BAE, Yemen hükümetinin suçlamalarını reddetti

Yemen Savunma Bakanı, Marib’de “ulusal ordu birliklerinin farklı cephe ve alanlarda gerçekleştirdiği askeri operasyonların ilerleyişini ve yeni gelişmeleri ele almak üzere” askeri bir toplantıya başkanlık etti (SABA)
Yemen Savunma Bakanı, Marib’de “ulusal ordu birliklerinin farklı cephe ve alanlarda gerçekleştirdiği askeri operasyonların ilerleyişini ve yeni gelişmeleri ele almak üzere” askeri bir toplantıya başkanlık etti (SABA)
TT

BAE, Yemen hükümetinin suçlamalarını reddetti

Yemen Savunma Bakanı, Marib’de “ulusal ordu birliklerinin farklı cephe ve alanlarda gerçekleştirdiği askeri operasyonların ilerleyişini ve yeni gelişmeleri ele almak üzere” askeri bir toplantıya başkanlık etti (SABA)
Yemen Savunma Bakanı, Marib’de “ulusal ordu birliklerinin farklı cephe ve alanlarda gerçekleştirdiği askeri operasyonların ilerleyişini ve yeni gelişmeleri ele almak üzere” askeri bir toplantıya başkanlık etti (SABA)

Yemen’in güneyini kuzeyinden ayırmaya çalışan Güney Geçiş Konseyi yandaşı güçler, geçici başkent Aden ve komşu Aden vilayetlerindeki saha kontrolünü yeniden sağlamayı başardı. Hükümet güçleri, Aden’i ele geçirdikten bir gün sonra geri çekildi.
Yemen hükümeti, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) Geçiş Konseyi’ni desteklemek ve Aden ile Abyan’daki kuvvetlerini hedef almak için hava müdahalesinde bulunmakla suçladı.
Suudi Arabistan ve BAE tarafından yayınlanan ortak bir bildiride de BAE’ye yöneltilen söz konusu suçlamalar yalanlanarak, Husi darbesine karşı Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin meşruiyetini desteklemeyi sürdürdükleri ifade edildi. Aynı zamanda çatışmayı sona erdirmek ve Husilere karşı safları birleştirmek için hükümet ve Geçiş Konseyi arasındaki ilişkiyi hızlandırma çağrısı yapıldı.
BAE’den koalisyon savunması
Yemen Cumhurbaşkanlığı, yayınladığı bir bildiride BAE saldırılarının can kayıplarına yol açtığını savunurken, BAE ise saldırıların milislere karşı koalisyonu savunma amacı taşıdığını ifade etti.
Bildiride, “İsyancı milisler, Aden’deki tüm devlet kurumlarına ve kamplara BAE’nin desteği ve planlamasıyla saldırı düzenledi. Ardından Şebve’ye ulaşana kadar Lahic ve Abyan’a doğru genişledi” ifadelerine yer verildi.
BAE bildirisi, baskınların nedenini “Koalisyon unsurlarını hedef alacağı kanıtlanmış saha bilgisi varlığına” bağladı. BAE, herhangi bir askeri tehditten kaçınmak için doğrudan bir karşılık verilmesi gerektiğini vurguladı.
Silahlı grupların Aden havaalanında koalisyon kuvvetlerine saldırı düzenlediği ve 2 unsuru yaraladığı belirtilen bildiride, kuvvetlerin güvenliğini koruma ve kendini savunma hakkını kullandığı, söz konusu silahlı grupların takip edilerek hedef alındığı ifade edildi.
Güvenlik kaynakları ve görgü tanıkları da Yemen ordusu güçlerinin, 29 Ağustos’ta Abyan’dan geri çekildiğini duyurdu.
Güney Geçiş Konseyi’ne yakın kaynaklar, liderlerinin Aden sokakları, havaalanı ve Abyan vilayetinin başkenti Zanzibar şehrinde gerçekleştirdiği turların görüntülerini yayınladı.
Kaynaklar, Aden ve Abyan’da meşruiyet destekli birçok liderin akıbetine dair yayınlanan çelişkili haberler ortasında, ordu birliklerinin can kayıplarına neden olan saldırılar sonrasında geri çekildiğini açıkladı.
Kaynaklar, güvenlik kemeri tugayları ve hızlı müdahale kuvvetlerinin temsil ettiği Geçiş güçlerinin, güvenlik ve hükümet kuvvetlerinin geri çekilmesi sonrasında Abyan’daki Zanzibar ve Caar şehirleri üzerinde kontrolünü genişlettiğini ifade etti.
Hükümet güçleri geri çekildi
Hükümet güçlerinin ise Abyan’da sahil kasabası olan Şukra’ya doğru geri çekildiği aktarıldı.
