'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
TT

'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)

Suudi Arabistan, geçtiğimiz Cumartesi günü Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırılar ile ilgili ‘ön inceleme sonuçlarına göre’ İran menşeli silahların kullanıldığını açıkladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların kaynağının doğrulanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Bakanlık, açıklamasında, Riyad’ın gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla araştırmalara katılmaları için uluslararası ve Birlemiş Milletler (BM) uzmanlarının davet edileceğini ve ülkenin güvenlik ve istikrarının korunması için bu tür soruşturmaların sonuçları ışığında tüm önlemlerin alınacağını vurguladı. Açıklamada, ayrıca Suudi Arabistan’ın topraklarını ve halkını bu tür saldırılara karşı savunma ve söz konusu saldırılara en sert şekilde cevap verme yeteneğine sahip olduğunun altı çizildi.
Bununla birlikte açıklamaya göre Suudi Arabistan’daki küresel pazarlara yönelik petrol tedarik tesislerinin daha önce eşi benzeri görülmemiş bir saldırıya uğraması, Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da teyit edildiği üzere Saudi Aramco’nun üretiminin yaklaşık yüzde 50’sinin kesintiye uğramasına neden oldu.
Öte yandan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden saldırı en ağır şekilde kınandı. Saldırının asıl amacının küresel enerji arzına yönelik olduğuna işaret edilen açıklamada, saldırının, daha önce Saudi Aramco’ya ait pompa istasyonlarına İran menşeli silahlar kullanılarak yapılan saldırıların bir uzantısı olduğu vurgulandı.
Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın saldırıyı kınayan bölgesel ve uluslararası taraflara teşekkürleri bildirilirken, uluslararası topluma, olayın faillerini kınamadaki sorumluluklarını yerine getirme ve küresel ekonominin bel kemiğini etkileyen bu barbarca davranışları açıkça masaya yatırma çağrısı yapıldı.
Saldırıya yönelik uluslararası kınama
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, dün, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’i telefonla arayarak, Saudi Aramco petrol tesislerini hedef alan terör eylemini kınadı. Bahreyn Kralı, ülkesinin, her zaman Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Kral Selman ise Bahreyn Kralı'na olan minnettarlığını dile getirirken, Suudi Arabistan’ın bu tür terör eylemleriyle başa çıkabileceğinin altını çizdi.
Fas
Öte yandan Fas Kralı 6. Muhammed, Kral Selman’a gönderdiği telgrafta, Suudi Arabistan'ın güvenlik ve istikrarının, Fas'ın güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Fas Kralı, ülkesinin Suudi Arabistan ile mutlak bir dayanışma içerisinde olduğunun altını çizerken, Fas’ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine yönelik herhangi bir tehdit veya güvenliği ve istikrarına zarar vermeye çalışan herhangi bir girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu vurguladı.
Veliaht Prens ABD Savunma Bakanı ile görüştü
Öte yandan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. ABD Savunma Bakanı, ülkesinin petrol tesislerine yapılan son saldırılara karşı tutumunda Suudi Arabistan’a tam destek verdiğinin altını çizerken, ülkesinin Suudi Arabistan’daki bu saldırılara cevap vermek üzere tüm seçenekleri masaya yatırdığını belirtti. Esper, ayrıca Riyad'ın deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik İran tehdidine karşı uluslararası çabaları destekleyen rolüne övgüde bulundu.
Veliaht Prens ise İran tehditlerinin sadece Suudi Arabistan'a yönelik olmadığını, aynı zamanda Ortadoğu ve tüm dünyayı da etkilediğini vurguladı.
İmran Han ile görüşme
Veliaht Prens, ayrıca Pakistan Başbakanı İmran Han ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Başbakan Han görüşmede, ülkesinin, bu sabotaj eylemleri karşısında Suudi Arabistan’a verdiği desteği dile getirdi.
Diğer yandan Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında, yapılan ön incelemelerin, petrol tesislerini hedef alan saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğuna işaret ettiğini açıkladı.
Maliki: Saldırı Yemen topraklarından yapılmadı
Maliki, ön incelemelere göre saldırının İran silahlarıyla gerçekleştirildiğini ve Yemen'den yapılmadığını söyledi. Arap Koalisyonu’nun hayati öneme sahip tesisleri savunma yeteneği olduğuna dikkati çeken Maliki, “Bu saldırılara karşı cevap verme yeteneğine sahibiz” dedi.
