Suriye’de sahada 8 zorluk ve Anayasa Komisyonu’nun kurulmasının önünde 3 engel bulunuyor. Bununla birlikte Rusya, Suriye krizini çözüme götürecek fikir birliğini sağlamak üzere uluslararası ve bölgesel oyuncuları bir araya getirecek olan uluslararası-bölgesel temas grubu kurulmasına sıcak bakmıyor.
Tüm bunlar, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmek üzere Washington'a gitmeden önce geçtiğimiz Cumartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) ilgili istişarelere katılan batılı diplomatik kaynakların gözlemleriydi. Öte yandan söz konusu zorluklara yönelik bir yaklaşım geliştirebilmek için Suriye’deki taraflar arasında bir dizi temasta bulunulması planlanıyor. Plana, bu ayın 12’sinde Pedersen’in Cenevre'de ABD, İngiltere, Fransa ve Arap ülkelerinin oluşturduğu ‘küçük grubun’ temsilcilerini ağırlayacağı toplantı ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından çağrısı yapılan ve bu ay New York’taki BM Genel Kurulu’nda yapılacak toplantıların oturum aralarında gerçekleşmesi planlanan bakanlar düzeyindeki insani, siyasi ve ekonomik toplantı da dâhil.
Sekiz zorluk
Pedersen ve batılı diplomatik kaynaklara göre Suriye sahasında 8 zorluk var. Bunlar;
1-Suriye’nin kuzeybatısındaki son durum:
Rusya ve Türkiye’nin Ağustos ayının sonunda açıklanan ateşkesi istikrara kavuşturma girişimlerine rağmen İdlib ve çevresindeki çatışmalar yeniden başladı. Rejim, Gerginliği Azaltma Bölgesi’nin güney kesiminin kontrolünü ele geçirmesini sağlayan geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. Bölgedeki rejim yanlısı güçlerin hava saldırıları devam etti. Çok sayıda sivil öldürülürken binlercesi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu saldırılarda çarşılar, okullar, mülteci kampları, su istasyonları ve tıbbi tesisler dâhil altyapı hedef alındı. Köyler neredeyse tamamen boşaltıldı.
Birkaç gün önce yürürlüğe giren yeni ateşkesin, özellikle takviye ve bombalamaların ortasında çatışmaların yeniden başlamasına karşı kırılgan ve savunmasız kaldığına inanılıyor. Diplomatik kaynaklara göre Rusya, bir önceki ayın aksine, tamamen askeri harekâtla meşgul bir halde. Hizbullah ve İran'ın rolü ise danışmanların varlığı ile sınırlı.
2-Türk gözlem noktalarının hedef alınması:
Türkiye, İdlib'deki askeri konvoyunun hava saldırılarına uğradığını duyururken Morek'teki Türk gözlem noktası, rejim yanlısı güçler tarafından kuşatıldı ve İdlib'deki durumun bölgesel bir çatışmaya yol açabileceğini düşündüren bombardımanlara maruz kaldı.
Geçtiğimiz Salı günü bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz Eylül ayında imzalanan anlaşma temelinde İdlib'deki durumun nasıl istikrara kavuşturulacağına dair uzlaştıklarını duyurdular.
Moskova’nın Ankara’ya terör örgütlerinin ortadan kaldırılması, Hama - Halep ve Lazkiye - Halep otoyollarının yeniden açılması ve Rusya’nın Türk gözlem noktalarının hedeflenmeyeceğine dair güvenceler vermesi karşılığında ortak devriyeler (bu da Türkiye’nin askeri takviyelerini açıklıyor) düzenlenmesini de içeren ‘Soçi Anlaşması’nı uygulamak için süre tanıdığı düşünülüyor. Bununla birlikte Moskova, söz konusu ateşkesle Soçi Anlaşması’nın ‘gerçek anlamda uygulanmaya başladığına’ dikkati çekti.
3- BMGK tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) ve ‘Huraseddin’ gibi diğer grupların varlığı:
Pedersen, BMGK toplantısında şunları söyledi;
“Terörle mücadele sırasında İdlib ve çevresindeki üç milyon sivilin hayatı tehlikeye atılmamalı. Ölümlerine veya yerlerinden edilmelerine neden olan tüm eylemler derhal durmalı. İdlib'deki durum her şeyden önce siyasi bir çözüm gerektiriyor.”
4- ABD müdahalesi:
ABD birkaç gün önce, İdlib kırsalındaki El-Kaide bağlantılı unsurların üst düzey bir toplantısını hedef aldı. Kaynaklara göre Washington, Moskova'ya ‘İdlib’deki teröristlerin ABD veya müttefiklerinin güvenliğine karşı tehdit oluşturması ya da El-Kaide’nin üst düzey liderlerine dair bir istihbarat alınması halinde teröristleri hedeflemeye devam edeceği’ mesajı gönderdi. Birkaç gün önce gerçekleşen bombardıman, 2017'nin başından bu yana ABD’nin gerçekleştirdiği ikinci bombardıman oldu.
