Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
TT

Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)

Ahmed Bumeri
Vatansız/Kimliksiz (Haymatlos) statüsündeki bir gencin kötü yaşam koşulları sebebiyle intihar etmesi üzerine eylemciler, sokaklara döküldü. Kuveyt’te tahmini olarak yaklaşık 100 bin kimliksiz haymatlos birey yaşıyor.
Halk protestolarıyla eş zamanlı olarak eski Milletvekili Salih Molla, bazı politikacılara ve sivil toplum kuruluşlarına (STK) protesto gösterisi düzenleme çağrısında bulundu. Kuveyt’teki eylemciler, Irak ve Lübnan da dahil olmak üzere komşu ülkelerde yaşananlar gibi yolsuzluk ve kötü hizmete karşı mücadeleye odaklandı.
Kuveyt’te ekonomik kriz
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Kuveyt, petrol fiyatlarındaki düşüş ve azalmaya başlayan gelirler karşısında yüksek harcamalar dolayısıyla en az 5 yıldır bütçe açığından mustarip. Muhalefet ise hükümeti, devlet kaynakları yönetiminde beceriksizlik ve devlet dairelerinde yolsuzlukla suçlarken, bu faaliyetlerin ciddi derecede harcama israfına yol açtığını savunuyor. Aynı şekilde üretim değeri 40 milyar dinar veya yaklaşık 120 milyar dolar olarak tahmin edilen petrol zengini bir ülkede, binlerce işsiz bulunuyor. Ülkede zenginler ve düşük gelirliler arasında bir uçurum mevcut. Devlet gelirleri azaldıkça, yolsuzluk devam ettikçe ve kamu parası tüketildikçe bu uçurum daha da büyüyor.
Krizin kimliksizler üzerindeki etkisi
Son yıllarda bu durum, ülkede kimliksiz şekilde yaşayan grup üzerine de olumsuz yansıdı. Bu kesim, ülkede Kuveyt vatandaşlığına da diğer ülkelerin vatandaşlığına da sahip değil. Ancak Kuveyt’in 1961 yılındaki bağımsızlığından bu yana ülkede mevcutlar. Hükümet, çoğu Suudi Arabistan ve Irak’a uzanan kabilelere mensup olan bu kesime, kökenleri hususundaki anlaşmazlıklar dolayısıyla vatandaşlık vermeyi kabul etmiyor. Yönetim, kimliksizlerin büyük kısmının, Kuveytli olduklarını kanıtlayacak herhangi bir delile sahip olmadıklarını belirtiyor. Kimliksiz kesim ise kökenleri hususunda şüphe bulunduğunu ve uyruklarına ilişkin endişe yaşandığını kabul ederken, medeniler tarafından kontrol edilen toplumsal yapının değiştirebilir olduğunu savunuyor. Medeniler, devletin kuruluşundan bu yana kıyı kesimlerde yaşayan zengin bir sosyal sınıfı temsil ediyor. Bu kesim, hala ülkenin ekonomik, politik ve toplumsal organlarının kontrolünü elinde bulunduruyor.
Meydanlar, bu yıl ikinci defa yaşam koşulları sebebiyle kimliksizler tarafından düzenlenen protesto gösterilerine tanık oluyor. Bu çerçevede geçen ay bir genç, maruz kaldığı trajik koşullar nedeniyle intihar etti.
Yaşamsal tehditler
STK’lar, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM), Kuveyt’e bu kesimin koşullarını iyileştirme çağrısında bulundu. Kimliksizler, protesto gösteri sırasında karşılaştıkları en büyük tehlikenin devlet güvenlik hizmetlerinin “güvenlik kısıtlamaları” dolayısıyla seyahat etmelerini yasaklaması olduğunu belirtirken, “kendilerini tanımayan bir ülkede büyük bir hapishanede yaşadıklarını” vurguluyor.
Temel haklarından mahrumiyet
Kimliksizlerin Kuveyt vatandaşlığından ve kimliğinden mahrum kalmaları, (ücretsiz eğitim, adil sağlık hizmetleri, devlet sektöründe istihdam, mülkiyet, evlilik ve boşanma belgesi ve seyahat gibi) Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu temel yaşamsal gereksinimlere ulaşmalarını da imkansız kılıyor. Bu durum nedeniyle özel sektörlerdeki tüccarlar tarafından sömürülüyorlar, düşük maaşlarla hakları istismar ediliyor, bazen herhangi bir maaş alamıyorlar ve yargıda da haklarını talep etmekte zorluk yaşıyorlar.
Yeni yasa
Kuveyt Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, geçen salı günü maruz kaldıkları dikenli durumların parlamento tarafından gözden geçirilmesi amacıyla kimliksizler hususunda bir yasa önerisinde bulundu. Ancak birçok kimliksize ikamet izni verilmesini öneren yasa üzerinde henüz bir fikir birliği sağlanmadı. Kimliksizler, geçici çözümler ortaya koyan Kuveyt yasalarındaki birçok değişiklik hususunda endişe duyuyor. Ülkede ayrıca (Merzuk’un reddedilen yasası hashtagi ile bir kampanya başlatıldı.
Ayaklanma
Kuveyt’teki eski milletvekillerini içeren siyasi bir grup, yolsuzlukla mücadele, kredilerin düşürülmesi, yasama ve yürütme organlarının hesap vermesi taleplerini desteklemek için kimliksizler tarafından başlatılan ayaklanmaya dahil oldu. Kredi ve faizlerin 11 kat artması sonrasında kredilerin düşürülmesi talebiyle birkaç yıl önce de protesto gösterileri patlak vermişti. Daha sonra ise hükümet, bankacılık sisteminin ve Merkez Bankası’nın hatalarını itiraf ederek faizleri düşürmüş ve yeni kredi takvimini açıklamıştı. 
Parlamenterler sokakta
Kuveyt basınına göre eski Milletvekili Salih Molla, kredilerin düşürülmesi ve kimliksizlerle ilgili bazı sorulara yanıt olarak, “Ülkenin birçok sorunu var. Ancak yolsuzluk çevresinde bunları onarmamız mümkün değil” dedi.
Öte yandan Ulusal Meclis’in eski başkanı Ahmed es-Sadun, “Vatandaşların meydanlara inmesi, halkın Ulusal Meclis ve hükümete olan öfkesini yansıtıyor” ifadelerini kullandı. Sadun, Kuveyt’te önde gelen muhalifler arasında yer alıyor. Sadun, kamu maliyesini savunmak, iktidarı eleştirmek ve yönetimi yolsuzlukla suçlamak dolayısıyla cezaevinde bulunan Kuveytli muhalif Muslim el-Barak ile Halk Blok’un liderliğini yürütüyor.
Aynı şekilde eski Milletvekili Hasan Cevher de “Kuveyt’te yaygın olan yolsuzluğun hiçbir şeklini kabul etmeyeceğiz” dedi. Kuveyt parlamentosuna karşı halkın iradesinin önemli olduğunu söyleyen Cevher, yaşananların hükümetin ve meclisin faaliyetlerinin doğal bir sonucu olduğunu vurguladı.
Kuveyt’te ‘Kimliksizler’ olarak tanımlanan sivillerin sayısı tam olarak saptanamıyor ancak 2 Ağustos 1990 tarihinde Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden önce sayılarının 300 binden fazla olduğu biliniyor. Bu sayının ise, ‘Kimliksizler meselesinin’ çözümüne yönelik bir dizi politikanın yürütülmesi ve bazı ‘Kimliksizler’in başka ülkelere göç etmesiyle azaldığı gözlemleniyor.
‘Kimliksizler’i 1959-17 rakamlı yabancılar yasasını ihlal ettikleri gerekçesiyle ‘kaçak’ olarak tanımlayan Kuveyt hükümeti, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu kişilerin Kuveyt vatandaşlığı almalarına da izin vermiyor. Ayrıca hükümet ‘Kimliksizler’in ezici çoğunluğunun, özellikle de 1965 yılındaki nüfus sayımında kayıt altına alınanların Kuveyt vatandaşlığı almayı hak etmediğini savunuyor. Yönetim, 1965 dönemi 'Kimliksizler'inin, Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu ayrıcalıklara ulaşabilmek için o dönemde gerçek kimliklerini saklayarak ülkeye giriş yaptıklarını ileri sürüyor.
Kuveyt, 2010 yılında ‘Kimliksizler’in mevcut durumlarını iyileştirme sorumluluğunu üstlenen ve bu konuda meclise yasa tasarısı sunan Kaçakların Durumunu İyileştirme Merkezi kurmuştu. Merkez, ‘Kimliksizler’e geçici kimlik kartı çıkartmıştı.
2 milyon 700 bin nüfuslu Kuveyt'te Bağımsız Kuveyt İnsan Hakları Derneği'ne göre 120 binden fazla ‘Kimliksiz’, vatandaşlık hakkından yoksun bir şekilde ayrımcı uygulamalar ve zor şartlar altında yaşıyor.



Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
TT

Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, dün öğleden sonra başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise söz konusu terör saldırısına kararlı bir şekilde karşılık verileceğini bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü belirtti. Ayrıca Husilerin el-Harc vilayetine fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini, Doğu Bölgesi’nde ise bir insansız hava aracının (İHA) etkisiz hâle getirildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu bildirdi. Açıklamada, olayın Suudi Arabistan’daki sivil havacılık tesislerini hedef alan saldırıların sürdüğü bir dönemde meydana geldiğine dikkat çekildi.

Genel Müdürlük daha sonra yayımladığı açıklamada, Riyad Havalimanı’na yönelik saldırıda 12 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Ölenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşının bulunduğu belirtildi.

Açıklamada, 309 kişinin de yaralandığı ve çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığı bildirildi. Yaralılar arasında durumu kritik olanların da bulunduğu, maddi hasarın ise tespit edilmeye devam edildiği kaydedildi.

Koalisyon Sözcüsü, Riyad Havalimanı’ndaki yolcu terminallerinden birini hedef alan terör saldırısının, yolcular ve çalışanlar arasındaki sivillerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirtti. El-Maliki, saldırının uluslararası insancıl hukuk ve bu hukukun teamül kuralları kapsamında bütün unsurlarıyla bir savaş suçu teşkil ettiğini belirterek eylemi ilke, değer ve ahlakla bağdaşmayan ağır bir saldırı olarak nitelendirdi.

Tümgeneral el-Maliki, yaptığı açıklamada, Koalisyon Müşterek Kuvvetler Komutanlığının söz konusu terör saldırısına uluslararası insancıl hukuk ve teamül kurallarıyla uyumlu biçimde kararlı bir karşılık vereceğini ifade etti.

Kral Halid Uluslararası Havalimanı yönetimi de yolculara bir uyarı yayımlayarak havalimanına hareket etmeden önce hava yolu şirketleriyle doğrudan iletişime geçmeleri ve uçuşlarının güncel durumunu kontrol etmeleri gerektiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ise Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yapılması planlanan bazı uçuşların durdurulması veya gecikmesi nedeniyle seyahatleri aksayan ya da varış noktalarına ulaşamayan vatandaşlarına çağrıda bulundu. Bakanlık, vatandaşların yardım ve gerekli yönlendirmeler için bulundukları ülkelerdeki Suudi Arabistan diplomatik temsilcilikleriyle iletişime geçmelerini istedi.

Husilerin devam eden saldırılarına yönelik Arap ve İslam dünyasından kınama mesajları gelmeye devam etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ülkeler ve kuruluşlar, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını ve ülkenin güvenliğini, istikrarını, ulusal varlıklarını, vatandaşlarını ve topraklarında yaşayan diğer kişileri korumaya yönelik tedbirlerini desteklediklerini açıkladı.

Tehlikeli bir tırmanış

Yemen hükümeti, havalimanına yönelik terör saldırısını en sert ifadelerle kınadı. Hükümet, saldırıyı Husilerin sivil tesisleri hedef alma ve sivillerin hayatını tehlikeye atma konusundaki ısrarını ortaya koyan, düşmanca eylemlerde tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olunduğu ve Krallığın yanında kararlılıkla durulduğu vurgulandı.

Yemen Bakanlar Kurulundan yapılan açıklamada, havalimanlarının ve sivil tesislerin hedef alınmasının kabul edilemez bir saldırı ve uluslararası hukuk kurallarının ihlali olduğu belirtildi. Açıklamada, Husilerin saldırgan tutumunun bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilerek, örgütün tehdit alanını genişletmekten ve bölgenin güvenlik ve istikrarını zayıflatmaktan çekinmediği savunuldu. Bu eylemlerin, İran’ın gündemine ve yıkıcı projelerine hizmet ettiği ileri sürüldü.

Açıklamada, Suudi Arabistan topraklarının veya sivil tesislerinin herhangi bir şekilde hedef alınmasının, bölge halklarının güvenlik ve istikrar hakkına, serbest dolaşımına ve hava ulaşımının güvenliğine yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu saldırıların iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin ve ortak kader anlayışının gücünü zayıflatamayacağı, Yemen’in terörle mücadeledeki tutumunu değiştirmeyeceği kaydedildi.