Güney Geçiş Konseyi Başkanı Aidarus el-Zubeydi, Şebve yenilgileri sonrasında yaptığı bir açıklamada, Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’nin meşruiyetini kabul etmelerine rağmen hükümet güçlerine karşı savaşlarını sürdüreceklerini açıklamıştı.
Hükümet güçleri, geçen çarşamba günü Aden havaalanını ve dün de (29 Ağustos) şehrin doğu girişini kontrol altına aldı. Daha sonra söz konusu bölgeler yeniden Geçiş Konseyi’nin eline geçti.
Meşruiyet yanlısı 115. Tugay tarafından yayınlanan bir bildiride, Aden’in doğusundaki el-Alam ve Dofas bölgelerinde düzenlenen hava saldırılarında General Muhammed el-Tali de dahil birçok unsurun öldüğü belirtildi.
Sukûnet çağrısı
Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 29 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Aden’deki olaylar karşısında duyduğu endişeyi dile getirerek, tüm taraflara “sukunet ve ülkenin toprak bütünlüğünü koruma” çağrısı yaptı.
ABD de Savunma Bakanlığı aracılığıyla Suudi Arabistan’ın daveti ve arabuluculuk çalışmaları çerçevesinde Yemen hükümeti ve Güney Geçiş Konseyi arasındaki müzakere kararını desteklediğini yineledi.
Yemen hükümeti, yayınladığı bir bildiride BAE’yi geçici başkent Aden, çevresi ve Abyan vilayetinde bulunan Zanzibar şehrindeki hükümet güçlerine karşı hava saldırısı gerçekleştirmekle suçladı. Bildiride, ölen ve yaralananların olduğu aktarıldı.
Yemen hükümeti, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yayınladığı bir bildiride, BAE’nin de bu saldırının sorumluluğunu üstlendiğini belirtti.
Bakanlık, BAE’nin devlet dışındaki tüm askeri oluşumlara mali ve askeri tüm desteğini durdurma talebini yineledi.
Yayınlanan bildiride, “Yemen hükümeti, bu tehlikeli tırmanışı ve hedeflemeyi durdurmak için gerekli tüm önlemleri alarak uluslararası yasalar ve BM tüzüğüyle güvence altına alınan yasal haklarını korumaktadır” denildi.
Hükümet, yayınladığı bildiride ayrıca, “Başta BMGK olmak üzere uluslararası toplum, ilgili tüm uluslararası yasalara uygun olarak, Yemen’de güvenliğin, barışın, birliğin ve toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik her türlü hedefi kınamaktadır” ifadelerine yer verdi.
Yemen Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed el-Hadrami, Twitter üzerinden açıklamada bulunurken, Yemen Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanı da BAE’yi Aden ve Abyan’daki kuvvetlerini hedef almakla suçladı.
Açıklamada, saldırının silahlı kuvvetler ve siviller arasında ölüm ve yaralanmalara yol açtığı ifade edilirken, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı da meşru hükümetin “BAE’nin devlet dışındaki tüm askeri oluşumlara mali ve askeri tüm desteğini durdurma talebini” desteklediğini belirtti.
Tüm askeri birimler arasında teyakkuz ve bağlılık çağrısı
Öte yandan resmi kaynaklar, Savunma Bakanı Muhammed Ali el-Makdişi’nin 29 Ağustos’ta Marib’de “ulusal ordu birliklerinin farklı cephe ve alanlarda gerçekleştirdiği askeri operasyonların ilerleyişini ve yen gelişmeleri ele almak üzere” askeri bir toplantıya başkanlık ettiğini açıkladı.
Kaynaklar, Makdişi’nin İran destekli Husi milislere ve Güney Geçişi olarak isimlendirilen isyancı milislere karşı ordu birliklerinin dahil olduğu askeri operasyonların seyri hakkında bilgi aldığını ifade etti.
Kaynaklara göre Bakan, “verilen görevlerin yerine getirilmesi, risk ve zorluklarla mücadele edilmesi için farklı bölge ve eksenlerdeki tüm askeri birimler arasında teyakkuz ve bağlılık” çağrısı yaptı.
Makdişi ayrıca, “Vatanı savunma kuruluşu, devlet kurumlarının korunmasında, anayasal meşruiyetin savunulmasında ve güvenliğini, istikrarını, egemenliğini ve birliğini zayıflatmayı amaçlayan her türlü kaotik projeyle yüzleşmek için anayasal ve ulusal görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyi taahhüt etmektedir” dedi.
