'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
TT

'Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıda İran menşeli silahlar kullanıldı'

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)
Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi (Reuters)

Suudi Arabistan, geçtiğimiz Cumartesi günü Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan saldırılar ile ilgili ‘ön inceleme sonuçlarına göre’ İran menşeli silahların kullanıldığını açıkladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırıların kaynağının doğrulanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Bakanlık, açıklamasında, Riyad’ın gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla araştırmalara katılmaları için uluslararası ve Birlemiş Milletler (BM) uzmanlarının davet edileceğini ve ülkenin güvenlik ve istikrarının korunması için bu tür soruşturmaların sonuçları ışığında tüm önlemlerin alınacağını vurguladı. Açıklamada, ayrıca Suudi Arabistan’ın topraklarını ve halkını bu tür saldırılara karşı savunma ve söz konusu saldırılara en sert şekilde cevap verme yeteneğine sahip olduğunun altı çizildi.
Bununla birlikte açıklamaya göre Suudi Arabistan’daki küresel pazarlara yönelik petrol tedarik tesislerinin daha önce eşi benzeri görülmemiş bir saldırıya uğraması, Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da teyit edildiği üzere Saudi Aramco’nun üretiminin yaklaşık yüzde 50’sinin kesintiye uğramasına neden oldu.
Öte yandan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden saldırı en ağır şekilde kınandı. Saldırının asıl amacının küresel enerji arzına yönelik olduğuna işaret edilen açıklamada, saldırının, daha önce Saudi Aramco’ya ait pompa istasyonlarına İran menşeli silahlar kullanılarak yapılan saldırıların bir uzantısı olduğu vurgulandı.
Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın saldırıyı kınayan bölgesel ve uluslararası taraflara teşekkürleri bildirilirken, uluslararası topluma, olayın faillerini kınamadaki sorumluluklarını yerine getirme ve küresel ekonominin bel kemiğini etkileyen bu barbarca davranışları açıkça masaya yatırma çağrısı yapıldı.
Saldırıya yönelik uluslararası kınama
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife, dün, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’i telefonla arayarak, Saudi Aramco petrol tesislerini hedef alan terör eylemini kınadı. Bahreyn Kralı, ülkesinin, her zaman Suudi Arabistan'ın yanında olacağını vurguladı.
Kral Selman ise Bahreyn Kralı'na olan minnettarlığını dile getirirken, Suudi Arabistan’ın bu tür terör eylemleriyle başa çıkabileceğinin altını çizdi.
Fas
Öte yandan Fas Kralı 6. Muhammed, Kral Selman’a gönderdiği telgrafta, Suudi Arabistan'ın güvenlik ve istikrarının, Fas'ın güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Fas Kralı, ülkesinin Suudi Arabistan ile mutlak bir dayanışma içerisinde olduğunun altını çizerken, Fas’ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine yönelik herhangi bir tehdit veya güvenliği ve istikrarına zarar vermeye çalışan herhangi bir girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu vurguladı.
Veliaht Prens ABD Savunma Bakanı ile görüştü
Öte yandan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. ABD Savunma Bakanı, ülkesinin petrol tesislerine yapılan son saldırılara karşı tutumunda Suudi Arabistan’a tam destek verdiğinin altını çizerken, ülkesinin Suudi Arabistan’daki bu saldırılara cevap vermek üzere tüm seçenekleri masaya yatırdığını belirtti. Esper, ayrıca Riyad'ın deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik İran tehdidine karşı uluslararası çabaları destekleyen rolüne övgüde bulundu.
Veliaht Prens ise İran tehditlerinin sadece Suudi Arabistan'a yönelik olmadığını, aynı zamanda Ortadoğu ve tüm dünyayı da etkilediğini vurguladı.
İmran Han ile görüşme
Veliaht Prens, ayrıca Pakistan Başbakanı İmran Han ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Başbakan Han görüşmede, ülkesinin, bu sabotaj eylemleri karşısında Suudi Arabistan’a verdiği desteği dile getirdi.
Diğer yandan Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında, yapılan ön incelemelerin, petrol tesislerini hedef alan saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğuna işaret ettiğini açıkladı.
Maliki: Saldırı Yemen topraklarından yapılmadı
Maliki, ön incelemelere göre saldırının İran silahlarıyla gerçekleştirildiğini ve Yemen'den yapılmadığını söyledi. Arap Koalisyonu’nun hayati öneme sahip tesisleri savunma yeteneği olduğuna dikkati çeken Maliki, “Bu saldırılara karşı cevap verme yeteneğine sahibiz” dedi.
