Bağdat ve Erbil'den petrol yasasıyla ilgili olumlu adımlar

IKBY bölgesindeki Bay Hasan petrol sahası (AFP)
IKBY bölgesindeki Bay Hasan petrol sahası (AFP)
TT

Bağdat ve Erbil'den petrol yasasıyla ilgili olumlu adımlar

IKBY bölgesindeki Bay Hasan petrol sahası (AFP)
IKBY bölgesindeki Bay Hasan petrol sahası (AFP)

Rüstem Mahmud
Irak merkezi hükümet ile Erbil yönetimi arasındaki anlaşmazlık konularının başında gelen ‘Petrol ve Merkezi Gaz’ yasasının kabulüyle ilgili geçtiğimiz günlerde iki taraftan da olumlu adımlar atıldı. Irak Parlamentosu’nun söz konusu yasayı mevcut yasama dönemi içerisinde tartışarak karara bağlaması öngörülüyor. Bu sayede ülkedeki petrolün yönetimi, çıkarılması, ihracı ve yabancı şirketlerle imzalanan sözleşmelerin akıbeti gibi meselelerde anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması bekleniyor.
‘Petrol ve Merkezi Gaz’ yasasının 2015’te Irak anayasasının hazırlandığı süreçte kabul edilmesi gerekiyordu. Ancak birbirini takip eden hükümetlerce bu konu sürekli olarak ihmal edildi ve ertelendi. Tıpkı anayasanın genel çerçevesini çizip de detaylarını belirleme yetkisini parlamentoya bıraktığı diğer yasalar gibi. Fakat birbiri ardına gelen meclis üyeleri, yani milletvekilleri aralarındaki çatışmalardan buna zaman bulunamadı. Bu sorun zamanla Erbil-Bağdat hattında giderek içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Krizin geçmişi
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), uzun zamandır Bağdat yönetimini Federal Konsey Yasası dahil federasyon yönetimiyle ilgili birçok yasayı geçirmemekle eleştiriyor. Federal Konsey Yasası, iki yönetim arasında oluşturulacak muadil bir konseyle anayasada petrol ve doğalgaz gibi tarafların görüşmelerine bırakılan konuların detaylarının belirlenmesini hedefliyor. Erbil yönetimi, merkezi hükümetin bu konuda yavaş hareket etmesini ulusal kaynakların sahibi olan diğer tarafın anayasal haklarını vermeme çabası olarak değerlendiriyor.
IKBY’nin 2014’te anayasadaki petrolle ilgili maddeler üzerinde özel bir içtihatta bulunarak petrol şirketleriyle anlaşma masasına oturması, petrol çıkarmaya başlaması ve dışarıya ihraç etmesi Erbil-Bağdat hattındaki tansiyonu yükseltti.
Erbil’i bu adımı atmaya iten gerekçe ise Irak’ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki’nin bütçedeki yüzde 17’lik IKBY payını askıya almasıydı. Bu durum mevcut hükümetin bazı esnek politikalar izlemesine kadar sürdü. Mevcut hükümet, Erbil’in günlük ihraç ettiği 250 bin varil petrol gelirinin Ulusal Petrol Şirketi SOMO'ya teslim etmesi karşılığında IKBY’deki memur maaşlarının yarısına yakınını ödemeyi kabul etmişti.
İki çelişkili yorum
Anayasa Hukuku Profesörü Mustafa Şeyh Behcet, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada anayasanın 111. ve 112. maddelerinin ülke toprakları altındaki milli servetin yönetimiyle ilgili genel çerçeveyi çizdiğini ifade etti.
Behcet açıklamasında şunları söyledi:
“Bu iki madde konunun üç boyutunu ele alıyor. Bunlardan ilki söz konusu servetin gelirlerinden kimin faydalanacağı meselesiyle ilgili. Anayasa bu noktada elde edilen gelirlerin tümü Irak halkının çıkarları için kullanılmalı diyor. Bir başka deyişle petrol ve doğalgaz kaynaklarından faydalanmanın bölgesel olarak sınırlandırılması söz konusu değildir. Yani bu servetlerin bulunduğu bölgeler kaynaklarını kullanmalı demiyor. Bilakis bunu adil bir biçimde dağıtması gerektiğini ifade ediyor.”
Irak anayasasının 111. ve 112. maddeleri, Iraklı makamların petrol sahalarındaki yatırımları koruması ve gelirlerini Irak’ın şehirleri arasında nüfus dağılımına göre ‘insaf’ ölçüsünde paylaştırılmasını öngörüyor. 112. maddede merkezi hükümet ile IKBY’de doğalgaz ve petrol çıkarılan şehirler arasında koordinasyon kurularak bu servetler üzerindeki ortaklık konusunda stratejik politikaların üretilmesi gerektiği belirtiliyor.
Behcet’e göre, iki yönetim arasında çıkan ve çıkması muhtemel anlaşmazlıklar, tarafların bu iki maddeyi farklı yorumlamasından kaynaklanıyor.
Merkezi hükümet servetlerin genelliği ilkesine vurgu yapan 111. maddeyi savunurken, Erbil yönetimi ise petrolle ilgili attığı adımlara gerekçe olarak ortaklık konusunda stratejik politikaların üretilmesini ifade eden 112. maddeyi ileri sürüyor. Erbil daha önceki hükümetin bütçe hususunda yükümlülüklerine bağlı kalmaması nedeniyle petrol yönetiminde özgür olduğunu savunuyor.
IKBY’nin şartları
IKBY hükümetine yakın gözlemciler, Kürt tarafının merkezi hükümetle aralarındaki bu anlaşmazlığı çözme ve söz konusu petrol yasasının en kısa zamanda kabul edilmesi hususunda oldukça iyimser olduğunu belirtiyor.
Kürt gözlemciler, Kürt cephesinin Petrol ve Merkezi Gaz yasasıyla ilgili görüşlerini iletmeye, hatta yasa taslağı sunmaya hazır olduğunu dile getiriyor.
Gözlemciler, Kürt yetkililerin son olarak Bağdat’a düzenlediği ziyaretlerde yasanın kabulünün yoğun bir biçimde gündemde olduğunu, Kürt tarafının iş birliği için hazır olduğu mesajı verdiğini ve bunun için iki teknik şart ileri sürdüğünü belirtiyor.
Buna göre ilk şart, Petrol ve Merkezi Gaz yasası görüşmelerinin 111. ve 112. maddelerin esasları bağlamında gerçekleştirilmesi. İkincisi ise Irak Parlamentosu bünyesinde iki taraftan isimlerin yer alacağı ve ülkedeki petrol yönetimiyle ilgili yetkilere sahip olacak ortak bir komisyonun kurulması talebi.
Kürt yetkililer söz konusu iki şartın Erbil’in petrol yönetimi ve gelirinin adil bir şekilde paylaşımına ilişkin haklarını koruyacağı görüşünde.



Kürt Yönetimi: Şara’nın kararnamesi ilk adımdır, ancak demokratik bir anayasa taslağı hazırlanmalıdır

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
TT

Kürt Yönetimi: Şara’nın kararnamesi ilk adımdır, ancak demokratik bir anayasa taslağı hazırlanmalıdır

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)

Kuzey ve Doğu Suriye Kürt yönetimi bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın dün yayınladığı kararnamenin "ilk adım olabileceğini, ancak Suriye halkının özlem ve umutlarını karşılamadığını" belirterek, "ülkenin tüm kesimlerinin haklarını koruyan demokratik bir anayasanın yapılmasının" önemini vurguladı.

Suriye'de yaşayan tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilmesini öngören Suriye Cumhurbaşkanı'nın dün yayınladığı kararnameye yanıt olarak Kürt yönetimi açıklamasında, "hakların geçici kararnamelerle değil, kalıcı anayasalarla korunduğunu ve güvence altına alındığını" belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters – Arşiv)Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters – Arşiv)

Kuzey ve Doğu Suriye'deki Kürt yönetimi, tüm bileşenlerin haklarını koruyan, muhafaza eden ve sürdüren demokratik, çoğulcu bir anayasa taslağı hazırlanması çağrısında bulundu. Niyet ne olursa olsun herhangi bir kararnamenin, kapsamlı bir anayasal çerçevenin parçası olmadığı sürece hakların gerçek bir güvencesini oluşturamayacağını vurguladı.

Açıklamada, Suriye'nin kuzey ve doğusundaki Kürt yönetiminin, Suriye'deki haklar ve özgürlükler sorununun temel çözümünün kapsamlı bir ulusal diyalog ve demokratik bir anayasada yattığına inandığı ifade edildi.


Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi
TT

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

 

Suriye ordusu bugün, "Suriye Demokratik Güçleri"nin (SDG) çekilmesinin ardından Halep'in doğusundaki Deyr Hafir şehrinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu ve SDG'yi anlaşmayı ihlal etmekle ve Meskene şehri yakınlarında bir Suriye ordusu devriyesine saldırmakla suçladı. Saldırıda iki asker öldü, birçok asker yaralandı.

Suriye televizyonu daha sonra ordunun Rakka vilayetine girdiğini ve Dibsi Afnan kasabasının kontrolünü ele geçirdiğini bildirdi.

SDG yaptığı açıklamada, Suriye ordusunun "savaşçılarımızın geri çekilmesi tamamlanmadan önce Deyr Hafir ve Meskene şehirlerine girdiğini ve çok tehlikeli bir durum yarattığını" belirtti.

Bu gelişmeler, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin bir görüşme için Erbil'e geldiği yönündeki haberlerin ardından yaşandı.


Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah el-Sisi'ye gönderdiği mektupta, ABD'nin Nil Nehri sularının paylaşımı sorununu çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında arabuluculuğa yeniden başlamaya hazır olduğunu belirtti.

Truth Social'da yayınlanan bir mektupta şunları yazdı: "Nil sularının paylaşımı sorununu sorumlu ve kesin bir şekilde çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında Amerikan arabuluculuğuna yeniden başlamaya hazırım." Şöyle devam etti: "Mısır, Sudan ve Etiyopya'nın su ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak bir çözüme ulaşmanıza yardımcı olmak istiyorum."

Nil Havzası ülkelerinin tamamı için kalıcı bir anlaşmaya müzakereler ve ABD'nin taraflar arasındaki koordinasyonu yoluyla ulaşılabileceğine inanıyor, "Büyük Etiyopya Rönesans Barajı etrafındaki gerilimlerin çözülmesi en önemli önceliklerim arasında yer alıyor" diye vurguladı.

Başarılı bir yaklaşım sayesinde, Mısır ve Sudan'daki kuraklık dönemlerinde su tahliyesinin garanti altına alınabileceğini belirtti. Etiyopya ayrıca önemli miktarda elektrik üretebilir ve bunun bir kısmını Mısır veya Sudan'a sağlayabilir veya satabilir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre “Hiçbir ülke Nil sularını tek taraflı olarak kontrol etmemelidir” ifadesini kullandı.

Sisi'yi ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Mısır ve bölgedeki güvenlik ve insani sorunların yönetimindeki rolünü övdü.