Analistlerin vardığı sonuç: Ticaret savaşını ne ABD kazanacak ne de Çin

ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında Japonya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde bir araya gelmişti (Reuters)
ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında Japonya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde bir araya gelmişti (Reuters)
TT

Analistlerin vardığı sonuç: Ticaret savaşını ne ABD kazanacak ne de Çin

ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında Japonya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde bir araya gelmişti (Reuters)
ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında Japonya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde bir araya gelmişti (Reuters)

Time dergisinin yer verdiği yeni bir araştırma, ABD-Çin hattında tırmanışa geçen ticaret savaşını taraflardan hiçbirinin kazanamayacağını işaret ediyor.
ABD’de Donald Trump yönetimi, Çin'den ithal ayakkabı, akıllı saat ve televizyon dahil 125 milyar dolar (yaklaşık 715 milyar TL) değerindeki çeşitli ürünlerden 1 Eylül itibarıyla yüzde 15 ek gümrük vergisi almaya başlamış, Çin de bu karara misilleme olarak ham petrol, soya fasulyesi ve otomobil parçaları dahil bin 717 Amerikan ürününe yüzde 5 ila 10 arasında değişen yeni gümrük vergileri getirmişti.
Çin’den gelen ürünlere ABD’nin uyguladığı vergi ortalama olarak hesaplandığında, Trump’ın göreve gelmesinden bu yana yüzde 3,1’den yüzde 21,2’ye kadar yükseldi.
Piyasalarda hasara yol açan ticaret dövüşü, küresel çapta resesyon korkusu yaratarak bir yılı aşkın süredir borsaları sarsıyor ve tedarik zincirini altüst ediyor. Trump’ın 23 Ağustos’ta Twitter’da paylaştığı “Çin’e ihtiyacımız yok ve açıkçası onlarsız daha iyi olur” tweet’ine bakılacak olursa bu anlaşmazlığa çözüm bulunacağına dair ufukta bir emare de görünmüyor.
Çin Avrupa Uluslararası İşletme Okulu (CEIBS) ve Hong Kong Üniversitesi’nden ekonomistlerse Trump’la aynı fikirde değil.
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, detaylı hesaplamalara yer veren ve Time dergisinden Charlie Campbell tarafından aktarılan yeni bir analiz, ABD’nin ürünlere duyduğu büyük iştahı tatmin edecek üretim kapasitesine yalnızca Çin’in sahip olmasının, Amerikalı tüketicilerin Çin’den ürün almaya devam etmek zorunda kalacağı ya da ABD’li perakendecilerin bu savaşın çilesini çekeceği anlamına geliyor.
Birinin diğerinin yerini doldurması "imkansız"
Ticaret satrancının diğer yakasında oturan Çin’in önünde de parlak bir hamle seçeneği bulunmuyor. Amerikalıların ürün talebinin tek başına dünyanın geriye kalanının toplamını bile geride bırakması, Çin’in öngörülebilir bir gelecekte ya da başka herhangi bir zamanda Amerikalı müşterilerinin boşluğunu diğer ülkelerden alıcılarla dolduramayacağını gösteriyor.
CEIBS Dekan Yardımcısı Profesör Bala Ramasamy, “(ABD-Çin ticareti) açısından taraflar arasındaki ilişkide birinin yokluğunun başka bir ülkeyle doldurulması, kısa ve orta vadede imkansız. Uzun vadede de muhtemelen öyle olacaktır. Onlarınki, çok büyük ve doyumsuz bir pazarla, sorunsuz işleyen bir üretim makinesi arasında yaşanan bir ilişki” dedi.
Ramasamy, “Araştırmamızdan elde ettiğimiz bulgular son zamanlarda artan gerimi ve söylemleri yatıştırmak için bir dayanak sunuyor” diye ekledi.
Örneğin geçen yıl Çin’den ABD’ye yapılan toplam ihracatın yüzde 13’ü, 70 milyar doları bulan cep telefonu alımında gerçekleşmişti. ABD ihraç ettiği ve değeri 10 milyar doları bulan tüm cep telefonlarını iç tüketim için tutsa ve 30 milyar dolar değerinde kısmını ikinci sıradaki ihracatçı Vietnam’dan temin etmiş olsa bile bu çabalar ABD pazarını tatmin etmeye yetmiyor.
Aynı şekilde Pekin de ABD’ye yapacağı ihracatın yerini, Hollanda, Birleşik Krallık, Almanya, Hindistan, İsveç ve Fransa’nın tüm telefon ihtiyaçlarını sadece Çin’den karşılamaları halinde doldurabilecek. Bu tablo, sayısını vermesi güç diğer tüketim ürünleri için de geçerli görünüyor. 