Albay Maliki, saldırının ‘İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve İran rejiminin elindeki terör aracı’ olarak nitelendirdiği Husilerin dediği gibi Yemen topraklarından gelmediğini belirtti.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Maliki, Riyad’da düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi;
“Yetkili makamlar soruşturmalarını sürdürüyor. İlk veriler saldırıda kullanılan silahların İran menşeli olduğunu gösteriyor. Soruşturmaların tamamlanması için uğraşıyoruz. Şu anda bu terörist saldırıların nereden yapıldığını bulmaya çalışıyoruz.”
Gazetecilere Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin 232’den fazla balistik füzeyi imha ettiğini söyleyen Maliki, “Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu’ndaki Körfez ülkelerinin güvenliklerini hedef alan tüm tehditleri engelleme yeteneğine sahibiz” şeklinde konuştu. Maliki aynı zamanda çok sayıda insansız hava aracının da (İHA) tespit edilip yok edildiğini sözlerine ekledi.
Suudi Arabistan'ın uluslararası hukuka uygun olarak resmi kanallar aracılığıyla gerekli tüm önlemleri alacağına işaret eden Albay Maliki, “Terör eyleminde kullanılan silahları göstereceğiz ve bu silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) nereden havalandığına dair bir açıklamada bulunacağız. Şu anda bu terör saldırısının nereden yapıldığını belirlemeye çalışıyoruz” dedi.
Bu araçların bazılarının izlenememesinin sebebiyle ilgili bir soruya verdiği cevapta Maliki şun ifadeleri kullandı;
“Düzenli bir orduyla veya geleneksel silahlarla değil, terörist gruplarla uğraşıyoruz. Söz konusu araçlar farklı. Bununla birlikte İHA/SİHA kullanımı DMO’nun taktiklerinden biri. DMO bu taktiği, Kızıldeniz’in güneyindeki gemilere saldırmak için kullanıyor. Tüm bu taktikler, balistik füze fırlatmaları ve İHA/SİHA kullanmaları için Yemen'deki Husilere verildi. Yemen Ulusal Ordusu, terörle mücadelede kullanılan ‘Revell’ model dronelar dışında bu tür bir araca sahip değil.”
Bununla birlikte Maliki, Husi milislerin bu niteliksel yetenekleri kazanmasına izin verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan Yemen ile ilgili olarak ise Maliki, Yemen’deki tüm kara, hava ve deniz limanlarının tam kapasiteyle çalıştığına dikkati çekti. Bununla birlikte Maliki, Husi milislerinin insani yardım gemilerinin Hudeyde Limanı’na girişini engellemeye ve 7 bin 316 ihlalden sonra Stockholm Anlaşması’nı da ihlal etmeye devam ettiğini belirtti.
Yemen’deki operasyonlara da değinen Maliki, çeşitli bölgelerde askeri operasyonların sürdüğünü ve koalisyon uçaklarının da desteğiyle Yemen Ulusal Ordusu’nun ilerlemeler kaydettiğini, Husi milislerin son iki hafta içinde bin 411 unsurunu kaybettiğini aktardı.
BMGK’nın gündemi Aramco saldırısı
Öte yandan Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) dünkü oturumlarının gündeminin büyük bölümünü kapladı. Esasen Yemen’deki son durumun ele alınacağı başlangıç toplantısına katılan uluslararası yetkililer, ‘bölgesel bir gerginlik’ ve bu olayın ‘bölgenin ötesine geçebilecek sonuçlarına’ karşı uyardılar. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Tahran destekli Husi milislerinin saldırıyı gerçekleştirdiklerini duyurmalarına rağmen olayın arkasında İran’ın olduğuna dair işaretler olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Craft, “BMGK’nın bazı üyeleri, küresel petrol arzına yönelik tehditlerin önüne geçmek için hangi adımların atılması gerektiğini düşünmeye başladılar” şeklinde konuştu. Craft, ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırıyı ‘en güçlü şekilde’ kınadığını yineledi. Ülkesinin, Suudi dostlarının yanında olduğunun altını çizen Craft, saldırıyı, ‘küresel enerji kaynaklarına doğrudan yapılmış bir saldırı’ olarak niteledi. Craft, ayrıca Husi milislerinin saldırının sorumluluğunu üstlenmesine ilişkin olarak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ‘saldırıların Yemen'den geldiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını’ belirttiğine dikkati çekti.
İngiltere’den saldırıya tepki
