Depremi bekleyen İstanbul’un gökdelen dosyası: Kaç gökdelen var, kaçı yolda, en yükseği kaç metre?

İHA
İHA
TT

Depremi bekleyen İstanbul’un gökdelen dosyası: Kaç gökdelen var, kaçı yolda, en yükseği kaç metre?

İHA
İHA

Uzmanlar, 24 Eylül’deki 4.6’lık, 26 Eylül’deki 5.8’lik depremler, beklenen büyük İstanbul depreminin işaretçisi olduğunu söylüyor. Yaşanan orta büyüklükteki iki deprem, nüfusu 20 milyona yaklaşan şehri sokaklara dökmeye yetti.
Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre, son 72 saatte irili ufaklı 100’den fazla depremin yaşandığı kentte en çok konuşulan konulardan biri de, kentin siluetini bozan yüksek binalar oldu.
İlk gökdelen “Gökkafes” yıkılmasın diye belediye sınırı değiştirildi
Yüksekliği 100 metreyi aşan, İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk gökdeleni Süzer Plaza (Gökkafes), inşa sürecinde hukuki/siyasi yönüyle en çok tartışılan bina oldu. Gökkafes'in bulunduğu araziye Padişah II. Abdülhamid 1908’de, “Dolmabahçe vadisinde Taşkışla, Gümüşsuyu ve Independent Türkçe'den Ali Dağlar'ın haberine göre, Maçka askeri kışlalarıyla İstanbul'a havagazı dağıtan Gazhane tarafından çevrili araziye güvenlik gerekçesiyle inşaat yapılamaz” kaydı koydurmuştu. Araziyi 8 ayrı kişiden, 159 milyon liraya alan Mustafa Süzer, 1984'de Abdülhamid'in şerhini Tapu Bölge Müdürlüğü'ne başvurarak kaldırttı fakat tapuya “her türlü tapu kaydı, mahkeme tarafından değiştirilir” şerhi konuldu. Süzer Grubu, 1983'te İstanbul 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'ndan, bölgedeki tarihi Taşkışla binasının boyunu aşmamak kaydıyla, 24.5 metre veya 8 kat yüksekliğinde bina inşası için onay aldı.
Sözen mühürledi, bir gecede sınırları değişti
1989’da İBB Başkanı seçilen Nurettin Sözen, yan parsellere tecavüz var diyerek inşaatı mühürledi ve “tarihi kentin siluetini bozduğu gerekçesiyle” yargıya gitti. Dava Yargıtay aşamasındayken, Başbakan Mesut Yılmaz'ın desteğiyle Valilik, Beyoğlu Belediyesi sınırları içindeki Gökkafes arazisini bir gecede, ANAP'lı Cüneyt Akgün'ün başkanı olduğu Şişli Belediyesi’ne geçirdi. Beyoğlu Belediyesi taraf olmaktan çıktı. Sonraki İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şişli Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Arazi sahipleri, İTÜ, Hazine, İBB davayı takip etti, Yargıtay “bu araziye bina yapılamaz” tapu şerhini onadı ama inşaat durdurulamadı. 153 metrelik binanın 1998 yılında açılışı yapıldı.
Gökdelen tartışmasını Erdoğan, 16/9 ile başlattı
Milenyuma dek yatay gerçekleşen kentleşme süreci, son 15 yılda dikey büyümeye yöneldi ve aksi yöndeki pek çok mahkeme kararına, şehrin tarihi siluetini ve güzelliğini koruma amacıyla çıkarılmış Boğaziçi Kanunu’na rağmen gökdelen sayısı hızla arttı. Bir binanın gökdelen statüsüne girmesi için gereken asgari yükseklik 100 metre olmasına rağmen, gökdelen tartışması, yüksekliği 85 metreyle bu standardın altında kalan, Zeytinburnu’ndaki 16/9 kuleleriyle patlak verdi. Binanın imar planları mahkemelik olurken, dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, binayı şehrin siluetini bozduğu gerekçesi ile eleştirdi, binayı tıraşlamayan sahibine küstüğünü söyledi.
Yoğunlaşma, Levent-Mecidiyeköy-Maslak üçgeninde
İstanbul’un gökdelenleri Avrupa yakasında Levent, Mecidiyeköy ve Maslak semtlerinde, giderek Şişli Bomonti bölgesinde; Anadolu yakasında ise, Kadıköy Kozyatağı Mahallesi’nde toplanıyor. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan gökdelen inşatları, şehrin siluetini değiştirmeye başladı. Anadolu yakasında ise Kozyatağı’nın yanı sıra Ataşehir’de de gökdelenler yükselmeye başladı. Şehrin siluetini bozduğu gerekçesiyle yargıya taşınan birçok gökdelen projesi için iptal kararı verilse de bu kararlar uygulanmadı, inşaatlar yükselmeye devam etti.
Dünya sıralamasında 21. İstanbul, Avrupa’nın en uzun şehri
