Türkiye ile Rusya arasında yeni yol haritasına ilişkin görüşmeler sürüyor

Türkiye ile Rusya arasında yeni yol haritasına ilişkin görüşmeler sürüyor
TT

Türkiye ile Rusya arasında yeni yol haritasına ilişkin görüşmeler sürüyor

Türkiye ile Rusya arasında yeni yol haritasına ilişkin görüşmeler sürüyor

Moskova, İdlib’deki durumla ilgili Ankara ile devam eden askeri düzeydeki görüşmeler konusunda tutuculuğunu korurken Rusya Savunma Bakanlığı konuya ilişkin detay vermekten kaçındı. Basına sızan bilgiler, Türkiye’nin Şam-Halep uluslararası karayolunun açması karşılığında Han Şeyhun'un kuzeyi ve batısına iki yeni gözlem noktası kurulmasını istediği yönünde. Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan kaynaklara göre Moskova, sahada yaşanan son gelişmelerin arka planında İdlib’deki Gerginliği Azaltma Bölgesi yol haritasının yeniden belirlenmesini bekliyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un iki gün önce yaptığı ve Moskova’nın Ankara ile askeri düzeyde sürekli ve yoğun temaslar halinde olduğuna dikkat çektiği açıklamasına rağmen söz konusu temasların içeriğine ilişkin belirsizlik halen sürüyor. Rusya Savunma Bakanlığı'ndan kaynaklar da ‘temasların sürdüğünü’ doğruladı ancak daha fazla detay vermekten kaçındılar.
Dün Rus basını tarafından Türk ve Rus kaynaklara dayandırılarak sızdırılan bilgilere göre iki ülke arasındaki görüşmeler, Han Şeyhun'un kuzeyi ve batısında iki yeni gözlem noktası kurulmasıyla Morek'teki Türk gözlem noktasının kalmaya devam etmesini içeriyor. Ayrıca görüşmelerde rejim güçlerinin son dönemde İdlib’in güney kırsalındaki el-Hubeyt ilçesine doğru ilerlediği bölgelerden çekilmesi konusuna da yoğunlaşılıyor. Basında Ankara’nın ‘Şam-Halep uluslararası karayolunun açılması karşılığında gözlem noktaları ve mekanizmalarını tartışmaya hazır olduğunu ifade ettiği’ bilgisi de yer aldı.
Basının Suriyeli muhalif kaynaklardan aktardığı bilgilere göre Türkiye, Rusya ile yaptığı görüşmelerde Han Şeyhun ve Tel el-Nemir’den geçen ‘M5’ uluslararası karayolundan Türk gözlem noktasının bulunduğu Morek’e tedarik güzergahı açılması konusunda ısrarcı.
Şarku’l Avsat’a açıkamalarda bulunan Rus bir kaynak, “Moskova, Ankara’nın Gerginliği Azaltma Bölgesi’ne ilişkin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda yeterli olamadığı görüşünden sonra Soçi Anlaşması’nın uygulanmasını hızlandırmaya çalışıyor” dedi. Kaynak ayrıca Dışişleri Bakanı Lavrov'un iki gün önce yaptığı açıklamada İdlib’de Rus askerlerinin olduğunu söylemesinin Moskova’nın İdlib’de yeni düzenlemeler yapmak üzere bulunduğuna dair net bir mesaj göndermeyi hedeflediğini belirtti.
Bununla birlikte kaynak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesinin ‘İdlib’deki operasyonlarda Suriye rejim güçlerini desteklemeye devam edeceğini’ belirterek Rusya’nın bölgeye ilişkin yeni vizyonunu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. Yine de Putin yaptığı açıklamada, Kremlin’in mevcut anlaşmaları sürdürme konusundaki istekliliğini teyit etmek amacıyla Türkiye’ye değinmekten kaçındı. Ancak Putin’in mevcut tutumu, ‘önceki anlaşmalara dayanan fakat bölgedeki son değişimleri de yansıtan’ yeni düzenlemeler geliştirme eğiliminde olduğunu yansıtıyor.
Kaynak amacın, bölgedeki Rus-Türk iş birliğinin temelini oluşturan Soçi Anlaşması’nı sürdürürken muhaliflerin bölgelerini rejim lehine azaltacak şekilde Gerginliği Azaltma Bölgesi’nin dış hatlarını yeniden çizmek olduğunu vurguladı.
Diğer yandan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya Uluslararası Mayın İmha Merkezi uzmanlarının 5 yılda 6 bin 500 hektardan fazla Suriye toprağını mayından temizlediği bilgisini verdi. Şoygu ayrıca Rus uzmanların Suriye’de bugüne kadar 150 bin patlayıcıyı imha ettiğini açıkladı.
Dün Savunma Bakanlığı'nda düzenlenen bir toplantıda, bu ayın başlarında 50’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Uluslararası Mayın İmha Merkezi’nin çalışmalarına değinen Şoygu, “Palmira, Halep ve Deyrizor bölgelerinde mayın temizleme çalışmaları yapıldı. Suriye’de 6 bin 500 hektarlık alan, bin 400 kilometrelik yol, 12 kilometrelik tren yolu ve 17 binden fazla bina mayından temizlendi” ifadelerini kullandı.  
Rus mayın uzmanlarının bugüne kadar Suriye’de 31 bini el yapımı bomba olmak üzere 150 bin patlayıcıyı imha ettiğini açıklayan Şoygu, mayın temizleme çalışmalarının bölgenin kültürel mirasına ve yerleşim yerlerinin alt yapısına zarar vermeden gerçekleştirildiğinin de altını çizdi.
Rus mayın temizleme birimleri, Suriye'deki faaliyetlerine Rusya Devlet Başkanı Putin’in DEAŞ’tan geri alınan Palmira’daki mayınları temizleme konusunda Suriye devletine yardım etme kararı almasının ardından, Nisan 2016'da başladı.



