Polypill haplar kalp krizini önlüyor mu?

Polypill haplar kalp krizini önlüyor mu?
TT

Polypill haplar kalp krizini önlüyor mu?

Polypill haplar kalp krizini önlüyor mu?

Bilim insanları tarafından yapılan son araştırmalarda, bileşik hap diye Türkçe’ye çevirilen ‘polypill’ haplarını kullanan kişilerin yarısından fazlasında kalp krizi oranının düştüğü belirtildi. Bu haplar, Kalp damar hastalıklarından korunmadaki etkinliği saptanmış 5 ilacın düşük dozdaki bileşiminden oluşuyor.
Şu anda test aşamasında olan diğer araştırmalar da benzer sonuçlara ulaşıyor.
Her yıl 18 milyon kişi kalp ve damar rahatsızlıklarından ölüyor. Bu kişilerin yüzde 80’i obezite, şeker hastalığı, tütün kullanımı ve düzensiz yaşamın tehdidi altında olan refah seviyesi düşük ülkelerde yaşıyor.
Bununla birlikte uzmanlar, polypill kavramı etrafında şiddetli bir şekilde bölünüyor. Aralarında bazı önemli kalp doktorlarının da bulunduğu polypill savunucuları, yapılan araştırmaya dayanarak, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu hapların reçetesiz dağıtımına destek vermesi gerektiğini savunuyor. Dünyadaki 50 yaş üstü yüzlerce kişinin bu hapı kullanmasıyla kalp hastalıklarından kaynaklı ölüm oranlarının yüzde 60 ila 80 oranında düşürülebileceğini söylüyorlar.
Ancak bazı önemli kalp doktorları bu yöntemi tehlikeli buluyor. Çünkü aspirinler, düşük dozlu kolesterol hapları ve tansiyon ilaçlarının tümü yan etkilere sahip olduklarından, risk faktörleri değerlendirmeden bu hapların alınmaması gerektiğini söylüyorlar.



ABD'nin kırsal kesimi de Trump'a sırtını dönüyor

Yeni bir ankete göre Başkan Donald Trump'ın kırsal kesimdeki Amerikalılar arasındaki desteği göreve geldiğinden beri önemli ölçüde düştü (AFP)
Yeni bir ankete göre Başkan Donald Trump'ın kırsal kesimdeki Amerikalılar arasındaki desteği göreve geldiğinden beri önemli ölçüde düştü (AFP)
TT

ABD'nin kırsal kesimi de Trump'a sırtını dönüyor

Yeni bir ankete göre Başkan Donald Trump'ın kırsal kesimdeki Amerikalılar arasındaki desteği göreve geldiğinden beri önemli ölçüde düştü (AFP)
Yeni bir ankete göre Başkan Donald Trump'ın kırsal kesimdeki Amerikalılar arasındaki desteği göreve geldiğinden beri önemli ölçüde düştü (AFP)

Yeni bir ankete göre kırsal kesimdeki Amerikalıların ABD Başkanı Donald Trump'a desteği, göreve gelmesinden bu yana önemli ölçüde düştü. Bu, bir zamanlar Cumhuriyetçi politikacıyı güçlü bir şekilde destekleyen demografik grup içinde çarpıcı bir değişim.

Reuters/Ipsos'un yüzde 3 hata payına sahip anketine göre Trump'ın bu seçmenler arasındaki onay oranı haziran başlarında yüzde 50'ye geriledi. Bu oran geçen yıl şubatta yüzde 60'tı.

Kırsal kesimdeki Amerikalıların neredeyse yarısı (yüzde 48) başkanın politikalarını onaylamadığını söylerken, kırsal kesimdeki katılımcıların yüzde 31'i Trump'ın ekonomi ve yaşam maliyeti konularındaki yönetimini onayladığını belirtti.

Montana kırsalındaki Stevensville'den 42 yaşındaki Brian Rauch, Reuters'a şunları söyledi:

Yapay zeka nedeniyle su kaynakları konusunda çok daha büyük mücadeleler veriyoruz, hepimiz market alışverişi ve benzin için daha fazla para ödüyoruz. Günlük hayatım olumsuz etkileniyor ve bahsedilen diğer faydaları görmedim.

Trump'ın 2024 seçimlerinin kırsal oylarında rakibine yaklaşık 40 puan fark attığı tahmin ediliyor ancak yönetimdeki çeşitli hamleler o zamandan beri kırsal hayatı zorlaştırdı.

The Independent, yorum almak için Beyaz Saray'la iletişime geçti.

Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının çoğunu durduran İran savaşı, benzin fiyatlarına tavan yaptırdı. Bu da kırsal kesimdeki Amerikalılara büyük sorun yarattı çünkü buralarda yaşayanlar araçlarıyla genellikle daha uzun mesafeler kat ediyor ve kentlerdekilere kıyasla daha az kazanıyor.

