Suriye rejimi Hama'nın kuzeyini ele geçirdi

Dün Maarat el-Numan’a düzenlenen bombardımanın neden olduğunu  yıkıma mücahale eden sivil savunma ekipleri (AFP)
Dün Maarat el-Numan’a düzenlenen bombardımanın neden olduğunu yıkıma mücahale eden sivil savunma ekipleri (AFP)
TT

Suriye rejimi Hama'nın kuzeyini ele geçirdi

Dün Maarat el-Numan’a düzenlenen bombardımanın neden olduğunu  yıkıma mücahale eden sivil savunma ekipleri (AFP)
Dün Maarat el-Numan’a düzenlenen bombardımanın neden olduğunu yıkıma mücahale eden sivil savunma ekipleri (AFP)

Rusya tarafından desteklenen rejim güçleri dün İdlib’te bir grup muhalif savaşçının ve Türk gözlem noktasının etrafına konuşlandı. Esad rejiminin savaş bölgelerinde kaybettiği toprakları yeniden ele geçirmeye hazırlandığı bildirildi.
Suriye'de hükümet güçleri İdlib'in güneyini ve Hama’yı bu hafta içerisinde havadan ve karadan birçok kez bombaladı, akabinde yüz binlerce Suriyeli daha evini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler (BM) nisan ayından bu yana artan son gerginliğin ardında yüzlerce ölü bıraktığını duyurdu.
Suriye’nin kuzeybatısının, sekiz yıldan daha uzun bir süredir devam eden savaşta ülke genelinde bir dizi ezici darbeye maruz kalan muhalif grupların kontrolünde olan tek bölge olduğuna dikkat çekiliyor.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Rusya ve İran’ın desteğiyle ülke topraklarının büyük bir kısmının kontrolünü ele geçirmesinin ardından yönünü İdlib’e çevirdi. Ancak daha fazla ilerlemesinin ülkenin kuzeydoğusundaki Türkiye ile karşı karşıya gelmesine, terör örgütü YPG unsurlarının ve ABD birliklerinin varlığı için bir engel oluşturmasına neden olabileceği belirtiliyor.
Suriye ordusunun son ilerleyişi İdlib’teki Türk askerlerinin çapraz ateş arasında kalmasına neden olabileceği belirtiliyor. Bu durumun Türkiye sınırına yönelik yeni bir mülteci akınını engelleme girişimlerini de tehdit ettiği kaydediliyor.
Suriye’de dün hükümetin kontrolüne geçen bölgeler, savaşın ilk yıllarından bu yana muhalif grupların elinde olan bir dizi belde ve çevresini kapsıyor.
Muhalif gruplardan son gelişmelere dair bir açıklama gelmezken Suriye devlet televizyonu el-İhbariye, ordunun sabahın erken saatlerinde Hama kırsalındaki muhalifleri sıkı bir kuşatmaya aldığını aktardı.
Hükümet güçlerinin 6 belde ve 12 tepenin kontrolünü ele geçirdiği ve Şam'dan Halep'e kadar uzanan bölgede ana yol üzerindeki hakimiyetini genişlettiği bildirildi.
El-İhbariye’nin muhabiri, Kafr Zita kasabasından yaptığı canlı yayında Hama’nın kuzey kırsalının şu anda tamamen güvenli olduğunu ve askerlerin bölgeyi mayın taraması için aradığını duyurdu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nden (SOHR) yapılan açıklamaya göre Rusya destekli hükümet güçleri 2012 yılından bu yana muhalif grupların elindeki Kafr Zita ve komşu kasabaların kontrolünü yeniden ele geçirdi.
İngiltere merkezli SOHR ve Suriye devlet televizyonu eş zamanlı olarak Türkiye’ye ait Morek üssünün kuşatmanın ardından belirsizliğini koruduğunu belirtti. Türkiye’nin Astana anlaşmaları çerçevesinde Suriye’de 12 farklı askeri gözlem noktası bulunuyor.
Moskova ve Şam ise, İdlib’in baskın gücü olan Heyetu Tahriru'ş Şam'ın (HTŞ) saldırılarına cevap verdiklerini duyurdu.
Esad rejimi ve Rusya’nın İdlib ve çevresine üç aydan daha fazladır süren yoğun bombardımanının ardından hükümet güçleri bu ayın 8’inde İdlib’in güney kırsalında ilerleme kaydetti. Geçen çarşamba günü ise HTŞ ve muhalif grupların çekildiği, stratejik öneme sahip Han Şeyhun kentini ele geçirmişlerdi.
Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Suriye'nin kuzeybatısındaki gözlem noktasına gitmekte olan Türk askeri konvoyuna pazartesi günü saldırı düzenlendiği duyurulmuştu. Konvoy, Han Şeyhun’a ilerleyen rejim güçlerinin Şam-Halep Uluslararası Karayolu'nu kesmesinin ardından ilerleyişini tamamlayamamıştı.
Türkiye ise askeri konvoyunun hedef alınmasını şiddetle kınadı. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın “İdlib'teki 9'uncu Gözlem Noktası'nın kapanması ya da başka bir yere kaydırılması söz konusu değil. 12 gözlem noktası da bulundukları yerde faaliyet göstermeye devam edecek’’ dedi.
Nisan ayından bu yana sürekli tırmanmaya devam eden gerilimin bir sonucu olarak Hama'nın kuzeyindeki ve İdlib'in güneyindeki birçok bölge, halkın Türkiye sınırına kaçmasıyla birlikte neredeyse boşaldı. BM, 400 binden fazla Suriyelinin bölgeyi terk ettiğini bildirirken SOHR, 900 sivilin bombardımanlar sonucu öldüğü bilgisini verdi.
Rusya ve Suriye savaş uçakları İdlib'in güney kırsalındaki kuşatılmış alanının dışında başta Han Şeyhun’ın kuzeyindeki Maarat el-Numan olmak üzere birçok bölgeyi bombalamaya devam ediyor.
Suriye savaş uçaklarının dün Maarat el-Numan yönelik hava saldırılarında aralarında bir çocuğun da bulunduğu 3 kişinin öldüğü, 6 kişinin de yaralandığı aktarıldı.
Şam yönetimi, İdlib de dahil olmak üzere kontrolü dışındaki tüm bölgeleri ele geçirme niyetinde olduğunu defalarca kez tekrarlamıştı. Esed bu bağlamda geçen salı günü yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Terör örgütlerinin birçok Batılı ve bölgesel taraflardan destek almaya devam etmesine rağmen elde edilen zaferler, halkın ve ordunun, Suriye topraklarının son karışı kurtulana dek teröristlere karşı koymakta kararlı olduğunu kanıtladı.”
Suriye’deki son gelişmeler geçen eylül ayında Rusya ile Türkiye arasında imzalanan ve İdlib’te ateşkesi, silahsız bölge kurulmasını ve radikallerin bu bölgeyi terk etmesini öngören Soçi mutabakatına rağmen yaşandı. Söz konusu anlaşma, ilk etapta rejim güçlerinin İdlib’e saldırmasının önüne geçmişti. Bir süreliğine bölgeye sükûnet hakim olmuş ancak ardından bombardımanlar ve çatışmalar kaldığı yerden devam etmişti. Akabinde 15-20 km genişliğindeki sınır çizgisi boyunca belirlenen bölgelerden çekilen radikal gruplar Halep, Hama ve Lazkiye sınırları boyunca yayılmıştı.
Masadaki anlaşma sahada uygulanamadı
Şam rejimine yakın el-Vatan gazetesinin dün yayınladığı habere göre Suriye ordusu, Soçi mutabakatının muadilini gerçekleştirme umuduyla Hama ve İdlib’te yeni bir yol haritası çizdi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü'nden yapılan açıklamada İbrahim Kalın’ın Rus ve İranlı mevkidaşlarını Suriye’deki gelişmeleri ele almak üzere Ankara’da ağırlayacağı bildirildi. Beşincisi düzenlenecek Türkiye-İran-Rusya Zirvesi'nin 16 Eylül tarihinde gerçekleştirileceği duyuruldu.
Analistler, Rusya'nın “İdlib konusunda otoritesini ve üstünlüğünü yeniden sağladığı’’ göz önüne alındığında rejim güçlerinin bölgeye yönelik saldırılarına devam etmesini bekledikleri görüşünde.
Rusya konusunda uzman olan Samuel Ramani duruma dair “Esed, mevcut durumdan yararlanarak saldırılarını sürdürmeye ve böylece İdlib’te daha fazla bölgeyi ele geçirmeye devam ediyor’’ değerlendirmesinde bulundu.



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.