ABD Dışişleri Bakanı Mayıs ayında, ‘terörle mücadele’ dâhil olmak üzere Rus tarafına 8 maddelik öneriler sundu. İlk etapta 8 madde üzerinde fikir birliği oluştu. Ancak uygulanış sırasına ilişkin bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Washington'un ilk sırada ‘terörle mücadele’ maddesinin olması için baskı yaptığı düşünülüyor. Bu da gerektiğinde Fırat Nehri'nin batısındaki ABD Hava Kuvvetleri’nin devreye girebileceği anlamına geliyor. Bu arada Moskova, İdlib kırsalını hedef alan bombardıman nedeniyle Washington’u eleştirdi.
5- Suriye'nin kuzeydoğusundaki durum:
Bölgedeki gerginlikler Temmuz ayında yükselişe geçince Türk birlikleri Suriye sınırına yerleştirildi. Pedersen’a göre Ağustos ayında yapılan Türkiye-ABD müzakereleri ‘olası bir patlamanın önlenmesine’ katkıda bulundu. Bununla birlikte mutabık kalınan uzlaşıları uygulamak için ilk adımlar atıldı. Fakat yine de söz konusu uzlaşılardaki belirsizlikler ve uygulama hızıyla ilgili soru işaretlerinin yanı sıra Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki Amerikan-Kürt etki alanındaki kartların yeniden dağıtılmasına neden olması beklenen askeri seçeneğe yönelik tehditleri bulunuyor. Bununla birlikte bazı çevreler, Washington ile Ankara arasındaki uzlaşmanın ‘ihlalleri sona erdirmeyeceğine’ inanıyorlar.
6- İran - İsrail gerilimi:
İsrail, 24 Ağustos'ta Şam yakınlarına hava saldırısı düzenlediğini doğruladı. Saldırının amacını ise, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü ve İran destekli gruplar tarafından planlandığını belirttiği Suriye topraklarından gelebilecek bir uçak saldırısını engellemek olarak açıkladı. Buna karşın Hizbullah, İsrail bombardımanında iki unsurunun öldürüldüğünü duyururken, Lübnan topraklarından İsrail’e karşılık verme tehdidinde bulundu. Bununla birlikte İsrail Pazartesi günü, Lübnan’ın güneyine Suriye’den geçerek bir başka saldırı gerçekleştirilebileceği endişesiyle bir dizi bombardıman daha gerçekleştirdi.
Beyrut semalarına insansız hava aracı da (İHA) gönderen İsrail, İran konumlarını hedef alan saldırılarını Suriye’den sonra Irak’a kadar genişletti. Yaşanan bu gerginliklerin son derece rahatsız edici olduğunu söyleyen Pedersen, tüm tarafları, saldırıların yanı sıra kışkırtıcı eylemler ve açıklamaları durdurarak Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin egemenliğine saygı duymaya çağırdı.
7- Suriye’nin güneyinde ilan edilen ateşkeslerin kırılganlığı:
BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen açıklamasında, “Suriye’nin güneybatısında, hepsi birer ciddi endişe kaynağı olan tutuklamalar, gösteriler, kaybolma vakaları ve suikastlara dair haberler duyuyoruz” dedi. Tüm bunlar, muhaliflere verilen garantiler karşılığında hükümet güçlerinin bölgeye dönüşünü içeren ve Moskova tarafından desteklenen bir uzlaşıya varılmasından 1 yıl sonra yaşanmaya başladı. İsrail'in Dera kırsalındaki bombardımanlarının ortasında Rusya-İran rekabetinin yanı sıra güneyde yaşanan suikastlar ve gerginliklere dair haberler kaydedildi.
8- İnsani zorluklar:
Pedersen bu zorlukları şöyle özetledi;
“Suriyeli aileler, terör, göç, zorla silahaltına alınma, keyfi gözaltılar, işkence, ailelerin yerlerinden edilmesi, kadına yönelik şiddet ve daha birçok güvenlik sorunu gibi çok yönlü risklerin yanı sıra daha önce eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaşan yoksulluk, ekonomik kaynak eksikliği ve çaresizlikle karşı karşıyalar. Bunların yanı sıra milyonlarca mültecinin saygınlıklarını koruyacak şekilde güvenli ve gönüllü olarak ülkelerine geri dönmelerini engelleyen faktörler bulunuyor. Yakın bir tarihte Türkiye ve Lübnan'daki Suriyelilere yönelik tacizlerde de artış olduğu ortaya çıktı.”