Yemen hükümeti ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen’e ve meşru yönetimine verdiği desteği, ülkenin devlet yapısını ve kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına katkısını ve bölgesel güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesindeki rolünü takdir ettiğini yineledi. Açıklamada, bu saldırıların Yemen halkının ülkenin tamamında devlet otoritesini yeniden tesis etme ve Husi darbesine son verme kararlılığını zayıflatmayacağı belirtildi.

Kesin kınama

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, saldırıya ilişkin tepkisini ve kınamasını dile getirdi. Husilerin sivil havalimanlarını ve sivilleri kasıtlı olarak hedef almasının terör suçu olduğunu belirten el-Budeyvi, bu saldırıların caydırılması ve tekrarlanmasının önlenmesi için uluslararası toplumun ciddi adımlar atması ve kararlı tedbirler alması gerektiğini ifade etti. El-Budeyvi, söz konusu eylemlerin en temel insani ilkelerle ve uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını kaydetti.

Genel Sekreter, yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez ülkelerinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini yineledi. Konseyin, Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlamak, ulusal varlıklarını korumak ve topraklarının bütünlüğünü muhafaza etmek amacıyla attığı bütün adımları koşulsuz biçimde desteklediğini vurguladı.

Bahreyn de söz konusu saldırıları korkakça eylemler olarak nitelendirerek kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını, uluslararası insancıl hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal ettiği belirtildi. Bu eylemlerin bölgenin güvenlik ve istikrarını, uluslararası sivil havacılığın emniyetini, yolcuların ve sivil havacılık personelinin güvenliğini tehdit eden tehlikeli ve kabul edilemez bir tırmanış olduğu ifade edildi. Saldırıların uluslararası anlaşma ve kararların ağır bir ihlali olduğu kaydedildi.

Tam dayanışma

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve Krallığın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak, vatandaşlarıyla topraklarında yaşayan kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı egemenlik kararlarını ve meşru tedbirlerini bütünüyle desteklediğini açıkladı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı. Bu hakkın, üye devletlerin Körfez Ortak Savunma Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olduğu belirtildi.

Bahreyn ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütüne (ICAO) ve uluslararası topluma sorumluluklarını eksiksiz yerine getirme çağrısında bulundu. Açıklamada, Husilerin sivillere ve sivil tesislere yönelik tekrarlanan saldırılarının durdurulması, saldırılardan sorumlu olanların ve bunları destekleyenlerin hesap vermesinin sağlanması ve ilgili kararların, özellikle 2216 ve 2817 sayılı kararların, tam olarak uygulanması için caydırıcı ve kararlı önlemler alınması istendi. Bu adımların bölgesel ve uluslararası güvenlik ile barışın korunması açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de Husilerin düşmanca tutumlarını sürdürmesini, Suudi Arabistan’daki havacılık tesislerine, sivillere ve sivil varlıklara yönelik saldırılarını tekrarlamasını şiddetle kınadı. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Yıkıcı uygulamalar

Mısır, söz konusu saldırılar ve sorumsuz eylemler karşısında duyduğu derin tepkiyi dile getirdi. Kahire yönetimi, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal ettiğini ve farklı ülke vatandaşlarından sivillerin güvenliğini hiçe saydığını belirtti. Mısır, bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozabilecek bu yıkıcı uygulamaları kesinlikle reddettiğini vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Suudi Arabistan’ı, ülkenin hava ulaşımı tesislerini ve hayati öneme sahip altyapısını hedef alan saldırıları kınadı. Avn, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin bölgenin güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin, sivil ve stratejik tesislerin hedef alınmamasının bölgesel istikrarın korunmasında temel dayanaklar olduğunu ifade etti.

Joseph Avn, yaptığı açıklamada Lübnan ile Suudi Arabistan arasındaki köklü kardeşlik ilişkilerini yeniden vurguladı. Lübnan’ın, iki halkın yararı ve bölgenin çıkarları doğrultusunda bu ilişkileri güçlendirmeye önem verdiğini kaydetti.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini şiddetle kınadı. Birliğin Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Dr. Muhammed el-İsa, saldırılara yönelik kınamasını yineledi. El-İsa, söz konusu eylemlerin bütün dinî değerleri, uluslararası ve insani hukuk kurallarını ve teamülleri ihlal ettiğini belirterek, terör örgütünün sivilleri ve sivil tesisleri kasıtlı olarak hedef alan suç teşkil eden yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.


Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı
TT

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü bildirdi.

Genel Müdürlük dün yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu belirtti. Açıklamaya göre saldırıda hayatını kaybedenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşı bulunuyor.

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki de Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü açıkladı. el-Maliki, Husiler tarafından el-Harc vilayetine fırlatılan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ise ABD’nin Suudi Arabistan’ın Husilere yönelik saldırılarına katılabileceğini belirterek, henüz bir karar vermediğini söyledi.

Trump, konuya ilişkin açıklamasında, “Bunu yapabiliriz, konuyu değerlendireceğiz. Son saldırıdan henüz haberdar olduk. Bu nedenle bir karar vereceğiz. Çok hızlı hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nuzeyli, son 24 saat içinde doğu, batı ve güneybatı cephelerinde bin 900’den fazla doğrudan ve hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı.

Nuzeyli’nin açıklamasına göre operasyonlarda silah ve mühimmat depoları, tahkimatlar, askerî kamplar ve mevziler, düşmanın kontrolündeki hâkim noktalarda bulunan mevziler, takviye birlikleri, toplanma ve yığınak alanları, sahra topçusu mevzileri ile personel ve ikmal taşımacılığında kullanılan araçlar hedef alındı. Şarku’l Avsat’ın açıklamadan aktardığına göre, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerinde bulunan, askerî açıdan meşru ve yüksek değer taşıdığı belirtilen hedefler de vuruldu.


Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
TT

Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)

Suudi Arabistan, Yemen’in kendi güvenliğini veya Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımının serbestisini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Riyad, hiçbir terör örgütünün silah zoruyla Yemen’e ve bölgeye iradesini dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından dün New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin oturumunda yapıldı.

El-Vasıl, Husilerin artan saldırılarının, sivilleri hedef almalarının ve Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımını tehdit etmelerinin yalnızca Yemen ve bölgeyle sınırlı kalmayan, uluslararası barış ve güvenliği, küresel ticareti ve uluslararası tedarik zincirlerini de etkileyen bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Toplantının hassas koşulların ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde düzenlendiğini belirten el-Vasıl, mevcut risk ve tehditlere azami sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Yemen’deki hızlı gelişmelerin ve Husilerin devam eden tırmanışının, sivillere yönelik saldırılar ile deniz ulaşımı, ticaret ve küresel tedarik zincirlerine yönelik tehditler nedeniyle bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından giderek büyüyen sorunlara yol açtığını kaydetti.

Terör eylemleri

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkına, komşu ülkelere ve bölgeye yönelik düşmanca ve terörist uygulamalarını sürdürdüğünü belirtti. Bu uygulamaların Suudi Arabistan’daki sivillerin, sivil yerleşimlerin ve hayati tesislerin hedef alınmasını da kapsadığını söyledi.

Husilerin Yemen halkına yönelik uygulamaları arasında ülke içinde abluka, zorla yerinden etme, aç bırakma, kadınları korkutma ve çocukları silah altına alma gibi eylemlerin bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi, Husilerin barış yerine askerî gerilimi tercih etmeyi sürdürmesinin Yemen’deki krizi uzatmaktan, halkın çektiği sıkıntıları derinleştirmekten ve kapsamlı siyasi çözüme yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları sekteye uğratmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.

El-Vasıl ayrıca, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan iki saldırısına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre havalimanı tesislerinin ve Suudi Arabistan Havayollarına ait bir uçağın hedef alındığını belirten el-Vasıl, saldırılarda 3 Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiğini, farklı ülke vatandaşları arasından sivillerin ve ülkede yaşayan yabancıların yaralandığını, maddi hasar meydana geldiğini belirtti.

Müslümanların duygularını hedef alan saldırılar

Suudi Arabistan, son haftalarda ülke topraklarına yönelik Husilerin saldırılarında tehlikeli bir artış yaşandığını bildirdi. El-Vasıl, Husilerin 15 Eylül’de Mekke’yi hedef almaya çalıştığını, bunun 27 Temmuz 2017’deki girişimlerinin ardından ikinci kez gerçekleştiğini öne sürdü.

Ayrıca 29 Eylül’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik sağlayan Tayyibe enerji istasyonunun hedef alındığını belirten el-Vasıl, bu saldırının dünya genelindeki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu söyledi.

El-Vasıl, Husilerin geçen eylül ayında Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerini hedef alan saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivilin yaralandığını açıkladı. Saldırıların başkent Riyad ve diğer kentlere de yayıldığını; yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) gönderildiğini kaydetti.

Suudi temsilci, 6 ve 7 Ekim’de Abha ve Kral Halid uluslararası havalimanlarının da saldırılara maruz kaldığını, bu saldırılarda üç sivilin yaşamını yitirdiğini ve farklı ülke vatandaşlarından 36 kişinin yaralandığını belirtti. Maddi hasarın yanı sıra Cizan ve Necran havalimanlarındaki tesislerin de hedef alındığını ifade etti.

Söz konusu saldırıların kardeş ülkelerin vatandaşlarının ölümüne yol açtığını, farklı milletlerden yolcuların ve çalışanların güvenliğini tehlikeye attığını vurgulayan el-Vasıl, bunların yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda sivillerin güvenliğine ve sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Deniz ulaşımının güvenliği

El-Vasıl, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve uluslararası ticareti tehdit etmeyi, gemileri ve ekonomik tesisleri hedef almayı sürdürdüğünü belirtti. Bu eylemlerin bölgenin güvenliğini ve istikrarını, ayrıca küresel enerji arzının güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Suudi temsilci, uluslararası topluma BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının uygulanması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. Bu kararların başında, Yemen’e ilişkin 2015 tarihli 2216 sayılı karar ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin 2024 tarihli 2722 sayılı kararın geldiğini ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın topraklarını, kaynaklarını, egemenliğini, vatandaşlarını ve ülkede yaşayanların güvenliğini savunma hakkının tartışılmaz olduğunu yineledi. Sivilleri, sivil varlıkları ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları önlemek ve caydırmak amacıyla BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Barış süreci

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın barışı öncelikleri arasına aldığını ve Yemen’de barış sürecini korumak amacıyla kardeş ve dost ülkeler ile BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisiyle birlikte önemli çabalar yürüttüğünü söyledi. Riyad’ın 2011’den bu yana kapsamlı siyasi çözüme ulaşılması için somut girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Yemen Özel Temsilcisi’ne sunduğu ve Yemen hükümetinin kabul ettiği yol haritasına da değinen el-Vasıl, Husilerin bu planı reddederek askerî tırmanışı seçtiğini, kapsamlı siyasi çözüme yönelik girişimleri engellediğini ve taahhütlerinden geri adım attığını belirtti.

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkını kendi çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının Husilerin darbesini sona erdirme, devleti yeniden tesis etme ve devlet kurumlarını silahlı gruptan geri alma çabalarına tam destek verdiğini yineledi.

İstikrarın güçlendirilmesi

Suudi Arabistan’ın Yemen’e en fazla destek sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirten el-Vasıl, Riyad’ın Yemen halkına büyük çaplı insani, kalkınma ve ekonomik yardımlar sunduğunu söyledi. Bu yardımların halkın çektiği sıkıntıları hafifletmeye, ekonomik ve mali istikrarı güçlendirmeye katkıda bulunduğunu ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın kısa süre önce Yemen Merkez Bankasına yeni bir destek sağladığını; bunun ekonomik, mali ve parasal istikrarı güçlendirmeyi ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.

Suudi Yemen Kalkınma ve İmar Programı aracılığıyla 4 Ekim’de Yemen bütçesine 59,7 milyon doları (224 milyon Suudi riyali) aşan yeni bir destek dilimi aktarıldığını belirten el-Vasıl, bu yardımın bütçe açığının azaltılmasına, kamu ödemelerinin düzenli yürütülmesine, satın alma gücünün desteklenmesine ve ticari piyasaların canlandırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı toplam ekonomik ve kalkınma desteğinin 12,6 milyar doları, insani yardımın ise 4,5 milyar doları aştığını açıkladı.

Suudi temsilci, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü koruyacak; halkın güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerini karşılayacak, Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaşılmasını amaçlayan çabalarına desteklerini yineledi.

El-Vasıl son olarak BM Güvenlik Konseyi’ne uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini, bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz ulaşımını tehdit eden Husi saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.