Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düşüyor

Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düşüyor
TT

Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düşüyor

Türkiye’de yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düşüyor

Türkiye’de son dönemde yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düşüyor. Yüzde 42’lik bir oran ise borç alıyor. Yapılan incelemeye göre Türkiye'de yetişkinlerin yalnızca yüzde 66'sı faturalarını zamanında ödüyor. 
Türkiye’de temel bankacılık işlemlerinden borçlanma ve yatırım seçeneklerine kadar pek çok alanda finansal araçların kullanımı hızla artıyor. Yetişkin nüfusun yüzde 33’ü en az bir kredi kartına sahipken, 150 milyon aktif banka ve 66 milyon kredi kartı bulunuyor. İhtiyaç, taşıt ve konut kredisi kullanan toplam kişi sayısı ise 19,3 milyon. Böylesine ciddi rakamlara rağmen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, Türkiye’deki yetişkinlerin yüzde 69’u temel finansal kavramlara hakim olduklarını ifade ederken, yöneltilen sorular neticesinde yalnızca yüzde 24’ünün iyi bir finansal okuryazarlık seviyesinde olduğu ortaya çıkıyor. 
“Yetişkinlerin yüzde 50’si eksiye düşüyor, nüfusun yüzde 66’sı faturalarını zamanında ödüyor” 
Türkiye’nin finansal okuryazarlık düzeyinin Hindistan, Ürdün ve Vietnam gibi ülkelerle aynı seviyede olduğunu belirten Hesapkurdu.com Kurucu Ortağı Onur Tekinturhan, “Türkiye’de son dönemde yetişkinlerin yüzde 50’si ay sonunda eksi bakiyeye düştüklerini ve yüzde 42’si de borç aldığını belirtiyor. Öte yandan nüfusun sadece yüzde 66’sı faturalarını zamanında yatırıyor. Tüm veriler göz önünde bulundurulduğunda tüketicilerin, kredi alarak borçlanmadan önce mutlaka araştırma yapması, bankaların faiz oranlarını karşılaştırması ve bütçe hesabı yapmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. 
“Tüketiciler sigorta almadan veya kredi çekmeden önce internette karşılaştırma yapıyor” 
Araç sigortasından kredi ve mevduat faiz oranlarına kadar birçok finansal karar alma sürecinde tüketiciler; finansal okuryazarlık seviyeleri arttıkça kısa sürede detaylı bilgi almak, ürün veya hizmetleri karşılaştırabilmek ve tasarruf edebilmek için online karşılaştırma platformlarına başvuruyor. Hesapkurdu.com'un verilerine göre, son 5 yılda Türkiye’de online kredi karşılaştırma sayısı yüzde 120 artarak, aylık ortalama 1,5 milyon sorguya ulaştı. Türkiye’de finansal okuryazarlık seviyesinin yetersiz olmasının birçok soruna kaynaklık ettiğini söyleyen Onur Tekinturhan, “Tüketicilerin finansal bilgi yetersizliği dolandırıcılık, maliyet ve kar-zarar hesaplamalarında hatalar gibi birçok olumsuzluğun temel nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada tüketicinin beklentisini karşılayacak, kullanımı kolay ve anlaşılır sistemlere ihtiyaç duyuluyor” dedi. 
“Finansal okuryazarlığı artıracak projeler için özel yazılım ekibi kuruluyor” 
Türkiye’de finansal karşılaştırma kültürünü oluşturmaya odaklandıklarını belirten Onur Tekinturhan, “Tüketicinin kredi ve sigorta ürünlerini satın alırken yaşadığı deneyimi dijitalleştirerek baştan sona dönüştürmek istiyoruz. Kullanıcının finansal işlemleri kolay, hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebilmesi için gerekli altyapıyı geliştirecek 20 kişilik yazılım ekibi istihdam ediyoruz. Bu ekip, Türkiye’de finansal okuryazarlık seviyesinin artması için çalışan en büyük yazılım ekibi olacak. Yazılım ekibimiz, banka ve sigorta şirketleriyle elektronik entegrasyon projeleri gerçekleştirip, bu şirketlerin finansal süreçlerini dijital dünyayla daha uyumlu hale getirecek. Geliştireceğimiz finansal hesaplama araçlarıyla tüketicilerin finansal süreçlerde daha efektif kararlar vermesinde rol alırken, finansal ürün ve hizmetler; erişilebilir, şeffaf, kolay kullanımlı ve karşılaştırılabilir hale gelecek” ifadelerini kullandı. 



