Tunus’ta yeni Kartaca Savaşı

Tunus’ta yeni Kartaca Savaşı
TT

Tunus’ta yeni Kartaca Savaşı

Tunus’ta yeni Kartaca Savaşı

Tunus Cumhurbaşkanı el-Bâci Kâid el-Sibsî’nin halefinin seçileceği cumhurbaşkanlığı seçimlerine son iki gün kala 26 cumhurbaşkanı adayı arasındaki rekabet kızıştı. Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali’nin yanı sıra pek çok siyasetçiye ev sahipliği yapan Kartaca Sarayı’nın yeni sakini kim olacak? Öte yandan milyonlarca seçmenin oy kullanacağı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların kazanma şansı nedir? Seçimlerde bir sürpriz yaşanır mı? 9 yıldır iktidarda olan ve gençlerin geniş bir kısmı tarafından suçlanmasının yanı sıra yüksek fiyatlardan, işsizlikten, yoksulluktan sorumlu tutulan partilerin dışında olan bir kişi seçimi kazanır mı?
Tunus cumhurbaşkanlığı adaylarının ve onları destekleyen parti liderlerinin çoğunun açıklamaları, 2019 seçimlerinin; İslamcılar, liberaller ve solcular arasındaki ideolojik çatışmalara sahne olan 2011 ve 2014 yıllarındaki seçimlerden farklı olacağını gösteriyor.
Başbakan Yusuf Şahid’den, Savunma Bakanı Abdükerim ez-Zubeydi’ye ve Meclis Başkan Vekili Abdulfettah Moro’dan, eski Başbakan Mehdi Cuma’ya kadar önde gelen adaylar, 2019 seçimlerindeki esas rekabetin “baskı grupları (lobiciler)” arasında yaşanacağını dile getiriyorlar. Bundan dolayı seçim kampanyalarında, mali ve siyasi yolsuzluk suçlamaları gibi bütün silahlar kullanılıyor.  
Yeni yıldızlar yükseliyor
Çeşitli kamuoyu yoklamaları, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının sürprizlerinin arasında, yeni bazı siyasi yıldızların yükseldiğini gösteriyor. Bunlar arasında, anayasa hukuku ve siyaset bilimi uzmanı olan Kays Said, uluslararası ekonomi uzmanı Muhammed es-Sağir en-Nur ve Arap milliyetçisi gazeteci Safi Said gibi bir grup bağımsız entelektüel isimler ön plana çıkıyor. Kampanyanın sürprizleri arasında eski Maliye Bakanı ve Sosyal Demokrat Blok liderlerinden İlyas el-Fahfah, Cumhuriyetçi Birlik Partisi’nden Lurfi el-Merayihi ve Demokratik Hareket Partisi Başkanı Muhammed Abbo gibi küçük parti liderleri de bulunuyor. Abbo, Mayıs 2018 genel belediye seçimlerinde üçüncü gelerek bir sürpriz yapmıştı.
Hapishane ile sürgün arasında…
Öte yandan Yaşasın Tunus Partisi Başkanı Yusuf Şahid başta olmak üzere diğer tüm adaylar son derece sert eleştiriler ile karşı karşıya bulunuyorlar. Bu adayların durumu, 9 yıldan bu yana birbirini takip eden hükümetlere karşı öfkeli olan ve kitlesel değişim bayrağını yükselten kalabalığın kullanacakları oylara bağlı. Bu grubun başında ciddi bir basın gücünü elinde bulunduran Tunus'un Kalbi Partisi Genel Başkanı Nebil el-Karvi ve Yeni Vatan Partisi lideri Selim Riyahi yer alıyor. Her ikisi de Tunus yargısı tarafından mali yolsuzluğa karışmak suçundan yargılanıyor.
Karvi, geçen ay tutuklandı. Fakat gerek televizyon kalanı gerekse de eşi ve çocukları, bütün illerde ve Avrupa’daki seçim bölgelerinde seçim kampanyasını kuvvetli bir şekilde sürdürdüler. Öte yandan askerî mahkemelerce aleyhinde celp kararı çıkarılan Riyahi ise şu anda sürgünde bulunduğu Fransa’dan, ülkedeki destekçileri aracılığıyla seçim kampanyasını yürütüyor. Karvi ve Riyahi hakkında, mal varlıklarının doldurulması yönünde mahkeme kararının bulunduğu ve yargının onların televizyon tartışmalarına katılmalarına izin vermeyi reddettiği biliniyor.
Suçlamalar ve etkin bölgeler
Yargının para aklama ve vergi kaçakçılığı da dahil olmak üzere Karvi ve Riyahi’ye yönelttiği ciddi suçlamalara rağmen anketlerin çoğu onları cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yarışacak olan 4 aday arasında konumlandırıyor.
Öte yandan başkent Tunus ve memleketi Bizerte’nin başata olma üzere Susa, Safakes, Mehdiye Munastır ve Kabes gibi büyük şehirlerde yarışan Karvi’nin yanı sıra Savunma Bakanı ez-Zubeydi, Nahda Hareketi Partisi Başkan Yardımcısı Abdulfettah Moro, eski Cumhurbaşkanı Munsif Marzuki, eski Başbakan Mehdi Cuma ve Özgür Anayasa Partisi Başkanı Abir Musa ilk sırada yer almak için yarışıyor.
Ayrıca anketler, özellikle daha önce başkanlık ettiği Afrika kulübünün destekçileri arasındaki göreceli popülerliği de dahil olmak üzere Riyahi’nin birçok nedenden dolayı yüksek oranda oy alabileceğini gösteriyor.
Görsel ve İşitsel Medya Bağımsız Yüksek Kurulu Başkanı Nuri el-Lecmi ve Yardımcısı Hişam Senusi, bir kez daha Karvi’yi ve televizyon kanalı Nesma’yı yasaları ihlal etmekle suçladı. Kurul, Nesma ve Tunus Diyaloğu kanallarına, seçim kampanyası yasalarını ihlal ettiklerini Karvi ve Riyahi lehine yayın yaptıkları suçlamasıyla para cezası kesti. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşu IWatch Organization, yaptığı yeni açıklamalarla Karvi’ye yöneltilen mali yolsuzluk suçlamalarını tekrarladı. Ancak İbrahim Vuslati, Halife bin Salem, Zuheyr Mahluf ve Munzir Sabit gibi bazı iletişim ve seçim uzmanları, Karvi’nin tutuklanmasının, onun yoksul kesim arasındaki popülerliğini arttırdığını düşünüyorlar. Çünkü Karvi, son üç yıl içerisinde yaklaşık bir milyon çocuğuna maddi yardımda bulundu
Karvi- Moro senaryosu
Öte yandan gerek kulislerde gerekse de basın çevrelerinde tartışan belki de en önemli soru şudur: Karvi ve Moro seçimlerin ikinci turuna kaldıkları takdirde ne olacak? Bazı hukukçular, seçimlerin ikinci turuna kaldığı takdirde Karvi’nin serbest bırakılması da dahil olmak üzere birtakım öneri sundular. Her durumda Karvi’nin aleyhindeki suçlamaların askıya alınacağını dile getiren uzmanlar, her ne kadar göz altında olsa bile cumhurbaşkanlığı yarışında galip geldiği takdirde kendisine dokunulmazlık verileceğini beyan ettiler.
Siyasi ve ahlaki olarak, tüm laik ve İslami partilerin başlarının dertte olduğu ve bu partilerin 2013 yılında yaşanan çatışma ortamına benzer bir durumda bulundukları görünüyor. O sıra Raşid Gannuşi ile Kaid es-Sibsi arasında “Paris toplantısı” düzenlenmiş ve iki lider bu toplantıda İslamcıların ve müttefiklerinin ilk saftan çekilmeleri üzerine anlaşmışlardı.
Geçen ay içerisinde, Nahda Hareketi’nin önde gelen liderlerinin cumhurbaşkanlığı için kendi içlerinden tek bir aday gösterilmesine muhalefet etmelerinin ardından, Tunus'un yine böyle bir tehlikeli atmosfere sürüklenmesi endişesi vardı. Bu kişiler arasında eski Dışişleri Bakanı Dr. Refik Abdusselam ve Yürütme Ofisi Üyesi Rıza İdris de bulunuyordu. Bununla birlikte Rıza es-Saidi, Abdullatif el-Mekki, el-Habib el-Debabi ve Riyad bin Fadl gibi diğer önde gelen isimler Moro'nun adaylığını şiddetle destekliyorlar. Bu isimler son olarak hareketin lideri Gannuşi’yle birlikte, Moro'yu Kartaca Sarayı'na ulaştırmak adına çalışacaklarını teyit ettikleri yeni birtakım açıklamalarda bulundular. Bununla birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hareketin birinci yardımcısının aday gösterilmesinin, geçici bir seçim taktiği -önde gelen adaylardan biriyle sahne arkasında siyasi görüşmelere hazırlık - veya siyasi manevra olmadığını dile getirdiler. Bilakis Gannuşi yaptığı basın açıklamasında daha da ileri giderek, Nahda liderliğinin eski Cumhurbaşkanı Marzuki, eski Başbakan Hamadi el-Cibali ve İslamcı mahkumların avukatı Seyfettin Mahluf’u, Moro’nun lehine yarıştan çekilmeleri için ikna etmeye çalıştığını söyledi.