Savaş ayrıca boğazdan geçen küresel gübre ticaretini de sekteye uğratarak, dünya genelindeki çiftçilerin girdi fiyatlarını artırdı. Bu durum, Trump yönetiminin tarım ekonomisine yönelik diğer darbelerinin ardından geldi. Bunlar arasında tarım ekipmanları gibi önemli makinelerin fiyatlarını etkileyen küresel gümrük vergileri de yer alıyor.

Kırsal kesimdeki seçmen tabanına hitap etme amacıyla Trump yönetimi, bu yıl tarımdaki sürekli kırsal işgücü açığını gidermek adına çiftliklerin geçici göçmen işçileri işe almasını kolaylaştırarak nadir görülen bir göçmenlik tavizi verdi.

dfv fd
Başkanın genel onay oranı İran savaşının benzin fiyatlarını hızla yükseltmesiyle aylardır düşüşte (AFP)

Bu ay başkanın genel desteği, yaklaşık -25'lik net onay oranıyla tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı.

Başkanın 2024'teki zaferine katkıda bulunan, üniversite diploması olmayan bağımsızlar arasındaki desteği, Beyaz Saray'a geri dönüş kampanyası sırasındaki yüzde 48'den artık yaklaşık yüzde 25'e düştü.

Başkanın Amerika'nın 250. yıldönümünü kutlamayı amaçlayan sayısız etkinliğine ve "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" vaadine rağmen, 3 bin ABD'li yetişkinle yapılan yeni bir NBC News anketine göre Amerikalıların çoğu ülkenin en iyi günlerinin geride kaldığını düşünüyor.

ABD-İran savaşını sona erdirmek için yakın zamanda varılan mutabakat, benzin fiyatları düşük kalırsa hem başkanın hem de seçmenlerinin memnuniyetle karşılayacağı bir rahatlama sağlayabilir. Ancak gözlemciler, fiyatlardaki herhangi bir düşüşün bölgeye uzun vadeli barışın geri dönmesine bağlı olacağı konusunda uyarıyor.

Independent Türkçe


Ridley Scott'ın 95 puanlı korku dizisi, The Shining'e benzetildi

43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
TT

Ridley Scott'ın 95 puanlı korku dizisi, The Shining'e benzetildi

43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)
43 yaşındaki Dan Stevens (solda), The Terror: Devil in Silver'da eski bir rock grubu üyesi olan sert mizaçlı nakliyeci Pepper rolünde (AMC)

Yaratık'la (Alien) korku sinemasına damga vuran, Gladyatör (Gladiator) ve Bıçak Sırtı (Blade Runner) gibi yapımlarla farklı türlerdeki ustalığını ortaya koyan Ridley Scott, televizyon dünyasında da etkisini sürdürmeye devam ediyor.

Scott'ın yürütücü yapımcılığını üstlendiği, AMC'nin antoloji formatındaki ünlü korku serisinin merakla beklenen üçüncü sezonu The Terror: Devil in Silver güçlü bir başlangıç yaptı.

ABD'de 7 Mayıs'ta AMC+ ve Shudder platformlarında haftalık yayın düzeniyle izleyiciyle buluşmaya başlayan mini dizi, Rotten Tomatoes'ta yüzde 95 beğeni oranına ulaştı.

Victor LaValle'ın aynı adlı romanından uyarlanan The Terror: Devil in Silver, hikayesini kaynak yetersizliğiyle boğuşan tekinsiz bir psikiyatri hastanesinin kasvetli koridorlarında kuruyor.

Hikaye, sıradan bir yaşam süren Pepper'ın (Dan Stevens), haksız yere New Hyde Hastanesi'nde 72 saatlik psikiyatrik gözlem sürecine alınmasıyla başlıyor. Ancak Pepper, hastane yönetiminin onu serbest bırakmaya niyetli olmadığını fark ettiğinde asıl kabus başlıyor ve istismarcı bir sağlık sisteminin içinde sıkışıp kalıyor. İşleri daha da korkunç hale getiren durum ise doğaüstü ve gizemli bir varlığın hastaları hedef alması...

Cinnet (The Shining) ve Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo's Nest) gibi iki klasiğin birleşimine benzetilen dizi, kontrol kaybı, izolasyon ve gerçekliğin kırılması gibi temaları öne çıkarıyor.

Televizyon yazarları, Ayin (Hereditary) ve Rosemary'nin Bebeği (Rosemary's Baby) gibi ağır tempolu gerilimlerden hoşlananların, The Terror: Devil in Silver'ı beğenebileceğini vurguluyor.