Albay Maliki, saldırının ‘İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve İran rejiminin elindeki terör aracı’ olarak nitelendirdiği Husilerin dediği gibi Yemen topraklarından gelmediğini belirtti.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Maliki, Riyad’da düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi;
“Yetkili makamlar soruşturmalarını sürdürüyor. İlk veriler saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğunu gösteriyor. Soruşturmaların tamamlanması için uğraşıyoruz. Şu anda bu terörist saldırıların nereden yapıldığını bulmaya çalışıyoruz.”
Gazetecilere Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin 232’den fazla balistik füzeyi imha ettiğini söyleyen Maliki, “Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu’ndaki Körfez ülkelerinin güvenliklerini hedef alan tüm tehditleri engelleme yeteneğine sahibiz” şeklinde konuştu. Maliki aynı zamanda çok sayıda insansız hava aracının da (İHA) tespit edilip yok edildiğini sözlerine ekledi.
Suudi Arabistan'ın uluslararası hukuka uygun olarak resmi kanallar aracılığıyla gerekli tüm önlemleri alacağına işaret eden Albay Maliki, “Terör eyleminde kullanılan silahları göstereceğiz ve bu silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) nereden havalandığına dair bir açıklamada bulunacağız. Şu anda bu terör saldırısının nereden yapıldığını belirlemeye çalışıyoruz” dedi.
Bu araçların bazılarının izlenememesinin sebebiyle ilgili bir soruya verdiği cevapta Maliki şun ifadeleri kullandı;
“Düzenli bir orduyla veya geleneksel silahlarla değil, terörist gruplarla uğraşıyoruz. Söz konusu araçlar farklı. Bununla birlikte İHA/SİHA kullanımı DMO’nun taktiklerinden biri. DMO bu taktiği, Kızıldeniz’in güneyindeki gemilere saldırmak için kullanıyor. Tüm bu taktikler, balistik füze fırlatmaları ve İHA/SİHA kullanmaları için Yemen'deki Husilere verildi. Yemen Ulusal Ordusu, terörle mücadelede kullanılan ‘Revell’ model dronelar dışında bu tür bir araca sahip değil.”
Bununla birlikte Maliki, Husi milislerin bu niteliksel yetenekleri kazanmasına izin verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan Yemen ile ilgili olarak ise Maliki, Yemen’deki tüm kara, hava ve deniz limanlarının tam kapasiteyle çalıştığına dikkati çekti. Bununla birlikte Maliki, Husi milislerinin insani yardım gemilerinin Hudeyde Limanı’na girişini engellemeye ve 7 bin 316 ihlalden sonra Stockholm Anlaşması’nı da ihlal etmeye devam ettiğini belirtti.
Yemen’deki operasyonlara da değinen Maliki, çeşitli bölgelerde askeri operasyonların sürdüğünü ve koalisyon uçaklarının da desteğiyle Yemen Ulusal Ordusu’nun ilerlemeler kaydettiğini, Husi milislerin son iki hafta içinde bin 411 unsurunu kaybettiğini aktardı.
BMGK’nın gündemi Aramco saldırısı
Öte yandan Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) dünkü oturumlarının gündeminin büyük bölümünü kapladı. Esasen Yemen’deki son durumun ele alınacağı başlangıç toplantısına katılan uluslararası yetkililer, ‘bölgesel bir gerginlik’ ve bu olayın ‘bölgenin ötesine geçebilecek sonuçlarına’ karşı uyardılar. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Tahran destekli Husi milislerinin saldırıyı gerçekleştirdiklerini duyurmalarına rağmen olayın arkasında İran’ın olduğuna dair işaretler olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Craft, “BMGK’nın bazı üyeleri, küresel petrol arzına yönelik tehditlerin önüne geçmek için hangi adımların atılması gerektiğini düşünmeye başladılar” şeklinde konuştu. Craft, ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırıyı ‘en güçlü şekilde’ kınadığını yineledi. Ülkesinin, Suudi dostlarının yanında olduğunun altını çizen Craft, saldırıyı, ‘küresel enerji kaynaklarına doğrudan yapılmış bir saldırı’ olarak niteledi. Craft, ayrıca Husi milislerinin saldırının sorumluluğunu üstlenmesine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ‘saldırıların Yemen'den geldiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını’ belirttiğine dikkati çekti.
İngiltere’den saldırıya tepki
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik saldırıyı ‘uluslararası hukuka yönelik ağır bir ihlal’ olarak nitelendirirken, İngiltere'nin bu saldırılara karşı Suudi Arabistan'ı desteklediğinin altını çizdi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Johnson’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, ‘uluslararası hukukun ağır ihlali’ olarak nitelediği aktarıldı. Sözcü, kendisine yöneltilen, ‘saldırının petrol rezervlerini azaltıp azaltmayacağına’ dair bir soruyu, “İngiltere durumu takip ediyor ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile temas halinde” şeklinde yanıtladı.
Bununla birlikte İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, dün yaptığı açıklamada, Cumartesi günü Saudi Aramco tesislerine yapılan saldırılara yönelik ‘en geniş ve en etkili müdahaleyi’ belirlemek için İngiltere’nin uluslararası ortaklarıyla birlikte çalışacağını söyledi.
Raab, dün, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa ve ABD'li mevkidaşlarıyla görüştüğü belirtti. İngiltere’nin Saudi Aramco tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadığını aktaran Raab, “En geniş ve en etkili cevabı belirlemek için uluslararası ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nden (AB) gelen tepkiler
Öte yandan Washington’ın İran'ı Yemen'deki Husi milislerinin sorumluluğunu üstlendiği Suudi Arabistan'daki petrol tesislerini hedef alan saldırıların faili olmakla suçlamasının ardından AB, dün, tüm taraflara sükûnet çağrısında bulundu.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin ofisinden yapılan açıklamada, “Bu talihsiz saldırıdaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için sorumluluk üstlenmek önemlidir” ifadeleri yer aldı.
Diğer yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından dün yapılan açıklamada, Almanya'nın Saudi Aramco tesislerine yönelik saldırıyı şiddetle kınadığı belirtildi. Açıklamada, ayrıca, “Suudi Arabistan'ın hayati öneme sahip sivil altyapısına yapılan bu saldırı kabul edilemez. Bu gibi saldırılar, bölgede ihtiyaç duyulan sakinliğin aksine gerginliği daha da körüklüyor” ifadeleri kullanıldı.
Suudi Arabistan Şura Konseyi’nden çağrı
Suudi Arabistan Şura Konseyi, dün, ülkenin doğusundaki Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine yapılan saldırıların arkasındakilere hesap verdirilmesi çağrısında bulundu.
Dr. Abdullah eş-Şeyh başkanlığında dün yapılan düzenli oturumda, saldırıların sadece Suudi Arabistan ekonomisini değil, aynı zamanda enerji ve petrol üretimiyle yakından ilişkili küresel ekonomiyi de hedef aldığı vurgulandı. Bununla birlikte toplantıda Konsey’in toprak bütünlüğü ve vatandaşlarının güvenliğini, bu gibi saldırılardan korumak için alınan tüm önlemlere tam destek verdiği belirtildi.
Ayrıca kardeş ve dost ülkelerden bu saldırının arkasındaki, örgüt, ülke veya destekçilerin ortaya çıkarılıp, hesap verdirilmesi için yapılan çalışmalara destek vermeleri istendi. 
Konsey, tüm şura konseyleri, parlamentolar, bölgesel ve uluslararası parlamento birliklerini bu sabotaj eylemlerini sivillere ve küresel ekonomiye yönelik tehditlerinin yanı sıra tüm ülkelerdeki sürdürülebilir kalkınma çabaları üzerindeki etkileri göz önüne alınarak kınamaları çağrısında bulundu.
Körfez ülkelerinin saldırıya verdiği tepkiler
Öte yandan Kuveyt Ulusal Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, dün, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarına yönelik tehditlere karşı her zaman göğüs gereceğini vurgulayarak, “Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını korumak için aldığı önlemleri destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Diğer yandan Ürdün Meclis Başkanı Atıf et-Taravine Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerini hedef alan terör saldırısını kınadı. Taravine, yaptığı basın açıklamasında, özellikle hayati ve stratejik öneme sahip olan sivil ve ekonomik kurulumları hedef alan her türlü şiddet, aşırılıkçılık, terör ve suçları sert bir biçimde reddettiklerinin altını çizdi.
Ürdün’ün Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğunu ifade eden Taravine, ülkesinin Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm tehditlere karşı alacağı önlemlerin yanı sıra enerji arzı ve küresel ekonominin sürdürülebilirliğindeki temel rolünü desteklediğini belirtti. Taravine, ayrıca ülkesinin Suudi Arabistan’ın istikrarını, refahını ve güvenliğini sürdürme yeteneğine olan güveninin asla sarsılmayacağını da dile getirdi.
Moskova
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yapılan saldırıları kınarken, İran’a yapılan suçlamalar konusunda uyardı.
Sputnik tarafından dün aktarılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Sivil hedeflere yapılan, sosyal ve ekonomik altyapıyı tahrip eden, enerji alanında arz-talep arasında bir dengesizlik yaratabilecek ve küresel enerji piyasalarında yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilecek her türlü eylemi şiddetle kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Bununla birlikte Bakanlık, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan son saldırının arkasında İran'ın olduğu şeklindeki suçlamalar konusunda uyarıda bulundu.
Bakanlık açıklamasında, olayın failine ilişkin suçlamalarda aceleci davranılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Gerçekleşen olayın ABD’nin iyi bilinen İran yaklaşımını daha da güçlendirecek şekilde kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Washington’ın saldırıların sorumlusu olarak İran’ı göstererek, misilleme amacıyla güç kullanmayı planlaması kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.
Bu arada Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in gelecek ay Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği yönünde basında yer alan haberleri doğruladı.
Irak
Irak hükümetinden dün yapılan açıklamaya göre ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’ye ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef almak için Irak topraklarının kullanılmadığını bildiğini iletti.
Başbakan Abdulmehdi’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre Abdulmehdi ile Pompeo arasında yapılan telefon görüşmesinde, ABD Dışişleri Bakanı, ellerinde Irak hükümetinin söz konusu saldırının Irak topraklarından gerçekleşmediği yönündeki açıklamalarını teyit eden bilgiler olduğunu belirtti.
Bu arada Irak güçleri, Suudi Arabistan sınırındaki çölde temizlik operasyonu başlattı.
Ortak Operasyonlar Komutanlığı Genel Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Abdulemir Raşid Yarullah, dün yaptığı açıklamada, “Zafer Operasyonu’nun beşinci aşaması, Pazartesi günü şafak vakti, Suudi Arabistan-Irak sınırına giden Kerbela ve Necef'in bitişiğindeki uluslararası yolun güneyinde bulunan Anbar çölünde başladı” dedi. Yarullah havadan da desteklenen operasyonun, terör kaynaklarını hedef aldığını belirtti.
Arika ülkelerinden saldırıya ilişkin tepkiler
Komorlar Biriliği hükümetinden yapılan açıklamada, dünyadaki istikrarı bozan böylesi tehlikeli ve provokatif saldırıların devam etmesi kınanırken, uluslararası topluma terörün, şiddetin ve radikalizmin tüm biçimleriyle ele alınması ve terör finansörlüğünün engellenmesi çağırısı yapıldı.
Gambiya Cumhuriyeti ise terör saldırısını şiddetle kınadı. Gambiya Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, sivillerin güvenliğini hedef alan saldırı ‘barbarca’ olarak nitelendirilirken, uluslararası toplumdan bu suçları kınamaları ve böylesi saldırıların tekrarlamaması için ortak hareket edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, ayrıca Gambiya’nın Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Senegal de bu terör saldırısını şiddetle kınadı. Senegal Dışişleri Bakanlığı, uluslararası istikrarı, barışı ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini tehdit eden terörist saldırıyı şiddetle kınadıklarını bildirdi.
Aynı şekilde Moritanya İslam Cumhuriyeti, Saudi Aramco’nun Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine düzenlenen terör saldırısını kınayan bir açıklamada bulundu. Moritanya İslam Cumhuriyeti Dışişleri ve İşbirliği Bakanlığı, söz konusu saldırının, ‘küresel enerji arzının güvenliği kadar, Suudi Arabistan’ın güvenliği ve istikrarını da’ hedef aldığını vurguladı.
Moritanya İslam Cumhuriyeti’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğu vurgulanan açıklamada, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alacak meşru önlemlerin desteklendiği kaydedildi.
Eritre hükümeti de saldırıyı en güçlü şekilde kınadı. Eritre Enformasyon Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu tehlikeli eylemin bölgedeki durumu daha da kötüleştireceği vurgulanırken, ülkesinin Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Katar
Öte yandan Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim El Sani, Cumartesi günü Suudi Arabistan'daki Saudi Aramco petrol tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadı.
HAYIR KUYUSU'NDAN DÜNYANIN EN BÜYÜK PETROL ŞİRKETİNE GİDEN YOL: SAUDİ ARAMCO
KÖRFEZ SAVAŞI'NDAN BU YANA PETROL FİYATLARINDA EN SERT YÜKSELİŞ YAŞANDI
TRUMP, ARAMCO'YA YAPILAN SALDIRIYA KARŞILIK VERECEĞİZ
ABD, ARAMCO TESİSLERİNE YAPILAN SALDIRILARIN UYDU GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞTI



Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Vizyon 2030, ülkenin kalkınma yolculuğunda niteliksel bir sıçrama sağladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Vizyon 2030, ülkenin kalkınma yolculuğunda niteliksel bir sıçrama sağladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, “Vizyon 2030”un Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasında yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirterek, programın kapsamlı bir değişimi beraberinde getirdiğini vurguladı.

Veliaht Prens, söz konusu vizyonun ekonomik alanlar, hizmetler, altyapı ve lojistik ile sosyal yaşamın çeşitli yönlerinde kapsamlı ve somut bir dönüşüm sağladığını ifade etti.

“Vizyon 2030”un 2026 yılı itibarıyla 2030’a kadar sürecek beş yıllık üçüncü ve son aşamasına girdiğini kaydeden Prens Muhammed bin Selman, bu aşamada uzun vadeli hedeflere odaklanmanın sürdürüleceğini, aynı zamanda uygulama yöntemlerinin mevcut dönemin gerekliliklerine göre uyarlanacağını vurguladı.

Veliaht Prens, bu yaklaşımın ilerleme ve refahın sürdürülebilirliğini destekleyeceğini ve Suudi Arabistan’ı dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında ön sıralara taşıyacağını dile getirdi.


İran Büyükelçisi: Hacı adaylarımız Suudi Arabistan’a gelmeye devam ediyor... Herkes kurallara uyuyor

 İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

İran Büyükelçisi: Hacı adaylarımız Suudi Arabistan’a gelmeye devam ediyor... Herkes kurallara uyuyor

 İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

İranlı hacı adaylarının ilk kafilesi, hac ibadetini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan topraklarına ulaştı. Suudi Arabistan’ın, dünyanın muhtelif ülkelerinden gelen tüm hacı adaylarına yönelik kapsamlı hizmet ve kolaylıklar sunduğu bildirildi.

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, İranlı hacı adaylarının ikinci grubunun yarın ülkeye ulaşacağını açıkladı. İnayeti, İranlı hacı adaylarının Suudi Arabistan tarafından ‘özenli ve saygılı bir şekilde ağırlandığını’, bunun diğer ülkelerden gelen hacı adaylarıyla aynı düzeyde olduğunu ve geçmiş yıllarda da benzer bir yaklaşımın görüldüğünü ifade etti.

İnayeti ayrıca, İranlı hacı adaylarına eşlik eden idari ve sosyal personelin ilk grubunun da Suudi Arabistan’a ulaştığını, ilerleyen günlerde yeni kafilelerinin geleceğini belirtti. Hava sahasının açılmasıyla birlikte hacı adaylarının yola çıktığını ifade eden İnayeti, sürecin Suudi Arabistan’ın ‘özenli misafirperverliği’ altında gerçekleştiğini vurguladı.

Suudi Arabistan, bu yılki hac dönemi için 18 Nisan’da dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Rahman’ın misafirlerini kabul etmeye başlamıştı. Hacı adaylarının gelişine yönelik olarak, ibadetlerini kolaylık ve huzur içinde yerine getirebilmeleri amacıyla kapsamlı bir hizmet altyapısı oluşturulduğu, bunun da ülke yönetiminin talimatları doğrultusunda tüm imkânların seferber edilmesiyle sağlandığı belirtildi.

İnayeti, İran’dan gelen hacı adaylarının kutsal topraklarda ibadetlerini kolaylıkla yerine getirmelerini ve sağ salim ülkelerine dönmelerini temenni etti. Ayrıca, hem Suudi Arabistan’daki hem de İran’daki ilgili kurumlara hacı adaylarına sağlanan hizmetler nedeniyle teşekkür ederek, “Hacı adaylarının rahatlığı için sunulan hizmetlerden dolayı hem Suudi Arabistan’daki hem de İran İslam Cumhuriyeti’ndeki ilgili mercilere şükranlarımızı sunuyoruz” ifadesini kullandı.

İnayeti, hacı adaylarının Suudi Arabistan’daki kurallara ve hac adabına tam olarak uyduklarını vurguladı. İnayeti, İran’ın Riyad Büyükelçiliği’nin bu süreçte gerekli her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu ve kardeş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ile tam koordinasyon içinde çalışıldığını ifade etti.

İnayeti ayrıca, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan arasında gerçekleşen telefon görüşmesine de değindi. Görüşmede iki bakanın bölgedeki son gelişmeler ve mevcut diplomatik eğilimler hakkında fikir alışverişinde bulunduğu aktarıldı.

