​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
TT

​Modi Hindistan’ı Keşmir çıkmazına soktu

Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)
Keşmir'deki Hindistan askerleri (AP)

İhtilaflı Keşmir bölgesinin Hindistan’a bağlı kesiminin özel anayasal statüsünün kaldırılmasıyla bağlantılı olarak son dönemde Keşmir’deki Hint siyasi manevrası, birçok çevrede ve çeşitli düzeylerde jeopolitik ve diplomatik sarsıntılara neden oldu.
Yeni Delhi, uluslararası düzeyde diplomatik zorluklarla, aynı zamanda da Müslüman çoğunluğa sahip Cammu Keşmir’de iç huzursuzlukla karşı karşıya kalırken, hükümet ise sert bir muhalefetle karşılaştı.
Keşmir’deki durum hala değişkenliğini koruyarak, daha da kötüleşmeyle tehdit ediyor. Bölge, geçmişte onlarca yıldır devam eden Hindistan-Pakistan, Hindistan-Çin bölgesel anlaşmazlıkları nedeniyle tarihsel olarak en dengesiz bölgelerden biri oldu.
Geçen hafta boyunca Pakistan ve Çin, Hindistan’ın kararına güçlü bir tepki verirken, özellikle konu İslamabad tarafından Birleşmiş Milletler’e (BM) sunuldu. Ancak Hindistan, Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) Cammu Keşmir’deki mevcut durum hakkında karar vermeye iten güçlü uluslararası girişimleri engellemeye çalıştı.
Hindistan Araştırma ve İzleme Kuruluşu’ndan Ashok Malik, “Hindistan, Pakistan-Çin stratejik ekseninden bir saldırıyla karşı karşıya. İslamabad’ın Çin’in doğrudan desteğiyle BMGK’nin kapılarını çalmaya devam etme niyetleri görmezden gelinemez. BMGK’nin bir sonraki sefer nasıl cevap vereceği, Keşmir’deki duruma bağlı olarak değişecektir. Yeni Delhi’nin sivillere karşı aşırı güç kullanımıyla Keşmir vadisindeki kamusal düzenin bozulması, Hindistan’ın uluslararası düzeydeki konumunu de zayıflatacaktır. Bölge sınırında Pakistan güçleriyle askeri gerginliklerin tırmanması, uluslararası barış ve güvenlik için açık bir tehdit olarak görülecektir. Bu durum, Hindistan’daki işlerde BMGK tarafından siyasi müdahale için bir bahane oluşturacaktır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle Hindistan, Cammu Keşmir konusunu uluslararası standartlar uyarınca, artan yerel ve uluslararası baskı altında sunmaya çalışırken zor zamanlar yaşayacak.
Kısıtlamaları kaldırma
Milliyetçi Muhafazakar Narendra Modi hükümeti için ilk zorluk, Keşmir bölgesindeki durumu normalleştirmek ve kendisine uygulanan sıkı güvenlik kısıtlamalarını kaldırmak olarak görülüyor. Bu bölgedeki asıl durum, Hindistan hükümeti tarafından iletişim ve transferlerle ilgili kısıtlamaların kaldırılması sonrasında açık ve net bir görünüm kazanacak. Hükümet, bölge nüfusunun büyük çapta tepkilerden büyük bir endişe duyuyormuş gibi görünüyor. Bazı uzmanlar, Hindistan hükümetinin şu an nüfusun haklarının bastırılmasını önlemek için adımlar atarken, bölgenin güvenlik çıkarlarını dengelemek için dikkatli bir şekilde adımlar atması gerektiğini söylüyor. Bu çerçevede Hindistan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski bir çalışanı olan Prakash Menon, “Keşmir vadisinde, Hindistan’ın daha fazla toprağı sömürerek ve kimlikleri yok ederek Keşmir halkını bastırmak için olağan güç malzemelerini kullanmasına odaklanan kamuoyu söyleminin ışığında genel bir korku havası var” dedi.
