Avrupa ülkeleri arasında obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye

Avrupa ülkeleri arasında obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye
TT

Avrupa ülkeleri arasında obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye

Avrupa ülkeleri arasında obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye

Kronik, önlenebilir ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olan obezite, dünyanın ve Türkiye’nin en önemli sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Obezitenin hastalıktan ziyade kozmetik bir sorun olarak görülmesi ise obeziteyle mücadelenin önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
Obezite sıklığı dünyada ve Türkiye’de giderek artıyor. Türkiye ise 20 milyon obezite hastası ile Avrupa’da obezite görülme oranının en yüksek olduğu ülke konumunda yer alıyor. Her 3 yetişkinden birinin sağlıklı kiloda bulunduğu Türkiye’de, ilköğretim çağındaki her dört çocuktan birinde de kilo fazlalığı bulunuyor.
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği 11 Ekim Dünya Obezite Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında obeziteye ve buna bağlı sorunların önemine yönelik farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından yapılan açıklamada, kültürel ve çevresel faktörlerin, alışkanlıkların, genetik yatkınlıkların, bazı ilaçların neden olduğu kilo artışının ve bazı endokrin hastalıklar gibi faktörlerin obezitenin nedenleri arasında yer aldığı belirtildi.
Obezite sorununun çözümündeki en etkili adımın obezitenin önlenmesi olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Bunun için öncelikle toplumun yaşam biçimini ve beslenme alışkanlıklarının doğru biçimde şekillenmesi gerekir. Merkezi yönetim (Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı), yerel yönetimler (Belediyeler), sivil toplum kuruluşları (Hasta dernekleri, Mesleki kuruluşlar vb) ve basın işbirliği içinde obezitenin önlenmesi için ortak çalışmalar yapmalıdır” denildi.
Beden kitle indeksiniz 30 sınırının üstündeyse dikkat
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper Sönmez ise konuya ilişkin İHA muhabirine yaptığı açıklamada, insan vücudunun yaklaşık üçte biri ile dörtte birinin yağ dokusundan oluştuğunu, yağ dokusunun artış miktarına göre kilo fazlalığı veya obezite tanımlarının kullanıldığını belirtti. Bu tanımlamalar için Beden Kitle İndeksi veya Bel Çevresi ölçümünün kullanılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Sönmez, Beden Kitle indeksi 25kg/m2 den fazla olursa kilo fazlalığı, 30 kg/m2 den fazla olursa obeziteden söz edilebileceğini kaydetti. Bel Çevresi ölçümünün ise obezitenin tespitinde daha hassas bir ölçüt olduğunu, Türkiye için obeziteyi gösteren Bel çevresi değerlerinin Kadınlarda >90cm, Erkeklerde ise >100cm olduğunu ifade etti.
Türkiye’de her 3 yetişkinden biri obezite hastası
Türkiye’de obezite sıklığının yüksek olduğunu vurgulayan Sönmez, "Obezite, sanki Kuzey Amerika’da çok görülür diye bilinir ama istatistikler öyle değil. Türkiye, Avrupa’nın obezite sıklığı en yüksek olan ülkesi. Dünya sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de obeziteli birey oranı yüzde 32. Bu durumda, her 3 yetişkinden bir tanesinin obezite hastası olduğunu, bir tanesinin de kilo fazlalığı olduğunu söyleyebiliriz. Yani her 3 yetişkinden 1 tanesi sağlıklı kiloda aslında” diye konuştu.
Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme obeziteye neden oluyor
Genlerimize uygun bir hayat yaşamadığımızı söyleyen Sönmez, “Bizim genlerimiz vahşi bir hayvan gibi ama biz bu döngüyü kırmış ve modernleşmiş bir insanlığız. İnsanlığın hayatı, 2 milyon yıl böyle geçmiş. Giderek ivmeli bir şekilde doğamıza aykırı yaşamaya başladık. Çok az hareket ediyoruz. Yediğimiz gıdaların neredeyse hiçbiri doğal değil. Ekmeğimiz, manavdan aldığımız sebzemiz, meyvemiz suni ve katkılı ürünler. Bunlar, bizim obezite hastası olmamızda çok ön planda. Maruz kaldığımız reklamlar. Hepimiz karnımızı acıktıran onlarca sinyalle karşı karşıya kalıyoruz ki obezite çevresel faktörlerin de önemli olduğu bir hastalık. Obezite çeldiricilerin neden olduğu bir hastalık. Dolayısıyla toplumsal bir hastalık. İnsanlık eskisi gibi uyku ve uyanıklık döngüsü olan bir durumda değil. Ürünlerin içine geçen kimyasallar da bizim iştah merkezimizi çok olumsuz etkiliyor. Obezitenin ailesel birikimi de vardır. Bu birikiminin de altında genetik yatkınlık vardır denilebilir. Bu bir kader değildir ama bir risktir” şeklinde konuştu.
Obezite hastalığının olmaması durumunda dünyadaki kronik hastalıkların da önemli bir kısmının olmayacağının altını çizen Sönmez, koroner arter hastalıklar, diyabet, hipertansiyon birçok kanser türü, yağlı karaciğer hastalığı, reflü, safra taşı, varis, topuk dikeni, eklem kireçlenmesi gibi hastalıkların altında kilo fazlalığının olduğunu ifade etti. Öte yandan Sönmez, obeziteyle ilişkili hastalıkların ölüme yol açabileceğini ve yaşam kalitesini düşürebileceğini söyledi.
Obezite sağlık ekonomisini olumsuz etkiliyor
Sönmez, obezitenin sağlık ekonomisine büyük bir yük oluşturduğunu aktararak, “Türkiye’de diyabete harcanan sağlık bütçesi bütün sağlık bütçesinin yaklaşık 4’te 1’i kadar. Bizim diyabet hastalarımızın yüzde 90’ının kilo fazlalığı ve obezitesi var. Diyabete harcanan o bütçeyle yeni yollar, yeni Marmaraylar, yeni havaalanları yapılabilir” dedi.
Obezite cerrahisi bilimsel olmalı, hastalar bilinçli olmalı
Obezite cerrahisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sönmez, “Obezite cerrahisi, doğru kişilere, doğru yerlerde ve doğru yöntemlerle yapılması koşuluyla son derece önemli ve gerekli bir tıbbi müdahaledir. Obezite cerrahisi elbette Türkiye’de 20 milyon obezite hastasının sorununu çözemez. Bu konu, sivrisinekle mücadele gibidir. Aslında biz bu bataklığı kurutmalıyız. Yaşam biçimi, diyet, tıbbi tedavi yöntemlerine rağmen faydalı olamadığınız hastalarda obezite cerrahisi doğru bir yaklaşımdır. Bazı tanım kargaşalarını düzeltmek doğru olacaktır. ’Obezite Cerrahisi’, ‘Bariatrik Cerrahi’ ve ‘Metabolik Cerrahi’ aynı şeylerdir. Hepsinde kullanılan temel cerrahi yöntemler aynıdır. Bu ameliyatlar için Dünyada ve ülkemizde iki temel yöntem uygulanır. Bunlar dışındaki yöntemler ancak deneysel koşullarda, araştırma amaçlı yapılmalı ve hastalar doğru biçimde bilgilendirilmelidir. Bazı meslektaşlarımız da ‘Diyabet Cerrahisi’ adı altında henüz geçerliliği kanıtlanmamış dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde kullanılmayan cerrahi yöntemleri hastalara uyguluyorlar. Temel cerrahi yöntemler dışındaki yöntemlerle yapılan ameliyatların denetim altına alınması gereklidir. Bu tür yöntemlerden zarar gören hastalar bize sık sık başvuruyorlar” ifadelerini kullandı. Öte yandan günümüzde obezite hastalarına bilimsel dayanağı olmayan diyetler, bitkiler, ilaçlar ve cerrahi yöntemler önerildiğini belirten Sönmez, bu kişilere güvenilmemesi konusunda uyarıda bulundu.
Dünya obezite gününün obezitenin önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Sönmez,” Obezite, hepimizin her gün gördüğü ve görmeye alıştığı bir sorun. Obezite bir hastalık. Ne yazık ki çevremizdeki obezite ve kilo fazlalığı olan insanlara gözümüz o kadar alıştı ki artık onun bir hastalık olduğunu düşünmüyoruz bile. Obezite kozmetik bir sorun değil bir hastalıktır” açıklamasında bulundu.
“Bir önlem almadım”
Obezite hastası Berkehan Tokar, obeziteye karşı bilgi sahibi olduğunu, obezite hastası olduğunu bildiğini fakat sağlıklı beslenmeye dikkat etmediğini söyleyerek “Devamında bir önlem almadım. Öğrenci olduğum için, pratik olması bakımından makarnayla beslendim. Vücut kitle indeksimi ve durumu buna bağlayabilirim” dedi.
Çevresinde obezite hastası arkadaşları olduğunu belirten Gizem Özmen ise, “Çok sağlıksız ve düzensiz besleniyorlar. Hareket etmiyorlar. Ben de çok dikkat etmiyorum. Sağlıksız beslenme tabi ki var ama kendimi olabildiğince kontrol etmeye çalışıyorum” dedi.
“Arkadaşım kilosundan kaynaklı askere gidemedi”
Beden kitle indeksi ölçütlerine göre obezite hastalığı risk gurubuna girdikten sonra diyet ile kilo verdiğini aktaran bir vatandaş ise, “İki tane arkadaşım var obezite. .Sağlık açısından iyi bir şey değil. Diyet yapmalarını tavsiye ediyorum. Kalp krizinden başlayarak birçok hastalığa kadar gidebiliyor. Bir tane arkadaşım kilosundan kaynaklı askere gidemedi. Diyetisyene gidiyor ama uymadığı zaman bir anlam ifade etmiyor. Diyetle birlikte spor yaptığınız zaman kilo vereceksinizdir” ifadelerini kullandı.



