Bir CIA ajanının gözünden Kral Hüseyin: Komplocularını affetmek kralların şanındandır!

Jack O’Connell ‘King’s Counsel’ (Kral’ın Danışmanı) adlı kitabında savaş, casusluk ve diplomasiyle ilgili anılarını anlatıyor (Independent Arabia)
Jack O’Connell ‘King’s Counsel’ (Kral’ın Danışmanı) adlı kitabında savaş, casusluk ve diplomasiyle ilgili anılarını anlatıyor (Independent Arabia)
TT

Bir CIA ajanının gözünden Kral Hüseyin: Komplocularını affetmek kralların şanındandır!

Jack O’Connell ‘King’s Counsel’ (Kral’ın Danışmanı) adlı kitabında savaş, casusluk ve diplomasiyle ilgili anılarını anlatıyor (Independent Arabia)
Jack O’Connell ‘King’s Counsel’ (Kral’ın Danışmanı) adlı kitabında savaş, casusluk ve diplomasiyle ilgili anılarını anlatıyor (Independent Arabia)

ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) Ürdün’deki üssünün başında olan Jack O’Connell’ın Ortadoğu'daki savaş, casusluk ve diplomasiyle ilgili hatırlarını kaleme aldığı ilginç kitabını daha da değerli kılan onun CIA’deki ‘fiili görevinin sona ermesinin’ ardından merhum Ürdün Kralı Hüseyin'in danışmanlığını yaptığını belirtmesiydi.
O’Connell, kitabına 1958 yılında Kral Hüseyin’le olan görüşmesini anlatarak başlıyor. Görüşmede, yaklaşık 22 Ürdün subayının genç Kral’a karşı kurduğu komployla ilgili ayrıntılı bir rapor sunduğunu aktaran ve o dönem CIA ajanı olan O’Connell, bunun Kral’ın tahttan indirilmesine yönelik bir komplo olabileceği ve konunun ciddiyeti açısından Kral’a istihbarat şefiyle iletişim kurarak bilgi alıp almayacağını sorduğunu aktarıyor. Kral, O’Connell’a kendisini şok eden bir cevap veriyor: “Bana bak! İstihbarat biriminin başı benim.” O’Connell sonunda 22 subayın mahkemeye çıkarıldığını ve bu subaylardan bazılarının Kral’ın politikası ve yüceliği sayesinde affedilerek evlerine döndüklerini de ekliyor.
Anılarını anlatırken Mısırlılar ve Ürdünlüler arasındaki ilişkilerde bir noktada çöküş yaşandığını belirten O’Connell şöyle devam ediyor;
“Mısır ile Ürdün arasındaki ilişkiler kesildikten sonra Mısırlılar Amman büyükelçiliğini boşalttılar ve ABD istihbaratı, büyükelçiliğe dinleme cihazları yerleştirdi. Ancak Mısırlılar geri döndüğünde, beklentilerin aksine başka bir binaya taşındılar. Böylece eski büyükelçilik binası tüm dinleme cihazlarıyla birlikte bomboş kaldı.”
Mısır-Ürdün ilişkileri ve ABD istihbaratının takibi hakkında bilgiler veren yazar, CIA’in dönemin Mısır lideri Cemal Abdunnasır ile Suriye yönetimi arasındaki bir telefon görüşmesini dinlediğini de ekliyor. 1967 savaşında yaşanan olaylara değinen O’Connell, 4 Haziran 1967’de saat 19:00’da ABD’nin Amman Büyükelçiliği’ndeki ofisinde bulunduğu sırada büyükelçilikteki askeri ataşe yardımcısının aniden kapıyı açıp “Jack, bana kalırsa savaşa giriyoruz” dediğini aktarıyor.
Jack O'Connell, bunun üzerinde nerede olduğunu öğrenmek ve ataşe yardımcısından duyduğu bu bilgiyi aktarmak için Kral Hüseyin’le derhal iletişime geçtiğini, Kral’ın da derhal iki acil mesaj göndererek Abdunnasır'ı yaklaşmakta olan bir saldırı olduğu konusunda uyardığını anlatıyor. Kitabında artık savaş çarkının dönmeye başladığını ifade eden yazar, ABD istihbaratının Abdunnasır ile Kral Hüseyin arasındaki görüşmelerin dökümünü içeren ve iki liderin ABD ve İngiltere'nin bu ani saldırıya karıştıkları konusunda hemfikir olduklarının anlaşıldığı bir rapor elde edebildiğini belirtiyor.
Bundan sonra anlatısına 1960’ların sonlarına atlayarak devam eden yazar, Ürdün’ün ABD’den gelişmiş silah almak istediğini ve ABD’nin Amman Büyükelçiliği’nin de bunu stratejik bir bakış açısıyla desteklediğini ifade ediyor. Büyükelçiliğin yalnızca Ürdün'ün bir krizle karşı karşıya olmadığı, ABD’nin de bu talebe karşılık vermemesi halinde stratejik bir müttefikini kaybedeceği konusunda uyardığını kaydeden yazar, Büyükelçiliğin tüm baskılarına rağmen Washington’dan Amman’ın talebine yanıt gelmediğini aktarıyor.
