Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu
TT

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Erdoğan: İran'dan gelen açıklamalar bende üzüntüye sebep oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu gece saat 22.00 itibariyle süre bitiyor. İlgili birimlerimiz süreci sahada takip ediyor. Amerika’nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden bu sefer çok daha büyük kararlılıkla devam ettireceğiz” dedi.
Soçi ziyareti öncesinde Ankara Esenboğa Havaalanı’nda kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin ana gündemini Suriye’deki gelişmelerin oluşturduğunu söyledi.
“Sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden devam ettireceğiz”
9 Ekim’den bu yana 775 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “9 Ekim’de başlattığımız Barış Pınarı Harekatı ile Suriye sınırımız boyunca bir terör koridoruna izin vermeyeceğimizi çok açık ve net ortaya koymuş bulunuyoruz. Daha önce ifade ettiğimiz gibi harekatın iki temel hedefi bulunuyor. Bunlardan ilki 32 kilometre derinliğinde, 444 kilometre Irak sınırından Cerablus’a olan bu bölgede tamamıyla terör örgütlerinden temizlenmesidir. Şimdiye kadar 2 bin 200 kilometrekarelik alan teröristlerden arındırılmış, toplam 160 yerleşim biriminde kontrol sağlanmıştır. 9 Ekimden bu yana 775 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 7 kahraman askerimiz, 79 Suriye Milli Ordusu mensubu kardeşimiz ve 20 sivil vatandaşımız terör örgütünün saldırısında şehit olmuştur” diye konuştu.
Amerika ile varılan mutabakata göre bölgeden tüm teröristlerin çıkartılması için bugün son gün olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Bu gece saat 22.00 itibariyle süre bitiyor. İlgili birimlerimiz süreci sahada takip ediyor. Amerika’nın ülkemize verdiği sözler tutulmazsa harekatımızı kaldığı yerden bu sefer çok daha büyük kararlılıkla devam ettireceğiz. Harekatın ikinci hedefi ise 8 yıldır ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarına gönüllü geri dönüşlerini sağlamaktır” şeklinde konuştu.
Barış Pınarı Harekatı ile güvenli hale getirilecek bölgeye 2 milyona yakın insanın gönüllülük esasına dayalı olarak yerleştirilebileceğini söyleyen Erdoğan, “Bütün bunlarla ilgili maliyetleri çıkarttık, projeleri yaptık. Harekatın bitmesini müteakip gerekli adımları atacağız. Vicdan ve vizyon sahibi tüm ülkelerin milyonlarca Suriyelinin vatan hasretini bitirecek bu projeye destek olmalarını bekliyoruz. Diğer türlü Türkiye 8 yıldır tek başına taşıdığı yükü daha fazla taşıyamaz. Komşuda yangın varken ‘dumanı bize gelmesin’ demek gerçekçi bir yaklaşım değildir” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin içinden geçtiği kritik dönemde Rusya ile Türkiye arasında tesis edilen yakın işbirliğinin daha da artırılmasını arzu ettiklerini söyleyen Erdoğan, Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de sükûnetin tekrar sağlanması için yaptığı çalışmaları hatırlattı. Erdoğan, “Türkiye ve Rusya terörün her türlüsü ile mücadele noktasında hemfikirdir. Barış Pınarı Harekatı Türkiye'nin güvenliği yanında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi bütünlüğünü de garanti altına alacaktır. Harekatla Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru kurma planları boşa çıkartılmıştır. Suriye’nin geleceğinde PKK-YPG gibi terör örgütlerine yer yoktur, olmamalıdır. Rusya Federasyonu ile işbirliği içinde bölgemizi ayrılıkçı terör belasından kurtarmayı ümit ediyoruz. Sayın Putin ile başta Fırat’ın doğusu olmak üzere Suriye’nin kuzeyindeki güncel durumu istişare edeceğiz. Rejim unsurlarının bulunduğu alanlardaki PKK-YPG-PYD varlığının sonlandırılması için atılacak adımları da görüşme fırsatını bulacağız. Ayrıca Anayasa Komitesinin sağlıklı şekilde faaliyet göstermesi ve somut çalışmalar ortaya koyması için neler yapabileceğimizi de görüşeceğiz. Görüşmelerimizde İdlib Muhtırasına riayetin sağlanmasına ve İdlib’te sükûnetin sağlanmasına verdiğimiz önemi de gündeme getireceğim. Soçi’de gerçekleştireceğimiz temasların bizleri Suriye ihtilafının kalıcı bir çözümüne bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum” dedi.
“Macron zaten bu tür şeyleri daha çok teröristlerle görüşüyor”
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un PKK-YPG’nin çekilme sürecinin daha da uzatılması yönündeki teklifinin sorulması üzerine Erdoğan, “Macron’dan şahsıma gelmiş böyle bir teklif yok. Macron zaten bu tür şeyleri daha çok teröristlerle görüşüyor. Herhalde teröristlerin ona yaptığı teklifi dolaylı yoldan bize aktarma yolunu seçmiştir. Bu süreçte bizim muhatabımız Fransa olmamıştır, biz görüşmelerimizi Amerika ile yürüttük. O da kendine göre bir şeyler çıkartmanın gayreti içinde” diye konuştu.
“Tamamı çıkacak, çıkmadan bu süreç bitmez”
Sahadaki son duruma ilişkin soruya cevap veren Erdoğan, “Samimiyetiniz varsa, dürüstseniz, yapacağınız bir şey var, biz 8 yıldır Suriye’den kaçmak zorunda kalan bu mültecileri ülkemizde ağırlıyoruz. 40 milyar doların üzerinde harcama yaptık. AB verdiği sözü tutmadı. 2015 ve şuana kadar verilen, o da bizim milli bütçemize değil, uluslararası STK’lar vasıtasıyla Kızılay’a, AFAD’a gelen rakam 3 milyar Euro gibi. Şimdi atılacak adımda biz bir plan proje çalışması yaptık. Eğer dürüstseniz, dünyanın hiçbir ülkesinde aynı anda 4 milyon mülteciyi koruyan başka bir ülke yok. Bunu sadece Türkiye yapıyor. Hani sizin insanlığınız? Bu iş lafla olmuyor. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz buraya 30 bini aşkın tır ile araç gereç, silah getirdiniz. Biz bu silahların depolandığı yerleri de tespit ettik. Bu silahlar son görüşmeyi yaptığımız Amerika tarafından gönderildi. Daha kim bilir nerelerden neler çıkacak. Binlerce kargo uçağı ile silah mühimmat var. Daha şurada iki hafta önce 400 tır ile gönderilmiş silah, mühimmat var. Burada bir terör devleti kurulacak. Böyle bir terör devletinin kurulmasına biz müsaade mi edelim? Bu atılan adımların tamamı Suriye’nin bölünmesine yönelik, biz buna müsaade mi edelim? Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz ama diğerlerinin böyle bir durumu yok. Şu anda çekilme devam ediyor, az önce Savunma Bakanımdan aldığım son bilgilere göre, şuan itibariyle 700-800 kadar çekilme söz konusu. Kalan bin 200-bin 300 kadar olanı sür'atle çıkmaya devam ettiği, çıkacakları söyleniyor. Biz bunların izini sürüyoruz. Tamamı çıkacak, çıkmadan bu süreç bitmez” şeklinde konuştu.
“Biz Sayın Putin ile bunu ayrıca masaya yatıracağız”
Şuana kadar Rusya’nın, Amerika ile Türkiye arasında varılan mutabakata ilişkin yaptığı açıklamaların olumlu olduğunu belirten Erdoğan, “Biz Sayın Putin ile bunu ayrıca masaya yatıracağız. Bu süreçte en batıdan en doğuya doğru, Mümbiç, Ayn Al Arab, Kamışlı’ya kadar bu bölgede Rusya ve rejimin ortaklaşa attığı adımlar var. Bunları da masaya yatırarak çalışmaları sürdüreceğiz. Temennim odur ki, bu görüşmemizde İnşallah arzu ettiğimiz mutabakatı da sağlarız” ifadelerini kullandı.
“Bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi”
Güvenli bölge ile ilgili İran’dan gelen olumsuz açıklamaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, “İran’dan gelen bazı açıklamalar gerçekten ben de ciddi manada üzüntüye sebep olmuştur. 15-20 yıl öncesine varıncaya kadar bir geçmişine varırsa, nükleer başlıklı silahlar konusunda Erdoğan’ın İran ile ilgili takındığı tavırları tüm dünya bilir. Biz bütün bu tavrı her şeye rağmen yaptık ama İran’dan maalesef bazı çatlak sesler çıkıyor. Sayın Ruhani’den değil, yanındaki mesai arkadaşlarından bazı çatlak sesler çıkıyor. Bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi. Başta şahsım olmak üzere tüm mesai arkadaşlarımı ciddi manada rahatsız etmektedir. Biz şuanda Soçi Mutabakatının üç taraf ülkesiyiz. Biz bu süreci o zaman nasıl yürüteceğiz? Buna ortaklık mı dersiniz, dayanışma mı dersiniz ne derseniz deyin, birbirine bu şekilde ihanet eder mi? Maalesef bu yapılanlar yanlıştır, bu süreçli ilgile olarak ben kendilerine ciddi manada kınıyorum” açıklamasında bulundu.
“Buraya getirmek kolay da buradan çıkartmak o kadar kolay değil”
Teröristlerin çekilme sürecinde silahları götürüp götürmediklerine ilişkin soruya cevap veren Erdoğan, “Nasıl götürsünler, taşıyabildiklerini taşıyorlar, taşıyamadıkları depolarda kalıyor. Bunlarla ilgili her türlü hazırlığımızı yaptık, yapıyoruz. Buraya getirmek kolay da buradan çıkartmak o kadar kolay değil. Silahlı Kuvvetlerimizin mensuplarıyla yapılan görüşmeler var, burada ağır silahlar var, hafifler var. Ankara’da yaptığımız görüşmelerde bütün bunlar görüşüldü. Kararlılığımız devam ediyor. Götürebildiklerini götürecekler o ayrı bir konu, kalanlarla da bizler bu yaptığımız taramada bunları toparlayacağız” dedi.
“Görüşme İstanbul’da olabilir veya Şanlıurfa veya Gaziantep’te olabilir dedim”
Macron, Merkel ve Johnson’un bir görüşme taleplerinin olup olmadığı sorusuna cevap veren Erdoğan, “Böyle bir planlama yok. Evvelsi gün Sayın Boris Johnson ile bir görüşmemiz oldu, bu teklifi bana iletti, ben de kendilerine böyle bir görüşme yapılabilir, bunun için benim bir şartım var, bu görüşme İstanbul’da olabilir veya Şanlıurfa veya Gaziantep’te olabilir dedim. ‘O zaman ben kendileri ile görüşeyim, sonra tekrar döneyim’ dedi. Alternatif bir şey istiyorsan 3-4 Aralık tarihlerinde Londra’da NATO liderler zirvesinde böyle bir toplantıyı yapabiliriz dedik. Bu şekilde virgülü koyduk” dedi.



Erdoğan'ı Barış Konseyi'nde Dışişleri Bakanı Fidan temsil edecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Erdoğan'ı Barış Konseyi'nde Dışişleri Bakanı Fidan temsil edecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Bugün Reuters'e konuşan bir Türk kaynağı, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, ABD Başkanı Donald Trump'ın çağrısıyla toplanan "Barış Konseyi"nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsil edeceğini söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın Erdoğan'ı "Barış Konseyi" girişimine katılmaya davet eden bir mektup gönderdiğini duyurdu.

Bugün ise Türkiye Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı'na göre, iki cumhurbaşkanı Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı'na Gazze Barış Konseyi'ne davet ettiği için teşekkürlerini iletti.

Telefon görüşmesinde Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayarak, "Suriye'nin birliği, dayanışması ve toprak bütünlüğü Türkiye için son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.


Arakçi’den ABD’ye sert uyarı: İran’a saldırı bölgesel savaşı tetikler

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
TT

Arakçi’den ABD’ye sert uyarı: İran’a saldırı bölgesel savaşı tetikler

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (DPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba günü ABD’ye yönelik şimdiye kadarki en sert ve doğrudan uyarısını yaparak, İslam Cumhuriyeti’nin “yeniden bir saldırıya uğraması halinde elindeki tüm imkânlarla karşılık vereceğini” söyledi.

Uluslararası bağlam ve ABD’nin askerî hareketliliği

Arakçi’nin açıklamaları, ülkesindeki protestoların bastırılması nedeniyle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na davetinin geri çekildiği bir dönemde geldi. Aynı zamanda, Asya’dan Ortadoğu’ya doğru ilerleyen bir ABD uçak gemisi taarruz grubunun bölgeye yöneldiği belirtiliyor. Buna paralel olarak, Karayipler’deki geniş çaplı bir ABD askerî konuşlanmasının ardından Venezuela’da Nicolas Maduro’nun ABD güçlerince gözaltına alınmasıyla eş zamanlı şekilde, Ortadoğu’da da Amerikan savaş uçakları ve askerî teçhizatının hareketliliği dikkat çekiyor.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı analizde Arakçi, “şiddetli kargaşa evresinin 72 saatten kısa sürdüğünü” savunarak, yaşanan şiddetin sorumluluğunu yeniden “silahlı göstericilere” yükledi. Ancak internet kesintisine rağmen İran’dan sızan görüntülerde, güvenlik güçlerinin çoğu silahsız görünen göstericilere defalarca gerçek mermi kullandığı görülüyor; Arakçi bu iddialara değinmedi.

Haziran ayında İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunan Arakçi, “İran’ın Haziran 2025’te gösterdiği itidalin aksine, güçlü silahlı kuvvetlerimizin yeni bir saldırı halinde sahip olduğumuz her şeyle karşılık verme konusunda en küçük bir tereddüdü yoktur. Bu bir tehdit değil; bir diplomat ve eski bir savaşçı olarak savaştan nefret ettiğim için, açıkça iletmem gerektiğini hissettiğim bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

Arakçi, “Herhangi bir kapsamlı çatışma kesinlikle sert olacak ve İsrail ile onun vekillerinin Beyaz Saray’a pazarlamaya çalıştığı hayali zaman çizelgelerinden çok daha uzun sürecektir. Böyle bir çatışma, bölge geneline yayılacak ve dünyanın dört bir yanındaki sıradan insanlar üzerinde etkiler yaratacaktır” değerlendirmesinde bulundu.


Uluslararası baskı artarken İran gözaltı kampanyasını yoğunlaştırıyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
TT

Uluslararası baskı artarken İran gözaltı kampanyasını yoğunlaştırıyor

Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)
Tahran'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında yakılan Bank Melli (İran'ın devlet bankası) şubesi (AFP)

İran’da son protesto dalgasının ardından gözaltı kampanyası yoğunlaştırıldı. Ülke, insan hakları örgütlerinin binlerce kişinin hayatını kaybettiğini söylediği baskı politikaları nedeniyle ciddi uluslararası baskılarla karşı karşıya bulunurken, internet erişiminin kesilmesi de sürüyor.

Bu gelişmeler, Tahran yönetiminin söz konusu olayları ‘isyancı eylemler ve terör’ olarak nitelendirerek ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu bir dönemde yaşanıyor. İnsan hakları örgütleri ise güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu binlerce kişinin öldüğünü savunuyor.

İran medyası dün hükümet yetkililerine dayandırdığı haberlerde, güvenlik birimlerinin resmî söyleme göre ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen ‘terör eylemlerine’ karıştıkları iddiasıyla bazı kişileri gözaltına aldığını aktardı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre protesto gösterileri büyük ölçüde gerilerken, Tahran merkezindeki Büyük Çarşı’da bulunan çok sayıda dükkân dün yoğun güvenlik önlemleri altında yeniden açıldı.

Sosyal medyada paylaşılan yeni görüntülerde ise askerî kıyafet ve teçhizat giyen kişilerin İran’daki bir sokakta halkı korkutmaya yönelik eylemler gerçekleştirdiği, ‘Lebbeyk ya Hamaney’ ve ‘Ya Haydar’ sloganları attığı ve silah seslerinin duyulduğu görüldü.

zxcdfg
Tahran'daki halk protestoları sırasında yakılan bir binanın yanındaki köprüden geçen İranlı bir kadın (AFP)

İran devlet televizyonu dün, ülkenin orta kesimindeki İsfahan’da ‘ABD-Siyonist fitnesi’ suçlamasıyla 73 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, ülke genelindeki toplam gözaltı sayısına ilişkin bilgi verilmedi.

Tahran’da ise yargıya bağlı Mizan Online internet sitesi, savcılığın aralarında sporcular ve oyuncuların da bulunduğu 25 kişi ile 60 kafe hakkında dava açtığını bildirdi. Söz konusu kişi ve işletmeler, ‘terör çağrılarına doğrudan ya da dolaylı destek’ ile suçlanırken, bazı sanıklara ait mal varlıklarına el konuldu. Açıklamada, mahkûm edilen kişilerin kamuya ve özel mülkiyete verilen zararları tazmin etmekle yükümlü olacağına işaret edildi.

Bu gelişmeler, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’nin protestolarla bağlantılı tutukluların dosyalarının hızla ele alınması gerektiğini vurgulamasının ardından yaşandı. Yargı yetkilileri, gözaltı sayısının soruşturmaların tamamlanmasının ardından açıklanacağını bildirdi.

Polis ise pazartesi günü, ‘isyan eylemlerine karıştığı’ belirtilen kişilere üç gün içinde teslim olmaları çağrısında bulunarak, teslim olanlara yönelik ‘esneklik’ gösterileceği vaadinde bulundu.

Resmî ve kapsamlı bir istatistiğin bulunmadığı ülkede, Tesnim Haber Ajansı geçen hafta yaklaşık 3 bin kişinin gözaltına alındığını bildirdi. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise protestoların başlamasından bu yana 26 bin 127 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ülkede ‘idam cezasının sistematik biçimde bir korkutma aracı olarak kullanıldığına’ dikkat çekerek, protestocuların idam edilme ihtimaline ilişkin endişelerin arttığını söyledi.

İnsan hakları örgütleri ayrıca, ülkenin kuzeyindeki Reşt kentinde 19 yaşındaki bir futbolcunun protestolara katıldığı gerekçesiyle idama mahkûm edildiğini bildirdi. Gencin, sivil giyimli güvenlik görevlilerinin üst araması sırasında vücudunda saçma izleri tespit edilmesinin ardından gözaltına alındığı belirtildi.

Ölü sayısında olası artış

Merkezi Oslo’da bulunan İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), iletişim kısıtlamaları nedeniyle ölü sayısının doğrulanmasının halen son derece güç olduğunu bildirdi. Örgüt, mevcut bilgilerin protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının, medyada yer alan ve 20 bine kadar çıkan en yüksek tahminleri dahi aşabileceğine işaret etti.

Aktarılan raporlara göre, şu ana kadar 4 bin 29 ölüm teyit edildi. IHR ise son verilerinin en az 3 bin 428 protestocunun öldürüldüğünü gösterdiğini ve bu rakamların BM tarafından da referans alındığını açıkladı.

IHR Direktörü Mahmud Emiri Mukaddem, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının ‘medyadaki en yüksek tahminleri aşabileceğini’ belirterek, yaşananları ‘çağımızın en büyük protestocu katliamlarından biri’ olarak nitelendirdi.

HRANA ise dün yaptığı açıklamada, protestolar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının en az 4 bin 484’e ulaştığını duyurdu. Bu rakamın, İran’da son on yıllarda yaşanan herhangi bir protesto dalgası ya da toplumsal karışıklıkta kaydedilen can kayıplarından daha yüksek olduğu belirtildi.

dfghy
9 Ocak'ta Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösterilerden (AP)

IHR, bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı açıklamasında, Şiraz’daki tutukluların büyük bölümünün, saçma mermileriyle yaralandığını, cezaevinde ise bazı kişilerin yaraları nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynak, yaralıları tedavi etmekte ısrar ettiği için Caferzade adlı bir doktorun, yaralıların tedavi edilmemesi yönündeki talimatlara uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındığını aktardı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, yabancı medya kuruluşlarının yayımladığı rakamları ‘yalan’ olarak nitelendirdi. Kesin bir sayı vermeyen Azizi, 3 bin 709 güvenlik görevlisinin yaralandığını söyledi.

Azizi, hayatını kaybedenler arasında olaylarla ilgisi olmayan kişilerin de bulunduğunu ifade ederek, güvenlik birimlerinin ölü sayısına ilişkin kesin rakamları açıklamasının inceleme ve analiz gerektirdiğini savundu. Açıklanan rakamların, yabancı basında yer alan sayılardan çok daha düşük olduğunu öne sürdü.

Başta İran Dini Lideri Ali Hamaney olmak üzere bazı yetkililer ise ölü sayısının ‘birkaç bin’ olduğunu dile getirmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Danışmanı Hamid Rıza Mukaddemfer, devlet televizyonuna verdiği röportajda, ‘çatışmaların benzeri görülmemiş düzeyde olduğunu’ belirterek, güvenlik güçlerinin şiddetli saldırılara maruz kaldığını ve bazı mensuplarının ‘vahşi yöntemlerle’ öldürüldüğünü söyledi. Mukaddemfer, şiddet olaylarını İsrail’e bağlayarak, şiddetin bazı yönleriyle DEAŞ’ı dahi aştığını iddia etti.

Meşhed’deki olaylara da değinen Mukaddemfer, son iki haftadaki protestolar sırasında bir aşamada İmam Rıza Türbesi’ni neredeyse tamamen çevreleyen bir kalabalığın oluştuğunu ileri sürdü. Karşıt unsurların dinî mekânları ateşe verdiğini öne süren Mukaddemfer, bu kişilerin Meşhed’de İmam Rıza Türbesi’ni adeta kuşattığını savunarak, bunun sokaklardaki yoğun katılımı gösterdiğini ifade etti.

Mukaddemfer, ‘fitnenin ana senaryosunun ölüler yaratmak üzerine kurulu olduğu anlaşıldıktan sonra polis ve Besic güçlerine hiçbir şekilde silah ya da gerçek mermi kullanma izni verilmediğini’ iddia etti.

İnternet ve iletişim

İranlı yetkililerin geniş çaplı internet kesintisi uygulamasının üzerinden 12 gün geçmesine rağmen, iletişim üzerindeki sıkı kısıtlamalar sürüyor. Bağımsız izleme kuruluşlarının rapor ve güncellemelerine göre, küresel ağlara erişim hâlâ büyük ölçüde sınırlı durumda.

İnternet izleme kuruluşu NetBlocks, verilerin ‘beyaz liste’ politikasının uygulandığını gösterdiğini belirterek, bu yöntemle yalnızca belirli kurum ve kesimlerin kısıtlamaları aşabildiğini bildirdi.

Tesnim Haber Ajansı ise bazı yerel mesajlaşma uygulamalarının yeniden devreye alındığını, yurt dışına arama yapılabildiğini ve kısa mesaj gönderilebildiğini, ancak gelen arama ve mesajların alınamadığını aktardı.

NetBlocks, internet kesintisinin 280 saati aşkın süredir devam ettiğini ve bunun İran’da iletişimin kısıtlandığı en uzun dönemlerden biri olduğunu açıkladı. Resmî kaynaklar, dijital ekonominin günlük kaybının yaklaşık 3,8 trilyon tümen olduğunu tahmin ediyor.

