Son 6 yılda 12 Arap ülkesine yapılan toplam yabancı yatırım hacmi 203 milyar dolar oldu

Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
TT

Son 6 yılda 12 Arap ülkesine yapılan toplam yabancı yatırım hacmi 203 milyar dolar oldu

Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)
Mısır’daki ekonomik reformlar, onu Afrika'da en fazla yabancı yatırım çeken ülkesi yaptı (Husam Ali - İndependent Arabia)

12 Arap ve Körfez ülkesi, son 6 yılda yaklaşık 203 milyar dolar hacminde doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY) çekti.
Washington Post son raporunda, “Küresel ekonomik büyümedeki mevcut yavaşlama, Almanya, İngiltere, İtalya, Meksika, Brezilya, Arjantin, Singapur, Güney Kore ve son olarak da Rusya'nın başını çektiği 9 büyük ekonomi üzerinde olumsuz etki yarattı” ifadeleri yer aldı.
Buna karşın Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Konferansı Örgütü (UNCTAD) 2019 Dünya Yabancı Yatırım Raporu, 12 Arap ve Körfez ülkesinin, 2013'ten geçen yılın sonuna kadar toplam 202.955 milyar dolarlık DYY çekmeyi başardığını kaydetti.
Afrika'nın DYY çekmeyi başardığına dikkati çeken rapor, kıtadaki yatırım akışlarının 2018'de bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 artarak yaklaşık 46 milyar dolara yükseldiğini aktardı.
BAE, 59 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekti
DYY çeken Arap, Asya ve Afrika ülkelerinin başında gelen BAE, 2013 yılından geçtiğimiz yıl yaklaşık 59.732 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekmeyi başardı.
Rapora göre BAE, 2013 yılında 9.765 milyar doları bulan yabancı yatırım hacmini 2018 yılının sonunda 10.385 milyar dolara çıkardı.
BAE,  2014 yılında ise yaklaşık 11.072 milyar dolarlık yabancı yatırım çekerken 2015 yılında 8.551 milyar dolar, 2016 yılında 9.605 milyar dolar ve 2017'de 10.354 milyar dolar hacminde yabancı yatırım çekti.
38 milyar dolarlık DYY, Mısır’ı Afrika’nın zirvesine taşıdı
Listenin ikinci sırasında ise Afrika kıtasının DYY çeken ülkeleri arasında zirveye oturan Mısır geliyor. Mısır, 2013'ten 2018'in sonuna kadar 6 yıllık süreçte yaklaşık 38.098 milyar dolarlık DYY çekmeyi başardı.
Mısır’a yapılan yatırımın, Mısır Yatırım ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından alınan genel tedbirlerin yanı sıra Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yönetilen uluslararası kurumların denetiminde Mısır hükümetince uygulanan ekonomik reformlar sayesinde gerçekleştiğini söylemekte fayda var.
Mısır’ın çektiği yabancı yatırım hacmi 2013 yılında 4.256 milyar dolar, 2014 yılında 4.612 milyar dolar, 2015 yılında 6.925 milyar dolar, 2016 yılında 8.107 milyar dolar, 2017 yılında 7.409 milyar dolar ve 2018’de 6.789 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Suudi Arabistan’a 37 milyar dolarlık DYY
Söz konusu listenin üçüncü sırasında gelen Suudi Arabistan, son 6 yıl içinde en fazla yabancı yatırım çeken üçüncü Arap ülkesi oldu. 2013’ten geçtiğimiz yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’a yapılan yabancı yatırım hacmi 37.099 milyar dolara ulaştı.
Suudi Arabistan, ekonomisini yalnızca petrole bağımlı kalmaktan kurtarmak ve turizm, emlak ve madencilik gibi diğer zenginliklerinden yararlanmak isterken DYY çekmek için çabalıyor.
UNCTAD raporuna göre Suudi Arabistan, geçtiğimiz yıl 1.419 milyar dolarlık DYY çekerken 2017’de 3.209 milyar dolar, 2016 yılında 7.452 milyar dolar, 2015’te 8.141 milyar dolar, 2014’te 8.012 milyar dolar ve 2013 yılında 8.865 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardı.
Lübnan’a 15 milyar dolarlık DYY
