Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Kebaşi Şarku’l Avsat’a konuştu: Bir hukuk devleti kurmak için çalışıyoruz

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Kebaşi Şarku’l Avsat’a konuştu: Bir hukuk devleti kurmak için çalışıyoruz
TT

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Kebaşi Şarku’l Avsat’a konuştu: Bir hukuk devleti kurmak için çalışıyoruz

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Kebaşi Şarku’l Avsat’a konuştu: Bir hukuk devleti kurmak için çalışıyoruz

Sudan Egemenlik Konseyi Üyesi General Şemseddin el-Kebaşi, son birkaç gündür Port Sudan kentinde yaşanan ve onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan kabileler arasındaki çatışmalardan sonra şehirde tanık olunan güvenlik durumunun kötüleşmesinden dahili ve harici unsurları suçladı. Söz konusu çevrelerin kim olduğunda dair herhangi bir açıklamada bulunmayan Kebaşi, Sudan’ın ana limanı olarak kabul edilen bu şehirdeki güvenlik durumunun kötüleşmesinden faydalanan birtakım çevrelerin olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Askeri Geçiş Konseyi (AGK) eski Sözcüsü Kebaşi, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, usule ilişkin bir hatanın hükümetin ilan edilmesinin gecikmesine yol açtığını söyledi. Ayrıca Egemenlik Konseyi’nin ordu, polis ve güvenlik güçlerinin liderlik organını görevden alarak, düzenli güçleri yeniden yapılandırmaya başladığını vurguladı. Oturma eylemini dağıtma operasyonları sırasında yaşanan suçlara ilişkin Egemenlik Konseyi içerisindeki askeri bileşenlerin de yargı önüne çıkmaya hazır olduğunu ifade eden Kebaşi, “Suçlamaların egemenlik konseyindeki ordu mensuplarını içerecek şekilde genişlemesinin, bizim için bir sakıncası yok. Çünkü hiç kimse kanunun üstünde bir pozisyona sahip değil. Aynı zamanda devrimin sloganlarından biri olan hukuk ve adalet devleti kurmak istiyoruz. Biz asker olmanın öncesinde birer vatandaşız. Diğer vatandaşlar için geçerli olan bütün durumlar bizim için de geçerli” dedi.
Taşkın ve sel felaketleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Kebaşi, bu felaketlerden etkilenen insanlara ulaşmak ve neticelerinin üstesinden gelmek için tüm hızlarıyla çalıştıklarını dile getirerek, “Hasar çok büyük. Ancak ülkenin doğal afet bölgesi ilan edilmesi aşamasına gelmemesini umut ediyoruz” ifadelerini kullandı.
İşte Şarku'l Avsat'ın Kebaşi ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı;
-Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), adayların isimlerini başbakana teslim etti. İsimler konusunda size danışmaları gerektiğini söylediniz. Bununla ne kastettiniz?

Anayasa Bildirisi ekli olan zaman çizelgesine göre bakanların atamalarının bugün yapılması ve iki gün içerisinde onaylanması için Egemenlik Konseyi’ne teslim edilmesi gerekiyordu. 31 Ağustos’ta bakanların yemin etmeleri gerekiyor. Bununla birlikte geçiş dönemine ilişkin imzalanan belgelerde, bakanlıklar ve bakanlara ilişkin ÖDBG ile ordu arasında istişare yapılmasını ve sonrasında bu isimlerin başbakana teslim edilmesini içeren bir hüküm var. Maalesef özgürlük ve değişim koalisyonu bu aşamayı atladı ve isimleri başbakana teslim etti. Fakat geçte olsa durumu anladı ve önceki gün akşam saatlerinde bakanlar listesini bize teslim etti. Şimdi bu önerileri inceliyoruz. İstişareyle görevlendirilen heyetleriyle bir araya geleceğiz. İstişareleri en kısa sürede sonlandırıp, listeleri başbakana teslim etmeyi umuyoruz.
-Egemenlik Konseyi adına mı yoksa konseyin bileşeni olan ordu adına mı konuşuyorsunuz?
Konseydeki askeri bileşenin adına konuşuyorum. Öte yandan Anayasa Bildirisi’ndeki istişareye ilişkin hüküm, sivilleri değil askerileri ilgilendiriyor.
-Bu, konseyde ordu ile siviller arasında bir kaynaşma olmadığı anlamına geliyor. Bu durum konseyin iki bileşeni arasında bazı sorunlara yol açmaz mı?
