İran: Devrim Muhafızları'nın planı Ruhani'nin yetkilerini azaltmak

Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
TT

İran: Devrim Muhafızları'nın planı Ruhani'nin yetkilerini azaltmak

Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
Soldan sağa: İran'ın rejim lideri "Rehber" Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani

Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), bir sonraki İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce hükümet kurma yasasını değiştirmeyi planlıyor. Söz konusu plan, seçimlerde bakanlıkların adaylar arasında paylaşılmasını ve adayların koalisyon hükümeti kurmalarını hedefliyor. Yürürlükte olan kanun değişirse, oyların yüzde 10’unu alan adaylar, bakanlıklara adaylığını koyabilecek.
2017 seçimlerinde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin seçildiği mevcut yasaya göre; dışişleri, savunma ve güvenlik bakanlarını kendisi seçen cumhurbaşkanı; yükseköğretim, eğitim, kültür ve medya bakanlıkları adayları Devrim Rehberi ile (Hamaney) de koordinasyon kuruyor.
Devrim Muhafızları ise Ruhani’nin politikalarını ve parlamento bloklarının inadını görmezden gelerek hükümetin oluşumunu cumhurbaşkanına ait ‘tek bir odaktan’ ayırmakta ısrar ediyor.
İran rejiminin lideri "Rehber" Ali Hamaney’e yakın akımlarla iç uzlaşmaya varması beklenen planın, parlamento sisteminin gözden geçirilmesini talep edenler ve İran cumhurbaşkanlığı sisteminin destekçileri arasında da orta yolu bulması bekleniyor.
Hamaney’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geniş yetkileri var. Seçimlerdeki adayların likâyatlarını değerlendirmekten sorumlu birim olan İran Anayasa Koruma Konseyi’nin (Şurayı Nigehban) 12 üyesinden yarısı, Hamaney tarafından din adamları arasından seçiliyor. Diğer yarısı ise yine Hamaney’in rehberlik ettiği yargı başkanı tarafından hukukçular arasından seçiliyor.
Hamaney, geçtiğimiz hafta Devrim Muhafızları liderlerini dört duvar arasında kalmayıp sınır ötesi görüşüne sahip olmaları konusunda uyarmıştı.
Hükümetin cumhurbaşkanlığı adayları arasında paylaşımı planı, Devrim Muhafızları’nı terk ettikten sonra siyasete atılan adayların yıllar süren başarısızlığının ardından geldi. Tahran eski Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Devrim Muhafızları saflarından cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan adaylardan sonuncusuydu. Ancak Galibaf, Hamaney’in makamı ve hilafeti için önde gelen adaylardan olan İran Yargı Başkanı İbrahim Reisi lehine geri çekilmişti. Galibaf, 2013 seçimlerinde 6 milyon oy alarak, 18 milyon oy alan Ruhani’nin ardından ikinci olmuştu.
Galibaf’tan önce ise, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri ve İran Devrim Muhafızları'nın eski Komutanı Muhsin Rızai, art arda üç cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterilmişti. Rızai, 2005 seçimlerinde ‘koalisyon hükümeti’ sloganını, 2009 seçimlerinde ise ‘kapsayıcı hükümet ve umut toplumu’ sloganını ortaya atmıştı. Ancak her iki seçimde de o sırada Hamaney’e yakın olan eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad tarafından mağlup edilmiş, 2013’te ise Ruhani tarafından yenilmişti.
Önceki seçimlerde Galibaf’ın ismi, olası bakan olarak düşünülüyordu. Reformcu gazeteler ise bu konuda daha da ileriye gidip Galibaf’ın İshak Cihangiri’nin yerine İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olma olasılığı hakkında bilgi aktarmıştı. Meclis Başkanı Ali Laricani de Karayolu ve Ulaştırma Bakanlığı’nın Galibaf’a verilmesini önermişti.
İranlı yetkililer, Yeşil Hareketi protestolarının devam ettiği dönemdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mahmud Ahmedinejad zaferinin ilan edilmesi ve reformist taraflar Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi’ye Şubat 2011’de ev hapsi verilmesinin ardından gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çekişmelerinden korkuyor.
2011 yılının Ekim ayında Hamaney’in, başbakanlık görevlerinin gözden geçirilmesi hususundaki açıklamaları başkanlık sisteminin parlamenter sistemle değiştirilmesi konusunda birçok spekülasyona yol açmıştı. Söz konusu açıklamalarda Hamaney, “Günün birinde parlamenter sistemin hükümet yetkililerini seçmede daha iyi olduğunu düşünürsek mevcut mekanizmayı değiştirmekte sorun olmaz” demişti.
2017 yılı Ekim ayının başında, Hasan Ruhani’nin ikinci başkanlık dönemi için anayasa yemini etmesinden iki ay sonra parlamento üyeleri, anayasanın gözden geçirilmesi ve başkanlık sisteminin parlamenter sistem ile değiştirilmesi konusunda Hamaney’e bir mesaj yollamıştı. Parlamento İç Hukuk Özel Komitesi Başkanı İzzetullah Yusufyan Molla ise hükümet ile parlamento arasındaki ilişkilerin doğası hakkında korkularını dile getirerek “Parlamentodaki mevcut yasa ve kuralların denetlenmesi konusu, hükümetle yüzleşmek anlamına geliyor. Pek çok kişi, parlamenter ilişkilerin sorumluluk ve güven üzerinde kurulduğunu düşünüyor” dedi.
Muhafazakar hareket, sistemin değiştirilmesine itiraz etmiyor. Ancak Hamaney, mayıs sonunda yaptığı açıklamada “Parlamenter sistem, başkanlık sisteminden çok daha sorunlu” diyerek anayasanın gözden geçirilmesi için ayrıntılı bir tartışma gerçekleştirildiğine atıfta bulundu. İranlı analistler ise, İran birimlerinin yapısında köklü bir değişikliğin çok da uzak olduğunu düşünmüyor.
Başkanlık sisteminden parlamento sistemine geçilecek olması, hükümet oluşturmak için başbakanı parlamentonun seçeceği anlamına geliyor. Şuan ki sistemde ise seçilmiş başkan, kabine kurabiliyor.
Ruhani, çarşamba günü yaptığı açıklamada, parlamento seçimlerine herkesin katılması çağrısında bulunarak “Bütün akımlara zafer duygusunu tattırmalıyız. Herkesin seçimlere katılma fırsatı olmalı” dedi. Anayasa Koruma Konseyi sözcüsü ise “mevcut başkanın eski başkanlardan daha fazla yetkisinin olduğunu” ifade ederek Ruhani’yi eleştirdi.
İranlılar, cumhurbaşkanlığı seçiminden ve Ruhani'nin görev süresinin bitmesinden bir yıl önce Şubat 2020'de yeni parlamento seçimleri için sandık başına gidecek. Geçtiğimiz cumartesi günü; Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi ve Anayasa Koruma Konseyi temsilcileriyle beraber hükümet ve yargı temsilcileri kapalı kapılar ardında ‘ülkedeki yasama sisteminin kapsamlı politikaları’ üzerinde görüştü.
Politikalar, parlamentonun çıkardığı yasaları rejimin genel politikalarına uygun hale getirmeyi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi ve Anayasa Koruma Konseyi ile işbirliği yapmayı amaçlıyor.
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) ve Anayasa Koruma Konseyi’nin ‘İran’ın Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’na (FATF)’ katılması hakkında çekinceleri bulunuyor. İran Hükümeti ise FATF standartlarına uyarak İran ve uluslararası bankacılık ilişkilerini kolaylaştırmak istiyor. Devrim Muhafızları liderleri, ABD yaptırımlarının sıkılaştırılmasıyla daha da kötüleşen İran ekonomisinde artık yalnızca radikal çözümler alınması konusunda hemfikirler.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.