Sudan'da ilk kadın yargıtay başkanı atandı

Sudanlı kadınlar uzun süre yargı reformları konusunda düzenlenen protestolarda ön sıralarda yer aldı (Reuters)
Sudanlı kadınlar uzun süre yargı reformları konusunda düzenlenen protestolarda ön sıralarda yer aldı (Reuters)
TT

Sudan'da ilk kadın yargıtay başkanı atandı

Sudanlı kadınlar uzun süre yargı reformları konusunda düzenlenen protestolarda ön sıralarda yer aldı (Reuters)
Sudanlı kadınlar uzun süre yargı reformları konusunda düzenlenen protestolarda ön sıralarda yer aldı (Reuters)

Sudan’da geçiş dönemi boyunca ülkeyi yönetecek olan Sudan Egemenlik Konseyi, pazartesi günü, yaptığı açıklamada ülke tarihinde ilk kez Yargıtay başkanı olarak bir kadının atandığını bildirdi.
Konsey, Nimet Abdullah’ı Yargıtay Başkanı, Tac es-Sir el-Habr'ı da Başsavcı olarak atadı. Egemenlik Konseyi ayrıca çıkarttığı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Güvenlik ve Savunma Konseyi’ni kurdu. Güvenlik ve Savunma Konseyi’nin görevleri arasında savaş ve anayasa belgesinin hükümlerine göre tamamen veya kısmen seferberlik ilan etmek yer alıyor.
Sudan Egemenlik Konseyi Sözcüsü Muhammed el-Faki Süleyman, basına yaptığı açıklamada Yargıtay Başkanı ve Başsavcı atamalarının anayasa belgesinin hükümleri uyarınca yapıldığını ve Adalet Bakanlığı’nın söz konusu atama kararlarının resmi gazetede yayımlandığını belirtti. El-Faki sözlerine şöyle devam etti:
“Yargıtay Başkanı ve Başsavcı önümüzdeki dönemde bu iki kuruma başkanlık yapacak kişiyi belirlemek için Yargı ve Savcılık Konseyi’ni  kurmak üzere çalışmalara başlayacak. Yargı ve Savcılık Konseyi, belirli bir zaman dilimi içerisinde yolsuzluk dosyalarını ve eski rejim döneminde işlenen suçları ele alacak. Sudan'ın devrik lideri Ömer el Beşir döneminde yargıda meydana gelen ihlallerin ortadan kaldırılması amacıyla anayasa belgesinin, Egemenlik Konseyi’ne verdiği ayrıcalık sayesinde Yargıtay Başkanı ve Başsavcı atamaları yapıldı. Egemenlik Konseyi normal şartlar altında Yargıtay Başkanı ve Başsavcı atamalarına müdahale etmez. Ancak ülke zor günlerden geçiyor ve anayasa belgesi bu durumu gözeten maddeleri içeriyor.”
Nimet Abdullah, Sudan’da ve Arap dünyasında yargıya başkanlık eden ilk kadın. Nimet Abdullah, yargının hükümet karşıtı protestolara katılmaları halinde hakimler hakkında cezai önlemler alınacağı yönündeki tehditlere rağmen hakimlerin devrime destek vermek için gerçekleştirdiği protestolarda yer almıştı.
Sudan’da Askeri Geçiş Konseyi feshedilerek yerine Egemenlik Konseyi kurulmadan önce Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin (ÖDBG) Yargıtay Başkanlığı için gösterdiği aday Abdulkadir Muhammed Ahmed ve Başsavcılık için gösterdiği aday Muhammed Abdulhafız seçilmedi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Güvenlik ve Savunma Konseyi ilk toplantısını tüm üyelerinin katılımıyla önümüzdeki perşembe günü gerçekleştirecek. Toplantıda ülkedeki güvenlik politikaları ele alınacak.
Güvenlik ve Savunma Konseyi’ne Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan başkanlık ederken Egemenlik Konseyi’nin tüm üyeleri Güvenlik ve Savunma Konseyi’ne üye oluyor. Aynı şekilde Başbakan, Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ile Maliye ve Ekonomik Planlama Bakanı da Konsey’in üyeleri arasında yer alıyor.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 7’inci maddesine göre Güvenlik ve Savunma Konseyi, savunma ve güvenlik politikalarını hazırlamak ve ülkenin güvenliği ve toprak bütünlüğü ile ilgili tüm devlet organları için bağlayıcı kararlar almakla sorumlu. Güvenlik ve Savunma Konseyi aynı zamanda ulusal güvenlikle ilgili anlaşmaları onaylayarak dış politika ve uluslararası iş birliği alanlarında savunma ve güvenliğe ilişkin konularda yönlendirmelerde bulunma yetkisine sahip.
Güvenlik Konseyi’nin görevleri arasında planlama ve savunma politikaları geliştirmek, ihtiyaçları karşılamak, Silahlı Kuvvetler ve diğer kurumların kaynaklarını temin etmek ve halkın moralini yüksek tutacak politikalar geliştirmek de bulunuyor.
Sudan – Etiyopya ilişkileri
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Etiyopyalı mevkidaşı Abiy Ahmed ile ikili ilişkileri ile bölgesel ve uluslararası ortak meseleleri görüşmek için Etiyopya’yı ziyaret etti. İki gün sürmesi beklenen ziyarette Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da silahlı grupların liderleri ile yoğun toplantılar gerçekleştirilecek. Bu toplantı Juba’da gerçekleştirilecek barış görüşmeleri öncesi hazırlık niteliğinde olacak.
Hükümetin, barışın sağlanması yönünde adım atacağını duyuran Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed Hasan et-Tayşî, hükümet tarafından onaylanan anayasa belgesinin halkın kapsamlı ve adil bir barış süreci isteğini yansıttığını belirtti.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.