Lobiler
Bazı finansal ve politik “baskı grupları” büyük illerdeki oy deposunda pay kapmak için bölgesel kartları harekete geçirdiler.
- Habib Burgiba, Zeynel Abidin Bin Ali ve devlet kadrolarında bulunan pek çok kişinin memleketi olan Mehdiye, Munastır ve Susa gibi turistik ve sanayi şehirlerinde, cumhurbaşkanlığın Kadi el-Sibsi ile birlikte başkente taşınmasının ardından bölgeden bir aday göstermeye yönelik bazı hareketlilikler ortaya çıktı. Bu bağlamda bazı lobilerin, Savunma Bakanı ez-Zubeydi’yi, bir ölçüde Mehdi Cuma’yı ve Abir Musa’yı desteklediği anlaşılıyor.
- Tunus'un güneybatı kesimlerinde, maden havzasında ve tarım alanlarındaki Kafsa, Sidi Bu Zeyd, Kâf, Kassarin, Silyana, Kayravan ve Cendube gibi şehirlerdeki lobiler ise gazeteci yazar Safi Said’i, Teyyar el-Mehabbe Partisi Başkanı el-Haşimi el-Hamidi’yi, Komünist İşçi Partisi (PCOT) Genel Sekreteri Hamma Hammami'yi, Munci el-Rahvi’yi ve Muhammed es-Sağir en-Nur’u destekleyici faaliyetlerde bulunuyorlar. 2014 seçimlerinde Hamidi Sidi Bu Zeyd şehrinde, Hammami ise Silyana şehrinde birinci gelmişti.
- En önemli oy sandıklarının yer aldığı başkentteki güçlü lobiler, eski Cumhurbaşkanı el-Bâci Kâid el-Sibsî’nin manevi oğlu Başbakan Yusuf Şahid’i destekliyorlar. Buna karşılık diğer birtakım büyük lobiler ise muhafazakâr bir figür olan Moro'yu destekliyor. Ancak Şahid ve Moro, beş yıl boyunca yöneten iki büyük partiye (Nahda, Nida Sudan) mensup oldukları için muhalifleri tarafından eleştiri bombardımanına tutuluyorlar. Bununla birlikte, Musa'yı desteklemek için bu boşluktan faydalanmaya çalışan güçler de var.
- Tunus'un en büyük ikinci kenti olan Safakes’te ve güney ve orta illerin geri kalan kısmında ise rekabet, Şahid’in liderliğinde sivil hareket adayları ile Zubeydi ve Moro arasında yoğunlaşıyor. Adayların çoğu en büyük mitinglerini Safakes şehrinde düzenledi. Bugün, Safakes ve güney illerinde 2 milyondan fazla seçmen bulunuyor. Bu nüfusun çoğunluğu 2014 parlamento seçimlerinde Nahda Partisi’nin listesinde yer alan adaylara oy vermişti.
Yerel olmayan kartlar?
Mevcut seçim yarışmasındaki birçok önemli kart yerel değil. Nitekim seçim kampanyaları, Batı ve Arap başkentlerinin doğrudan veya dolaylı olarak bazı adayları desteklediğini gizlemiyor. Ayrıca yurtdışında bulunan 1,2 milyon Tunuslu, ikisi Fransa'da ve diğerleri ise İtalya, Almanya, ABD ve Arap ülkelerinde yer alan 6 seçim bölgesinde oy kullanacak.
Sandıkların bulunduğu büyükelçilik ve konsolosluklara olan uzaklıkları sebebiyle göçmelerin katılımı düşse de, önde gelen adayların destekçileri Fransa, Almanya ve İtalya'da mitingler düzenlediler. Ayrıca mitingler, 6 Ekim’de yapılacak parlamento seçimlerinde aday olacaklar için de bir propaganda kürsüsü oldu. Nitekim mecliste göçmenler için 18 sandalye tahsis edilecek. Bütün bunlarla birlikte seçmenler ve gözlemciler, sandıktan galip çıkacak ismin kim olacağını bilmiyorlar.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.