​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
TT

​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)

İhtilaflı Keşmir bölgesinin Hindistan’a bağlı kesiminin özel anayasal statüsünün kaldırılmasıyla bağlantılı olarak son dönemde Keşmir’deki Hint siyasi manevrası, birçok çevrede ve çeşitli düzeylerde jeopolitik ve diplomatik sarsıntılara neden oldu.
Yeni Delhi, uluslararası düzeyde diplomatik zorluklarla, aynı zamanda da Müslüman çoğunluğa sahip Cammu Keşmir’de iç huzursuzlukla karşı karşıya kalırken, hükümet ise sert bir muhalefetle karşılaştı.
Keşmir’deki durum hala değişkenliğini koruyarak, daha da kötüleşmeyle tehdit ediyor. Bölge, geçmişte onlarca yıldır devam eden Hindistan-Pakistan, Hindistan-Çin bölgesel anlaşmazlıkları nedeniyle tarihsel olarak en dengesiz bölgelerden biri oldu.
Geçen hafta boyunca Pakistan ve Çin, Hindistan’ın kararına güçlü bir tepki verirken, özellikle konu İslamabad tarafından Birleşmiş Milletler’e (BM) sunuldu. Ancak Hindistan, Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) Cammu Keşmir’deki mevcut durum hakkında karar vermeye iten güçlü uluslararası girişimleri engellemeye çalıştı.
Hindistan Araştırma ve İzleme Kuruluşu’ndan Ashok Malik, “Hindistan, Pakistan-Çin stratejik ekseninden bir saldırıyla karşı karşıya. İslamabad’ın Çin’in doğrudan desteğiyle BMGK’nin kapılarını çalmaya devam etme niyetleri görmezden gelinemez. BMGK’nin bir sonraki sefer nasıl cevap vereceği, Keşmir’deki duruma bağlı olarak değişecektir. Yeni Delhi’nin sivillere karşı aşırı güç kullanımıyla Keşmir vadisindeki kamusal düzenin bozulması, Hindistan’ın uluslararası düzeydeki konumunu de zayıflatacaktır. Bölge sınırında Pakistan güçleriyle askeri gerginliklerin tırmanması, uluslararası barış ve güvenlik için açık bir tehdit olarak görülecektir. Bu durum, Hindistan’daki işlerde BMGK tarafından siyasi müdahale için bir bahane oluşturacaktır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle Hindistan, Cammu Keşmir konusunu uluslararası standartlar uyarınca, artan yerel ve uluslararası baskı altında sunmaya çalışırken zor zamanlar yaşayacak.
Kısıtlamaları kaldırma
Milliyetçi Muhafazakar Narendra Modi hükümeti için ilk zorluk, Keşmir bölgesindeki durumu normalleştirmek ve kendisine uygulanan sıkı güvenlik kısıtlamalarını kaldırmak olarak görülüyor. Bu bölgedeki asıl durum, Hindistan hükümeti tarafından iletişim ve transferlerle ilgili kısıtlamaların kaldırılması sonrasında açık ve net bir görünüm kazanacak. Hükümet, bölge nüfusunun büyük çapta tepkilerden büyük bir endişe duyuyormuş gibi görünüyor. Bazı uzmanlar, Hindistan hükümetinin şu an nüfusun haklarının bastırılmasını önlemek için adımlar atarken, bölgenin güvenlik çıkarlarını dengelemek için dikkatli bir şekilde adımlar atması gerektiğini söylüyor. Bu çerçevede Hindistan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski bir çalışanı olan Prakash Menon, “Keşmir vadisinde, Hindistan’ın daha fazla toprağı sömürerek ve kimlikleri yok ederek Keşmir halkını bastırmak için olağan güç malzemelerini kullanmasına odaklanan kamuoyu söyleminin ışığında genel bir korku havası var” dedi.