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik saldırıyı ‘uluslararası hukuka yönelik ağır bir ihlal’ olarak nitelendirirken, İngiltere'nin bu saldırılara karşı Suudi Arabistan'ı desteklediğinin altını çizdi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Johnson’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, ‘uluslararası hukukun ağır ihlali’ olarak nitelediği aktarıldı. Sözcü, kendisine yöneltilen, ‘saldırının petrol rezervlerini azaltıp azaltmayacağına’ dair bir soruyu, “İngiltere durumu takip ediyor ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ile temas halinde” şeklinde yanıtladı.
Bununla birlikte İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, dün yaptığı açıklamada, Cumartesi günü Saudi Aramco tesislerine yapılan saldırılara yönelik ‘en geniş ve en etkili müdahaleyi’ belirlemek için İngiltere’nin uluslararası ortaklarıyla birlikte çalışacağını söyledi.
Raab, dün, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa ve ABD'li mevkidaşlarıyla görüştüğü belirtti. İngiltere’nin Saudi Aramco tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadığını aktaran Raab, “En geniş ve en etkili cevabı belirlemek için uluslararası ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nden (AB) gelen tepkiler
Öte yandan Washington’ın İran'ı Yemen'deki Husi milislerinin sorumluluğunu üstlendiği Suudi Arabistan'daki petrol tesislerini hedef alan saldırıların faili olmakla suçlamasının ardından AB, dün, tüm taraflara sükûnet çağrısında bulundu.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin ofisinden yapılan açıklamada, “Bu talihsiz saldırıdaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için sorumluluk üstlenmek önemlidir” ifadeleri yer aldı.
Diğer yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından dün yapılan açıklamada, Almanya'nın Saudi Aramco tesislerine yönelik saldırıyı şiddetle kınadığı belirtildi. Açıklamada, ayrıca, “Suudi Arabistan'ın hayati öneme sahip sivil altyapısına yapılan bu saldırı kabul edilemez. Bu gibi saldırılar, bölgede ihtiyaç duyulan sakinliğin aksine gerginliği daha da körüklüyor” ifadeleri kullanıldı.
Suudi Arabistan Şura Konseyi’nden çağrı
Suudi Arabistan Şura Konseyi, dün, ülkenin doğusundaki Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine yapılan saldırıların arkasındakilere hesap verdirilmesi çağrısında bulundu.
Dr. Abdullah eş-Şeyh başkanlığında dün yapılan düzenli oturumda, saldırıların sadece Suudi Arabistan ekonomisini değil, aynı zamanda enerji ve petrol üretimiyle yakından ilişkili küresel ekonomiyi de hedef aldığı vurgulandı. Bununla birlikte toplantıda Konsey’in toprak bütünlüğü ve vatandaşlarının güvenliğini, bu gibi saldırılardan korumak için alınan tüm önlemlere tam destek verdiği belirtildi.
Ayrıca kardeş ve dost ülkelerden bu saldırının arkasındaki, örgüt, ülke veya destekçilerin ortaya çıkarılıp, hesap verdirilmesi için yapılan çalışmalara destek vermeleri istendi. 
Konsey, tüm şura konseyleri, parlamentolar, bölgesel ve uluslararası parlamento birliklerini bu sabotaj eylemlerini sivillere ve küresel ekonomiye yönelik tehditlerinin yanı sıra tüm ülkelerdeki sürdürülebilir kalkınma çabaları üzerindeki etkileri göz önüne alınarak kınamaları çağrısında bulundu.
Körfez ülkelerinin saldırıya verdiği tepkiler
Öte yandan Kuveyt Ulusal Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, dün, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarına yönelik tehditlere karşı her zaman göğüs gereceğini vurgulayarak, “Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını korumak için aldığı önlemleri destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Diğer yandan Ürdün Meclis Başkanı Atıf et-Taravine Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerini hedef alan terör saldırısını kınadı. Taravine, yaptığı basın açıklamasında, özellikle hayati ve stratejik öneme sahip olan sivil ve ekonomik kurulumları hedef alan her türlü şiddet, aşırılıkçılık, terör ve suçları sert bir biçimde reddettiklerinin altını çizdi.
Ürdün’ün Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğunu ifade eden Taravine, ülkesinin Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm tehditlere karşı alacağı önlemlerin yanı sıra enerji arzı ve küresel ekonominin sürdürülebilirliğindeki temel rolünü desteklediğini belirtti. Taravine, ayrıca ülkesinin Suudi Arabistan’ın istikrarını, refahını ve güvenliğini sürdürme yeteneğine olan güveninin asla sarsılmayacağını da dile getirdi.
Moskova
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yapılan saldırıları kınarken, İran’a yapılan suçlamalar konusunda uyardı.
