalandığı açıklandı.
Bağdat’tan dün gelen haberlere göre, Selahaddin vilayetinde yer alan Beled Askeri Hava Üssü yakınındaki Haşdi Şabi karargâhında ‘kim tarafından düzenlendiği bilinmeyen bir patlama’ meydana geldi.
İsrail geçtiğimiz yılın ortalarından bu yana İran’ın Suriye’deki askeri karargâhlarının yanı sıra Irak’taki cephanelikleri onlarca kez hedef aldı. Şarku’l Avsat’a konuşan batılı diplomatik kaynaklara göre, bu saldırıların ilki Haziran 2018’de İsrail’in Suriye’nin doğusunda ve Irak sınırı yakınlarında İran’a ait bir karargâhı bombalamasıyla başladı.
Avrupa ülkeleri geçen yıl “İsrail’in Irak ve Suriye’de İran faaliyetlerinin takibini genişletme konusundaki siyasi kararını” duyurmuştu. Ancak bunun önünde 3 engel bulunuyordu. Birincisi, Washington, bu durumun Irak’taki ABD varlığını, DEAŞ’a karşı verilen mücadeleyi ve Irak siyasetinin geleceğini etkilemesinden endişe ediyordu. İkinci sebep, geçen yıl Eylül ayında İsrail’in Suriye’nin batısında düzenlediği saldırıda Suriye’deki hava savunma füzelerinin Rus uçağı düşürmesiyle Moskova ve Tel Aviv hattında yaşanan gerginlikti. Üçüncüsü ise askeri yetenekler ve F-35 savaş uçaklarının hazır olma durumu ile bağlantılıydı.
F-35 meselesi ve Rusya gerilimi
2019’un ortalarına geldiğimizde ise İsrail’in İran konusundaki siyasi kararını hayata geçirmeye başladığını görüyoruz. İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin geçtiğimiz Mayıs ayında, Suriye toprakları üzerinde yer alan ve İran’a ait olduğu söylenen mevzilerin bombalanmasından birkaç hafta sonra yaptığı açıklamada, İsrail’in F-35 savaş uçaklarını üreticisi ABD’den sonra operasyonda kullanan ilk ülke olduğunu söylemişti. Norkin, o dönemki açıklamasında, “F-35 savaş uçakları Ortadoğu’nun her yerinde uçuyor. F-35'leri operasyonel saldırıda kullanan ilk ülkeyiz” ifadesini kullanmıştı.
Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Akdeniz üzerinde düşürülen Rus uçağının neden olduğu gerginliği gidermek amacıyla Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme gerçekleştirmişti. Konuyla ilgili yapılan haberlerde, ikilinin Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasında sıcak hattın aktifleştirilmesi yoluyla Suriye’de ortak askeri işbirliği üzerinde uzlaştığı ayrıca İsrail’in de Rus uçağının düşürülmesi sonrasında Suriye’ye takviye edilen S-300 hava savunma sistemlerinin kendisine karşı kullanılmaması konusunda Rus liderden güvence aldığı belirtilmişti.
Ancak İsrail’in Irak ve Suriye’de İran hareketlerini takip etme kararının uygulamaya dönük en belirgin adımı, Haziran ayı sonlarında Batı Kudüs’te İsrail, Rusya ve ABD’nin Güvenlik Konseyi Başkanlarını bir araya getiren 3’lü güvenlik toplantısında atıldı. O dönem toplantıyı değerlendiren batılı kaynaklar, söz konusu görüşmenin ABD Başkanı Donald Trump ve Rus lider Putin arasında yapılan ve Suriye ile Irak’ta İsrail’in güvenliğini sağlayacak önlemlerinin görüşüldüğü ikili zirvenin ete kemiğe bürünmesi şeklinde yorumlamışlardı. Aynı kaynaklar, Washington’un İsrail operasyonlarına Irak’taki ABD varlığı zarar görmeden İran’a azami ölçüde baskı uygulama politikası kapsamında yeşil ışık yaktığını ifade etmişlerdi.
İsrail uçakları yeniden Irak semalarında
Tüm bu gelişmelerin ardından İsrail saldırıları yeni bir boyut kazanarak Irak’ı da içine alarak genişletilmiş oldu.
19 Temmuz’da İsrail, 1980’lerin başında hedef aldığı nükleer reaktörden bu yana ilk kez Irak topraklarında bir bölgeyi bombaladı. İsrail söz konusu tarihte Irak’ın Selahaddin vilayetine bağlı Emirli kasabasının dışında yer alan Haşdi Şabi kontrolündeki 52. Tugay’ı hedef aldı. 28 Temmuz’da gelen ikinci saldırıda Diyali’deki Eşref Kampı bombalandı. Kampta İran’dan gelen füze ve balistik füzelerin imha edildiği bildirilmişti.