Artan uluslararası baskı

İran genelindeki protestolara yönelik sert baskıların ardından Tahran ile Washington arasındaki gerilim tırmanırken, ABD Başkanı, baskı olaylarının Washington’dan bir karşılık gerektirebileceği uyarısında bulundu.

Donald Trump, cumartesi günü İran Dini Lideri Ali Hamaney’in yaklaşık 40 yıldır süren iktidarının sona ermesi çağrısında bulundu. Politico’ya verdiği röportajda Trump, Hamaney’i ‘ülkesini doğru şekilde yönetmesi ve insanları öldürmeyi bırakması gereken hasta bir adam’ olarak nitelendirerek, “İran’da yeni bir liderlik arayışının zamanı geldi” dedi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA) ise İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na dayandırdığı haberinde, Dini Lider Ali Hamaney’i hedef alan herhangi bir saldırının ‘tüm İslam dünyasıyla savaş ilanı anlamına geleceğini’ bildirdi. Haberde, böyle bir durumda din âlimlerinden cihat fetvası çıkmasının ve ‘Müslüman askerlerin’ dünyanın dört bir yanında karşılık vermesinin bekleneceği ifade edildi.

Daha sonra İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Ebu’l-Fazl Şekarçi yazılı bir açıklama yaparak, “Trump, liderimize uzanacak herhangi bir saldırgan elin yalnızca kesilmeyeceğini, onların dünyasının da ateşe verileceğini çok iyi biliyor” ifadesini kullandı.

Washington’dan açıklama yapan İran’ın son şahının oğlu Rıza Pehlevi ise İran halkını ‘hazırlıklı olmaya’ çağırdı. Pehlevi, dini lideri ‘İran karşıtı bir suçlu’ olarak nitelendirerek, mevcut yönetimin ‘dökülen her damla kanın hesabını vereceğini’ söyledi.

Rıza Pehlevi, kendisini muhalefetin lideri olarak tanıtırken, protestoların 8 Ocak’ta ailesinin adının atıldığı kalabalıkları gösteren videoların yayılmasıyla büyük ölçüde tırmanmasından önce de gösteri çağrısında bulunmuştu.

Pehlevi, geçen hafta sonu için protesto çağrısını yineledi. Hafta sonunda yer yer gösteriler düzenlendiğine dair haberler çıkarken, Pehlevi dün X platformunda yaptığı paylaşımda İranlılara ‘hazırlıklı olmaları’ çağrısında bulunarak, “Sokaklara dönüş anı gelecek” ifadesini kullandı.

Dış cephede ise Tahran, söz konusu baskı politikaları nedeniyle ciddi bir uluslararası yalnızlıkla karşı karşıya bulunuyor. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin dün İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenmesi planlanan zirveye katılımını, zamanın ‘uygun olmadığı’ gerekçesiyle iptal etti.

Arakçi, karara tepki olarak yaptığı açıklamada, kararın ‘İsrail ve ABD kaynaklı yalanlar ile siyasi baskılara’ dayandığını söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de Birleşik Krallık ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinin talebi üzerine, İran’daki insan hakları durumunun kötüleşmesini ele almak üzere cuma günü acil bir toplantı yapılacağını duyurdu. Komiserlik, ülke genelinde endişe verici şiddet olayları, protestoculara yönelik baskılar ve uluslararası insan hakları hukukunun ihlal edildiğine dair güvenilir raporlar bulunduğunu belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Avrupa Birliği’nin (AB), ‘süregelen vahşi baskılara’ yanıt olarak İran’a yönelik yaptırımların sertleştirilmesini ve insansız hava araçları (İHA) ile füze teknolojilerine ilişkin ilave ihracat yasakları getirilmesini önerdiğini açıkladı.

Moskova’da konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin yaptırım tehditlerine rağmen Rusya’nın İran ile ticari faaliyetleri durdurmak için herhangi bir neden görmediğini ve bu faaliyetleri uygun gördüğü şekilde sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın 12 Ocak’ta yaptığı ve İran ile ticari faaliyette bulunan her ülkenin, ABD ile olan ticaretinde yüzde 25 gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacağını duyurmasının ardından geldi.