UNCTAD rakamları, Lübnan’ın yaklaşık 15.653 milyar dolar tutarında DYY çekmeyi başardığına işaret etti. Rapora göre Lübnan, 2013 yılında 2.661 milyar dolarlık yabancı yatırım çekerken, 2014 yılında 2.863 milyar dolar, 2015’te ise 2.159 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardı. Rapor ayrıca Lübnan’a yapılan yabancı yatırım hacminin 2016 yılında yaklaşık 2.568 milyar dolara yükseldiğini, 2017 yılında 2.522 milyar dolar ve 2018 sonunda ise 2.880 milyar dolarlık DYY çektiğini kaydetti.
Ürdün ise yabancı yatırımlardan son 6 yılda 9,8 milyar dolarlık pay aldı
Raporda, Ürdün'deki DYY hacminin son 6 yılda yaklaşık 9.8 milyar dolar olduğuna dikkat çekildi.
Ürdün, turizm sektöründen yararlanarak ve yerel pazar açarak işadamlarını bilişim teknolojisine yatırım yapmaya çekerek Arap ülkelerinin bu alandaki deneyimlerinden faydalanmak istiyor.
Ürdün’ün en yüksek DYY çektiği ikinci yıl olan 2014’teki 2.030 milyar dolarlık hacme kıyasla 2017 yılında 2.178 milyar dolarlık yabancı yatırım çekmeyi başardığına işaret edilen raporda 2013 yılında 1.947 milyar dolar, 2015 yılında yaklaşık 1.600 milyar dolar ve 2016’da yaklaşık 1.553 milyar dolarlık DYY çektiği belirtildi. Rapora göre Ürdün'e yapılan DYY, 2018 sonunda 950 milyon dolara geriledi.
Bahreyn’e 1.5 milyar dolarlık yabancı yatırım
UNCTAD raporu, Bahreyn’in 2015 ve 2016 yıllarında düşen DYY hacminin yeniden toparlandığına işaret etti. Rapora göre Bahreyn, 2017 yılında 1.426 milyar DYY çekerken 2018 yılında da 1.515 milyar dolarlık yabancı yatırım çekti.
Bahreyn'e yapılan DYY’nin 2015 ve 2016 yılları arasında önemli ölçüde azaldığına işaret eden rapor, sırasıyla 65 milyon dolar ve 243 milyon dolar olan DYY hacminin 2014 yılında 1.519 milyar dolara ulaştığını belirtti. Bahreyn, 2013 yılında ise en yüksek DYY hacmini kaydederek 3.729 milyar dolar çekti.
Kuveyt sadece 346 milyon dolarlık DYY çekebildi
Raporda, Kuveyt'e geçtiğimiz yılın sonunda yapılan DYY hacminin, 2013 yılında kaydedilen 1.434 milyar dolarlık hacme kıyasla yaklaşık 346 milyon dolara gerilediği belirtildi.
Kuveyt’in, 2014 yılında doğrudan yabancı yatırımda yaklaşık 953 milyon dolar topladığına işaret eden rapor, 2015'ten 2018'in sonuna kadar DYY hacminde düşüş yaşandığının altını çizdi. Kuveyt’e 2015 yılında yapılan DYY girişi ise yalnızca 311 milyon dolar olarak gerçekleşirken 2016'da 419 milyon dolara yükseldi. Ardından 2017 yılının sonunda yaklaşık 348 milyon dolara gerileyen DYY hacmi, 2018'in sonuna kadar daha da düştü.
UNCTAD, Cezayir'in son 6 yılda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının toplamda sadece 7.6 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, Libya’nın ise sadece 702 milyon dolarlık yabancı yatırım çekebildiğini belirtti. Bununla birlikte UNCTAD’a göre Fas, 18.5 milyar dolarlık DYY çekerken Sudan 8 milyar dolar, Tunus ise 6 milyar dolarlık DYY çekebildi.
Irak 36 milyar dolarlık DYY hacmini kaybetti
Tüm bu iyi gelişmelere karşın rapor, Irak’ın siyaset ve güvenlik alanlarındaki istikrarsızlığının yanı sıra DEAŞ ve diğer terörist unsurlarla devam eden mücadelenin bir sonucu olarak 2013'ten 2018'in sonuna kadar yaklaşık 36 milyar dolarlık DYY hacmini kaybettiğini belirtti.
Irak ekonomisinde, bölgedeki güvenlik ve siyaset alanlarındaki huzursuzluk ve savaşlar nedeniyle son yıllarda sert bir şekilde gerileme yaşandı.
UNCTAD raporuna göre Irak, 2017 yılında 5.032 milyar dolar, 2018 yılında ise 4.885 milyar dolarlık DYY hacmini kaybetti.
Ayrıca 2016 yılında 7.556 milyar dolar, 2016 yılında ise 6.256 milyar dolarlık yabancı yatırımdan mahrum kaldı.
Irak,  yaklaşık 10.176 milyar dolarlık DYY hacmiyle 6 yıllık süreçte en büyük kaybı 2014 yılında yaşadı. Ayrıca 2013 yılında 2.335 milyar dolarlık DYY hacmi kaybetti.



Altın 5 bin dolar barajını aşarak yeni bir para sistemi oluşturuyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
TT

Altın 5 bin dolar barajını aşarak yeni bir para sistemi oluşturuyor

Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın kaplumbağalar (AFP)

Tarihi bir ana tanıklık eden küresel piyasalarda altın, bugün ons başına 5 bin dolar seviyesini aşarak yeni bir rekor kırdı. Söz konusu yükseliş, geçici bir sıçramadan ziyade, sarı metalin son yılların en güçlü performansını sergilediği 2025 yılının devamı niteliği taşıyor. Altının değeri bu dönemde yüzde 64 oranında artış kaydetti. 2026’nın başında jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte altın, yalnızca bir tasarruf aracı olmaktan çıkarak, yatırımcılar ve merkez bankaları açısından stratejik bir gereklilik haline geldi.

Fiyat patlaması motorları

Altındaki yükselişi, çalkantılı siyasi ortamdan bağımsız değerlendirmek mümkün değil. ABD Başkanı Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu gümrük tarifesi politikaları, döviz piyasalarını sarsan küresel bir ticaret savaşının fitilini ateşledi. 2026 yılının başında Venezuela ve Grönland gibi dosyalara ilişkin sert açıklamalar ve beklenmedik siyasi hamleler de gerilimi artırarak, yatırımcıları dolar dalgalanmaları ve siyasi risklere karşı korunmak amacıyla altına yöneltti.

dert45
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında bir çalışan altın külçelerini sergiliyor. (AFP)

Buna ek olarak, para politikası da belirleyici bir rol oynuyor. ABD’de faiz oranlarının düşürüleceğine yönelik beklentiler, sabit getiri sağlamayan altın elde tutmanın ‘fırsat maliyetini’ azaltıyor ve bu durum, altını tahvillere kıyasla daha cazip hale getiriyor.

‘Altın ateşi’ ulusal hazineleri kasıp kavuruyor

2026 yılı itibarıyla altın, bireyler için yalnızca enflasyona karşı bir korunma aracı olmanın ötesine geçerek, dünya genelindeki merkez bankalarının ulusal güvenlik stratejilerinde temel bir unsur haline geldi. Bu köklü dönüşüm, özellikle doların ticari anlaşmazlıklar ve siyasi yaptırımlarda giderek daha fazla bir araç olarak kullanılmasıyla birlikte, ABD dolarına tek rezerv para olarak bağımlılığı azaltmaya yönelik artan uluslararası eğilimi yansıtıyor.

