Şebve Valisi: Suudi Arabistan, meşru kurumların korunmasında olumlu bir rol oynadı

Şebve Valisi Muhammed Bin Adyo (Fotoğraf: Salih el-Ğanam)
Şebve Valisi Muhammed Bin Adyo (Fotoğraf: Salih el-Ğanam)
TT

Şebve Valisi: Suudi Arabistan, meşru kurumların korunmasında olumlu bir rol oynadı

Şebve Valisi Muhammed Bin Adyo (Fotoğraf: Salih el-Ğanam)
Şebve Valisi Muhammed Bin Adyo (Fotoğraf: Salih el-Ğanam)

Yemen’in Şebve valisi Muhammed Bin Adyo, Suudi Arabistan’ın durumun gerçekliğini kontrol etmek ve yerel otoriteyi desteklemek için bir askeri tabur göndererek, bölgenin tanık olduğu son olaylar sırasında Yemen kurumlarının meşruiyetinin korunmasında olumlu bir rol oynadığını açıkladı.
Bin Adyo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Şebve’nin tanık olduğu olayları “fitne” olarak nitelerken, bu olayların kazananı ve kaybedeni olmadığını ifade etti. Şebve valisi, tüm siyasi ve toplumsal bileşenlere de tüm meseleleri diyalog aracılığıyla ele alma çağrısında bulundu. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a yönelik 3 günlük ziyareti sırasında Vali, Güney Geçiş Konseyi güçleriyle savaştan önceki son saatlerin ayrıntılarını ele aldı.
Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerinin girişimlerinin geçici başkent Aden, ardından Abyan ve civar bölgelere kadar yayıldığını belirten Şebve valisi, “Geçen 9 ay boyunca Geçiş Konseyi’yle iyi bir koordinasyon vardı. Ancak son zamanlarda Şebve’de yeni bir cephe açmak zorunda kaldık. Bu cephe, Şubat 2019’dan beri silahlandırılıyor. Silahlı gruplar, Geçiş Tugayları ismi altında Şebve’deki farklı alanlardaydılar. Yaşananlar, bizim açımızdan uzak görülmüyordu. Hazırlıklar, Aden’de olduğu gibi, Şebve’deki devleti, meşruiyeti ve kurumları devirme amaçlıydı” dedi.
Şebve valisi, “Müdahaleden uzak bir şekilde genç- genç diyaloğu yürütmeye çalıştık. Çok büyük tavizler verdik. Ancak durum, Şebve’deki Geçiş liderlerinin elinde değil. Aden’deki liderleri tarafından yönetildiler. Reddettiğimiz bazı adaletsiz koşullar ortaya koydular ve sonunda bize karşı bir saldırı başlattılar. Biz evlerimizdeydik, ordu kışlada ve güvenlik güçleri de kamplardaydık. Yaşananlar, Atak’a saldırılar sırasında tüm tugaylara katılan elitlerin yardımıyla Geçiş Konseyi’ndeki kardeşlerin saldırısından kaynaklandı. Savaşa girdim ve sonuç sizin de gördüğünüz gibiydi” değerlendirmesinde bulundu.
Muhammed Bin Adyo, Güney Geçiş Konseyi temsilcilerinin bazı askeri birliklere Atak’tan ayrılmaları çağrısı yaptığını söyleyerek, “Bu konuda uzlaşı sağladık. Ancak daha sonra yerel otoritenin çalışmalarına müdahale de dahil, başka koşullar eklendi” dedi.
Suudi Arabistan’ın olumlu rolü
Suudi Arabistan’ın Şebve’deki yerel otoriteyle temas halinde olduğunu açıklayan Şebve valisi, “Müdahalelerini istedik. Ortak kuvvetler komutanı Prens Fahd bin Turki’nin talimatlarıyla savaşın patlak vermesinden önceki son günde müdahalede bulundular. Suudi Arabistan’dan bir tabur, Atak’a ulaştı. Bugün bile hala mevcutlar. Suudi Arabistan’ın rolü, durumu yakından takip etmekti. Çünkü koalisyona yanlış bilgiler iletilmişti. Ayrıca devlet kurumlarının korunmasında yanımızda durdular. Savaşa katılmadıkları doğru” şeklinde konuştu.
Şebve valisi Muhammed bin Adyo, “Yerel makamlar, devletin saygınlığını benimsemek ve Şebve’nin tüm topraklarındaki nüfuzunu genişletmek için bir çeşit güvenlik sorunuyla karşı karşıya kaldı. Ama Şebve’nin tüm bölgelerindeki ordu ve güvenlik güçlerinin boşluğunu doldurmaya ve yavaş yavaş konuşlanmaya çalıştılar. Durum, her geçen gün daha da iyileşti” ifadelerini kullandı.
Petrol şirketlerinin ve havaalanının işletilmesi
Bin Adyo, Balhaf’taki doğalgaz projesinin yanı sıra Şebve’de 4 petrol sektörü olduğunu söyleyerek, “Şu an S1 ve Hunt 5 sektörünün işletilmesi için prosedürler var. 83 km’lik hat boyunca Ayad’da Hunt’tan Sektör 4’e transfer yapmak için boru hattı inşa ettik. Bunun yüzde 50’si tamamlandı. Boru hattı tamamen tamamlandığında 4 alandan Umman Denizi’ndeki Nişima petrol limanına Şebve petrolü pompalanacak” dedi.
Vali, Şebve’nin Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin talimatları ve kapsamlı ulusal diyalog sonuçları uyarınca petrol gelirlerinin yüzde 20'sini alacağını söyledi. Yeni boru hattı reformunun hükümetin payını ve dolayısıyla da vilayetin payını artıracağını belirten Muhammed Bin Adyo, “Şu anda S2 sektörü, önceki 20 binlik üretime kıyasla günlük 16 bin varil üretiyor. Hunt sektörü, kapanmadan önce 40 bin varil üretime, S1 sektörü ise kapanmadan önce 12 bin varile ulaşmıştı” ifadelerini kullandı.
Marib’den gelen gaz ve Şebve’nin Balhaf’taki tesislerden sağladığı yarara da değinen Bin Adyo, “Devletin yeni oryantasyonuna göre diyalogdan sonra bir payımız olacağına dair hiç şüphe yok. Gazın Marib’den geldiği doğru. Ancak borular bizden, sıvılaştırma projesi bizden. Bu oran, biz ve Marib arasında olacak” dedi.
Vali, Şebve’de yakın zamanda yaşanan olayların kazananının da kaybedeninin de olmadığını belirterek, Cidde diyaloğu ve diğer sorumluluklarla her şeyin yoluna gireceğini vurguladı. Bin Adyo, “Diyalog, bir millet halkını korumanın en güvenli yoludur. Allah korusun, bir yenilgi bile diyalog aracılığıyla olmalıdır. Bunların yaşanmasına tekrar izin vermeyin. Çünkü savaşların yakıtı gençlerdir” diyerek, savaşın faturasını da normal insanların ödediğine dikkati çekti.
Şebve Valisi, Atak havaalanındaki uçuşların 3 ay içerisinde başlatılması taahhüdünde bulunurken, “Ulaştırma Bakanlığı, havaalanı donanımının ve tadilatının bir bölümünü onayladı. Biz de diğer kısmı üstlendik ve bazı uçuş ekipmanlarını takip etmek kaldı. Şu anda yerel makamlardan gelen fonlarla 4 kilometreden daha fazla bir alanda faaliyet gösteriyoruz” açıklamasında bulundu.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.