Lübnan Maliye Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Mevduat sahiplerinin paralarını 3 aşamada iade edeceğiz

TT

Lübnan Maliye Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Mevduat sahiplerinin paralarını 3 aşamada iade edeceğiz

Lübnan Maliye Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Mevduat sahiplerinin paralarını 3 aşamada iade edeceğiz

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası'nın Washington'daki bahar toplantılarına katılan Lübnan heyetinin başkanı Maliye Bakanı Yasin Cabir, Şarku'l Avsat'a verdiği mülakatta bankalardaki mevduat sahiplerinin paralarının iadesinin birbirini takip eden üç aşamada gerçekleşeceğini doğruladı. Hizbullah'a bağlı Karzı Hasen derneğinin kapatılması yönündeki ABD baskısını kabul eden Cabir, milislerin silahsızlandırılmasını sağlayacak bir savunma politikasının gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Lübnan'ın Arap bağrına doğal dönüşünden söz eden Cabir, Arap ülkeleriyle, özellikle de Suudi Arabistan ile ilişkileri “mükemmel” olarak nitelendirdi.

Washington'daki IMF ve Dünya Bankası toplantıları çerçevesinde yaptığı görüşmeleri genel olarak iyi olarak nitelendiren Cabir, bu ziyaretin yıllar içinde oluşan uçurumun kapatılması açısından önemli olduğunu belirtti.

Lübnan hükümeti tarafından onaylanan “gerekli reformları” sunmak üzere IMF temsilcileriyle yaptığı görüşmeleri anlatan Cabir, “Bunlar aslında birileri için yapmadığımız reformlar, bunları IMF için yapmıyoruz, bunlar ülkemiz için, bizim için ve halkımız için yaptığımız reformlar” dedi.

Cabir : “Elektrik sektöründe reform yapmak istiyorsak, Lübnanlılar jeneratörü açıp kapatmak ve mahalle jeneratörüne abonelik ödemek yerine daha düşük bir fatura ödesin ve 24 saat hizmet alsın, ben kime hizmet ediyorum? IMF'ye mi, yoksa halkıma mı? Pratikte, bu boşluğu doldurma konusunda uzun bir yol kat ettiğimizi düşünüyorum" dedi. Temsilciler Meclisi'nin bankacılık gizliliği değişiklik yasasını 87 oyla kabul etmesini değerlendiren Cabir “Lübnan hükümetinin gerçekleştirdiği reformlara bir güvenoyu” olarak nitelendirerek, bankacılık sektörünün yeniden düzenlenmesine ilişkin bir başka yasa tasarısı hazırladığını ve bu tasarının hızlı bir şekilde incelenerek Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na sunulmak üzere Maliye Komitesi'ne havale edildiğini söyledi.

Mevduat sahiplerinin fonlarının ülkelerine geri gönderilmesi

Cabir, "Lübnan'ın öncelikleri dikey değil yataydır. IMF ile bir anlaşma, Dünya Bankası ile anlaşmalar, temerrüde düşen dış borçlar konusunun ele alınması, Banka reformu meselesi, mevduat sahipleri meselesi gibi sorunlar önceliklidir. Bizim için her şey önceliklidir” dedi.

Lübnan merkez Başkanı Kerim Said'in bankaların nasıl yeniden yapılandırılacağı ve mevduat sahiplerinin paralarının nasıl iade edileceği konusunda bir çalışma hazırladığını açıklayan Cabir, "Dünyadaki hiçbir bankacılık sektörü tüm mevduat sahiplerine aynı anda tüm parayı iade edemez. Aşamalar olacak: İlk aşama orta gelirli insanlar için olacak, 100 bin dolar ve altında geliri olanlar. Onlara öncelik verilecek çünkü tüm mevduat sahiplerinin yüzde 84'ünü onlar oluşturuyor. Daha sonra ikinci aşama “daha yüksek miktarlar için, belki 500 bin dolara kadar ya da 1 milyon doara kadar ve daha sonra daha yüksek miktarlar için hızlı bir şekilde gelecek. Plan bir bütün olarak yayınlanacak, ancak geri ödeme aşamalı olacak. İşleyen bir bankacılık sektörüne çok ihtiyacımız var. Bu, yeterli sermayeye sahip ve tüm uluslararası standartlara uyan bir bankacılık sektörü olacak. Bu başarılamazsa ‘herhangi bir bankanın başka bir bankayla birleşebileceğini, hedefe ulaşmak için üç bankanın birbiriyle birleşebilecek" dedi.

Para ekonomisi nedeniyle gri listeye alındıklarını ifade eden Cabir, "Gri listeden çıkmak için para bankalara geri dönmeli ve normal bankacılık hayatına dönmeliyiz” şeklinde konuştu.

Amerikalıların Karzı Hasen derneğini kapatma talebiyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Bu bizim değil Merkez Bankası Başkanı'nın meselesi. Tabii ki ne olacağını göreceğiz.”

