Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
TT

Kuveyt'te 'Kimliksizler Baharı'

Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)
Kuveyt’te 6 Kasım’da patlak veren yolsuzluk karşıtı protesto gösterinden bir görüntü (AFP)

Ahmed Bumeri
Vatansız/Kimliksiz (Haymatlos) statüsündeki bir gencin kötü yaşam koşulları sebebiyle intihar etmesi üzerine eylemciler, sokaklara döküldü. Kuveyt’te tahmini olarak yaklaşık 100 bin kimliksiz haymatlos birey yaşıyor.
Halk protestolarıyla eş zamanlı olarak eski Milletvekili Salih Molla, bazı politikacılara ve sivil toplum kuruluşlarına (STK) protesto gösterisi düzenleme çağrısında bulundu. Kuveyt’teki eylemciler, Irak ve Lübnan da dahil olmak üzere komşu ülkelerde yaşananlar gibi yolsuzluk ve kötü hizmete karşı mücadeleye odaklandı.
Kuveyt’te ekonomik kriz
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Kuveyt, petrol fiyatlarındaki düşüş ve azalmaya başlayan gelirler karşısında yüksek harcamalar dolayısıyla en az 5 yıldır bütçe açığından mustarip. Muhalefet ise hükümeti, devlet kaynakları yönetiminde beceriksizlik ve devlet dairelerinde yolsuzlukla suçlarken, bu faaliyetlerin ciddi derecede harcama israfına yol açtığını savunuyor. Aynı şekilde üretim değeri 40 milyar dinar veya yaklaşık 120 milyar dolar olarak tahmin edilen petrol zengini bir ülkede, binlerce işsiz bulunuyor. Ülkede zenginler ve düşük gelirliler arasında bir uçurum mevcut. Devlet gelirleri azaldıkça, yolsuzluk devam ettikçe ve kamu parası tüketildikçe bu uçurum daha da büyüyor.
Krizin kimliksizler üzerindeki etkisi
Son yıllarda bu durum, ülkede kimliksiz şekilde yaşayan grup üzerine de olumsuz yansıdı. Bu kesim, ülkede Kuveyt vatandaşlığına da diğer ülkelerin vatandaşlığına da sahip değil. Ancak Kuveyt’in 1961 yılındaki bağımsızlığından bu yana ülkede mevcutlar. Hükümet, çoğu Suudi Arabistan ve Irak’a uzanan kabilelere mensup olan bu kesime, kökenleri hususundaki anlaşmazlıklar dolayısıyla vatandaşlık vermeyi kabul etmiyor. Yönetim, kimliksizlerin büyük kısmının, Kuveytli olduklarını kanıtlayacak herhangi bir delile sahip olmadıklarını belirtiyor. Kimliksiz kesim ise kökenleri hususunda şüphe bulunduğunu ve uyruklarına ilişkin endişe yaşandığını kabul ederken, medeniler tarafından kontrol edilen toplumsal yapının değiştirebilir olduğunu savunuyor. Medeniler, devletin kuruluşundan bu yana kıyı kesimlerde yaşayan zengin bir sosyal sınıfı temsil ediyor. Bu kesim, hala ülkenin ekonomik, politik ve toplumsal organlarının kontrolünü elinde bulunduruyor.
Meydanlar, bu yıl ikinci defa yaşam koşulları sebebiyle kimliksizler tarafından düzenlenen protesto gösterilerine tanık oluyor. Bu çerçevede geçen ay bir genç, maruz kaldığı trajik koşullar nedeniyle intihar etti.
Yaşamsal tehditler
STK’lar, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM), Kuveyt’e bu kesimin koşullarını iyileştirme çağrısında bulundu. Kimliksizler, protesto gösteri sırasında karşılaştıkları en büyük tehlikenin devlet güvenlik hizmetlerinin “güvenlik kısıtlamaları” dolayısıyla seyahat etmelerini yasaklaması olduğunu belirtirken, “kendilerini tanımayan bir ülkede büyük bir hapishanede yaşadıklarını” vurguluyor.
Temel haklarından mahrumiyet
Kimliksizlerin Kuveyt vatandaşlığından ve kimliğinden mahrum kalmaları, (ücretsiz eğitim, adil sağlık hizmetleri, devlet sektöründe istihdam, mülkiyet, evlilik ve boşanma belgesi ve seyahat gibi) Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu temel yaşamsal gereksinimlere ulaşmalarını da imkansız kılıyor. Bu durum nedeniyle özel sektörlerdeki tüccarlar tarafından sömürülüyorlar, düşük maaşlarla hakları istismar ediliyor, bazen herhangi bir maaş alamıyorlar ve yargıda da haklarını talep etmekte zorluk yaşıyorlar.
Yeni yasa
Kuveyt Meclis Başkanı Merzuk el-Ganim, geçen salı günü maruz kaldıkları dikenli durumların parlamento tarafından gözden geçirilmesi amacıyla kimliksizler hususunda bir yasa önerisinde bulundu. Ancak birçok kimliksize ikamet izni verilmesini öneren yasa üzerinde henüz bir fikir birliği sağlanmadı. Kimliksizler, geçici çözümler ortaya koyan Kuveyt yasalarındaki birçok değişiklik hususunda endişe duyuyor. Ülkede ayrıca (Merzuk’un reddedilen yasası hashtagi ile bir kampanya başlatıldı.
Ayaklanma
Kuveyt’teki eski milletvekillerini içeren siyasi bir grup, yolsuzlukla mücadele, kredilerin düşürülmesi, yasama ve yürütme organlarının hesap vermesi taleplerini desteklemek için kimliksizler tarafından başlatılan ayaklanmaya dahil oldu. Kredi ve faizlerin 11 kat artması sonrasında kredilerin düşürülmesi talebiyle birkaç yıl önce de protesto gösterileri patlak vermişti. Daha sonra ise hükümet, bankacılık sisteminin ve Merkez Bankası’nın hatalarını itiraf ederek faizleri düşürmüş ve yeni kredi takvimini açıklamıştı. 
Parlamenterler sokakta
Kuveyt basınına göre eski Milletvekili Salih Molla, kredilerin düşürülmesi ve kimliksizlerle ilgili bazı sorulara yanıt olarak, “Ülkenin birçok sorunu var. Ancak yolsuzluk çevresinde bunları onarmamız mümkün değil” dedi.
Öte yandan Ulusal Meclis’in eski başkanı Ahmed es-Sadun, “Vatandaşların meydanlara inmesi, halkın Ulusal Meclis ve hükümete olan öfkesini yansıtıyor” ifadelerini kullandı. Sadun, Kuveyt’te önde gelen muhalifler arasında yer alıyor. Sadun, kamu maliyesini savunmak, iktidarı eleştirmek ve yönetimi yolsuzlukla suçlamak dolayısıyla cezaevinde bulunan Kuveytli muhalif Muslim el-Barak ile Halk Blok’un liderliğini yürütüyor.
Aynı şekilde eski Milletvekili Hasan Cevher de “Kuveyt’te yaygın olan yolsuzluğun hiçbir şeklini kabul etmeyeceğiz” dedi. Kuveyt parlamentosuna karşı halkın iradesinin önemli olduğunu söyleyen Cevher, yaşananların hükümetin ve meclisin faaliyetlerinin doğal bir sonucu olduğunu vurguladı.
Kuveyt’te ‘Kimliksizler’ olarak tanımlanan sivillerin sayısı tam olarak saptanamıyor ancak 2 Ağustos 1990 tarihinde Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinden önce sayılarının 300 binden fazla olduğu biliniyor. Bu sayının ise, ‘Kimliksizler meselesinin’ çözümüne yönelik bir dizi politikanın yürütülmesi ve bazı ‘Kimliksizler’in başka ülkelere göç etmesiyle azaldığı gözlemleniyor.
‘Kimliksizler’i 1959-17 rakamlı yabancılar yasasını ihlal ettikleri gerekçesiyle ‘kaçak’ olarak tanımlayan Kuveyt hükümeti, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu kişilerin Kuveyt vatandaşlığı almalarına da izin vermiyor. Ayrıca hükümet ‘Kimliksizler’in ezici çoğunluğunun, özellikle de 1965 yılındaki nüfus sayımında kayıt altına alınanların Kuveyt vatandaşlığı almayı hak etmediğini savunuyor. Yönetim, 1965 dönemi 'Kimliksizler'inin, Kuveyt vatandaşlarının sahip olduğu ayrıcalıklara ulaşabilmek için o dönemde gerçek kimliklerini saklayarak ülkeye giriş yaptıklarını ileri sürüyor.
Kuveyt, 2010 yılında ‘Kimliksizler’in mevcut durumlarını iyileştirme sorumluluğunu üstlenen ve bu konuda meclise yasa tasarısı sunan Kaçakların Durumunu İyileştirme Merkezi kurmuştu. Merkez, ‘Kimliksizler’e geçici kimlik kartı çıkartmıştı.
2 milyon 700 bin nüfuslu Kuveyt'te Bağımsız Kuveyt İnsan Hakları Derneği'ne göre 120 binden fazla ‘Kimliksiz’, vatandaşlık hakkından yoksun bir şekilde ayrımcı uygulamalar ve zor şartlar altında yaşıyor.