İstanbul, dünyada en fazla gökdelene sahip şehirler sıralamasında, 161 gökdelenle 21. sırada yer aldı. Uluslararası gökdelen veri bankası Emporis’e göre, İstanbul'da inşaatı bitmiş (mevcut) 161, yapım aşamasında 2, planlı 17, inşa edilmemiş 28 gökdelen var. Gökdelen tespitinde alınan ölçü, bina yüksekliğinin 100 metre ve üstü olması. İstanbul’da açılışı yapılan ilk gökdelen 1992 yılında, Şişli’de inşa edilen 30 katlı, 110 metre yüksekliğindeki, Maya Kulesi-1 oldu.  Aynı yıl ilk Akbank Kulesi, Maya’nın altında kaldı ve 28 katlı, 100 metre yükseklikle gökdelen sıfatını kazanan 2. bina oldu. Bir yıl sonra (1993) inşa edilen 2. Akbank Kulesi 39 kat, 158 metre yükseklikle rekoru egale etti. Sabancı Center-2, 34 kat, 140 metre ile 3. Gökdelen oldu.
Milenyumda gökdelen patlaması
Milenyuma (2000) girildiğinde, İstanbul’da gökdelen patlaması yaşandı. O güne dek yapılan gökdelen sayısı bir yılda aşıldı; bina sayısı 11 oldu. 31 katlı, 143 metre yüksekliğindeki Metro Milennium-1, aynı yükseklikteki fakat her biri 35 katlı Metro Millenum-2 ve Metro Millenium üçüz gökdelenleri o yıl tamamlandı. Aynı yıl 35 katlı, 140 metre yüksekliğindeki Şişli Elit Residence, her biri 34 katlı, 143 metrelik TAT Kule-1, TAT Kule-2, yine her biri 36 katlı, 168 metrelik Tekstilkent Plaza 1, Tekstilkent Plaza-2 inşa edildi. İş Bankası da o yıl 52 katlı, 181 metre yüksekliğindeki İş Bankası-1 ve her biri 36 katlı, 118 metre uzunluğundaki İş Bankası-2 ve İş Bankası-3’ü tamamladı. 2001’de 40 katlı, 152 metre yüksekliğindeki Polat Kule, İstanbul’un 23. gökdeleniydi. 2002’de 3 gökdelen inşa edildi; 22 katlı, 122 metre yüksekliğindeki Garanti Bankası GM, 24 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Mövenpick Hotel ve 32 katlı, 130 metre yüksekliğindeki Kaya Ramada Plaza Otel.
AK Parti dönemi gökdelen sayısı 5 katta fazla arttı; 136 bina
2002 yılı sonu, Türkiye’de iktidarın bir öncekilere göre daha uzun süreli olacak bir iktidar döneminin de başlangıcı oldu. AK Parti’nin 17 yıla giren iktidarı sırasında İstanbul gökdelen tarlasına dönüştü; sayı 5 kattan fazla arttı, tam 136 gökdelen inşa edildi, planlandı ya da yapımı devam ediyor. 2003’te 28 katlı, 118 metre yüksekliğindeki Tekfen Kulesi ile 30 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Kozyatağı İş Merkezi binası tamamlandı. Bunları takiben 2004’te 30 kat, 120 metre yüksekliğindeki Selenyum Rezidansı, 2005’te 38 kat, 147 metrelik Sun Plaza binası inşa edildi. 2006’da 30 katlı, 118 metre yüksekliğindeki İstanbul Kanyonu. 2007’de 6 gökdelen inşaatı tamamlandı. Bunlar 22 kat, 109 metrelik Şişli TAT Otel, 23 katlı, 120 metre yüksekliğindeki Al Kulesi, her biri 26 katlı, 130 metrelik Şişli TAT Merkezi-1 ve Şişli TAT Merkezi-2 binaları ile yine her biri 28 katlı, 127 metre yüksekliğindeki Kempinski Residences Astoria-1 ve Kempinski Residences Astoria-2 binaları.
2008’de 10 Mashattan Kulesi geldi
2008, İstanbul’a bir düzine gökdelenin geldiği yıl oldu. Bunlardan aynı bölgedeki onlu blok, her biri 33 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Mashattan Kuleleri 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 idi. Aynı yıl inşa edilen diğer iki gökdelen, 30 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Ücem Plaza ile 33 katlı, 125 metre yüksekliğindeki Palladium Residence binaları oldu. 2009’da 52 katlı, 204 metre yüksekliğindeki Çiftçiler Kule-1 ve 45 katlı, 176 metre yüksekliğindeki Çiftçiler Kule-2 inşa edildi. Aynı yıl Selenyum grubu üç gökdelen inşa etti, biri ikizdi. Selenyum Panoraması 26 katlı, 101 metre yüksekliğindeydi. İkiz gökdelenler, her biri 35 katlı, 164 metre yüksekliğindeki Selenyum İkizleri 1-2 idi.
Safir Kule, 7 yıl boyunca en yüksek gökdelendi
2010’da her biri 55 katlı, 210 metre yüksekliğindeki Anthill Residence 1-2 ikizleri tamamlandı. O yılın diğer gökdelenleri, Flora Residence; 34 katlı, 120 metre yüksekliğinde, Skyport Residence; 32 katlı, 120 metre yüksekliğindeydi. Yapımı aynı yıl biten Safir Kule ise 54 kat, 261 metre yüksekliğiyle, 7 yıl süreyle İstanbul’un ve Türkiye’nin en yüksek gökdeleni olarak kayıtlara geçti. 2011’de, İstanbul’da iki gökdelen tamamlanmış gözüküyor. 40 katlı, 157 metre yüksekliğindeki Ak-Asya Göl Kulesi, 33 katlı, 105 metre yüksekliğindeki Dumankaya Vizyon-1, 39 katlı, 156 metre yüksekliğindeki Trump Kuleleri-1, 37 katlı, 147 metre yüksekliğindeki Trump Kuleleri-2, 42 katlı, 154 metre yüksekliğindeki Uprise Elite.
2012’de 17 gökdelen