Altının parasallaştırılması yok

Lübnan'ın altın stokları hakkında konuşan Cabir, “Bu stok, Lübnan Merkez Bankası'nın varlıkları olduğu ve doğru rolünü oynadığında gelecek için bir güven kaynağı olabileceği konusunda güven veriyor. Maalesef geçmiş yıllarda eski başkan Riyad Selame aracılığıyla bazı yanlış politikalar uygulandı ve şimdi bunların önüne geçilecek. Altının paraya çevrilmesi artık söz konusu değil. Neden mi? Çünkü ilk olarak, altını paraya çevirme kararı ne Merkez Bankası Başkanı'nın, ne Maliye Bakanı'nın ne de hükümetin elinde. Bunun Temsilciler Meclisi'ne gitmesi ve orada bir karar alınması gerekiyor. Bu konu tartışma konusu değildir" şeklinde konuştu.

Hizbullah ve silahları

ABD yönetiminin Lübnan'da odadaki fil (Oturma odasındaki fil) olarak gördüğü Hizbullah ve silahlarına ilişkin bir soruya Cabir şu yanıtı verdi: “Lübnan ordusunun güneyde konuşlandığını, rolünü yerine getirdiğini ve anlaşmayı ya da BM kararını (1701) doğru bir şekilde uyguladı. Ordunun konuşlanmasını ve ülkeyi elinde tutmasını istiyorsak, orduyu isteriz. Ama ona kabiliyetler vermek istemiyor muyuz, bunu organize bir şekilde yapmak istemiyor muyuz? Cumhurbaşkanı bu dosyadan sorumludur ve bu dosyayı akıllıca ele almaktadır. 8 yılını Genelkurmay Başkanı olarak geçirmiştir ve araziyi, koşulları ve olasılıkları bilmektedir.

Bazen baskı oluyor ve biz hala Bakanlar Kurulu'nun 4 bin 500 yeni asker alma kararını alıyoruz. Bugüne kadar güneye gitmesi için gereken 10 bin askeri tamamlayamadı; bu işler zaman alır ve bence Hizbullah da dahil olmak üzere tüm taraflar orduya saygı duyuyoruz ve onunla işbirliği yapmak istiyoruz diyorlar. Cumhurbaşkanı bir savunma politikası üzerinde çalışacağını, toplantılar düzenleyeceğini söylüyor ama ona zaman verelim.”

Suudi Arabistan ile ilişkiler

Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerin başlatılması hakkında konuşan Cabir, “Arapların bağrında olmak bizim için doğaldır çünkü Lübnan bu Arap dünyasına aittir” dedi. Lübnanlılar bugün yüzbinlerce Arap ülkesine dağıldığını ifade eden Cabir ,Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve Irak gibi ülkelerle ilişkileri ‘çok mükemmel’ olarak nitelendirdi. Cabir, “Elimizi uzatmış durumdayız ve Arap kardeşlerimizle en iyi ilişkilere sahip olmak için çaba göstereceğiz” şeklinde konuştu.

Arap devletlerini “büyük kardeşler” olarak tanımlayan Cabir "Küçük bir ülke olan ve ne yazık ki sahip olduğu tüm imkânları kullanmayan Lübnan'a ilgi duyuyorlar. Arap kardeşlerimizin hem kendi aralarında hem de bizim onlarla yaptığımız konuşmalarda Lübnan'ı çok istediklerini ve Lübnan'ın daha iyi olmasını istediklerini düşünüyorum. Lübnan'a dönmeyi çok istiyorlar" dedi.

Yaşadıklarının hiçbir ülke kaldıramayacağını belirten Cabir, “Lübnan 2019‘da mali bir çöküş yaşadı, 2020’de yarı nükleer bir patlama oldu, Kovid, dünyanın geri kalanı gibi boş boş oturduk, sonra bir cumhurbaşkanlığı boşluğu, karar alamayan bir geçici hükümet, çalışmayan bir parlamento çünkü bir bölüm cumhurbaşkanı yoksa Temsilciler Meclisi'nin de çalışmayacağını söylüyor ve ardından 13 aylık bir savaş. Bunların hepsine birlikte kim dayanabilir.”

iki milyon Suriyeli Arap'ı kucakladıklarını da unutmaması gerektiğini ifade eden Cabir, "Acaba ABD iki yıl boyunca 120 milyon Meksikalıyı kabul etse ne olur? Lübnan çok şeye katlandı. Lübnan tüm sektörlerinde yapısal ve gerçek reformlar gerçekleştirmek için büyük bir çaba sarf ediyor ve Arap kardeşlerimiz ve dünya bunun yanında duruyor" dedi.