Hükümet güçleri, Husi darbesine karşı farklı cephelerde savaşırken, ülkenin güneyindeki Marib’in komşusu olan Şebve’de Geçiş güçlerini durdurmayı başardı.
Askeri gözlemciler, Yemen meşruiyetinin Aden, Abyan ve Lahic’de Geçiş Konseyi darbecilere karşı güç takviyesinde bulunabileceğini belirtti.
Yemen’in güneyini kuzeyinde ayırmayı amaçlayan Geçiş komutanı, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin meşruiyetini tanıdıklarını, ancak yolsuzlukla suçladıkları hükümetini kabul etmediklerini belirtiyor.
Geçiş Konseyi güçleri, bu ay durumu sakinleştirmeyi ve hükümet ile darbeciler arasında Cidde’de diyalog düzenlemeyi amaçlayan Suudi Arabistan müdahalesinden önce 4 gün boyunca devam eden çatışmalar sırasında geçici başkent Aden’deki hükümet mevziilerini ve kamplarını ele geçirmişti.
Aden ve Abyan’da tırmanan saha gelişmeleri çerçevesinde Amalika Tugayları da 29 Ağustos’ta güvenliği sağlamak ve her tarafa aynı mesafeden yaklaşmak için batı sahilinde bulunan kuvvetlerinden, Aden ve Abyan’a 2 tabur göndereceklerini ilan etti.
Batı sahil şeridini kurtarma operasyonu sözcüsü Vaddah el-Debiş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Güney Amalika Tugayları, Aden veya Abyan’ın kan dökme, ölüm, kamu ya da özel çıkarların yok edilmesi gibi olaylar için bir sahne olmasına izin vermeyecek. Albay Raid el-Habhi liderliğindeki Birinci Amalika Tugayları’ndan 2 tabur ve Albay Nebil el-Meşuşi önderliğinde üçüncü bir destek tugayı gönderecek. Gerekirse daha fazla asker de sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Bu güçlerin, Aden ve Abyan’da kamu güvenliğini geçici olarak takip etme ve güçlendirme görevini üstleneceğini belirten sözcü, tüm çatışma taraflarına da aynı mesafeden yaklaştığını söyledi.
Debiş, Suudi Arabistan ve BAE liderliğindeki koalisyon ülkelerine de çatışma tarafları arasındaki anlaşmazlığa acil bir müdahalede bulunma ve ateşkesi sağlama çağrısında bulundu.
Saldırılarda 40 kişi hayatını kaybetti
Öte yandan Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, BAE’yi geçici başkent Aden, çevresi ve Abyan’daki Zanzibar’da bulunan hükümet güçlerine saldırı düzenlemek, ulusal ordu ve siviller arasında 40 kişinin ölümüne ve 70 kişinin de yaralanmasına neden olmakla suçladı.
İryani, saldırının “isyancı Geçiş Konseyi milislere destek verdiğini” söylerken durumu, “anayasal meşruiyeti ve devleti onarma çabalarını hedef alma” olarak niteledi.
Enformasyon Bakan, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu durum, Yemen’deki meşruiyeti destekleme koalisyonunun hedefleriyle çelişiyor, BM yasaları uyarınca bağımsız ve egemen bir devlete saldırı ve uluslararası hukukun da ihlali anlamına geliyor” dedi.
Hükümetin tüm siyasi, diplomatik ve yasal önlemleri alma hakkına sahip olduğunu vurgulayan İryani, hava saldırısının BAE’nin “hükümetin kuruluşlarını geri alma çabalarını destekleme eksikliğini” gösterdiğini vurguladı.
Bakan, “Geçmiş dönemlerde ulusal orduya yönelik saldırılar sonrasında gelen bu saldırı, BAE’nin yanlış bir yola imza attığını ortaya koydu, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini tehlikeli bir yöne çevirdi ve gelecek nesiller için acı dolu bir anıya sebep oldu” açıklamasında bulundu.
İryani, Suudi Arabistan ve liderliğinin meşruiyete olan güvenine de değinirken, “Yemen hükümeti, onlardan yalnızca cömertlik, kardeşlik işbirliği ve komşuluk yardımı gördü. Hükümetin devleti onarmasına, İran destekli Husilerin tehdidini sonlandırmasına, Yemen halkına yönelik insani, ekonomik ve kalkınma rollerine yardım sağlamaktan başka bir çaba ve proje ortaya koymadı” dedi.



