İsrail seçimleri: Netanyahu çoğunluğu elde edemedi

Ultra-Ortodoks Yahudiler dün Kudüs'teki seçim merkezinde oy verdi (Reuters)
Ultra-Ortodoks Yahudiler dün Kudüs'teki seçim merkezinde oy verdi (Reuters)
TT

İsrail seçimleri: Netanyahu çoğunluğu elde edemedi

Ultra-Ortodoks Yahudiler dün Kudüs'teki seçim merkezinde oy verdi (Reuters)
Ultra-Ortodoks Yahudiler dün Kudüs'teki seçim merkezinde oy verdi (Reuters)

İsrail seçimlerine yönelik sandık çıkış anketleri, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceği adına büyük bir darbe aldığını gösteriyor.
Netanyahu’nun lideri olduğu sağ Likud Partisi, 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset'te 30 ile 33 arasında sandalye kazanırken, koalisyonu kuracak çoğunluğu elde edemedi.
Eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı (Kahol Lavan) 32 ila 34 sandalye ile temsil hakkı kazandı.
İsrail Evimiz Partisi lideri eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman'ın partisi ise 8 ila 10 sandalye kazandı.
Filistinlilerin anavatanlarından sınır dışı edilmesini isteyen aşırı sağcı parti Otzama Yehudit (Yahudi Gücü) ise seçim barajını geçemedi.
Gözlemciler, sandık çıkış anketleri üzerine yorum yapmaktan kaçındı.
Gantz, Nisan ayında yapılan seçimlerde sandık çıkış anketlerinin yayınlanmasının ardından zaferini kutladı ancak resmi sonuçlar açıklanınca hayal kırıklığına uğradı.
Netanyahu ise Gantz ile alay ederek, eşi görülmemiş bir zafer kazandığını ilan etti. Ancak kendisi de bir hükümet kuramadı ve İsrail ikinci kez sandık başına gitti.
Resmi sonuçların önümüzdeki hafta Çarşamba günü açıklanması bekleniyor.
İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, bir hükümet kurulması ve üçüncü kez sandık başına gidilmemesi için elinden geleni yapacağını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması, kendisi olmadan bir hükümet kurma olasılığını önlemeye çalışan Netanyahu’ya yönelik bir uyarı olarak kabul edildi.
Rivlin’in, bu yıl üçüncü kez seçim tekrarına izin vermeyeceğine ilişkin ifadeleri, hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalyeyi alamadıkça Netanyahu’ya hükümet kurma görevi vermeyeceği anlamına geliyor.
Arapların oy kullanması engellenmek istendi
Bu yıl ikinci kez yapılan İsrail seçimleri, sokağı etkileyen sıcak bir atmosferle başladı. Sağ ve aşırı sağ, Arapların oy kullanma oranını düşürmeyi hedefledi.
Kampanya, Twitter ve diğer sosyal medya hesaplarından oyların yüzdesi hakkında yanıltıcı bilgi paylaşan Netanyahu tarafından yönetildi.
Netanyahu, dün öğleden sonra yaptığı Twitter paylaşımda, “Şu ana kadar en yüksek oy sayısı Kafr Manda’da kaydedildi” ifadelerini kullandı.
Yahudi halkı Kahr Manda’nın bir Arap köyü olduğunu biliyor ancak Ultra-Ortodoks Shas Partisi’nin Arap köyleri içinde en fazla bu köyde oy aldığından haberleri yok.
Sandık çıkış anketleri, Netanyahu’nun verdiği bilginin doğru olmadığını ve oy yüzdesi olarak Kafr Manda’yı aşan birçok köy olduğunu gösterdi.
Netanyahu yüksek Arap seçmen katılımı konusunda uyardığında, İsrail'deki genel oran yüzde 28 ve Araplar arasında ise yalnızca yüzde 16 idi. Ancak bu gerçek, sağcıların Arapları kışkırtmak için bu yalanı kullanmasını engellemedi.



Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.


İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek
TT

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

 

İran yarın müttefiki Rusya ile birlikte Umman Denizi’nde ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Bu bilgi, İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bugün aktardığı askeri yetkili beyanıyla duyuruldu. Tatbikat, ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşme oturumunun hemen ardından geliyor.

Askeri Sözcü Hasan Maksudlu, ortak deniz tatbikatının Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde yapılacağını ve ‘bölgedeki deniz güvenliğini ve iki ülkenin donanma birlikleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi’ amaçladığını açıkladı. Sözcü, tatbikatın süresine dair bir bilgi vermedi.

İran, iki gün önce (pazartesi), stratejik Hürmüz Boğazı’nda Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) denetiminde başlayan tatbikatları duyurmuştu.

İranlı yetkililer, özellikle Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde, dünyanın önemli petrol ve gaz nakil güzergâhlarından biri olan bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. İran televizyonu, askeri tatbikatlar sırasında boğazın dün birkaç saatliğine ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi.

ABD, İran ile devam eden görüşmeler sırasında iki ülke arasında anlaşmaya varılamaması durumunda askeri müdahale tehdidi çerçevesinde, Arap Körfezi sularına büyük bir donanma gücü yerleştirdi.

Görüşmeler, şubat ayı başında Umman himayesinde yeniden başladı. Bu, haziran ayında Israil’in İran’a yönelik yürüttüğü savaşın ardından yapılan ilk oturumdu. O dönemde Washington, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış; Tahran ise karşılık olarak İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerini hedef almıştı.

İran, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu vurgularken, Washington, görüşmelere İran’ın balistik füze programı ve Ortadoğu’daki silahlı gruplara -özellikle Hizbullah- desteğinin de dahil edilmesini talep ediyor.