Suudi kadınların 'velayet'ten özgürleşme mücadelesi

Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
TT

Suudi kadınların 'velayet'ten özgürleşme mücadelesi

Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)
Bir kadın mahkûmun, velisinin onayı veya kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması yönündeki öneri Şura Meclisi’ne sunulacak (Şura Meclisi)

Suudi Arabistan parlamentosu Şura Meclisi’nin kadın üyeleri, ülkelerindeki yetkililerin, kadınlar üzerindeki vesayetin (başkası adına tasarrufta bulunma yetki ve sorumluluğu) kaldırılması kararına işlerlik kazandırmak için faaliyetlerine hız kazandırarak geçmişte meclis çatısı altında etkisi azaltılan kadına yeniden imkân tanınmasına ilişkin öneriler sunuyor.
Independent Arabia'dan Suad el-Ya'la'nın haberine göre söz konusu önerilerden biri, kızların ortadan kaybolmasının ceza olmaktan çıkarılması iken bir diğeri kadın mahkûmların, mahkûmiyet süreleri sona erdikten sonra bir erkek veli (sorumlu) tarafından teslim alınması şartı koşulmaksızın serbest bırakılması çağrısında bulunuyor.
Adalet Bakanlığı’ndan, kendilerine zarar vermek için kullanılmasını önlemek adına kaybolma, evden kaçma ve ebeveyne karşı çıkma davaları ile ilişkili olan kadına yönelik şikâyet sunulmasını durdurma talebinde bulunan Şura Üyesi Doktor İkbal Darenderi, Bakanlığa sunduğu bu önerisinin birçok sebepten hareket ettiğini belirtti. Söz konusu sebeplerin başında, bazı genç kızların velileri tarafından sunulan düzmece şikâyetlerin sayısında artış görülmesi geliyor. Darenderi’ye göre bu tür veliler, kendilerine yönelik şiddetin, zorbalığın ve istismarın ortadan kaldırılmasını talep eden genç kızlara zarar vermek için şikâyetlerinde evden kaçma ve ana-babaya asi olma gibi gerekçeler öne sürüyor.
Birçok erkeğin zorbalık yoluyla kızları ile eşlerinin mallarını ele geçirmesi, şiddet ve haksız olarak kadının evlenmesine engel olunması gibi vakalar da işaret edilen sebepler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra bu kimseler, mağdur olan kızları, kendilerini şikâyet ettikleri takdirde, haklarında ana-babaya asi olma davası açıp hapsedilmesini ve kırbaçlanmasını sağlamakla tehdit ederek kendi onayları olmadan hapisten çıkamayacakları veya genç kız bakım evlerine gönderilecekleri konusunda gözdağı veriyor.
Darenderi, konuya ilişkin açıklamasına göre, “Çalışmak, okumak, zorla evlendirilmemek, tacize uğramamak ve evden mecburen ayrılmak gibi haklarını talep eden genç kızların, kendilerini koruyacak bir tarafın ve alternatifin bulunmaması bir yana, velilerinin ana-babaya asi olma veya ortadan kaybolma gibi düzmece şikâyetlerde bulunmasından ötürü uğradıkları haksızlığın giderilmesini isteyen genç kız ve kadınların sayısında bir artış söz konusu.”
Suudi Arabistan’daki Ulusal İnsan Hakları Kuruluşu, yakın zamanda, ele aldıkları pek çok davanın olduğunu açıkladı. “Bazı velilerin, ana-babaya asi olma gibi tutuklamayı gerektiren suçlara ilişkin yasayı kötüye kullanması ile ortaya çıkan ciddi bir sorunun varlığına” işaret eden Darenderi, bu önerisine uluslararası insan hakları örgütlerinin bu sorunu ‘halen çözülmemiş’ kabul etmesini gerekçe gösterdi.
Kadın mahkûmun, velisi teslim almadan serbest bırakılması
Şura Meclisi’ne yeniden sunulacak olan ikinci öneri, kadın mahkûmun velisinin onayı ve kabulü şart koşulmaksızın serbest bırakılması çağrısında bulunuyor. Dr. İkbal Darenderi, bu önerinin yeniden sunulması için birkaç gerekçe öne sürerek şu ifadeleri dile getirdi: “Bu şartın talep edilmediği söylense de gerçek bu şekilde değil. Halihazırda hapishane yönetimi, mahkûmiyet süresi sona eren kadın mahkûmun, teslim kağıdının imzalanmasından sonra sadece velisine teslim edilmesini kabul ediyor. Akrabalarından biri veya tamamı kadını teslim almayı reddediyorsa ya da kadının kimsesi yoksa konumu veya görevi ne olursa olsun kadın, ya belirsiz bir süre hapiste tutuluyor ya konukevine nakledilerek velisi veya bir yakınını kendisini teslim almaya ikna edene kadar tutuklu bırakılıyor ya kaçmak için rastgele biri ile evleniyor ya da veliye yönelik karar davası açılıyor. Reddetmesi halinde velinin hapsedilmesine dair bir dava da söz konusu. Bu da uzun bir zaman alıp her zaman işe yaramayabiliyor.”
Meclis Üyesi Doktor Latife Şalan, Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’na, cezaları sona erdikten sonra serbest bırakılan kadınların, kendilerini teslim almak üzere bir velinin hazır bulunmasına gerek olmadan, tıpkı cezası biten erkek mahkûmlar gibi konukevinden hemen ayrılmalarına izin verilmesini talep eden bir öneride bulundu.
Hapis ve tutuklamaya ilişkin maddede şu ifade yer alıyor: “Bir mahkûm veya tutuklunun, tutuklama emrinde belirtilen sürenin bitiminden sonra hapishane veya tutukevinde tutulmaması gerekir”. Darenderi, bu maddenin kadın ile erkek arasında bir ayrım yapmadığını söyleyerek kadın mahkûmu velisinin ya da bir akrabasının teslim alması talebinin sürdürülmesinin yasal bir dayanağının bulunmadığına işaret ediyor. Mağdur olan kadınların ifadelerine göre hapishane yönetimi bu duruma, velinin ya da bir yakının bir nevi kefalet olarak imzalaması gereken bir sözleşmenin olduğunu gerekçe gösteriyor.
Darenderi’ye göre kadın mahkûmun tutukluluk süresinin bitiminden sonra serbestliğinin reddedilmesinin Suudi Kral Selman Bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın yönelimlerine de uygun düşmüyor. Bilindiği üzere Kral ile Veliaht Prens, Suudi kadınına kolaylık sağlamayı ve velisinin onayı şart koşulmaksızın hizmetlerden faydalanmasını mümkün kılmayı hedefliyor. Bir insanı, sebep ne olursa belirli bir süreden daha fazla cezalandırmak ise haksızlıktır.
Kadın mahkûmu, cezası bittikten sonra hapiste tutmak, onun haklarına yönelik bir ihlal olarak da kabul edilmektedir. Üstelik veli, kızını teslim almaya mecbur edilemez; hele de kızını evlatlıktan reddettiyse. Darenderi, bazı ailelerin herhangi bir suç işlediğinde genç kızları reddetmelerine karşılık cinayet suçu işlese bile erkeğe aynıyla muamele etmediğine, velinin bu erkeği hapisten çıkarmak için şart koşmadığına ve kadın için yeterli gözetim ve bakımın olmadığına da dikkat çekiyor. Bazı durumlarda kadın mahkûm, hayatı için endişelenerek kendisini öldürmeye yemin eden veli tarafından teslim alınmayı reddediyor. Ayrıca bazı mahkûmların, velisini isteği hilafına kendisini teslim almaya zorlaması sonucu hapisten çıktıktan sonra işkenceye ve cinayete kurban gittiği durumlar da yaşanıyor. Aynı şekilde genç kızlar, konukevlerinde birkaç kişinin kaçmasına, intihar girişiminde bulunmasına veya sadece çıkmak için dolandırıcılarla evlenmesine sebep olan zorlu yaşam koşullarına ve sert muameleye maruz kalıyor (son örneği bu ay yaşandı).
Birçok avukat, mahkûmun yakınlarının, ceza süresi bittikten sonra kadını teslim almayı reddetmesi halinde mahkûmun ailesi ile görüşüp anlaşmazlığın bitirilmesi konusunda ikna etmek üzere hapishanedeki sosyal hizmet uzmanlarının devreye girdiğini belirtiyor. Ailenin tutumunda ısrarcı olması durumunda ise mahkûmun bulunduğu bölgenin ‘Emiri’ ile temasa geçilerek kadın, Sosyal Kalkınma Bakanlığı’na bağlı bir evde ağırlanıyor.