Güney Lübnan'daki ateşkes tehlikede

Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

Güney Lübnan'daki ateşkes tehlikede

Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın üç hafta daha uzattığı Lübnan-İsrail ateşkesi, onlarca İsrail hava saldırısının kaydedildiği ve Hizbullah’ın Lübnan topraklarındaki İsrail güçlerine yönelik topçu atışları gerçekleştirdiği askeri bir tırmanışın gölgesinde tehlikeye girdi.

İsrail ordusu dün, anlaşmanın uygulamaya girmesinden bu yana ilk kez Litani Nehri'nin kuzeyinde yer alan 7 beldeyi kapsayacak şekilde tahliye uyarılarını genişletti. Bu gelişme ateşkesi tehdit eder nitelikte değerlendirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ı anlaşmayı ‘baltalamakla’ suçlayarak şunları söyledi:

“ABD ile ve bu arada Lübnan ile de mutabık kalınan düzenlemeler çerçevesinde kararlılıkla hareket ediyoruz."

Netanyahu, bunun ‘yalnızca saldırılara karşılık vermekle sınırlı olmaksızın serbestçe hareket edebilmek anlamına geldiğini’ de vurguladı.

Öte yandan Hizbullah bu suçlamaları reddetti ve “Başarısızlığını kanıtlamış hayal kırıklığı yaratan bir diplomasiyi beklemeyeceğiz ve güvenmeyeceğiz” diyerek askeri karşılık vereceğini açıkladı.


Şera-Canbolat görüşmesi: Suveyda olaylarını aşmak ve ‘azınlıklar ittifakını’ yıkmak

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
TT

Şera-Canbolat görüşmesi: Suveyda olaylarını aşmak ve ‘azınlıklar ittifakını’ yıkmak

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, İlerici Sosyalist Parti’nin eski lideri Velid Canbolat ile gerçekleştirdiği görüşme, Lübnan ile Suriye arasındaki ikili ilişkiler ve iki ülkenin karşı karşıya olduğu ortak zorlukların yanı sıra Suriye’nin Suveyda vilayetinde yaşanan olayların yansımalarının ele alındığı önemli bir temas olarak öne çıktı.

Ziyaret, gerek zamanlaması gerekse içeriği bakımından, özellikle Lübnan ve bölgedeki son derece karmaşık gelişmelerin gölgesinde gerçekleşmesi nedeniyle özel bir önem taşırken, İlerici Sosyalist Parti tarafından yayımlanan açıklamada, görüşmenin ‘iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde Lübnan-Suriye ilişkilerinin iyileştirilmesi, azınlıklar ittifakı tezinin reddedilmesi, sosyal ve coğrafi bağların dikkate alınması ve Lübnan’ın istikrarının desteklenmesi’ başlıklarına odaklandığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ‘Suriye’nin tüm bileşenleriyle birliğinin teyit edildiği, Suriye halkının tüm kesimlerine güvence verildiği ve acı olayların (Suveyda’daki gelişmeler) ele alındığı’ ifade edildi.

febv
Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, cumartesi günü Şam’da Canbolat ve Şera arasındaki görüşmeye katıldı. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan kısa açıklamada ise Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, İlerici Sosyalist Parti’nin eski lideri Velid Canbolat ve beraberindeki heyeti Şam’daki Halk Sarayı’nda kabul ettiği belirtildi. Görüşmede, bölgede yaşanan son gelişmelerin ele alındığı kaydedildi.

İlişkilerin geliştirilmesi

Canbolat’a Şam ziyaretinde eşlik eden Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, ziyaret kapsamında ‘iki ülkenin egemenlik ve bağımsızlığına saygı temelinde Lübnan-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesinin, ayrıca iki ülkeyi birbirine bağlayan coğrafi, tarihsel ve toplumsal bağların dikkate alınmasının’ ayrıntılı şekilde ele alındığını belirtti.

Ebu’l Hasan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye’nin ‘Lübnan ile doğrudan sınırı bulunan tek Arap ülkesi olmayı sürdürdüğünü’ vurgulayarak, mevcut Suriye yönetiminin bu ilişkiyi yeni bir gerçeklikten hareketle yeniden şekillendirmeye çalıştığını ifade etti. Ebu’l Hasan, “Beşşar Esed’in devrilmesiyle Suriye’nin vesayet dönemi sona erdi” dedi. Bazı tarafların Suriye ve İsrail’de ‘azınlıklar ittifakı’ olarak bilinen yaklaşımı yeniden canlandırmaya çalıştığını dile getiren Ebu’l Hasan, bu yaklaşımın Beşşar Esed rejiminin çöküşünden sonra Suriye yönetimi nezdinde artık geçerliliğini yitirdiğini kaydetti. Ebu’l Hasan ayrıca, Şam yönetiminin, Arap çevresi içindeki stratejik çıkarlarına odaklandığını sözlerine ekledi.