Hindistan Anayasası’nın 370. Özel Statü Maddesi’nin iptali, Keşmir hususundaki hem iç hem de dış boyutlara sahip köklü değişikliklerle sonuçlandı. Bugün Yeni Delhi’nin Keşmir’de ve ana siyasi partilerde “ayrılıkçı” olarak nitelediği hitap, Keşmir meselesinin uyuyan bir sorun olmadığı, aksine nüfusun siyasi beklentilerini tek kelimeyle, yani “özgürlükle” yerine getirmeyle ilgili olduğu ana bir nokta etrafında dönüyor. Bu nedenle bazı analistler, Keşmir halkından son Hindistan kararına karşı direniş beklememenin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Vadideki güvenlik durumu, tüm bölge nüfusunun ve bazıları çoktan silah almış gençlerin tepkisine bağlı. Bölgenin sıcak ve çalkantılı atmosferinden en iyi şekilde fayda sağlamak için kendisini doğal mekanında bulacak olan Pakistan tarafından da güçlü bir tepki beklenebilir.
Yeni Delhi’den bir savunma analisti olan Ajai Shukla, “Hindistan’ın Keşmir’deki siyasi kontrolü, 1990’ların başlarından itibaren kurulan Halk Direniş Hareketi’nde yaygın bir kutuplaşma ve şaşkınlığa neden oldu. Pakistan durumdan yararlandı, durumu alevlendirmek için daha fazla yakıt harcadı. Bu durum, devleti 1990’lı yıllarda yanan bir varile dönüştürdü. Benzer bir şiddet döngüsü, ilk etapta derinden bir hayal kırıklığı yaşayan Keşmir’deki Müslümanlar arasında yeniden alevlenmeye başladı” açıklamasında bulundu.
Güvenlik analisti Kanval Sibal, “Hindistan hükümeti, temelde mevcut güvensizlik döngüsünü kırmak için ne yapmamak istediğini değil, ne yapmak istediğini tasavvur etmelidir. Ayrıca Keşmir’in yaralarını siyasi bir üslupla, pratik ve açık bir yolla iyileştirmelidir. Bu yoldaki ilk adım, olumlu bir diyaloğa girmektir. Ama ekonomik düzeyde, Keşmir’deki geleneksel ticaret yollarını canlandırmak için bir kalkınma planı bulunmalıdır. Bu, mevcut durumda bir değişiklik sağlayabilir” dedi.
Pakistan’ın seçimleri
Bazı analistler, sivil mücadeleyle herhangi bir şiddet tırmanışının, bölgeyi sonsuz bir şiddet döngüsüne sürükleyebileceği görüşünde. Bu çerçevede Cammu Keşmir’den Northlines editörü Ratan Singh Gill, “Pakistan’ın Keşmir’deki yüksek sesleri, uluslararası düzeyde kullanma olasılığı yüksektir. İki ülke arasındaki sınırda yaşanan askeri tırmanış da kaldırılabilir. Daha sonra Hindistan, bölgedeki büyük siyasi beklentilerini ilan eden, Pakistan ile işlerinde birçok kaynak, zaman ve siyasi enerji harcamak zorunda kalacak” dedi.
Pakistan’ın tepkisine gelince bunun, ABD ve komşu Afganistan üzerinde önemli bir etkisi olacak. Gill’e göre, Pakistan’ın memnun kaldığı etki noktaları arasında, ABD’nin Afganistan’daki Taliban Hareketi ile devam eden görüşmelerini başarısızlığa uğratma yeteneği de bulunuyor.
Su krizi
Hindistan, Pakistan ile 1960 yılında imzalanan su anlaşması uyarınca su payını tam anlamıyla kullanmak istiyor. Hükümetin, bölgedeki su payını tam anlamıyla kullanma niyetini uygunsuz şekilde belirttiği ise unutulmamalı.