Sputnik tarafından dün aktarılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Sivil hedeflere yapılan, sosyal ve ekonomik altyapıyı tahrip eden, enerji alanında arz-talep arasında bir dengesizlik yaratabilecek ve küresel enerji piyasalarında yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilecek her türlü eylemi şiddetle kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.
Bununla birlikte Bakanlık, Saudi Aramco’ya ait petrol tesislerine yapılan son saldırının arkasında İran'ın olduğu şeklindeki suçlamalar konusunda uyarıda bulundu.
Bakanlık açıklamasında, olayın failine ilişkin suçlamalarda aceleci davranılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Gerçekleşen olayın ABD’nin iyi bilinen İran yaklaşımını daha da güçlendirecek şekilde kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Washington’ın saldırıların sorumlusu olarak İran’ı göstererek, misilleme amacıyla güç kullanmayı planlaması kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.
Bu arada Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in gelecek ay Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceği yönünde basında yer alan haberleri doğruladı.
Irak
Irak hükümetinden dün yapılan açıklamaya göre ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’ye ABD’nin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef almak için Irak topraklarının kullanılmadığını bildiğini iletti.
Başbakan Abdulmehdi’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre Abdulmehdi ile Pompeo arasında yapılan telefon görüşmesinde, ABD Dışişleri Bakanı, ellerinde Irak hükümetinin söz konusu saldırının Irak topraklarından gerçekleşmediği yönündeki açıklamalarını teyit eden bilgiler olduğunu belirtti.
Bu arada Irak güçleri, Suudi Arabistan sınırındaki çölde temizlik operasyonu başlattı.
Ortak Operasyonlar Komutanlığı Genel Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Abdulemir Raşid Yarullah, dün yaptığı açıklamada, “Zafer Operasyonu’nun beşinci aşaması, Pazartesi günü şafak vakti, Suudi Arabistan-Irak sınırına giden Kerbela ve Necef'in bitişiğindeki uluslararası yolun güneyinde bulunan Anbar çölünde başladı” dedi. Yarullah havadan da desteklenen operasyonun, terör kaynaklarını hedef aldığını belirtti.
Arika ülkelerinden saldırıya ilişkin tepkiler
Komorlar Biriliği hükümetinden yapılan açıklamada, dünyadaki istikrarı bozan böylesi tehlikeli ve provokatif saldırıların devam etmesi kınanırken, uluslararası topluma terörün, şiddetin ve radikalizmin tüm biçimleriyle ele alınması ve terör finansörlüğünün engellenmesi çağırısı yapıldı.
Gambiya Cumhuriyeti ise terör saldırısını şiddetle kınadı. Gambiya Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, sivillerin güvenliğini hedef alan saldırı ‘barbarca’ olarak nitelendirilirken, uluslararası toplumdan bu suçları kınamaları ve böylesi saldırıların tekrarlamaması için ortak hareket edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, ayrıca Gambiya’nın Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Senegal de bu terör saldırısını şiddetle kınadı. Senegal Dışişleri Bakanlığı, uluslararası istikrarı, barışı ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini tehdit eden terörist saldırıyı şiddetle kınadıklarını bildirdi.
Aynı şekilde Moritanya İslam Cumhuriyeti, Saudi Aramco’nun Abkayk (Abqaiq) ve Hurays (Khurais) petrol tesislerine düzenlenen terör saldırısını kınayan bir açıklamada bulundu. Moritanya İslam Cumhuriyeti Dışişleri ve İşbirliği Bakanlığı, söz konusu saldırının, ‘küresel enerji arzının güvenliği kadar, Suudi Arabistan’ın güvenliği ve istikrarını da’ hedef aldığını vurguladı.
Moritanya İslam Cumhuriyeti’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içerisinde olduğu vurgulanan açıklamada, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alacak meşru önlemlerin desteklendiği kaydedildi.
Eritre hükümeti de saldırıyı en güçlü şekilde kınadı. Eritre Enformasyon Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu tehlikeli eylemin bölgedeki durumu daha da kötüleştireceği vurgulanırken, ülkesinin Suudi Arabistan hükümeti ve halkının yanında olduğu ifade edildi.
Katar
Öte yandan Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim El Sani, Cumartesi günü Suudi Arabistan'daki Saudi Aramco petrol tesislerine düzenlenen saldırıyı kınadı.
HAYIR KUYUSU'NDAN DÜNYANIN EN BÜYÜK PETROL ŞİRKETİNE GİDEN YOL: SAUDİ ARAMCO
KÖRFEZ SAVAŞI'NDAN BU YANA PETROL FİYATLARINDA EN SERT YÜKSELİŞ YAŞANDI
TRUMP, ARAMCO'YA YAPILAN SALDIRIYA KARŞILIK VERECEĞİZ
ABD, ARAMCO TESİSLERİNE YAPILAN SALDIRILARIN UYDU GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞTI



Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
TT

Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)

Suudi Arabistan, Yemen’in kendi güvenliğini veya Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımının serbestisini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Riyad, hiçbir terör örgütünün silah zoruyla Yemen’e ve bölgeye iradesini dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından dün New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin oturumunda yapıldı.

El-Vasıl, Husilerin artan saldırılarının, sivilleri hedef almalarının ve Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımını tehdit etmelerinin yalnızca Yemen ve bölgeyle sınırlı kalmayan, uluslararası barış ve güvenliği, küresel ticareti ve uluslararası tedarik zincirlerini de etkileyen bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Toplantının hassas koşulların ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde düzenlendiğini belirten el-Vasıl, mevcut risk ve tehditlere azami sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Yemen’deki hızlı gelişmelerin ve Husilerin devam eden tırmanışının, sivillere yönelik saldırılar ile deniz ulaşımı, ticaret ve küresel tedarik zincirlerine yönelik tehditler nedeniyle bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından giderek büyüyen sorunlara yol açtığını kaydetti.

Terör eylemleri

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkına, komşu ülkelere ve bölgeye yönelik düşmanca ve terörist uygulamalarını sürdürdüğünü belirtti. Bu uygulamaların Suudi Arabistan’daki sivillerin, sivil yerleşimlerin ve hayati tesislerin hedef alınmasını da kapsadığını söyledi.

Husilerin Yemen halkına yönelik uygulamaları arasında ülke içinde abluka, zorla yerinden etme, aç bırakma, kadınları korkutma ve çocukları silah altına alma gibi eylemlerin bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi, Husilerin barış yerine askerî gerilimi tercih etmeyi sürdürmesinin Yemen’deki krizi uzatmaktan, halkın çektiği sıkıntıları derinleştirmekten ve kapsamlı siyasi çözüme yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları sekteye uğratmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.

