'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
TT

'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)

Suudi Arabistan, geçtiğimiz Cumartesi günü Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırılar ile ilgili ‘ön inceleme sonuçlarına göre’ İran menşeli silahların kullanıldığını açıkladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların kaynağının doğrulanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Bakanlık, açıklamasında, Riyad’ın gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla araştırmalara katılmaları için uluslararası ve Birlemiş Milletler (BM) uzmanlarının davet edileceğini ve ülkenin güvenlik ve istikrarının korunması için bu tür soruşturmaların sonuçları ışığında tüm önlemlerin alınacağını vurguladı. Açıklamada, ayrıca Suudi Arabistan’ın topraklarını ve halkını bu tür saldırılara karşı savunma ve söz konusu saldırılara en sert şekilde cevap verme yeteneğine sahip olduğunun altı çizildi.
Bununla birlikte açıklamaya göre Suudi Arabistan’daki küresel pazarlara yönelik petrol tedarik tesislerinin daha önce eşi benzeri görülmemiş bir saldırıya uğraması, Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da teyit edildiği üzere Saudi Aramco’nun üretiminin yaklaşık yüzde 50’sinin kesintiye uğramasına neden oldu.
Öte yandan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden saldırı en ağır şekilde kınandı. Saldırının asıl amacının küresel enerji arzına yönelik olduğuna işaret edilen açıklamada, saldırının, daha önce Saudi Aramco’ya ait pompa istasyonlarına İran menşeli silahlar kullanılarak yapılan saldırıların bir uzantısı olduğu vurgulandı.
Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın saldırıyı kınayan bölgesel ve uluslararası taraflara teşekkürleri bildirilirken, uluslararası topluma, olayın faillerini kınamadaki sorumluluklarını yerine getirme ve küresel ekonominin bel kemiğini etkileyen bu barbarca davranışları açıkça masaya yatırma çağrısı yapıldı.
Saldırıya yönelik uluslararası kınama
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, dün, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’i telefonla arayarak, Saudi Aramco petrol tesislerini hedef alan terör eylemini kınadı. Bahreyn Kralı, ülkesinin, her zaman Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Kral Selman ise Bahreyn Kralı'na olan minnettarlığını dile getirirken, Suudi Arabistan’ın bu tür terör eylemleriyle başa çıkabileceğinin altını çizdi.
Fas
Öte yandan Fas Kralı 6. Muhammed, Kral Selman’a gönderdiği telgrafta, Suudi Arabistan'ın güvenlik ve istikrarının, Fas'ın güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Fas Kralı, ülkesinin Suudi Arabistan ile mutlak bir dayanışma içerisinde olduğunun altını çizerken, Fas’ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine yönelik herhangi bir tehdit veya güvenliği ve istikrarına zarar vermeye çalışan herhangi bir girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu vurguladı.
Veliaht Prens ABD Savunma Bakanı ile görüştü
Öte yandan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. ABD Savunma Bakanı, ülkesinin petrol tesislerine yapılan son saldırılara karşı tutumunda Suudi Arabistan’a tam destek verdiğinin altını çizerken, ülkesinin Suudi Arabistan’daki bu saldırılara cevap vermek üzere tüm seçenekleri masaya yatırdığını belirtti. Esper, ayrıca Riyad'ın deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik İran tehdidine karşı uluslararası çabaları destekleyen rolüne övgüde bulundu.
Veliaht Prens ise İran tehditlerinin sadece Suudi Arabistan'a yönelik olmadığını, aynı zamanda Ortadoğu ve tüm dünyayı da etkilediğini vurguladı.
İmran Han ile görüşme
Veliaht Prens, ayrıca Pakistan Başbakanı İmran Han ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Başbakan Han görüşmede, ülkesinin, bu sabotaj eylemleri karşısında Suudi Arabistan’a verdiği desteği dile getirdi.
Diğer yandan Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında, yapılan ön incelemelerin, petrol tesislerini hedef alan saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğuna işaret ettiğini açıkladı.
Maliki: Saldırı Yemen topraklarından yapılmadı
Maliki, ön incelemelere göre saldırının İran silahlarıyla gerçekleştirildiğini ve Yemen'den yapılmadığını söyledi. Arap Koalisyonu’nun hayati öneme sahip tesisleri savunma yeteneği olduğuna dikkati çeken Maliki, “Bu saldırılara karşı cevap verme yeteneğine sahibiz” dedi.