Kremlin: Putin ve Vitkoff görüşmesi 'her açıdan faydalı'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD elçileriyle yaptığı görüşme sırasında Jared Kushner ile tokalaşıyor (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD elçileriyle yaptığı görüşme sırasında Jared Kushner ile tokalaşıyor (AP)
TT

Kremlin: Putin ve Vitkoff görüşmesi 'her açıdan faydalı'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD elçileriyle yaptığı görüşme sırasında Jared Kushner ile tokalaşıyor (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD elçileriyle yaptığı görüşme sırasında Jared Kushner ile tokalaşıyor (AP)

Kremlin dış politika danışmanı Yuri Ushakov, Başkan Vladimir Putin'in üç ABD temsilcisiyle yapıcı gece görüşmeleri yaptığını belirterek, Putin ile ABD temsilcisi Witkoff arasındaki görüşmeyi "her açıdan faydalı" olarak nitelendirdi.

Ushakov gazetecilere, "Güvenlik konularında üçlü çalışma grubunun ilk toplantısının bugün Abu Dabi'de yapılması konusunda mutabakata varıldı" dedi.

Putin, ABD Başkanı Donald Trump'ın bir anlaşmaya "oldukça yakın" olduğunu açıklamasının ardından gece yarısından kısa bir süre önce Moskova'da elçiler Steve Witkoff, Jared Kushner ve yakın zamanda ABD Başkanı Donald Trump tarafından Barış Konseyi'ne kıdemli danışman olarak atanan Josh Grunebaum ile bir araya geldi.


Trump da Kanada'nın Barış Konseyi'ne katılma davetini geri çekiyor

Kanada Başbakanı Mark Carney ve ABD Başkanı Donald Trump, (AFP)
Kanada Başbakanı Mark Carney ve ABD Başkanı Donald Trump, (AFP)
TT

Trump da Kanada'nın Barış Konseyi'ne katılma davetini geri çekiyor

Kanada Başbakanı Mark Carney ve ABD Başkanı Donald Trump, (AFP)
Kanada Başbakanı Mark Carney ve ABD Başkanı Donald Trump, (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, küresel çatışmaları çözmeyi amaçlayan Barış Konseyi girişimine Kanada'nın katılımına yönelik davetini geri çekti.

Trump, Truth Social'da Kanada Başbakanı Marc Carney'e hitaben yazdığı bir yazıda, "Lütfen bu mektubu, Barış Konseyi'nin, bir noktada şimdiye kadar kurulmuş en prestijli liderler konseyi olacak olan bu girişime Kanada'nın katılımına ilişkin davetini geri çektiğinin bir bildirisi olarak kabul edin" ifadelerini kullandı.

Daha önce Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD başkanının Davos'ta yaptığı "Kanada, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde yaşıyor" şeklindeki kışkırtıcı iddiasına yanıt vermişti. Yeni yasama oturumunun başlamasından önce Quebec şehrinde yaptığı konuşmada Carney, "Kanada, Amerika Birleşik Devletleri sayesinde yaşamıyor. Kanada, biz Kanadalılar olduğumuz için gelişiyor" demiş, ancak iki ülke arasındaki "olağanüstü ortaklığı" da kabul etmişti.

Carney'nin yorumları, salı günü Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı ve coşkulu alkışlarla karşılanan konuşmasının ardından geldi. Konuşmasında, kurallara dayalı, ABD liderliğindeki küresel düzenin "parçalanmış" olduğunu savundu.

Carney konuşmasında ayrıca, "Amerikan hegemonyası" döneminde refah içinde yaşayan Kanada gibi orta güçlerin, yeni bir gerçekliğin başladığını ve "itaatkarlığın" onları büyük güçlerin saldırganlığından koruyamayacağını anlamaları gerektiğini belirtti.

Carney, hükümetinin savunma harcamalarını artırma planlarını özetleyerek, "Egemenliğimizi savunmalı ve sınırlarımızı güvence altına almalıyız" dedi. Kanada'nın "denizdeki dünyaya bir ışık ve örnek olma" görevi olduğunu da ifade etti.


İspanya, Trump'ın "Barış Konseyi"ne katılmayı reddettiğini açıkladı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bugün Brüksel'de Avrupa Konseyi üyelerinin gayri resmi toplantısının sonunda düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bugün Brüksel'de Avrupa Konseyi üyelerinin gayri resmi toplantısının sonunda düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

İspanya, Trump'ın "Barış Konseyi"ne katılmayı reddettiğini açıkladı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bugün Brüksel'de Avrupa Konseyi üyelerinin gayri resmi toplantısının sonunda düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bugün Brüksel'de Avrupa Konseyi üyelerinin gayri resmi toplantısının sonunda düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Başbakan Pedro Sánchez, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirmenlerin Birleşmiş Milletleri zayıflattığını söylediği, ABD Başkanı Donald Trump tarafından yakın zamanda başlatılan "Barış Konseyi"ne İspanya'nın katılmayacağını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre Sanchez Brüksel'deki AB zirvesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Daveti takdir ediyoruz, ancak reddediyoruz" dedi.

Sanchez, "Bunu esasen ve gerçekten tutarlılık adına yapıyoruz," diyerek kararın "çok taraflı sistemle, Birleşmiş Milletler sistemiyle ve uluslararası hukukla" tutarlı olduğunu belirtti.

İspanya Başbakanı ayrıca Konseyin "Filistin Yönetimini içermediğine" de dikkat çekti.

Trump, ajansı dün İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda resmen başlattı ve burada çeşitli ülkelerle birlikte kuruluş tüzüğünü imzaladı.

Yaklaşık 60 hükümet katılmaya davet edildi, ancak Washington'un Batılı müttefiklerinden çok azı kamuoyu önünde kabul etti; şu ana kadar imzalayan tek AB üyesi ülkeler Macaristan ve Bulgaristan oldu.

Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük rakiplerinden ikisi olan Rusya ve Çin de davet edildi, ancak henüz kesin bir taahhütte bulunmadılar.

Trump, konseyi başlangıçta İsrail ile Filistinli Hamas grubu arasındaki savaşın ardından Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını denetleyecek bir organ olarak tasarlamıştı.

O zamandan beri, kuruluşun hedeflerini genişleterek dünya çapındaki çatışmaları ve krizleri ele almayı önerdi ve törende konseyin Gazze'nin ötesinde "başka konulara da uzanabileceğini" söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre birçok analist bu öneriyi, Trump'ın saygı duyduğunu söylediği ancak çatışmaları çözmede başarısız olduğu için defalarca eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e bir saldırı olarak görüyor.