El-Vasıl ayrıca, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan iki saldırısına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre havalimanı tesislerinin ve Suudi Arabistan Havayollarına ait bir uçağın hedef alındığını belirten el-Vasıl, saldırılarda 3 Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiğini, farklı ülke vatandaşları arasından sivillerin ve ülkede yaşayan yabancıların yaralandığını, maddi hasar meydana geldiğini belirtti.

Müslümanların duygularını hedef alan saldırılar

Suudi Arabistan, son haftalarda ülke topraklarına yönelik Husilerin saldırılarında tehlikeli bir artış yaşandığını bildirdi. El-Vasıl, Husilerin 15 Eylül’de Mekke’yi hedef almaya çalıştığını, bunun 27 Temmuz 2017’deki girişimlerinin ardından ikinci kez gerçekleştiğini öne sürdü.

Ayrıca 29 Eylül’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik sağlayan Tayyibe enerji istasyonunun hedef alındığını belirten el-Vasıl, bu saldırının dünya genelindeki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu söyledi.

El-Vasıl, Husilerin geçen eylül ayında Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerini hedef alan saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivilin yaralandığını açıkladı. Saldırıların başkent Riyad ve diğer kentlere de yayıldığını; yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) gönderildiğini kaydetti.

Suudi temsilci, 6 ve 7 Ekim’de Abha ve Kral Halid uluslararası havalimanlarının da saldırılara maruz kaldığını, bu saldırılarda üç sivilin yaşamını yitirdiğini ve farklı ülke vatandaşlarından 36 kişinin yaralandığını belirtti. Maddi hasarın yanı sıra Cizan ve Necran havalimanlarındaki tesislerin de hedef alındığını ifade etti.

Söz konusu saldırıların kardeş ülkelerin vatandaşlarının ölümüne yol açtığını, farklı milletlerden yolcuların ve çalışanların güvenliğini tehlikeye attığını vurgulayan el-Vasıl, bunların yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda sivillerin güvenliğine ve sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Deniz ulaşımının güvenliği

El-Vasıl, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve uluslararası ticareti tehdit etmeyi, gemileri ve ekonomik tesisleri hedef almayı sürdürdüğünü belirtti. Bu eylemlerin bölgenin güvenliğini ve istikrarını, ayrıca küresel enerji arzının güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Suudi temsilci, uluslararası topluma BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının uygulanması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. Bu kararların başında, Yemen’e ilişkin 2015 tarihli 2216 sayılı karar ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin 2024 tarihli 2722 sayılı kararın geldiğini ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın topraklarını, kaynaklarını, egemenliğini, vatandaşlarını ve ülkede yaşayanların güvenliğini savunma hakkının tartışılmaz olduğunu yineledi. Sivilleri, sivil varlıkları ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları önlemek ve caydırmak amacıyla BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Barış süreci

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın barışı öncelikleri arasına aldığını ve Yemen’de barış sürecini korumak amacıyla kardeş ve dost ülkeler ile BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisiyle birlikte önemli çabalar yürüttüğünü söyledi. Riyad’ın 2011’den bu yana kapsamlı siyasi çözüme ulaşılması için somut girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Yemen Özel Temsilcisi’ne sunduğu ve Yemen hükümetinin kabul ettiği yol haritasına da değinen el-Vasıl, Husilerin bu planı reddederek askerî tırmanışı seçtiğini, kapsamlı siyasi çözüme yönelik girişimleri engellediğini ve taahhütlerinden geri adım attığını belirtti.

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkını kendi çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının Husilerin darbesini sona erdirme, devleti yeniden tesis etme ve devlet kurumlarını silahlı gruptan geri alma çabalarına tam destek verdiğini yineledi.

İstikrarın güçlendirilmesi

Suudi Arabistan’ın Yemen’e en fazla destek sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirten el-Vasıl, Riyad’ın Yemen halkına büyük çaplı insani, kalkınma ve ekonomik yardımlar sunduğunu söyledi. Bu yardımların halkın çektiği sıkıntıları hafifletmeye, ekonomik ve mali istikrarı güçlendirmeye katkıda bulunduğunu ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın kısa süre önce Yemen Merkez Bankasına yeni bir destek sağladığını; bunun ekonomik, mali ve parasal istikrarı güçlendirmeyi ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.