Albay Maliki, saldırının ‘İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve İran rejiminin elindeki terör aracı’ olarak nitelendirdiği Husilerin dediği gibi Yemen topraklarından gelmediğini belirtti.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Maliki, Riyad’da düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi;
“Yetkili makamlar soruşturmalarını sürdürüyor. İlk veriler saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğunu gösteriyor. Soruşturmaların tamamlanması için uğraşıyoruz. Şu anda bu terörist saldırıların nereden yapıldığını bulmaya çalışıyoruz.”
Gazetecilere Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin 232’den fazla balistik füzeyi imha ettiğini söyleyen Maliki, “Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu’ndaki Körfez ülkelerinin güvenliklerini hedef alan tüm tehditleri engelleme yeteneğine sahibiz” şeklinde konuştu. Maliki aynı zamanda çok sayıda insansız hava aracının da (İHA) tespit edilip yok edildiğini sözlerine ekledi.
Suudi Arabistan'ın uluslararası hukuka uygun olarak resmi kanallar aracılığıyla gerekli tüm önlemleri alacağına işaret eden Albay Maliki, “Terör eyleminde kullanılan silahları göstereceğiz ve bu silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) nereden havalandığına dair bir açıklamada bulunacağız. Şu anda bu terör saldırısının nereden yapıldığını belirlemeye çalışıyoruz” dedi.
Bu araçların bazılarının izlenememesinin sebebiyle ilgili bir soruya verdiği cevapta Maliki şun ifadeleri kullandı;
“Düzenli bir orduyla veya geleneksel silahlarla değil, terörist gruplarla uğraşıyoruz. Söz konusu araçlar farklı. Bununla birlikte İHA/SİHA kullanımı DMO’nun taktiklerinden biri. DMO bu taktiği, Kızıldeniz’in güneyindeki gemilere saldırmak için kullanıyor. Tüm bu taktikler, balistik füze fırlatmaları ve İHA/SİHA kullanmaları için Yemen'deki Husilere verildi. Yemen Ulusal Ordusu, terörle mücadelede kullanılan ‘Revell’ model dronelar dışında bu tür bir araca sahip değil.”
Bununla birlikte Maliki, Husi milislerin bu niteliksel yetenekleri kazanmasına izin verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan Yemen ile ilgili olarak ise Maliki, Yemen’deki tüm kara, hava ve deniz limanlarının tam kapasiteyle çalıştığına dikkati çekti. Bununla birlikte Maliki, Husi milislerinin insani yardım gemilerinin Hudeyde Limanı’na girişini engellemeye ve 7 bin 316 ihlalden sonra Stockholm Anlaşması’nı da ihlal etmeye devam ettiğini belirtti.
Yemen’deki operasyonlara da değinen Maliki, çeşitli bölgelerde askeri operasyonların sürdüğünü ve koalisyon uçaklarının da desteğiyle Yemen Ulusal Ordusu’nun ilerlemeler kaydettiğini, Husi milislerin son iki hafta içinde bin 411 unsurunu kaybettiğini aktardı.
BMGK’nın gündemi Aramco saldırısı
Öte yandan Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) dünkü oturumlarının gündeminin büyük bölümünü kapladı. Esasen Yemen’deki son durumun ele alınacağı başlangıç toplantısına katılan uluslararası yetkililer, ‘bölgesel bir gerginlik’ ve bu olayın ‘bölgenin ötesine geçebilecek sonuçlarına’ karşı uyardılar. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Tahran destekli Husi milislerinin saldırıyı gerçekleştirdiklerini duyurmalarına rağmen olayın arkasında İran’ın olduğuna dair işaretler olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Craft, “BMGK’nın bazı üyeleri, küresel petrol arzına yönelik tehditlerin önüne geçmek için hangi adımların atılması gerektiğini düşünmeye başladılar” şeklinde konuştu. Craft, ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırıyı ‘en güçlü şekilde’ kınadığını yineledi. Ülkesinin, Suudi dostlarının yanında olduğunun altını çizen Craft, saldırıyı, ‘küresel enerji kaynaklarına doğrudan yapılmış bir saldırı’ olarak niteledi. Craft, ayrıca Husi milislerinin saldırının sorumluluğunu üstlenmesine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ‘saldırıların Yemen'den geldiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını’ belirttiğine dikkati çekti.
İngiltere’den saldırıya tepki
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik saldırıyı ‘uluslararası hukuka yönelik ağır bir ihlal’ olarak nitelendirirken, İngiltere'nin bu saldırılara karşı Suudi Arabistan'ı desteklediğinin altını çizdi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Johnson’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, ‘uluslararası hukukun ağır ihlali’ olarak nitelediği aktarıldı. Sözcü, kendisine yöneltilen, ‘saldırının petrol rezervlerini azaltıp azaltmayacağına’ dair bir soruyu, “İngiltere durumu takip ediyor ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile temas halinde” şeklinde yanıtladı.
Bununla birlikte İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, dün yaptığı açıklamada, Cumartesi günü Saudi Aramco tesislerine yapılan saldırılara yönelik ‘en geniş ve en etkili müdahaleyi’ belirlemek için İngiltere’nin uluslararası ortaklarıyla birlikte çalışacağını söyledi.
Raab, dün, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa ve ABD'li mevkidaşlarıyla görüştüğü belirtti. İngiltere’nin Saudi Aramco tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadığını aktaran Raab, “En geniş ve en etkili cevabı belirlemek için uluslararası ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nden (AB) gelen tepkiler
Öte yandan Washington’ın İran'ı Yemen'deki Husi milislerinin sorumluluğunu üstlendiği Suudi Arabistan'daki petrol tesislerini hedef alan saldırıların faili olmakla suçlamasının ardından AB, dün, tüm taraflara sükûnet çağrısında bulundu.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin ofisinden yapılan açıklamada, “Bu talihsiz saldırıdaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için sorumluluk üstlenmek önemlidir” ifadeleri yer aldı.
Diğer yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından dün yapılan açıklamada, Almanya'nın Saudi Aramco tesislerine yönelik saldırıyı şiddetle kınadığı belirtildi. Açıklamada, ayrıca, “Suudi Arabistan'ın hayati öneme sahip sivil altyapısına yapılan bu saldırı kabul edilemez. Bu gibi saldırılar, bölgede ihtiyaç duyulan sakinliğin aksine gerginliği daha da körüklüyor” ifadeleri kullanıldı.
Suudi Arabistan Şura Konseyi’nden çağrı
Suudi Arabistan Şura Konseyi, dün, ülkenin doğusundaki Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine yapılan saldırıların arkasındakilere hesap verdirilmesi çağrısında bulundu.
Dr. Abdullah eş-Şeyh başkanlığında dün yapılan düzenli oturumda, saldırıların sadece Suudi Arabistan ekonomisini değil, aynı zamanda enerji ve petrol üretimiyle yakından ilişkili küresel ekonomiyi de hedef aldığı vurgulandı. Bununla birlikte toplantıda Konsey’in toprak bütünlüğü ve vatandaşlarının güvenliğini, bu gibi saldırılardan korumak için alınan tüm önlemlere tam destek verdiği belirtildi.
Ayrıca kardeş ve dost ülkelerden bu saldırının arkasındaki, örgüt, ülke veya destekçilerin ortaya çıkarılıp, hesap verdirilmesi için yapılan çalışmalara destek vermeleri istendi. 
Konsey, tüm şura konseyleri, parlamentolar, bölgesel ve uluslararası parlamento birliklerini bu sabotaj eylemlerini sivillere ve küresel ekonomiye yönelik tehditlerinin yanı sıra tüm ülkelerdeki sürdürülebilir kalkınma çabaları üzerindeki etkileri göz önüne alınarak kınamaları çağrısında bulundu.
Körfez ülkelerinin saldırıya verdiği tepkiler
Öte yandan Kuveyt Ulusal Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, dün, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarına yönelik tehditlere karşı her zaman göğüs gereceğini vurgulayarak, “Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını korumak için aldığı önlemleri destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Diğer yandan Ürdün Meclis Başkanı Atıf et-Taravine Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerini hedef alan terör saldırısını kınadı. Taravine, yaptığı basın açıklamasında, özellikle hayati ve stratejik öneme sahip olan sivil ve ekonomik kurulumları hedef alan her türlü şiddet, aşırılıkçılık, terör ve suçları sert bir biçimde reddettiklerinin altını çizdi.
Ürdün’ün Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğunu ifade eden Taravine, ülkesinin Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm tehditlere karşı alacağı önlemlerin yanı sıra enerji arzı ve küresel ekonominin sürdürülebilirliğindeki temel rolünü desteklediğini belirtti. Taravine, ayrıca ülkesinin Suudi Arabistan’ın istikrarını, refahını ve güvenliğini sürdürme yeteneğine olan güveninin asla sarsılmayacağını da dile getirdi.
Moskova
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yapılan saldırıları kınarken, İran’a yapılan suçlamalar konusunda uyardı.
Sputnik tarafından dün aktarılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Sivil hedeflere yapılan, sosyal ve ekonomik altyapıyı tahrip eden, enerji alanında arz-talep arasında bir dengesizlik yaratabilecek ve küresel enerji piyasalarında yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilecek her türlü eylemi şiddetle kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Bununla birlikte Bakanlık, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan son saldırının arkasında İran'ın olduğu şeklindeki suçlamalar konusunda uyarıda bulundu.
Bakanlık açıklamasında, olayın failine ilişkin suçlamalarda aceleci davranılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Gerçekleşen olayın ABD’nin iyi bilinen İran yaklaşımını daha da güçlendirecek şekilde kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Washington’ın saldırıların sorumlusu olarak İran’ı göstererek, misilleme amacıyla güç kullanmayı planlaması kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.
Bu arada Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in gelecek ay Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği yönünde basında yer alan haberleri doğruladı.
Irak
Irak hükümetinden dün yapılan açıklamaya göre ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’ye ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef almak için Irak topraklarının kullanılmadığını bildiğini iletti.
Başbakan Abdulmehdi’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre Abdulmehdi ile Pompeo arasında yapılan telefon görüşmesinde, ABD Dışişleri Bakanı, ellerinde Irak hükümetinin söz konusu saldırının Irak topraklarından gerçekleşmediği yönündeki açıklamalarını teyit eden bilgiler olduğunu belirtti.
Bu arada Irak güçleri, Suudi Arabistan sınırındaki çölde temizlik operasyonu başlattı.
Ortak Operasyonlar Komutanlığı Genel Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Abdulemir Raşid Yarullah, dün yaptığı açıklamada, “Zafer Operasyonu’nun beşinci aşaması, Pazartesi günü şafak vakti, Suudi Arabistan-Irak sınırına giden Kerbela ve Necef'in bitişiğindeki uluslararası yolun güneyinde bulunan Anbar çölünde başladı” dedi. Yarullah havadan da desteklenen operasyonun, terör kaynaklarını hedef aldığını belirtti.
Arika ülkelerinden saldırıya ilişkin tepkiler
Komorlar Biriliği hükümetinden yapılan açıklamada, dünyadaki istikrarı bozan böylesi tehlikeli ve provokatif saldırıların devam etmesi kınanırken, uluslararası topluma terörün, şiddetin ve radikalizmin tüm biçimleriyle ele alınması ve terör finansörlüğünün engellenmesi çağırısı yapıldı.
Gambiya Cumhuriyeti ise terör saldırısını şiddetle kınadı. Gambiya Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, sivillerin güvenliğini hedef alan saldırı ‘barbarca’ olarak nitelendirilirken, uluslararası toplumdan bu suçları kınamaları ve böylesi saldırıların tekrarlamaması için ortak hareket edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, ayrıca Gambiya’nın Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Senegal de bu terör saldırısını şiddetle kınadı. Senegal Dışişleri Bakanlığı, uluslararası istikrarı, barışı ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini tehdit eden terörist saldırıyı şiddetle kınadıklarını bildirdi.
Aynı şekilde Moritanya İslam Cumhuriyeti, Saudi Aramco’nun Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine düzenlenen terör saldırısını kınayan bir açıklamada bulundu. Moritanya İslam Cumhuriyeti Dışişleri ve İşbirliği Bakanlığı, söz konusu saldırının, ‘küresel enerji arzının güvenliği kadar, Suudi Arabistan’ın güvenliği ve istikrarını da’ hedef aldığını vurguladı.
Moritanya İslam Cumhuriyeti’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğu vurgulanan açıklamada, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alacak meşru önlemlerin desteklendiği kaydedildi.
Eritre hükümeti de saldırıyı en güçlü şekilde kınadı. Eritre Enformasyon Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu tehlikeli eylemin bölgedeki durumu daha da kötüleştireceği vurgulanırken, ülkesinin Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Katar
Öte yandan Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim El Sani, Cumartesi günü Suudi Arabistan'daki Saudi Aramco petrol tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadı.
HAYIR KUYUSU'NDAN DÜNYANIN EN BÜYÜK PETROL ŞİRKETİNE GİDEN YOL: SAUDİ ARAMCO
KÖRFEZ SAVAŞI'NDAN BU YANA PETROL FİYATLARINDA EN SERT YÜKSELİŞ YAŞANDI
TRUMP, ARAMCO'YA YAPILAN SALDIRIYA KARŞILIK VERECEĞİZ
ABD, ARAMCO TESİSLERİNE YAPILAN SALDIRILARIN UYDU GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞTI



Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan’da kamu maliyesi sistemi, Bakanlar Kurulu’nun Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirdiği son toplantıda kabul edilen güncellenmiş Devlet Gelirleri Sistemi’yle birlikte sistematik düzenlemelerde yeni bir aşamaya geçti. Söz konusu yasal düzenleme, yalnızca harç tahsilatına dayalı geleneksel anlayışın ötesine geçerek stratejik planlama ve kapsamlı mali yönetişim için bütünsel kurallar ortaya koyuyor ve kamu kaynaklarının yönetimindeki ekonomik felsefede köklü bir değişimi temsil ediyor.

Yeni sistem, sadece düzenleyici bir mekanizma olmakla kalmayıp, kamu gelir akışının tahmin aşamasından nihai mutabakatına kadar her adımı titizlikle yapılandırarak, orta ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği destekleyen bir güvence işlevi de görüyor.

Kapsamın genişletilmesi ve sermaye akışlarının yönetimi

Güncellenmiş sistem, tüm kamu mali akış kanallarını sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tutarak gelir şemsiyesini yapısal ve egemen kaynaklardan oluşan kapsamlı bir paketle genişletti. Bu şemsiye; en büyük egemen gücü oluşturan doğal zenginlikleri ve ulusal kaynakları kapsamasının yanı sıra petrol dışı genel bütçe finansmanının temel kaynaklarını teşkil eden harç, vergi, mali yükümlülük ve ücretleri de içeriyor.

csdvdfbg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında salı günü düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)

Sistem ayrıca, özel sektörün gayri safi yurt içi hasıladaki (GSYİH) payını artırmayı hedefleyen Vizyon 2030 amaçlarıyla tam uyumlu bir şekilde, özelleştirme gelirleri ile özel sektör ortaklıklarını bağımsız ve belirgin bir kalem olarak sisteme dahil etti.

Düzenleme; satış ve kiralama işlemlerinin kontrol altına alınması yoluyla devlet varlık ve mülklerini, çeşitli finansman ve yatırım gelirlerini kapsayacak şekilde genişliyor. Bunun yanı sıra para cezaları, yaptırımlar, tazminat, bağış, hibe, vasiyet, vakıf gelirleri, zekât fonları ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan diğer tüm gelir kanalları da bu düzenleme kapsamında yer alıyor.

10 yıllık gelir tahmini

Bu sistemin getirdiği en önemli yapısal dönüşümlerden biri de öngörüye dayalı zaman boyutu. Yeni düzenleme, bütçe tahmin sürecini kısa vadeli yıllık çerçevelerden daha geniş stratejik ufuklara taşıyor. Sistem, Maliye Bakanlığı’na, çeşitli kamu kurumları tarafından sunulan veri, tahmin ve planlara fiilen dayanarak devlet gelirlerini 10 mali yıla kadar uzanan bir süre için tahmin etme konusunda yasal yetki veriyor.

Söz konusu mekanizma, Maliye Bakanlığı’nın bu tahminleri periyodik olarak veya yerel ya da küresel piyasalarda meydana gelebilecek beklenmedik ekonomik ve mali gelişmeler doğrultusunda gözden geçirip güncellemesine olanak tanıyan yüksek bir esnekliğe sahip. Bu durum, mali öngörülerin doğruluğunu artırırken genel bütçedeki tahmini sapmaları da en aza indiriyor.

Sistem ayrıca gelirlerin tahsilat mekanizmalarını da düzenliyor. Bu doğrultuda kamu kurumları, hak edilen gelirleri belirlenen süreler içinde tahsil etmek, bunları ilgili mali yıl içinde kayda geçirmek ve tüm gelirlerini uygulama yönetmeliğinde belirtilen takvime uygun olarak Maliye Bakanlığı’nın Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki hesabına aktarmakla yükümlü kılınıyor.

Borç tahsilatı

Kamusal alacaklar hususunda ise sistem, ilgili kurumlara borcun muaccel olduğu günü takip eden iş gününde borçludan talepte bulunma yükümlülüğü getiriyor. Sisteme göre, talep tarihinden itibaren 45 iş günü içinde ödeme yapılmaması durumunda, borcun tahsili için gerekli yasal işlemler başlatılacak.

Düzenleme ayrıca devlet alacaklarının yönetiminde esneklik de sağlıyor. Bu kapsamda, acil durumlarda borç tahsilatının bir yılı geçmeyecek şekilde ertelenmesine izin verilirken, devlet alacaklarının imtiyazlı alacak statüsünde olduğu, tahsilatta öncelik taşıdığı ve zaman aşımına uğramayacağı vurgulanıyor.

Sistem borçların silinmesi ve taksitlendirilmesi konularına da belirli esaslar getiriyor. 1 milyon riyali aşmayan borçlar, borçlunun ödeme acziyetinin kanıtlanması gibi belirli şartlar çerçevesinde kısmen veya tamamen silinebiliyor. 1 milyon riyali aşan borçların silinmesi için ise Maliye Bakanı’nın tavsiyesi üzerine Başbakan’ın onayı şart koşuluyor.

Bununla birlikte, 1 milyon riyali aşmayan borçların 5 yıla kadar taksitlendirilmesine izin verilirken, bu tutarı aşan veya 5 yılı geçen taksitlendirme işlemleri Maliye Bakanı veya yetkilendireceği kişinin onayıyla gerçekleştirilecek. Bu durumda taksitlendirme süresi hiçbir şekilde 25 yılı geçemeyecek.

Tahsilattan gelir yönetimine

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yeni sistemin devlet kaynaklarının yönetiminde köklü bir dönüşümü temsil ettiğini; odağın yalnızca gelir tahsilatından çıkarılarak planlama, tahmin, tahsilat ve alacak yönetimini kapsayan bütünsel bir mekanizmaya kaydırıldığını belirtti. Bu adımın kamu maliyesinin etkinliğini artırması ve Suudi Arabistan’daki mali sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemesi bekleniyor.

Bu çerçevede Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin kamu gelirlerinin yönetiminde çok daha kapsamlı bir modele geçiş anlamına geldiğini ifade etti. El-Mir, bu modelin gelirlerin tahmin edilmesi ve planlanmasıyla başlayıp, tahsilat süreçleriyle devam ettiğini ve nihayetinde borç-alacak yönetimi ile performans denetimiyle tamamlandığını kaydetti.

El-Mir ayrıca, “Güncellenen sistem, yalnızca gelir tahsilatına odaklanan geleneksel bir yapıdan; tahmin ve planlamadan başlayıp tahsilata, oradan da borç ile alacak yönetimi ve performans denetimine kadar uzanan devlet gelir döngüsünün eksiksiz yönetildiği dinamik bir modele geçişi simgeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

csdfvbtrgn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, 2026 Bütçe Forumu’nda konuşuyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

El-Mir, sistemin getirdiği en belirgin dönüşümlerin, gelirlerin stratejik bir şekilde yönetilmesine geçiş olduğunu vurguladı. Eski sistemin daha ziyade gelirlerin tespiti ve muaccel alacakların tahsiline odaklandığına işaret eden el-Mir, yeni sistemin ise orta ve uzun vadeli mali planlama kavramını getirdiğini belirtti.

Sistemin kamu kurumlarına, gelirleri 10 yıla varan süreler için tahmin etme ve ekonomik değişkenler meydana geldiğinde bunları yeniden değerlendirme imkânı sunduğuna dikkat çeken el-Mir, bu durumun ‘kamu gelir tahminlerinin doğruluğunu artırmaya, orta ve uzun vadeli bütçe hazırlıklarını iyileştirmeye ve mali riskleri yönetme kapasitesini güçlendirmeye doğrudan yansıyacağını’ açıkladı.

Finansal verimliliği desteklemek

El-Mir, yeni sistemin tahmini gelirler ile tahsil edilen gelirler arasındaki farkı azaltarak mali etkinliğin artırılmasına katkı sağlayacağını, ayrıca kamusal alacakların muaccel olduğu andan itibaren daha hızlı talep edilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.

Yeni düzenlemenin kamu kurumlarını gelir tahmin süreçlerine katılmaya ve ihtiyaç halinde gelirleri artıracak uzmanlaşmış birimler kurmaya zorunlu kıldığını belirten el-Mir, bu durumun kurumların kendi mali kaynaklarını yönetme sorumluluğunu güçlendireceğini ve tahsilat etkinliğini artıracağını ifade etti.

Petrol dışı gelirler hususunda da sistemin etkisinin olumlu olacağını öngören el-Mir, düzenlemenin kamu kurumlarına gelirleri sadece tahsil etme değil, aynı zamanda bu gelirleri doğrudan geliştirme ve büyütme sorumluluğu da yüklediğini kaydetti.

El-Mir, “Petrol dışı gelirlerin artırılması yalnızca yeni harçlar veya gelir kaynakları ihdas edilmesine dayanmıyor; aksine mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin artırılması, tahsilat mekanizmalarının ve kamu alacaklarının yönetiminin iyileştirilmesiyle de doğrudan ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Sistem uyarınca kamu kurumlarının herhangi bir harç, mali yükümlülük veya vergi önermeden önce fizibilite çalışmaları ve analizler yapmakla yükümlü kılındığına dikkat çeken el-Mir, bu sayede gelir artırımı ile ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi arasında bir denge kurulmasının kolaylaşacağını belirtti.

El-Mir ayrıca, özelleştirmeden elde edilen mali gelirlerin bağımsız bir gelir kaynağı olarak eklenmesinin, Vizyon 2030 hedefleri kapsamındaki özelleştirme ve özel sektör ortaklığı programlarıyla tam bir uyum sergilediğine işaret etti.

Sorumlulukların netleştirilmesi ve yönetişimin güçlendirilmesi

Diğer yandan Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güncellenen sistemin gelir tahsilatı anlayışından devlet gelir döngüsünün bütünsel bir şekilde yönetilmesine geçişi sağlayan niteliksel bir sıçrama olduğunu belirtti. El-Attas, bu sürecin gelirlerin tahmin edilmesi, kaydedilmesi ve takip edilmesinden başlayarak tahsilatına ve gecikmiş alacakların çözüme kavuşturulmasına kadar uzandığını ifade etti.

Sistemin, kamu kurumlarının sorumluluklarını daha net belirlemeye ve uygulama farklılıklarını azaltıp tahsilat etkinliğini artıracak şekilde prosedürleri tek tipleştirmeye katkı sağladığını açıklayan el-Attas, bu durumun mali planlama kalitesini artıracağını, kayıpları azaltacağını ve mali disiplini güçlendireceğini öngördüklerini kaydetti.

Petrol dışı gelirlerin artırılmasının yalnızca yeni gelir kaynakları eklemekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin yükseltilmesine de dayandığına işaret eden el-Attas, tahsilat mekanizmalarının iyileştirilmesinin, ödeme gecikmelerinin azaltılmasının ve kamu alacaklarının daha etkin bir şekilde yönetilmesinin, gelir artışını sürdürülebilir kılacağını vurguladı.

El-Attas ayrıca, kamu kurumları arasındaki rollerin netleşmesinin şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyini artıracağını, her kurumun kendi gelirlerini yönetmedeki performansının ölçülmesini kolaylaştıracağını ve gelir tahmini, tahsilat ve alacakların işlenmesinde standart kriterler uygulanarak mali yönetişimin etkinliğini yükselteceğini sözlerine ekledi.

Borç ve alacakların yönetiminde daha fazla esneklik

Devlet alacaklarının yönetimi hususunda ise el-Attas, yeni sistemin borçluların durumunu gözeten bir yaklaşımla tahsilat etkinliğini artırma arasında denge kurduğunu belirtti. Bu kapsamda, belirlenen esaslar çerçevesinde yapılandırma ve taksitlendirme gibi araçların sunulmasının, borçluların yükümlülüklerine gönüllü uyumunu artıracağını, ödeme düzensizliklerini ve olası ihtilafları ise azaltacağını vurguladı.

Sistemin acil durumlarda esneklik sağladığına dikkat çeken el-Attas, tahsilatın belirli bir süre ertelenmesi imkanının yanı sıra belirlenen şartlar dahilinde kısmi veya tamamen borç silinmesine izin verildiğini, bu kararlardan önce de borçlunun ödeme gücünün titizlikle incelendiğini açıkladı.

El-Attas, yeni sistemin devlet haklarının tahsilat etkinliğini artırarak ve borç birikiminin önüne geçerek modern bir kamu gelir yönetimi modeli sunduğunu; bu süreçte ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin korunduğunu ve petrol dışı ekonominin büyümesinin desteklendiğini sözlerine ekledi.


İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
TT

İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)

İran, dün sabaha karşı bölgedeki askeri gerilimi artırmayı sürdürerek Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef aldı; ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımını da hedef alan saldırılar düzenledi.

Bahreyn, İran'a ait çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hedeflerine ulaşmadan önce imha edildiğini açıkladı. Manama yönetimi, askeri hazırlık seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını belirterek, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

Ürdün de İran topraklarından ateşlenen ve hava sahasına giren dört füzenin önlenerek düşürüldüğünü, olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadığını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri ise ulusal tankerleri "Mombasa" ve "Al Bahiyah"ın, Umman kara suları içinde Hürmüz Boğazı'nın güney geçidinde seyir halindeyken İran'a ait iki seyir füzesiyle hedef alındığını açıkladı. Saldırıda mürettebattan bir kişi hayatını kaybederken, 4’ü ağır olmak üzere 8 kişi yaralandı. İki tankerde de maddi hasar meydana geldi. Abu Dabi saldırıyı kınayarak, ülkenin güvenliğini korumak için gerekli bütün tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Kuveyt ordusu da dün akşam yaptığı açıklamada, ülke hava sahasına yönelik hava saldırılarının püskürtüldüğünü açıkladı.


Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
TT

Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)

Kuveyt İtfaiye Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed el-Garib, ülkedeki bir noktada çıkan yangının kontrol altına alındığını ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Kuveyt haber ajansı KUNA'dan aktardığına göre, Garib, yangının "İran tarafından gerçekleştirilen düşmanca saldırılar kapsamında" hedef alınan bir bölgede çıktığını belirtti.

Sözcü, operasyona ordu ve Ulusal Muhafızlar itfaiye ekiplerinin desteğiyle altı ekibin katıldığını ifade etti.