Macron, radikalizm ile mücadelede Müslümanlara yardım etmek istiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı dün Elysee'de Fransız Müslümanların temsilcileriyle bir araya geldi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı dün Elysee'de Fransız Müslümanların temsilcileriyle bir araya geldi (AFP)
TT

Macron, radikalizm ile mücadelede Müslümanlara yardım etmek istiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı dün Elysee'de Fransız Müslümanların temsilcileriyle bir araya geldi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı dün Elysee'de Fransız Müslümanların temsilcileriyle bir araya geldi (AFP)

İslam, Fransa'daki tartışmalarda yeniden üst sıralardaki yerini aldı. Önümüzdeki yılın mart ayında düzenlenecek olan belediye seçimleri yaklaşırken yetkililer, giderek istikrarsız hale gelen bu tartışmayla nasıl başa çıkılacakları konusunda kafaları karışmış görünüyor. Geçen ay Başkent Emniyet Müdürlüğü'nde meydana gelen terör saldırısı ve bölgesel meclis toplantısına başörtülü bir kadının girmesi gibi olaylar tüm dikkatleri Fransa'da İslam dosyasına yöneltti. Konuyla ilgili kamuoyunda yapılan yoklamalar pazar günü Le Journal du Dimanche gazetesinde yayımlandı. Fransız Kamuoyu Araştırma Enstitüsü (IFOP) tarafından yapılan anket, katılımcıların yüzde 60'ının İslamı "Fransız toplumunun değerleriyle bağdaşmaz" olarak gördüğünü ortaya çıkardı.
Ayrıca ankete katılanların yüzde 80'i de toplum içinde herhangi bir dine odaklı her şeye yaygın ölçüde yasak getirilmesi taraftarı. Aynı oranda bir diğer kesim de laiklik konusunun "İslam söz konusu olduğunda farklı ele alındığı" ve bunun da laikliğin doğru şekilde uygulanmadığı manasına geldiğini düşünüyor.
Aşırı veya gelenekçi sağın göç ya da terörizmle birleştiğinde İslam'ı bir siyasi-seçim olarak gördüğü sır değil. Bir dizi Fransız "entelektüel" ve onların en büyük temsilcisi olan gazeteci ve yazar Eric Zemmour, şöhretlerini Fransa ve Avrupa'nın "İslamlaşma" tehlikesi uyarıları ile İslama karşı saldırıları ve değerlerini çiğnemeleri üzerine bina ettiler. Bu gerçek, yüzlerce Müslüman ve gayrimüslimin sekiz gün içinde ikinci kez Paris'te İslamofobi karşıtı gösteri düzenlemesine yol açtı.
Düşünürlerin Müslümanları aşağılayan ve toplumda dikey bir bölünmeye itilmelerine karşı uyarıda bulunan sesleri de işitildi. Toplu bir makalede imzası bulunan 90 Fransız, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u Fransız Müslümanlara karşı nefrete son vermek için müdahale etmeye çağırdı.
İşin aslı her iki taarf da diğerinden şikayetçi. Macron dün İçişleri Bakanı Christophe Castaner'in de katılımıyla Elysee Sarayı'da 2003'te gün ışığına çıkan Fransız İslam Dini Konseyi temsilcileriyle bir araya geldi. Macron, RTL radyosun verdiği röportajın kısmını İslam konusuna ayırdı. Müslüman temsilcilerin bir toplantısında “Fransız Müslümanların Cumhuriyet'in tüm yasalarına tam saygı duymasıyla sakin bir hayat sürebileceklerine” değindi.
Castaner tarafından, Fransa Cumhurbaşkanı'nın İslam Konseyi'ni "İslamda aşırılık ve mezhep kaynaklı içe dönüklükle mücadelede devletin yanında yer almaya" çağırdığı aktarıldı. Devlet, bu görevde ilk rolün Fransız Müslümanların temsilcilerinde olmasını istedi. Din işleri konusunda danışmanı olan İçişleri Bakanı'na göre Macron, başta 1905 laiklik yasası ve uygulamaları olmak üzere "Cumhuriyet yasalarını ihlal eden" bir takım uygulamalara son vermek için gündeme getirdiği bir dizi tedbire değindi.