2013 yılında Keşmir’deki Kishanganga projesine dair bir dava çerçevsinde, Lahey’de uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Hindistan lehine sunulan bir dava sonrasında Hindistan hükümeti, Cammu Keşmir’deki hidroelektrik projelerinin uygulanmasını hızlandırmak istediğini belirtti. Hindistan, stratejik düzeyde büyük bir öneme sahip bu projeleri, Çin’in “Tek Kuşak Tek Yol” girişimi olarak bilinen ve büyük ölçekli altyapı girişiminin bir parçası olan Çin- Pakistan ekonomik geçidini geliştirme hususundaki Çin çabaları çerçevesinde görüyor. Bazı kesimler tarafından ortaya koyulan soru ise şu; Bu durum, yeni uluslararası çatışmalara yol açar mı?
Çin itirazı
Çin’in itirazı, özellikle Keşmir’de Hindistan diplomasisi için bir deneme balonu olabilir.
Çin’in Keşmir’e yönelik asıl kaygısı, Çin’in doğusundaki Tibet bölgesiyle sınır olan ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin güneybatısındaki Ladakh bölgesinde olduğu kadar değil. Her ikisi de geniş bir Çin askeri varlığına sahip. Son yedi yılda Çin, Cammu Keşmir ve çevre bölgelerdeki durumu değiştirmek amacıyla diğer bölgesel oyunculardan daha fazla çaba sarf etti. Çin-Pakistan ekonomik koridorunun bir parçası olarak Çin ve Pakistan hükümetleri, Gilgit-Baltistan bölgesindeki tek taraflı askeri kullanıma sahip bazı durumlarda, birçok çift kullanımlı altyapı projesi ortaya koydu. Ayrı bir şekilde Tibet ve Sincan bölgelerinde militarizasyonuyla bu tampon bölgeler, tarihsel olarak ön cephelere dönüştü.
Stratejik uzman Vivek Mishra, “Hindistan’ın gelecek on yılda Ladakh bölgesindeki stratejik eylemleri, uygun kapasiteleri geliştirmeyi başardı. Bazı Çin yatırımları da risk altında olabilir. Çinliler, Hindistan’ın uzun vadede oyuncu olmayı tercih ettiğini biliyor. Mevcut durum, onları hiçbir şekilde ilgilendirmiyor. Ancak geleceğe dair imkanları önemsiyorlar” dedi.
Çin hükümete ait Global Times gazetesi, Hindistan’ın sınır meseleleri hususunda çok atılgan olduğunu ve bölgesel durumu da etkileyen mevcut durumu bozmaya çalıştığını duyurdu. Gazeteye göre Hindistan, çevre ülkelerin çıkarlarına meydan okumaya devam ediyor.
Gazetede yayınlanan bir makalede, Pakistan’ın anayasanın 370. maddenin iptali karşısında güçlü önlemler almamasının düşünülemediği belirtildi. Makalede “Hindistan’ın tüm bölgeyi ele geçirecek siyasi kaynaklara ve diğer araçlara sahip olduğunu görmüyoruz” ifadelerine yer verildi. Tanınmış bir Hint diplomat ve siyasi uzman olan Poonchuk Stupdan, “Çin, BMGK’de Hindistan’a karşı tam ağırlığını koyma hususunda kararlılığını dile getirdi. Yeni Delhi, şu anki krizin dördüncü boyutunda, yani Pekin’in Hindistan ile uzun ve tartışmalı bir sınırda yeni bir askeri cephe daha açabilme yeteneğini düşünecek vakte sahip olmayabilir. Nihayetinde Pekin, Yeni Delhi’yi Cammu Keşmir’deki mevcut iç siyasi durumu zorla değiştirerek, Çin’in egemen çıkarlarına meydan okumaya çalışmaklar suçladı” dedi.