Çin: Dolarsızlaşma politikası

Küresel sahnede Çin, en kararlı alıcı olarak öne çıkıyor; ülke, altın rezervlerini 14. ay üst üste artırmayı sürdürdü. Aralık ayı sonunda sahip olduğu 74,15 milyon ons altın, Pekin’in para birimi yuanı güvence altına alma ve Batı finans sistemine maruz kalma riskini azaltma konusundaki uzun vadeli vizyonunu yansıtıyor. Rekor seviyelerdeki fiyatlara rağmen süren bu alımlar, piyasalara güçlü bir mesaj gönderiyor: Çin, altını ‘son güvenli liman’ olarak görüyor; altın ne dondurulabiliyor ne de el konulabiliyor.

Polonya: Doğu Avrupa'da finansal egemenlik hedefi

Euro Bölgesi içinde dikkat çekici bir hamleyle Polonya, altın piyasasında önemli bir stratejik oyuncu olarak ortaya çıktı. Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski, rezervleri 700 tona çıkarma planını açıkladı; bu, ülkenin 2025 sonunda yalnızca 550 ton altına sahip olması dikkate alındığında önemli bir artış anlamına geliyor. Polonya’nın bu hamlesi, ülkenin mali itibarını güçlendirmeyi ve Avrupa’yı sarsan jeopolitik dalgalanmalara karşı ekonomisini korumayı hedefliyor. Bu adım, Polonya’yı bölgedeki en büyük altın sahiplerinden biri konumuna getiriyor.

Gelişmekte olan piyasalar: Küresel dalgalanmalara karşı bir kalkan

Gelişmekte olan piyasalar da bu yarışın dışında kalmadı; geçen yılın ilk 11 ayında merkez bankalarının net altın alımlarının 297 tonla ana itici güç olduğu görüldü. Bu ülkeler için altın, doların değer kaybetmesi veya Amerikan piyasalarında dalgalanma yaşanması durumunda yerel para birimlerini koruyan bir ‘koruyucu kalkan’ niteliği taşıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankalarının altına yönelimi, mevcut para sistemine duyulan kolektif güvensizliği ve büyük kriz dönemlerinde istikrar sağlayacak somut varlık arayışını yansıtıyor.

gty6
Seul'deki Kore Altın Borsası mağazasında sergilenen altın takılar (AFP)

Dünya Altın Konseyi’nin anketleri, bu talep patikasının geçici olmadığını gösteriyor. Fiyatlar 5 bin doları aşmış olmasına rağmen, daha fazla merkez bankasının önümüzdeki yıl rezervlerini artırmayı planladığı bildiriliyor. Bu merkez bankaları arasındaki yaygın uzlaşı, altının tek bir devletin kontrolüne tabi olmayan küresel bir para birimi olarak konumunu güçlendiriyor; böylece güçlü talebin devamı sağlanıyor ve bugün gördüğümüz rekor fiyat seviyeleri destekleniyor.

Dünya altına nasıl yatırım yapıyor?

Altına yatırım yöntemleri şöyle özetlenebilir:

1. Spot ve vadeli piyasalar: Londra, bankalar ve büyük kurumlar arasında spot işlemlerde en etkili merkez olarak öne çıkıyor. Vadeli işlemler piyasasında ise New York’taki COMEX borsası lider konumda, onu Şanghay ve Japonya’daki TOCOM takip ediyor. Bu piyasalar, yatırımcılara gelecekteki tarihler için alım fiyatlarını sabitleme imkânı sunuyor.

2. Borsa yatırım fonları (ETF’ler): 2025 yılında borsa yatırım fonlarına rekor düzeyde, 89 milyar dolarlık giriş oldu; bu akımda Kuzey Amerika fonları başı çekti. Bu fonlar, yatırımcılara altını fiilen depolamak zorunda kalmadan fiyat hareketlerinden faydalanma olanağı sağlıyor.

