Doluluklarda İstanbul yeniden ilk 10’da

Doluluklarda İstanbul yeniden ilk 10’da
TT

Doluluklarda İstanbul yeniden ilk 10’da

Doluluklarda İstanbul yeniden ilk 10’da

Türkiye'nin Ağustos ayı otel dolulukları 2018’in aynı ayına göre yüzde 4.9 artarak yüzde 79.5 olarak açıklandı. Türkiye’nin aylık bazda dolulukları Avrupa ortalamasının üzerine çıkarken, İstanbul yüzde 87.7 ile aylık bazda Avrupa’nın en fazla dolu 10 şehrinden biri oldu. UEFA Süper Kupa Finali’nin İstanbul’da gerçekleşmesi bu yükselişin etkenlerinden biri oldu.
Turizmde yüksek sezon geride kalırken, konaklama sektörünün ağustos ayı performansı da belli oldu. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Türkiye'nin 2019 yılı Ağustos ayı otel doluluklarının 2018 yılının aynı ayına göre yüzde 4.9 artarak yüzde 79.5 olarak kaydedildiğini açıkladı. Dünyanın çapında veri ve analiz şirketi STR'nin TÜROB için hazırladığı ‘Ağustos 2019 Ülke Performans Raporu’na göre, Türkiye’nin aylık bazda otel dolulukları uzun bir aradan sonra Avrupa ortalamasının üzerine çıkarken, İstanbul da aylık bazda da olsa yeniden Avrupa’nın en fazla doluluk oranına ulaşan 10 şehrinden biri oldu. İstanbul Avrupa destinasyonları doluluk sıralamasında yüzde 87.7 ile 35 tatil destinasyonu arasında 7. sırada yer aldı. UEFA Süper Kupa Finali’nin İstanbul’da gerçekleşmesi bu yükselişin etkenlerinden biri oldu. Ancak ülke bazında dolulukta Türkiye 27 ülke arasında 15. sırada yer aldı. Ağustos 2019’da Avrupa destinasyonları doluluk ortalaması yüzde 77.7 oldu.
Fiyatlarda ilk hedef 2012 yılını yakalamak
STR verilerine göre, konaklama sektörü fiyatları da yükseliş kaydetti, ancak henüz Avrupa ortalaması yakalanamadı. Türkiye’nin Ağustos 2019’da Average Daily Rate (ADR) olarak adlandırılan ortalama günlük satılan oda bedeli geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21.9 artışla 105 Euro’ya ulaşırken, toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen gelirler (RevPAR) yüzde 27.9 artışla 83.4 Euro olarak gerçekleşti. Ağustos 2019’da aylık bazda Avrupa’da oda fiyatı ortalaması 117.7 Euro, oda başı gelir ortalaması ise 91.5 Euro oldu.
Türkiye’nin Ocak-Ağustos 2019 dönemi ortalama dolulukları ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.2 artışla yüzde 67.3, oda fiyatı yüzde 11.5 artışla 79.6 Euro, oda başı gelirler ise yüzde 13.4 artışla 53.6 Euro oldu. Oda fiyatlarında rekor düzeye; Türkiye ortalamasında 115.6 Euro, İstanbul ortalamasında 152.9 Euro ile 2012 yılında ulaşılmıştı.
İstanbul’da yüzde 87.7
İstanbul'un Ağustos 2018’de yüzde 84 olan doluluk oranı, Ağustos 2019'da yüzde 4.4 artarak yüzde 87.7 olarak ölçüldü. Ortalama günlük satılan oda bedeli 107.3 ile Ağustos 2018'e göre yüzde 20.1 artış gösterdi. Odabaşı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde 25.4 artış yaşandı ve 94.1 Euro olarak ölçüldü.
Ocak-Ağustos 2019 döneminde ise İstanbul’un ortalama doluluk oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.8 artışla yüzde 73.7’ye, oda bedeli yüzde 11 artışla 90.2 Euro’ya, oda başı elde edilen gelir yüzde 15.9 artışla 66.4 Euro’ya ulaştı.
Antalya’da yüzde 82.9
Antalya’da Ağustos 2019 otel dolulukları bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4.4 artarak, yüzde 82.9 oldu. Ortalama günlük satılan oda bedeli 174.7 Euro ile Ağustos 2018'e göre yüzde 25.7 artış yakaladı. Odabaşı elde edilen gelirler ise geçen yıla oranla yüzde 31.2 artışla 144.8 Euro olarak ölçüldü. Ocak-Ağustos 2019 döneminde ise Antalya’da doluluklar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.5 artışla yüzde 66.6, oda bedeli yüzde 13.6 artışla 98.9 Euro, oda başı elde edilen gelir yüzde 16.4 artışla 65.8 Euro oldu.