Birleşik Arap Emirlikleri, "topraklarından başlatılan saldırılar" nedeniyle Irak'a protesto mektubu gönderdi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri, "topraklarından başlatılan saldırılar" nedeniyle Irak'a protesto mektubu gönderdi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, Irak Büyükelçiliği'nin ülkedeki vekili Ömer el-Abidi'yi çağırarak, ateşkes ilanına rağmen Irak topraklarından başlatılan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki hayati öneme sahip tesisleri hedef alan, “terör saldırıları” olarak nitelendirdiği olayları kınayan ve şiddetle kınayan sert bir protesto notası iletti.

Bakanlığın Arap İşleri Müdürü Ahmed el-Mereşde tarafından teslim edilen notada Birleşik Arap Emirlikleri, bu saldırıları kesinlikle reddettiğini vurguladı ve saldırıların İran'a bağlı silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiğini, hedef alınan ülkelerin egemenliğini ve hava sahasını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'na açık bir ihlal teşkil ettiğini belirtti.

Abu Dabi, bu saldırıların devam etmesinin, İran ve bölgedeki vekillerinin gerçekleştirdiği saldırılarla birlikte, bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve güvenliği güçlendirmeye yönelik uluslararası çabaları baltaladığını belirtti. Ayrıca, Irak ile ilişkilerin “son derece hassas” zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve bunun mevcut iş birliğine ve Körfez ülkeleriyle olan ilişkilere olumsuz yansıyabileceğini vurguladı.

“Abu Dabi”, Irak hükümetinin kendi topraklarından bölge ülkelerine yönelik tüm düşmanca eylemleri önleme ve bu tehditleri uluslararası ve bölgesel yasa ve sözleşmelere uygun olarak acilen ve koşulsuz olarak kontrol altına alma konusunda kararlı olması gerektiğini vurguladı.

İtiraz notasında ayrıca, 136 ülkenin desteklediği ve komşu ülkelere yönelik her türlü tahrik veya tehdidin, vekillerin kullanılması da dahil olmak üzere, derhal durdurulmasını öngören 2026 tarihli 2817 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı'na da atıfta bulunuldu.

Birleşik Arap Emirlikleri, notanın sonunda Irak'ın bölgesel güvenlik ve istikrarı destekleme rolünü üstlenmesinin önemini vurguladı; bu, Irak'ın egemenliğini koruyacak ve Arap dünyasında aktif ve sorumlu bir ortak olarak konumunu güçlendirecektir, ifadelerine yer verdi.


Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

TT

Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü. Görüşmenin ana gündeminde, bölgedeki son durum ile İslamabad’ın ev sahipliği yaptığı ABD-İran müzakerelerine ilişkin gelişmeler yer aldı.

Cidde’de dün gerçekleştirilen görüşmede taraflar, bölgesel istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladı. Muhammed bin Selman ayrıca, Şahbaz Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in çalışmalarını takdir etti.

Görüşmede ayrıca Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki yakın ikili ilişkiler, mevcut iş birliği alanları ve bu ilişkilerin farklı sektörlerde daha da geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı.

dsv
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i kabul etti. (SPA)

Muhammed bin Selman, görüşme sırasında Şahbaz Şerif’in Pakistan’da büyümeyi güçlendirmeye yönelik çabalarını ve Riyad ile İslamabad arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesine yönelik çalışmalarını takdir etti.

Görüşmede Suudi Arabistan tarafından Savunma Bakanı Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid el-Ayban yer aldı. Pakistan tarafında ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar hazır bulundu.

d
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya geldi. (SPA)

Şahbaz Şerif dün Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Cidde’ye ulaştı. Şerif’i, Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Suud bin Meşal bin Abdulaziz karşıladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı dün sabah yaptığı açıklamada, Başbakan’ın üst düzey bir heyetle birlikte 15-18 Nisan tarihleri arasında Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’ye resmi ziyaretlerde bulunacağını duyurdu.

Şahbaz Şerif’e eşlik eden heyette Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Enformasyon Bakanı Ataullah Tarar, Başbakan Özel Danışmanı Tarık Fatemi ile birlikte çok sayıda üst düzey yetkili yer alıyor.

Arabuluculuk çabaları

Bu gelişme, Pakistan’ın Ortadoğu’yu etkileyen savaşın ardından oluşan gerilimi sona erdirmeye yönelik ABD ile İran arasında arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşandı. Bu süreç, geçici ve kırılgan bir ateşkes ile İslamabad’da gerçekleştirilen ilk tur görüşmelere de zemin hazırladı.