İnayeti’ye göre Arakçi görüşme sırasında bölgedeki mevcut durumun farklı boyutlarını, özellikle ateşkes süreciyle ilgili gelişmeleri ele aldı ve Suudi mevkidaşını İran’ın savaşı sona erdirme ve gerilimi azaltma yönünde yürüttüğü diplomatik girişimler hakkında bilgilendirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Rahman’ın Misafirlerine Hizmet Programı kapsamında yer alan ve Vizyon 2030 projelerinden biri olan Mekke Yolu Projesi’ni sekizinci yıl üst üste uygulamayı sürdürüyor. Program, 10 ülkede yer alan 17 noktada hayata geçiriliyor. Bu ülkeler arasında Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye, Fildişi Sahili ve Maldivler’in yanı sıra, bu yıl ilk kez katılan Senegal ve Brunei de bulunuyor.

2017’de başlatılan uygulama bugüne kadar 1 milyon 254 binden fazla hacı adayına hizmet verdi. Programın amacı, Dışişleri, Sağlık, Hac ve Umre, Medya, Sivil Havacılık, Gümrük, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) ve diğer ilgili kurumların koordinasyonuyla hac yolculuğunu daha hızlı, güvenli ve entegre bir şekilde gerçekleştirmek olarak açıklandı.

sdvdfvfd


Hac mevsimine hazırlık amacıyla Kâbe’nin örtüsünün alt kısmının kaldırılması çalışmaları tamamlandı. (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonunda Nusuk Kartı uygulamasını sürdürdüğünü ve teknolojik imkânlardan yararlanarak Rahman’ın misafirlerinin ibadet yolculuğunu kolaylaştırmayı hedeflediğini açıkladı. Bakanlık tarafından geliştirilen Nusuk Kartı’nın, vize işlemlerinin tamamlanmasının ardından hizmet sağlayıcılar aracılığıyla yurt dışından gelen hacı adaylarına teslim edildiği, ayrıca kartın dijital versiyonunun Nusuk ve Tawakkalna uygulamaları üzerinden kullanılabildiği belirtildi. Kartın, hacılara geniş bir hizmet ve avantaj yelpazesinden yararlanma imkânı sunduğu ifade edildi.

Bakanlık ayrıca ‘Bagajsız Hac’ hizmetini de sürdürdüğünü duyurdu. Bu hizmet kapsamında hacı adaylarının bagajlarının kendi ülkelerinden Mekke ve Medine’deki konaklama yerlerine doğrudan gönderildiği, ibadetlerin tamamlanmasının ardından ise eşyaların yeniden ülkelerine ulaştırıldığı bildirildi. Uygulamanın, hacı adaylarının yolculuğunu daha kolay ve zahmetsiz hale getirmeyi amaçladığı vurgulandı.


Suudi Arabistan, mevzuata uyumluluğu artırmak ve ücretleri korumak amacıyla işe alım süreçlerini dijital sistemlere entegre ediyor

Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
TT

Suudi Arabistan, mevzuata uyumluluğu artırmak ve ücretleri korumak amacıyla işe alım süreçlerini dijital sistemlere entegre ediyor

Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)

Suudi Arabistan’da iş gücü piyasası, Vizyon 2030 kapsamında yürütülen reformların etkisiyle hızlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümün; mevzuata uyumun artırılması, ücretlerin korunması, çalışma ortamının verimliliğinin yükseltilmesi, işe alım süreçlerinin dijital sistemlerle entegrasyonu ve iş gücü hareketliliğinin uluslararası iş birlikleriyle düzenlenmesi gibi hedeflere odaklandığı belirtildi. Söz konusu adımların, kurumsal güveni ve uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi.

Bu çerçevede, Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Tarık el-Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iş gücü piyasasına yönelik reformların sistemlerin modernizasyonu, çalışan haklarının güçlendirilmesi ve daha dinamik bir çalışma ortamının oluşturulmasında somut ilerlemeler sağladığını söyledi. Hamad, bu dönüşümün artık yalnızca yerel düzeyle sınırlı kalmadığını, ikili anlaşmalar yoluyla daha düzenli bir uluslararası boyut kazandığını vurguladı. Bu kapsamda Nepal ve Nijerya ile imzalanan anlaşmaların, iş gücü hareketliliğini düzenleyen ve çalışanların korunmasını güçlendiren yönetişim araçları olarak öne çıktığını belirtti.