 


Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
TT

Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))

Hişam el-Yetim

Modern bilim kimya aracılığıyla, toplumun yaşamın her alanında ihtiyaç duyduğu temel değişiklikleri gerçekleştiriyor. Bu bilimler bir bölümüyle, sonunda oyuncu sağlığı, çevre koruma, temiz enerji ve hatta tribünlerde ve sahada herkes için güvenli yiyecek ve su sağlanması yoluyla futbol alanına da giriş yaptı.

Kimya Bilimi Topluluğu, bilim yoluyla spor dünyası da dahil olmak üzere dünyayı daha iyiye doğru değiştirme hedefine ulaşmak için bilgiye, becerilere ve tutkuya sahip olduğunu iddia ediyor. Ancak modern bilim gerçekten futbolu geliştirmeye katkıda bulundu mu, yoksa dünyanın en popüler sporuna sadece müdahale mi etti? Peki bilim, sporlarının geleneklerine ve göreneklerine son derece duyarlı ve hassas olan taraftarların bu sporun geleceği konusunda endişelenmesine neden olmadan nasıl kendisine katkıda bulunabilir?

Gerçek şu ki, tarihi 1950'lere kadar uzanan Dünya Kupası'na modern bilimin “sızdığına” dair birçok açık örnek var. Ancak teknolojinin rolü özellikle 2001 yılında belirginleşti ve 2026 Dünya Kupası'na kadar gelişmeye devam etti. 2026 Dünya Kupası'nda kullanılan topun kendisi bilimin sporu geliştirmedeki rolünün açık bir örneği; çünkü top, on yıllarca esasında deriden yapılmış olan doğal dokusunu korudu. Dünya Kupası'nın başlangıcında üreticiler, araba lastiklerine benzer sert kauçuktan yapılmış iç astarı olan ve hava ile doldurulmuş el yapımı deri futbol topları üretmekle övünürlerdi. Ancak deri bir miktar esnekliğe sahip olsa da ağırdı ve araştırmalar sonunda bu eski toplara tekrar tekrar kafa ile vurmanın bazı oyuncularda beyin hasarına neden olabileceğini gösterdi.

Akıllı top çağı

Eskiden toplar hava ile şişirilirdi, ancak bilim ve modern teknoloji sayesinde nihayet şarj edilebilir Trionda akıllı top çağına ulaştık. Bilim, 2026 Dünya Kupası'na, oyuncuların ve hakemlerin her hareketini eşi benzeri görülmemiş bir doğrulukla izlemek için 500 Hz frekansında çalışan dahili bir sensörle donatılmış daha gelişmiş ve ileri bir top hediye etti. Avrupa Bilimsel Ansiklopedisi'ne göre, 500 Hz frekanslı dahili hareket sensörü (IMU), topun hızını, dönüşünü, ivmesini ve yönünü kaydetmeye yardımcı oluyor. Verileri gerçek zamanlı olarak doğrudan VAR odasına gönderiyor. Ayrıca, ofsayt konusundaki hataları azaltmak için temas anını tam olarak belirlemeye ve elle oynama, topun sahanın dışına çıkması veya gol çizgisini geçmesi durumlarını tespit etmeye yardımcı oluyor.

Bilim gazetecisi Kate Chapman'ın Şubat 2026'da bilim sitelerinde yayınlanan “Futbolun İnanılmaz Kimyası” başlıklı makalesi, toplardan kaleci eldivenlerine, sahadan oyuncuların formalarına ve oyunu büyük ölçüde geliştiren diğer teknolojilere kadar spordaki her şeyin iyileştirilmesine bilimin nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor.

dfrgttr
Hakemler, serbest vuruşlar için zemini işaretlemek üzere özel kaybolan bir sprey kullanıyor (Sosyal medya)

Chapman, modern futbol toplarının daha esnek, daha hafif ve en önemlisi kafa travmasına neden olma olasılığı daha düşük toplar elde etmek amacıyla çeşitli sentetik liflerden yapıldığını vurguluyor. Şunu belirtiyor: “Eğer bir futbol maçı izlediyseniz, muhtemelen oyuna o kadar dalmışsınızdır ki, önünüzde sergilenen spor bilimini düşünmemişsinizdir. Ancak Muhammed Salah, Leah Williamson ve David Raya gibi modern oyuncuların becerilerine katkıda bulunan inanılmaz bir kimya mevcuttur.”

Chapman, öncelikle modern teknolojinin topun kendisini geliştirmedeki rolünü özetleyerek, futbol topları ve tenis topları arasında tamamen kimyasal bir karşılaştırma yapıyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Büyük turnuvalarda kullanılan modern tenis topları tamamen farklı. Topun hâlâ kauçuk bir iç lastiği olsa da yapısının geri kalanı poliüretan, poliolefinler ve polyester gibi bir dizi sentetik elyaftan yapılmıştır.” Chapman'a göre, bu malzemeler izole değil, aksine “toplara tam olarak gerekli özellikleri veren geniş bir yelpazede hafif hidrokarbonlardır.”

Saha

Kimyagerlere göre, futbol sahaları “hayal ettiğimizden daha fazla plastik” içeriyor. Oyuncuların kramponları ve Avrupa'daki çoğu büyük profesyonel kulübün oynadığı çimler, doğal ve yapay çimi birleştiren hibrit sahalardır ve bunlar artık giderek daha fazla alt lig takımları tarafından da kullanılıyor. Dünya çapındaki ünlü kulüpler de çevreyi korumak için plastik atıkları geri dönüştürerek kimyasal yöntemler kullanıyor. Örneğin, Liverpool, Chelsea ve Tottenham Hotspur, tamamen geri dönüştürülmüş plastik şişelerden yapılmış formalar kullanıyor.

Kimya sadece saha ile sınırlı kalmadı; topun el ile olağanüstü derecede iyi tutulmasını sağlayan modern kaleci eldivenlerine de uzandı. Bu, cismin çevresinde oluşan ve artan yüzey alanı ve sürtünme nedeniyle yapışkan hale gelen ve doğal olarak oluşan bir hidrokarbon molekülü olan lateks sayesinde mümkün oluyor. Eldivenlerin iç astarı için kloropren (2-klorobüta-1,3-dien) polimerizasyonundan elde edilen neopren adı verilen sentetik bir kumaş kullanılıyor. Neopren son derece su geçirmez ve süngerimsi bir esnekliğe sahip olduğundan, eldivenlerin kalecinin eline saatte 110 kilometreyi aşan hızlarda çarpan top darbesini emmesini ve böylece herhangi bir kırığı önlemesini sağlıyor.

Hakem spreyi veya köpüğü

Kimyasal maddeler sadece oyuncular için kullanılmıyor. Futboldaki son gelişmelerden biri de hakemlerin mesafeleri belirlemek için sprey (köpük) kullanması. Sprey, serbest vuruş yapıldıktan sonra kaybolmadan önce savunmacıların arkasında durduğu beyaz bir çizgi oluşturuyor. Chapman'a göre, “Bu sprey kesinlikle boya değil. Yüzde 80 su, yüzde 17 bütan gazı ve yüzey aktif maddeler gibi diğer bileşenlerden oluşuyor. Hakem spreyi sıktığında, bütan hızla genleşerek sahaya püskürtülen suda kabarcıklar oluşturuyor. Bu kabarcıklar genellikle neredeyse anında kayboluyor, ancak spreydeki yüzey aktif maddeler geçici bir stabilite sağlayarak köpük oluşturuyor. Sonunda kabarcıklar dağılıyor ve sprey ile sahada çizilen çizgi de kayboluyor. Bu da spreyin tıraş köpüğünden çok farklı olmadığı anlamına geliyor.” Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Chapman, bilim insanlarının hakem köpüğünün gerektiği kadar uzun süre dayanmasını sağlayan kesin formülü ancak 2001 yılına geliştirebildiklerini de vurguluyor.

dvfbf
Bilimsel topluluklar, bilim insanlarının spor yoluyla nesillere ilham vermesine yardımcı olmak için kaynaklar sağlıyor (İngiltere Kraliyet Kimya Derneği)

Kate Chapman, bilim tarihi ve elementlerin keşfiyle özel olarak ilgilenen, uluslararası alanda tanınmış bir bilim gazetecisidir. Sunderland Üniversitesi'nden bilim tarihi ve felsefesi alanında doktora derecesine ve Bradford Üniversitesi'nden de eczacılık alanında yüksek lisans derecesine sahip. Matematiksel bilim alanında Chapman, The Daily Telegraph, Nature, Chemist ve New Scientist gibi birçok prestijli bilimsel dergi ve yayına yazılarıyla katkıda bulundu. Bilimi popülerleştirme üzerine yazdığı ilk kitabı Amerikan Bilim Geliştirme Derneği Ödülü'ne aday gösterildi, ikinci kitabı “The Green Race” ise 2022 yılında yayınlandı.

Chapman, Kimya Bilim Topluluğu’nun kalbinde yer alan Kraliyet Kimya Derneği için yazıyor. Dernek, web sitesinde “Dünyayı değiştirmeye ve spor da dahil olmak üzere bütün alanlarda bir zamanlar imkânsız olan heyecan verici ilerlemeyi mümkün kılmaya yardımcı oluyoruz” deniliyor. Dernek, ortaklıklar, konferanslar, etkinlikler ve küresel ağlar aracılığıyla insanları ve fikirleri bir araya getirmede rol oynuyor. Ayrıca, bilim insanlarının keşiflerini ve görüşlerini yayınlayarak sağlık, çevre ve yaşam tarzlarımızı iyileştirmek için kullanılmasını sağlıyor.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.


‘Motorları çalıştırın’... Hürmüz atılımı dünya ekonomisi için ne anlama geliyor?

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

‘Motorları çalıştırın’... Hürmüz atılımı dünya ekonomisi için ne anlama geliyor?

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Dünyanın en kritik deniz ticaret yollarından birinde ticareti felce uğratan ve üç buçuk aydan uzun süredir devam eden durgunluğun ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington ile Tahran’ın savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı derhal yeniden açmayı öngören ön barış anlaşmasına vardığını açıklaması küresel ekonomide umutları yeniden canlandırdı.

Trump’ın kendi sosyal platformu üzerinden yaptığı, “Dünya gemileri, motorları çalıştırın... Petrol akmaya başlasın!” şeklindeki coşkulu paylaşımı, 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından sert dalgalanmalar yaşayan enerji ve finans piyasaları için uzun süredir beklenen bir yeşil ışık olarak değerlendirildi.

Tarafların ön mutabakat zaptını önümüzdeki cuma günü İsviçre’de resmen imzalayacağının açıklanmasının ardından küresel piyasalar jeopolitik gerilimin azalmasını hızla fiyatlamaya başladı. Gösterge Brent petrolünün vadeli kontratları yüzde 4,5’i aşan düşüşle varil başına 84 doların altına gerileyerek savaşın ilk günlerinin yaşandığı mart ayından bu yana en düşük seviyelerini gördü. Öte yandan Tokyo ve Seul borsalarında hisse senedi endeksleri yaklaşık yüzde 5 yükselirken, kripto para piyasasında da yeniden hareketlilik yaşandı. Bitcoin’in değeri 65 bin 600 dolar seviyesinin üzerine çıkarak yükselişini sürdürdü.

Asya... En büyük kazanan

Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, Körfez enerji kaynaklarına yüksek derecede bağımlı olan ve ekonomik sonuçların en ağır yükünü taşıyan Asya için bir can simidi niteliği taşıyor. Zira boğazdan geçen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının yüzde 80’inden fazlası normal şartlarda Asya pazarlarına ulaşıyor. Savaşın sürdüğü aylarda Asya para birimleri değer kaybederken, enflasyon baskısı da belirgin şekilde arttı. Enerji arzındaki ciddi daralma, özellikle Pakistan, Vietnam ve Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik görünümünü olumsuz etkiledi. Filipinler, yaşanan enerji sıkıntısı nedeniyle ulusal enerji acil durumu ilan etmek zorunda kaldı.

sdfvbf
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Japonya ve Güney Kore gibi güçlü rezervlere sahip sanayileşmiş ekonomiler de şişen enerji ithalat faturaları nedeniyle ulusal para birimleri üzerinde benzeri görülmemiş baskılarla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle bölge liderleri anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, anlaşmayı ‘çözüme doğru atılmış büyük bir adım’ olarak nitelendirirken, Hürmüz Boğazı’nda güvenli ve serbest deniz ulaşımının kalıcı biçimde sağlanmasını umduğunu ifade etti. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de benzer bir değerlendirmede bulunarak, bu stratejik geçiş koridorunun yeniden işler hale gelmesinin bölge ekonomileri üzerindeki baskıların hafifletilmesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

Etkisi yıl sonuna kadar sürecek

Piyasalarda hâkim olan iyimser havaya rağmen ekonomi uzmanları ve enerji sektörü analistleri temkinli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre ticaret akışlarının tamamen normalleşmesi haftalar, hatta bazı alanlarda aylar sürebilir. Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie’nin Asya-Pasifik Bölgesi Başkan Yardımcısı Joshua Ngu, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz sevkiyatlarının hızla başlayacak olmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Ancak Ngu’ya göre, boğazın kapalı kaldığı her gün ekonomik hasarın boyutunu artırırken, lojistik sektöründeki aksaklıkların da daha derin ve kalıcı hale gelmesine yol açtı.

Uzmanların dikkat çektiği en karmaşık sorunlardan biri ise sıvılaştırılmış doğal gaz piyasası olarak öne çıkıyor. Asya’da doğal gaz fiyatları genellikle petrol fiyatlarını üç ila altı aylık gecikmeyle takip ediyor. Bu nedenle mart ayında varil başına 100 dolara kadar yükselen petrol fiyatlarının etkisi, önümüzdeki aylarda doğal gaz piyasalarına daha belirgin şekilde yansıyacak. Bu durum, petrol fiyatlarında yaşanan son gerilemeye rağmen doğal gaz ve elektrik fiyatlarının yükselmeye devam edebileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, enerji maliyetlerinin en azından yıl sonuna kadar tüketiciler ve sanayi sektörü üzerinde baskı oluşturmayı sürdürebileceği görüşünde.

Gübre ve petrokimyasallar

Hürmüz Boğazı’nın önemi yalnızca petrol sevkiyatlarıyla sınırlı değil. Boğaz aynı zamanda günlük yaşam ve küresel üretim açısından kritik öneme sahip stratejik ürünlerin ticaretinde de kilit rol oynuyor. Körfez ülkeleri, azotlu gübrelerin temel bileşeni olan üre gübresinin küresel arzının üçte birinden fazlasını karşılıyor. Boğazın kapanması ise Güneydoğu Asya’da mayıs ile temmuz ayları arasındaki kritik ekim sezonunu olumsuz etkiledi. Asya Kalkınma Bankası Baş Ekonomisti Albert Park, yaşanan aksamanın küresel gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, tarımsal verimdeki düşüşün etkilerinin yılın ilerleyen dönemlerinde daha belirgin şekilde hissedileceği uyarısında bulundu.

