Kırmızı et aslında kalbe zarar vermiyor olabilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kırmızı et aslında kalbe zarar vermiyor olabilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Uzmanlar yıllardır kırmızı et yerine balık veya tavuk tüketmemiz gerektiğini söylüyor. Ancak yeni bir araştırma kırmızı etin sağlığımıza sanıldığı kadar zarar vermediğini ortaya koydu.  
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, araştırmacılar ortalama düzeyde kırmızı veya işlenmiş et tüketmeyi azaltmanın sağlığa neredeyse hiç faydası olmadığını buldu. Ancak bu yine de her gün sınırsız şekilde kırmızı et tüketebileceğimiz anlamına gelmiyor.
Annals of Internal Medicine adlı bilimsel yayında yer alan çalışma kırmızı et tüketiminin kalp hastalıklarıyla ilişkili olduğuna dair onlarca yıllık araştırmaya meydan okusa da, araştırmayı yapan bilim insanları geçmişteki literatürden faydalandı.
Kırmızı et tüketimiyle kalp hastalıkları, diyabet veya kanser arasında doğrudan önemli bir ilişki tespit edemeyen araştırmacılar yaklaşık 54 bin kişiye ait hastalık örneklerini inceledi.
Çalışmada yer almayan Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nden lisanslı diyetisyen Dena Champion “Buna tamamen yeni bir araştırma diyemeyiz. Önceki çalışmalardan çok büyük bir kesit alarak bunları sistematik gözden geçirme denen tek bir araştırmadan geçirdiler. Burada önceki çalışmalar detaylı şekilde analiz ediliyor” dedi.
Araştırmayı yapan ve bilim insanlarıyla kamu ortaklarından oluşan NutriRECS “bağlantının çok belirsiz olduğunu” iddia etmesine rağmen haftada üç porsiyon daha az kırmızı veya işlenmiş et tüketenlerin düşünülenden daha az risk altında olduğunu kaydetti.
Kırmızı et tüketimiyle sağlığa etkisi arasındaki ilişkiyi araştıran bilim insanları bunun için 5 yüksek kalitede çalışmayı sistematik şekilde gözden geçirdi. Araştırmacılar ayrıca kişilerin kırmızı etle işlenmiş eti şu andaki ortalama tüketim seviyelerinde yiyebileceğini söyledi. Bu Kuzey Amerika ve Avrupa’da haftada 3-4 porsiyona tekabül ediyor. 
Healthline’da yer alan habere göre çalışmanın baş yazarı Dalhousie Üniversitesi’nden Dr. Bradley Johnston ekibiyle halihazırdaki kırmızı ve işlenmiş et tüketimi hakkındaki çalışmaların farkında olduğunu söyledi.
Ancak Johnston yaptıkları çalışma sonucunda kırmızı et tüketiminin kişilerin kalp hastalıkları ve kanser gibi rahatsızlıklara daha fazla yakalanmasını artırmadığını gördüklerini belirtti.
Öte yandan ekip milyonlarca katılımcıyı incelediği ek bir araştırmada, riskin ufak da olsa arttığına dair kanıt buldu.
Etin kalitesi ve nasıl piştiği önemli
Santa Clara Vadisi Tıp Merkezi’nden lisanslı diyetisyen Shelley Wood, etin hazırlanma şekliyle kansere yakalanma riski arasında yeni bir araştırma olduğunu kaydetti.
Kızartmak veya ızgara yapmak gibi yüksek ısıda pişirilen etlerin alev ve duman yüzünden potansiyel kanserojen kimyasallar içerebileceğini söyledi.
Wood, bunun aksini ispatlayan bir araştırmaya yapılıncaya dek, eti pişirirken sürekli altüst etmeyi ve yanmış kısımlarını yememeyi önerdi.  
Çalışmanın, kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerini tüketmenin sağlıklı olduğunu veya bunların sınırsız tüketilebileceğini göstermediğini söyleyen uzmanlar, yüksek sodyum ve doymuş yağ tüketimininse hala sağlık sorunlarını artırdığının altını çizdi.   
Uzmanlar çok sayıda sebze ve meyve içeren bitki ağırlıklı beslenmeninse, sağlığa olumlu etkisi olduğuna işaret etti.
Kırmızı et tüketimi Türkiye’de son 20 yılda arttı
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) şubattaki verilerine göre Türkiye’de et tüketimi son 20 yılda kademeli şekilde artış gösterdi. En büyük artış büyükbaş hayvan eti tüketiminde görüldü.
1998’de 4,2 kg olan yıllık kişi başı büyükbaş hayvan eti tüketimi, 2017’de 10,4 kg'ye yükseldi.
Diğer yandan, Türk Kalp Vakfı Mütevelli Heyet ve Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Güven nisandaki Kalp Haftası sebebiyle yaptığı konuşmasında"Kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranları dünyada yüzde 41’ken, bunun Türkiye'de yüzde 42 oranında olduğunu” söylemişti.



Savaş Üstüne Savaş'ın yıldızı: "Paul Thomas Anderson'a yalvarıyorum"

Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yıldızı: "Paul Thomas Anderson'a yalvarıyorum"

Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)

Teyana Taylor, Savaş Üstüne Savaş'taki (One Battle After Another) karakterine odaklanan bir devam filmi çekmesi için yönetmen Paul Thomas Anderson'a yalvardığını açıkladı.

Filmdeki radikal sol devrimci Perfidia Beverly Hills rolüyle çıkış yaparak Oscar'a aday gösterilen 35 yaşındaki şarkıcı, karakterinin yaklaşık 20 yıl sonrasını gösterecek bir spin-off için Anderson'la görüştüğünü verdiği yeni bir röportajda söyledi.

Olası devam filmi hakkında IndieWire'a "Görüşmeler çok ama çok gerçek" dedi.

Bunu bize vermesi için [Anderson'a] yalvardığımı şu anda herkese doğrulamak istiyorum. Bunu bize vermesi için ona yalvarıyorum.

Taylor sözlerine şöyle devam etti:

Orada burada Paul'e küçük şakalar yapıyorum. 'Perfidia'nın o 16 yılda ne yaptığını görmemiz gerekiyor' gibi şeyler diyorum.

Leonardo DiCaprio, Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerinde yer aldığı film, Sean Penn'in beyaz üstünlüğü yanlısı yozlaşmış subayı liderliğindeki orduyla savaşan devrimci bir örgütü takip ediyor.

cvfghy
Teyana Taylor, Oscar'a aday gösterilen Savaş Üstüne Savaş'ta Perfidia Beverly Hills rolünde (Warner Bros)

Filmde Taylor'ın karakteri, örgütü French 75'a ihanet ederek elemanlarını ordunun yakalamasını sağlıyor ve partneri Pat'le (DiCaprio) kızı Willa'yı (Infiniti) terk ediyor.

Taylor sözlerini şöyle sürdürdü:

Ama Perfidia ve Willa'nın birlikte bazı sahnelere ihtiyacı var. Willa o son sahnede kapıdan çıktığında 'Gerçekten nereye gidiyor? Deandra'yı serbest mi bırakacak? Annesini mi bulacak?' dedim. Filmin hâlâ umut barındırmasını seviyorum ve oralarda bir yerde ikinci bölüme yer var.

Bu yılki Oscar Ödülleri'nde 13 ödüle aday gösterilen yapım, Altın Küre'de En İyi Film ve Taylor'ın aldığı En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri de dahil olmak üzere 4, geçen ay BAFTA Film Ödülleri'ndeyse 6 payeye layık görülmüştü.

Oscar Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Taylor'ın rakipleri, Günahkarlar'daki (Sinners) Wunmi Mosaku, Silahlar'daki (Weapons) Amy Madigan ve Manevi Değer'deki (Sentimental Value) Elle Fanning ve Inga Ibsdotter Lilleaas olacak.

Geçen ay Saturday Night Live'da sunuculuk yapan Taylor, skeç şovundaki bir sahne için kendisini kel gösteren bir bone kafasına takılmışken Oscar adaylığını öğrendiğini açıklamıştı.

Taylor açılış monoloğunda "Bu hafta çok çılgındı" demişti.

Savaş Üstüne Savaş'la Oscar'a aday gösterildim. Bir rüya gerçek oldu…

Her küçük kızın istediği şekilde bunu yaşadım... Mikey Day'in yanında kellik bonesi takılırken.

cvfbgh
Teyana Taylor bu yılki Oscar Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi (Warner Bros)

Taylor, Oscar adaylığının ardından yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

Dün gece Özel Bir Kadın'ı (Pretty Woman) izlerken, mutlu sonları ve bazen onların ne kadar imkansız geldiklerini düşünerek uyudum... ve Tanrı'nın beni kendi peri masalsı sonuma hazırladığı bir tecrübe yaşadığımı fark ettim.

Independent Türkçe


Taş Devri mutfağı yeniden yazılıyor: Karmaşık tarifleri çömlekler ele verdi

Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
TT

Taş Devri mutfağı yeniden yazılıyor: Karmaşık tarifleri çömlekler ele verdi

Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)

Yeni bir araştırmaya göre, Avrupa genelinde bulunan binlerce yıllık çömlek kalıntıları, bölgedeki eski toplulukların daha önce inanıldığından çok daha çeşitli bitkisel ve hayvansal ürünler kullanarak karmaşık yemekler hazırladığını ortaya koyuyor.

Arkeologlar, çömlek kalıntılarındaki yağ tortularını analiz ederek eski kültürlerin beslenme alışkanlıklarını yorumluyor. Ancak bu yöntem çoğunlukla sadece et bazlı yiyecekler hakkında bilgi veriyor.

Yeni çalışmada, Avrupalı antik ​​avcı-toplayıcıların yediği bitkilerin kalıntılarını belirlemek için mikroskobik inceleme ve kimyasal analiz de dahil birden fazla teknik birleştirildi.

Araştırmada, Kuzey ve Doğu Avrupa'daki 13 arkeolojik alanda bulunan ve MÖ 6. ile 3. binyıllar arasına tarihlenen yaklaşık 60 çömlek parçasında kalan organik kalıntılar incelendi.

Bu çok yönlü yaklaşımı kullanarak araştırmacılar, otlar, kırmızı orman meyveleri, yapraklar ve tohumlar da dahil çeşitli bitkilerin doku örneklerinin yanı sıra balık ve diğer deniz ürünlerinin kalıntılarını da buldu.

PLOS One adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "Avcı-toplayıcı balıkçıların sadece balıkla beslenmediklerini, çok çeşitli bitkileri bilfiil işleyip tükettiklerini bulduk" diye yazdılar.

Kalıntı ve içerik karışımı bölgeden bölgeye değişiyordu; bu muhtemelen bölgedeki mevcut kaynakların yanı sıra yerel kültürel uygulamaların bir yansımasıydı.

Çalışmada, örneğin, Baltık bölgesinde, çömlekte fosilleşmiş yemek kalıntılarında sıklıkla yüksek yoğunlukta tatlı su balığıyla birlikte Viburnum meyveleri bulundu; bu da "hedefli bir içerik seçimine işaret ediyor" diye belirtildi.

Mikroskobik analiz, Litvanya'daki bölgelerden elde edilen çömleklerde daha yüksek oranda tatlı su balığı bulunduğunu ortaya koyarken, Danimarka'nın güneyindeki Syltholm II bölgesinden elde edilen lipid kalıntı analizi ise daha çeşitli hayvansal ürünlerin kullanıldığını gösterdi.

Bulgular, bitkilerin ve su ürünlerinin erken Avrupalıların beslenme düzenlerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Yemek yapımında farklı türde çömlekler kullanılıyordu ve her kültürün kendine özgü karmaşık mutfak gelenekleri vardı.

Özellikle, arkeologlar tarih öncesi Avrupalı ​​avcı-toplayıcılar arasında "belirli yiyecekleri farklı şekilde hazırlayarak" birleştirme yönünde genel bir eğilim olduğunu buldu.

Bir örneğe atıfta bulunarak, Viburnum meyvelerinin genellikle "tatlı su balığıyla karıştırılmış tek bitkisel malzeme" olarak göründüğünü söylediler.

"Bu araştırma, eski beslenme düzenlerini gerçekten anlamak için, bu fosilleşmiş yiyecek kalıntılarına kelimenin tam anlamıyla daha yakından bakmamız gerektiğini vurguluyor" diye yazdılar.

Geleneksel kimyasal analiz, eski yemeklerin hayvansal bileşenlerini vurgulama eğilimindeyken, birleşik mikroskobik yaklaşımımız bu tarih öncesi tarifleri yeniden odağın merkezine getirdi.

Independent Türkçe


Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
TT

Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)

Akademisyenler, işletmeler, dini liderler ve siyasi figürlerden oluşan alışılmadık bir koalisyon, yeni bir "insandan taraf" bildiri imzalayarak yapay zekaya dair endişelerini dile getirdi.

Kâr amacı gütmeyen yapay zeka güvenliği kuruluşlarının önde gelenlerinden Yaşamın Geleceği Enstitüsü tarafından desteklenen İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu, yapay zeka güvenliğine yeni bir bakışla odaklanılması ve onu kontrol eden şirketlere yönelik daha katı düzenlemeler getirilmesi ve daha fazla hesap verme zorunluluğu uygulanması çağrısında bulunuyor.

İmzacılar arasında milyarder girişimci Richard Branson, Nobel Ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ve Trump yönetiminin eski danışmanlarından Steve Bannon yer alıyor.

Deklarasyonu destekleyen kuruluşlar arasında Amerikan Öğretmenler Federasyonu, Hıristiyan Liderler Kongresi ve Amerika İlerici Demokratları da var.

Bildiride "Yapay zeka insanlığa hizmet etmeli, tam tersi olmamalı" ifadeleri kullanılıyor.

Güvenilir ve kontrol edilebilir yapay zeka araçlarının insan potansiyelini azaltmak yerine artırdığı, insanları güçlendirdiği, insan onurunu artırdığı, bireysel özgürlüğü koruduğu, aileleri ve toplulukları güçlendirdiği, özyönetimi koruduğu ve emsalsiz sağlık ve refah yaratılmasını sağladığı daha iyi bir yol var. Bu yol, teknolojinin gücünü kullananların, insanlığın gelişmesini desteklemek için insani değerlere ve ihtiyaçlara karşı sorumlu olmasını gerektiriyor.

Deklarasyonun temel ilkeleri arasında şunlar var: Yapay zeka üzerinde insan kontrolü, yapay zeka tekellerinin önlenmesi, çocukların teknolojiden korunması, insan failliğinin ve özgürlüğünün korunması, kusurlar ve yetersiz güvenlik kontrolleri için kurumsal hesap verme zorunluluğu.

Deklarasyona paralel yayımlanan yeni bir anket, ABD seçmenlerinin yüzde 80'inin hem yapay zekanın insanların sorumluluğunda olmasını hem de yapay zeka şirketleri için daha fazla hesap verme mecburiyeti uygulanmasını desteklediğini ortaya koydu.

İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu'nun organizatörleri, daha önce yapay zeka güvenliğini artırmaya yönelik benzer imza kampanyalarında yer alan endüstri temsilcilerini kasten dışladı.

Yaşamın Geleceği Enstitüsü'nün yapay zeka güvenliğini güçlendirmeye yönelik önceki çabaları arasında, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesinin altı aylığına durdurulması için 2023'te başlatılan girişimin yanı sıra güvenliği kanıtlanana kadar süper akıllı yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesini yasaklamak için geçen yıl hazırlanan imza kampanyası da var.

Teknoloji endüstrisiyse bu çabalara kulak asmazken 2023'teki mektubu imzalayanlardan bazıları sonrasında kendi yapay zeka girişimlerini başlatmıştı. 

Independent Türkçe