İşgücü piyasasındaki dönüşümler

Hamad, iş gücü piyasasına yönelik reformların; sistemlerin modernizasyonu, çalışanların korunması ve operasyonel verimliliğin artırılması alanlarında somut ilerlemeler sağladığını belirtti. Bu gelişmelerin, iş gücüne katılım, mevzuata uyum ve üretkenlik düzeylerine de doğrudan yansıdığını ifade etti. Hamad, 2021 yılından itibaren iş gücü hareketliliğine ilişkin sistemlerin güncellenmesinin, çalışanlara belirli düzenleyici çerçeveler içinde işverenler arasında daha esnek geçiş imkânı sunduğunu kaydetti. Mart 2021’de hayata geçirilen sözleşmesel ilişkinin iyileştirilmesi girişiminin, bu süreci desteklediğini ve iş gücü mobilitesinin düzenlenmesinde önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu vurguladı.

vfdbfd
Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Tarık el-Hamad (Şarku’l Avsat)

Kurumsal düzeyde ise Qiwa Platform üzerinden 11 milyondan fazla iş sözleşmesinin kayıt altına alındığını belirten Hamad, bunun özel sektörde şeffaflığı artırdığını ve uyum seviyesini yükselttiğini söyledi. Ayrıca uygulanabilir ücret sistemi sayesinde koruyucu mekanizmaların güçlendirildiğini ve sözleşme tarafları arasında güvenin pekiştirildiğini ifade etti.

İşçilerin korunmasının güçlendirilmesi

Hamad, bu dönüşümlere paralel olarak işçi koruma sisteminde de dikkat çekici bir gelişim yaşandığını belirtti. Hamad, özel sektör işletmelerinin Ücret Koruma Programı’na uyum oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığını, bunun da maaşların doğru ve zamanında ödenmesini güvence altına aldığını ifade etti.

Hamad ayrıca, işçi-işveren uyuşmazlıklarının çözüm süreçlerinin daha hızlı, verimli ve şeffaf hale geldiğini vurguladı. Reformların kapsayıcılığı da güçlendirdiğine dikkat çeken yetkili, kadınların iş gücüne katılım oranının 2018-2024 yılları arasında iki kattan fazla arttığını ve bunun küresel ölçekte en hızlı artışlardan biri olduğunu belirtti. Öte yandan, 2020 yılından bu yana yaklaşık 2,48 milyon Suudi vatandaşının özel sektörde istihdama katıldığı, bunun da iş gücü piyasasındaki dönüşümün somut göstergelerinden biri olduğu kaydedildi.

Uluslararası iş birliği

Hamad, iş gücü piyasasındaki dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte reformların artık yalnızca yerel düzeyde kalmadığını, bunların sürdürülebilirliği için uluslararası düzeyde düzenli bir çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Hamad, iş gücü alanında organize uluslararası iş birliğinin stratejik bir öncelik haline geldiğini; bunun Suudi Arabistan’ın etik istihdam, sistemlerin modernizasyonu ve sorumluluk paylaşımı konularında güvenilir bir ortak olarak konumunu güçlendirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın aynı zamanda kurumsal güveni ve iş gücü piyasalarında diplomatik iş birliğini pekiştirdiğini vurguladı.

Hamad, söz konusu anlaşmaların sınır ötesi iş gücü hareketliliğini modern düzenleyici standartlar, şeffaflık ilkeleri ve dijital uyum sistemleriyle uyumlu hale getirdiğini kaydetti. Bangladeş, Nepal ve Nijerya ile imzalanan anlaşmalar dahil olmak üzere bu alandaki genişlemenin, geleneksel işe alım modellerinden hükümetler arası uzun vadeli kurumsal ortaklıklara geçişi yansıttığını belirten Hamad, bunun daha istikrarlı iş gücü hareketliliği kanalları oluşturduğunu ve karşılıklı güven düzeyini artırdığını ifade etti.

Yönetişimin güçlendirilmesi

Dr. Tarık el-Hamad, Nepal ve Nijerya ile yapılan anlaşmaların işçinin tüm çalışma döngüsünü kapsadığını belirtti. Buna göre süreç; işe alım izinlerinden sözleşmelerin kayıt altına alınmasına, ücret şeffaflığından uyuşmazlıkların koordinasyonu ve çözüm mekanizmalarına kadar geniş bir çerçevede düzenleniyor. Hamad, söz konusu anlaşmaların işe alım ajansları üzerindeki denetimi güçlendirdiğini, sözleşmesel yükümlülükleri netleştirdiğini ve hükümetler arasında kurumsal iş birliği oluşturarak uyumun izlenmesi ile şikâyetlerin etkin şekilde çözülmesine imkân tanıdığını ifade etti. Ayrıca bu anlaşmaların Qiwa Platform ve Ücret Koruma Programı gibi dijital altyapılarla entegre edilmesinin, yükümlülüklerin anlık izleme ile desteklenen uygulanabilir mekanizmalara dönüştürülmesini sağladığını vurgulayan Hamad, ortak denetim mekanizmaları ve düzenli bilgi paylaşımı sayesinde sürekli gözetimin güçlendiğini ve işçi uyuşmazlıklarının daha hızlı çözülebildiğini kaydetti.

Becerileri ekonominin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmek

Hamad, iş gücü hareketliliğinin ekonomik sektörlerin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesinin, iş gücü piyasası stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Hamad, yeni anlaşmaların artık belirli sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini, böylece işe alım süreçlerinin nicelikten ziyade gerçek talebe dayandırıldığını belirtti. Bu yaklaşımın özellikle inşaat, turizm, lojistik, sağlık ve ileri hizmetler gibi alanlarda öne çıktığını ifade etti.

sdv fd
Riyad’da düzenlenen Küresel İşgücü Piyasası Konferansı’ndan (SPA)

Bakanlığın, Qiwa Platform üzerinden elde edilen dijital verileri kullanarak piyasa ihtiyaçlarını analiz ettiğini ve beceri açıklarını sürekli olarak tespit ettiğini aktaran Hamad, bu sayede işe alım süreçlerinin ekonomik gereksinimlere göre yönlendirildiğini kaydetti. Ayrıca iş gücü gönderilen ülkelerle önceden yapılan koordinasyonun, çalışanların becerilerinin doğrulanmasına, hazırlık düzeylerinin artırılmasına ve işe giriş aşamasındaki yetkinlik boşluklarının azaltılmasına katkı sağladığını belirtti.

Hamad, iş gücü planlamasının giderek daha fazla ulusal mega projelerle entegre edildiğini, bunun da yabancı iş gücünün yerel istihdam politikalarıyla uyumlu şekilde kullanılmasını sağladığını ifade etti. Bu yaklaşımın, yerli iş gücünün yerini almak yerine onu tamamlamayı hedeflediğini vurgulayan Hamad, aynı zamanda Nitaqat gibi girişimlerin farklı sektörlerde yerli istihdamı teşvik etmeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

Reformlara uluslararası düzeyde takdir

Hamad, söz konusu reformların uluslararası düzeyde de giderek artan bir takdir gördüğünü belirtti. Hamad, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yapılan değerlendirmelerde; Suudi vatandaşlar arasında işsizlik oranlarının düşmesi, kadınların iş gücüne katılımının artması ve özel sektörde istihdamın büyümesi gibi somut sonuçlara dikkat çekildiğini ifade etti. Hamad ayrıca, Dünya Bankası ile iş birliği içinde yayımlanan On Yıllık İlerleme raporunun, iş gücü piyasasındaki yapısal dönüşümleri ele aldığını aktardı. Bunun yanı sıra Uluslararası Çalışma Örgütü’nün de (ILO) Suudi Arabistan’ın çalışma politikalarını geliştirme ve küresel diyalog süreçlerine katkı sağlama rolünü takdir ettiğini belirtti. Bu değerlendirmelerin, Suudi Arabistan’ın iş gücü piyasası reformlarında giderek ‘örnek alınan bir model’ olarak görüldüğünü ortaya koyduğunu ifade eden Hamad, ülkenin kapsayıcılık ve ekonomik esneklik alanlarında da öne çıktığını vurguladı.

Gelecekteki öncelikler

Hamad, önümüzdeki dönemde odağın ikili ve çok taraflı düzeyde uluslararası iş birliğini derinleştirmek olacağını belirtti. Bu kapsamda yeni ülkelerle iş gücü anlaşmalarının genişletilmesi ve ILO ile Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla ortaklıkların güçlendirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Bu adımların, bilgi ve deneyim paylaşımını artırarak politika geliştirme süreçlerine katkı sağlaması amaçlanıyor. Hamad ayrıca bakanlığın, iş gücü piyasasındaki dönüşüme ayak uydurmak için özel sektör, akademik kurumlar ve uluslararası paydaşlarla iş birliğini artırdığını vurguladı. Bu yaklaşımın, Suudi Arabistan’ın iş gücü piyasalarının geliştirilmesinde güvenilir bir küresel ortak olarak konumunu pekiştirmeyi ve sürdürülebilir sonuçlar elde etmeyi hedeflediğini söyledi.