ABD fırkateynine füze saldırısı haberinin ardından petrolün varil fiyatı 114 dolara yükseldi

ABD’nin misillemesinin yaratacağı etkilerden duyulan endişe nedeniyle petrol fiyatları yükselişe geçti. (X)
ABD’nin misillemesinin yaratacağı etkilerden duyulan endişe nedeniyle petrol fiyatları yükselişe geçti. (X)
TT

ABD fırkateynine füze saldırısı haberinin ardından petrolün varil fiyatı 114 dolara yükseldi

ABD’nin misillemesinin yaratacağı etkilerden duyulan endişe nedeniyle petrol fiyatları yükselişe geçti. (X)
ABD’nin misillemesinin yaratacağı etkilerden duyulan endişe nedeniyle petrol fiyatları yükselişe geçti. (X)

Petrol fiyatları, İran medyasının Hürmüz Boğazı’nda bir ABD fırkateynine füze saldırısı gerçekleştiğini bildirmesinin ardından yükseldi. Ancak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bu iddiayı yalanladı.

Uluslararası gösterge kabul edilen Brent petrolün varil fiyatı, saat 11.40 itibarıyla yüzde 5,1 artışla 114,2 dolara yükseldi. ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 4,8 artarak 107,30 dolara çıktı.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı haberde, Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan bir ABD savaş gemisinin uyarıları dikkate almaması üzerine geri dönmek zorunda kaldığı öne sürüldü. Haberde, Cask kenti açıklarında seyreden gemiye iki füzenin isabet ettiği iddia edildi. Öte yandan Axios muhabiri Barak Ravid, üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde İran füzelerinin bir ABD gemisini vurduğu iddiasının doğru olmadığını aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Washington’ın Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemilere yardımcı olmak için girişim başlatacağını açıklamıştı. Bölgede seyrüsefer kısıtlamalarının sürmesi ve bir barış anlaşmasının ufukta görünmemesi nedeniyle petrol fiyatları 100 doların üzerinde kalmaya devam etti.

ABD ile İran arasında hafta başında müzakereler sürerken, tarafların karşılıklı yanıtları değerlendirdiği belirtildi.

Trump yönetimi, Tahran ile bir nükleer anlaşmaya varmayı öncelik olarak görürken, İran ise nükleer görüşmelere başlamadan önce savaşın sona ermesini ve Körfez’de deniz taşımacılığına yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını istiyor.


Nisan ayı enflasyonu açıklandı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Nisan ayı enflasyonu açıklandı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Türkiye İstatistik Kurumu’nun pazartesi günü açıkladığı verilere göre tüketici fiyatlarında enflasyon Nisan ayında aylık bazda yüzde 4,18 artarken, yıllık bazda yüzde 32,37’ye yükseldi. Her iki veri de ekonomistlerin beklentilerinin üzerine çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre açıklanan rakamlar, piyasa tahminlerini aşarken, Reuters tarafından yapılan ankette aylık enflasyonun yüzde 3,28, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,25 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyordu. Reuters, İran ile yaşanan savaşın akaryakıt fiyatlarını keskin şekilde artırmasının yanı sıra, enflasyondaki düşüş hızının beklenenden daha yavaş olacağı yönündeki öngörülere dikkat çekti.

Alt kalemler incelendiğinde, Nisan ayında en yüksek aylık fiyat artışı yüzde 8,94 ile giyim ve ayakkabı grubunda kaydedildi. Bunu yüzde 7,99 ile konut, yüzde 4,29 ile ulaştırma ve yüzde 3,7 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi.

Mart ayı verileri ise aylık enflasyonun yüzde 1,94’e gerilediğini ve yıllık oranın yüzde 30,87 seviyesine düştüğünü göstermiş, her iki veri de beklentilerin altında kalmıştı.

Öte yandan, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Nisan ayında aylık bazda yüzde 3,17 artarken, yıllık bazda yüzde 28,59 yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise geçen ay yayımladığı Para Politikası Kurulu metninde, faiz oranlarını sabit tutarken enflasyon risklerinin arttığına işaret etti. Banka, İran’la yaşanan gelişmelerin ekonomi üzerindeki olası etkilerini yakından izlediğini vurguladı.

Merkez Bankası, Şubat ayında yıl sonu enflasyon tahmin aralığını 2 puan artırarak yüzde 15–21 bandına yükseltmiş, ara hedefini ise yüzde 16 seviyesinde sabit bırakmıştı. Ancak piyasalarda 2025 yılı boyunca enflasyonun düşüş patikasına ilişkin belirsizlikler sürüyor.


