Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
TT

Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)

Ahmed Bumeri
Vatansız/Kimliksiz (Haymatlos) statüsündeki bir gencin kötü yaşam koşulları sebebiyle intihar etmesi üzerine eylemciler, sokaklara döküldü. Kuveyt’te tahmini olarak yaklaşık 100 bin kimliksiz haymatlos birey yaşıyor.
Halk protestolarıyla eş zamanlı olarak eski Milletvekili Salih Molla, bazı politikacılara ve sivil toplum kuruluşlarına (STK) protesto gösterisi düzenleme çağrısında bulundu. Kuveyt’teki eylemciler, Irak ve Lübnan da dahil olmak üzere komşu ülkelerde yaşananlar gibi yolsuzluk ve kötü hizmete karşı mücadeleye odaklandı.
Kuveyt’te ekonomik kriz
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Kuveyt, petrol fiyatlarındaki düşüş ve azalmaya başlayan gelirler karşısında yüksek harcamalar dolayısıyla en az 5 yıldır bütçe açığından mustarip. Muhalefet ise hükümeti, devlet kaynakları yönetiminde beceriksizlik ve devlet dairelerinde yolsuzlukla suçlarken, bu faaliyetlerin ciddi derecede harcama israfına yol açtığını savunuyor. Aynı şekilde üretim değeri 40 milyar dinar veya yaklaşık 120 milyar dolar olarak tahmin edilen petrol zengini bir ülkede, binlerce işsiz bulunuyor. Ülkede zenginler ve düşük gelirliler arasında bir uçurum mevcut. Devlet gelirleri azaldıkça, yolsuzluk devam ettikçe ve kamu parası tüketildikçe bu uçurum daha da büyüyor.
Krizin kimliksizler üzerindeki etkisi
Son yıllarda bu durum, ülkede kimliksiz şekilde yaşayan grup üzerine de olumsuz yansıdı. Bu kesim, ülkede Kuveyt vatandaşlığına da diğer ülkelerin vatandaşlığına da sahip değil. Ancak Kuveyt’in 1961 yılındaki bağımsızlığından bu yana ülkede mevcutlar. Hükümet, çoğu Suudi Arabistan ve Irak’a uzanan kabilelere mensup olan bu kesime, kökenleri hususundaki anlaşmazlıklar dolayısıyla vatandaşlık vermeyi kabul etmiyor. Yönetim, kimliksizlerin büyük kısmının, Kuveytli olduklarını kanıtlayacak herhangi bir delile sahip olmadıklarını belirtiyor. Kimliksiz kesim ise kökenleri hususunda şüphe bulunduğunu ve uyruklarına ilişkin endişe yaşandığını kabul ederken, medeniler tarafından kontrol edilen toplumsal yapının değiştirebilir olduğunu savunuyor. Medeniler, devletin kuruluşundan bu yana kıyı kesimlerde yaşayan zengin bir sosyal sınıfı temsil ediyor. Bu kesim, hala ülkenin ekonomik, politik ve toplumsal organlarının kontrolünü elinde bulunduruyor.
Meydanlar, bu yıl ikinci defa yaşam koşulları sebebiyle kimliksizler tarafından düzenlenen protesto gösterilerine tanık oluyor. Bu çerçevede geçen ay bir genç, maruz kaldığı trajik koşullar nedeniyle intihar etti.
Yaşamsal tehditler
STK’lar, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM), Kuveyt’e bu kesimin koşullarını iyileştirme çağrısında bulundu. Kimliksizler, protesto gösteri sırasında karşılaştıkları en büyük tehlikenin devlet güvenlik hizmetlerinin “güvenlik kısıtlamaları” dolayısıyla seyahat etmelerini yasaklaması olduğunu belirtirken, “kendilerini tanımayan bir ülkede büyük bir hapishanede yaşadıklarını” vurguluyor.
Temel haklarından mahrumiyet
Kimliksizlerin Kuveyt vatandaşlığından ve kimliğinden mahrum kalmaları, (ücretsiz eğitim, adil sağlık hizmetleri, devlet sektöründe istihdam, mülkiyet, evlilik ve boşanma belgesi ve seyahat gibi) Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu temel yaşamsal gereksinimlere ulaşmalarını da imkansız kılıyor. Bu durum nedeniyle özel sektörlerdeki tüccarlar tarafından sömürülüyorlar, düşük maaşlarla hakları istismar ediliyor, bazen herhangi bir maaş alamıyorlar ve yargıda da haklarını talep etmekte zorluk yaşıyorlar.
