Suudi kadınların 'velayet'ten özgürleşme mücadelesi

Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
TT

Suudi kadınların 'velayet'ten özgürleşme mücadelesi

Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)

Suudi Arabistan parlamentosu Şura Meclisi’nin kadın üyeleri, ülkelerindeki yetkililerin, kadınlar üzerindeki vesayetin (başkası adına tasarrufta bulunma yetki ve sorumluluğu) kaldırılması kararına işlerlik kazandırmak için faaliyetlerine hız kazandırarak geçmişte meclis çatısı altında etkisi azaltılan kadına yeniden imkân tanınmasına ilişkin öneriler sunuyor.
Independent Arabia'dan Suad el-Ya'la'nın haberine göre söz konusu önerilerden biri, kızların ortadan kaybolmasının ceza olmaktan çıkarılması iken bir diğeri kadın mahkûmların, mahkûmiyet süreleri sona erdikten sonra bir erkek veli (sorumlu) tarafından teslim alınması şartı koşulmaksızın serbest bırakılması çağrısında bulunuyor.
Adalet Bakanlığı’ndan, kendilerine zarar vermek için kullanılmasını önlemek adına kaybolma, evden kaçma ve ebeveyne karşı çıkma davaları ile ilişkili olan kadına yönelik şikâyet sunulmasını durdurma talebinde bulunan Şura Üyesi Doktor İkbal Darenderi, Bakanlığa sunduğu bu önerisinin birçok sebepten hareket ettiğini belirtti. Söz konusu sebeplerin başında, bazı genç kızların velileri tarafından sunulan düzmece şikâyetlerin sayısında artış görülmesi geliyor. Darenderi’ye göre bu tür veliler, kendilerine yönelik şiddetin, zorbalığın ve istismarın ortadan kaldırılmasını talep eden genç kızlara zarar vermek için şikâyetlerinde evden kaçma ve ana-babaya asi olma gibi gerekçeler öne sürüyor.
Birçok erkeğin zorbalık yoluyla kızları ile eşlerinin mallarını ele geçirmesi, şiddet ve haksız olarak kadının evlenmesine engel olunması gibi vakalar da işaret edilen sebepler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra bu kimseler, mağdur olan kızları, kendilerini şikâyet ettikleri takdirde, haklarında ana-babaya asi olma davası açıp hapsedilmesini ve kırbaçlanmasını sağlamakla tehdit ederek kendi onayları olmadan hapisten çıkamayacakları veya genç kız bakım evlerine gönderilecekleri konusunda gözdağı veriyor.
Darenderi, konuya ilişkin açıklamasına göre, “Çalışmak, okumak, zorla evlendirilmemek, tacize uğramamak ve evden mecburen ayrılmak gibi haklarını talep eden genç kızların, kendilerini koruyacak bir tarafın ve alternatifin bulunmaması bir yana, velilerinin ana-babaya asi olma veya ortadan kaybolma gibi düzmece şikâyetlerde bulunmasından ötürü uğradıkları haksızlığın giderilmesini isteyen genç kız ve kadınların sayısında bir artış söz konusu.”
Suudi Arabistan’daki Ulusal İnsan Hakları Kuruluşu, yakın zamanda, ele aldıkları pek çok davanın olduğunu açıkladı. “Bazı velilerin, ana-babaya asi olma gibi tutuklamayı gerektiren suçlara ilişkin yasayı kötüye kullanması ile ortaya çıkan ciddi bir sorunun varlığına” işaret eden Darenderi, bu önerisine uluslararası insan hakları örgütlerinin bu sorunu ‘halen çözülmemiş’ kabul etmesini gerekçe gösterdi.
Kadın mahkûmun, velisi teslim almadan serbest bırakılması
Şura Meclisi’ne yeniden sunulacak olan ikinci öneri, kadın mahkûmun velisinin onayı ve kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması çağrısında bulunuyor. Dr. İkbal Darenderi, bu önerinin yeniden sunulması için birkaç gerekçe öne sürerek şu ifadeleri dile getirdi: “Bu şartın talep edilmediği söylense de gerçek bu şekilde değil. Halihazırda hapishane yönetimi, mahkûmiyet süresi sona eren kadın mahkûmun, teslim kağıdının imzalanmasından sonra sadece velisine teslim edilmesini kabul ediyor. Akrabalarından biri veya tamamı kadını teslim almayı reddediyorsa ya da kadının kimsesi yoksa konumu veya görevi ne olursa olsun kadın, ya belirsiz bir süre hapiste tutuluyor ya konukevine nakledilerek velisi veya bir yakınını kendisini teslim almaya ikna edene kadar tutuklu bırakılıyor ya kaçmak için rastgele biri ile evleniyor ya da veliye yönelik karar davası açılıyor. Reddetmesi halinde velinin hapsedilmesine dair bir dava da söz konusu. Bu da uzun bir zaman alıp her zaman işe yaramayabiliyor.”
Meclis Üyesi Doktor Latife Şalan, Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’na, cezaları sona erdikten sonra serbest bırakılan kadınların, kendilerini teslim almak üzere bir velinin hazır bulunmasına gerek olmadan, tıpkı cezası biten erkek mahkûmlar gibi konukevinden hemen ayrılmalarına izin verilmesini talep eden bir öneride bulundu.
Hapis ve tutuklamaya ilişkin maddede şu ifade yer alıyor: “Bir mahkûm veya tutuklunun, tutuklama emrinde belirtilen sürenin bitiminden sonra hapishane veya tutukevinde tutulmaması gerekir”. Darenderi, bu maddenin kadın ile erkek arasında bir ayrım yapmadığını söyleyerek kadın mahkûmu velisinin ya da bir akrabasının teslim alması talebinin sürdürülmesinin yasal bir dayanağının bulunmadığına işaret ediyor. Mağdur olan kadınların ifadelerine göre hapishane yönetimi bu duruma, velinin ya da bir yakının bir nevi kefalet olarak imzalaması gereken bir sözleşmenin olduğunu gerekçe gösteriyor.
Darenderi’ye göre kadın mahkûmun tutukluluk süresinin bitiminden sonra serbestliğinin reddedilmesinin Suudi Kral Selman Bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın yönelimlerine de uygun düşmüyor. Bilindiği üzere Kral ile Veliaht Prens, Suudi kadınına kolaylık sağlamayı ve velisinin onayı şart koşulmaksızın hizmetlerden faydalanmasını mümkün kılmayı hedefliyor. Bir insanı, sebep ne olursa belirli bir süreden daha fazla cezalandırmak ise haksızlıktır.
Kadın mahkûmu, cezası bittikten sonra hapiste tutmak, onun haklarına yönelik bir ihlal olarak da kabul edilmektedir. Üstelik veli, kızını teslim almaya mecbur edilemez; hele de kızını evlatlıktan reddettiyse. Darenderi, bazı ailelerin herhangi bir suç işlediğinde genç kızları reddetmelerine karşılık cinayet suçu işlese bile erkeğe aynıyla muamele etmediğine, velinin bu erkeği hapisten çıkarmak için şart koşmadığına ve kadın için yeterli gözetim ve bakımın olmadığına da dikkat çekiyor. Bazı durumlarda kadın mahkûm, hayatı için endişelenerek kendisini öldürmeye yemin eden veli tarafından teslim alınmayı reddediyor. Ayrıca bazı mahkûmların, velisini isteği hilafına kendisini teslim almaya zorlaması sonucu hapisten çıktıktan sonra işkenceye ve cinayete kurban gittiği durumlar da yaşanıyor. Aynı şekilde genç kızlar, konukevlerinde birkaç kişinin kaçmasına, intihar girişiminde bulunmasına veya sadece çıkmak için dolandırıcılarla evlenmesine sebep olan zorlu yaşam koşullarına ve sert muameleye maruz kalıyor (son örneği bu ay yaşandı).
Birçok avukat, mahkûmun yakınlarının, ceza süresi bittikten sonra kadını teslim almayı reddetmesi halinde mahkûmun ailesi ile görüşüp anlaşmazlığın bitirilmesi konusunda ikna etmek üzere hapishanedeki sosyal hizmet uzmanlarının devreye girdiğini belirtiyor. Ailenin tutumunda ısrarcı olması durumunda ise mahkûmun bulunduğu bölgenin ‘Emiri’ ile temasa geçilerek kadın, Sosyal Kalkınma Bakanlığı’na bağlı bir evde ağırlanıyor.



Suudi Arabistan’dan bölgesel istikrarı güçlendirmek için diyalog vurgusu

Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan bölgesel istikrarı güçlendirmek için diyalog vurgusu

Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, perşembe günü yaptığı açıklamada, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla, BRICS ülkeleri de dâhil olmak üzere ilgili tüm taraflar arasında diyaloğun sürdürülmesinin önemini yineledi.

Hireyci bu açıklamayı, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud adına, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılımı sırasında yaptı. “Dayanıklılık, inovasyon, iş birliği ve sürdürülebilirlik için inşa etmek” başlığıyla gerçekleştirilen toplantıya Suudi Arabistan davetli ülke statüsüyle katıldı.

Suudi yetkili konuşmasında, “Krallık, Basra Körfezi ve Kızıldeniz’deki istikrarın yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, özellikle belirsizlik ve kriz dönemlerinde küresel ekonominin dayanıklılığı ve istikrarı açısından temel bir unsur olduğunu vurgulamaktadır” dedi.

Hireyci ayrıca bu istikrarın korunmasının ortak bir sorumluluk ve tüm uluslararası toplumun kolektif çıkarı olduğunu belirtti.

vfdvfd
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Waleed Al-Khuraiji'yi kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan’ın mevcut durum ve Körfez ülkeleri ile Ürdün’e yönelik son saldırılar konusunda derin endişe duyduğunu ifade eden Hireyci, gerilimin düşürülmesi, itidal çağrısı yapılması ve uluslararası hukuka bağlı kalınmasının önemini vurguladı. Ayrıca bölgede tansiyonu daha da yükseltebilecek ek adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Suudi yetkili, bölgenin küresel ticaret ağlarında hâlâ hayati bir merkez konumunda bulunduğunu, Asya ile Avrupa arasındaki küresel enerji arzı ve ticari malların önemli bir bölümünün Basra Körfezi ve Kızıldeniz’deki deniz koridorlarından geçtiğini belirtti.

Hireyci, bu bölgenin güvenliği veya istikrarını etkileyebilecek herhangi bir aksaklığın, küresel enerji piyasaları, enflasyon oranları, sürdürülebilir kalkınma çabaları ve genel anlamda dünya ekonomik büyümesi üzerinde anında ve geniş çaplı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

brg
BRICS grubu ülkelerinin dışişleri bakanlarının Perşembe günü Yeni Delhi'de gerçekleştirdiği toplantıdan bir kare (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Dünyanın hızlı teknolojik ve ekonomik dönüşümlere tanıklık ettiğini kaydeden Hireyci, özellikle yapay zekâ ile bağlantılı fırsatlar ve gelecekteki etkiler göz önünde bulundurulduğunda, ülkelerin hızlanan dijital dönüşüme uyum sağlamasına özel önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Teknolojiye ve dijital kapasitelere adil erişimin sağlanmasının, herkes için dengeli ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olmaya devam edeceğini de sözlerine ekledi.


Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
TT

Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Suudi Arabistan, bu yıl Hac ibadetini yerine getirecek hacıları karşılamak ve onlara hizmet etmek için tüm sektörlerinin hazır olduğunu ve gelişlerinden güvenli dönüşlerine kadar entegre bir hizmet sistemi sunulacağını teyit etti.

Suudi Arabistan'dan beş bakan, dün düzenledikleri basın toplantısında, hacıların güvenliğini ve sağlığını korumanın yanı sıra, Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda lojistik hareketlerini kolaylaştırmak ve rahat etmelerini sağlamak için tam hazırlık içinde olduklarını vurguladı.

Bakanlar, hacı adaylarının sağlık durumunun güven verici olduğunu ve endişelenecek bir durum bulunmadığını belirterek, salgın hastalıklar ve diğer gelişmelerin uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakından takip edildiğini ifade etti.

Yapay Zekâ destekli güvenlik ve "Mekke Yolu" girişimi

Suudi Arabistan Medya Bakanı Selman el-Dusari, hac güvenlik sisteminin komuta merkezlerinden sahaya kadar, yapay zekâ ve modern teknolojiler aracılığıyla hareket analizi ve yoğunluk tahmini yapan hassas planlarla yönetildiğini, bunun da müdahale hızını ve güvenlik seviyesini artırdığını belirtti.

fvfrbv
Enformasyon Bakanı Selman el-Dusari basın toplantısında (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Dusari, İçişleri Bakanlığı'nın "Mekke Yolu" girişimini bu yıl 10 ülkede ve 17 noktada sekizinci kez uyguladığını, bugüne kadar 1,2 milyondan fazla hacı adayının bu hizmetten yararlandığını belirtti. Ayrıca kutsal mekanların %100 oranında 5G ağıyla kapsandığını ve 4 bin 200'den fazla teknik personelin sahada görev yaptığını ifade etti. İslam İşleri, Davet ve İrşad Bakanlığı da 100'den fazla ülkeden âlimler, İslam şahsiyetleri ve şehit aileleri de dahil olmak üzere 2 bin 500'den fazla hacıyı ağırlamak için hazırlıklarını tamamladı" ifadelerini kullandı.

Enformasyon Bakanı bu yılki Hac mevsiminde, 150'den fazla medya kuruluşu ve 3 binden fazla yerel ve uluslararası medya mensubu görev yapacağını açıkladı.

Hac ve Umre Bakanlığı: 860 bin Hacı geldi

Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, şu ana kadar hava, kara ve deniz yoluyla 860 binden fazla hacı adayının geldiğini duyurdu. Rabia, bu yıl 126'dan fazla İslam dışı ülkeden aracı olmadan doğrudan rezervasyon imkânı sağlandığını ve Mina'daki kapasitenin yeni çadır alanlarıyla artırıldığını belirtti.

Bakan ayrıca, bu yıl tüm dış hacılar için uygulanan "Bavulsuz Hacı" girişimine dikkat çekti. Bu hizmet sayesinde hacıların bagajları ülkelerinden konaklama yerlerine taşınıyor, işlemlerin tamamlanma süresi ise 120 dakikadan 15 dakikaya indirildiğini vurguladı.

sddv
Hac ve Umre Bakanı, şu ana kadar yaklaşık 860 bin hacı adayının geldiğini doğruladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem).

El-Rabia, Allah'ın misafirlerine hizmet sisteminin, 60'tan fazla devlet ve operasyonel kuruluş arasında kurumsal entegrasyonla 600'den fazla eylem planı aracılığıyla işlediğini açıkladı. Ayrıca "Nusuk" uygulamasının dünya çapında 51 milyondan fazla kullanıcıya hizmet verdiğini, bu yılki Hac sezonunda sunduğu dijital hizmet sayısının 130’u aştığını ifade etti.

Ulaşım ve Lojistik: 1,5 milyon hacı için 3 milyon koltuk

Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih el-Casir, havacılık sektörünün yurt dışından gelecek 1,5 milyondan fazla hacı adayı için 6 havalimanında 300'den fazla noktaya bağlanan 3 milyon koltuk kapasitesi hazırladığını belirtti. Casir, Şarku’l Avsat’ın ulaşım maliyetlerindeki artışa ilişkin sorusuna, erken sunulan paketlerin hacıları bu fiyat artışlarından koruyacağı yanıtını verdi.

El-Casir, hac mevsiminde güvenli ve kolay bir ulaşım deneyimi sağlamak amacıyla ulaştırma ve lojistik hizmetler sisteminin çalışmalarını sundu. Kutsal mekânlara çıkan tüm yol ağlarının değerlendirildiğini, kapsamlı bakım planlarının uygulandığını, köprülerin onarıldığını ve yol soğutma teknolojisinin yaygınlaştırıldığını belirtti. Ayrıca, hacıların konaklama yerlerinden Mescid-i Haram'a nakli için 3 binden fazla, ring seferleri için ise 5 bin otobüs tahsis edildiğini kaydeden Casir, bu yılki hac sezonunda misafirlere hizmet vermek üzere 46 binden fazla personelin görevlendirildiğini ifade etti.

Belediye ve Sağlık: Sahada tam denetim

Belediyeler ve Konut Bakanı Macid el-Hugail ise hizmet sisteminin son yıllarda çeşitli devlet kurumları arasında entegrasyon ve hazırlık düzeyinde hızlı bir gelişme gösterdiğini ve bunun da Allah'ın misafirlerine sunulan hizmetlerin kalitesinin artmasına katkıda bulunduğunu teyit etti.

Bakan Macid el-Hugail, kutsal mekanlarda 4,6 milyon metrekarelik gelişmiş bir altyapı ağı ve 24 saat çalışan 88 bin temizlik birimi oluşturulduğunu, gıda ve su güvenliği için günlük 2 bin 800 denetim yapıldığını bildirdi. Kapsamlı günlük izleme için 66 hizmet merkezi ve 5 laboratuvarın bulunduğuna dikkat çekti.

sdvdfsv
Sağlık Bakanı'na göre salgın konusunda endişe yok ve uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakın takip yapılıyor (Fotoğraf: Saleh Al-Ghannam).

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise Krallığın Hac sistemini her yıl geliştirmeye devam ettiğini ve Hac mevsiminin, Krallığın insanlığa hizmet yolunda sunduğu en yüksek düzeyde bakımı somutlaştıran önde gelen bir küresel model haline geldiğini teyit etti.

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise "Hanta" virüsü gibi salgın hastalıklara yönelik endişeleri gidererek, uluslararası kuruluşlarla yüksek düzeyde takip yapıldığını ve şu an için herhangi bir salgın endişesi bulunmadığını vurguladı.

fdvfbf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı, Krallığın hacıları modern teknolojiler ve yapay zekâ ile yönetilen bir güvenlik sistemi içinde karşıladığını vurguladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Bakanın açıklamasına göre hacılara hizmet etmek üzere 52 binden fazla sağlık personeli görev yapıyor; ayrıca, kutsal mekanlarda bulunan 3 bin 800 yatak da dahil olmak üzere, Allah'ın misafirlerine hizmet etmek için 20 binden fazla yatak sağlanıyor (bu sayı geçen sezona göre 3 kat artış gösterdi). 11 ambulans uçağı ve 7 bin 700 sağlık görevlisi tarafından desteklenen 3 bin ambulans aracı tahsis edildi ve hastanelerin çalışmalarını desteklemek üzere kutsal mekanlarda 25 sağlık merkezi kurulduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, Çarşamba günü Madrid ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin bölgesel krizin çözümünde diplomatik süreci desteklediğini ve Hürmüz’ün güvenliğinin küresel ekonominin istikrarı için temel unsur olduğunu söyledi.

Stratejik ortaklık belgesi

Suudi Arabistan ile İspanya, Çarşamba günü ikili ilişkilerde yeni bir döneme girerek ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltti. Taraflar, Stratejik Ortaklık Belgesi’ni imzalarken diplomatik ve özel pasaport sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasına da imza attı.

Prens Faisal bin Ferhan, iki ülke liderleri düzeyinde kurulacak Ortaklık Konseyi’nin, ilgili kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirecek kurumsal bir çerçeve oluşturacağını ve Riyad ile Madrid arasındaki ilişkileri ileri taşıyacak girişim ve projelere zemin hazırlayacağını ifade etti.

Barışa destek

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, bugün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, 28 Şubat’ta başlayan bölgesel kriz konusunda Suudi Arabistan’ın diplomatik çözümden yana tutumunu yineledi.

Madrid’de İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Suudi Bakan, Riyad yönetiminin Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi yönündeki desteğini sürdürdüğünü belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının yeniden normal seyrine dönmesinin önemine dikkat çekerek, boğazın güvenliği ve seyrüsefer serbestisinin küresel ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu vurguladı.

fdvfdfdb
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Stratejik Ortaklık” belgesinin imza töreni sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Ayrıca Suudi Arabistan ile İspanya arasındaki ilişkilerin sürekli gelişim gösterdiğini ifade eden Bakan, Riyad ile Madrid arasındaki bağları daha ileri seviyeye taşımak amacıyla stratejik ortaklık belgesinin imzalandığını söyledi.

Albares: Suudi Arabistan’ın rolü merkezi öneme sahip

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ise ülkesinin Suudi Arabistan ile ikili ilişkileri güçlendirmeye kararlı olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın İspanya’nın Ortadoğu’daki önemli ticari ortaklarından biri olduğunu söyledi.

İspanyol Bakan, Suudi Arabistan’ın yalnızca Körfez ve bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası düzeyde de son derece merkezi bir rol oynadığını ifade etti.

Ayrıca İspanya’nın, İran’daki savaş konusunda Suudi Arabistan’ın “sağduyulu tutumunu” takdir ettiğini dile getirdi.

İspanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares’in Çarşamba günü Madrid’de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan’ı ağırladığı ve görüşmede bölgesel ve uluslararası önemli meselelerin yanı sıra ikili ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesinin ele alındığı belirtildi.

Dayanışma ve iyimserlik

İspanya, İran’ın “gerekçesiz saldırılarının” ardından Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu yineleyerek, Riyad yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaların sona erdirilmesine katkı sağlayan rolünü desteklediğini açıkladı.

cbgfbgf
İspanya Dışişleri Bakanı, Suudi mevkidaşını Madrid’de karşılayarak ağırladı (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

İspanya Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında Stratejik Ortaklık Konseyi’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın imzalandığını belirterek, bu mekanizmanın siyasi, ekonomik, kültürel ve savunma alanlarının yanı sıra enerji ve ulaştırma sektörlerinde iş birliğini geliştireceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca, diplomatik, özel ve hizmet pasaportu sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasının da imzalandığı bildirildi.