Avustralya ve Japonya'dan 'enerji şoku' ittifakı: Tedarik zincirleri güvenceye alınıyor

Takaichi ve Albanese, Canberra’daki Parlamento binasında düzenlenen ortak basın açıklamasında tokalaşırken (EPA)
Takaichi ve Albanese, Canberra’daki Parlamento binasında düzenlenen ortak basın açıklamasında tokalaşırken (EPA)
TT

Avustralya ve Japonya'dan 'enerji şoku' ittifakı: Tedarik zincirleri güvenceye alınıyor

Takaichi ve Albanese, Canberra’daki Parlamento binasında düzenlenen ortak basın açıklamasında tokalaşırken (EPA)
Takaichi ve Albanese, Canberra’daki Parlamento binasında düzenlenen ortak basın açıklamasında tokalaşırken (EPA)

Avustralya'nın başkenti Canberra, bugün Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Avustralyalı mevkidaşı Anthony Albanese arasında gerçekleşen kritik bir stratejik zirveye ev sahipliği yaptı. Uluslararası ticaret yollarını tıkayan artan gerilimlerin gölgesinde düzenlenen zirvenin ana gündem maddesi "küresel enerji krizi" oldu.

Görüşmeler sırasında Takaichi, küresel petrol arzındaki kesintilerin tüm Asya-Pasifik bölgesi üzerinde "devasa bir etki" yarattığını vurguladı. Japonya ve Avustralya’nın, istikrarlı enerji arzını garanti altına almak ve kritik kaynakların güvenliğini korumak için "yüksek aciliyet duygusuyla" hareket edeceğini belirtti.

Zirve kapsamında enerji ve kritik mineraller alanında iş birliğini derinleştiren yeni anlaşmalara imza atıldı. Başbakan Albanese, iki ülkenin ekonomilerini gelecekteki belirsizliklerden ve ekonomik şoklardan korumak adına somut adımlar attığını ifade etti. Albanese, şunları kaydetti:

"Birlikte çalışarak daha güvenli ve dirençli tedarik zincirleri oluşturacağız. Bu durum hem şimdi hem de gelecekte her iki ülkedeki şirketlerin ve tüketicilerin yararına olacaktır."

Albanese ayrıca, mevcut jeopolitik durumun sıvı yakıt ve rafine petrol ürünleri arzında yol açtığı aksamalardan dolayı Japonya ile aynı derin endişeyi paylaştıklarını dile getirdi.

Takaichi ve Albanese, Canberra Parlamentosu'nda ekonomik güvenlik iş birliğine ilişkin ortak bir deklarasyon imzaladı (EPA)Takaichi ve Albanese, Canberra Parlamentosu'nda ekonomik güvenlik iş birliğine ilişkin ortak bir deklarasyon imzaladı (EPA)

1,3 Milyar Dolarlık Kritik Destek

Avustralya, finansal boyutta Japon şirketlerinin dahil olduğu kritik mineral projelerine 1,3 milyar Avustralya doları (yaklaşık 937 milyon ABD doları) tutarında devasa bir destek paketini duyurdu. Bu adım; Tokyo’nun teknoloji ve savunma sanayisi için hayati önem taşıyan galyum, nikel, grafit, nadir toprak elementleri ve florit gibi stratejik kaynaklara erişimini kolaylaştıracak.

Enerji Güvenliğinde Avustralya'nın Rolü

Japonya’nın toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayan ve en büyük LNG tedarikçisi olan Avustralya, geleneksel ticaret yollarındaki gerilimler karşısında "güvenli liman" olarak konumlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu zirve, Japon şirketlerinin Avustralya'daki gaz tesislerinde olası grevler veya ihracat vergilerinin artırılması yönündeki siyasi baskılara dair endişelerini de gidermeyi amaçlıyor.

Bu ekonomik hamleler, giderek büyüyen savunma iş birliğinin devamı niteliğinde. Ziyaret, Avustralya'nın Japon savaş gemileri tedariki için imzaladığı 10 milyar Avustralya dolarlık tarihi savunma anlaşmasından bir ay sonra gerçekleşiyor.

Güvenlik, savunma ve enerji alanlarındaki bu entegrasyon; Hint-Pasifik bölgesinde güçlü bir set oluşturmayı ve küresel piyasaları sarsan "enerji şokuna" rağmen ekonomik büyümenin sürekliliğini sağlamayı hedefliyor.