İsrail, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı pazar günü açmayı planlıyor

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı pazar günü açmayı planlıyor

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafından çekilmiş bir fotoğraf, 29 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ndeki faaliyetlerini koordine eden birim, bugün yaptığı açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki geçişlere pazar günü yeniden açılacağını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre birimden yapılan açıklamada, Mısır’la koordinasyon içinde, yalnızca savaş sırasında Gazze Şeridi’nden ayrılmış olan kişilerin ve İsrail’den önceden güvenlik onayı alanların Mısır’dan Gazze Şeridi’ne dönüşüne izin verileceği belirtildi.

Refah Sınır Kapısı, iki milyondan fazla nüfusa sahip Gazze Şeridi sakinlerinin giriş ve çıkışları için başlıca geçiş noktası konumunda bulunuyor.

İsrail, Gazze savaşının başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Kapının yeniden açılması, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik planının ilk aşamasında yer alan temel şartlardan biri olarak öne çıkmıştı. Söz konusu plan, ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından gündeme gelmişti.

İsrail, daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze Şeridi’nde tutulan son İsrailli rehinenin cesedinin teslim edilmesinden önce sınır kapısının yeniden açılmayacağını bildirmişti. Bu koşulun bu hafta yerine getirildiği belirtildi.


İsrail, Refah Sınır Kapısı’nı kontrol altına almak için şartlar koyuyor... Bu sırada büyük kaçakçılar sınırlarından giriş yapıyor

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
TT

İsrail, Refah Sınır Kapısı’nı kontrol altına almak için şartlar koyuyor... Bu sırada büyük kaçakçılar sınırlarından giriş yapıyor

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)
İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet Başkanı David Zini (İsrail Ordu Radyosu)

İsrail, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesine, Mısır’dan Gazze Şeridi’ne kaçakçılığın önlenmesi gerekçesiyle şartlar öne sürerken, Aşkelon Sulh Mahkemesi’nde görülen bir davada, Gazze Şeridi’ne binlerce çeşit mal sokan büyük bir kaçakçılık şebekesinin ortaya çıkarıldığı açıklandı. Savcılık, şu aşamada dosyayı güvenlik değil ceza davası olarak değerlendirse de, kamuoyuna yansıyan suçlamalar, söz konusu malların hem sivil hem de askerî alanlarda kullanılabilecek nitelikte olduğunu gösteriyor. Soruşturmaya İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’in de dahil olduğu, ayrıca Şin-Bet Başkanı David Zini’nin yakınlarından birinin kaçakçılık şüphesiyle gözaltında bulunduğu bildirildi.

Mahkeme, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin müzakerelerin en hassas aşamaya geldiği bir dönemde, dosya hakkında başlangıçta tam bir yayın yasağı getirdi. Ancak İbranice yayımlanan gazetelerin talebi üzerine, bir İsrail mahkemesi soruşturmaya ilişkin bazı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasına izin verdi. Açıklanan ayrıntılar, özellikle şüphelilerden birinin Şin-Bet Başkanı’nın yakını olduğunun ortaya çıkmasıyla İsrail kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Savcılık ise Şin-Bet Başkanı’nın suçlamalarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını vurguladı. Aksine, söz konusu şüpheliyle ilgili soruşturmanın polis tarafından yürütülmesine karar verildiği ve Şin-Bet’in bu dosyadan dışlandığı belirtildi.

sdfgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular, 14 Ekim 2023 (DPA)

Savcılık, soruşturmaların onlarca şüpheliyi kapsadığını, ancak şu ana kadar kesin suçlamaların 13 kişiyle sınırlı olduğunu açıkladı. Bu kişilerin tamamı, Gazze Şeridi’ne mal kaçakçılığı yapmak ve bunu maddi kazanç sağlama amacıyla gerçekleştirmekle suçlanacak. Zini’nin yakınıyla ilgili soruşturmanın ise sürdüğü, söz konusu kişinin gözaltında bulunduğu ancak henüz şüphelerin iddianameye dönüştürülmesine karar verilmediği belirtildi. Mahkeme, zanlının tutukluluk halinin gelecek pazartesi gününe kadar uzatılmasına hükmetti.

Şin-Bet Başkanı’nın babası Yossi Zini, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda ortada ne cezai ne de güvenlik boyutu olan bir dosya bulunduğunu savundu. Aileden bir yakınının davaya dahil edilmesini, ‘derin devletin sağa karşı yürüttüğü bir başka girişim ve itibarsızlaştırma çabası’ olarak nitelendirdi. Zini, şüpheliler arasında Şin-Bet Başkanı’nın oğlu ile aileden bir başka yakınının da bulunduğunu ima ederek, her ikisinin de masum olduğunu öne sürdü.

Polis, yaptığı açıklamada, yayın yasağının yürürlükte kalacağını ve şüphelilerin kimliklerini ya da soruşturmanın seyrini açığa çıkarabilecek ek ayrıntıların yayımlanmasının yasak olduğunu bildirdi. Açıklamada, yasağın gelecek ayın 10’uncu gününe kadar geçerli olacağı kaydedildi.

Yayımlanmasına izin verilen bilgilerden, söz konusu şebekenin Gazze’de İsrail ordusuna hizmet veren müteahhitleri, kamyon şoförlerini, altyapı çalışanlarını, zaman zaman da savaş sırasında görev yapan muvazzaf askerler, subaylar ve yedek personeli para karşılığında kullanarak, Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerine mal ve teçhizat kaçırdığı anlaşılıyor.

İsrail polisi, kaçakçılık faaliyetlerinin sigara, cep telefonları ve ev aletleri gibi malları kapsadığını, ancak bunların arasında askerî amaçlarla kullanılabilecek malzemelerin de bulunduğunu açıkladı. Polis açıklamasında, tünellerin aydınlatılmasında ve içlerindeki elektrikli cihazların çalıştırılmasında kullanılabilecek akülerin de kaçak yollarla Gazze Şeridi’ne sokulduğu belirtildi. Söz konusu malzemelerin yalnızca orduya hizmet veren kamyonlarla kara yoluyla değil, aynı zamanda insansız hava araçları (İHA) aracılığıyla da taşındığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, üst düzey bir askerî istihbarat yetkilisi, Gazze Şeridi’ndeki Hamas hareketinin bu operasyonların bir parçası olduğunu ve en büyük kazancı elde eden taraf konumunda bulunduğunu söyledi. Yetkiliye göre Hamas, çok amaçlı kullanılan cihazları teslim alıyor ve sigara, cep telefonu ile diğer değerli malların ticaretini kontrol ederek bunları fahiş fiyatlarla satıyor ve büyük gelir elde ediyor.

Polis, bir operasyonda değeri yaklaşık 1 milyon şekel (320 bin dolar) olan mallarla yakalanan kaçakçıları gözaltına aldığını bildirdi. Ele geçirilenler arasında 700 cep telefonu, yüzlerce karton sigara ve tıraş makineleri yer aldı. Bu olayda şüphelilerin Necef’teki Arara kasabasından Arap vatandaşlar olduğu, bir erkek ile eşinin tutuklandığı belirtildi. Ancak polis, kaçakçılık ağlarının büyük bölümünü, ordu hizmeti kapsamında Gazze Şeridi’ne giriş izni bulunan Yahudi siviller ve askerlerin oluşturduğunu kaydetti.

gtyu
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında işgal güçlerinin kullandığı araçlar (Arşiv – Reuters)

Bu dava, İsrail’in Refah Sınır Kapısı’na ilişkin taleplerinin ciddiyeti konusunda birçok soruyu da beraberinde getiriyor. Zira İsrail, fiilen kaçakçılığı yalnızca Mısır’la sınırlıymış gibi göstermeye çalışıyor. Katar ve Türkiye’nin bugün hâlâ Gazze’deki Hamas’a para aktardığı yönündeki suçlayıcı haberler de bu çerçevede servis ediliyor. Ancak söz konusu dosya, kaçakçılığın İsrail tarafında gerçekleştiğine işaret ediyor. Bu durum, İsrail ordusunun Gazze sınır bölgelerinde 40 askerî nokta kurmuş olmasına, bölgeyi sürekli kuşatan büyük askerî yığınaklara ve sınır boyunca hava kuvvetleri, zırhlı birlikler, piyade, çeşitli komando birlikleri ve hatta deniz kuvvetlerinin konuşlandırılmış olmasına rağmen ortaya çıkıyor.

Daha da dikkat çekici olan, İsrail ordusu komuta kademesindeki bazı unsurların, ‘İsrail’in kaçakçılık faaliyetlerine izin vermeyi sürdürmesi halinde bunun Hamas’ın ekonomisini güçlendireceği’ yönünde uyarılarda bulunması. Buna karşılık Yedioth Ahronoth gazetesi, orduyu, istihbarat birimlerini ve diğer güvenlik kurumlarını yetersizlik ve başarısızlıkla suçladı. Gazete, Gazze Şeridi’ne girip çıkan yüzlerce İsrail vatandaşına yönelik denetimin ya çok zayıf olduğunu ya da hiç yapılmadığını yazdı. Üst düzey bir İsrailli subay ise “Bazı kişiler askerlere selam verip bölgeye giriyor; ne üzerleri ne de kamyonlar aranıyor, girişlerini kimin koordine ettiği bile kontrol edilmiyor” ifadelerini kullandı. Subay ayrıca, ordunun kendi bünyesinden bazı unsurların da bu kaçakçılık faaliyetlerine karıştığına dikkat çekti.


Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
TT

Çin lideri Şi Cinping neden en üst düzey askeri komutanlarını tasfiye etti?

Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)
Zhang Youxia (ortada), Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen Ulusal Halk Kongresi’nin dördüncü genel oturumunda seçilmelerinin ardından, Merkez Askerî Komisyonu üyeleri He Weidong (solda) ve Li Shangfu (sağda) ile birlikte yemin ediyor… 11 Mart 2023 (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yürüttüğü uzun soluklu tasfiye operasyonun ardından, Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı General Zhang Youxia’nın tutuklanması, Çin’in siyasi ve askerî çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Le Monde gazetesinde bugün (Cuma) yayımlanan analizden aktardığına göre bu gelişme, Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) bütünlüğü ve Şi’ye bağlılığı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Zhang yalnızca üst düzey bir komutan değil, fiilen ülkenin ikinci askerî beyni ve en deneyimli, en nüfuzlu generallerden biri olarak görülüyordu.

Askerî piramidin zirvesinde sarsıntı

Son üç yıl içinde Çin, neredeyse tüm üst düzey askerî liderlerini kaybetti. 2022’de Merkez Askerî Komisyona atanan yedi üyeden bugün yalnızca Şi Cinping ve disiplin işlerinden sorumlu, tasfiyeleri yürüten Zhang Shengmin görevde kaldı. Çin kamuoyu üst düzey yetkililerin görevden alınmasına alışkın olsa da, 24 Ocak’ta duyurulan Zhang Youxia’nın düşüşü, Şi’nin iktidara gelişinden bu yana Çin siyasetindeki en sarsıcı gelişmelerden biri olarak nitelendiriliyor.

dı8o
Zhang Youxia, Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı, Vietnam’ın başkenti Hanoi’de Savunma Bakanlığı’nda düzenlenen bir toplantıya katılıyor… 24 Ekim 2024 (EPA)

Zhang Youxia, fiilen hem Genelkurmay Başkanı hem de Savunma Bakanı yetkilerini bir arada toplayan bir konumdaydı. Bundan önce de, Ekim 2025’te sekiz üst düzey generalin tutuklanması dikkat çekmişti. Bu zincirleme tasfiyeler, gözlemciler arasında Çin ordusunun üst düzey liderlikten yoksun şekilde ne ölçüde sorunsuz işleyebileceği sorusunu gündeme getirdi.