3. Külçeler ve altın paralar: Dünyanın en büyük tüketicileri Çin ve Hindistan’da, tüketiciler takı alışından külçe ve altın paraya yönelmeye başladı. Bunun temel nedenleri, takı üretimindeki yüksek işçilik maliyetlerinden kaçınmak ve para birimlerindeki dalgalanma ortamında fiziksel varlıklara sahip olma isteği olarak öne çıkıyor.

2026 için tahminler

Bu yılın başından itibaren altının yüzde 18 değer kazanmasıyla birlikte, analistler piyasanın hareketinde finansal politikalar ve ticari gerilimler arasındaki koordinasyonun belirleyici olmaya devam edeceğini belirtiyor. Altın artık yalnızca arz ve talebe bağlı olarak hareket etmiyor; küresel ‘belirsizlik’ unsuru onu, ticaret savaşlarının sürmesi ve ülkelerin rezervlerini geleneksel para birimlerinden uzaklaştırma yönündeki adımlarının devam etmesi durumunda, yeni yükselişler için en güçlü aday haline getiriyor.


Yaptırım etkisi: “İran Merkez Bankası, kripto paraya yöneldi”

İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
TT

Yaptırım etkisi: “İran Merkez Bankası, kripto paraya yöneldi”

İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)
İran Merkez Bankası'ndan kripto para işlemlerine dair henüz bir açıklama yayımlanmadı (AFP)

ABD yaptırımları altında ekonomik güçlük çeken İran Merkez Bankası kripto paraya yöneldi.

Kripto para analizi şirketi Elliptic'in araştırmasına göre, İran Merkez Bankası'nın kontrolündeki hesaplarda 507 milyon dolar değerinde Tether var.

Raporda, Merkez Bankası'nın finansal teknoloji şirketi Tether'in dolara endeksli stabil kripto para birimini "sistemli şekilde biriktirdiği" ifade ediliyor.

Bunun, kripto para ticareti yapmak veya İran riyalini desteklemek amacıyla "küresel bankacılık sistemini atlatmak için sofistike bir strateji" olduğu belirtiliyor.

Şirketin incelemesine göre kripto para biriktirilen 50 hesap "çok büyük ihtimalle" İran Merkez Bankası'nın kontrolünde.

İran'ın "yaptırımlara dayanıklı" bir bankacılık mekanizması kurmak istediği belirtiliyor. Kripto parayı "kayıtdışı euro-dolar hesapları" gibi kullanan Tahran yönetiminin, ABD doları karşısında değer kaybetmeyen bir "gölge finansal sistem" oluşturarak bunu Washington'ın erişimi dışında tutmayı hedeflediği savunuluyor.

Guardian'ın analizinde, ABD ve Birleşmiş Milletler'in uyguladığı yaptırımlar nedeniyle İran'da ticaretin, döviz işlemlerinin ve bankada hesap açmanın zorlaştığı, bu nedenle Tahran yönetiminin Tether'e yöneldiği yazılıyor.

Stabil kripto paralara artan taleple Tether'in USDT'si de büyük değer kazanmış, şirket 2024'te 13 milyar dolar kâr elde ettiğini duyurmuştu. Bu yıllık kazanç, McDonald's'ın kârının bir buçuk katına denk geliyor.

Diğer yandan İsrail yönetimi, İran Devrim Muhafızları'na bağlı olduğunu öne sürdüğü 1,5 milyar dolar değerinde 187 kripto cüzdanına el konduğunu geçen yıl eylülde duyurmuştu. Bu cüzdanlardan yapılan işlemlerin "terör suçlarında kullanıldığı" iddia edilmişti.