Suudi Yemen Kalkınma ve İmar Programı aracılığıyla 4 Ekim’de Yemen bütçesine 59,7 milyon doları (224 milyon Suudi riyali) aşan yeni bir destek dilimi aktarıldığını belirten el-Vasıl, bu yardımın bütçe açığının azaltılmasına, kamu ödemelerinin düzenli yürütülmesine, satın alma gücünün desteklenmesine ve ticari piyasaların canlandırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı toplam ekonomik ve kalkınma desteğinin 12,6 milyar doları, insani yardımın ise 4,5 milyar doları aştığını açıkladı.

Suudi temsilci, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü koruyacak; halkın güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerini karşılayacak, Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaşılmasını amaçlayan çabalarına desteklerini yineledi.

El-Vasıl son olarak BM Güvenlik Konseyi’ne uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini, bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz ulaşımını tehdit eden Husi saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.


BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)
TT

BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Federal Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi, 30 Eylül’de Dubai’den Tel Aviv’e gitmek üzere havalanan Flydubai’nin FZ1073 sefer sayılı uçuşunda yaşanan olaya ilişkin soruşturmanın, Umman vatandaşı yardımcı pilotun önceden hazırladığı terör amaçlı bir planı uygulamaya koymaya çalıştığını ortaya çıkardığını açıkladı. Şüphelinin uçağın kontrolünü ele geçirerek Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nın yolcu terminaline intihar saldırısı düzenlemeyi ve mümkün olan en fazla sayıda kişinin ölümüne yol açmayı amaçladığı belirtildi.

BAE Haber Ajansı WAM’ın aktardığına göre Başsavcı eş-Şemsi, soruşturma kapsamında 29 yaşındaki şüphelinin düşünsel gelişiminin ve mesleki geçmişinin incelendiğini söyledi. Şüphelinin aşırılıkçı ve terör yanlısı eğilimlerinin ilk işaretlerinin 2017’de Avustralya’da eğitim gördüğü dönemde ortaya çıktığı belirlendi. Şüphelinin bu dönemde aşırılıkçı yayınları okuyarak ve terör örgütlerini ve intihar saldırılarını yücelten çevrim içi içerikleri takip ederek tekfirci düşüncelerden etkilendiği kaydedildi.

Bu etkilenmenin zamanla şiddeti ve terörü teşvik eden fikirleri benimsemeye dönüştüğü, şüphelinin 11 Eylül 2001 saldırılarından esinlendiği ve bir uçak kullanarak benzer bir saldırı düzenleme fikrini geliştirdiği belirtildi. Söz konusu düşüncenin, şüphelinin kendi itiraflarına göre pilotluk mesleğine yönelmesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Eş-Şemsi, şüphelinin meslek hayatı boyunca farklı ülkelerdeki çeşitli hava yolu şirketlerinde çalıştığını belirtti. Şüphelinin 2020-2024 yılları arasında Umman Havayolları’nda görev yaptığı, 2025’in başında Royal Air Maroc’a katılarak burada birkaç ay çalıştığı ve ardından Ocak 2026’da Flydubai bünyesine geçtiği bildirildi.

Şüpheli, Avustralya’nın Melbourne kentinde eğitim gördüğü sırada Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı bir camiye gidip geldiğini ve bu vesileyle “My Centre” adlı merkezin yöneticileriyle tanıştığını itiraf etti. İfadesinde, merkezi “Ebu Hamza” adıyla bilinen Lübnanlı bir kişinin yönettiğini ve merkezin Müslüman Kardeşler’le bağlantılı bir dernek tarafından desteklendiğini öne sürdü. Şüphelinin, terörü teşvik eden içerikleri daha yoğun biçimde takip ederek ve özel bir eğitmenden boks dersleri alarak saldırı planına fiziksel ve psikolojik açıdan hazırlandığı belirtildi.

