Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu
TT

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu gece saat 22.00 itibariyle süre bitiyor. İlgili birimlerimiz süreci sahada takip ediyor. Amerika’nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden bu sefer çok daha büyük kararlılıkla devam ettireceğiz” dedi.
Soçi ziyareti öncesinde Ankara Esenboğa Havaalanı’nda kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin ana gündemini Suriye’deki gelişmelerin oluşturduğunu söyledi.
“Sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden devam ettireceğiz”
9 Ekim’den bu yana 775 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “9 Ekim’de başlattığımız Barış Pınarı Harekatı ile Suriye sınırımız boyunca bir terör koridoruna izin vermeyeceğimizi çok açık ve net ortaya koymuş bulunuyoruz. Daha önce ifade ettiğimiz gibi harekatın iki temel hedefi bulunuyor. Bunlardan ilki 32 kilometre derinliğinde, 444 kilometre Irak sınırından Cerablus’a olan bu bölgede tamamıyla terör örgütlerinden temizlenmesidir. Şimdiye kadar 2 bin 200 kilometrekarelik alan teröristlerden arındırılmış, toplam 160 yerleşim biriminde kontrol sağlanmıştır. 9 Ekimden bu yana 775 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 7 kahraman askerimiz, 79 Suriye Milli Ordusu mensubu kardeşimiz ve 20 sivil vatandaşımız terör örgütünün saldırısında şehit olmuştur” diye konuştu.
Amerika ile varılan mutabakata göre bölgeden tüm teröristlerin çıkartılması için bugün son gün olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Bu gece saat 22.00 itibariyle süre bitiyor. İlgili birimlerimiz süreci sahada takip ediyor. Amerika’nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden bu sefer çok daha büyük kararlılıkla devam ettireceğiz. Harekatın ikinci hedefi ise 8 yıldır ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına gönüllü geri dönüşlerini sağlamaktır” şeklinde konuştu.
Barış Pınarı Harekatı ile güvenli hale getirilecek bölgeye 2 milyona yakın insanın gönüllülük esasına dayalı olarak yerleştirilebileceğini söyleyen Erdoğan, “Bütün bunlarla ilgili maliyetleri çıkarttık, projeleri yaptık. Harekatın bitmesini müteakip gerekli adımları atacağız. Vicdan ve vizyon sahibi tüm ülkelerin milyonlarca Suriyelinin vatan hasretini bitirecek bu projeye destek olmalarını bekliyoruz. Diğer türlü Türkiye 8 yıldır tek başına taşıdığı yükü daha fazla taşıyamaz. Komşuda yangın varken ‘dumanı bize gelmesin’ demek gerçekçi bir yaklaşım değildir” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin içinden geçtiği kritik dönemde Rusya ile Türkiye arasında tesis edilen yakın işbirliğinin daha da artırılmasını arzu ettiklerini söyleyen Erdoğan, Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de sükûnetin tekrar sağlanması için yaptığı çalışmaları hatırlattı. Erdoğan, “Türkiye ve Rusya terörün her türlüsü ile mücadele noktasında hemfikirdir. Barış Pınarı Harekatı Türkiye'nin güvenliği yanında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi bütünlüğünü de garanti altına alacaktır. Harekatla Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru kurma planları boşa çıkartılmıştır. Suriye’nin geleceğinde PKK-YPG gibi terör örgütlerine yer yoktur, olmamalıdır. Rusya Federasyonu ile işbirliği içinde bölgemizi ayrılıkçı terör belasından kurtarmayı ümit ediyoruz. Sayın Putin ile başta Fırat’ın doğusu olmak üzere Suriye’nin kuzeyindeki güncel durumu istişare edeceğiz. Rejim unsurlarının bulunduğu alanlardaki PKK-YPG-PYD varlığının sonlandırılması için atılacak adımları da görüşme fırsatını bulacağız. Ayrıca Anayasa Komitesinin sağlıklı şekilde faaliyet göstermesi ve somut çalışmalar ortaya koyması için neler yapabileceğimizi de görüşeceğiz. Görüşmelerimizde İdlib Muhtırasına riayetin sağlanmasına ve İdlib’te sükûnetin sağlanmasına verdiğimiz önemi de gündeme getireceğim. Soçi’de gerçekleştireceğimiz temasların bizleri Suriye ihtilafının kalıcı bir çözümüne bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum” dedi.
“Macron zaten bu tür şeyleri daha çok teröristlerle görüşüyor”
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un PKK-YPG’nin çekilme sürecinin daha da uzatılması yönündeki teklifinin sorulması üzerine Erdoğan, “Macron’dan şahsıma gelmiş böyle bir teklif yok. Macron zaten bu tür şeyleri daha çok teröristlerle görüşüyor. Herhalde teröristlerin ona yaptığı teklifi dolaylı yoldan bize aktarma yolunu seçmiştir. Bu süreçte bizim muhatabımız Fransa olmamıştır, biz görüşmelerimizi Amerika ile yürüttük. O da kendine göre bir şeyler çıkartmanın gayreti içinde” diye konuştu.
“Tamamı çıkacak, çıkmadan bu süreç bitmez”
Sahadaki son duruma ilişkin soruya cevap veren Erdoğan, “Samimiyetiniz varsa, dürüstseniz, yapacağınız bir şey var, biz 8 yıldır Suriye’den kaçmak zorunda kalan bu mültecileri ülkemizde ağırlıyoruz. 40 milyar doların üzerinde harcama yaptık. AB verdiği sözü tutmadı. 2015 ve şuana kadar verilen, o da bizim milli bütçemize değil, uluslararası STK’lar vasıtasıyla Kızılay’a, AFAD’a gelen rakam 3 milyar Euro gibi. Şimdi atılacak adımda biz bir plan proje çalışması yaptık. Eğer dürüstseniz, dünyanın hiçbir ülkesinde aynı anda 4 milyon mülteciyi koruyan başka bir ülke yok. Bunu sadece Türkiye yapıyor. Hani sizin insanlığınız? Bu iş lafla olmuyor. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz buraya 30 bini aşkın tır ile araç gereç, silah getirdiniz. Biz bu silahların depolandığı yerleri de tespit ettik. Bu silahlar son görüşmeyi yaptığımız Amerika tarafından gönderildi. Daha kim bilir nerelerden neler çıkacak. Binlerce kargo uçağı ile silah mühimmat var. Daha şurada iki hafta önce 400 tır ile gönderilmiş silah, mühimmat var. Burada bir terör devleti kurulacak. Böyle bir terör devletinin kurulmasına biz müsaade mi edelim? Bu atılan adımların tamamı Suriye’nin bölünmesine yönelik, biz buna müsaade mi edelim? Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz ama diğerlerinin böyle bir durumu yok. Şu anda çekilme devam ediyor, az önce Savunma Bakanımdan aldığım son bilgilere göre, şuan itibariyle 700-800 kadar çekilme söz konusu. Kalan bin 200-bin 300 kadar olanı sür'atle çıkmaya devam ettiği, çıkacakları söyleniyor. Biz bunların izini sürüyoruz. Tamamı çıkacak, çıkmadan bu süreç bitmez” şeklinde konuştu.
