Hint sineması popülaritesini artırıyor

“Happy New Year (Mutlu Yıllar)” filminden bir kare
“Happy New Year (Mutlu Yıllar)” filminden bir kare
TT

Hint sineması popülaritesini artırıyor

“Happy New Year (Mutlu Yıllar)” filminden bir kare
“Happy New Year (Mutlu Yıllar)” filminden bir kare

2010-2019 arası, sinema tarihinin kritik olduğu yıllar. Bir sinemaya verilen önem artarken diğerininki ise azalıyor; güçlü olanlar kalırken diğerleri ise kaybolup gidiyor.
-Göklerden gelen kahraman
Hint sineması ise tüm bu zorluklar arasında hala dimdik duruyor. Hint sinemasının 2010 yılı gelirleri yaklaşık 965 milyon dolarken, 2019 yılı gelirlerinin ise 1 milyar 859 milyon 747 bin doları aşkın olduğu görülüyor. Üstelik Hindistan'da bilet fiyatı Batı'ya göre sekiz kat daha düşük. Şayet Batı’daki fiyatlar üzerinden hesaplama yapılsaydı bu sayıyı katlamamız gerekirdi.
Bu yüzden günümüz Hint sineması endüstrisi değerinin, 20 milyar doları aşması ve yıllık iki milyardan fazla biletin satılması şaşırtıcı değil.
2014 yılında Narendra Modi’nin başbakan seçilmesiyle Hint sağının yükselişe geçmesi, Hindistan yerel endüstrisinde olumsuz bir etki oluşturmadı. Ancak film konuları bu durumdan etkilenmiş olabilir.
2000’li yılların başlarındaki filmlere baktığımızda, hayatın içinden gelen kahramanlarla karşılaşırken, şimdiki filmlerde ise göklerden gelen kahramanlarla karşılaşıyoruz; eski Hint filmlerinde kahramanlar zengin güçlerle savaşırken, günümüz filmlerinde ise sadece dövüş becerileri olan, kötü ve kültürsüz insanlarla savaşıyor.
2014 yılında çıkıp ertesi yıl uluslararası performans gösteren Hint filmi ‘Happy New Year (Mutlu Yıllar)’; komedi, müzik, dans ve dövüşün bütünleştiği bir film. Bu, Hint sinemasında garip bir durum olarak karşılanmıyor.
Geçtiğimiz yıllarda en çok hasılat yapan filmlerin başrolleri, çoğunlukla, aynı soy isme sahip üç oyuncu arasında paylaşılıyor. Bu kişiler: Happy New Year filminin başrol oyuncusu Shahrukh Khan, Thugs of Hindostan (Hindistan Eşkıyaları) gibi aksiyon filmleriyle adını duyuran Amir Khan ve Race 3’ün (Yarış 3) başrolü Salman Khan.
Her yıl farklı tarzlarla karşımıza çıkan Hint filmleri, her zaman yerel konuları ele almıyor. Örneğin; Thugs of Hindostan, Batı yapımı Pirates of the Caribbean (Karayip Korsanları) filminden esinlenirken, Race 3 filmi ise Fast and Furious (Hızlı ve Öfkeli) filminin Hint versiyonu olma özelliğini taşıyor.
Bu tarz Hint filmler, dans ve müzik gibi cazibe ve süs unsurlarıyla bezenerek, esinlendikleri Batı filmlerinden farklı bir tarza bürünüyor.
Diğer yandan, dans ve müziğin bulunmadığı, yapımcı Mrinal Sen ve Satyajit Ray’in filmleri gibi ciddi yapımlarda Hint sinemasında bulunuyor.
Irak’taki terör
Hint sinemasında son zamanlarda, kahramanların teröristlerle savaştığı filmler göze çarpıyor. Bu filmlerden biri de 2019 yapımı War (Savaş). Filmin konusu düşmanlarına karşı birlikte savaşan iki kahraman etrafında dönüyor. Bu iki kahraman, Afgan teröristlere, profesyonel savaşçılara ve ajanlara karşı savaşıyor. Amerikan filmlerinde görülen bu tema, çok da yabancı gelmiyor.
Bu tür filmlerden biri de Ali Abbas Zafar’ın yönetmenliğini üstlendiği Tiger Zinda Hai. 2017 yapımı filmde Hint ve Pakistanlı hemşireleri kaçıran Iraklı bir terör çetesinin hikayesi anlatılıyor. Başroldeki Katrina Kaif ve Salman Khan bu teröristlere karşı savaşıyor.
Pakistan ile Hindistan arasındaki gibi tartışmalı bölgeler, ülkedeki yaşam koşulları gibi siyasi konular da bazen Hint filmlerinin konusu olabiliyor.
Süresi, dansları ve müzikleri ile oldukça popüler olan Hint sineması, Amerikan ve Avrupa sinemasını ardından sinemaseverlerin dikkatini çekiyor.