Reytingler yetmedi: İki diziye birden veda

Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
TT

Reytingler yetmedi: İki diziye birden veda

Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)

Televizyon dünyasının devlerinden CBS, iki dizisinin fişini çekti. Yayın hayatına Ocak 2025'te başlayan drama dizisi Watson ikinci sezonunun ardından, geçen yıl ekimde ekrana gelen komedi DMV ise yalnızca ilk sezonunda sona erecek.

Başrolünde Morris Chestnut'ın yer aldığı Watson, Dr. John Watson'ın suç mahallerinden ayrılıp tıbbi gizemleri çözmeye odaklandığı modern bir anlatı sunuyordu. Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes hikayelerinden esinlenen Watson, başkahramanın dostu ve ortağı Holmes'un, ezeli düşmanı Moriarty'nin ellerinde hayatını kaybetmesinden 6 ay sonrasında geçiyordu. Dizinin ikinci sezonunda, Watson ve "doktor-dedektiflerden" oluşan ekibi, Moriarty'yi (Randall Park) mağlup etmelerinin ardından nadir görülen hastalıkları araştırmayı sürdürüyordu.

Ancak son sezonda hikaye, öldüğü varsayılan Sherlock Holmes'un (Robert Carlyle) yeniden ortaya çıkmasıyla sarsıcı bir hal alıyor. Bu dönüş, Watson'ı kendi bedeninde saklı bir geçmişle yüzleşmeye zorluyor. Dizinin yaratıcılığını Craig Sweeny üstlenirken, yapımcı kadrosunda Morris Chestnut ve Larry Teng gibi isimler yer alıyordu.

CBS Studios imzalı dizi, Ocak 2025'te izleyiciyle buluşmuştu. İlk sezonundaki güçlü performansın ardından Mart 2025'te ikinci sezon onayı almıştı. Reyting ölçüm şirketi Nielsen'in verilerine göre ikinci sezonun final bölümü, yayımlandığı gün 3,1 milyon izleyiciye ulaşmıştı.

Ekim 2025'te prömiyerini yapan işyeri komedisi DMV ise Doğu Hollywood'daki motorlu taşıtlar dairesinde geçen absürt olayları anlatıyordu. Dana Klein tarafından yaratılan dizi, birbirinden eksantrik karakterlerden oluşan bir ofis ekibine odaklanıyordu. DMV'de Harriet Dyer, Tim Meadows ve Tony Cavalero, düşük ücretlerle çalışan, bir yandan ofis içi ve kişisel sorunlarla boğuşurken bir yandan da bu kuruma gitmekten özellikle kaçınan müşterilerle uğraşmak zorunda kalan çalışanları canlandırıyordu.

Dizinin 16 Mart'ta ekranlara gelen Test Sürüşü (Test Drive) adlı bölümü, ilk yayınında 2,8 milyon izleyici çekmişti.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Billie Eilish'in ısrarlı takipçisine tren çarptı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Billie Eilish'in ısrarlı takipçisine tren çarptı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Şarkıcı Billie Eilish'i ısrarla takip etmekle suçlanan bir adamın, New York'un Long Island adasında koşu yaparken tren çarpması sonucu öldüğü bildirildi.

Yerel yetkililere göre 30 yaşındaki Prenell Rousseau'ya çarşamba günü sabah 5.38 civarında bir LIRR treni çarptı.

New York Post'un haberine göre Rousseau, rayların "üzerinde veya yakınında" koşuyordu ve ölümünün kaza sonucu meydana geldiği düşünülüyor.

Rousseau, 2020'de Eilish'in evine davetsiz şekilde defalarca gitmesi üzerine gözaltına alınmıştı.

Mahkeme belgelerinde Eilish, ölen adamın mahkemeye çıktığında "tutarsız davranışlar" sergilediğini iddia etmişti. İddiaya göre Rousseau, Mayıs 2020'nin başlarında iki gün içinde eve 7 kez yaklaştı.

İlk ziyaretinde Rousseau'nun kapı zilini çaldığı ve güvenlik kamerası üzerinden Eilish'in babasıyla konuştuğu iddia edilmişti. Rousseau, orada olması gerektiğinde ısrar etmiş ancak baba, Rousseau'ya yanlış eve geldiğini söylemiş.