Sanayi cephesinde ise Japonya ve Güney Kore’deki fabrikalar, plastik ve gıda ambalajı üretiminde kullanılan hayati öneme sahip bir petrol türevi olan nafta tedarikinde ciddi sıkıntılarla karşılaştı. Ayrıca yarı iletken üretiminde kritik rol oynayan helyum gazı arzında da önemli daralmalar yaşandı. Japonya Doğal Kaynaklar ve Enerji Ajansı danışmanlarından Haruhiko Sakaino, Bloomberg’e yaptığı değerlendirmede tedarik zincirlerinde meydana gelen hasarı ‘yıkıma uğramış kılcal damarlara’ benzetti. Sakaino, sorunun yalnızca ithalatın yeniden başlamasıyla çözülemeyeceğini belirterek, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim kapasitelerini eski seviyelerine ulaştırmalarının yaklaşık bir yıl sürebileceğini ifade etti.

Hindistan: Beklenen toparlanma ve daha düşük fatura

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçılarından biri olan Hindistan açısından anlaşma, önemli bir ekonomik rahatlama anlamına geliyor. Başlıca enerji tedarikçilerinden gelen petrol ve doğal gaz tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli şekilde geçmeye başlaması, son aylarda rekor seviyelere çıkan nakliye maliyetleri ile deniz taşımacılığı şirketlerinin uyguladığı yüksek risk sigortası primlerinin düşmesine katkı sağlayacak. Bu normalleşmenin ilk somut işaretlerinden biri, Katar’dan yüklediği sıvılaştırılmış doğal gaz kargosuyla Hindistan’ın Dahej terminaline doğru yola çıkan Disha adlı LNG tankerinin boğazı geçmesi oldu. Söz konusu gemi, mart ayının başından bu yana Hürmüz Boğazı’nın batısında bekletiliyordu.

xcsdvfd
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Petrol fiyatlarında yaşanacak kalıcı düşüşün Hindistan ekonomisine çok yönlü katkı sağlaması bekleniyor. Daha düşük enerji fiyatları, ülkenin yüksek ithalat faturasını azaltırken rupi üzerindeki baskıyı hafifletecek, cari açığın daralmasına yardımcı olacak ve enflasyonun kontrol altına alınmasını destekleyecek. Olumlu etkinin havacılık, petrokimya, gübre ve lojistik sektörlerine de yansıması öngörülüyor. Yüksek yakıt maliyetleri nedeniyle son dönemde ciddi zararlarla karşı karşıya kalan bu sektörlerdeki birçok şirketin, bir çeyrekte uğradığı kayıpların neredeyse bir yıllık kâra eşdeğer seviyelere ulaştığı belirtiliyor.

Kaygılar ve belirsiz bir gelecek

Bununla birlikte, piyasalardaki mevcut iyimserliğin sürmesi, büyük ölçüde jeopolitik ortamın istikrarlı kalmasına ve Ortadoğu’da çatışmaların yeniden alevlenmemesine bağlı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin gelecekte nasıl yönetileceğine ilişkin ayrıntıların henüz netleşmemiş olması, belirsizlikleri koruyor. İran’ın Fars haber ajansı, boğazdaki gemi trafiğinin İran ile Umman tarafından ortaklaşa düzenleneceğini bildirdi. Ancak bu yaklaşımın, anlaşmanın temel unsurlarından biri olarak seyrüsefer özgürlüğünü gören Washington’ın tepkisini çekebileceği değerlendiriliyor. Öte yandan mevcut anlaşma, İran’ın nükleer programının geleceğine ilişkin müzakereler için yalnızca 60 günlük bir süre öngörüyor. Bu durum, varılan uzlaşının kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir düzenleme niteliği taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla mevcut kriz sona erse bile yaşananlar küresel ticaret ve enerji stratejilerinde kalıcı değişimlere yol açmış durumda. Hem enerji ithalatçısı hem de ihracatçısı ülkeler, dünya ekonomisinin yeniden yalnızca ‘30 kilometrelik bir geçiş koridoruna’ bağımlı kalmaması için ticaret güzergâhlarını ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikalarına hız vermiş bulunuyor.


ABD ve İran'ın barış anlaşmasına varmasının ardından altın, %2'nin üzerinde yükseldi

Viyana'daki bir altın ve gümüş rafinerisinde, her biri 1000 gram ağırlığında altın külçeleri (AFP)
Viyana'daki bir altın ve gümüş rafinerisinde, her biri 1000 gram ağırlığında altın külçeleri (AFP)
TT

ABD ve İran'ın barış anlaşmasına varmasının ardından altın, %2'nin üzerinde yükseldi

Viyana'daki bir altın ve gümüş rafinerisinde, her biri 1000 gram ağırlığında altın külçeleri (AFP)
Viyana'daki bir altın ve gümüş rafinerisinde, her biri 1000 gram ağırlığında altın külçeleri (AFP)

ABD ve İranlı yetkililerin aralarındaki savaşı sona erdirmeye yönelik ön anlaşmaya vardıklarını açıklamasının ardından altın fiyatları bugün yüzde 2’nin üzerinde yükseldi. Gelişme, petrol fiyatlarında düşüşe yol açarken enflasyon ve yüksek faiz oranlarının süreceğine yönelik endişeleri de azalttı.

Spot altın yüzde 2,5 artarak ons başına 4.322,87 dolara yükseldi ve 9 Haziran’dan bu yana en yüksek seviyesini gördü. Böylece altın üst üste üçüncü işlem gününde de yükseliş kaydetti. Ağustos vadeli ABD altın kontratları da yüzde 2,5 artışla 4.344,80 dolara çıktı.

ABD ve İranlı yetkililer, dün yaptıkları açıklamada savaşın sona erdirilmesi, ABD’nin İran’a yönelik ablukasının kaldırılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içeren bir çerçeve anlaşma üzerinde uzlaşıldığını bildirdi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise X hesabından yaptığı paylaşımda anlaşmanın cuma günü İsviçre’de resmen imzalanacağını duyurdu.

Gelişmelerin ardından ABD doları son 10 günün en düşük seviyesine geriledi. Bu durum, dolar cinsinden fiyatlanan değerli metalin diğer para birimlerine sahip yatırımcılar için daha ucuz hale gelmesini sağladı. Öte yandan petrol fiyatları da yüzde 4’ün üzerinde düştü.

Piyasa Analisti Tim Waterer, “Petrol fiyatlarındaki düşüş ve doların gerilemesi, jeopolitik risklerin azalması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılma beklentisiyle birlikte enflasyon beklentilerini sakinleştiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Waterer ayrıca, “Bu kombinasyon altına son haftaların en güçlü pozitif desteğini sağlıyor. Ancak bu yükselişin sürdürülebilirliği, barış anlaşmasının ne kadar kalıcı olacağına bağlı” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre altın fiyatları, şubat sonunda başlayan ABD-İsrail-İran savaşı sürecinde yaklaşık yüzde 20 gerilemişti. Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanma petrol fiyatlarını sert şekilde yükseltmiş, bu da enflasyon endişelerini artırarak faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendirmişti. Yüksek faiz ortamında getiri sağlamayan varlıklar arasında yer alan altın ise genellikle baskı altında kalıyor.

Anlaşma sonrası piyasa, ABD Merkez Bankası’nın (FED) aralık ayında faiz artırma ihtimalini yüzde 48’e indirirken, bu oran geçen hafta yüzde 69 seviyesindeydi.

Yatırımcılar şimdi çarşamba günü açıklanacak ve yeni FED Başkanı Kevin Warsh dönemindeki ilk faiz kararı olacak para politikası açıklamalarını bekliyor. Piyasada yaygın beklenti faizlerin sabit tutulması yönünde.

OCBC Bank yayımladığı notta, “Para birimi değer kaybı endişeleri, mali riskler ve süregelen jeopolitik bölünme altına uzun vadeli destek sağlamaya devam ediyor. Enerji kaynaklı enflasyonun düşmesi ise bu eğilimleri yeniden güçlendirebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer değerli metallerde de yükseliş görüldü. Gümüş yüzde 3,6 artışla ons başına 70,39 dolara çıkarken, platin yüzde 3,3 artışla 1.773,70 dolara, paladyum ise yüzde 3,3 yükselişle 1.324,75 dolardan işlem gördü.