İsrail’in ‘sarı hat’ oluşturma niyeti

Lübnan ve Suriye’nin, iki ülkenin egemenliğini hedef alan İsrail saldırıları tehdidini paylaşması çerçevesinde Ebu’l Hasan, Şera ile Canbolat arasındaki görüşmelerde ‘İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik olası tırmanışının ele alındığını’ belirtti. Ebu’l Hasan, “İsrail’in, Güney Lübnan’da Nakura’dan Cebel eş-Şeyh’e kadar uzanan bir ‘sarı hat’ oluşturma niyetine dair ortak kaygılar bulunduğunu, bu hattın Güney Suriye’deki bazı bölgeleri kapsayacak şekilde genişleme ihtimalinin de gündemde olduğunu” ifade etti.

Bu yaklaşımın, ‘tehlikeli bir İsrail planına ilişkin ortak endişeyi yansıttığını’ dile getiren Ebu’l Hasan, söz konusu risklere karşı ‘eşgüdüm ve ortak çaba gerekliliğine, ayrıca iki ülkenin kardeş ve dost ülkelerle ilişkilerinin bu doğrultuda değerlendirilmesinin önemine’ dikkat çekti.

Suveyda’daki olaylar

Suveyda’da yaşanan olaylar, Şera ile Canbolat arasındaki görüşmelerin önemli bir bölümünü oluşturdu. Özellikle Canbolat’ın, söz konusu gelişmelerin sonuçlarının ele alınması ve yayılma riskinin sınırlandırılmasında üstlendiği rol ile Suveyda’nın İsrail’e ilhakı ya da bölgeye İsrail koruması sağlanması yönündeki talepleri kesin bir dille reddetmesi öne çıktı.

sdvfd
Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, cumartesi günü Şam’da Canbolat ve Şera arasındaki görüşmeye katıldı. (SANA)

Ebu’l Hasan, ‘görüşmelerin, Suveyda’daki acı olayların sonuçlarının giderilmesi gerekliliğine ve Suriye-Ürdün-ABD’nin katılımıyla Amman’da gerçekleştirilen toplantının çıktılarının tamamlanmasına odaklandığını’ belirtti. Ebu’l Hasan ayrıca, Canbolat’ın ‘Suriye’nin birliğinin korunması ve merkezi devletin rolünün güçlendirilmesinin önemini yeniden vurguladığını; bunun tüm vatandaşlar arasında hak ve yükümlülüklerde eşitliği sağlayacağını ve devletin egemenliğine rakip güçlerin ortaya çıkmasını engelleyeceğini’ ifade etti.

Lübnan-Suriye ilişkilerinde, sınırların kontrol altına alınması ve iki yönlü kaçakçılığın önlenmesine yönelik koordinasyon sayesinde dikkat çekici bir iyileşme kaydedildi. Ancak Suriye tarafında, ülke içinde Lübnan’a silah kaçakçılığı için kullanıldığı belirtilen tünellerin ortaya çıkarıldığına dair bilgiler ve Şam’da Hizbullah ile bağlantılı bir güvenlik hücresinin yakalandığı yönündeki haberler nedeniyle endişelerin sürdüğü belirtildi. Ebu’l Hasan, iki ülkenin güvenliğini koruyacak şekilde ‘karşılıklı kaygıların giderilmesi ve resmî kurumlar arasında güven inşa edilmesi’ gerektiğini vurguladı.


İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, İsrail ve Hizbullah'ın birbirini ihlal etmekle suçladığı ateşkesin ortasında, Lübnan'ın güneyinde dün bir askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ordu açıklamasında, bir subay ve dört askerin yaralandığı olayda 19 yaşındaki bir çavuşun öldüğünü belirtti.

17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından Hizbullah, İsrail'in baskınlarına, bombalamalarına ve binaların yıkımına karşılık olarak güney Lübnan'daki İsrail güçlerini hedef alan operasyonlar düzenleyeceğini veya kuzey İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) fırlatacağını defalarca duyurdu.