Hindistan Anayasası’nın 370. Özel Statü Maddesi’nin iptali, Keşmir hususundaki hem iç hem de dış boyutlara sahip köklü değişikliklerle sonuçlandı. Bugün Yeni Delhi’nin Keşmir’de ve ana siyasi partilerde “ayrılıkçı” olarak nitelediği hitap, Keşmir meselesinin uyuyan bir sorun olmadığı, aksine nüfusun siyasi beklentilerini tek kelimeyle, yani “özgürlükle” yerine getirmeyle ilgili olduğu ana bir nokta etrafında dönüyor. Bu nedenle bazı analistler, Keşmir halkından son Hindistan kararına karşı direniş beklememenin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Vadideki güvenlik durumu, tüm bölge nüfusunun ve bazıları çoktan silah almış gençlerin tepkisine bağlı. Bölgenin sıcak ve çalkantılı atmosferinden en iyi şekilde fayda sağlamak için kendisini doğal mekanında bulacak olan Pakistan tarafından da güçlü bir tepki beklenebilir.
Yeni Delhi’den bir savunma analisti olan Ajai Shukla, “Hindistan’ın Keşmir’deki siyasi kontrolü, 1990’ların başlarından itibaren kurulan Halk Direniş Hareketi’nde yaygın bir kutuplaşma ve şaşkınlığa neden oldu. Pakistan durumdan yararlandı, durumu alevlendirmek için daha fazla yakıt harcadı. Bu durum, devleti 1990’lı yıllarda yanan bir varile dönüştürdü. Benzer bir şiddet döngüsü, ilk etapta derinden bir hayal kırıklığı yaşayan Keşmir’deki Müslümanlar arasında yeniden alevlenmeye başladı” açıklamasında bulundu.
Güvenlik analisti Kanval Sibal, “Hindistan hükümeti, temelde mevcut güvensizlik döngüsünü kırmak için ne yapmamak istediğini değil, ne yapmak istediğini tasavvur etmelidir. Ayrıca Keşmir’in yaralarını siyasi bir üslupla, pratik ve açık bir yolla iyileştirmelidir. Bu yoldaki ilk adım, olumlu bir diyaloğa girmektir. Ama ekonomik düzeyde, Keşmir’deki geleneksel ticaret yollarını canlandırmak için bir kalkınma planı bulunmalıdır. Bu, mevcut durumda bir değişiklik sağlayabilir” dedi.
Pakistan’ın seçimleri
Bazı analistler, sivil mücadeleyle herhangi bir şiddet tırmanışının, bölgeyi sonsuz bir şiddet döngüsüne sürükleyebileceği görüşünde. Bu çerçevede Cammu Keşmir’den Northlines editörü Ratan Singh Gill, “Pakistan’ın Keşmir’deki yüksek sesleri, uluslararası düzeyde kullanma olasılığı yüksektir. İki ülke arasındaki sınırda yaşanan askeri tırmanış da kaldırılabilir. Daha sonra Hindistan, bölgedeki büyük siyasi beklentilerini ilan eden, Pakistan ile işlerinde birçok kaynak, zaman ve siyasi enerji harcamak zorunda kalacak” dedi.
Pakistan’ın tepkisine gelince bunun, ABD ve komşu Afganistan üzerinde önemli bir etkisi olacak. Gill’e göre, Pakistan’ın memnun kaldığı etki noktaları arasında, ABD’nin Afganistan’daki Taliban Hareketi ile devam eden görüşmelerini başarısızlığa uğratma yeteneği de bulunuyor.
Su krizi
Hindistan, Pakistan ile 1960 yılında imzalanan su anlaşması uyarınca su payını tam anlamıyla kullanmak istiyor. Hükümetin, bölgedeki su payını tam anlamıyla kullanma niyetini uygunsuz şekilde belirttiği ise unutulmamalı.