“Biz Sayın Putin ile bunu ayrıca masaya yatıracağız”
Şuana kadar Rusya’nın, Amerika ile Türkiye arasında varılan mutabakata ilişkin yaptığı açıklamaların olumlu olduğunu belirten Erdoğan, “Biz Sayın Putin ile bunu ayrıca masaya yatıracağız. Bu süreçte en batıdan en doğuya doğru, Mümbiç, Ayn Al Arab, Kamışlı’ya kadar bu bölgede Rusya ve rejimin ortaklaşa attığı adımlar var. Bunları da masaya yatırarak çalışmaları sürdüreceğiz. Temennim odur ki, bu görüşmemizde İnşallah arzu ettiğimiz mutabakatı da sağlarız” ifadelerini kullandı.
“Bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi”
Güvenli bölge ile ilgili İran’dan gelen olumsuz açıklamaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, “İran’dan gelen bazı açıklamalar gerçekten ben de ciddi manada üzüntüye sebep olmuştur. 15-20 yıl öncesine varıncaya kadar bir geçmişine varırsa, nükleer başlıklı silahlar konusunda Erdoğan’ın İran ile ilgili takındığı tavırları tüm dünya bilir. Biz bütün bu tavrı her şeye rağmen yaptık ama İran’dan maalesef bazı çatlak sesler çıkıyor. Sayın Ruhani’den değil, yanındaki mesai arkadaşlarından bazı çatlak sesler çıkıyor. Bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi. Başta şahsım olmak üzere tüm mesai arkadaşlarımı ciddi manada rahatsız etmektedir. Biz şuanda Soçi Mutabakatının üç taraf ülkesiyiz. Biz bu süreci o zaman nasıl yürüteceğiz? Buna ortaklık mı dersiniz, dayanışma mı dersiniz ne derseniz deyin, birbirine bu şekilde ihanet eder mi? Maalesef bu yapılanlar yanlıştır, bu süreçli ilgile olarak ben kendilerine ciddi manada kınıyorum” açıklamasında bulundu.
“Buraya getirmek kolay da buradan çıkartmak o kadar kolay değil”
Teröristlerin çekilme sürecinde silahları götürüp götürmediklerine ilişkin soruya cevap veren Erdoğan, “Nasıl götürsünler, taşıyabildiklerini taşıyorlar, taşıyamadıkları depolarda kalıyor. Bunlarla ilgili her türlü hazırlığımızı yaptık, yapıyoruz. Buraya getirmek kolay da buradan çıkartmak o kadar kolay değil. Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarıyla yapılan görüşmeler var, burada ağır silahlar var, hafifler var. Ankara’da yaptığımız görüşmelerde bütün bunlar görüşüldü. Kararlılığımız devam ediyor. Götürebildiklerini götürecekler o ayrı bir konu, kalanlarla da bizler bu yaptığımız taramada bunları toparlayacağız” dedi.
“Görüşme İstanbul’da olabilir veya Şanlıurfa veya Gaziantep’te olabilir dedim”
Macron, Merkel ve Johnson’un bir görüşme taleplerinin olup olmadığı sorusuna cevap veren Erdoğan, “Böyle bir planlama yok. Evvelsi gün Sayın Boris Johnson ile bir görüşmemiz oldu, bu teklifi bana iletti, ben de kendilerine böyle bir görüşme yapılabilir, bunun için benim bir şartım var, bu görüşme İstanbul’da olabilir veya Şanlıurfa veya Gaziantep’te olabilir dedim. ‘O zaman ben kendileri ile görüşeyim, sonra tekrar döneyim’ dedi. Alternatif bir şey istiyorsan 3-4 Aralık tarihlerinde Londra’da NATO liderler zirvesinde böyle bir toplantıyı yapabiliriz dedik. Bu şekilde virgülü koyduk” dedi.



İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)
TT

İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)

İngiltere medya düzenleyici kurumu, Elon Musk’a ait X platformu hakkında bugün (Pazartesi) bir soruşturma başlattı. Soruşturma, yapay zekâ sohbet botu Grok tarafından üretilen ve cinsel içerik taşıyan sahte görüntülerin, platformun İngiltere’deki kullanıcıları yasa dışı içerikten koruma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini tespit etmeyi amaçlıyor.

Kurumun yayımladığı açıklamada, X üzerindeki yapay zekâ sohbet botu Grok hesabının, çıplak veya yarı çıplak kişilere ait görüntüler üretip paylaşmak için kullanıldığına dair son derece endişe verici raporlar bulunduğu belirtildi. Açıklamada, bunun cinsel içerikli görüntülerin kötüye kullanımı ya da pornografik materyal kapsamına girebileceği; ayrıca çocuklara yönelik cinsel içerikli görüntülerin çocukların cinsel istismarı materyali sayılabilecek nitelikte olabileceği vurgulandı.

Düzenleyici kurum, Başbakan Keir Starmer’ın Grok tarafından üretilen görüntüleri iğrenç ve yasa dış” olarak nitelendirmesinin ardından harekete geçmesi yönünde yoğun baskı altındaydı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Starmer, perşembe günü yaptığı açıklamada X platformunun Grok’u kontrol altına alması gerektiğini söyleyerek, düzenleyici kurumun atacağı adımlar için hükümetin tam desteğini aldığını ifade etti.

İngiltere’de, rıza olmaksızın cinsel içerikli görüntülerin üretilmesi veya paylaşılması ile çocukların cinsel istismarına ilişkin materyaller yapay zekâ tarafından üretilmiş cinsel görüntüler dâhil yasa dışı kabul ediliyor. Ayrıca teknoloji platformlarının, İngiltere’deki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalmasını önlemesi ve bu tür içerikleri haberdar olur olmaz kaldırması gerekiyor.

X platformu, kadınlar ve reşit olmayan kişilere ait müstehcen görüntüler üretebilen bu özellik nedeniyle başka ülkelerde de eleştirilerin hedefi oldu. Fransız yetkililer, söz konusu içeriği açıkça yasa dışı olarak nitelendirerek savcılığa ve düzenleyici kurumlara bildirimde bulunurken, Hindistan makamları da platformdan açıklama talep etti.

X, bu özelliğin kullanımını yalnızca ücretli abonelerle sınırlandırdı. Platform, geçen hafta yaptığı açıklamada, tüm yasa dışı içerikleri kaldırdığını ve bu tür içeriklere karışan hesapları kalıcı olarak askıya aldığını bildirdi. Açıklamada, “Grok’u yasa dışı içerik üretmek için kullanan veya bu yönde yönlendiren herkes, platforma doğrudan yasa dışı içerik yüklemiş gibi aynı yaptırımlarla karşılaşacaktır” denildi.

İngiltere düzenleyici kurumu, soruşturma kapsamında X platformunun, ülkedeki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalma riskini yeterince değerlendirip değerlendirmediğini ve çocuklara yönelik riskleri göz önünde bulundurup bulundurmadığını inceleyecek. Kurum, en ağır uyumsuzluk durumlarında mahkeme yoluyla ödeme hizmeti sağlayıcıları veya reklam verenlerin platformla ilişkilerini kesmelerinin istenebileceğini ya da internet servis sağlayıcılarına Britanya içinde siteye erişimin engellenmesi talimatı verilebileceğini belirtti.

X platformu ise soruşturmayla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD’de federal savcılar, ABD Merkez Bankası (Federal Reserve/FED) genel merkezinin, maliyeti 2,5 milyar dolar olarak açıklanan yenileme projesiyle ilgili FED Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlattı. Bu hamle, Trump yönetimi ile FED arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.

Powell dün yaptığı açıklamada, FED'in geçtiğimiz cuma günü büyük jüri celbi aldığını ve geçtiğimiz yaz ABD Kongresi'nde genel merkezi yenileme çalışmalarıyla ilgili verdiği ifadeyle ilişkili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hakkında cezai soruşturma başlatmakla tehdit edildiğini söyledi.

bghjuk
Yenileme çalışmalarını incelemek için FED genel merkezini ziyaret eden Trump’ın yanında Powell yer alıyor (Reuters)

Powell, soruşturmanın, FED'in faiz oranlarını belirleme konusundaki bağımsızlığını kısıtlamak için kullanılan bir bahane olduğunu öne sürdü. Bu gelişme, Trump'ın Powell'a yönelik, borçlanma maliyetlerini düşürmeyi reddettiği için onu ‘inatçı’ olarak nitelendirdiği eleştirilerini sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

FED Başkanı, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu yeni tehdidin, geçtiğimiz haziran ayında verdiğim ifadeyle veya FED binasının yenilenmesiyle hiçbir ilgisi yok. FED'in faiz oranlarını Başkan’ın isteklerini yerine getirmek yerine, kamu yararına olanı en iyi şekilde değerlendirmemiz sonucunda cezai soruşturmalarla tehdit ediliyoruz.”

Trump: Soruşturmaya karışmadım

Ancak Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasına karıştığı iddialarını reddetti.

Pazar akşamı NBC News'e konuşan Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, ancak Powell'ın FED’i yönetme konusunda kesinlikle iyi olmadığı gibi bina inşa etme konusunda da iyi olmadığını’ söyleyerek, soruşturmanın Powell'ın faiz indirimini reddetmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.

Bununla birlikte, soruşturma, ABD ekonomi politikasının temel taşı olan ve finans piyasaları için hayati öneme sahip olduğu yaygın olarak kabul edilen dünyanın en önemli FED’in bağımsızlığı konusunda yatırımcıların endişelerini artıracağı düşünülüyor.

Powell: İstifa etmeyeceğim

Öte yandan Trump'ın defalarca kez ‘seve seve’ kovacağını söylediği Powell dün yaptığı açıklamada, soruşturma nedeniyle FED'den istifa etmeyeceğini söyledi.

Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senato tarafından onaylanan görevimi, dürüstlük ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim.”

Dolar düşüşte

Powell'ın açıklamasının ardından, dolar bugün Asya piyasalarında altı ana para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,2 değer kaybetti.

Önde gelen hisse senetlerinin S&P 500 endeksini takip eden vadeli işlemler yaklaşık yüzde 0,4 geriledi.

ABD’de büyük jüriler, savcıların bir kişiyi suçlamak için yeterli delil sunup sunmadığını belirler.

Adalet Bakanlığı yönergeleri, savcıların soruşturmaları sırasında bazen suçlamada bulunmadan önce kişilere tanıklık etme fırsatı vermek için bildirimde bulunduklarını belirtir.

Mahkeme celplerinin, Powell'ın ifade hazırlıkları hakkında bilgi taleplerinin yanı sıra genel merkezin yenilenmesiyle ilgili iç belgeleri de içerdiği düşünülüyor.

sfrgtyu7
Temmuz ayında büyük çaplı yenileme çalışmaları sürerken FED binasının ön cephesi (Reuters)

Trump yönetimi, bütçesini önemli ölçüde aşan yenileme projesini, Trump'ın faiz oranlarını yüzde 1'e düşürmeyi reddettiği için ‘aptal’ olarak nitelendirdiği FED ve Başkanı Powell'ı eleştirmek için bir araç olarak kullandı.

Mayıs ayında FED başkanlığı görevinden ayrılacak olan Powell, daha önce Trump'ın yakın müttefiki ve Yönetim ve Bütçe Ofisi başkanı Russell Vought'un, genel merkezin yenilenmesi projesiyle ilgili Kongre'yi yanılttığı yönünde öne sürdüğü iddialarını reddetmişti.

FED Başkanı, Vought'un kendisine Kongre üyelerine yalan söylediği veya planlamacılara bilgi vermediği yönündeki suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını, çünkü değişikliklerin açıklanmayı gerektirecek kadar önemli olmadığını söyledi.

Başkan Trump’ın önümüzdeki haftalarda Powell'ın yerine geçecek kişiyi açıklaması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın ekonomi danışmanı ve Trump'ın müttefiki Kevin Hassett, bu görev için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Diğer taraftan Senato Bankacılık Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Elizabeth Warren, Trump'ı ‘FED üzerindeki yozlaşmış kontrolünü tamamlamak için başka bir kukla atamaya çalışmakla’ suçladı.

Trump daha önce, soruşturma altında olduğu gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almaya çalışmıştı. Cook, iddiaları reddetmiş ve Trump’a karşı bir dava açmıştı.

Federal mahkeme, yürütme organının FED’in üst düzey yetkililerini görevden alma yetkisine ilişkin potansiyel olarak dönüm noktası niteliğindeki bir davayı görüşürken bu ayın sonlarında tarafların savunmalarının dinlenmesi bekleniyor.


Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.