Dizinin yarattığı gizem duygusu ve Stevens'ın performansı izleyicilerin en çok öne çıkardığı unsurlar arasında yer alıyor.

Bir izleyici Devil in Silver'la ilgili şu yorumu yapıyor: 

Legion'un konusunu sevip de hikayenin fazla uzatıldığını, akıl hastalıklarını yanlış yansıttığını ve gösterişli fikirlerin derinliğin önüne geçtiğini düşünenlerdenseniz; bu dizi size tam olarak istediğiniz şeyi, ayakları yere basan o derinliği verecek.

Sıradan canavar hikayelerinden sıkılan ve psikolojik derinliği olan, gerçekçi bir çaresizlik hissi arayan korku meraklıları için The Terror: Devil in Silver, son yılların en özgün ve türe yeni bir soluk getiren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, CBR.com


Stüdyo reddetti: Mad Max için yeni adres aranıyor

48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
TT

Stüdyo reddetti: Mad Max için yeni adres aranıyor

48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)
48 yaşındaki Tom Hardy (fotoğrafta), 6 Oscarlı Mad Max: Fury Road'da Charlize Theron'la birlikte rol almış, iki yıldız arasında sette anlaşmazlıklar yaşanmıştı (Warner Bros.)

Kıyamet sonrası sinemanın babası George Miller, efsanevi Mad Max serisinin haklarını devretmeden önce evrene son bir film ve dizi kazandırmak istiyor.

Puck'ın özel haberine göre, 81 yaşındaki usta yönetmen, Warner Bros.'un hem yeni film hem de dizi teklifini reddetmesinin ardından Hollywood'un dev stüdyolarıyla görüşmelere başladı. Kulislere sızan bilgilere göre, projelere ilgi gösteren taraflar arasında Universal, Amazon ve Sony gibi büyük stüdyolar yer alıyor.

Warner Bros. neden vazgeçti?

Warner Bros.'un bu kararı sektör açısından çok da şaşırtıcı bulunmuyor. Stüdyo, 40 yılı aşkın süredir vizyona giren 5 Mad Max filminin dağıtımını üstlenmiş olsa da 2024'te izleyiciyle buluşan Anya Taylor-Joy başrollü Furiosa: Bir Mad Max Destanı'ndan (Furiosa: A Mad Max Saga) gişede büyük bir hüsran yaşadı. 

Eleştirmenlerden ve hayranlardan tam not alan, Rotten Tomatoes'ta yüzde 90 beğeni oranına ulaşan yapım, 168 milyon dolarlık bütçesine karşılık küresel çapta sadece 174 milyon dolar hasılat elde edebildi. 

Bu sonuç, stüdyonun 100 milyon doları aşan bir zararla karşı karşıya bıraktı ve serinin geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.

Mad Max: The Wasteland mi geliyor?

Miller'ın hayata geçirmek istediği jübile niteliğindeki son filmin, asıl karakter Max Rockatansky merkezli olması bekleniyor. Ancak Mad Max: Fury Road'un olaylı ve sancılı set sürecinin ardından Tom Hardy'nin yeniden Max karakterine hayat verme ihtimali epey düşük görünüyor. Nitekim Hardy de 2024'te Forbes'a verdiği bir röportajda, bu projenin asla gerçekleşmeyeceğini düşündüğünü belirtmişti. 

Miller'ın stüdyolara sunduğu senaryonun, Fury Road ve Furiosa'yla eş zamanlı olarak kaleme alınan ve uzun süredir dedikoduları dönen The Wasteland adlı öncül proje olduğu tahmin ediliyor.

Aslında Miller, Mad Max evrenini televizyona taşımayı daha önce de değerlendirmişti. Usta yönetmen, Fury Road'un 10 yıl süren sancılı geliştirme sürecinde de Çorak Topraklar'da geçen bir dizi yapmayı düşünmüş ancak daha sonra odağını tamamen sinema filmine çevirmişti.

Bir devrin kapanışı

Temelleri 1979 yılında Mel Gibson'lı ilk filmle atılan, 1980'lerde iki devam filmiyle büyüyen ve 2015'te Fury Road'la modern bir aksiyon klasiğine dönüşen bu devasa evren, George Miller için tamamen kişisel bir anlam taşıyor. 

Serinin tüm haklarını elinde bulunduran Miller, direksiyona son bir kez geçip gaza basmak ve hikayeyi kendi şartlarıyla sonlandırıp hakları yeni birine devretmek istiyor. 

Şimdilik stüdyolarla yapılan görüşmelerden resmi bir anlaşma çıkmamış olsa da bu iddialar, serinin hayranları için hem heyecan verici hem de buruk bir vedanın habercisi niteliğinde.

Independent Türkçe, Puck, IGN, GamesRadar, Forbes