2013 yılında Keşmir’deki Kishanganga projesine dair bir dava çerçevsinde, Lahey’de uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Hindistan lehine sunulan bir dava sonrasında Hindistan hükümeti, Cammu Keşmir’deki hidroelektrik projelerinin uygulanmasını hızlandırmak istediğini belirtti. Hindistan, stratejik düzeyde büyük bir öneme sahip bu projeleri, Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol” girişimi olarak bilinen ve büyük ölçekli altyapı girişiminin bir parçası olan Çin- Pakistan ekonomik geçidini geliştirme hususundaki Çin çabaları çerçevesinde görüyor. Bazı kesimler tarafından ortaya koyulan soru ise şu; Bu durum, yeni uluslararası çatışmalara yol açar mı?
Çin itirazı
Çin’in itirazı, özellikle Keşmir’de Hindistan diplomasisi için bir deneme balonu olabilir.
Çin’in Keşmir’e yönelik asıl kaygısı, Çin’in doğusundaki Tibet bölgesiyle sınır olan ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin güneybatısındaki Ladakh bölgesinde olduğu kadar değil. Her ikisi de geniş bir Çin askeri varlığına sahip. Son yedi yılda Çin, Cammu Keşmir ve çevre bölgelerdeki durumu değiştirmek amacıyla diğer bölgesel oyunculardan daha fazla çaba sarf etti. Çin-Pakistan ekonomik koridorunun bir parçası olarak Çin ve Pakistan hükümetleri, Gilgit-Baltistan bölgesindeki tek taraflı askeri kullanıma sahip bazı durumlarda, birçok çift kullanımlı altyapı projesi ortaya koydu. Ayrı bir şekilde Tibet ve Sincan bölgelerinde militarizasyonuyla bu tampon bölgeler, tarihsel olarak ön cephelere dönüştü.
Stratejik uzman Vivek Mishra, “Hindistan’ın gelecek on yılda Ladakh bölgesindeki stratejik eylemleri, uygun kapasiteleri geliştirmeyi başardı. Bazı Çin yatırımları da risk altında olabilir. Çinliler, Hindistan’ın uzun vadede oyuncu olmayı tercih ettiğini biliyor. Mevcut durum, onları hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Ancak geleceğe dair imkanları önemsiyorlar” dedi.
Çin hükümete ait Global Times gazetesi, Hindistan’ın sınır meseleleri hususunda çok atılgan olduğunu ve bölgesel durumu da etkileyen mevcut durumu bozmaya çalıştığını duyurdu. Gazeteye göre Hindistan, çevre ülkelerin çıkarlarına meydan okumaya devam ediyor.
Gazetede yayınlanan bir makalede, Pakistan’ın anayasanın 370. maddenin iptali karşısında güçlü önlemler almamasının düşünülemediği belirtildi. Makalede “Hindistan’ın tüm bölgeyi ele geçirecek siyasi kaynaklara ve diğer araçlara sahip olduğunu görmüyoruz” ifadelerine yer verildi. Tanınmış bir Hint diplomat ve siyasi uzman olan Poonchuk Stupdan, “Çin, BMGK’de Hindistan’a karşı tam ağırlığını koyma hususunda kararlılığını dile getirdi. Yeni Delhi, şu anki krizin dördüncü boyutunda, yani Pekin’in Hindistan ile uzun ve tartışmalı bir sınırda yeni bir askeri cephe daha açabilme yeteneğini düşünecek vakte sahip olmayabilir. Nihayetinde Pekin, Yeni Delhi’yi Cammu Keşmir’deki mevcut iç siyasi durumu zorla değiştirerek, Çin’in egemen çıkarlarına meydan okumaya çalışmaklar suçladı” dedi.