Jennifer Lawrence, "tuhaf" set anısını anlattı: Kaplanlar gibi saldırdık

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (MUBI)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (MUBI)
TT

Jennifer Lawrence, "tuhaf" set anısını anlattı: Kaplanlar gibi saldırdık

Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (MUBI)
Sık sık kendi kuşağının en başarılı oyuncusu diye anılan Jennifer Lawrence, 4 kez Oscar adaylığı elde etmiş, 2013'te Umut Işığım'la En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı (MUBI)

Jennifer Lawrence, yeni filmi Geber Aşkım'da (Die My Love) rol arkadaşı Robert Pattinson'la birlikte çekimlerin ilk gününün, "tuhaf" sayılabilecek bir deneyime dönüştüğünü anlattı.

Lawrence, Hollywood Reporter'ın yuvarlak masa buluşmasında, "Setteki ilk günümüz, birbirimize kaplanlar gibi saldırdığımız çıplak bir sahne çektik" dedi. 

Söyleşiye ayrıca Jessie Buckley, Laura Dern, Cynthia Erivo, Renate Reinsve ve Amanda Seyfried katıldı.

Lawrence, filmin yönetmeni Lynne Ramsay'nin, çekimlerden önce kendisini ve Batman yıldızı Pattinson'ı hazırlık amacıyla yorumlayıcı dans derslerine gönderdiğini söyledi.

Umut Işığım (Silver Linings Playbook) yıldızı, çekimlere bu şekilde başlamanın ise beklenmedik biçimde rahatlatıcı olduğunu belirtti. Lawrence, "İlk gün olması güzeldi çünkü böylece aklımızın bir köşesinde asılı kalmadı" diye konuştu.

Seyfried, bu planın "dahice" olduğunu söyleyerek, "Birini çıplak gördüğünüzde, merak edip durmazsınız" yorumunu yaptı. Lawrence da buna katılarak, "O zaman ben de bunu düşünmek zorunda kalmıyorum" dedi.

Lawrence, yorumlayıcı dans dersinde çıplak olmadıklarını da ayrıca vurguladı.

Geber Aşkım'da Lawrence, doğum sonrası depresyonla boğuşan Grace'i oynuyor. Karakter ve sevgilisi Jackson, izole bir bölgedeki eski bir kır evine taşınıyor. Ancak Jackson'ın sık sık evden uzakta olması, bir zamanlar yazar olmak isteyen genç kadını yıkıcı davranışlara sürüklüyor. Gerçeklikle hayal arasındaki sınırlar bulanıklaştıkça Grace, yavaş yavaş deliliğe kayıyor.

Filmde ayrıca Sissy Spacek, LaKeith Stanfield ve Nick Nolte de rol alıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Entertainment Weekly


Sinemalarda Stranger Things rüzgarı: Hayranlar salonlara akın etti

Ekran hayatına 2016'da başlayan 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyor (Netflix)
Ekran hayatına 2016'da başlayan 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyor (Netflix)
TT

Sinemalarda Stranger Things rüzgarı: Hayranlar salonlara akın etti

Ekran hayatına 2016'da başlayan 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyor (Netflix)
Ekran hayatına 2016'da başlayan 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyor (Netflix)

Yılbaşı gecesi, izleyiciler Baş Aşağı Dünya'ya veda etmek için sinema salonlarına akın etti.

Variety'nin aktardığına göre, Netflix'in fenomen dizisi Stranger Things'in final bölümünün gösterimleri sinema salonlarına 25 milyon ila 28 milyon dolar arasında hasılat getirdi. Ancak biletler farklı fiyatlarla satıldığı için kesin bir rakam vermek güç. 

Örneğin AMC ve Cinemark, 20 dolarlık yiyecek - içecek harcaması karşılığında bedava bilet sunarken Regal Cinemas ve diğer bazı zincirler 11 dolarlık bir izleme ücreti belirledi; bu da Millie Bobby Brown'ın canlandırdığı Eleven'a gönderme olarak yorumlandı.

Öte yandan bu hafta başında dizinin yaratıcıları Duffer kardeşler, sosyal medyada 1,1 milyon bilet satıldığını duyurmuştu. 

Sonuçlar, sinema işletmecileri açısından olumlu bir tablo çiziyor. Zira 2025 salonlar açısından hayal kırıklığı yaratan bir yıldı. ABD iç pazarında bilet satışları yaklaşık 8,9 milyar dolarda kaldı. Bu, vasat geçen 2024'e kıyasla yalnızca yüzde 1,5'lik bir artış anlamına geliyor ve pandemi öncesinde sektörün ulaştığı 11 milyar doların oldukça gerisinde. 

Stranger Things, The Goonies ve E.T. (E.T. the Extra-Terrestrial) gibi 1980'lerin fantastik maceralarına selam duran yapısıyla Netflix tarihinin en popüler dizilerinden biri haline geldi. Dizi, 5 sezonluk serüvenini yılbaşı gecesi yayına giren, iki saatlik dev bir final bölümüyle noktaladı.

AMC'nin CEO'su Adam Aron, cuma günü yaptığı açıklamada Netflix içeriklerini "büyük perdede" daha fazla göstermenin yollarını arayacaklarının sinyalini verdi. Aron, şöyle dedi:

AMC olarak, daha fazla Netflix içeriğini sinema seyircisiyle buluşturma ihtimalinden heyecan duyuyoruz. Ayrıca şunu da eklemeliyim ki, iki yakın dönemli projemizde iki şirket arasındaki çalışma ilişkisi kolay, yaratıcı ve sorunsuz ilerledi. Bu nedenle, iki şirketimizin AMC'nin dev ekranlarında hangi Netflix yapımlarının gösterilebileceğine dair görüşmelere çoktan başlamış olması kimseyi şaşırtmamalı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


Netflix'te zirveye çıkan belgesel izleyicileri sarstı

Çocuk istismarı suçundan hüküm giyen Jodi Hildebrandt, cezasını Salt Lake City'deki Utah Eyalet Islah Kurumu'nda çekiyor (Netflix)
Çocuk istismarı suçundan hüküm giyen Jodi Hildebrandt, cezasını Salt Lake City'deki Utah Eyalet Islah Kurumu'nda çekiyor (Netflix)
TT

Netflix'te zirveye çıkan belgesel izleyicileri sarstı

Çocuk istismarı suçundan hüküm giyen Jodi Hildebrandt, cezasını Salt Lake City'deki Utah Eyalet Islah Kurumu'nda çekiyor (Netflix)
Çocuk istismarı suçundan hüküm giyen Jodi Hildebrandt, cezasını Salt Lake City'deki Utah Eyalet Islah Kurumu'nda çekiyor (Netflix)

İzleyicileri tedirgin eden gerçek suç belgeseli, Netflix'in en çok izlenen filmler listesinin zirvesine yerleşti.

Platformda 30 Aralık'ta yayına giren belgesel, Jodi Hildebrandt: Sosyal Medyanın En Karanlık Hikayesi (Evil Influencer: The Jodi Hildebrandt Story) adını taşıyor.

Yönetmenliğini Skye Borgman'ın üstlendiği belgesel, aile danışmanı Jodi Hildebrandt ve içerik üreticisi Ruby Franke'nin yollarının kesişmesiyle başlayan ve karanlık bir tabloya dönüşen süreci anlatıyor. 

Netflix, 18 yaş altına uygun olmadığını belirttiği belgeselin konusunu şöyle özetliyor:

Utahlı terapist Jodi Hildebrandt'ın, ebeveynlik temalı YouTube kanalı olan Ruby Franke'yle birlikte çocuk istismarından tutuklanması çarpık bir manipülasyon öyküsünü ortaya serer.

İzleyicileri sarsan belgesel, sosyal medyada paylaşılan yorumlarla gündem oldu.

Bir Netflix abonesi filmi "son derece rahatsız edici" diye nitelerken, bir başka izleyici belgeselin ilk dakikalarından itibaren defalarca yüksek sesle "Aman Tanrım" dediğini yazdı. 

Başka bir izleyici de belgeseli izledikten sonra "duygusal olarak hırpalanmış" hissettiğini, hikayenin haberlerde duyduklarından bile daha karanlık bir boyuta ulaştığını belirtti.

Tartışma Reddit'e de taşındı. Bir kullanıcı, belgeselin kendisini "titretip" çok üzdüğünü yazdı. Bir başkası ise "gerçekten hasta insanlar" ifadesini kullanarak ayrıntıları izlemeye dayanamadığını ve sonuna doğru ileri sardığını söyledi.

Kısacası, yayın devinin bu yeni belgeseli şimdiden çok sayıda aboneyi hem kendine çekmiş hem de rahatsız etmiş durumda. Hafta sonu "hafif bir şeyler" izlemek isteyenler için, Jodi Hildebrandt: Sosyal Medyanın En Karanlık Hikayesi iyi bir seçenek olmayabilir.

Independent Türkçe, Express, Mirror