Aynı akşamın ilerleyen saatlerinde geri döndüğünde, Eilish'in ailesi yardım için özel bir güvenlik şirketini çağırmış.

Eilish mahkeme kayıtlarında, "Güvenlik görevlilerini beklerken, Rousseau verandamızda kaldı, oturup kitap okumaya başladı, aynı zamanda ara sıra kendi kendine konuşmaya devam etti" demişti.

Babam defalarca gitmesini istedi ama o bunu reddetti.

Eilish, özellikle Kovid-19 pandemisinin en yoğun olduğu dönemde ziyarette bulunması ve maske takmaması nedeniyle Rousseau'dan korktuklarını da sözlerine eklemişti.

Rousseau'nun Eilish veya ailesiyle iletişime geçmesi yasaklanmış ve onlardan en az 100 metre uzakta durması emredilmişti.

Olay sırasında Eilish sadece 18, Rousseau ise 24 yaşındaydı.

Independent Türkçe


Efsanevi oyuncudan Sydney Sweeney tepkisi: Her an seksi görünüyor

Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
TT

Efsanevi oyuncudan Sydney Sweeney tepkisi: Her an seksi görünüyor

Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)

Hollywood'un efsane isimlerinden Kim Novak, hayatını konu alan biyografik filmde kendisini Sydney Sweeney'nin canlandıracak olmasına tepki gösterdi. Alfred Hitchcock imzalı klasik Ölüm Korkusu'nun (Vertigo) unutulmaz yıldızı, Sweeney'nin dış görünüşünün ve yarattığı imajın hikayenin duygusal derinliğini gölgeleyeceğini savunuyor.

Novak, 1950'lerde Sammy Davis Jr.'la yaşadığı tartışmalı ilişkiyi konu alacak olan Scandalous! hakkında sessizliğini bozdu. The Times'a verdiği röportajda Novak, başrolde Sweeney'nin yer almasını hiçbir zaman onaylamayacağını söyledi.

"Fiziksel görünümü çok ön planda"

Novak, role Sweeney'nin seçilmesine yönelik eleştirilerini sakınmadı. Genç oyuncunun "belden yukarısının çok fazla dikkat çektiğini" söyleyen Novak, Sweeney'nin her zaman "seksi" görünmesinin, Sammy Davis Jr.'la ilişkilerinin asıl duygusal bağını gölgede bırakacağından endişe ettiğini belirtti.

Novak, "Bizim ilişkimiz cinsellikten ziyade, çok fazla ortak noktamız olması üzerine kuruluydu. Ancak Sydney Sweeney her an seksi göründüğü için filmin bu ilişkiyi sadece cinsel çekime indirgememesi neredeyse imkansız. Beni oynamak için tamamen yanlış bir seçim" ifadelerini kullandı.

Röportajda o dönem yaşadığı zorluklara da değinen Novak, Sammy Davis Jr.'ın maruz kaldığı ırkçılığı hatırlatarak, "Ten rengi yüzünden ona korkunç şeyler yaptılar" dedi. Ayrıca Columbia Pictures'ın kurucu ortağı Harry Cohn'un "berbat bir patron" olduğunu belirten aktris, şu detayları paylaştı:

Harry sizi çok sıkı kontrol altında tutardı. Sette sosisli sandviç satan biriyle konuşup vaktimi boşa harcamadığımdan emin olmak için peşime adam takardı. Sürekli kilonuza ve giyiminize müdahale edilirdi.

Tehditler ve evlilik iddiaları

Novak, Harry Cohn'un Sammy Davis Jr.'ı, beyaz bir kadınla evlenmemesi için şiddetle tehdit ettiğine dair söylentilerin doğru olduğunu doğruladı. Ancak efsanevi şarkıcıyla evlenmek için başvuruda bulundukları yönündeki iddiaları reddeden aktris, "Ona çok değer veriyordum ama o dönemde kimseyle evlenmek istemiyordum" dedi.

Yönetmenliğini Colman Domingo'nun üstleneceği Scandalous!'ta, Sammy Davis Jr.'a David Jonsson hayat verecek. Henüz çekimleri başlamayan film, Hollywood'un en tartışmalı dönemlerinden birine ışık tutmayı hedefliyor. 

Öte yandan Sweeney, geçen yıl mayısta Met Gala'da Novak'ın 1967 yapımı filmi Dişi Şeytan'daki (The Legend of Lylah Clare) bir kıyafetine atıfta bulunan bir elbiseyle boy göstererek efsane oyuncuya saygı duruşunda bulunmuştu.

Independent Türkçe, The Times, Entertainment Weekly, Deadline