2012’de Varyap grubu 5 gökdelen inşa etti. Bunlar, ikiz gökdelenler, her biri 24 katlı, 100 metre yüksekliğindeki Varyap Meridian Blok B ve Blok D, 41 katlı, 164 metre yüksekliğindeki Varyap Meridian Blok E, 52 katlı, 188 metrelik Varyap Meridian Blok A, 45 katlı, 180 metrelik Varyap Meridian Blok C idi. Buyaka grubu da aynı yıl 4 gökdelen inşaatını bitirdi. Üçüz gökdelenler, her biri 23 katlı, 103 metrelik Buyaka Residence Kuleleri 1-2-3 ve 22 katlı, 100 metre yüksekliğindeki Buyaka Ofis Kulesi. Aynı yıl inşaatı biten diğer gökdelenler şunlar:  42 katlı, 160 metre yüksekliğindeki Gökyüzü Kule A, 32 katlı, 130 metrelik Gökyüzü Kule B, 43 katlı, 159 metre yüksekliğindeki Rixos Residence Bomonty, 41 katlı, 149 metrelik Dumankaya İKON, 33 katlı, 140 metre yüksekliğindeki Nidakule Göztepe, 32 katlı, 135 metre yüksekliğindeki Key Plaza, 24 katlı, 119 metre yüksekliğindeki Finans Kulesi, 30 katlı, 110 metre yüksekliğindeki Le Meridian İstanbul Etiler.
2013’te Zorlu Dördüzleri
2013’te, gökdelen inşasında Zorlu Grubu öne çıktı. Zorlu dördüzleri, her biri 32 katlı, 107 metrelik Zorlu Center Rezidans Kulesi 1-2-3 ve Zorlu Center Otel Kulesi. O yıl inşaatı biten gökdelenler şöyle sıralandı: 24 katlı, 102 metrelik Arista Bomonti Kulesi, 32 katlı, 116 metrelik Ottomare Suites A, 34 katlı, 112 metrelik Crowne Plaza Kulesi-1, 30 katlı, 110 metrelik iTower, 30 katlı, 140 metrelik DAP Kraliyet Merkezi Kulesi-1, 27 katlı, 120 metrelik DAP Kraliyet Merkezi Kulesi-2, 30 katlı, 131 metrelik NEF 163, 31 katlı, 130 metrelik Kule Kulübüm 3377 B1, 48 katlı, 143 metrelik Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi, 52 katlı, 181 metre yüksekliğindeki Kule Kulem A.
2017’de 17 gökdelen inşa edildi
2014’te 17 gökdelen inşa edildi. 51 katlı, 201 metrelik Omurga Kulesi, 42 katlı, 186 metrelik Allianz Kulesi, 43 katlı, 180 metrelik Paladyum Kulesi, 55 katlı, 173 metrelik Ak-AVM ve Kule, 42 katlı, 170 metrelik Zorlu Levent 199, 32 katlı, 170 metrelik River Plaza Kule A, 37 katlı, 148 metrelik River Plaza Kule B, 35 katlı, 169 metrelik Soyak Kristalkule Finansbank GM, 44 katlı, 160 metrelik Exen Plaza Kulesi, 35 katlı, 153 metrelik Torun Kulesi, 46 katlı, 150 metrelik Istanbloom, dördüz kuleler, her biri 45 katlı, 145 metrelik Four Winds Residence Kule A-B-C-D, 37 katlı, 134 metrelik Nissa 02 Residence, 28 katlı, 112 metrelik Maslak No: 1 Ticaret Merkezi, 33 katlı, 110 metrelik Kartal Mesa, 29 katlı, 110 metrelik Promesa Seba Kulesi, 32 katlı, 104 metre yüksekliğindeki Newada-1.
Safir Kule’nin rekoru 2017’de kırıldı
2015’te 6 gökdelenin inşası tamamlandı. Kapital Tower Residence; 25 kat 105 m, Teras Tema-1; 40 kat, 135 m, ikiz kuleler, her biri 42 katlı, 148 metrelik 42 Maslak Kule 1-2, Leopardus; 48 kat, 178 metre, Ak-Asya Koru Kulesi; 43 kat, 173 metre. 2016’da inşa edilen gökdelen sayısı 15 oldu. Seyrantepe Çintemani Kulesi; 57 kat, 212 metre, Maslak 1453 A2 Blok: 44 kat, 176 metre, ikiz kuleler, 43 katlı, 160 metre yüksekliğindeki Torun Merkez Blok 1-2, Torun Merkez Bloğu 3; 39 kat, 144 metre, Nurol Kulesi; 32 kat, 142 metre, Denge Güneşli; 25 kat, 120 metre, Pega Kartal A Blok; 32 kat, 118 metre, VE Kule; 26 kat, 116 metre,  Ziraat Bankası Kule A; 46 kat, 180 m, Symbol İstanbul A; 45 kat, 176 m, Antasya Residence; 43 kat, 169 m, Nurol Çağlayan Kulesi; 41 kat, 161 m,  Ziraat Bankası Kule B; 40 kat, 157 m. 2017, o güne dek şehrin ve Türkiye’nin en yüksek gökdeleni rekorunu elinde bulunduran Safir Kule’nin geçildiği yıl oldu, hem de üç gökdelen ile. Skyland Residence Kulesi; 65 kat, 284 m,  Skyland Ofis Kulesi; 64 kat, 284 m, Metropol Kulesi; 58 kat, 280 m,  Emaar Meydanı 2; 30 kat, 142 m, Emaar Meydanı 3; 34 kat, 157 m, Nidakule Levent Kulesi; 27 kat, 140 m, ikiz kuleler, 41 katlı, 156 metre yüksekliğindeki Quasar Kule 1-2,
Sırada 47 gökdelen var
2018 yılında bir düzine gökdelen inşaatı daha tamamlandı. Nurol Hayat; 55 kat, 261 m, 44 katlı, 158 metre yüksekliğindeki ikiz kuleler, Moment A ve Moment B, Aris Büyük Kulesi; 41 kat, 140 m, FERKO İmzası; 31 kat, 120 m, Marmara Kule; 28 kat, 111 m, her biri 41 katlı, 161 metre yüksekliğindeki üçüz gökdelenler, Koza Parrk Residence 1-2-3, altız kuleler, her biri 4 katlı, 157 metre yüksekliğindeki Konut İnşaatı. Yapım halinde olanlar var bir de; Manzara Adalar 1; 40 kat, 157 m, Teras Lotus Kulesi; 30 kat, 150 m, her biri 45 katlı, 180 metre yüksekliğindeki ikiz gökdelenler Çiftçi Kule A-B, katı belirsiz, 180 metre yükseklik öngörülen Skyland Otel Kulesi, İstanbul’un elması; 53 kat, 270 m, Adres Otel ve Rezidanslar; 50 kat, 229 m, FACO Kulesi; 55 kat, 220 m, Bomonti Time Residence; 52 kat, 195 m. İnşa edilmemiş 28, planlı 17 gökdelen var.
