Afganistan, Venezuela, İran ve Kuzey Kore dosyaları… Bolton'ın görevden alınmasının perde arkası

Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton (arşiv)
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton (arşiv)
TT

Afganistan, Venezuela, İran ve Kuzey Kore dosyaları… Bolton'ın görevden alınmasının perde arkası

Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton (arşiv)
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton (arşiv)

ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ı birçok konuda fikir ayrılıkları yaşadıkları gerekçesiyle görevden aldı.
Trump, Twitter’dan yaptığı açıklamada, "Dün akşam John Bolton'a, Beyaz Saray'daki hizmetlerine artık ihtiyaç kalmadığını söyledim. Yaptığı önerilerin birçoğuna hiç katılmıyordum" dedi. John Bolton İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye karşı katı tutumları ile biliniyordu.
Trump ile Bolton arasındaki fikir ayrılıkları Bolton’ın göreve gelmesinden 7 ay sonra gün yüzüne çıktı. ABD’de yayın yapan National Public Radio’nun (NPR) internet sitesinde yer alan habere göre Trump bu yılın başından bu yana John Bolton ile birçok ulusal güvenlik meselesinde fikir ayrılığı yaşadı. 
Ortadoğu krizi
Trump, çoğu kez eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton ile yaşadıkları fikir ayrılıklarını sakin karşılarken, ABD Başkanı’nın bu tutumu Bolton’ın görevde kalması için yeterli olmadı. Bolton’ın görevden alındığı Twitter açıklamasıyla duyuruldu. John Bolton‘ın Ortadoğu’daki bazı meseleler karşısında katı bir tutumu olduğunu söyleyen Trump, “Özellikle Ortadoğu ve Irak konusundaki fikirlerine katılmıyorum. Bolton, Irak'a askeri müdahalede bulunulmasını destekledi ve ben bunun ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum. Bu konuda haklı olduğum ortaya çıktı. Irak’a askeri müdahalede bulunulmasına her zaman karşı çıktım” dedi.
Trump, Bolton’ın görevi boyunca çok iyi bir iş çıkardığını, ancak genel olarak meselelere karşı katı bir tutum benimsediğini söyleyerek, “Bolton, tüm meselelerde son sözün kendisine ait olduğunu düşünüyordu” dedi.
Afganistan meselesi
Afganistan'daki barış görüşmeleri, Trump ve Bolton arasındaki tartışmalı konuların başında geliyordu. Trump, Bolton’ı Afganistan meselesinde kenara itti ve bu meseleyi kendisi ele almaya karar verdi. NPR’in aktardığı habere göre, John Bolton’ın Afganistan ile ilgili toplantılara katılmasına izin verilmezken, Afganistan’daki savaş, Bolton’ın stratejisinin öncelikleri arasında yer alıyordu.
Trump'ın Taliban yetkilileri ile 16 Ağustos'ta New Jersey'deki golf sahasında yaptığı toplantıya birçok üst düzey yetkili katılırken , John Bolton toplantıda yer almamıştı. ABD yakın zamanda Taliban ile yürütülen barış görüşmelerinin iptal edildiğini açıklarken, Katar’ın başkenti Doha’da Taliban temsilcileri ile 9 ayrı oturumda gerçekleştirilen toplantılarda anlaşma sağlanamadı.
Trump yönetimi, Taliban ile barış anlaşması imzalanmasını ve ABD askerlerinin büyük bir bölümünün veya hepsinin Afganistan’dan çekilmesini istiyordu. Bu konuda Bolton ise, Afganistan ile anlaşmaya varılamamasının nedenlerinden biriydi. Trump ve yönetimi bu konuda kendisine güvenmiyordu.
ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Bolton’a toplantının yapıldığı salondan anlaşma taslağının bir nüshasını alması için izin vermedi. Bu da Bolton’a karşı duyulan güvensizliği ortaya koyuyordu.
Venezuela, İran ve Kuzey Kore dosyaları
Trump ve eski danışmanı arasındaki anlaşmazlık ABD’nin İran, Venezuela ve Kuzey Kore’ye karşı izlediği politikalarda kendini gösteriyordu. Bolton, Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yapılacak bir anlaşmanın bozulmasındaki baş aktördü. Kitle imha silahları konusunda yapılan görüşmelerde Bolton, Kim'den geniş kapsamlı tavizler almak için ısrar etmiş bu da anlaşmanın bozulmasına neden olmuştu.
Kuzey Koreli yetkililer daha önce, ülkeleri ile ABD arasındaki bir anlaşmayı engellemesi sebebiyle Bolton'ı "basiretsiz" olarak nitelendirmişlerdi.
Trump ve Kim Jong-un, ilk kez Haziran 2018'de Singapur'da bir araya geldi. Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusunda ABD ile Kuzey Kore yönetimi arasında kapsamlı bir anlaşma imzalandı. Şubat ayında Vietnam’da liderler arasında ikinci bir toplantı yapılırken, Pyongyang, Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasını talep ettiği için taraflar arasında anlaşma sağlanamadı.
Trump yönetimindekiler, Bolton'un vizyonu ve birçok konudaki adımları nedeniyle Trump'ın endişeli olduğunu dile getirdi. Washington ve Pekin arasında ticaret müzakereleri de dâhil olmak üzere birçok konuda müzakereler donduruldu.
JOHN BOLTON GÖREVDEN ALINDI



Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
TT

Panama Kanalı krizinde karar: Çin’e diplomatik darbe vuruldu

Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)
Çin devletine ait şirketler de Panama Kanalı'ndaki ihalelere girmişti (Reuters)

ABD ve Çin arasındaki Panama Kanalı tartışması, Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketiyle ilgili verilen kararın ardından tekrar alevleniyor. 

Panama Yüksek Mahkemesi'nin sitesinde dün gece açıklanan kararda, CK Hutchison'ın liman sözleşmesinin "Anayasa'ya aykırı olduğu" hükme bağlandı.  

Çinli iş insanı Li Ka-shing'in sahibi olduğu şirket, kanalın her iki yakasında da tesise sahip. Balboa ve Cristobal adlı limanları işleten firma, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in Panama Kanalı'nın kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmesiyle başlayan diplomatik krizin ortasında kalmıştı. 

Buna çözüm olarak firma Panama Kanalı'nın iki yakasındaki stratejik limanlara ait hisselerini, Amerikan varlık yönetim şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında satmayı 4 Mart'ta kabul etmişti.

Ancak Pekin, sert tepki gösterdiği satış işlemleri hakkında inceleme başlatmıştı. Ayrıca CK Hutchison Holdings'in limanlarla ilgili Panama yönetimine 300 milyon dolara yakın borcu olduğu da bildirilmişti.

New York Times (NYT) ve Wall Street Journal (WSJ), henüz tamamlanmayan anlaşmanın mahkeme kararından nasıl etkileneceğinin belirsiz olduğunu yazıyor. 

WSJ'nin analizinde, firmanın limanlardaki faaliyetlerini durdurmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiliyor. Şirketin, Yüksek Mahkeme kararına itiraz hakkı yok ancak kararla ilgili çeşitli açıklamalar isteyerek lisans iptal sürecini uzatabilir. 

Panama yönetiminin, lisans iptalinin ardından yeni ihale süreci başlatılana kadar limanları yönetmesi için bir şirketi görevlendirebileceği belirtiliyor.

Panama Yüksek Mahkemesi'nin kararında "siyasi baskının önemli rol oynadığı" savunuluyor. Kararın "Başkan Trump için Batı Yarımküre'deki güvenlik hedeflerinde bir zafer kazandırdığı, Çin'in ise bölgedeki etkisini zayıflattığı" ifade ediliyor. 

ABD'nin 3 Ocak'ta Venezuela'ya düzenlediği baskında lider Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasıyla Çin'in halihazırda Latin Amerika'daki önemli bir müttefikini yitirdiği hatırlatılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
TT

İran senaryoları: Trump, Amerikan komandolarını gönderebilir

Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)
Trump, İran'a saldırı planlarını askıya aldığını söyledikten sonra bile askeri müdahale tehditlerini sürdürüyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a kara harekatı seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, İran'a saldırı seçenekleri arasında Amerikan komandolarının ülkeye gönderilmesinin yer aldığını söylüyor. 

Bu plana göre özel harekatçılar, ABD'nin haziranda düzenlediği saldırıda hasar görmeyen nükleer tesislere saldırı düzenleyecek. 

NYT, Amerikan komandolarının İran ve benzeri hedef ülkelere girerek nükleer tesisleri veya diğer stratejik değere sahip hedefleri vurmak için uzun süredir özel eğitim aldığını yazıyor. 

Analizde "en riskli seçenek" diye nitelenen alternatifle ilgili Beyaz Saray'ın net bir karara varmadığı aktarılıyor. 

Trump, önceden İran'a kara saldırısı hakkında çekincelerini dile getirmiş, 1979 İslam Devrimi'nin ardından patlak veren rehine krizini hatırlatmıştı. 

ABD'nin Tahran Büyükelçiliği'ni basan İranlılar, 52 Amerika vatandaşını 444 gün boyunca rehin tutmuştu. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980'de Kartal Pençesi Operasyonu'nu başlatarak Delta Force birliklerini İran'a göndermiş, başarısız harekatta bir İranlı sivil ve 8 Amerikan askeri ölmüştü.

Trump, 11 Ocak'ta NYT'de yayımlanan söyleşisinde, Venezuela'ya düzenledikleri kara operasyonunun Carter'ın harekatı gibi başarısızlığa uğramadığını vurgulayarak övünmüştü. 

Amerikan gazetesinin analizine göre Pentagon'un Trump'a sunduğu seçenekler arasında, ülkedeki askeri ve güvenlik tesislerine saldırı düzenleyerek dini lider Ali Hamaney'in devrileceği koşulları oluşturmak da yer alıyor. 

İsrail ise hazirandaki saldırıların ardından İran'ın balistik füze programını büyük ölçüde yeniden inşa ettiğini savunuyor. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin İran'a saldırması halinde Tahran'dan kuvvetli bir misilleme geleceğini düşünüyor. 

Bu nedenle İsrail'in, ABD'yle ortak operasyon düzenleyerek İran'ın balistik füze tesislerini vurmak istediği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın 28 Ocak'taki analizinde, Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtilmişti.

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal


Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
TT

Ukrayna ordusunda insan gücü eriyor: “2 milyon kişi asker kaçağı”

ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)
ABD arabuluculuğundaki ateşkes anlaşmalarından sonuç çıkmazken, Rusya-Ukrayna cephesindeki kayıplar artıyor (Reuters)

Ukrayna ordusu, Rusya’ya karşı savaşacak asker bulmakta zorlanıyor. 

Wall Street Journal’ın analizinde, Ukrayna açısından bu yıl savaşın gidişatını belirleyecek en önemli unsurlar arasında insan gücünün yer aldığı belirtiliyor. 

Genç askerleri hızlı şekilde yetiştirip cepheye göndermek için tasarlanan "Sözleşme 18-24" programının, deneyimsiz kişileri tehlikeli savaş bölgelerine göndererek önemli kayıplara yol açtığına dikkat çekiliyor. 

18 yaşına girdiği gibi yoğun çatışmaların yaşandığı Pokrovsk cephesine gönderilen Kirilo Horbenko’nun ekimde ölmesi de buna örnek gösteriliyor. Genç asker sadece 6 ay görev yapabilmiş.

Program, genç askerlere yüksek maaş ve üniversite kontenjanı dahil çeşitli avantajlar sunarken, karşılığında 6 aylık askeri eğitim veriyor.

18 yaşındaki Vıyaçeslav Malets de ailesinin isteğine karşı gelerek geçen yıl Almanya'dan memleketi Ukrayna'ya dönüp savaşa girdi. Programa katılan ilk asker olan Malets, cephedeki hizmetlerinden dolayı Devlet Başkanı Volodimir Zelenski tarafından eylülde madalyayla ödüllendirildi.

Ancak genç savaşçı, bir ay sonra Pokrovsk cephesinde mayına basarak yaşamını yitirdi. 

Bu gelişmelerin ardından program, 18-24 yaşındaki gençleri cepheden uzaktaki drone operasyonu görevlerine yönlendirmeye başladı.

14 Ocak’ta göreve başlayan Savunma Bakanı Mihaylo Federov, bu pozisyondaki ilk açıklamasında insan gücü sıkıntısına dikkat çekmiş, 2 milyon Ukraynalının askerlikten kaçtığını söylemişti.

Ayrıca 200 binden fazla askerin firar ettiğini, bunun Ukrayna ordusunun beşte birine tekabül ettiğini vurgulamıştı. 

Ukrayna'nın cephe hatlarını düzenli olarak ziyaret eden ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden Rob Lee, şunları söylüyor: 

İnsan gücü, 2026’da Ukrayna'nın savaş alanında nasıl bir performans göstereceğini belirleyecek en önemli unsur. Bu, aynı zamanda Rusya'nın ne kadar ilerleyebileceğini de belirleyecek.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times