Pakistanlı siyaset analisti Dr. Ahmed el-Kureyşi, ziyaretin amacının İslamabad’ın İran’ın müzakere sürecindeki tutumuna ilişkin değerlendirmelerini Suudi liderliğine aktarmak ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin hayati meselelerinin Tahran ile yürütülen görüşmelere dahil edilmesi gerektiğini vurgulamak olduğunu söyledi.

vfdfd
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Suud bin Meşal bin Abdulaziz, Cidde’deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’nda Şahbaz Şerif’i karşıladı. (Mekke Bölgesi Valiliği)

Suudi Arabistan ile Pakistan arasında uzun süredir devam eden güçlü ilişkiler, iki ülke arasında imzalanan stratejik anlaşmayla daha da ileri taşınmış; bu anlaşma kapsamında genişletilen savunma ortaklığı çerçevesinde, herhangi bir ülkeye yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğerine yapılmış sayılacağı kabul edilmişti.

Geçtiğimiz ay Pakistan Başbakanı, İran kaynaklı çatışmalar sırasında Suudi Arabistan’ın ‘dikkat çekici bir itidal’ sergilediğini belirterek, gerilimin acilen düşürülmesi gerektiğini vurgulamıştı.

12 Mart’ta Muhammed bin Selman ile Şahbaz Şerif arasında yapılan kapalı görüşmeye ilişkin Pakistan Başbakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, İslamabad’ın Suudi Arabistan’a ‘tam dayanışma’ ve zor koşullarda destek mesajı verdiği belirtilmiş, tarafların bölgesel barış ve istikrar için birlikte çalışma konusunda mutabık kaldığı ifade edilmişti.

Çok yönlü ilişkiler

Pakistan ile Suudi Arabistan, askeri-stratejik iş birliğinden ekonomik çıkarlara ve enerji tedarikine kadar uzanan çok boyutlu ve köklü ilişkilere sahip.

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı dün daha önceki gelişmeler kapsamında Pakistan’a 3 milyar dolar tutarında ek mevduat taahhüdünde bulunduğunu ve mevcut 5 milyar dolarlık finansman paketinin süresini üç yıl daha uzattığını açıkladı.

sdfvfd
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede... 12 Mart 2026 (SPA)

Açıklamada ayrıca, Suudi Arabistan’ın sağladığı mevcut 5 milyar dolarlık mevduatın artık önceki yıllarda olduğu gibi yıllık yenileme anlaşmasına tabi olmayacağı, bunun yerine daha uzun vadeli bir çerçevede devam edeceği belirtildi.

11 Nisan’da ise Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, iki ülke arasındaki ortak savunma iş birliği anlaşması kapsamında Pakistan’ın Suudi Arabistan’a güvenlik desteği sağlamak üzere askeri birlikler ve savaş uçakları gönderdiğini doğrulamıştı.


Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı, 2026 Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı

2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
TT

Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı, 2026 Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı

2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)

Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Muhammed bin Abdurrahman bin Abdulaziz dün akşam 2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in himayesinde başkent Riyad’da düzenlenen törene prensler, yetkililer, Suudi Arabistan’daki diplomatik misyon temsilcileri ile dünyanın farklı bölgelerinden aydınlar ve düşünürler katıldı.

Törende konuşan Kral Faysal Araştırma ve İslam Çalışmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Turki bin Faysal bin Abdulaziz, Kral Selman’a ödüle verdiği destekten dolayı teşekkür etti ve Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı’nın törene katılımını takdirle karşıladı.

Prens Turki bin Faysal, “Kral Faysal Ödülleri’nde bilimi onurlandırmayı ve insanlığın refahı için çalışan bilim insanlarını takdir etmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımda ülkemizin vizyonunu ve liderliğimizin halkına, bölgeye ve dünyaya hizmet etmeyi esas alan yönelimini örnek alıyoruz” ifadelerini kullanarak kazananları tebrik etti.

Kral Faysal Ödülleri Genel Sekreteri Dr. Abdulaziz es-Sebil ise, ‘İslam’a hizmet, İslami çalışmalar, Arap dili ve edebiyatı, tıp ve bilim’ alanlarında insanlığa katkı sağlayan öncü çalışmaları dolayısıyla yedi kazananı tanıttı.

sdvds
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri’nin kazananları, dün Riyad’da düzenlenen törenle onurlandırıldı. (SPA)

‘İslam’a hizmet’ ödülü iki isme verildi. Ödülü kazananlardan Abdullatif el-Fevzan, kalkınma ihtiyaçlarıyla bağlantılı nitelikli girişimleri desteklemeye dayanan özgün bir hayırseverlik yaklaşımı benimsemesi ve insani projelerin geliştirilmesi amacıyla Ecvad Vakfı’nı kurması dolayısıyla ödüle layık görüldü.

Ödülü kazanan diğer isim Mısır’daki el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muhammed Ebu Musa oldu. Ebu Musa, özellikle Kur’an’ın i‘cazını açıklamaya odaklanan belagat alanı başta olmak üzere Arap dili üzerine 30’dan fazla eser kaleme alması, Ezher Büyük Alimler Heyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alması, çok sayıda uluslararası bilimsel etkinliğe katılması ve Ezher Camii’nde klasik eserlerin şerhine yönelik yüzlerce ders vermesi nedeniyle ödüle layık görüldü.

‘İslami çalışmalar’ ödülü ise konusu ‘İslam dünyasında ticaret yolları’ olan çalışmalarıyla Dr. Abdulhamid Hammude’ye verildi. Fayoum Üniversitesi öğretim üyesi olan Hammude, İslam dünyasındaki kara ve deniz ticaret yollarını, bunların ağlarını ve uzantılarını; Doğu İslam coğrafyası, Irak, İran, Arap Yarımadası, Şam, Mısır ve Sahra bölgelerini kapsayacak şekilde bütüncül ve analitik bir yaklaşımla ele alan çalışmalarıyla öne çıktı.

sdvds
Uluslararası Kral Faysal Ödülleri, insanlığa hizmet etmeye ve bilgi birikimini artırmaya katkıda bulunan öncü başarıların takdir edilmesi amacıyla veriliyor. (SPA)

Aynı ödülü kazanan diğer isim ise Ürdün’deki Haşimi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muhammed Hüseyin oldu. Hüseyin, doğrudan arkeolojik saha çalışmaları ve GPS tabanlı hassas konumlandırma verileriyle desteklenen araştırmaları, ayrıntılı analitik haritalarla güçlendirilmiş bulguları ve Kur’an metni ile coğrafi-saha verilerini birleştiren yöntemiyle öne çıktı. Bu yaklaşımıyla Mekke kervan yolu olarak bilinen İlaf yolunu coğrafi ve tarihsel bağlamı içinde bilimsel bir perspektifle ele alan Hüseyin’in çalışması, Arap Yarımadası’ndaki erken dönem ticaret yollarının belgelenmesine önemli katkı sağladı.

‘Arap dili ve edebiyatı’ ödülü ise konusu ‘Fransızca yazılan Arap edebiyatı’ olan çalışmalarıyla Pierre Larcher’e verildi. Aix-Marseille Üniversitesi öğretim üyesi olan Larcher, Arap edebiyatını Fransız okuyuculara özgün ve yenilikçi bir yaklaşımla sunması, klasik Arap şiiri üzerine yüksek düzeyli akademik çalışmaları ve bu eserleri Fransız kültürel bağlamına uygun şekilde aktarmasıyla takdir topladı. Ayrıca, Muallakat’ın Fransızcaya çevirileri ve cahiliye dönemi şiirine yönelik bilimsel incelemeleri, onun eleştirel projesinin önemli parçaları olarak öne çıktı.

fdvfd
Kral Faysal Araştırma ve İslam Çalışmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Turki bin Faysal, ödülün insanlığa mutluluk getirmek için çalışan bilim insanlarını onurlandırdığını belirtti. (SPA)

‘Tıp’ ödülü, bu yıl ‘obezite tedavilerinde etkili keşifler’ temasıyla Prof. Dr. Svetlana Mojsov’a verildi. ABD’deki Rockefeller Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Mojsov, insan vücudunda pankreas, kalp ve beyinde reseptörleri bulunan biyolojik olarak aktif glukagon benzeri peptit GLP-1’in bir hormon olarak işlevini ortaya koyan öncü çalışmalarıyla ödüle layık görüldü. Biyokimya alanında ileri teknikler kullanan Mojsov’un çalışmaları, bu hormonun insülin salgısını güçlü biçimde tetiklediğini gösteren ayrıntılı fizyolojik araştırmaları da içeriyor. Bu bulguların, diyabet ve obezite tedavisinde yeni bir ilaç sınıfının geliştirilmesine önemli katkı sağladığı belirtiliyor.

‘Bilim’ ödülü ise bu yıl matematik alanındaki çalışmalarıyla Prof. Dr. Carlos Kenig’e verildi. ABD’deki Chicago Üniversitesi öğretim üyesi olan Kenig, özellikle doğrusal olmayan kısmi diferansiyel denklemler üzerine yaptığı analiz çalışmalarıyla modern matematikte önemli bir dönüşüme katkı sundu. Geliştirdiği yöntemlerin bugün yaygın biçimde kullanıldığı, akışkanlar mekaniğinden fiber optik teknolojilere ve tıbbi görüntülemeye kadar birçok alanda yeni araştırma imkânları açtığı ifade edildi.