ctyjukı
BAE Federal Başsavcısı Danışmanı Dr. Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)

Soruşturma, şüphelinin terör planını hazırlamak amacıyla daha önce Tel Aviv’e yaptığı iki uçuşu güzergâhı ve havalimanını incelemek için kullandığını ortaya koydu. Şüphelinin planını 30 Eylül 2026’da gerçekleştirdiği üçüncü uçuş sırasında uygulamaya koymaya çalıştığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında şüphelinin Flydubai’ye işe alınma süreci de incelendi. Şüphelinin pilotluk lisansı, iyi hâl belgesi ve gerekli diğer kontroller dâhil olmak üzere mesleki ve güvenlik şartlarını yerine getirdiği belirlendi. İşe alım sürecinde yapılan incelemelerde, şüphelinin aşırılıkçı eğilimlerini veya terör saldırısı düzenleme niyetini ortaya koyan herhangi bir işarete rastlanmadığı bildirildi.

Olay günü şüphelinin kokpitte uçak kaptanına aniden saldırarak acil durum baltasıyla vurduğu belirtildi. Kaptanın saldırıya karşı koyduğu ve yardım çağırmaya çalıştığı kaydedildi. O sırada dönüş uçuşunun kaptanı da uçakta bulunuyordu. Kokpitin yakınında olduğu sırada kapının alışılmadık biçimde tekrar tekrar açılıp kapandığını fark eden pilot şüphelenerek kapıya yaklaştı ve şifreyi kullanarak içeri girmeye çalıştı. Sonunda kokpite girmeyi başardı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığı habere göre dönüş uçuşunun kaptanı, şüphelinin uçak kaptanına saldırdığını gördü. Bunun üzerine bir kabin görevlisi ve bazı yolcuların yardımıyla olaya müdahale ederek yaralı kaptanı kurtardı ve şüpheliyi etkisiz hâle getirdi. Dönüş uçuşunun kaptanı ve yardımcısı daha sonra uçağın kontrolünü yeniden sağlayarak rotasını değiştirdi ve Suudi Arabistan’daki Tebük Havalimanı’na güvenli şekilde iniş yaptı.

Şüpheli, avukatının huzurunda ve kendisine tanınan tüm yasal güvenceler sağlanarak verdiği ayrıntılı ifadede saldırının gerekçelerini, planlama aşamalarını ve uygulama girişimini anlattı. Eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ve başka kimsenin olaya katılmadığını kabul eden şüpheliye ilişkin soruşturmada, bu beyanın doğruluğunu teyit etme çalışmaları sürüyor.

Başsavcılık ayrıca uçak kaptanının, dönüş uçuşunun kaptanının ve yardımcısının yanı sıra mürettebat üyelerinin ifadelerine başvurdu. Adli tıp raporunda, uçak kaptanının yaralarının baş bölgesinde yoğunlaştığı ve hayati tehlike oluşturduğu belirtildi. Yaraların olay sırasında meydana geldiği ve niteliği itibarıyla acil durum baltasıyla gerçekleştirilen bir saldırıyla uyumlu olduğu kaydedildi. Bulguların şüphelinin ve kaptanın ifadeleriyle tanıkların beyanlarını desteklediği ifade edildi.

BAE Başsavcılığı, delillerin incelenmesine, olası suç ortaklarının veya başka bağlantıların bulunup bulunmadığının araştırılmasına ve kayıtlarla teknik raporların tamamlanmasına devam edildiğini bildirdi. Soruşturmanın selameti doğrultusunda elde edilecek yeni sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.


Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
TT

Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlamak amacıyla gerekli çabaların gösterilmesinin ve iki ülke arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Mısırlı mevkidaşı Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Abdülati, ülkesinin Abha ve Kral Halid havalimanlarını hedef alan saldırıları en sert ifadelerle kınadığını belirtti.

Mısırlı Bakan, Suudi Arabistan topraklarını hedef alan saldırıların ve artan gerilimin, bölgenin genelinde güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.

Abdülati ayrıca Mısır’ın Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu belirterek, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü tehdit edebilecek her türlü girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında yer aldıklarını ifade etti.