Trump'ın Gazze Yürütme Kurulu’na atadığı İsrailli milyarder Yakir Gabay kimdir?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
TT

Trump'ın Gazze Yürütme Kurulu’na atadığı İsrailli milyarder Yakir Gabay kimdir?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze Şeridi için oluşturulan Yürütme Kurulu’na atanan İsrailli milyarder Yakir Gabay’a dikkat çekti.

Gazete, söz konusu kurulun savaş sonrası Gazze’nin yönetimine katkı sağlamakla görevlendirilen yeni bir uluslararası yapı olduğunu ve Trump’ın liderliğini üstlendiği Barış Konseyi ile eş güdüm içinde çalışacağını yazdı.

Haberde, ileri teknoloji, gayrimenkul ve finans alanlarında geniş yatırımlara sahip iş insanı Gabay’ın, Güney Kıbrıs ve Birleşik Krallık’ta yaşadığı belirtildi.

Gabay’ın Beyaz Saray ile ilişkilerinin, eski ABD Başkanı Joe Biden dönemine uzandığı ve Trump döneminde daha da güçlendiği ifade edildi. Kasım 2023’te, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıdan yaklaşık bir ay sonra Gabay’ın, ABD, Avrupa ve Arap dünyasından bir grup iş insanıyla birlikte savaş sonrası Gazze’ye ilişkin bir vizyon sunan girişime katıldığı, bu önerinin de zamanla perde arkasında karşılık bulduğu aktarıldı.

evfev
Yakir Gabay (LinkedIn)

Yedioth Ahronoth, dönüm noktasının Trump’ın 20 maddeden oluşan planını açıklamasıyla geldiğini, bunun ardından kısa süre içinde Beyaz Saray’ın Gabay ile temasa geçerek kendisine Gazze için oluşturulan Yürütme Kurulu’na katılma teklifinde bulunduğunu yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığı habere göre davet sürpriz olmasa da Gabay bu tekliften derinden etkilendi. İsrailli kimliğiyle gurur duyduğunu dile getiren Gabay, buna rağmen atamasının İsrail’i temsilen değil, uluslararası bir iş insanı olarak üstlendiği rolle ilgili olduğunu vurguladı.

Yedioth Ahronoth, 59 yaşındaki Gabay’ın Kudüs’te, İsrail hukuk kurumlarında köklü bir geçmişe sahip bir ailede dünyaya geldiğine dikkat çekti. Buna göre babası Meir Gabay, Adalet Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini üstlendikten sonra Kamu Hizmeti Komiseri olarak görev yaptı. Annesi Yemima Gabay ise hem Savcılık Ofisi’nde hem de Adalet Bakanlığı’nda üst düzey görevlerde bulundu.

Gabay’ın kariyerine sermaye piyasalarında başladığı, 1990’ların ortalarına gelindiğinde İsrail’in en büyük bankalarından Bank Leumi’nin yatırım bankacılığı kolunun icra kurulu başkanı olduğu aktarıldı. 2004 yılında Berlin’de gayrimenkul sektörüne adım atan Gabay’ın bu alandaki yatırımlarını istikrarlı biçimde genişlettiği belirtildi. Net servetinin 4,1 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Haberde ayrıca, Trump’ın açıkladığı Yürütme Kurulu’nun diğer üyeleriyle birlikte Gabay’dan da Gazze Şeridi’ni ziyaret etmesinin ve Filistinli teknokrat konsey ile koordinasyon içinde çalışmasının isteneceği ifade edildi.

Gazete, Gabay’ın atamaya ilişkin değerlendirmesine de yer verdi. Gabay, “ABD Başkanı Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Konseyi’ne gönüllü üye olarak atanmak benim için büyük bir onur” ifadesini kullandı. Gabay, “Bu güven için Başkan Trump’a, Steve Witkoff’a ve Jared Kushner’a teşekkür ediyorum” dedi.

Açıklamasında kendisine duyulan güvene vurgu yapan Gabay, yönetim kurulu üyesi diğer isimlerle birlikte ABD Başkanı’nın Gazze için öngördüğü kalkınma, inşa, refah ve serbest piyasa ekonomisi vizyonunu hayata geçirmek için çalışacağını belirtti. Gabay, “İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamının diğer ülkelere genişletilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması kalkınma planının uygulanması için temel bir şart. Ayrıca Ran Gvili’nin cesedinin ülkesine getirilerek İsrail’de defnedilmesi için elimizden gelen tüm çabayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray cuma akşamı yaptığı açıklamada, Barış Konseyi ve Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurdu. Açıklamada, bu adımın, Gazze Şeridi’ndeki çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen kapsamlı planın ikinci aşamasının uygulanması yolunda ‘hayati bir adım’ olduğu belirtildi. Söz konusu açıklama, Gazze Şeridi’nin yönetimine ilişkin komitenin oluşturulmasından iki gün sonra geldi.

Kurucu Yürütme Kurulu’nda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump’ın damadı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, ABD’li iş insanı Marc Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Robert Gabriel’in yer aldığı aktarıldı.

Yürütme Kurulu’nda ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanlık Ofisi Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zavadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Raşad, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Bakanı Rim el-Haşimi, iş insanı Yakir Gabay ve Birleşmiş Milletler (BM) Gazze İçin Kıdemli İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag’ın bulunduğu kaydedildi.

Haberde, eski BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov’un Gazze için ‘yüksek temsilci’ görevini üstleneceği ve bu kapsamda Barış Konseyi ile Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu ulusal komite arasında sahadaki bağlantıyı sağlayacağı ifade edildi.


ABD: Güçlerimiz, Suriye'de Amerikalıları hedef alan bir pusu ile bağlantılı bir El Kaide liderini öldürdü

ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
TT

ABD: Güçlerimiz, Suriye'de Amerikalıları hedef alan bir pusu ile bağlantılı bir El Kaide liderini öldürdü

ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)

ABD Merkez Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin cuma günü Suriye'de geçen ay Amerikalılar için DEAŞ örgütü tarafından kurulan bir pusu ile bağlantılı olan El-Kaide örgütünün bir liderini öldürdüğünü duyurdu.

Resim  Suriye-Amerikan ortak heyetine yönelik terör saldırısının ardından Palmira şehrinde güvenlik operasyonu (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye'nin merkezindeki Palmira kenti yakınlarında ABD-Suriye ortak askeri heyetine düzenlenen silahlı saldırıda, iki asker ve bir sivil tercümanları olmak üzere üç Amerikalı öldü, birçok kişi de yaralandı.


Hamaney: Biz savaş istemiyoruz ve isyancılardan hesap soracağız

İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
TT

Hamaney: Biz savaş istemiyoruz ve isyancılardan hesap soracağız

İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)

İran Dini Lideri Ali Hamaney, ülkesinde huzursuzluğu kışkırtmakla Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlarken, aynı zamanda Tahran'ın "savaş istemediğini" ancak "ülke içindeki suçlulara müsamaha göstermeyeceğini" ifade etti.

Son protesto dalgasının patlak vermesinden bu yana üçüncü kez kamuoyu açıklamasında bulunan Hamaney, Washington'ıun kendi amaçlarına hizmet etmek için kapsamlı hazırlıklar ve çok sayıda araç kullanarak "isyanı" başlattığını belirtti. Ancak bunun "yeterli olmadığını" ve Amerika Birleşik Devletleri'nin "hesap vermesi gerektiğini" kaydetti.

Hamaney'in resmi internet sitesinde yer alan açıklamasına göre "ABD başkanını, yaşanan kayıplar ve mağduriyetler nedeniyle ve İran halkına yönelttiği suçlamalardan dolayı suçlu olarak görüyoruz" Hamaney, protestolarda "birkaç bin kişinin" öldüğünü ilk kez kabul etti.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün Politico'ya verdiği demeçte, İran'da yeni bir liderlik arama zamanının geldiğini belirterek, Hamaney'i ülkesinin tamamen yıkımından sorumlu tuttu.