Kaynakların aktardığına göre, İran sınırına 80 kilometre uzaklıkta bulunan ve Bedir Tugayları’nın merkez karargâhı konumundaki Eşref Kampı’nda füzeler, tanklar ve ağır topçu bataryaları dâhil olmak üzere büyük askeri ekipmanların bulunduğu çok kollu bir yeraltı deposu bulunuyor.
Irak’a yönelik 19 ve 23 Temmuz saldırılarından sonra Suriye’nin Dera kentinde yer alan ve işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarındaki stratejik öneme sahip Hare Tepesi, İsrail tarafından üçüncü kez hedef alındı. Üst düzey bir batılı yetkili, saldırıyla ilgili olarak, “İran, Hare Tepesi’ni 13 yıldan bu yana bir üsse dönüştürdü. Tepe, geçtiğimiz yıllarda bölgesel ve uluslararası uzlaşması çerçevesinde Suriye hükümetinin kontrolüne geçmeden önce muhaliflerin hedefindeydi. Uzlaşıyla birlikte Suriye uyruklu olmayan İran destekli milisler ve muhalif gruplar Tepe’yi terk etmiş ve çatışmasızlık anlaşması aktif hale getirilerek Birleşmiş Milletler (BM) Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) birlikleri Rusya’nın gözetiminde Golan Tepeleri’nde konuşlanmıştı.
12 Ağustos’ta Bağdat’ın güneyinde Haşdi Şabi’ye ait cephanelikte bilinmeyen bir nedenle patlama meydana geldi. Kaynaklar cephaneliğin F-35’lerle bombalanma ihtimaline dikkati çekerken, saldırının insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği bildirildi.
Irak’ın 'düşman uçak' hamlesi
16 Ağustos’ta Irak başbakanı Adil Abdulmehdi, daha önce benzeri görülmemiş bir adım atarak Irak ordusunun bilgisi doğrultusunda uçuş yapılması ve bunun dışında havalanan uçakların düşman olarak kabul edilmesini öngören bir kararname yayınladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), kararnameye yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Egemen Irak sınırları içerisinde misafiriz. ABD liderliğindeki Koalisyon, Başbakan’ın verdiği karar çerçevesinde Iraklı ortaklarımızdan aldığı bütün talimatlara derhal uydu” ifadelerini kullandı.
Irak hava sahasına getirilen sınırlamanın, F-35’leri tespit edebilecek nitelikte hava savunma sisteminin bulunmayışı ve Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK mevzilerine yönelik hava operasyonları nedeniyle uygulanmasının pek kolay olmayacağı görülüyor.
İsrail saldırılar konusunda sessiz
İsrail yönetimi Irak’taki saldırılarla ilgili bugüne kadar İsrail istihbarat servisine yakınlığıyla tanınan Debka File adlı internet sitesi üzerinden bilgi sızdırmakla yetindi. Ancak Netanyahu “sessizlik yaklaşımı” geleneğini bozarak, Irak’taki İran mevzilerinin ülkesi tarafından bombalandığının işaretlerini verdi.
The Times of İsrael'in aktardığına göre Netanyahu, Pazartesi günü yaptığı konuşmada, “Yahudi devleti ne zaman ve nerede ihtiyaç duyulursa askeri olarak hareket etmeye devam edecek” dedi.
Netanyahu, Kiev’deki basın toplantısında, Irak’ta bulunan askeri karargâhlara yönelik son saldırılara ilişkin, “İran hiçbir yerde dokunulmazlığa sahip değil. Gerektiği yerde onlara karşı hareket edeceğiz ve hâlihazırda bilfiil hareket ediyoruz” dedi.
Netanyahu’nun bu yöndeki açıklamaları, Eylül ayında seçimlere hazırlanan İsrail sokaklarındaki söylemlerin artmaya başladığı bir zamanda geldi. Netanyahu daha önceki seçimde de Suriye’deki İran mevzilerine yönelik saldırıları üstlenen açıklamalarda bulunmuştu.
İsrail’in güvenliğini koruma kapsamında yapılan ABD-Rusya uzlaşması artık Irak’ı da kapsıyor. Ancak şu soruların cevabı henüz verilmiş değil; Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus uçağının Akdeniz’de düşürülmesi nedeniyle Putin’e halen kızgınken, Suriye'de İran'a karşı kurulan Tel Aviv-Moskova işbirliği ne zamana kadar sürecek? Ayrıca Irak’ta konuşlanan ABD kuvvetlerine rağmen Washington’un yaktığı yeşil ışık ile Irak’taki İran mevzilerinin hedef alınması arasındaki denge ne zamana kadar korunabilecek?



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.