Tether, İsrail'in tespit ettiği şüpheli hesapları dondurmuştu. Ancak Guardian'ın aktardığına göre İran Merkez Bankası'nın işlettiği savunulan hesapların çoğu halen aktif.

Kripto para şirketinin açıklamasında, Tahran yönetiminin Tether kullanımına dair sorular yanıtlanmazken, "Finansal ürünlerimizin suç amaçlı kullanımına karşı sıfır tolerans politikası uygulanmaktadır" dendi.

İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 4 bin 519 kişi hayatını kaybederken, 26 bin 314 kişi de gözaltına alındı.

Financial Times'ın aktardığına göre Tahran yönetimi, muhaliflere yönelik baskıları yoğunlaştırarak mülklere ve işletmelere el koymaya başladı.

Tahran Başsavcılığı'ndan salı günü yapılan açıklamada, 15 sporcu ve oyuncuya eylemlere destek verdikleri gerekçesiyle dava açıldığı bildirildi. Ayrıca İran'da oyuncuların kurduğu "Sinema Evi" tarafından yayımlanan muhalif bildiriye imza atan 10 kişi hakkında da yasal işlem başlatıldı.

Bu kişilere ait bazı mülklere el konduğu, bunların protestolarda kamu mallarına verilen zararın tazmini için kullanılacağı aktarıldı.

İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim de ülkede tanınmış bir kafe zincirinin sahibi Muhammed Saedinia'nın gözaltına alındığını ve tüm mülklerine el konduğunu yazdı.

Independent Türkçe, Guardian, Financial Times


Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu (Infra), fonun portföyündeki şirketlerden biri olan HUMAIN ile stratejik finansman için 1,2 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir çerçeve anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma, ülkedeki yapay zekâ ve dijital altyapı projelerinin genişletilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Fonun CEO’su İsmail bin Muhammed es-Sellum, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu adımın ‘fonun, hızlı talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir devamı’ olduğunu belirterek, “gelişmiş altyapının, Vizyon 2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde temel bir şart” olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mayıs’ta HUMAIN’i yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile sektör ekosistemine yatırım yapmak amacıyla kurmuştu.

fde
Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu CEO'su İsmail bin Muhammed es-Sellum (Şarku’l Avsat)

HUMAIN tarafından yayımlanan resmî açıklamaya göre anlaşma, şirketin yapay zekâ veri merkezlerini geliştirmek için bağlayıcı olmayan finansman şartlarını belirliyor. Proje kapsamında, ileri düzey grafik işlem birimleri kullanılarak yapay zekâ modellerinin eğitimi ve uygulanmasına hizmet edecek, toplam kapasitesi 250 megavat olan ultra ölçekli veri merkezleri kurulacak ve bu merkezler hem yerel hem bölgesel hem de küresel müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak.

Açıklamada, Infra ve HUMAIN’in, yapay zekâ veri merkezlerine yatırım yapacak bir platform oluşturmayı da araştırmayı kabul ettiği belirtildi. Platform, iki tarafın merkezinde yapılandırılacak ve kurumsal yatırımcıların katılımına imkân sağlayacak; bu adım, HUMAIN’in sektördeki stratejisini genişletme hedefini destekleyecek.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin’in açıklamasına göre, “İleri düzey hesaplama kapasitesine talep giderek artıyor ve bu anlaşma, şirketi hızlı ve geniş çapta yanıt verebilecek konuma taşıyor.” Emin, amaçlarının, şirketlerin artan karmaşık hesaplama ihtiyaçlarını karşılayabilecek dünya standartlarında yapay zekâ veri merkezleri altyapısı sunmak olduğunu ifade etti.

Finansman açığını kapatmak

Sellum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Ulusal Altyapı Fonu’nun rolünü, stratejik etkiye sahip bazı altyapı projelerinin karşılaşabileceği finansman ve yapısal boşlukları doldurmak olarak tanımladı. Bu rol, ticari finansmanın tek başına ihtiyaçları karşılamaya yetmediği aşamalarda öne çıkıyor. Sellum, fonun rolünün projelere doğrudan finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, asıl amacının bu projeleri yatırım yapılabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği güçlendirirken doğrudan devlet finansmanına olan bağımlılığı da azaltıyor.