Savaş tecrübesi ve devrimci soy

Şoku derinleştiren bir diğer unsur ise Zhang’ın Şi Cinping’e yakınlığıydı. Zhang, üst düzey subaylar arasında gerçek savaş tecrübesine sahip az sayıdaki isimden biriydi; 1979’daki kısa Çin-Vietnam savaşına ve sonraki sınır çatışmalarına katılmıştı. Ayrıca “kızıl prensler” olarak bilinen elit gruba mensuptu: Babası, Mao Zedong’un ordusunda komutanlık yapmıştı. Aynı şekilde Şi Cinping’in babası da Çin Komünist Devrimi’nin önde gelen isimlerindendi.

frgtyu7
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2017 yılında kentin İngiliz yönetiminden devrinin 20. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Hong Kong’daki birlikleri denetliyor (Reuters)

Eski ABD’li yetkililer, Zhang’ı profesyonel, görece açık fikirli ve özellikle Tayvan dosyasında, ordunun zayıf noktaları ve olası bir askerî çatışmanın maliyeti konusunda Şi’ye gerçekçi tavsiyeler sunabilen bir komutan olarak tanımlıyordu.

İsyan suçlaması mı, siyasi gerekçe mi?

Resmî askerî medya, Zhang Youxia ve tutuklanan Genelkurmay Başkanı Liu Zhenli’yi, “Merkez Askerî Komisyon Başkanının mutlak liderliği ilkesini zayıflatmakla” suçladı. Bu ifade, Şi Cinping’in otoritesine meydan okunduğu imasına işaret ediyor. Resmî başyazılarda ise tutuklamalar, yolsuzluğa karşı uzun soluklu mücadelenin parçası olarak savunuldu ve soruşturma derinleştikçe ortaya çıkanların daha da ağırlaştığı vurgulandı.

Ancak bu söylem şüpheleri gidermek yerine, Şi ile ordu arasındaki en kritik bağın neden hedef alındığına dair belirsizliği artırdı.

Askerî ilerleme ve yapısal sorunlar

Tasfiyeler, Çin’in hipersonik füzelerden hayalet uçaklara ve modern uçak gemilerine kadar askerî kapasitesinde büyük sıçramalar yaptığı bir dönemde gerçekleşiyor. Buna karşın, özellikle Roket Kuvvetleri ve silahlanma programları gibi hassas birimlerde devam eden yolsuzluk skandalları, bu teknik ilerlemeyle keskin bir tezat oluşturuyor. 2023’ten bu yana yürütülen soruşturmalar, derin yapısal sorunları gözler önüne serdi.

fgthyu
Çin Merkez Askerî Komisyonu Başkan Yardımcısı Zhang Youxia (solda) ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Pekin’de düzenlenen Xiangshan Forumu’na geliyor… 30 Ekim 2023 (AFP)

Zhang Youxia, geçmişte ekipman geliştirmeden sorumlu birimi yönetmişti. Bu alan, yolsuzluk iddialarına en açık sektörlerden biri olarak biliniyor. Bu durum, rütbe satışı ya da savunma ihalelerinin kötü yönetimi gibi ihtimalleri gündeme getirse de şu ana kadar doğrulanmış bilgiler bulunmuyor.

Tayvan dosyası merkezde

Yaşananlara ilişkin yorumlar farklılaşıyor: Bu süreç köklü bir yolsuzlukla mücadele mi, ordu içindeki sadakat çatışması mı, yoksa Tayvan’a yönelik olası bir askerî senaryonun hazırlık takvimi konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının sonucu mu? Bazı komutanlar önce zafiyetlerin giderilmesini savunurken, diğerleri 2027’ye kadar belirli bir askerî hazır olma düzeyine ulaşmayı öncelik olarak görüyor.

sdfrgt
Çin Halk Kurtuluş Ordusu askerleri, Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda düzenlenen askerî geçit töreni sırasında… 1 Ekim 2019 (Reuters)

Kesin olan şu ki, 2023’ten bu yana 60’tan fazla üst düzey askerî komutan ve savunma sanayii yetkilisi soruşturma altında. Bu soruşturmalar, Çin’deki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Asıl soru ise şu: Bu tasfiyeler, daha disiplinli ve lidere daha bağlı bir ordu mu yaratacak, yoksa özellikle Tayvan başta olmak üzere Çin’in en hassas stratejik dosyalarında karar alma süreçlerini etkileyecek tehlikeli bir deneyim boşluğuna mı yol açacak?