Düğümler ve çözümler
Pedersen’a göre Suriye’deki krizin askeri olarak çözülemeyeceği her zamankinden daha fazla belirgin ve ulusal bir ateşkesin ‘hiç olmadığı kadar acil’ bir zorunluluk olduğu ortada. Çünkü siyasi çözüm ‘Suriye’nin egemenliğini güvence altına alan’ tek seçenek. Bunun için Pedersen, BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca BM himayesinde özgür ve adil seçimlerin yapılacağı şekilde yeni bir anayasa oluşturma sürecine başlamak için çalışmalarına devam etti.
Pedersen, Suriye rejimi ve ‘Suriye Müzakere Heyeti’nin yanı sıra bölgesel ve uluslararası taraflarla gerçekleştirdiği görüşmelerde ‘her şey kararlaştırılana kadar hiçbir şeyin kabul edilmemesini’ vurgulama konusunda ısrarcıydı. Bununla birlikte Pedersen, siyasi sürecin giriş kapısı olan Anayasa Komisyonu’nu kurma konusunda bir takım atılımlar yapmayı başardı. Bunlardan ilki, biri rejim diğeri muhalifler tarafından belirlenecek şekilde komisyonun eş başkanları olması konusunda uzlaşı sağlaması oldu. İkincisi, kendisinin arabuluculuğunda BM’nin kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi. Üçüncüsü, komisyon tarafından alınacak kararların komisyon üyelerinin yüzde 75’inin oylarıyla onaylanmasının şart koşulması. Dördüncü olarak, 150 üyeli genişletilmiş ve 45 üyeli küçültülmüş bir komisyon kurulması. Beşincisi ise komisyon üyelerinin ve ailelerinin güvenliğini sağlama konusunda net bir taahhüttün ortaya koyulması.
Ancak batılı kaynaklara göre Anayasa Komisyonu’nun oluşumu önünde halen 3 engel bulunuyor. Bunlar; Türkiye’nin Şam tarafından Anayasa Komisyonu üyeliğine önerilen bir isme ve sivil toplum kuruluşlarının 3’üncü listesindeki 4 isme yönelik itirazı, Anayasa Komisyonu’nun referans koşullarında BMGK’nın 2254 sayılı kararına nasıl atıfta bulunulacağı konusundaki anlaşmazlık ve Komisyon’un amacının yeni bir Suriye Anayasa taslağı hazırlamak mı yoksa 2012 tarihli mevcut anayasayı değiştirmek mi olduğunun henüz netlik kazanmamış olması.
Pedersen BMGK’ya “Bu amaç için (düğümlerin çözümü) muhalefet ve hükümet ile temas halindeyim. Ayrıca ‘Komisyon’un oluşumu ve çalışma şartlarına’ ilişkin faaliyetleri tamamlamak için mümkün olan en kısa sürede Şam'a gitmeye hazırım” dedi.
BM Suriye Özel Temsilcisi, önümüzdeki günlerde yapılacak BM Genel Kurulu’nda bir çözüme ulaşmayı umuyor. Moskova, ‘Astana Süreci’ uyarınca Anayasa Komisyonu’nun oluşturulduğunu duyurmak için bu ayın 16’sında Ankara’da yapılacak Rusya-Türkiye-İran Zirvesi öncesinde bir atılım gerçekleştirmek için bastırıyor. Buna karşın BM, Anayasa Komisyonu ve siyasi sürecin mülkiyetini elinde tutuyor. Bununla birlikte Pedersen, BM’ye hapistekiler, tutuklular ve kaçırılanlar dosyalarında rol üstlenilmesine özel bir önem verilmesi konusunda ısrar ediyor.
Daha geniş çerçevede Pedersen, uluslararası-bölgesel temas grubu için ‘Astana garantörleri’ Rusya, İran, Türkiye ile Çin'in dâhil olduğu ABD liderliğindeki ‘küçük grubu’ bir araya getirme çabalarına devam ediyor. Ancak Moskova halen Astana sürecine öncelik veriyor ve Pedersen'in önerisi konusunda pek istekli görünmüyor. Pedersen ise “BMGK daimi üyelerinin yanı sıra bu bloklara katılan ülkelerin yönetimlerini Cenevre'de siyasi süreci destekleyen ortak bir çerçevede önemli aktörler grubu olarak bir araya getirmenin zamanı geldi” dedi.
SURİYE'DEKİ İRAN NOKTALARINA GİZEMLİ HAVA SALDIRISI
Suriye denkleminde 8 zorluk
Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)
Suriye denkleminde 8 zorluk
Suriye'nin kuzeyinde bulunan Serakib ilçesindeki Türk askeri devriyesi (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة



