Trump’tan Suriye'den çekilme kararı sonrası Kürtleri rahatlatma hamlesi

(AFP)
(AFP)
TT

Trump’tan Suriye'den çekilme kararı sonrası Kürtleri rahatlatma hamlesi

(AFP)
(AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Tel Abyad ve Rasulayn’dan çekilen asker sayısının 50’yi geçmediğini vurgulayarak ABD’nin Suriye’den çekilme kararının sonuçlarını hafifletmeye çalışan bir görüntü verdi.
Trump, geçen aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı benzer bir telefon görüşmesinden sonra geri çekilme kararı almıştı. Kararın ardından gelen yoğun eleştiriler, dönemin ABD Savunma Bakanı James Mattis ve ABD'nin DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk’un istifa etmelerine neden olmuştu. Şimdi ise Trump’ın hafta başında duyurduğu benzer karara, özellikle ABD Başkanı’na Cumhuriyetçi kanattan yakın isimlerinden verilen tepkiler kendisine kararından geri dönmesi yönündeki çağrılarla sürüyor.
ABD'nin eski DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi McGurk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada binlerce DEAŞ üyesi ve ailelerinin barındığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından yönetilen Suriye'nin kuzeyindeki bir mülteci kampına işaret ederek şunları söyledi:
“Savunma Bakanlığı Genel Müfettişi tarafından DEAŞ terör örgütünün çekirdeği olabileceği konusunda uyardığı 60 bin kişilik Hol Kampı’nı Türkiye’nin yönetme niyeti, isteği ve imkanı yok. Bunun aksine inanmak, ulusal güvenliğimizle dikkatsizce oynanan bir kumardır.”
ABD Kürtleri terk etmedi
Trump, ABD’nin Suriye'de Kürtleri terk etmediğini belirtirken Pentagon da Kürtleri terk etmeyeceklerini doğruladı. ABD Başkanı dün Twitter hesabından paylaştığı bir mesajda  ABD’nin Kürtleri desteklemeye kararlı olduğunun altını çizerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’la 13 Kasım’da Washington'da görüşeceğini duyurdu.
ABD’nin Suriye’nin söz konusu bölgesinden sadece 50 askerini çektiğini belirten Trump, Washington’ın ‘büyük savaşçılar’ olarak nitelediği Kürtleri terk etmediğini vurguladı.
Türkiye'ye sınırları aşmama uyarısı
Türkiye'nin ABD'nin ticari bir ortağı ve NATO'nun önemli bir üyesi olduğunu söyleyen Trump, “Türkiye, gereksiz yere çıkacak bir çatışmanın ekonomisi ve çok kırılgan para birimi için yıkıcı etkileri olacağını biliyor” diyerek sınırların aşılmaması uyarısında bulundu.
Türkiye ile ABD arasındaki ticari iş birliğinin önemine dikkati çeken Trump açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Birçok insan Türkiye'nin ABD'nin büyük bir ticari ortağı olduğunu unutuyor. Aslında onlar F-35 savaş uçağımızın çelik iskeletini yapıyor.”
ABD Başkanı, ricası üzerine Türk yetkililerin daha uzun yıllar hapis yatması öngörülen papaz Brunson'ı sağlıklı bir şekilde geri gönderdiklerinin de altını çizdi.
Cumhuriyetçilerdan sert eleştiri
Diğer yandan Trump'ın kararı Washington'da, özellikle de üst düzey müttefiklerinin aralarında bulunduğu Cumhuriyetçilerin arasında sert eleştirilere neden oldu. Bununla birlikte karar, ABD’nin Suriye’de DEAŞ’a karşı mücadelesinde en etkili güç olarak dayandığı Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) büyük bir darbe olarak görüldü.
Cumhuriyetçilerin Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell, ABD birliklerinin Suriye'den hızla çekilmesinin sadece Rusya, İran ve Esed rejimine fayda sağlayacağını vurguladığı açıklamasında şunları söyledi:
“Bu durum DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin yeniden örgütlenmeleri riskini artıracak. ABD Başkanı Trump'a DEAŞ ile mücadelenin devamlılığı ve NATO müttefikimiz Türkiye ile Suriye’de terörle mücadeledeki yerel ortaklarımız arasında çatışmayı önlemek için Amerikan liderliğini kullanmaya çağırıyorum.”
Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi de benzer bir açıklamada bulunarak kararın bölgenin güvenlik ve istikrarına karşı ciddi bir tehdit oluşturduğunu, İran ve Rusya'ya tehlikeli bir mesaj gönderdiğini ve Washington’ın müttefiklerine ABD'nin artık güvenilir bir ortak olmadığını gösterdiğini söyledi.
Trump’a yakın isimlerden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da Twitter üzerinden verdiği bir dizi mesajda kararın ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerine yönelik etkileri konusunda uyarıda bulundu. Askerleri geri çekme kararını şiddetle eleştirdi. Graham söz konusu mesajlarından birinde, metni ilk gördüğünde önce eski Başkan Barack Obama'nın ABD askerlerini Irak'tan çekme kararına dair bir açıklama okuduğunu düşündüğünü söyledi.
Graham sonraki Twitter mesajında şunları söyledi:
“DEAŞ’la mücadeleye kendini feda eden Amerikalılar ve müttefikleri için çok üzülüyorum. Çünkü bu karar, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını destekliyor. Çok üzücü. Çok tehlikeli. Başkan Trump, radikal İslamcılarla savaşmaktan bıkmış olabilir. Ama onlar bizimle savaşmaktan bıkmıyor.”
Nikki Haley: Türkiye bizim dostumuz değil
ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley de kararı Twitter üzerinden eleştirenler arasındaydı:

“Eğer müttefiklerimizin arkamızı kollamalarını istiyorsak biz de onların arkasını kollamalıyız. Kürtler, Suriye'de DEAŞ’la olan başarılı mücadelemizde rol üstlendiler.  Onları ölüme terk etmek büyük bir hata. Türkiye bizim dostumuz değil.”
Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz da Twitter hesabından yaptığı benzer bir açıklamada şunları söyledi:
“Türkiye öldürürken hiçbir şey yapmadan oturursak sinir bozucu olur. Gelen haberler, Türkiye lideri Erdoğan'ın Başkan Trump'a bunu yapmak istediğini açıkça söylediğini gösteriyor.”
Florida Senatörü Marco Rubio da Twitter mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Eğer ABD’nin Suriye’den çekilmesine dair haberler doğruysa, Trump yönetimi Suriye’nin çok ötesinde sonuçları olabilecek ciddi bir hata yapıyor demektir. Bu durum İran'ın mevcut yönetim altındaki vizyonunu doğrulayacak ve daha geniş, daha ciddi bir bölgesel savaşa yol açabilecek düşmanca saldırılar düzenlemeleri için onları cesaretlendirecektir.”
Eski Arkansas Valisi ve Trump’ın en büyük destekçilerinden olan Mike Huckabee, “ABD’nin Kürtleri terk etmesi büyük bir hatadır” dedi.
Aynı zamanda eski Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders’in babası da olan Huckabee açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Asla onlar için savaşmamızı istemediler. Sadece onlara kendilerini savunmaları için teçhizatlar verildi. Onlar samimi müttefiklerdi. Onları terk edemeyiz.”
Konuya dair bir diğer açıklama da Nebraska Senatörü Ben Sasse’den geldi:
“Trump'ın aldığı kararın kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere bizimle savaşan müttefiklerimizin katledilmesine neden olabilir. Türkiye, masum Kürtleri öldürmeden önce NATO’nun bir üyesi olarak ayrıcalıklı konumunu dikkatle gözden geçirmeli. Amerikalılar, soykırım rejimlerinin ortağı değildir.”
Trump ve Erdoğan arasındaki görüşmenin ayrıntıları
İsminin açıklanmasını istemeyen ve basına telefon aracılığıyla demeç veren ABD yönetiminden bir yetkili, Trump ile Erdoğan arasındaki telefon görüşmesine ilişkin açıklamasında “Görüşme olumlu başladı fakat Washington ile Ankara arasındaki ilişkiyi olumsuz yönde etkileyerek beklenmedik bir şekilde sona erdi” dedi.
Telefon görüşmesinde Trump’ın Türk mevkidaşını Suriye’de sınırları aşan bir adım atması halinde ülkesinin ekonomisini yok etmekle tehdit ettiğini söyleyen yetkili, “Görüşme, ABD ve Türkiye’nin Suriye-Türkiye sınırındaki güvenli bölgeyi oluşturmak için çalıştıkları bir zamanda gerçekleşti” ifadelerini kullandı.
Güvenli Bölge mekanizmasının SDG, ABD ve Türkiye arasındaki bir uzlaşıya dayandığını ifade eden yetkili, “Mekanizmanın Türklerin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünüyorduk” diye konuştu. Yetkili, Trump'ın telefonda ayrıca Türkiye'nin Rusya’dan aldığı S-400 füze savunma sistemi anlaşması ve Türkiye’nin F-35 savaş uçağı üretim programından çıkarılarak uçakların Ankara’ya tesliminin askıya alınmasının yanı sıra, iki ülke arasında 100 milyar dolarlık bir ticaret anlaşması yapılması ihtimaline de değindiğini kaydetti.
Bu konulara ilişkin olumlu bir görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeydoğusuna girme sorununu gündeme getirdiğini belirten yetkili şunları söyledi:
“Erdoğan, geliştirdiğimiz ve uyguladığımız güvenli bölge mekanizmasının ihtiyaç ve taleplerini karşılamadığını, detayları belirtilmeyen tek taraflı bir işlem yapmak istediğini fakat ABD’nin de desteğini beklediğini açıkça ifade etti.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’tan hiç beklemediği bir karşılık aldığını söyleyen ABD’li yetkili açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Trump, ABD’nin bu tür bir operasyonu desteklemeyeceğini, bunun çok kötü bir fikir olduğunu söyleyerek operasyonun Türkiye ve bölge halkına DEAŞ’la mücadelede daha iyi bir güvenlik imkanı sağlayamayacağının altını çizdi.”
Trump’ın verdiği yanıtın Erdoğan’ı şaşırttığını çünkü destek konusunda onu ikna edebileceğini düşündüğünü söyleyen yetkili, ABD yönetiminin Türkiye’nin operasyonunu desteklemediğini göstermek için askerlerini Türkiye-Suriye sınırındaki konumlarından çektiğini belirtti. Yetkili, “Bu birliklerin sanki Türkleri Suriye'ye doğru hareket etmekten alıkoyuyor gibi orada kalmasını istemiyoruz” dedi.
ABD’nin Suriye'nin kuzeyindeki askeri varlığında bir değişiklik olmadığına dikkati çeken yetkili “Siyasi varlığımızın yanı sıra askeri varlığımızı da gözden geçiriyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pazartesi günkü tutumu öncekinden daha katıydı” ifadelerini kullandı.
Yetkili ayrıca ABD yönetiminin gelecekte olabilecekler açısından durumu gözden geçirdiğini belirtti:
“Türklerin askeri bir operasyon için pratikte hazır olduklarına dair çeşitli göstergelere sahibiz. Ancak operasyonun ne zaman başlayacağını bilmiyoruz. Muhtemelen olmayacaktır. Ama yine de olma ihtimali yüksek gösteriliyor. Bununla birlikte operasyonun küçük çaplı mı yoksa büyük çaplı mı olacağını da bilemiyoruz.”
Güvenli Bölge mekanizması askıya alındı
ABD’nin artık uygulamaya devam etmenin bir anlamı kalmadığı ve Türklerle askeri teması sürdüreceği için Güvenli Bölge mekanizmasını askıya aldığını belirten yetkili, Washington’ın Türkiye için askeri etkileri ve olumsuz mesajları olabilecek bir adımla, Suriye’nin kuzeydoğusundaki hava sahasını Türkiye’ye kapattığını açıkladı.
Türkiye uçaklarını kullanamayacak
Şu anki durumu kontrol altında tuttuklarını ve yakın gelecekte bu durumu değiştirmeye niyetleri olmadığını söyleyen yetkili açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Personelimizi ve birliklerimizi korumak için mevcut durum üzerindeki kontrolümüzü koruma konusunda istekli ve enerjik olacağız. Bu adım, Türkiye için Suriye topraklarına yapılacak herhangi bir operasyonda savaş uçaklarını kullanamayacağı anlamına geliyor. Bu da Türkiye’nin sahadaki ilerlemesini engelleyecektir. Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri operasyonunu ne ABD’nin ne de uluslararası toplumun desteklemeyeceğini anlamalı. Bunun dışında ne yapacağımızı bilmiyoruz.”



Washington ve Tahran, niyetlerini test etmek amacıyla görüşmeler yapacak

ABD Donanm personeli, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış için savaş uçaklarını hazırlıyor (CENTCOM/X)
ABD Donanm personeli, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış için savaş uçaklarını hazırlıyor (CENTCOM/X)
TT

Washington ve Tahran, niyetlerini test etmek amacıyla görüşmeler yapacak

ABD Donanm personeli, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış için savaş uçaklarını hazırlıyor (CENTCOM/X)
ABD Donanm personeli, USS Abraham Lincoln uçak gemisinden kalkış için savaş uçaklarını hazırlıyor (CENTCOM/X)

Bölgede artan askeri teyakkuz ve yaklaşan savaş tehdidi ortamında, İran ve Amerikan yetkilileri bugün Umman'ın başkenti Maskat'ta niyetleri değerlendirmek amacıyla görüşmeler yapıyor.

Washington, Tahran'ın füze programını ve bölgesel rolünü görüşmelere dahil etmeyi amaçlarken, Tahran ise görüşmeleri nükleer meseleyle sınırlamakta ısrar ediyor. Tahran, zenginleştirme ve füze yeteneklerinin dokunulmaz kırmızı çizgiler olduğunu savunuyor.

ABD elçisi Steve Wittkoff, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'den önce Maskat'a geldi; bu sırada birçok bölgesel ülke, gerginliğin artmasını ve savaşı önlemek için temas ve çabalarını yoğunlaştırdı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran liderliğinin mali hamlelerinin Tahran'da "sonun" yaklaştığını gösterdiğini söylerken, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran ile müzakerelerin, ABD'nin Yüksek Lider Ali Hamaney ile doğrudan temasının olmaması nedeniyle karmaşıklaştığını ifade etti.

İran, Hürremşehr-4 füzelerinin konuşlandırıldığını duyururken, İran askeri sözcüsü ABD üslerine erişimin "kolay" olduğunu ve bunun da üslerin "zaafiyetini" artırdığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran Yüksek Lideri'nin danışmanı Ali Şemhani, üst düzey bir savunma komitesinin başına atandı.

İsrail'de Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Tahran'ın savaşa girmesi durumunda ordunun sürpriz saldırılara hazır olduğunu ifade etti.


Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters