Trump'ın Ruhani ile görüşmesi neden imkansız?

ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Eylül’deki Baltimore ziyaretinden bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Eylül’deki Baltimore ziyaretinden bir kare (AFP)
TT

Trump'ın Ruhani ile görüşmesi neden imkansız?

ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Eylül’deki Baltimore ziyaretinden bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Eylül’deki Baltimore ziyaretinden bir kare (AFP)

Tarık eş-Şami
ABD Başkanı Donald Trump’ın birkaç gün önce Tahran yönetiminin Washington yönetimi ile görüşmek istediğini açıklaması, ABD’deki bazı çevrelerin, İran ile diplomatik müzakerelere başlanacağına dair umutlarını yeşertti.
Bu açıklamalara rağmen ABD basının, Washington yönetimindeki kaynaklara dayandırdığı haberlerine göre Başkan Trump ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Eylül ayı sonunda merkezi New York’ta bulunan Birlemiş Milletler Genel Kurul toplantıları oturum aralarında kısa da olsa ikili bir görüşme gerçekleştireceklerine dair şu ana kadar herhangi somut bir gösterge yok. Aynı şekilde Beyaz Saray'ın İran’a yönelik yaptırımları hafifletmesine olanak sağlayacak tavizler verip vermeyeceği ve Fransa’nın İran-ABD zirvesinin önünü açmak için sunduğu, İran’a kredi sağlama önerisinin kabul edilip edilmeyeceği de henüz belli değil.
Washington’daki gözlemciler, bu belirsiz ve puslu atmosfer göz önüne alındığında İranlıların, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın ABD yönetiminden ayrılmasına sevinmesini ve Ruhani’nin Washington’a ‘savaş savunucuları’ olarak adlandırdığı kişilerden kendisini uzak tutmaya çağırmasını büyük bir yanılsama olarak niteledi. İran yönetimi, ABD ile müzakerelere başlamadan önce tüm yaptırımların kaldırılmasının gerektiğini söylerken, Washington yönetimi, ekonomik yaptırımların uygulanmasında kilit rol oynayan Hazine Bakanı Steven Mnuchin aracılığıyla Tahran’a yönelik ‘azami baskı’ politikasının sürdürüleceğini açıkladı.
Öte yandan eğer Fransa’nın önerisi başarısız olursa en muhtemel senaryo, Tahran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmaya devam etmesi ve yaz aylarında Körfez bölgesinde yaşanan gerginlikler ve çatışmaları yeniden kışkırtmaya çalışacağı yönünde.
Başka şahinler de var
Bazılarının düşündüğünün aksine Bolton, Trump’ın ABD’yi İran ile yapılan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilme kararının sorumlusu değildi. Karardan henüz birkaç gün önce göreve başlamıştı. Bu yüzden Beyaz Saray’ın azami baskı politikasının arkasındaki itici güç de o değildi. Dolayısıyla karar alma döngüsünden çıkması bu politikanın sona ereceği anlamına gelmiyor.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ABD'nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook ve Washington’daki diğer Şahinler olarak adlandırılan isimlerin, İran’a yönelik azami baskı politikasının sürdürülmesi konusunda güçlü bir isteği var. Hepsinin ortak odak noktası, bu ülkenin dünyanın önde gelen terör finansmanı ve Ortadoğu'daki istikrarsızlıkların ana kaynağı olması. Bu da Bolton'ın özellikle İran konusunda ABD yönetimi içindeki tek şahin olmadığı anlamına geliyor.
ABD’nin politikası Trump tarafından belirleniyor
Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden birinin basın toplantısında belirttiği üzere ABD’nin İran’a yönelik politikası Trump tarafından belirleniyor. Bununla birlikte Washington, bölgedeki sabotaj faaliyetlerini durdurana kadar İran'ın petrol ihracatında ciddi yaptırımlar içeren bu politikayı sürdürmeye devam edecek.
Dışişleri Bakanı Pompeo’nun mevcut görevinin yanı sıra Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na getirileceği ile ilgili haberlerle artan etkisi, İran’a yönelik söz konusu politikanın aynen devam edeceğini teyit ediyor. Pompeo, daha önce yaptırımların kaldırılması için İran’a 12 maddelik bir liste sunmuştu. Bununla birlikte Pompeo, tıpkı Bolton gibi İran tarafından ABD’ye ait insansız bir hava aracının (İHA) düşürülmesine askeri bir cevap verilmesini destekliyordu. Ancak askeri misilleme kararı, Trump tarafından son dakikada iptal edildi.
İran’ın sert tutumları
Öte yandan İran, ABD'nin talepleri karşısında şu ana kadar herhangi bir esneklik göstermedi. Aksine ABD ile müzakere masasına oturma konusundaki isteksizliği artarken, İran Dini Lideri Ali Hamaney, geçtiğimiz yıl ABD ile doğrudan müzakerelerde bulunulmasını yasakladı. Bu durum, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Trump ile bir araya gelmesini sağlayacak önerilerden uzaklaşmasına yol açtı.
Bununla birlikte Başkan Trump, Ruhani ile ikili bir zirve yapma konusunda istekli görünmesine rağmen İran, sert tutumunu yumuşatmadı ve herhangi bir müzakere turuna başlamadan önce yaptırımların kaldırılmasını şart koşarak, ABD’nin müzakere taleplerini karşılıksız bıraktı. İran’ın yaptırımların kaldırılması şartı, Ruhani ve Trump’ın BM Genel Kurulu oturum aralarında İran’ın nükleer programı veya Ortadoğu'daki terörist gruplara verdiği destek gibi çetin konular hakkında derinlemesine bir görüşme yapmaları ihtimali bir kenara dursun, el sıkışma ihtimaline karşı dahi şüpheler uyandırıyor.
Fransız önerisindeki sorunlar
Fransa, geçtiğimiz ay yapılan G7 Zirvesi toplantılarında İran'a nükleer anlaşmadaki taahhütlerin yenilenmesi karşılığında kredi sağlanması şeklinde bir öneri ortaya koymuştu. ABD merkezli ‘The Daily Beast’ adlı internet sitesinin haberine göre ABD Başkanı Trump ise İran’a yönelik tüm ekonomik yaptırımları kaldırmadan, gerginliği azaltma konusunda ciddi bir çaba içerisindeymiş gibi görünüyordu.
Asıl sorun, Fransa’nın sunduğu önerinin cevaplardan ziyade daha fazla soru işaretine neden olmasıydı. İran’a ne kadarlık kredi sağlanacağı henüz tam olarak belli değil. Bununla birlikte bahsi geçen 15 milyar dolarlık kredi limiti, Avrupa’nın söz verdiği bir miktarı değil, yalnızca İran'ın talep ettiği miktarı temsil ediyor. Ayrıca bu krediyi kimin sağlayacağı da henüz bilinmiyor. Bununla birlikte önerideki planın, İran ile ticareti kolaylaştırmak için kurulması planlanan ‘Avrupa özel mali sistemi’ tarafından idare edilip edilmeyeceği konusundaki belirsizliğin yanı sıra ABD’li yetkililer tarafından tehlikeli olarak nitelendirilen piyasayı, İran petrol ihracatına açma niyetinin olup olmadığı da belirsizliğini koruyor.
Diğer zorluklar
Fransa, kredinin verilmesi için İran’ın füze geliştirme programını ve Ortadoğu’daki terör örgütlerini desteklemeyi bırakmasını istiyor. İran da bunu reddediyor. Her halükarda İran'a kredi sağlama önerisinin, taraflarca kararlaştırıldığı takdirde bu yılın sonuna kadar gerçekleşmesi planlanıyor.
Kar ve zarar hesapları
Böyle bir anlaşma, İranlılara iyi gelebilir, ancak paralarını ne zaman geri alacaklarını bilmeyen Avrupalıların akıllarında soru işaretleri ve endişeler uyandırıyor. ABD’nin ise kaybedeceği hiçbir şey yok. İranlılar, bu krediyi kısıtlama olmaksızın istedikleri konusunda oldukça açıklar. Ancak ABD, ucu açık çek gibi görünen bir anlaşma yapılmasını istemiyor. Çünkü bu miktarın bir kısmı veya tamamının terör örgütü olarak sınıflandırdığı İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO)  gidebileceğini düşünüyor.
ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. İran’ın petrol ihracatı, ABD’nin yaptırımlarından önce günlük bir milyon 800 bin varilken, şu an günlük 200 bin varile kadar gerilemiş durumda. Bu miktar da ancak Çin’e olan borcun ödenmesinde kullanılıyor.
İran, Körfez’de gerginliğe hazır
İran, ABD yaptırımları devam ederken, nükleer yetenekleri ve teknolojisinin gelişimini hızlandırma politikası izliyor. Daha da tehlikeli olan ise Bolton'ın ayrılmasına rağmen gerginlik her an yeniden başlayabilir. Bununla birlikte İran, şu ana kadar desteklediği Fransız önerisi başarısız olursa, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerini yeniden alıkoymaya hazır.



İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.


İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor
TT

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran diplomaside ısrarcı, Trump yeni görüşmeleri bekliyor

İran, bugün ABD ve İsrail’le savaşı sona erdirmek için diplomatik yolu çözüm seçeneği olarak görmeye devam etti. Bu tutum, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları durdurma önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen sürdü. Trump ise ABD’li müzakerecilerin önümüzdeki günlerde İran’la yeni görüşmeler gerçekleştirmesini beklediğini söyledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın boğazı yeniden açmak için öne sürdüğü şartların “açık” olduğunu belirterek krizi yalnızca “müzakere yoluyla varılacak bir çözümün” sona erdirebileceğini söyledi. Arakçi, arabulucuların şu ana kadar İran’a ABD’nin öneriyi resmen reddettiğine dair herhangi bir bildirimde bulunmadığını ifade etti. Buna karşılık Trump, İran’ın uğradığı kayıplar nedeniyle anlaşma arayışında olduğunu söyledi.

Diplomatik girişimler, İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi’nin savaşın “kritik ve belirleyici” olarak nitelendirdiği bir aşamaya girdiği sırada devam ediyor. Bu süreçte ABD’nin ekonomik ablukası sürerken Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği aksıyor ve çatışmanın bölgesel etkileri genişliyor.