Durum anlattığınız gibi değil. Bakanlıklar herkes içindir, sadece ÖDBG için değil. İstişare ve bağımsızlık güvencesi bu aşamada askeri bileşenin sorumluluğundadır.  Fakat isimlerin kesin bir şekilde onaylanması, reddedilmesi veya başbakanla birlikte listelerde bazı düzenlemelerin yapılması, Egemenlik Konseyi’nin sorumluluğundadır. Bakanlara ilişkin yapılan istişare, yalnızca askeri bileşeni ilgilendiren diğer bir aşamadır. Bu aşamanın ardından iki ayrı bileşenden söz etmeyeceğiz. Bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte ortada sadece ‘Egemenlik Konseyi’ olacak.
-Askeri makamların geçici iktidar organlarında görevlendirilecek adaylar hakkındaki güvenlik soruşturmasından tam olarak ne kastediyorsunuz?
Yürütme organı, bakanlıklar veya diğer hassas pozisyonlara ilişkin aday gösterilen kimselerin güvenlik soruşturmasından geçmesi rutin bir işlemdir. Bu adaylardan herhangi birinin söz konusu kamu görevleri için herhangi bir güvenlik sorunu teşkil etmesi halinde, konsey, bu ismi kesinlikle reddedecektir.
-Eski rejimin muhalifler aleyhinde düzenlediği güvenlik dosyalarını mı kastediyorsunuz?
Güvenlik soruşturmasının rejime muhalefetle ya da adayın üsteleneceği işle herhangi bir ilgisi yok. Bu tamamen ilgili ismi güvenlik bakımından ehil olup olmamasıyla ilgili.
-Egemenlik Konseyi içerisinde görev dağılımı yapıldı mı?
Egemenlik Konseyi’nin oluşumu tamamlandı ve bilfiil göreve başladı. Konseyin işleyişini düzenleyen yönetmelik hakkında başladığımız görüşmeler, dün sona erdi. Bu doğrultuda komiteler oluşturulacak, görevleri belirlenecek ve Başbakan ile koordineli bir şekilde çalışmalara başlanacak.
-Savunma ve içişleri bakanlarının kim olacağı belirlendi mi?
Savunma Bakanı olarak General Cemal Ömer’i aday göstermeye karar verdik. İçişleri Bakanı hakkında da yakın zamanda uzlaşacağız.
-İçişleri Bakanlığı için adı geçen kimseler var mı?
Hayır. Fakat yakın zamanda açıklanacak.
-Anayasal Bildiri’nin ve siyasi anlaşmanın yorumunda bazı görüş ayrılıkları yaşandı. Bu meselelerden biri de yargıtay başkanının ve başsavcının atamasına ilişkindi. Ancak konsey üyelerinden biri bu atamaların Egemenlik Konseyi tarafından yapılması hususunda uzlaşıldığını söyledi. Bu konu ne söyleyebilirsiniz?
Yargıtay başkanının ve başsavcının atamasına ilişkin mekanizmalar kurduk. Adaylar Yüksek Yargı Konseyi ve Savcılık komitesi tarafından seçilecekti. Bu konseyler şu anda mevcut değil. Söz konusu atamaların askeri konseyin yetkisi dahilinde yapılması için özgürlük ve değişim koalisyonu ile uzlaşıya varmıştık. Bize birçok aday gösterdikleri doğru, fakat bununla birlikte karşılıklı kabul ve ret durumları 17 Ağustos anlaşmasının imzalanmasının öncesinde bu atamaların yapılmasına engel oldu. İstişareler halen devam ediyor.
-Yargıtay başkanının ve başsavcının Egemenlik Konseyi tarafından atanmasına ilişkin Anayasa Bildirisi metninde yapılacak düzenlemelere ilişkin bir uzlaşıya vardınız mı?
Yorum yok.
-Vatandaşların korunmasından sorumlu olmanız itibariyle Port Sudan şehrinde yaşanan çatışmalara ilişkin size yöneltilen birtakım suçlamalar var? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Port Sudan şehrindeki durum olması gerektiği gibi değil. Bu sadece iki kabile arasındaki bir çatışma değil. Tahminimize göre ortada daha büyük bir mesele var. Allah’tan ölenlerin şehadetlerini kabul etmesini ve yararlılara acil şifalar vermesini diliyoruz. 1980'lerde buna benzer bir çatışma yaşanmıştı. Fakat şu an Port Sudan şehrinde yaşananlar, sadece kabile çatışmasından ibaret değil. Nitekim çatışmada kullanılan mekanizmalar ve meselenin dahili ve harici boyutları bunu gösteriyor. İki kabile olan bitenin kurbanıdır.  Burada yaşananlar doğrudan ülkedeki durumu da etkiler. Dolayısıyla şehirde yaşanan çatışmalar, planlanmış bir operasyon dahilinde gerçekleşti. Durumu kontrol altına almak  için büyük çaba sarf ediliyor. Taraflar arasında sulh bildirgesinin imzalanması sırasında orada hazır bulunduk. İç uzlaşı geleneğinin parçası olan bir oturum düzenledik. Maalesef bu uzlaşı ihlal edildi. Bunun hemen ardından Egemenlik Konseyi tarafından gerekli önemler alındı, çatışmaya son verildi ve çatışmanın asıl sebeplerine odaklanıldı. Kabileler arasındaki çatışmaları aşan bir meselenin bulunduğu kanaatindeyiz. Bu önemli şehirde, neler olup bittiğine yoğunlaşmamız gerekiyor.
Eski Askeri Konsey’in veya Egemenlik Konseyi’nin ve henüz tamamlanmamış olan yürütme organının bu konudaki eksikliklerine gelince, burada herhangi noksaniyet bulunduğunu düşünmüyorum. Egemenlik Konseyi, askeri yetkililer, aşiret liderleri, toplumun kanaat önderleri ve özgürlük ve değişim koalisyonu liderleri, krizin üstesinden gelmek için büyük çabalar sarf ediyorlar. Fakat Devlet Güvenlik Komitesi’nin tahminleri, yeterince iyi olmayabilir ve bu durumun devletin prestijine bir zarar vermesi mümkün. Bu nedenle vali ve emniyet müdürü görevden alındı ve yerlerine başkaları atandı. Konsey, yeni valiye olağanüstü hal durumunu tam olarak uygulaması yönünde talimat verdi. İşlerin daha iyiye gideceğini düşünüyoruz.
-Peki, söz konusu çatışmaları körükleyen iç ve dış unsurların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Gerek ülke içerisinde gerekse de dışarıda, gözünü şehre dikmiş olan pek çok taraf var. Zira Port Sudan, ülkenin ekonomik kapısıdır. Dolayısıyla kentin hedeflemesi bir tesadüf değil. Söz konusu iki kabile ise bu kapsamda kullanıldı. Ülkedeki durumun kötüye gitmesini isteyen ve üzerinde uzlaşılan hususlara muhalefet eden taraflar var. Bundan dolayı vatanı pahasına bile olsa devrimi sonlandırmak amacıyla çalışıyorlar. Zamanı geldiğinde bu tarafların kimler olduğu açıklanacak.
-Çatışmanın yeniden patlak verdiği söyleniyor?
Bundan emin değilim. Birtakım durumlar varsa bile büyük bir olay derecesine ulaşmamıştır. Her iki kabileden olan bireyler düzeyinde vuku bulan birtakım ihlaller var. Bu fitnenin en kısa zamanda son bulmasını umuyoruz.
-Sel ve yoğun yağışlar gibi büyük zorluklarla karşı karşıyasınız ve bu felaketler karşısında yavaş hareket etmekle suçlanıyorsunuz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Pek çok bölge yaşanan sel felaketinden etkilendi. Derhal acil durum komitesi oluşturduk ve peşi sıra toplantılar yaptık. Pek çok önem ve tedbir aldık. Fakat yağışlar beklenenin üzerindeydi. Bundan dolayı çok büyük hasarlar meydana geldi. Başbakan felaketlerden etkilenen bölgeleri ziyaret etti. Egemenlik Konseyi de ilgili kurumlar, bu tür felaketlerin önlenmesine yönelik çalışmalara başlamaları için talimatlar verdi.
-Krizin kötüleşmesi halinde ülkeyi ‘felaket bölgesi’ olarak ilan etmeyi düşünüyor musunuz?
Zarar her ne kadar büyük olsa da durumun bu raddeye varmayacağını umut ediyoruz.
-Selden kaynaklanan hasarlarla ilgili resmi istatistikler var mı?
Şu an bu istatistiklere sahip değilim, fakat ilgili kuruluşların elinde bu tür istatistikler mevcut.
-Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki lüks otomobiller konusu gündeme geldi. Vatandaşlar fakirlikten mustaripken, yetkililerin lüks arabalara bindiğinden bahsediliyor.
Egemenlik Konseyi üyelerine tahsis edilen 11 araç zaten mevcuttu. Şu anda veya askeri konsey döneminde alınmadılar. Bu araçlar konsey üyelerinin şahsi kullanımları için tahsis edilmedi. Bilakis bunlar, üyelerin görevlerini yerine getirmeleri için tahsis edilen resmi araçlardır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki arabalar konusunda herhangi bir bilgim yok. Ülkede yaşanan mevcut koşullardan dolayı araba ithal etmeyeceğiz. Önceki rejimden geriye kalan araçlar kullanılacak.
-Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kamu mallarında yetki sahibi mi? Yoksa söz konusu mallar Egemenlik Konseyi’nin denetiminde mi?
Bakanlar Kurulu, Egemenlik Konseyi’nden ayrı bir organdır. Her iki organında kendi sekretaryası var. Kamu malları, Maliye Bakanlığı'nın yetki alanı içerisinde yer alıyor. Yeni sistemde işleri yeniden aslına döndüreceğiz. Dolayısıyla Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı veya başka bir yerdeki kamu mallarından sorumlu olacak.
-Özgürlük ve Değişim Bildirgesi'ni imzalayan ve imzalanmayan silahlı hareketlerle kim müzakerelerde bulunacak?
Çeşitli kurumlarıyla birlikte geçici hükümet en temel önceliğinin barış meselesi olduğunu belirttik. Bu sebeple askeri konsey olarak en temel kaygımız, özgürlük ve değişim koalisyonu ile anlaşma yapmaktı. Silahlı hareketlerin çoğuyla temaslarda bulunduk ve kendileriyle asgari düzeyde uzlaşı sağladık. Çad ve Güney Sudan’da Abdulaziz el-Helu, Akar, Minavi ve Cibril İbrahim ile bir araya geldik.
-Bir uzlaşıya varıldığı takdirde silahlı hareketlere bağlı savaşçıların düzenli güçlere katılması gibi bir durum söz konusu mu? Bu savaşçılara nasıl bir muamelede bulunacaksınız?
Bu mesele, silahlı hareketler ile gerçekleştirilecek müzakerelerde kararlaştırılacak. Silahlı hareketlerde yer alan kardeşlerimizle bir araya geleceğiz ve kendileriyle bir uzlaşıya vararak buna bağlı kalacağız.
-Askeri konseyin oturma eyleminin gerçekleştirildiği bölgede yaşanan katliamdan sorumlu olduğunu düşünen geniş bir kesim var.  Bağımsız bir soruşturma komitesi oluşturulmasını kabul ettiniz. Komite tarafından suçlu bulunursanız ne yapacaksınız?
Şu an oturma eylemi hakkında yorum yapmayacağım. Bakanlar Kurulu’nun oluşturulmasının ardından bir ay içerisinde tertip edilecek soruşturma komitesi, bu meseleyle ilgilenecek. Bu hususta herhangi bir sorun olacağını düşünmüyorum. Nitekim anayasal bildiride kaydedildiği üzere kimse kanunun üzerinde değil. Devrimin sloganlarından biri olan hukuk ve adalet devletini kurmak için çalışıyoruz. Bizler asker olmanın öncesinde herkes gibi birer vatandaşız.
-Oturma eyleminin dağıtılması operasyonu sırasında işlenen suçlara karışan kişilerin durumu ne oldu? Başsavcı tarafından oluşturulan soruşturma komitesi tarafından suçlu bulunan bu kişilerin mahkemesi neden henüz yapılmadı.
Kolombiya Bölgesi’ne yapılan operasyonun oturma eyleminin gerçekleştirildiği alana da sıçradığını tahmin ediyoruz. Bize göre planın uygulanmasında başarılı olunmadı. Nitekim bazı kimseler, belirlenen alanın dışına çıkmakla planda bir sapma yaşanmasına sebep olduklarını itiraf ettiler. İlk bulgular üst düzey bazı yetkililerin de aralarında bulunduğu bazı isimlerin olaylara karıştığını gösteriyor. Bu askeri düzeyde gerçekleştirilen soruşturmalar kapsamında ulaşılan bir sonuç. Başsavcı tarafından oluşturulan soruşturma komitesinin bulguları da bu meyanda.
-Olaylara karışan askerler şu an nerde? Tutuklandılar mı?
Evet, tutuklandılar ve kim oldukları biliniyor.
-Son darbe girişimi sırasında tutuklanan askerlerin mahkemesi ne durumda?
Bildiğim kadarıyla soruşturmalarda uzunca bir yol kat edildi ve kısa sürede tamamlanması bekleniyor. Darbe girişimine katılmadıkları tespit edilen bazı sabıklar serbest bırakıldı. Bütün askerler mahkemeye çıkarılacak, fakat akıbetlerinin ne olacağı henüz belli değil.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.