Fransa Cumhurbaşkanı radyoda yaptığı konuşmada "Fransa Cumhuriyeti'nde birçok kesim (ülkenin değerlerinden) bir tür ayrılık olmasından şikayetçi" dedi. Bu nedenle mezhep kaynaklı içe dönüklük, "yani İslamcılık" ile mücadelenin "gerekli" hale geldiğini iddia etti. Fransa Cumhurbaşkanı'nın bahsettiği ve "içe dönüklükle" mücadele etmek için her türlü tedbirin alınması yönünde çağrıda bulunduğu sektörlerden bazıları eğitim, sağlık ve istihdam...
Macron pratikte yetkili makamların kendi alanlarında Cumhuriyet'in yasa ve değerlerine aykırı tüm uygulamaları önlemek ve laiklik ilkesiyle bağdaşmayan muhalif dernek ve çalışmaları engellemek için uygun tedbirler almalarını istiyor. Dört polis memurunun aşırılık yanlısı bir Fransız tarafından öldürülmesinin ardından Macron, sözde "İslamcı vahşetle" mücadeleyi vurgulamış ve vatandaşları "nöbet" halinde olmaya çağırmıştı. Ancak diğer dinlerle bir arada bulunan bir din olarak İslam ile radikal siyasal İslam arasındaki bütün müdahalelerini birbirinden ayırmaya özen göstermişti.
Radyoda konuşan Macron, mezhep kaynaklı içe dönüklüğün "terör olmadığını" vurgulayarak ikisi arasındaki ayrışmada büyük bir karışıklık olduğunu da sözlerine ekledi. Macron, kendi deyimiyle "ayrışma" olarak nitelendirdiği şeyi tanımlarken bunun "İslam dininden sapan kavramlar adına birlikte yaşamayı bırakma ve Cumhuriyet'ten ayrılma arzusunu ifade etmek" anlamına geldiğini söyledi.
Devlet, Müslüman yetkililerden militanlık ve radikalizm karşısında hoşgörülü ve açık bir İslamı savunmada ön saflarda yer almalarını ilk defa istemiyor. Macron daha önce Fransa İslam Konseyi'nin etkisiz olduğu ve tüm Müslümanları temsil etmediği yönündeki yaygın inanış nedeniyle Fransa'da İslamı çerçevelemek için çalışacağına söz vermişti. Ancak önerileri tekrar tekrar ertelendi.
Seçim kampanyaları yaklaştıkça birçok kişi devletin tartışma ve siyasi sömürü alanından çekme arzusuna rağmen İslam meselesini ertelemesini tercih ediyor. Önümüzdeki haftalarda çoğunlukla yabancı kökenlilerin yaşadığı şehirlerde ve banliyölerde ağırlıklı olarak İslami seçim listelerinin oluşturulması konusu gündemde olabilir.
Fransa İslam Konseyi (CFCM) Başkan Yardımcısı Enver Kbibech dün yaptığı açıklamada kuruma bağlı dini konseyin bugün toplanacağını ve gündeminde iki temel meselenin olacağını açıkladıduyurdu. Bunlardan ilki İslamın başörtüsü hakkında söyledikleri, diğeri de Müslümanların söz konusu konseyi radikalizmin göstergeleri konusunda hangi rolde gördüğüyle ilgili. Kbibech, bugün toplantıdan sonra "bir dizi güçlü tedbir" açıklanacağını söyledi. Söz konusu açıklama, devletin İslam Konseyi'ne yönelik talebine yanıt olarak değerlendirilebilir.
Mevcut tartışma, aşırı sağcı Ulusal Birliği'n Burgundy bölgesindeki Bölgesel Konsey toplantısındaki bir temsilcinin yasanın yasakladığı gerekçesiyle başörtülü Müslüman bir kadının bulunduğu toplantıya katılmayı reddetmesi sonrasında başladı. Yapılan değerlendirmeler ortaya çıkan herhangi bir sorunun İslam, laiklik, İslam ve Batı değerlerinin diyalektiği açısından bir dönüş için uygun olacağı yönünde.
Bugün, Fransız Senatosu okul dışındaki faaliyetlere ayak uydururken öğrencilerin velilerinin dini semboller taşımalarını önlemek için sağ görüşlü bir Cumhuriyetçi parti tarafından sunulan tasarıyı değerlendiriyor. Bugün bile okullarda başörtüsünü yasaklayan bir yasa var. Bir diğer yasa da peçeyi yasaklıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.