Suudi Arabistan, gerilimin artırılmasından kaçınılması ve halkların beklentilerini karşılayacak ortak çıkarların geliştirilmesi çağrısında bulundu

Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen üst düzey toplantıdan, (WAS)
Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen üst düzey toplantıdan, (WAS)
TT

Suudi Arabistan, gerilimin artırılmasından kaçınılması ve halkların beklentilerini karşılayacak ortak çıkarların geliştirilmesi çağrısında bulundu

Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen üst düzey toplantıdan, (WAS)
Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıldönümünü anma amacıyla düzenlenen üst düzey toplantıdan, (WAS)

Suudi Arabistan, dün barışın bölgedeki bütün ülkeler ve halklar için kalıcı güvenlik sağlayabilecek tek seçenek olduğunu vurguladı. Riyad, bu hedefe ulaşılmasının, Filistin meselesine adil, kapsamlı ve nihai bir çözüm bulunmasının hızlandırılmasından geçeceğini belirtti.

Açıklama, Suudi Arabistan'ın Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıl dönümü vesilesiyle Sırbistan'da düzenlenen üst düzey toplantıya katılımı sırasında yapıldı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman adına toplantıya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci katıldı. Hureyci konuşmasında, siyasi çözümlerin yokluğunun Ortadoğu'da açıkça görüldüğünü belirterek, İsrail'in Gazze Şeridi ve işgal altındaki Filistin topraklarının diğer bölgelerinde suç işlemeyi sürdürmesine ve buna Suriye topraklarına yönelik saldırıların eşlik etmesine dikkat çekti.

Hureyci, İsrail'in saldırılarını halkların haklarının ve devletlerin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirdi ve bu saldırıların bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürüklediğini kaydetti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci, Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen üst düzey toplantıda, (SPA)
Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci, Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk konferansının 65. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen üst düzey toplantıda, (SPA)

Bölgenin güvenliği ortak sorumluluk

Hureyci, “Krallığın bölgesel çabaları, bölgenin güvenliğinin ortak bir sorumluluk olduğu ve bunun sürdürülebilirliğinin çatışma ihtimalini azaltacak, anlaşmazlıkların büyümesini önleyecek mutabakatları gerektirdiği inancından hareket ediyor. Bu nedenle Krallık, iletişim kanallarını açık tutmaya, arabuluculuk ve gerilimi azaltma çabalarına katkı sağlayan girişimleri desteklemeye ve tarafları, gerilim unsurlarını daha geniş krizlere dönüşmeden ele almaya teşvik etmeye özen gösterdi” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan'ın gerilimi düşürmeyi geçici bir hedef olarak görmediğini belirten Hureyci, bunun ülkelerin önceliklerini sürdürülebilir kalkınmaya ve halklarının yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönlendirmeleri için fırsat sunduğunu ifade etti.

Hureyci, bu doğrultuda bölge ülkelerine gerilimi artıran politikalardan kaçınma ve istikrarı kalkınmanın temeli haline getirecek ortak çıkarlar oluşturma çağrısında bulundu. Bunun, bölge halklarına beklentilerini gerçekleştirmeleri için daha geniş fırsatlar sağlayacağını ifade etti.

Hureyci ayrıca, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve hükümetine, uluslararası toplumun karşı karşıya bulunduğu zorlukların arttığı bir dönemde toplantıya ev sahipliği yapmak için gösterdikleri çabalardan dolayı Suudi Arabistan'ın takdirlerini iletti.

Bağlantısızlar Hareketi ilkelerine bağlılık

Hureyci, “Krallık, Bağlantısızlar Hareketi'nin kuruluşuna katkıda bulunduğu günden bu yana hareketin dayandığı ilkelere bağlılığını korudu. Bunların başında devletlerin egemenliğinin ve ulusal karar alma bağımsızlığının korunması ile anlaşmazlıkların çözümünde güç kullanımının reddedilmesi geliyor” dedi.

Bu yaklaşımın Suudi Arabistan'ın dış politikasına da yansıdığını belirten Hureyci, ülkesinin uluslararası meselelerin yönetiminde diyaloğu esas aldığını, iş birliği ilişkilerini geliştirmeye çalıştığını ve çatışma riskini azaltarak, uluslararası güvenlik ve barışı güçlendiren süreçleri desteklediğini sbelirtti.

Suudi Arabistan'ın Bağlantısızlar Hareketi'nin ilkelerinin ve amaçlarının uluslararası ortak çalışma açısından önemli bir temel oluşturduğuna inandığını belirten Hureyci, hareketin adil davaların desteklenmesindeki sorumlu rolüne de dikkat çekti. Hureyci, özellikle Filistin meselesine ilişkin değişmeyen tutumun yanı sıra Ortadoğu'nun güvenliği ve istikrarına verilen önemin altını çizdi.

Hureyci, Birleşmiş Milletler ve Bağlantısızlar Hareketi üzerinden koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurgulayarak, barışçıl siyasi çözümlerin önceliğinin korunması ve güç kullanımı ile gerilimi artırıcı politikalara karşı uluslararası hukuka uyumun güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hureyci ayrıca, uluslararası deniz koridorlarında seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti ve bu hususun son olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararıyla da vurgulandığını ifade etti.

Toplantıya katılanlar birlikte, (SPA)
Toplantıya katılanlar birlikte, (SPA)

İkili görüşmeler

Toplantı kapsamında Hureyci, ikili temaslarda da bulundu. Suudi Bakan Yardımcısı, Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa, Burundi Dışişleri Bakanı Édouard Bizimana, Endonezya Dışişleri Bakanı Muhammed Anis Matta ve Sri Lanka Dışişleri Bakanı Arun Hemachandra ile ayrı ayrı görüştü. Ayrıca Nepal Dışişleri Bakan Yardımcısı Krishna Prasad Dhakal ile de bir araya geldi.

Görüşmelerde Suudi Arabistan ile söz konusu ülkeler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi yolları ele alındı. Ayrıca bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile bunlara ilişkin yürütülen çabalar değerlendirildi.


Riyad, Tahran'ın saldırılarını kınadı ve hedef alınan ülkelerle dayanışma mesajı verdi

Umman'ın Musandam Valiliği'nden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam Valiliği'nden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
TT

Riyad, Tahran'ın saldırılarını kınadı ve hedef alınan ülkelerle dayanışma mesajı verdi

Umman'ın Musandam Valiliği'nden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Umman'ın Musandam Valiliği'nden görülen Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)

Suudi Arabistan, dün İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında Suudi Arabistan'a ait “Sidr” tankerini hedef almasını ve saldırı sonucunda tanker mürettebatından 2 kişinin hayatını kaybetmesini kınadı.

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi (Bahri) de Filipinler vatandaşı iki mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “gerilimin sona erdirilmesi, uluslararası deniz ulaşımının güvenliği ve emniyetine, küresel enerji arzının güvenliğine, iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine, Birleşmiş Milletler Şartı'na ve uluslararası hukuk ile teamüllere saygı gösterilmesi” gerektiğini vurguladı.

Bu arada Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn, ABD ile İran arasında karşılıklı saldırıların yeniden başlamasıyla eş zamanlı olarak dün İran tarafından düzenlenen yeni füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını engellediklerini açıkladı.

Suudi Arabistan'ın açıklamasında, söz konusu ülkelere yönelik İran saldırıları da kınanarak, Riyad'ın dayanışma içinde olduğu ve ülkelerin güvenliklerini ve egemenliklerini herhangi bir tehdide karşı korumak amacıyla alacağı tüm tedbirleri tam olarak desteklediği belirtildi.

İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırıları ile Suudi tanker “Sidr”in Hürmüz Boğazı'nda hedef alınması, Körfez ülkeleri ve Arap dünyasından tepki gördü. Açıklamalarda devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi, uluslararası deniz ulaşımının ve enerji arzının güvence altına alınması çağrısı yapılırken, artan gerilimin bölgenin istikrarı ve gerilimi düşürme çabaları üzerindeki olası sonuçları konusunda uyarıda bulunuldu.


Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: "Sidr" tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
TT

Suudi Arabistan'dan İran'a sert tepki: "Sidr" tankerine ve bölge ülkelerine yapılan saldırıları kınadı

Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)
Hürmüz Boğazı'nı geçen gemiler (AFP)

Suudi Arabistan, bugün İran tarafından Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında Suudi Arabistan'a ait Sidr tankerinin hedef alınmasını ve saldırıda mürettebatın hayatını kaybetmesini kınadı. Riyad, gerilimin durdurulması ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile emniyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılarının da kınandığı belirtildi. Açıklamada, Riyad'ın söz konusu üç ülkeyle tam dayanışma içinde olduğu ve ülkelerin güvenlik ve egemenliklerini her türlü tehdide karşı korumak amacıyla attıkları adımları desteklediği ifade edildi.

Suudi Arabistan, gerilimin düşürülmesi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile küresel enerji arzının emniyetinin yanı sıra iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine, Birleşmiş Milletler Şartı'na ve uluslararası hukuk ile teamüllere saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Riyad ayrıca tüm taraflara gerilimi yatıştırma, tırmanışı durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparak müzakerelere ve barışçıl çözüm yollarına dönülmesini istedi.

Körfez ve Arap ülkelerinden kınamalar

Öte yandan Körfez ve Arap ülkelerinden, bugün erken saatlerde İran tarafından Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına yönelik kınamalar art arda geldi. Açıklamalarda gerilimin durdurulması ve diplomasiye dönülmesi çağrıları öne çıktı.

Kuveyt, İran'ın ülke genelindeki bazı noktaları, aralarında bir konut kompleksinin de bulunduğu bölgeleri füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan saldırılarını şiddetle kınadı ve saldırıları egemenliğinin açık bir ihlali, güvenlik ve istikrarına yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, saldırıların devam etmesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ağır şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bakanlık ayrıca saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğunu ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden, gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaları baltalayan tehlikeli bir tırmanış oluşturduğunu kaydetti.

Kuveyt, egemenliğini korumak, güvenliğini ve çıkarlarını güvence altına almak, ülkesindeki vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını bir kez daha teyit etti.

Katar da İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt topraklarına yönelik saldırılarının yeniden başlamasını “en güçlü ifadelerle” kınadı. Doha, saldırıları üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve iyi komşuluk ilkelerine aykırı bir eylem olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıların ve bunların yol açacağı sonuçların tüm hukuki sorumluluğunu İran'a yükledi. Bakanlık, hedef alınan ülkelerle tam dayanışma içinde olduklarını ve bu ülkelerin egemenlik ve güvenliklerini korumak amacıyla attıkları meşru adımları desteklediklerini bildirdi.

Katar, bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden askeri faaliyetlerin ve saldırıların derhal ve tamamen durdurulması, gerilimin daha geniş bir alana yayılmaması, diyaloğa ve müzakerelere dönülmesi ve diplomatik çabalarla varılan mutabakatlara bağlı kalınması çağrısında bulundu.

Mısır'dan itidal çağrısı

Kahire ise  İran'ın Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert şekilde kınadı. Mısır, saldırıların üç ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu ve bölgenin güvenliği, istikrarı ve halkların güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Kahire'nin üç Arap ülkesiyle tam dayanışma içinde olduğunu ve bu ülkelerin güvenlik ve egemenliklerine yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini açıkladı. Bakanlık, yeniden başlayan çatışmaların devletlerin güvenliği ve uluslararası deniz taşımacılığının serbestisi açısından doğurabileceği sonuçlar konusunda daha önce defalarca uyarıda bulunulduğunu hatırlattı.

Mısır, askeri gerilimin derhal durdurulması, tarafların azami itidal göstermesi, uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine uyulması ve devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Kahire ayrıca diyalog ve diplomasi kanallarının önceliklendirilmesini istedi.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi'nden kınama

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de İran'ın Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'e balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıları kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk ile iyi komşuluk ilkelerinin açık bir ihlali olduğu ifade edildi.

Genel Sekreterlik, saldırıların İran'ın bölgenin güvenlik ve istikrarını bozma ve uluslararası güvenlik ile barışı tehdit etme yönündeki “süregelen düşmanca politikasının” devamı olduğunu kaydetti.

Açıklamada, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'in yanı sıra tüm Arap ülkeleriyle tam dayanışma içinde olunduğu ve söz konusu ülkelerin güvenliklerini, egemenliklerini, toprak bütünlüklerini, vatandaşlarını ve ülkelerinde yaşayanları korumak amacıyla aldıkları tüm tedbirlerin desteklendiği bildirildi.