S-400'lerin ikinci parti teslimatı gecikebilir

Trump ve Erdoğan, Haziran ayında Osaka'da düzenlenen G20 Zirvesi’nde (Reuters)
Trump ve Erdoğan, Haziran ayında Osaka'da düzenlenen G20 Zirvesi’nde (Reuters)
TT

S-400'lerin ikinci parti teslimatı gecikebilir

Trump ve Erdoğan, Haziran ayında Osaka'da düzenlenen G20 Zirvesi’nde (Reuters)
Trump ve Erdoğan, Haziran ayında Osaka'da düzenlenen G20 Zirvesi’nde (Reuters)

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400’lerde ikinci parti teslimatının ortak üretim ve teknoloji transferi konuları nedeniyle planlanan tarih olan 2020’den sonraya ertelenebileceğini açıkladı.
Türkiye ve Rusya, S-400 hava savunma sistemlerinin teknoloji paylaşımı ve ortak üretimine ilişkin 2020 yılını kapsayan bir zaman çizelgesi hazırlamıştı.
NATO üyesi Türkiye, ABD’nin muhalefeti ve yaptırım tehditlerine rağmen, Temmuz ve Ağustos aylarında S-400’ün ilk partisini teslim almıştı.
Washington, Türk yetkililere göre 2020 Nisan ayında faaliyete geçmesi planlanan Rus hava savunma sisteminin kullanılmaması için hala Ankara ile görüşme içinde olduğunu belirtmişti. ABD, Türkiye’den toplam maliyeti 2,5 milyar dolar olan Rus S-400’leri almaktan vazgeçmesini istemiş, Türkiye'ye 3,5 milyar dolar değerindeki Patriot hava savunma sistemlerini teklif etmişti.
Ancak Rus yapımı S-400’leri satın almaktan vazgeçmeyen Türkiye, ortak üretim ya da teknoloji transferi şartıyla Patriot hava savunma sistemini satın almanın da bir sakıncası olmadığını ifade etmişti.
Washington ise Ankara’nın S-400 ısrarına cevap olarak, üretim programında ortak olduğu Türkiye'nin F-35 savaş uçağı projesindeki faaliyetlerini askıya almıştı.
Türkiye ise F-35'te bir müşteri değil üretim ortağı olduğunu belirterek, şu ana kadar 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapıldığını hatırlatmış, F-35’leri teslim etmekten kaçınmanın iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa uygun olmadığını vurgulamıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül ayında yaptığı bir konuşmada, “Bizim için S-400 olayı Türkiye-ABD ilişkilerini kesinlikle bozmamalı çünkü bunlar savunma sistemleri noktasında Türkiye'nin ihtiyacıdır. Kaldı ki S-400 dediğimiz zaman Yunanistan'da, Bulgaristan'da, Slovakya'da var. Onlar da NATO ülkesi. Onlarda olunca oluyor da Türkiye gibi bir ülkede olunca niye olmasın?” demişti. Erdoğan ayrıca, ABD’nin Patriot satmayı reddettiği için Rusya’da S-400 satın almak zorunda kaldıklarının da altını çizmişti.
“Rusya’nın savaş uçağı teklifi değerlendiriliyor”
Türkiye'nin, ABD’nin F-35 savaş uçaklarına alternatif olarak Rus Sukhoi 35 ve Sukhoi 57 savaş uçaklarını almaya çalıştığı biliniyor.Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Rusya'dan savaş uçağı alımı hakkında çıkan haberlere şu ifadelerle yanıt verdi:
“Karşı tarafında bir teklifi vardı, bu teklif de bizim tarafımızdan değerlendiriliyor. Konu mali, teknik ve stratejik boyutuyla incelenir, hemen karar vermek gibi bir şey söz konusu değil. Çok geniş bir analiz yapmak lazım, bu yüzden hemen yarın alıyoruz gibi bir hükümde bulunmak mümkün değil.”
Demir, F-35 projesine ilişkin olarak ise “Temennimiz tekrar projeye dönülmesi yönünde” yorumunda bulundu.
Ancak ABD Savunma Bakan Yardımcısı Ellen Lord, geçtiğimiz ay yaptığı bir açıklamada, “Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi konusunda hiçbir değişiklik yok” diyerek, Türkiye’nin F-35 için 900 parça ürettiğini ve taahhütlerini Mart 2020’de tamamlayacağını söyledi.
Erdoğan’ın ABD ziyareti ertelenecek mi?
Reuters’ın ismi açıklanmayan 3 Türk yetkiliye dayandırarak verdiği haberinde, ABD Temsilciler Meclisi’nde 1915 olayları ‘Ermeni Soykırımı’ olarak tanıyan ve Türkiye'ye yönelik yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısının kabul edilmesini protesto etmek için Erdoğan’ın önümüzdeki hafta yapacağı Washington ziyaretini iptal edebileceği iddia edildi.
Erdoğan’ın 13 Kasım’da Başkan Donald Trump’ın daveti üzerine Washington’a gitmesi planlansa da geçtiğimiz hafta söz konusu ziyarete ilişkin Cumhurbaşkanı, “Henüz kararımı vermedim, soru işaretleri var" demişti.
İsmi açıklanmayan yetkililerden biri, “Atılan bu adımlar iki ülke ilişkisine ciddi bir şekilde zarar veriyor. Bu kararlardan dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti beklemede” diyerek, son kararın henüz verilmediğini vurguladı.
Bir diğer Türk yetkili de, “ABD, Türkiye’deki mevcut siyasi iklimi kullanarak bu tasarıları geçirdi” yorumunda bulundu.
Üçüncü yetkili ise, Trump’ın mektubu ve onaylanan tasarıların iki ülke arasındaki ilişkiye zarar verdiğini söyleyerek, “Eğer atmosfer değişmezse bir ziyaret olmasının bir anlamı kalmayacak” yorumunu yaptı.
Türk kaynakları, ABD Kongresi’nde Türkiye’nin S-400’leri satın alması ve Barış Pınarı Harekâtı’nı gerçekleştirmesine ilişkin mevcut öfkeye ve Ankara’nın Trump’ın bazı ifadelerine tepki vermesine rağmen Trump ve Erdoğan arasında güçlü bir bağ olduğunu ifade etti.
Trump, birçok defa Türkiye'yi Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi aldığı için suçlamadığını dile getirerek, eski Başkan Barack Obama döneminde Türkiye'ye Patriot satılmaması dolayısıyla önceki yönetimi suçlamıştı.
Ancak ABD Başkanı, geçtiğimiz ay Barış Pınarı Harekatı’nın başlayacağı dönemde Türkiye ekonomisini yok etmekle tehdit ederek, Erdoğan’a “Sen, binlerce kişinin katledilmesinden, ben de Türk ekonomisinin yok edilmesinden sorumlu olmak istemem. Sert bir adam olma. Aptal olma” ifadelerinin yer aldığı bir mektup göndermişti.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe