Yemen hükümeti, Geçiş Konseyi güçlerinin geri çekilmesi konusunda kararlı

Aden’deki el-Hasva elektrik santrali (AFP)
Aden’deki el-Hasva elektrik santrali (AFP)
TT

Yemen hükümeti, Geçiş Konseyi güçlerinin geri çekilmesi konusunda kararlı

Aden’deki el-Hasva elektrik santrali (AFP)
Aden’deki el-Hasva elektrik santrali (AFP)

Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerinin Aden ve Abyan'daki hükümet merkezlerinden ve kamplarından çekilmedikleri sürece Suudi Arabistan'ın davetiyle önceki gün Cidde'ye ulaşan Konsey heyeti ile diyalog başlatmayı kabul etmedi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE); Aden, Abyan ve diğer güney bölgelerindeki meşru yönetimi devirmesi için Güney Geçiş Konseyi’ne destek verdiği yönündeki iddiaları yalanladı. Ayrıca meşruiyeti desteklemek ve Husi darbesiyle yüzleşmek hususunda Abu Dabi'nin koalisyon içindeki pozisyonun değişmediğini vurguladı.
Yemen meşru hükümetinin Güney Geçiş Konseyi ile diyaloga başlamayı reddettiği yönündeki tutumu, ABD'nin Sana Maslahatgüzarı Cuneyd Munir ile görüşen Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed el-Hadrami tarafından yapılan resmi açıklamada dile getirildi. Kaynakların aktardığına göre taraflar arasında gerçekleşen görüşmede, Güney Geçiş Konseyi tarafından başlatılan silahlı direniş ışığında Aden ve Abyan illerindeki gelişmeler ve barış süreci ele alındı.
Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı güçler önceki gün Zanzibar şehrindeki iki kampın kontrolünü ele geçirmeden önce Aden’deki meşru hükümet merkezlerinin ve kamplarının kontrolünü sağladı.
Yemen resmi kaynaklarının aktardığına göre el-Hadrami, hükümetin Yemen'in güvenliğini ve istikrarını tehdit eden her durum ile yüzleşmekten geri durmayacağını ve BAE tarafından desteklenen Güney Geçiş Konseyi’nin silahlı isyanına son vereceğini söyledi. Hadrami, Yemen hükümetin bu tutumunun ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü koruma konusundaki sorumluluklarına dayandığını ifade etti.
Resmi Saba haber ajansının haberine göre Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed el-Hadrami, Güney Geçiş Konseyi’ni ve BAE'yi, Aden ve Abyan'daki silahlı isyanın sonuçlarından sorumlu tuttu. BAE’den Güney Geçiş Konseyi’ne yönelik maddi desteğin ve askeri yardımın durdurulması talebinde bulunan el-Hadrami, Yemen hükümetinin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’na uygun olarak gerekli önlemleri almak üzere harekete geçtiğini belirtti.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere uluslararası topluma, uluslararası arenada tanınan meşru hükümete karşı olan bu silahlı isyanı kınamaları çağrısında bulunarak bunun sadece Suudi Arabistan’ın ateşkes yönündeki çabalarını değil, aynı zamanda BM'nin Husi isyanını sona erdirme çabalarını da baltalayacağını söyledi.
Yemen hükümetinin Güney Geçiş Konseyi ile diyalog başlatılması hususundaki tutumunu yineleyen el-Hadrami sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümet Suudi Arabistan tarafından gelen bu davet konusundaki memnuniyetini sürdürüyor. Ancak bu bağlamda gerçekleştirilecek bir diyalog için Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerinin kontrol altına aldığı alanlardan çekilmesini öngören Koalisyon bildirisine uyulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra silahlar teslim edilmeli, hükümet güçleri pozisyonlarına geri dönmeli ve gazeteciler de dahil olmak üzere masum vatandaşlara yönelik ihlallere son verilmelidir.”
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani de Aden'deki hükümete karşı isyanın kabul edilemez bir kaos olduğu değerlendirmesinde bulunarak hükümetin vatandaşların güvenliğini sağlama ve çıkarlarını koruma yükümlülüğü olduğunu vurguladı. İryani, Twitter hesabı üzerinden yaptığı bir dizi paylaşımda, Aden’de olup bitenlerden faydalanan tek tarafın şu anda maruz kaldığı ablukadan dolayı kriz içerisinde bulunan İran olduğunu söyledi. Halkın meşru hükümetle aynı safta durduğunu belirten el-İryani, Aden veya kurtarılmış diğer bölgelerdeki kaosa yönelik herhangi bir desteğin doğrudan İran’a ve terörist militanlarına destek anlamına geleceğini vurguladı. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Güney Geçiş Konseyi ile Cidde gerçekleştirilecek diyaloga ev sahipliği yapma davetini “samimi bir kardeşlik girişimi” olarak nitelendiirdi. Ancak Güney Geçiş Konseyi’nin tüm unsurlarının hükümet kurumlarından ve illerden çekilmedikleri sürece kendileri ile herhangi bir diyaloga girilmeyeceğini vurguladı.
Yemen hükümetinin ve halkının Suudi Arabistan Krallığı'na ve bilge rehberliğine olan güvenine dikkat çeken el-İryani açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Yemen halkı, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi tarafından sağlanan cömert yardımları ve Suudi ordusunun kahramanlarının Yemenli kardeşleriyle birlikte sahada verdikleri büyük fedakârlığı unutmayacak.”
BAE'den yalanlama
BAE, Aden’de yaşanan gelişmelerden ötürü kendisine yöneltilen suçlamalara dikkat çektiği açıklamada hakkındaki bütün iddiaları yalanladı. Koalisyon'un bir ortağı olarak sahip olduğu tutumu tekrar yineleyen BAE, Yemen'in güney bölgesindeki durumun sakinleşmesi için elinden gelenin en iyisini yapmaya kararlı olduğunu vurguladı.
BAE'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vekili Saud Hamad eş-Şemsi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), ‘Uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi’ başlığı altında dün yapılan özel bakanlar toplantısında bu konuya değindi.
Eş-Şemsi, BAE'nin birkaç gün önce yaptığı resmi açıklamasında ifade ettiği gibi yine Aden’de meşru Yemen hükümeti ile Güney Geçiş Konseyi arasındaki silahlı çatışmalarla ilgili olarak duyulan derin endişeyi dile getirdi. Yemen vatandaşlarını korumaya yönelik itidal çağrısını yineledi.
BAE’nin Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu çerçevesindeki kilit ortak duruşunun aynı olduğunu dile getiren eş-Şemsi, bunu başarmak için BAE tarafından yapılan büyük fedakarlıkları hatırlattı.
Eş-Şemsi, bu durumun, BAE'nin kendisini bir taraf olarak görmediği anlaşmazlık ve bölünmeler bağlamında bugün öne sürülen iddiaları çürüttüğünü söyledi. Eş-Şemsi, BAE’nin meşru Yemen hükümetinin resmi talebi üzerine Arap Koalisyonu’nun bir üyesi olarak hükümeti desteklemek için Husi saldırılarına karşı kararlı eylemlerde bulunduğunu belirtti.
Saud Hamad eş-Şemsi sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Ülkemin, Aden ve darbeci Husilerin işgal ettiği bölgelerin çoğunun kurtarılmasında ve ardından terörist grupların bu hassas ve zor aşamalarda güvenlik boşluğunu kullanmalarının önlenmesinde oynadığı önemli rolü unutmuyoruz. BAE, kurtarılan bölgelerin yeniden inşa edilmesi için yürütülen çabalarda büyük rol oynayarak, Yemen halkına cömert maddi ve teknik destek sağladı. Arap Yarımadası'nda El Kaide’nin yarattığı tehditlerle mücadele büyük bir rol oynadı. Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünü korumak için Arap Koalisyonu’nun yürüttüğü çabaları destekledi.”
Eş-Şemsi, Yemen'deki meşru hükümetin içişlere yönelik yönetiminde düşük performans göstermesinin yanı sıra bölgesel ve iç bölünme atmosferine rağmen BAE’nin tüm bunları gerçekleştirebildiğini söyledi. BAE’nin BM Daimi Temsilcisi Vekili, güvenlik ve istikrarı korumak amacıyla BAE tarafından tüm taraflara içteki farklılıkları sona erdirme ve birliği sağlamaları yönünde defalarca yapılan ciddi diyalog çağrısını yeniledi.
Eş-Şemsi, “Yemen hükümetinin bugün yapılan olumsuz açıklamasına yansıdığı biçimde siyasi ve idari başarısızlığını BAE'nin üzerine atması uygun değil" dedi.
BAE’nin Arap Koalisyonu’nun bir ortağı olarak Yemen'in güneyindeki gerginliği azaltmak için elinden geleni yapacağını vurgulayan eş-Şemsi, Güney Geçiş Konseyi’nin eylemleri sırasında Suudi Arabistan ile Aden’deki kamu kurumlarını korumaya çalıştıklarını hatırlattı.
Ülkesinin, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in yürüttüğü çabalara verdiği desteği yineleyen eş-Şemsi, BAE'nin bütün tarafları Yemen'deki ortak hedeflere odaklanmaya çağıran tutumunun altını bir kez daha çizdi.
BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, Koalisyon'un ülkede sakinliğin hakim olması yönünde gösterdiği çabaları ve Suudi Arabistan'ın sorunlarını çözmek üzere Cidde'de diyalog kurma çabalarını övdü. Bununla birlikte durumun daha fazla kötüleşmesinin önüne geçilmesi ve yönetim, güvenlik ve temel hizmetlerin sürekliliğinin sağlanması için toplantının gerekliliğinin altını çizdi.
Aden'in eski Valisi Aidarous Zubaidi başkanlığındaki Güney Geçiş Konseyi heyeti, daha önce Cidde’ye gelmiş ve Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman ile görüşmüştü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmede, Suudi Arabistan'ın Yemen meşruiyetine, devlet kurumlarının korunmasına ve ülkede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına verdiği destek teyit edildi.
Prens Halid, Güney Geçiş Konseyi’nin Suudi Arabistan'ın diyalog çağrısını kabul etmesini ve koalisyonun ateşkes talebine cevap vermesini memnuniyetle karşıladı. Güç kullanımından uzak bir şekilde diyalog yoluyla anlaşmazlıkları çözme gereğini vurgulayan Prens Halid, güney meselesini diyalog yoluyla çözmenin önemine dikkat çekerek aksi takdirde böyle bir durumdan sadece İran’ın ve onun Yemen’deki kolu olan Husilerin faydalanacağını belirtti.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.