Yeni yasa
Kuveyt Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, geçen salı günü maruz kaldıkları dikenli durumların parlamento tarafından gözden geçirilmesi amacıyla kimliksizler hususunda bir yasa önerisinde bulundu. Ancak birçok kimliksize ikamet izni verilmesini öneren yasa üzerinde henüz bir fikir birliği sağlanmadı. Kimliksizler, geçici çözümler ortaya koyan Kuveyt yasalarındaki birçok değişiklik hususunda endişe duyuyor. Ülkede ayrıca (Merzuk’un reddedilen yasası hashtagi ile bir kampanya başlatıldı.
Ayaklanma
Kuveyt’teki eski milletvekillerini içeren siyasi bir grup, yolsuzlukla mücadele, kredilerin düşürülmesi, yasama ve yürütme organlarının hesap vermesi taleplerini desteklemek için kimliksizler tarafından başlatılan ayaklanmaya dahil oldu. Kredi ve faizlerin 11 kat artması sonrasında kredilerin düşürülmesi talebiyle birkaç yıl önce de protesto gösterileri patlak vermişti. Daha sonra ise hükümet, bankacılık sisteminin ve Merkez Bankası’nın hatalarını itiraf ederek faizleri düşürmüş ve yeni kredi takvimini açıklamıştı. 
Parlamenterler sokakta
Kuveyt basınına göre eski Milletvekili Salih Molla, kredilerin düşürülmesi ve kimliksizlerle ilgili bazı sorulara yanıt olarak, “Ülkenin birçok sorunu var. Ancak yolsuzluk çevresinde bunları onarmamız mümkün değil” dedi.
Öte yandan Ulusal Meclis’in eski başkanı Ahmed es-Sadun, “Vatandaşların meydanlara inmesi, halkın Ulusal Meclis ve hükümete olan öfkesini yansıtıyor” ifadelerini kullandı. Sadun, Kuveyt’te önde gelen muhalifler arasında yer alıyor. Sadun, kamu maliyesini savunmak, iktidarı eleştirmek ve yönetimi yolsuzlukla suçlamak dolayısıyla cezaevinde bulunan Kuveytli muhalif Muslim el-Barak ile Halk Blok’un liderliğini yürütüyor.
Aynı şekilde eski Milletvekili Hasan Cevher de “Kuveyt’te yaygın olan yolsuzluğun hiçbir şeklini kabul etmeyeceğiz” dedi. Kuveyt parlamentosuna karşı halkın iradesinin önemli olduğunu söyleyen Cevher, yaşananların hükümetin ve meclisin faaliyetlerinin doğal bir sonucu olduğunu vurguladı.
Kuveyt’te ‘Kimliksizler’ olarak tanımlanan sivillerin sayısı tam olarak saptanamıyor ancak 2 Ağustos 1990 tarihinde Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden önce sayılarının 300 binden fazla olduğu biliniyor. Bu sayının ise, ‘Kimliksizler meselesinin’ çözümüne yönelik bir dizi politikanın yürütülmesi ve bazı ‘Kimliksizler’in başka ülkelere göç etmesiyle azaldığı gözlemleniyor.
‘Kimliksizler’i 1959-17 rakamlı yabancılar yasasını ihlal ettikleri gerekçesiyle ‘kaçak’ olarak tanımlayan Kuveyt hükümeti, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu kişilerin Kuveyt vatandaşlığı almalarına da izin vermiyor. Ayrıca hükümet ‘Kimliksizler’in ezici çoğunluğunun, özellikle de 1965 yılındaki nüfus sayımında kayıt altına alınanların Kuveyt vatandaşlığı almayı hak etmediğini savunuyor. Yönetim, 1965 dönemi 'Kimliksizler'inin, Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu ayrıcalıklara ulaşabilmek için o dönemde gerçek kimliklerini saklayarak ülkeye giriş yaptıklarını ileri sürüyor.
Kuveyt, 2010 yılında ‘Kimliksizler’in mevcut durumlarını iyileştirme sorumluluğunu üstlenen ve bu konuda meclise yasa tasarısı sunan Kaçakların Durumunu İyileştirme Merkezi kurmuştu. Merkez, ‘Kimliksizler’e geçici kimlik kartı çıkartmıştı.
2 milyon 700 bin nüfuslu Kuveyt'te Bağımsız Kuveyt İnsan Hakları Derneği'ne göre 120 binden fazla ‘Kimliksiz’, vatandaşlık hakkından yoksun bir şekilde ayrımcı uygulamalar ve zor şartlar altında yaşıyor.



Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
TT

Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Suudi Arabistan, bu yıl Hac ibadetini yerine getirecek hacıları karşılamak ve onlara hizmet etmek için tüm sektörlerinin hazır olduğunu ve gelişlerinden güvenli dönüşlerine kadar entegre bir hizmet sistemi sunulacağını teyit etti.

Suudi Arabistan'dan beş bakan, dün düzenledikleri basın toplantısında, hacıların güvenliğini ve sağlığını korumanın yanı sıra, Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda lojistik hareketlerini kolaylaştırmak ve rahat etmelerini sağlamak için tam hazırlık içinde olduklarını vurguladı.

Bakanlar, hacı adaylarının sağlık durumunun güven verici olduğunu ve endişelenecek bir durum bulunmadığını belirterek, salgın hastalıklar ve diğer gelişmelerin uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakından takip edildiğini ifade etti.

Yapay Zekâ destekli güvenlik ve "Mekke Yolu" girişimi

Suudi Arabistan Medya Bakanı Selman el-Dusari, hac güvenlik sisteminin komuta merkezlerinden sahaya kadar, yapay zekâ ve modern teknolojiler aracılığıyla hareket analizi ve yoğunluk tahmini yapan hassas planlarla yönetildiğini, bunun da müdahale hızını ve güvenlik seviyesini artırdığını belirtti.

fvfrbv
Enformasyon Bakanı Selman el-Dusari basın toplantısında (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Dusari, İçişleri Bakanlığı'nın "Mekke Yolu" girişimini bu yıl 10 ülkede ve 17 noktada sekizinci kez uyguladığını, bugüne kadar 1,2 milyondan fazla hacı adayının bu hizmetten yararlandığını belirtti. Ayrıca kutsal mekanların %100 oranında 5G ağıyla kapsandığını ve 4 bin 200'den fazla teknik personelin sahada görev yaptığını ifade etti. İslam İşleri, Davet ve İrşad Bakanlığı da 100'den fazla ülkeden âlimler, İslam şahsiyetleri ve şehit aileleri de dahil olmak üzere 2 bin 500'den fazla hacıyı ağırlamak için hazırlıklarını tamamladı" ifadelerini kullandı.

Enformasyon Bakanı bu yılki Hac mevsiminde, 150'den fazla medya kuruluşu ve 3 binden fazla yerel ve uluslararası medya mensubu görev yapacağını açıkladı.

Hac ve Umre Bakanlığı: 860 bin Hacı geldi

Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, şu ana kadar hava, kara ve deniz yoluyla 860 binden fazla hacı adayının geldiğini duyurdu. Rabia, bu yıl 126'dan fazla İslam dışı ülkeden aracı olmadan doğrudan rezervasyon imkânı sağlandığını ve Mina'daki kapasitenin yeni çadır alanlarıyla artırıldığını belirtti.

Bakan ayrıca, bu yıl tüm dış hacılar için uygulanan "Bavulsuz Hacı" girişimine dikkat çekti. Bu hizmet sayesinde hacıların bagajları ülkelerinden konaklama yerlerine taşınıyor, işlemlerin tamamlanma süresi ise 120 dakikadan 15 dakikaya indirildiğini vurguladı.

sddv
Hac ve Umre Bakanı, şu ana kadar yaklaşık 860 bin hacı adayının geldiğini doğruladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem).