ABD’nin Ürdün’ün talebini yanıtsız bırakmasından kısa bir süre sonra Kral Hüseyin'in büyük bir silah anlaşması yapmak üzere üst düzey bir Sovyet askeri heyetini gizlice Amman'a davet ettiğini öğrendiklerini belirten O'Connell şöyle devam ediyor;
“ABD'nin Amman Büyükelçisi, Ürdün'ün ABD’nin müttefiki olarak kalacağını vurgulamak üzere derhal Kral'la görüşmeye giderek Kral’dan sabırlı olmasını istedi. Kral’a ABD silahlarının geleceğini söyleyen Büyükelçi’nin Ürdün Başbakanı’ndan Rus Büyükelçiliği’ne askeri heyetin ziyaretinin ertelenmesi talebinde bulunmasını istedi.”
İstihbarat servislerinin 1960’lar ve 1970’lerde her buldukları yere gizlice dinleme cihazları koyma konusunda takıntılı olduğunu söyleyen yazar, gece yarısı bir meslektaşıyla yürürken başlarına gelen bir olayı şöyle aktarıyor;
“Yapım aşamasındaki iki katlı bir evin önünden geçiyorduk. Bu eve yakında Sovyet istihbaratından bir ajanın, yaşlı bir korumayla birlikte taşınacağını biliyorduk. Bir şekilde gizlice binaya girdik. Pencere çerçevelerinden birine bir dinleme cihazı yerleştirdik. Ancak, cihazdan gelen sesleri dinleyen teknisyenler dışarıdan gelen yüksek ses nedeniyle evdeki sesleri iyi duyamıyorlardı. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kral Hüseyin beni arayarak bana, ‘Bunu gerçekten yaptın mı?’ diye sordu. Ben de, ‘Evet efendim’ diye cevap verdim.”
Mayıs 1969’da aldığı bir telefon çağrısında Kral’ın kendisiyle birlikte Akabe'ye gelmesini istediğini belirten O'Connell bundan sonrasını şöyle anlatıyor;
“Bana Marjane Adası’nda İsraillilerle buluşacaklarını söyledi. Ancak yanında gitmeyeceğimi ve onları uzaktan takip edeceğimi, iletişim için bana bir telsiz verileceğini belirtti. Gece saat 1’e kadar kum tepelerinde Kral’ın dönüş yapmasını bekledim.”
Öte yandan yazar kitabında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in barış sürecini başlatmanın bir yolu olarak 1973 savaşını kışkırttığını söylüyor.
Kral Hüseyin ile Saddam Hüseyin arasındaki ilişkiyle ilgili olarak ise O'Connell Kral'ın Bağdat’a yaptığı ziyaretler sırasında Saddam Hüseyin’in Kral’ı, 1958 yılındaki askeri darbe ile tahttan indirilen kuzeni Kral Faysal’ın mezarına çelenk bırakması için götürdüğünü aktarıyor.
Kral Hüseyin’in kendisine bu önemli ziyaretlerden bahsettiğini söyleyen yazar şöyle devam ediyor;
“Kral Hüseyin bana, Saddam’ın ABD’nin Ortadoğu’daki adamının yerini geçmek ve ABD’li büyük şirketlerle ilişkiler kurmak istediğini söyledi.”
Kral Hüseyin’in, savaştan kaçınmak ve Saddam'ı Kuveyt'ten çıkarılmadan önce gönüllü olarak çekilmeye ikna etmek için elinden geleni yaptığını kaydeden yazar, Saddam'ın uyarısıyla dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin’in, Filistin lideri Yaser Arafat'la ABD’de el sıkıştığını, Kral Hüseyin’le barış sağladığını ve Saddam’la barış yapmanın İsrail'in stratejik çıkarlarına uygun olduğu sonucuna vardığını belirtti.
Kral Hüseyin’in hastalığı ve tedavisinin ardından Ürdün’e dönüşünden sonra yaşadıklarını paylaşan yazar, Kral Hüseyin’in uçağının soğuk ve yağışlı bir sabah havaalanına inişini ve Kral’ı son kez gördüğü yaşamla ölüm arasındaki halini aktarıyor.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia’dan çevirdiği habere göre Jack O'Connell hayatının Kral Hüseyin’le geçen dönemini Kral’ın sadece iki gün sonra 7 Şubat 1999’da saat 11:43’te Kral Hüseyin Tıp Merkezi’ndeki vefatıyla sonlandırıyor.



Hamas, liderlerinin Gazze'den ayrılmasına hazırlanıyor

Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
TT

Hamas, liderlerinin Gazze'den ayrılmasına hazırlanıyor

Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)
Filistinli bir adam Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta ailesinin evinin yıkıntıları yakınında duruyor ve enkaz altında kalan akrabalarını aramaya devam ediyor. (Arşiv- Reuters)

Gazze'deki Hamas kaynakları, örgüt liderlerinin, ABD'nin geçen hafta duyurduğu ateşkes anlaşmasının "ikinci aşaması çerçevesinde Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin düzenlemeler" yaptıktan sonra, Şeridi "güvenli bir şekilde" terk etmeye hazırlandıklarını açıkladı.

Hamas içindeki saha ve liderlik kademelerinden, tamamı Gazze'de bulunan üç kaynak, Şarku'l Avsat'a bazı önde gelen siyasi ve askeri liderlerin "güvenli bir çıkış" için hazırlık yaptığını söyledi. Kaynaklar, ayrılması muhtemel birkaç liderin adını da zikretti.

Gazze Şeridi içindeki kaynaklar, bu ayrılışın "en azından yıllarca kalıcı olacağını" belirtti. Diğer kaynaklar ise bazı liderlerin "Gazze'deki hükümet güvenlik güçleriyle ilgili Mısır'da toplantılar yapmak üzere ayrılıp geri döneceklerini" ifade etti. Ancak, Şeridin dışında ikamet eden üst düzey bir Hamas lideri, liderlerin ayrılacağına dair haberleri yalanlayarak, "Bu konu gündeme gelmedi" dedi.


Mısır'ın Sudan'daki saldırıları bölgesel karşı saldırının habercisi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
TT

Mısır'ın Sudan'daki saldırıları bölgesel karşı saldırının habercisi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Kahire’de bir araya geldi, 18 Aralık 2025 (AFP)

Amr İmam

Mısır'ın Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait bir askeri ikmal konvoyuna 9 Ocak'ta düzenlediği hava saldırıları, aylar süren ihtiyatlı diplomasi ile uzun süredir ilan edilmiş kırmızı çizgilerin uygulanmasında kararlılığın başladığı yeni bir dönemin başlangıcı olarak bir dönüm noktası oluşturdu. Çeşitli medya haberlerine göre saldırılar Mısır, Sudan ve Libya'yı birbirine bağlayan uzak sınır üçgeninde konvoyu hedef aldı. Konvoyda, HDK’yı takviye etmek üzere Libya'dan yola çıkan zırhlı araçlar ve diğer malzemelerin bulunduğu belirtildi. Bu operasyon, Kahire'nin Sudan'da 2023 yılının nisan atında savaşın patlak vermesinden bu yana benimsediği hassas dengeleme politikasından daha kararlı bir tutuma geçtiğinin sinyaliydi.

Mısır, Sudan'ın birliğini, toprak bütünlüğünü ve devlet kurumlarını korumak için Sudan ordusunu diplomatik olarak sürekli destekledi ve HDK'nın bölgedeki başlıca destekçilerini kışkırtmamak için itidalli bir tutum sergiledi.

Kahire, Sudan’daki savaş boyunca, paramiliter bir güç olan HDK’nın ilerleyişini durdurmak ve yabancı müdahaleyi engellemek umuduyla, Sudan Dörtlüsü (Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri/BAE ve ABD) içindeki çok sayıda görüşme turu da dahil olmak üzere tüm diplomatik yolları denedi, ancak bu çabalar kalıcı bir başarı sağlamadı.

Müzakerelerin tıkanması ve sınırlarındaki tehditlerin artmasıyla Mısır, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya devam eden çatışmada itidal politikasını uzatmak yerine, önceliklerini doğrudan dayatmaya yöneliyor.

İlmeğin daha da sıkılması

Sudan'da üçüncü yılına giren savaş güney sınırının çok ötesine yayılarak, Mısır'ın ulusal güvenliği ve hayati damarları için varoluşsal bir tehdit haline geldi. Diplomatik girişimler çatışmayı durdurmada veya yabancı müdahaleyi engellemede başarılı olamadı. Bu da şiddetin tırmanmasına ve Sudan'ın daha küçük, daha kırılgan varlıklara bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden oldu.

Çatışmanın etkileri ortada. Bir milyondan fazla Sudanlı mülteci Mısır'a geçti ve mevcut ekonomik baskılar altında kaynakları, ortak sınırları ve sosyal hizmetleri zorladı.

Ekonomik açıdan, daha önce yıllık yaklaşık 1,4 milyar dolar olarak tahmin edilen ikili ticaret keskin bir düşüş yaşadı ve mal, yakıt ve temel malzemelerin akışındaki aksaklıklar nedeniyle piyasalar yüz milyonlarca dolar kaybetti.

Jeostratejik düzeyde, Sudan'ın parçalanması, Mısır'ın tatlı su ihtiyacının yüzde 90'ından fazlasını karşılayan Nil sularındaki payını korumak için önemli bir müttefikini kaybetme potansiyeli taşıyor.

Sudan'daki savaş, Ortadoğu ve Afrika Boynuzu'nu saran yaygın kargaşadan ayrı düşünülemez.

Bu durum, Büyük Etiyopya Hedasi (Rönesans) Barajı konusunda Etiyopya ile devam eden gerginlikte Kahire'nin konumunu zayıflatıyor. Addis Ababa, kuraklık dönemlerinde su tahliyesini sınırlayan bağlayıcı bir anlaşmayı imzalamayı reddederken, baraj 2025 sonlarından bu yana tam kapasiteyle çalışıyor ve aşağı havza ülkelerine akan su miktarında önemli bir azalma tehdidi oluşturuyor.

Sudan'daki çatışma, Mısır'ın bir başka can damarı ve ulusal gelirin önemli bir kaynağı olan Süveyş Kanalı için de bir tehdit teşkil ediyor.

Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları küresel deniz taşımacılığının rotasını değiştirmeye zorlar ve Kızıldeniz'de karışıklıklar devam ederken, bazı uluslararası aktörler, Sudan'ın Kızıldeniz kıyılarında nüfuz elde etmek karşılığında Sudan ordusunu desteklemeye istekli görünüyorlar, bu da deniz güvenliğini tehlikeye atabilir.

Kahire'nin kuşatılma endişelerinin yanında, İsrail'in geçtiğimiz aralık ayı sonlarında Somaliland'ı tanıma kararı alması, İsrail, (Kızıldeniz'e erişim arayışında olan) Etiyopya ve diğerlerinden oluşan yeni bir eksenin ortaya çıkacağına dair korkuları artırdı. Bu eksen, Aden Körfezi'nde denizcilik alanında bir dayanak noktası oluşturabilir ve Mısır'ın denizcilik alanındaki etkisini daha da zorlayabilir.

Sudan'ın Darfur bölgesindeki Faşir sokaklarında silahlarıyla kutlama yapan HDK üyeleri, 26 Ekim 2025 (AFP)Sudan'ın Darfur bölgesindeki Faşir sokaklarında silahlarıyla kutlama yapan HDK üyeleri, 26 Ekim 2025 (AFP)

Dolayısıyla Sudan'ın parçalanması, Mısır'ın su, ekonomi ve stratejik açıdan hassas noktalarını doğrudan etkileyen bir çatışma olduğu için uzak bir kriz olarak değerlendirilmemeli.

Parçalama stratejisi

Sudan'daki savaş, Ortadoğu ve Afrika Boynuzu'nu saran yaygın kargaşadan ayrı düşünülemez.

Savaşın seyri ve aynı dış aktörlerin tekrar tekrar müdahil olması arasındaki bariz benzerlikler, Sudan'daki iç savaşın, zaten kırılgan olan devletleri zayıflatan, parçalanmalarını derinleştiren ve onları dış aktörlerin çıkarlarına hizmet eden arenalara dönüştüren, ortaya çıkan jeostratejik sistemin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Bu model, bölgedeki paralel sıcak noktalar göz önüne alındığında netleşiyor. Suriye fiilen nüfuz alanlarına bölünmüş durumda, Yemen güneyde tekrarlanan ayrılıkçı çabalarla karşı karşıya, Somali Somaliland'ın bağımsızlık çabalarından şikayetçi ve Libya rakip gruplar arasındaki derin bölünmelerle boğuşuyor.

Sudan'da ise HDK'nın özellikle Darfur gibi ülkenin batı illerinde elde ettiği geniş kazanımlar, ülkeyi batıda HDK'nın doğuda ise Sudan ordusunun hakimiyetinde olmak üzere iki düşman taraf arasında bölünmeye sürüklüyor gibi görünüyor. Ülkenin doğusu Sudan ordusunun aylardır fiili başkenti ve ana uluslararası kapısı olarak kabul ettiği Port Sudan çevresindeki hayati Kızıldeniz kıyılarını da kapsıyor.

Eğer çatışmalar ülkenin doğusuna yayılırsa veya kıyıların kontrolü için rekabet şiddetlenirse, daha fazla parçalanma meydana gelebilir ve bu da dış güçlerin Sudan'ın Kızıldeniz limanları üzerindeki etkilerini genişletmeleri için daha fazla fırsat yaratabilir.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamada Kahire, 1976 tarihli karşılıklı savunma anlaşmasına açıkça atıfta bulundu. Kritik kırmızı çizgileri korumak için uluslararası hukuka uygun olarak gerekli tüm önlemleri alma ‘tam hakkını’ teyit etti.

Bu tehlike, Kızıldeniz'in güney girişinde, özellikle de Yemen'in Güney Geçiş Konseyi'nin son zamanlarda yaşadığı aksiliklere rağmen ayrılma hedefiyle daha da artmaktadır, zira bu durum bölgedeki güç dengesini değiştirebilir.

İsrail'in Somaliland'ı tanıması, ardından Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın bu ayın başlarında Somaliland'ın başkenti Hargeisa'ya yaptığı ziyaret ve muhtemelen güvenlik düzenlemelerini de içeren iş birliğinin genişletilmesi konusundaki görüşmeler, Kahire'nin endişelerini keskin bir şekilde artırdı.

Bu gelişmeler, Aden Körfezi yakınlarında İsrail'in varlığının artacağına dair korkuları güçlendiriyor. Bu durum, İsrail'e denizdeki varlığını sağlamlaştırma veya Mısır'ın denizcilik çıkarlarını kuşatabilecek bir ittifak ağı kurma imkanı sağlayabilir.

Sudan'ın Kuzey Darfur’un Faşir şehri yakınlarındaki Zemzem Mülteci Kampı, Ocak 2024 (Reuters)Sudan'ın Kuzey Darfur’un Faşir şehri yakınlarındaki Zemzem Mülteci Kampı, Ocak 2024 (Reuters)

Husilerin Kızıldeniz'deki seyir faaliyetlerini kesintiye uğratan saldırıları, Etiyopya'nın denize doğrudan erişim sağlamak için gösterdiği aralıksız çabalar ve kıyı devletleri dışındaki aktörlerin manevraları da eklendiğinde, Mısır'ı çevreleyen stratejik kıskaç daralmakta ve seyrüsefer özgürlüğünü, Süveyş Kanalı gibi ekonomik can damarlarını ve ülkenin ulusal güvenliğini tehdit etmektedir.

Sert bir yaklaşımın başlangıcı

Birçoğu, 2023 yılının nisan ayında çatışmanın patlak vermesinden bu yana Kahire'nin güney komşusuna yönelik sertleşen söylemleri ışığında Mısır'ın Sudan iç savaşındaki rolünün derinleşeceğini bekliyordu.

Bu yoğunlaşmanın en açık işareti, 2025 yılının Aralık ayı ortasında Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Sudan Ordu K         omutanı Abdulfettah el-Burhan arasında yapılan bir toplantıda ortaya çıktı.

Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamada Kahire, 1976 tarihli karşılıklı savunma anlaşmasına açıkça atıfta bulunarak, Sudan'ın birliği, toprak bütünlüğü ve devlet kurumları da dahil olmak üzere kritik kırmızı çizgileri korumak için uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm önlemleri alma ‘hakkı olduğunu’ teyit etti ve bunlara yönelik herhangi bir tehdidi Mısır'ın ulusal güvenliğine doğrudan bir tehlike olarak değerlendirdi.

Bu sertleşen üslubun ardından, 9 Ocak'ta Kahire'ye atfedilen hava saldırıları şeklinde bir saha operasyonu gerçekleştirildi.

“Riyad, Yemen hükümet güçlerine askeri destek sağladı. Bu destek, güç dengesini değiştiren ve GGK’nın Hadramaut ve diğer bölgelerde elde ettiği kazanımları ortadan kaldıran hava saldırılarını da içeriyordu.

Saldırılar, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'in, Mısır Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile acil görüşmeler yapması için Kahire'ye çağrılmasından sadece iki gün önce gerçekleşti.Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre görüşmelerin ana gündem maddeleri askeri iş birliği, sınır güvenliği ve Kahire ile doğu Libya liderliği arasında kronik bir gerginlik kaynağı olan güney Libya üzerinden silah akışının durdurulmasıydı.

HDK destekçilerine, özellikle Libya'dan gelen ikmal yolları konusunda aylarca tekrar tekrar uyarıda bulunan Mısır, ulusal güvenlik çıkarlarını önceliklendiren bir yaklaşıma kesin olarak geçmiş görünüyordu.

Bu tutum, 14 Ocak'ta Sisi'nin Kahire'de ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos ile görüşmesi sırasında daha da güçlendi.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, ABD’li yetkili Boulos'a, Mısır'ın Sudan'ın güvenliğini ve istikrarını baltalamaya yönelik girişimlerin başarılı olmasına izin vermeyeceğini açıkça belirtti ve iki ülkenin ulusal güvenliği arasındaki varoluşsal bağı vurguladı.

Sudan'ın Port Sudan kentinde, HDK’ya ait İHA’ların yakıt depolama tesislerini hedef alan saldırısının ardından yakıt deposundan yükselen alev ve dumanlar, 5 Mayıs 2025 (Reuters)Sudan'ın Port Sudan kentinde, HDK’ya ait İHA’ların yakıt depolama tesislerini hedef alan saldırısının ardından yakıt deposundan yükselen alev ve dumanlar, 5 Mayıs 2025 (Reuters)

Ancak Mısır'ın eylemleri Sudan'ın ötesine geçiyor. Çünkü bu eylemler, Yemen'in güneyinde Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) ayrılıkçı çabalarını durdurmak için kararlı bir şekilde müdahale eden Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bölgesel güçler tarafından benimsenen daha geniş bir karşı stratejinin parçası.

Riyad, Yemen hükümet güçlerine askeri destek sağladı. Bu destek, güç dengesini değiştiren ve GGK’nın Hadramaut ve diğer bölgelerde elde ettiği kazanımları ortadan kaldıran hava saldırılarını da içeriyordu. Bu durum, Kahire'nin Sudan'da parçalanmayı önleme çabalarını yansıtıyor.

Bu adımlar bir arada değerlendirildiğinde, önemli Arap güçlerinin bölgesel dengeyi yeniden sağlamak, devleti korumak ve dış güçlerin çıkarlarına hizmet etmek için devletlerin kırılganlığını istismar eden parçalanma gündemini engellemek amacıyla koordineli bir çaba içinde olduklarını gösteriyor.

Hedeflerine ulaşmaya kararlı düşmanlarla yüzleşmenin önündeki zorluklara rağmen, Mısır'ın Sudan'a ve Suudi Arabistan'ın Yemen'e müdahalesi, bölgede daha fazla çöküşü önlemek için kararlı bir çabanın başlangıcını temsil ediyor.


SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
TT

SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), dün varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların ülkenin kuzeydoğusundaki Ayn İsa ve Şeddadi kasabaları ile Rakka şehrinde Kürt liderliğindeki güçlere yönelik saldırılarını bugün sürdürdüğünü açıkladı.

SDG’nin yaptığı açıklamada, “Şu anda DEAŞ tutuklularının bulunduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesi çevresinde güçlerimiz ile bu gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor; bu çok tehlikeli bir gelişme” denildi. SDG daha sonra ayrı bir açıklamada, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların tekrarlanan saldırıları sonrasında, binlerce DEAŞ mahkumunun bulunduğu El-Haseke vilayetindeki El-Şeddadi hapishanesinin artık kontrollerinden çıktığını belirtti. SDG, ABD liderliğindeki koalisyonun, defalarca yapılan çağrılara rağmen olaylara müdahale etmediğini kaydetti.

Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)

SDG, "güvenlik felaketini önlemek" amacıyla El-Şeddadi hapishanesine düzenlenen saldırıları püskürtürken onlarca savaşçısının öldüğünü ve çok sayıda yaralı olduğunu açıkladı.

Suriye devlet televizyonunun haberine göre Savunma Bakanlığı medya departmanı direktörü Asım Galyun, Suriye ordu güçlerinin Rakka vilayetindeki El-Aktan hapishanesinin çevresine ulaşarak bölgeyi güven altına aldığını söyledi.

Suriye dün, uluslararası alanda geniş yankı uyandıran yeni bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Anlaşmaya göre, geçen aydan beri devam eden kanlı çatışmaların ardından, tüm cephelerde ve temas noktalarında tam ve derhal ateşkes uygulanacak ve Deyrizor ile Rakka vilayetlerinin idari ve askeri yönetimi Suriye hükümetine devredilecek.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye devlet kurumlarının, yıllardır Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolünde olan kuzeydoğu Suriye'deki Rakka, Deyrizor ve Haseke illerine gireceğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre SDG ile yapılan anlaşma, DEAŞ mahkumları ve kamplarından sorumlu idarenin yanı sıra bu tesisleri korumakla görevli güçlerin de Suriye hükümetine entegre edilmesini içeriyor.