Tunus’ta bir ilk: Cumhurbaşkanı adayları açık oturumda

​Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti, Tunus’ta seçim münazarasını denetleyecek (AFP)
​Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti, Tunus’ta seçim münazarasını denetleyecek (AFP)
TT

Tunus’ta bir ilk: Cumhurbaşkanı adayları açık oturumda

​Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti, Tunus’ta seçim münazarasını denetleyecek (AFP)
​Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti, Tunus’ta seçim münazarasını denetleyecek (AFP)

Tunus, cumhurbaşkanlığı seçimleri adayları arasında ilk kez televizyon tartışmasına hazırlanıyor.
Kamuoyunda genç aktivist bir grup tarafından “münazara” adıyla ortaya koyulan girişimin ardından Tunus, 2-13 Eylül’de yapılması planlanan seçim kampanyasının ilk yarısında cumhurbaşkanlığı adayları arasında ülke tarihinde ilk defa bir televizyon tartışmasına tanık olacak.
Tunus, seçim yapıyor
Girişimin sözcüsü Mebruka Hazir, “Seçim tartışmaları, seçmenlerin adaylarını ve programlarını tanıması için bir fırsattır. Aynı zamanda, adayın program ve siyasi vizyonunu sunması için de bir fırsattır” ifadelerini kullandı.
Hazir, “Tunus seçimini yapıyor” başlığını taşıyan münazaranın, Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti himayesinde, özel, kamu televizyon kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla birleşik bir ulusal program olduğunu ifade etti. Sözcü, seçimlerin birinci ve ikinci turunda Kartaca yolundaki yarışta çok sayıda aday olduğu göz önüne alındığında münazaranın, seçim programlarına dayalı seçimlerde seçmene yardımcı olmayı hedeflediğini söyledi.
Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Heyeti üyesi Hişam es-Senusi ise yaptığı açıklamada, “Adaylar arasında tartışmalar düzenlemek, kesin ve belirli koşullara bağlı bir meseledir” ifadelerini kullandı. Senusi, münazaranın ayrıca soruların ve cevapların zamanlanması gerekliliğinin yanı sıra farklı adaylar arasında adalet ve tarafsızlık gibi ilkelere dayandığını belirtti. Tunus televizyonları aracılığıyla yayınlanacak olan münazarada, konuşmacıların birbirleriyle doğrudan tartışmaya girmesi ise yasak.
Demokratik alıştırma
Tunus Üniversitesi’nde bilgi ve iletişim profesörü ve araştırmacı Sadık el-Hammami, münazaranın Tunus’ta daha önce tanık olunmayan yeni bir demokratik uygulama olduğunu belirterek, “Bir aday, 2014 seçimlerinde bu yolu terk etmişti” dedi.
Prof. Dr. Hammami, “Açık oturum, bazı adayların puan kazandığı veya puan kaybettiği bir alıştırma, iletişim yeteneklerini test etmek için sembolik bir düello olacak” ifadelerini kullandı.
Sadık el-Hammami, “Kazananın, kendini tutarak, analiz ederek ve karşılaştırarak halkı ikna etme kabiliyeti de olacak” dedi.
Prof. Hammami, ancak medyanın münazaraya gösterdiği ilginin yeterli olmadığına dikkati çekerek, “Kampanyalara ve seçim vaatlerine de odaklanması gerekiyor. Vatandaşlara görüşlerini ifade edebilecekleri bir alan sunmalıyız” şeklinde konuştu.
98 kişi adaylık başvurusunda bulundu
Seçimleri yöneten Yüksek Seçim Komisyonu (YSK) şu ana kadar çoğu bağımsız 98 kişinin adaylık başvurusunda bulunduğunu açıkladı.
Adaylar arasında Başbakan Yusuf Şahid, Savunma Bakanı Abdulkerim ez-Zubeydi, eski Cumhurbaşkanı Munsif Merzuk, Nahda Hareketinin adayı Meclis Başkan Yardımcısı Abdulfettah Moro, medya patronu Nebil el-Karvi, anayasa profesörü Kays Said, Tunus Projesi Hareketi lideri Muhsin Merzuk, eski başbakanlar Hammad Cibali ve Mehdi Cuma öne çıkıyor.
Nihai aday listeleri 30 Ağustos’ta
Şarku’l Avsat’ın Indepenent Arabia kaynaklı haberine göre, Tunus yasalarına göre, bir kişinin cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için en az 10 milletvekili, yerel meclislerinden 40 başkan veya 10 bin seçmenin imzasını alması gerekiyor.
YSK'nın başvuruları inceledikten sonra nihai aday listelerini 30 Ağustos'ta açıklaması gerekiyor.
Tunus'ta halkoyuyla gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde propaganda dönemi 2-13 Eylül tarihlerinde yapılacak.
Birinci turda adaylardan hiç birinin yüzde 50'yi geçememesi halinde ikinci tur seçimlerin en geç 3 Kasım'da düzenlenmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanı seçiminin hemen ardından Tunuslular 6 Ekim'de bu kez parlamento seçimleri için sandık başına gidecek.



Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
TT

Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)

Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırma, Gazze Şeridi’nde süren savaşın ilk 16 ayında 75 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu rakamın, o dönemde yerel makamlarca açıklanan bilançodan en az 25 bin daha fazla olduğu belirtildi.

Çalışma ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oranına ilişkin yayımladığı verilerin doğruluğunu teyit etti.

Araştırmaya göre, 7 Ekim 2023 ile 5 Ocak 2025 tarihleri arasında yaklaşık 42 bin kadın, çocuk ve yaşlı yaşamını yitirdi. Bu ölümler, Gazze savaşında meydana gelen toplam can kayıplarının yüzde 56’sını oluşturdu.

Ekonomist, demograf, epidemiyolog ve saha araştırmacılarından oluşan yazar ekibi, The Lancet Global Health dergisinde kaleme aldıkları makalede, “Mevcut bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 5 Ocak 2025’e kadar Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 3 ila 4’ünün şiddet sonucu hayatını kaybettiğine işaret etmektedir. Ayrıca çatışmanın dolaylı etkileri nedeniyle çok sayıda şiddet dışı ölüm de kaydedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısı tartışma konusu olmaya devam ederken, üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi geçen ay İsrailli gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamlarının topladığı verilerin büyük ölçüde doğru olduğunu söylemişti. Bu açıklama, aylardır süren resmi şüphelerin ardından dikkat çekici bir tutum değişikliği olarak değerlendirildi.

Söz konusu yetkili, Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırıları sonucu yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya kayıpların dahil olmadığını aktardı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamları ise İsrail saldırıları nedeniyle doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısının 71 bini aştığını, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana 570’ten fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

gbrhy
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını kılan Filistinliler (EPA)

Geçtiğimiz yıl The Lancet’te yayımlanan bir başka araştırmada, savaşın ilk dokuz ayında Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısının, Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinde açıklanandan yaklaşık yüzde 40 daha düşük tahmin edildiği bildirilmişti.

Yeni çalışma da resmi vefat sayısının gerçek rakamın oldukça altında kaldığına işaret etti. Araştırma, Gazze Şeridi genelini temsil edecek şekilde özenle seçilen 2 bin aileyle yapılan bir ankete dayanıyor. Katılımcılardan, aile fertleri arasındaki ölümlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeleri istendi. Saha çalışması, Filistin’de ve bölgenin diğer kısımlarında yürüttükleri çalışmalarla tanınan deneyimli Filistinli kamuoyu araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.

Londra’daki Royal Holloway, University of London bünyesinde görev yapan ve çatışmalardaki can kayıplarının hesaplanması üzerine 20 yılı aşkın süredir çalışan ekonomist Michael Spagat, hakemli olarak yayımlanan araştırmanın yazarlarından biri olarak, yeni bulguların Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında Gazze Şeridi’nde 8 bin 200 ölümün yetersiz beslenme ya da tedavi edilemeyen hastalıklar gibi dolaylı etkilerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtti.

Çalışma, İsrail saldırılarının en yoğun ve en ölümcül dönemini kapsarken, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin en ağır safhasını içermiyor. Birleşmiş Milletler (BM) destekli uzmanlar, geçen yıl ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kıtlık ilan etmişti.

Araştırmacılar, nihai ve kesin bir can kaybı sayısına ulaşmanın uzun zaman ve önemli kaynaklar gerektireceğini vurgulayarak, kendi bulguları da dahil olmak üzere mevcut tüm tahminlerin geniş hata payları içerdiğine dikkat çekti.