El-Rabia, Allah'ın misafirlerine hizmet sisteminin, 60'tan fazla devlet ve operasyonel kuruluş arasında kurumsal entegrasyonla 600'den fazla eylem planı aracılığıyla işlediğini açıkladı. Ayrıca "Nusuk" uygulamasının dünya çapında 51 milyondan fazla kullanıcıya hizmet verdiğini, bu yılki Hac sezonunda sunduğu dijital hizmet sayısının 130’u aştığını ifade etti.

Ulaşım ve Lojistik: 1,5 milyon hacı için 3 milyon koltuk

Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih el-Casir, havacılık sektörünün yurt dışından gelecek 1,5 milyondan fazla hacı adayı için 6 havalimanında 300'den fazla noktaya bağlanan 3 milyon koltuk kapasitesi hazırladığını belirtti. Casir, Şarku’l Avsat’ın ulaşım maliyetlerindeki artışa ilişkin sorusuna, erken sunulan paketlerin hacıları bu fiyat artışlarından koruyacağı yanıtını verdi.

El-Casir, hac mevsiminde güvenli ve kolay bir ulaşım deneyimi sağlamak amacıyla ulaştırma ve lojistik hizmetler sisteminin çalışmalarını sundu. Kutsal mekânlara çıkan tüm yol ağlarının değerlendirildiğini, kapsamlı bakım planlarının uygulandığını, köprülerin onarıldığını ve yol soğutma teknolojisinin yaygınlaştırıldığını belirtti. Ayrıca, hacıların konaklama yerlerinden Mescid-i Haram'a nakli için 3 binden fazla, ring seferleri için ise 5 bin otobüs tahsis edildiğini kaydeden Casir, bu yılki hac sezonunda misafirlere hizmet vermek üzere 46 binden fazla personelin görevlendirildiğini ifade etti.

Belediye ve Sağlık: Sahada tam denetim

Belediyeler ve Konut Bakanı Macid el-Hugail ise hizmet sisteminin son yıllarda çeşitli devlet kurumları arasında entegrasyon ve hazırlık düzeyinde hızlı bir gelişme gösterdiğini ve bunun da Allah'ın misafirlerine sunulan hizmetlerin kalitesinin artmasına katkıda bulunduğunu teyit etti.

Bakan Macid el-Hugail, kutsal mekanlarda 4,6 milyon metrekarelik gelişmiş bir altyapı ağı ve 24 saat çalışan 88 bin temizlik birimi oluşturulduğunu, gıda ve su güvenliği için günlük 2 bin 800 denetim yapıldığını bildirdi. Kapsamlı günlük izleme için 66 hizmet merkezi ve 5 laboratuvarın bulunduğuna dikkat çekti.

sdvdfsv
Sağlık Bakanı'na göre salgın konusunda endişe yok ve uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakın takip yapılıyor (Fotoğraf: Saleh Al-Ghannam).

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise Krallığın Hac sistemini her yıl geliştirmeye devam ettiğini ve Hac mevsiminin, Krallığın insanlığa hizmet yolunda sunduğu en yüksek düzeyde bakımı somutlaştıran önde gelen bir küresel model haline geldiğini teyit etti.

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise "Hanta" virüsü gibi salgın hastalıklara yönelik endişeleri gidererek, uluslararası kuruluşlarla yüksek düzeyde takip yapıldığını ve şu an için herhangi bir salgın endişesi bulunmadığını vurguladı.

fdvfbf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı, Krallığın hacıları modern teknolojiler ve yapay zekâ ile yönetilen bir güvenlik sistemi içinde karşıladığını vurguladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Bakanın açıklamasına göre hacılara hizmet etmek üzere 52 binden fazla sağlık personeli görev yapıyor; ayrıca, kutsal mekanlarda bulunan 3 bin 800 yatak da dahil olmak üzere, Allah'ın misafirlerine hizmet etmek için 20 binden fazla yatak sağlanıyor (bu sayı geçen sezona göre 3 kat artış gösterdi). 11 ambulans uçağı ve 7 bin 700 sağlık görevlisi tarafından desteklenen 3 bin ambulans aracı tahsis edildi ve hastanelerin çalışmalarını desteklemek üzere kutsal mekanlarda 25 sağlık merkezi kurulduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, Çarşamba günü Madrid ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin bölgesel krizin çözümünde diplomatik süreci desteklediğini ve Hürmüz’ün güvenliğinin küresel ekonominin istikrarı için temel unsur olduğunu söyledi.

Stratejik ortaklık belgesi

Suudi Arabistan ile İspanya, Çarşamba günü ikili ilişkilerde yeni bir döneme girerek ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltti. Taraflar, Stratejik Ortaklık Belgesi’ni imzalarken diplomatik ve özel pasaport sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasına da imza attı.

Prens Faisal bin Ferhan, iki ülke liderleri düzeyinde kurulacak Ortaklık Konseyi’nin, ilgili kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirecek kurumsal bir çerçeve oluşturacağını ve Riyad ile Madrid arasındaki ilişkileri ileri taşıyacak girişim ve projelere zemin hazırlayacağını ifade etti.

Barışa destek

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, bugün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, 28 Şubat’ta başlayan bölgesel kriz konusunda Suudi Arabistan’ın diplomatik çözümden yana tutumunu yineledi.

Madrid’de İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Suudi Bakan, Riyad yönetiminin Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi yönündeki desteğini sürdürdüğünü belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının yeniden normal seyrine dönmesinin önemine dikkat çekerek, boğazın güvenliği ve seyrüsefer serbestisinin küresel ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu vurguladı.

fdvfdfdb
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Stratejik Ortaklık” belgesinin imza töreni sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Ayrıca Suudi Arabistan ile İspanya arasındaki ilişkilerin sürekli gelişim gösterdiğini ifade eden Bakan, Riyad ile Madrid arasındaki bağları daha ileri seviyeye taşımak amacıyla stratejik ortaklık belgesinin imzalandığını söyledi.

Albares: Suudi Arabistan’ın rolü merkezi öneme sahip

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ise ülkesinin Suudi Arabistan ile ikili ilişkileri güçlendirmeye kararlı olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın İspanya’nın Ortadoğu’daki önemli ticari ortaklarından biri olduğunu söyledi.

İspanyol Bakan, Suudi Arabistan’ın yalnızca Körfez ve bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası düzeyde de son derece merkezi bir rol oynadığını ifade etti.

Ayrıca İspanya’nın, İran’daki savaş konusunda Suudi Arabistan’ın “sağduyulu tutumunu” takdir ettiğini dile getirdi.

İspanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares’in Çarşamba günü Madrid’de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan’ı ağırladığı ve görüşmede bölgesel ve uluslararası önemli meselelerin yanı sıra ikili ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesinin ele alındığı belirtildi.

Dayanışma ve iyimserlik

İspanya, İran’ın “gerekçesiz saldırılarının” ardından Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu yineleyerek, Riyad yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaların sona erdirilmesine katkı sağlayan rolünü desteklediğini açıkladı.

cbgfbgf
İspanya Dışişleri Bakanı, Suudi mevkidaşını Madrid’de karşılayarak ağırladı (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

İspanya Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında Stratejik Ortaklık Konseyi’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın imzalandığını belirterek, bu mekanizmanın siyasi, ekonomik, kültürel ve savunma alanlarının yanı sıra enerji ve ulaştırma sektörlerinde iş birliğini geliştireceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca, diplomatik, özel ve hizmet pasaportu sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasının da imzalandığı bildirildi.


Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA

Suudi Arabistan emlak piyasasında yıllık boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi bekleniyor. Suudi Arabistan Belediyeler ve İskân Bakanlığı, uygulamaya geçmeden önce görüş ve önerileri almak amacıyla yönetmelik taslağını “İstitlaa” platformunda kamuoyuna sundu. Düzenleme kapsamında, şehir sınırları içinde atıl durumda bulunan gayrimenkuller için mülk değerinin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yıllık ücret uygulanması öngörülüyor. Amaç ise piyasadaki arzı artırmak ve spekülatif birikimi sınırlandırmak.

Yeni düzenleme, gayrimenkul varlıklarının daha verimli kullanılmasını ve mülk sahiplerinin boş duran taşınmazlarını ekonomiye kazandırmasını hedefliyor. Böylece arz-talep dengesinin desteklenmesi ve emlak sektöründe istikrarın sağlanması amaçlanıyor. Bu adım, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın piyasayı düzenlemeye yönelik talimatlarının devamı niteliğinde değerlendiriliyor.

“Amaç sadece gelir elde etmek değil”

Raoud Emlak şirketinin CEO’su mühendis Abdülnasır el-Abdüllatif, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, boş gayrimenkullere yönelik uygulama yönetmeliğinin emlak piyasası açısından önemli bir düzenleyici adım olduğunu söyledi. Özellikle kiralık konut ve ticari alanlara yüksek talep bulunmasına rağmen uzun süre kapalı tutulan çok sayıda birim olduğuna dikkat çekti.

El-Abdüllatif’e göre bu ücretlerin temel amacı yalnızca mali gelir sağlamak değil; kullanılmayan gayrimenkullerin piyasaya kazandırılmasını teşvik etmek. Düzenlemenin, önümüzdeki dönemde kiralık konut arzını artırmasının beklendiğini belirten El-Abdüllatif, boş tutulan mülklerin artık mal sahiplerine doğrudan maliyet oluşturacağını, bunun da yatırımcıları kiralama veya satışa yönelteceğini ifade etti.

Bu gelişmenin özellikle büyük şehirlerde kira fiyatları üzerindeki baskıyı zamanla hafifletebileceğini söyleyen El-Abdüllatif, etkinin kısa vadede değil, kademeli biçimde hissedileceğini vurguladı. Bunun ise uygulama mekanizmasının başarısına, boş durumdaki mülklerin doğru şekilde tespit edilmesine ve mülk sahiplerinin kurallara uyumuna bağlı olacağını kaydetti.

Piyasa daha olgun bir döneme giriyor

El-Abdüllatif ayrıca Suudi Arabistan emlak piyasasının yeni yasalar, konut programları ve kentsel dönüşüm projeleri sayesinde daha düzenli ve olgun bir aşamaya geçtiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda kullanılmayan gayrimenkulleri elde tutmak yerine, ekonomik olarak değerlendirme ve verimli işletme anlayışının öne çıkacağını belirtti. Bunun da arzı artırarak piyasa dengesine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti.

Mülk sahipleri üzerinde baskı oluşacak

Öte yandan Mansat Emlak şirketinin CEO’su Halid el-Mübeyyid da Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, yeni düzenlemenin mülk sahiplerini daha fazla konutu kiraya sunmaya zorlayacağını söyledi. Böylece ücretlerden kaçınmak isteyen mal sahiplerinin piyasaya yeni konut arzı sağlayacağını, bunun da fiyatların düşmesine katkıda bulunacağını belirtti.

El-Mübeyyid, geçmişte mülk sahiplerinin daha yüksek kira bedeli beklentisiyle kiralama kararını geciktirdiğini, bunun da arz sıkıntısı ve fiyat artışlarında etkili olduğunu ifade etti. Ayrıca bazı tekelci uygulamaların da piyasadaki dengesizliği artırdığını söyledi.

“Artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz” diyen El-Mübeyyid, önümüzdeki süreçte piyasaya daha fazla konut arzı sunulacağını ve mülk sahipleri ile kiracılar arasındaki uygulamaların daha sağlıklı hale geleceğini dile getirdi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın bölgesel merkezlerini Riyad’a taşıyan büyük şirketler için cazip bir pazar haline geldiğini, bunun da kiralama piyasasında hareketlilik ve talep artışı yaratacağını sözlerine ekledi.