Pek çoğu mahkemelik oldu
*Yapımı biten gökdelenlerin imar planlarıyla ilgili pek çok dava açılmış durumda. Bunlardan biri ilk gökdelen Gökkafes. Davacı İstanbul Mimarlar Odası ve yapı ruhsatının iptali davası İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nde devam ediyor.
*İstanbul Mimarlar Odası’nın dava ettiği bir başka grup, Varyap. Emlak Konut aleyhine İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde açılan Doğu Ataşehir ihale iptali davası devam ediyor.
*Birden fazla gökdelen sahibi Zorlu grubu da şehircilik ilkelerine ve imar planlarına aykırı imar planları nedeniyle İstanbul Şehir Plancıları Odası tarafından Mimarlar Odası tarafından defalarca dava edildi fakat inşaat durdurulamadı.
*Maslak’ta Ağaoğlu İnşaat’a ait pek çok gökdelenin bulunduğu 1453 de hakkında bir dizi dava açılan projeler arasında.
*Dumankaya İkon gökdelenini inşa eden Dumankaya İnşaat’ın sahipleri FETÖ operasyonunda tutuklandılar.
*Danıştay, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin, Mecidiyeköy’de yıkılan Likör Fabrikası yerine yapılan Quasar gökdelenleri projesi hakkında verdiği iptal kararını onadı. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde İstanbul Mimarlar Odası’nın TOKİ ve İBB Başkanlığı aleyhine açtığı imar planının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açtığı dava devam ediyor.
*Taşyapı İnşaat’a ait Four Winds Residence Kuleleri de mahkemelik oldu. Grup Kadıköy Belediyesi ile karşı karşıya geldi.
*İstanbul’da 3 gökdelen inşa eden Torunlar Grubu da pek çok defa mahkemelik oldu. İnşaat sırasında, düşen asansörde 10 işçinin ölümü nedeniyle sahipleri yargılanan gruba, Mimarlar Odası’nın açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.
*Gökdelen inşa eden gruplardan Dap Yapı da Mimarlar Odası ile imar planları yüzünden mahkemelik oldu.
Patronu Soma Davası’nda da yargılanan Spine Tower
*Çiftçiler Towers imar barışıyla kurtuldu, imar planlarında ticaret merkezi ve turizm alanı olan 23 bin metrekarelik arazide yükselen proje için Beşiktaş Belediyesi'nden apart otel ruhsatı alınmasına rağmen, yasalar ve imar mevzuatı yok sayılarak 308 lüks konut inşa edildi. Kuleler imar barışı ile kurtuldu. Şahenk, 6 yıllık gecikme nedeniyle 4 dava açtı
*Omurga Kule (Spine Tower); Soma Holding’in plan tadilatlarıyla inşaat hakkını 3 kat artırarak 900 milyon dolarlık rant sağladığı Spine Tower projesine, Sarıyer Belediyesi 1 milyon 83 bin lira para cezası kesti. Manisa’nın Soma İlçesi’nde Mayıs 2014’te yaşanan maden faciasında 301 işçiye mezar olan madenin işletmecisi Soma Holding’e ait İstanbul Maslak’taki  Spine Tower’ın patronu hakkında suç duyurusu takipsizlikle sonuçlandı.
*Mashattan konutlarıyla ilgili, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma devam ediyor.
*TAT kuleleri inşaatı sürerken, Tatlıcı ailesi arasında miras davasına konu oldu, inşaat pek çok kez durduruldu.
İstanbul’un en yüksek 20 gökdeleni
Skyland Residence Kulesi, 65 kat, yükseklik 284 metre (2017)
Skyland Ofis Kulesi, 64 kat, 284 metre (2017) 
Metropol Kulesi, 58 kat, 280 metre, (2017)
Nurol Hayat, 55 kat, 261 metre (2018)
Safir Kule, 54 kat, 261 metre (2010)
Faco Kulesi, 55 kat, 220 metre (2018)
Anthill Residence 2, 55 kat, 210 metre (2010)
Anthill Residence 1, 55 kat, 210 metre (2010)
Omurga Kulesi, 51 kat, 201 metre (2014)
Bomonti Time Residence, 52 kat, 195 metre, (2018)
Varyap Meridian Blok A, 52 kat, 188 metre (2012)
Allianz Kulesi, 42 kat, 186 metre (2014)
İş Bankası Kulesi 1, 52 kat, 181 metre (2000)
Kule Kulem A, 52 kat, 181 metre (2013)
Varyap Meridian Blok C, 45 kat, 180 metre (2012)
Çiftçi Kule B, 45 kat, 180 metre (2018)
Çiftçi Kule A, 45 kat, 180 metre (2018) 
Paladyum Kulesi, 43 kat, 180 metre (2014)
Skyland Otel Kulesi, -180 metre (2018)
Leopardus, 48 kat, 178 metre (2015)



‘Hediye’ gemisi, Washington ile Pekin arasında tartışma başlattı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, Arap Denizi sularında görev yapan bir askeri devriye görülüyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, Arap Denizi sularında görev yapan bir askeri devriye görülüyor.
TT

‘Hediye’ gemisi, Washington ile Pekin arasında tartışma başlattı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, Arap Denizi sularında görev yapan bir askeri devriye görülüyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yayınlanan fotoğrafta, Arap Denizi sularında görev yapan bir askeri devriye görülüyor.

Çin bugün yaptığı açıklamada, ABD tarafından Ortadoğu’da alıkonulduğu belirtilen bir geminin Pekin’den İran’a gönderilen bir ‘hediye’ taşıdığı iddiasını bir kez daha yalanladı. Söz konusu iddia, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir gün önceki açıklamalarının ardından gündeme gelmişti.

Trump, Umman Körfezi’nde pazar günü ABD güçleri tarafından el konulan ve İran bayrağı taşıyan bir geminin ‘Çin’den gönderilmiş bir hediye’ taşıdığını öne sürmüş ve bu durumu “Pek de iyi bir gelişme değil” şeklinde değerlendirmişti. Trump’ın açıklamaları, ABD’nin eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Nikki Haley’in sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımın ardından geldi. Haley, söz konusu geminin Çin’den İran’a doğru yolda olduğunu ve füze programında kullanılmak üzere kimyasal maddeler taşıdığını iddia etmişti.

Tahran’ın füze cephaneliği

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun dün düzenlenen olağan basın toplantısında, Haley’in iddialarına yanıt vererek söz konusu geminin ‘yabancı bir konteyner gemisi’ olduğunu belirtti. Jiakun, Çin’in ‘her türlü kötü niyetli ilişkilendirme ve spekülasyona’ karşı olduğunu vurguladı.

Jiakun, Trump’ın açıklamalarına ilişkin soruya ise Pekin’in tutumunu daha önce net biçimde ortaya koyduğunu ifade ederek, “Sorumlu bir büyük güç olarak Çin, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme konusunda her zaman örnek olmuştur” dedi.

Çin yönetimi, Trump’ın İran’ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmesine yardımcı olmuş olabileceği yönündeki imalarına da tepki gösterdi. Trump dün, İran’ın ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana ‘stoklarının bir kısmını yeniden oluşturmuş olabileceğini’ öne sürmüş ve “ABD’nin bir gemiyi durdurduğunu, bunun çok da iyi olmadığını, belki de gemide Çin’den bir hediye olabileceğini” söylemişti. Ancak Trump bu iddialara ilişkin ayrıntı vermemişti.

Jiakun bugünkü basın toplantısında yaptığı açıklamada, Çin’in ‘uluslararası yükümlülüklerine bağlılık konusunda örnek bir ülke’ olduğunu yinelemekle yetindi.

Stratejik ortak

Pekin yönetimi, Tahran’ın önemli bir ticari ve stratejik ortağı konumunda bulunuyor. Analiz şirketi Kpler’e göre, savaş öncesinde İran’ın petrol ihracatının yüzde 80’den fazlası Çin’e yöneliyordu. Ancak iki ülke arasındaki güçlü ilişkilere rağmen Çin, savaşın başından bu yana ABD’ye karşı söylemlerinde temkinli bir tutum sergiliyor. Bu yaklaşımın, Trump’ın mayıs ayı ortasında gerçekleştirmesi beklenen ziyaret öncesinde gerilimi sınırlamayı hedeflediği değerlendiriliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), el konulan Touska adlı geminin İran’ın Bender Abbas Limanı’na doğru seyir halinde olduğunu açıkladı. Açıklamada, güdümlü füze destroyeri USS Spruance’ın, geminin sevk sistemini etkisiz hale getirmek amacıyla beş inçlik topuyla birkaç atış yaptığı ve öncesinde ‘makine dairesinin tahliye edilmesi’ yönünde uyarıda bulunduğu belirtildi.

Söz konusu gelişme, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim ortamında yaşandı. Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana fiilen kapalı olan boğaz, İran tarafından İsrail ile Hizbullah arasında sağlanan ateşkesin ardından cuma günü geçici olarak yeniden açılmış, ancak Tahran yönetimi ABD’nin İran limanlarına giden ve bu limanlardan çıkan gemilere yönelik ‘ablukasının’ sürmesi üzerine ertesi gün boğazı tekrar kapatmıştı.

Kritik aşama

İlgili gelişmeler çerçevesinde Çin, Ortadoğu’nun ‘kritik bir aşamadan’ geçtiği uyarısında bulundu. Açıklama, Trump’ın İran’a müzakere için daha fazla süre tanımak amacıyla ateşkesi uzatmasının ardından geldi. Trump dün, iki haftadır yürürlükte olan ateşkesi uzattığını duyururken, İran limanlarına yönelik ABD ablukasının süreceğini de vurguladı.

Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın savaşı sona erdirmeye yönelik bir teklif sunmasına kadar ateşkesin devam edeceğini belirttiğini ve ‘orduya İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürme talimatı verdiğini’ ifade etti.

fdvfe
Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin azalmasıyla birlikte bir sıvılaştırılmış gaz tankeri demirlemiş durumda (Reuters)

Jiakun ise mevcut durumun ‘savaş ile barış arasında kritik bir nokta’ olduğunu belirterek, “Öncelik, çatışmaların yeniden başlamasını önlemek için tüm çabaların gösterilmesidir” dedi. Jiakun ayrıca, Pekin’in bölgede ‘yapıcı bir rol’ oynamayı sürdüreceğini kaydetti.


Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
TT

Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)

İranlı Saderi Hakşenas, İstanbul’daki bir dükkânda hamur işi satarak günlerini geçiriyor; ancak aklı Tahran’daki kızında.

Ailesi, vize yenileme sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle kızlarını İran’a göndermek zorunda kaldı. Bu karar, kırılgan ateşkesin her an bozulabileceğine dair endişelere rağmen alındı.

Uzun yıllar boyunca kısa süreli ikamet izinleri, on binlerce İranlının ekonomik fırsatlar aramak ve Türkiye’de görece istikrarlı bir yaşam sürmek için ülkeye gelmesine olanak tanıdı. Ancak mevcut koşullar belirsizliğini korurken, savaşın etkisi durumu daha da riskli hale getirdi.

Hakşenas, çalıştığı pastane tezgâhının arkasında ellerini kaldırarak, “Her gün ağlıyorum. Ne ülkemde hayat var ne de burada. Ne yapacağımı bilmiyorum” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getirdi.

İran’a dönüş

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Saderi Hakşenas ve eşi beş yıl önce, iki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye taşındı. Aile, altı ay ile iki yıl arasında yenilenebilen turistik vizelerle yaşamını sürdürüyor.