Altyapı varlıklarının kapsamının genişletilmesi

Sellum, HUMAIN ile yapılan çerçeve anlaşmasını, fonun hızla talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir uzantısı olarak nitelendirdi. Özellikle dijital altyapı ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanda yer alıyor.

Sellum’a göre bu tür varlıklar, ‘yüksek ve uzun vadeli sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan, ayrıca genellikle geleneksel finansman koşulları tamamlanmadan önce erken aşamalarda finansman gerektiren’ özellikler taşıyor.

Bu bakış açısıyla, fonun bu aşamadaki müdahalesi, ‘pazar olgunluğunu artırmak, uygun finansal yapıyı belirlemek ve kurumsal yatırımcıların daha geniş ve sürdürülebilir katılımını sağlamak’ amacını taşıyor.

Kapsamlı yaklaşım

Bu adımın yapay zekâ sektörüne özel bir odaklanmayı mı işaret ettiği sorusuna yanıt olarak Sellum, fonun belirli sektörleri hedeflemediğini, aksine altyapı projelerinin ekonomik büyümeyi destekleme ve güçlendirme etkisine odaklandığını söyledi. Sellum, “Bugün yapay zekâ, enerji, su, iletişim ve veri merkezlerini kapsayan birbirine bağlı bir altyapı ekosistemine dayanıyor. Bu projeler sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada ve yatırımları çekmede kritik bir unsur haline geldiğinde, fonun müdahalesi de rolünün doğal bir uzantısı oluyor” dedi.

Esnek finansman çözümleri

Geleneksel ticari finansmanla kıyaslandığında Sellum, fonun sağladığı katma değerin, yatırım yapılan varlığın doğasına uygun bir finansman yapısı sunmak olduğunu vurguladı. Sellum, “Yeni altyapı projelerinde ya da operasyonel ve finansal modellerinde dönüşüm geçiren projelerde, riskler dengesiz veya getiriler uzun vadeli olabilir; bu durum geleneksel ticari finansman şartlarıyla uyumlu değildir. Bu bağlamda fon, özel sektörün katılımını teşvik eden, riskleri hafifleten ve projelerin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen esnek finansman çözümleri sunar; hem piyasa dengesini bozmaz hem de ticari finansmanı ikame etmez” dedi.

Yapay zekâ veri merkezleri için yatırım platformu

Sellum, yapay zekâ veri merkezleri için bir yatırım platformu oluşturma çalışmasının, ‘fonun bu tür varlıkları ayrı projeler olarak değil, entegre bir çerçevede ele alma yönelimini yansıttığını’ belirtti. Buna ek olarak, bu yaklaşımın “varlıkları bir araya getirmeyi, standartları tekleştirmeyi ve kurumsal yatırımcılardan uzun vadeli sermaye çekmeyi mümkün kılan, tekrarlanabilir ve ölçeklendirilebilir bir model inşa etmeyi amaçladığını; bu sayede finansmanın verimliliği ve yatırımın sürdürülebilirliği artırılmış olur” dedi.

Finansal sürdürülebilirlik ve özel sektör katılımı

Daha geniş bir çerçevede Sellum bu yaklaşımı Vizyon 2030 hedefleriyle ilişkilendiriyor. Ona göre, “ilerlemiş altyapının geliştirilmesi, dijital altyapı da dahil olmak üzere, bu hedeflerin gerçekleşmesi için temel bir şart.” Bu bağlamda, fonun rolü, bu altyapının finansal olarak sürdürülebilir bir şekilde hızlandırılmasını sağlamak ve özel sektör katılımını güçlendirmek olarak öne çıkıyor.