Ürdünlü Bahailer.. Azınlık mı yoksa üçüncü bir din mi?

Ürdün'deki Bahai dini cemaatlerden biri (Tahani Helmy)
Ürdün'deki Bahai dini cemaatlerden biri (Tahani Helmy)
TT

Ürdünlü Bahailer.. Azınlık mı yoksa üçüncü bir din mi?

Ürdün'deki Bahai dini cemaatlerden biri (Tahani Helmy)
Ürdün'deki Bahai dini cemaatlerden biri (Tahani Helmy)

Tarık Dilovani
Bahailer, sayıları bugün oldukça azalmasına rağmen bir asrı aşkın bir süredir Ürdün'deki varlıklarını sürdürüyorlar.  Varlıkları, Ürdün toplumundaki barış içinde bir arada yaşama ve diğer vatandaşlarla tamamen kaynaşma olgularının bir ispatı. Bahailer, Ürdün’de sivil haklarla ilgili karşılaştıkları sıkıntılara rağmen toplumun önemli bileşenlerinden biri.
Sayılarının 5 milyon olduğu düşünülen Bahailer, dünyanın dört bir yanındaki 183 ülkeye dağılmış durumdalar. Ürdün’deki Bahailer ise şuan bu topraklardaki dördüncü neslin temsilcileri.
Bir arada yaşama
Ürdün’deki Bahailerin sözcüsü olarak Independent Arabia’ya konuşan gazeteci Tahani Helmy Bahailerin, ülkenin tüm illerinde olduğunu, fakat resmi bir kayıt olmadığından tam sayılarının bilinmediğini söyledi.
Helmy’nin söylediğine göre Bahailer, toplumlarında hakim olan olumlu ve yapıcı diyalogları destekliyorlar. Ürdün'deki Bahailer, sadece başkalarının dini hoşgörülü olmaları ve diğerlerini kabul etmeleriyle değil, aynı zamanda medya aracılığı ve başkalarının inanç ve misyonlarını tanıyarak bir topluluk kültürünün oluşturulmasıyla bir arada yaşamaya çalışıyorlar.
Bahailerin devletle olan ilişkilerini olumlu, sadık ve samimi olarak niteleyen Helmy, “Devlet yetkilileri, Bahai inancının kaidelerini anlayışla karşılıyor. Bu nedenle, Bahailer olarak dini toplantılarımızı yapmakta, dinimizi ve inançlarımızı savunmakta özgürüz. Ancak Bahai dini resmi olarak tanınmıyor. Bu da Ürdün vatandaşları olarak bir takım sivil haklarla ilgili sorunlarla karşılaşmamıza neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, eğitim müfredatında bir takım düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan Helmy, müfredatın din, dil, ırk ya da cinsiyet açısından Ürdün toplumunun çeşitliliğini ve zenginliğini yansıtması, kadın-erkek eşitliğine saygı gibi toplumsal çıktılara hizmet etmesi, kadınları güçlendirmesi ve hoşgörüsüzlüğü reddetmesi gerektiğini vurguladı.
Ürdün’deki üçüncü din
Öte yandan araştırmacı yazar İbrahim Gharaibeh, Bahailiği, İslam ve Hıristiyanlıktan sonra Ürdün'deki üçüncü din olarak görüyor. Gharaibeh’e göre 19. yüzyılın sonlarından itibaren Ürdün’de yaşamaya başlayan Bahailer, buraya İran’daki Kaçar Hanedanlığı’nın zulmünden kaçmış ya da 19. yüzyılın ortalarında Bahailiğin kurucusu ‘Baha’nın Akka’daki makamını ziyaret etmek için gelmiş olabilirler.
Bahailerin bazı inançlarından bahseden Gharaibeh, onların önce Bağdat, sonra İstanbul ve ardından Akka’ya sürgün edilen ve 1892 yılında vefat eden ‘Baha’nın peygamberliğine inandıklarını, Akka’yı kıble edindiklerini ve Hayfa’nın dünyadaki tüm Bahailer için liderlik merkezi olduğunu söyledi. Bahailiğin sanıldığı gibi bir mezhep olmadığını ve yaklaşık 10 milyon takipçisiyle bağımsız bir din olduğunu belirten Gharaibeh’e göre Bahailer, resmi veya toplumsal sorunlar yaşamaktan şikayet etmiyorlar. Bununla birlikte siyasi partilere katılmayan Bahailer, barışa, sosyal ve ahlaki eylemlerde bulunmaya bağlı kalmakta kararlılar.
Bahailer, 120 yıl önce Ürdün’de ilk olarak Ürdün Vadisi'nin kuzeyindeki Adessiye köyüne yerleştiler, ancak bugün ülkenin tüm şehirlerine dağılmış durumdalar.
Sivil haklarla ilgili sorunlar
Ürdün vatandaşı olan bir Bahai, İsviçreli Bahai bir kadınla evlendi. Yıllardır eşinin de Ürdün vatandaşlığına alınması için uğraşsa da sonuçsuz kaldı. Çünkü Bahailiğe göre kıyılan nikah devlet kurumlarınca kabul görmüyor. Oysa Ürdün yasalarına göre Ürdün vatandaşıyla evlenen yabancı uyruklu bir kişi, 5 yıl sonra doğrudan Ürdün vatandaşlığı alabiliyor.
Bahailer sıradan işlemlerinden bazılarını yapabilmek için evlilik cüzdanı yerine kısıtlı imkanlar sunan aile defteri alabiliyorlar. Ancak bu durum, miras ve mülk tapusu sorunları gibi birçok engel oluşturuyor.
İbadet edecekleri bir yer yok
Bahailerin ibadetlerini aynı inançtan olan dostları ve komşularını davet ederek evlerinde eda ettiklerini söyleyen Tahani Helmy, bunun Bahailik öğretilerinin toplumdan izole edilmesine neden olduğunu söyledi.
Bahailer haftada bir kez ibadet için bir araya geliyorlar. Bir aile ortamında yapılan bu ayinlerde amaç zihin ve ruhu temizlemektir.
Bahailiğin kitabına göre Bahailer, Allah’ın birliğine, sadece onun emirlerine itaat edilmesine, eşi ve benzeri olmadığına ve tek olduğuna inanıyorlar. Aynı şekilde dinin de tek olduğuna, tüm peygamberlere ve semavi kitaplara inanıyorlar.
Bahailer her yıl ‘ala’ dedikleri ayda oruç tutuyorlar. 2 - 20 Mart tarihleri arasına denk gelen bu ayda 19 gün boyunca oruç tutan Bahailer, günlerini dua ve ibadetle geçiriyorlar.
Cemaatle yapılan ibadetleri olmayan Bahailer ibadetlerini tek başlarına yapıyorlar. Kul ile Rabbi arasında aracı kabul etmeyen Bahailikte din adamı da bulunmuyor.



İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.


Arap Koalisyonu, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip  Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
TT

Arap Koalisyonu, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip  Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)
Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi: Suudi Arabistan çok önemli ve merkezi bir ülke. Aynı zamanda Yemen'e verdiği destek tarihi öneme sahip Şabva ilinde konuşlu güçler (Yerel yönetim)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’na bağlı Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Şabva ilini korumaya ve istikrarını desteklemeye yönelik taahhüdünü yineledi.

Komutanlık, Şabva’nın yerel yetkilileri tarafından yapılan ve ilin güvenliğini sağlamak ve gerginliklerden uzak tutmak için koalisyonla koordinasyon ve ortak eylemde bulunulacağını teyit eden açıklamayı memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şabva Valisi ve Yerel Konsey Başkanı Şeyh Avad ibnu'l Vezir el-Avlaki’nin koalisyonun çabalarını desteklediğini ve ildeki güvenliği ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladığı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Arap Koalisyonu’nun Şabva’yı korumaya, istikrarını desteklemeye ve bölgedeki güvenliği sağlamaya yönelik taahhüdünü yineleyen Tüögeneral Maliki, devlet kurumlarına ve yerel otoriteye saygı çerçevesinde, Şabva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Şabva Vali Yardımcısı Fahd el-Halifi ise Suudi Arabistan’ın Arap dünyası, İslam ülkeleri ve uluslararası karar alma süreçlerinde merkezi ve kilit bir ülke olduğunu belirterek, Yemen'i destekleyen tutumunun insani yardım desteği alanında olduğu kadar, sürdürülebilir projelerin geliştirilmesi ve uygulanması alanlarında da tarihi ve önemli olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Halifi, Suudi Arabistan'ın Yemen ve bölgenin güvenliği ve istikrarına olan sorumluluğu temelinde, İran'ın mezhepçi projesine ve Husilerin darbesine karşı koymak için 'Kararlılık Fırtınası’ operasyonunu başlatarak Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin çağrısına yanıt verdiğini belirtti.

cdfgt
Şabva Vali Yardımcısı Fahd el-Halifi (Şarku’l Avsat)

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın temsil ettiği Suudi Arabistan’ın liderliğine ve herkesi kucaklayabilme yeteneğine olan güvenini dile getiren Halifi, Yemen’in güneyinden güçlerin Riyad’da düzenlenen bir konferansta bir araya gelmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şabva Vali Yardımcısı, bu konferansın sonuçlarının güney halkının beklentilerini karşılayacağını ve güney davasını Yemen'deki barış sürecinin odak noktası haline getireceğini, böylece Husi terörist milislerle mücadele çabalarının birleştirilmesine katkıda bulunacağını vurguladı.

Aynı bağlamda, Şabva’daki şeyhler, ileri gelenler ve toplum önderlerini bir araya getiren danışma toplantısında Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin kararlarına tam destek ve onay çıktığını, meşru hükümetin izlediği yolun desteklendiğini açıklayan Halifi, hükümetin izlediği bu yolun, askeri ve güvenlik kararlarını birleştirmeyi, devlet kurumlarını korumayı ve doğu illerindeki güvenliği ve istikrarı korumayı amaçladığını vurguladı.

Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, katılımcılar GGK’nın Hadramut ve el-Mehra illerine askeri güç ve teçhizat sevk etmesini kınadılar. Ardından güvenli ve istikrarlı doğu illerinin askerleştirilmesini, siyasi tercihleri zorla dayatma girişimlerini ve halkın iradesini hiçe saymayı kategorik olarak reddettiklerini vurguladılar. Açıklamada, doğu illerinin sakinlerinin ‘kendilerini temsil etmeyen veya isteklerini ifade etmeyen hiçbir projeye ait olmadıkları’ belirtildi.

Ayrıca bu illerin askerleştirilmesinin güvenlik ve istikrarın bozulmasına yol açabileceği ve ulusal çıkarlara hizmet etmeyen çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Danışma toplantısının katılımcıları, Yemen'in meşruiyeti ve doğu illeri yanında destekleyici ve kararlı tutumları nedeniyle Suudi Arabistan'daki kardeşlerine teşekkür ve takdirlerini ifade ederken Riyad'ın Yemen ve bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasındaki ve durumun kaos ve çatışmaya sürüklenmesini önleyen rolüne övgüde bulunuldu. Ayrıca, güney bölgelerinin güney davası için adil ve kapsamlı bir vizyon geliştirmek amacıyla bir güney güçleri arasında bir toplantı düzenleme ve ev sahipliği yapma talebine Riyad'ın verdiği yanıtı da takdir edildi.

Toplantıda, GGK liderliğine, birliği korumak ve ulusal çıkarları gözetmek amacıyla, mantıklı davranarak Şabvah, Hadramut ve el-Mehra illerinden güçlerini çekmesi, önceki mevzilerine geri dönmesi ve meşru hükümet ve güney illerinden güçlerle diyalog ve uzlaşma içinde olması çağrısında bulunuldu.

Öte yandan Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el-Cabir, Suudi Arabistan’ın güney illerinden güçlerin ortak sergilediği olumlu ve sorumlu tutumu memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cabir, bu tutumun, güney davasının haklılığını korumak ve bunu kapsamlı bir siyasi çerçeve içinde tartışmak için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Büyükelçi Cabir, sosyal medya platfromu X'teki resmi hesabında yayınladığı bir gönderide Şabva Valisi Avlaki’nin Suudi Arabistan’ın Riyad'da güney meselesi üzerine bir konferans düzenleme davetini memnuniyetle karşılamasının, Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Alimi’nin talebine yanıt niteliğinde olduğunu ve güney illerinden güçlerin liderlerinin siyasi bir çözüme yönelik sorumlu yaklaşımını yansıttığını açıkladı.

Tüm bu tutumların ‘güney bölgesi halkının davalarının haklılığını korumak ve tüm beklentilerini karşılayacak şekilde tartışmaya açmak için doğru yönde ilerlediğini teyit ettiğini’ belirten Büyükelçi Cabir, ülkesinin konferansın başarısına ve Yemen'de siyasi istikrarın teşvik edilmesine katkıda bulunan yapıcı tutumlar sergileyen tüm güneyli liderlerin katılımını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Şabva Valisi Avlaki ise Suudi Arabistan'ın liderliğine ve Yemen'i desteklemedeki önemli rolüne olan güvenini yineledi.

Avlaki, yerel yönetimin, eyaletteki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için Arap Koalisyonu ile iş birliği yapma taahhüdünün altını bir kez daha çizdi.


Yemen Amalika Tugayları Komutanı Tuğgeneral Mahrami: Suudi Arabistan'da gerçekleşen Güney Diyalog Konferansı tarihi bir fırsat

Yemen'in doğusundaki Hadramut'un sahil kenti Mukalla'da bir sokakta ilerleyen, zırhlı araçlardan oluşan konvoy (AFP)
Yemen'in doğusundaki Hadramut'un sahil kenti Mukalla'da bir sokakta ilerleyen, zırhlı araçlardan oluşan konvoy (AFP)
TT

Yemen Amalika Tugayları Komutanı Tuğgeneral Mahrami: Suudi Arabistan'da gerçekleşen Güney Diyalog Konferansı tarihi bir fırsat

Yemen'in doğusundaki Hadramut'un sahil kenti Mukalla'da bir sokakta ilerleyen, zırhlı araçlardan oluşan konvoy (AFP)
Yemen'in doğusundaki Hadramut'un sahil kenti Mukalla'da bir sokakta ilerleyen, zırhlı araçlardan oluşan konvoy (AFP)

Yemen Amalika Tugayları Komutanı Tuğgeneral Abdurrahman Ebu Zer'a el-Mahrami dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın himayesinde Riyad'da düzenlenen Güney Diyalog Konferansı'nı ‘tarihi bir fırsat’ olarak nitelendirdi.

Konferansın, Suudi Arabistan’nın Yemen'deki barış ve istikrar çabalarını destekleme konusundaki kararlılığını teyit ettiğini belirten Tuğgeneral Mahrami, bu girişimin, Suudi Arabistan'ın diyalog ve uzlaşmaya dayalı kapsamlı siyasi çözümleri teşvik etme konusundaki sarsılmaz kararlılığını da somutlaştırdığının altını çizdi.

Amalika Tugayları Basın Ofisi Direktörü Asil es-Sakladi tarafından yayınlanan açıklamasında Tuğgeneral Mahrami şunları söyledi:

“Suudi Arabistan tarihi sorumluluğu ve yapıcı bölgesel rolüne dayanarak, Yemen’in güneyinin haklı davasını ele almayı ve güney halkının meşru özlemlerinin yerine getirilmesini sağlamayı amaçlayan bu diyaloğu desteklemeye devam ederken, bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve istikrarın teşvik edilmesine katkıda bulunuyor.”

Suudi Arabistan'ın himayesinde düzenlenen konferansın, güneydeki safları birleştirmek ve güneyin gururlu halkının özlemlerini yansıtan birleşik bir tutum oluşturmak için ‘tarihi bir fırsat’ olduğunu vurgulayan Tuğgeneral Mahrami, ayrıca, konferansın güneyin geleceği için adil siyasi çözümler bulmak için bir platform görevi göreceğini, güneyin güvenliğini ve istikrarını koruyan ve kalkınmasını teşvik eden bir çerçeve içinde, böylece tüm bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunacağını da belirtti.

Körfez ve Arap ülkelerinin desteği ile Yemen'in güneyi, güneydeki bileşenlerin ve şahsiyetlerin çağrılarına yanıt olarak ve Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin resmi talebi üzerine Suudi Arabistan'ın himayesinde Riyad'da güney illerinin güçlerinin bir araya geldiği kapsamlı bir konferans düzenleneceğinin duyurulmasıyla yeni bir siyasi dönüm noktasına doğru ilerliyor.