Bu yıl, sağlık sorunları nedeniyle işsiz kalan eşinin durumu yüzünden bir avukat tutamayan aile, 20 yaşındaki kızları Asal için yeni vize başvurusu süresini kaçırdı. Lise son sınıf öğrencisi olan Asal, ayın başlarında bir kontrol noktasında gözaltına alındı ve bir geceyi göçmen merkezinde geçirdi.

ffgbfg
İstanbul’da bir pastanede çalışan 47 yaşındaki İranlı Saderi Hakşenas (AP)

Annesi, sınır dışı edilmenin ileride Türkiye’ye dönüşünü zorlaştırabileceği endişesiyle, kızını Tahran’a götürecek bir tanıdık buldu. Aile, Asal’ın öğrenci vizesiyle yeniden Türkiye’ye dönebilmesini umut ediyor.

Hakşenas, İran’da aylarca süren internet kesintisi nedeniyle kızından ayrıldığından bu yana onunla iletişim kuramadığını belirtiyor.

Türkiye’de yaşayan çok sayıda İranlı geçici statüye sahip bulunurken, ülkeye büyük çaplı bir mülteci akını yaşanmadı. İranlıların çoğu güvenliği kendi ülkelerinde aramayı tercih ederken, kara sınırlarından geçenlerin önemli bir kısmının başka ülke vatandaşlığına ya da oturum iznine sahip olduğu ifade ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 100 bin İranlı yaşıyordu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre ise savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 89 bin İranlı Türkiye’ye giriş yaparken, 72 bine yakını ülkeden ayrıldı.

Bazı İranlılar, savaşın sona ermesini beklemek amacıyla kısa süreli ve vizesiz ikamet imkânlarından yararlanırken, ülkede daha uzun süre kalmak isteyenler için seçeneklerin sınırlı olduğu belirtiliyor.

Uluslararası koruma

İstanbul Barosu’na bağlı Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi’nden Sedat Albayrak, İranlılar için uluslararası koruma statüsü elde etmenin zor olabildiğini ve mevcut sistemin daha çok kısa süreli ikamet izinlerine yönlendirdiğini belirtti. Albayrak, “Bu izinlerle 10 yılı aşkın süredir yaşayan insanlar var” dedi.

Savaşın uzaması halinde daha fazla İranlının ülkelerine dönmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Yaklaşık 11 yıl önce çocuklarının eğitimi için Türkiye’ye gelen Nadir Rahim de bu riskle karşı karşıya. Rahim, mevcut koşulların devam etmesi durumunda ailesiyle birlikte İran’a dönmek zorunda kalabileceğini söylüyor.

Türkiye’de iş kurma ya da yasal olarak çalışma izni almanın zorluğu nedeniyle geçimini İran’daki motosiklet dükkânından elde ettiği gelirle sağlayan Rahim, savaşın başlamasından bu yana satış yapamadığını belirtiyor. Uluslararası yaptırımlar ve internet kesintileri de para transferini neredeyse imkânsız hale getiriyor.

fev
İstanbul’da bir İran marketi (AP)

Ailenin elindeki birikimin Türkiye’de yalnızca birkaç ay daha yaşamaya yeteceği ifade edilirken, çocukların Türkiye’de büyüdüğü, Farsça okuyamadıkları ve dili akıcı konuşamadıkları aktarılıyor. Rahim, çocuklarının İran’daki yaşama nasıl uyum sağlayacağı konusunda endişeli olduğunu dile getirerek, “Savaş devam ederse geri dönmekten başka seçeneğimiz kalmayacak” dedi.

Bu süreçte günlerinin büyük bölümünü telefonundan haberleri takip ederek geçiren Rahim, Tahran’daki ailesinden gelecek haberleri bekliyor ya da İranlı arkadaşlarıyla bir araya gelerek savaş hakkında sohbet ediyor.

Kötü hayat şartları

42 yaşındaki bir İranlı kadın, ailesine maddi destek sağlamak amacıyla sekiz ay önce Türkiye’ye geldi. Kendisi ve kızı, öğrenci vizesi alabilmek için üniversiteye kayıt yaptırdı. Kadın, yasal statüsünü koruyabilmek adına sabah saatlerinde derslere katıldıktan sonra hizmet sektöründe çalışıyor ve zaman zaman gece 03.00’e kadar mesai yapıyor.

Güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmasını istemeyen kadın, kızıyla birlikte bir evde altı kişiyle aynı odayı paylaştıklarını söyledi. İran’da bir gelecek görmediğini dile getiren kadın, Türkiye’de ise gelirinin son derece sınırlı olduğunu ve yalnızca ailesine küçük miktarlarda para gönderebildiğini ifade etti.

Öte yandan 33 yaşındaki serbest çalışan bir mimar, İran’da ocak ayında düzenlenen kitlesel protestolara yönelik sert müdahalelerin ardından Tahran’dan Türkiye’ye geldi. Geçici olarak sığındığı farklı yerler arasında yaşamını sürdüren kadın, başlangıçta durumun sakinleşmesiyle ülkesine dönmeyi planladığını, ancak şubat sonunda ABD ile İsrail’in İran’la savaşa girmesiyle planlarının değiştiğini belirtti.

devfre
İstanbul’da bir kafede oturan iki İranlı (AP)

İsmini açıklamak istemeyen mimar, “Durumun beklediğimden çok daha kötü olduğunu düşünmeye başladım” dedi. İnternet kesintileri nedeniyle İran’daki müşterileriyle çalışamadığını ifade eden kadın, 90 günlük vizesiz kalış süresinin dolmak üzere olduğunu ve Türkiye’de daha uzun süreli ikamet başvurusu yapacak maddi imkâna sahip olmadığını söyledi.

Kadın, bu nedenle Malezya’ya gitmeye karar verdiğini, burada vizesiz kalış süresi içinde bir ay boyunca barınma karşılığında sığınak inşaatında çalışacağını belirtti. Geleceğe dair net bir planı olmadığını da sözlerine ekledi.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Tüm cephelerde ‘derhal ve güçlü bir şekilde’ savaşa dönmeye hazırız

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Tüm cephelerde ‘derhal ve güçlü bir şekilde’ savaşa dönmeye hazırız

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordunun ‘yüksek alarm durumunda olduğunu ve tüm cephelerde yeniden çatışmaya dönmeye hazır bulunduğunu’ söyledi. Açıklama, İran ve Lübnan’daki kırılgan ateşkes ortamı sürerken geldi.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre Zamir, Bağımsızlık Günü münasebetiyle düzenlenen törende onurlandırılan 120 askere hitaben yaptığı konuşmada, “7 Ekim’de yaşanan yıkımdan bu yana, sürekli çatışma içinde askeri gücümüzü yeniden inşa ediyoruz” ifadesini kullandı.

Zamir, Gazze’de İsrail ordusunun Hamas karşısında ‘zafer kazandığını’ ve ‘kimseyi geride bırakmama’ ilkesini uyguladığını söyledi.

Lübnan’da ise kuzey bölgelerinin güvenliğini güçlendirmek amacıyla ‘yoğun çatışmaların’ sürdüğünü belirtti.

Ayrıca İran’la yaşanan gerilime de değinerek Haziran 2025’teki savaş ve 40 gün süren son çatışma dönemini hatırlattı. İsrail ordusunun yüksek hazırlık seviyesini koruduğunu ve tüm cephelerde ‘derhal ve güçlü şekilde’ yeniden savaşa girme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı.

Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Washington’da yapılması planlanan görüşmeler öncesinde Lübnan’a çağrıda bulunarak, Hizbullah ile mücadelede iş birliği ve ortak çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Saar, Kudüs’te düzenlenen bir etkinlikte diplomatlara yaptığı konuşmada, yarın İsrail ile Lübnan arasında Washington’da doğrudan müzakerelerin yeniden başlayacağını söyledi.

Saar, Lübnan hükümetine çağrıda bulunarak ‘Lübnan topraklarında Hizbullah tarafından kurulan terör devletine karşı birlikte hareket edilmesi’ gerektiğini ifade etti. İş birliğinin daha çok Lübnan tarafından ihtiyaç duyulduğunu savunan Saar, bunun ‘ahlaki netlik ve risk almaya cesaret’ gerektirdiğini ancak bölge için barıştan başka gerçek bir alternatif bulunmadığını dile getirdi.

Bir ABD’li yetkili ise AFP’ye yaptığı açıklamada, ABD’nin yarın İsrail ile Lübnan arasında yeni bir müzakere turuna ev sahipliği yapacağını ve bu görüşmelerin anlaşmaya varılması sürecini ilerletmeyi hedeflediğini belirtti.

Bölgedeki çatışmaların ardından İsrail ile Lübnan arasında, perşembe gecesi ateşkes yürürlüğe girmişti.

Ancak Ortadoğu’daki savaşın genişlemesiyle birlikte Lübnan da çatışmalardan etkilenmiş, Hizbullah’ın İran’a destek amacıyla İsrail’e roket saldırıları düzenlediği belirtilmişti. Resmî verilere göre savaşta 2 bin 454 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi ise yerinden edildi.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Paris’te yaptığı açıklamada, ülkesinin insani krizle mücadele edebilmesi için 500 milyon euroya ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Hizbullah ve destekçileri İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı olduklarını belirtirken, daha önce hükümetin örgütün silahsızlandırılması yönündeki kararını da reddetmişti.

Örgüt dün yayımladığı açıklamada, ateşkes ihlallerine karşılık olarak kuzey İsrail’i hedef aldığını duyurdu. Öte yandan bugün Lübnan’ın doğusundaki Batı Bekaa bölgesine düzenlenen bir hava saldırısında bir kişinin öldüğü bildirildi; İsrail ordusu ise saldırıyla bağlantısı olmadığını açıkladı.