​Cezayir’de halk hareketine karşı orduya destek yürüyüşleri

​Cezayir’de halk hareketine karşı orduya destek yürüyüşleri
TT

​Cezayir’de halk hareketine karşı orduya destek yürüyüşleri

​Cezayir’de halk hareketine karşı orduya destek yürüyüşleri

Ali Yahi
Cezayir geçiş yönetimi, cumhurbaşkanlığı seçimlerini reddeden ve sloganlarında askeri kurumlara ‘hakaret’ etmeyi alışkanlık haline getiren hareketle başa çıkmak için ‘zekice’ bir taktiğe başvurdu. Bazı sivil toplum örgütü ve siyasi aktivistleri 12 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin söz konusu tarihte gerçekleştirilmesi için harekete geçirdi.
Halk hareketi bölünüyor mu?
Cezayir'de iktidar, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin karar verilen tarihte gerçekleştirilmesi için yapılan yürüyüşlerin genişlemesinin ardından rahat bir nefes aldı. Bu yürüyüşlere katılan protestocular halk hareketlerinin güvenliğini sağlamak için onlarla birlikte yürüyen orduya tam destek veriyor. El-Faysal caddesini siyasi bir tıkanıklıktan, halk çıkmazına doğru yönelen duruma son vermek için bir ‘rağbet’ olduğu ifade edildi.
Cezayir’in doğusunda Batna, güneyinde Gardaya ve el-Vadi ülkenin batısında ise Telmesan ve Vahran illeri ordu ve Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih’i destekleyen, seçimlerin belirlenen tarihte yapılmasını talep eden yürüyüşlere sahne oluyor. Yürüyüşlerde taşınan dövizlerde Kayid Salih ve Adalet Bakanı Belkasim Zegmati’nin fotoğrafları da bulunuyordu.
İçeri ve dışarıya mesajlar
Analist Muhammed Lahvezi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Orduyu ve seçimlerini destekleyen yürüyüşler bugün ortaya çıkmadı. Birkaç ay öncesine dayanıyor. Cezayir’in merkezinde yer alan Djelfa ili, askeri kurumları destekleyen büyük bir protestoya sahne oldu. Bu gösteri, diğer bölgelere yayılmadan önce türünün ilk örneği oldu. Ancak siyasi manzara büyüdükçe ve destekçiler ile cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerçekleştirme karşıtları arasındaki rekabet artıyor. Uzun soluklu olan halk hareketleri, fiili yönetimi seçim taraftarlarının sokağa çıkmasını istemeye itti” dedi.
Lahvezi, fiili otoritenin yaptıklarıyla ülke içine, halkın büyük bir kesiminin seçimlerin yapılmasını desteklediği yönünde mesaj vermeyi amaçladığını söyledi. Özellikle de son dönemlerde protestocuların askeri kuruluş aleyhine sloganlar atması ve bunun radikalleşmesinin bu konuda etkili olduğuna dikkat çekti. Ayrıca yurtdışına da bir mesaj verdiklerini söyleyen Lahvezi, büyük güçlere savundukları sürece ordunun da eşlik ettiği konusunda güvence vermek istediklerini ifade etti. Ayrıca bunun tolumun geniş bir kısmından yapılan taleplere yanıt olduğunu göstermeye çalıştıkların bildirdi.
Muhammed Lahvezi, “Fiili otorite, cumhurbaşkanlığı seçimlerine gitmek için sokağı lehine hareket ettirmek de dahil olmak üzere her yolu deneyecek ve tüm gücüyle çalışacak” dedi. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta olduğuna işaret eden Lahvezi, askeri kurumların ülkenin kuzeyindeki ana şehirlere kıyasla iç kesimler ve güney illerinde güçlü bir halk desteğine sahip olduğunu ifade etti. Bunun fiili otoritenin cumhurbaşkanlığı konusunda başarılı olmak için kabul edilebilir bir halk katılımını sağlamayı hedeflediğini gösterdiğini söyledi.
Destek gösterilerinin arkasında kim var?
Destek gösterileri ilk başladığında ülkenin bazı kesimlerinde sınırlı sayıda katılımda bulunulmasına rağmen özellikle birçok ilde güçlü bir halk katılımında bulunulması nedeniyle, büyük yürüyüşlere doğru evrildi. Bu dönüşüm, seçimlerin yapılasını reddeden ve Cuma günleri gösteriler düzenleyen grubun ‘sesini’ kesmek için yapılan seferberlik üzerine gerçekleşti. Bu 1990’lar hakim olan rejimin usulü idi.
Siyasi konularla ilgilenen bir gazeteci olan Hakim Mesudi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada,  orduyu destekleyen yürüyüşlerin ardındakilerin, bir sonraki aşamadan faydalanmak için lütuf göstermek isteyen fırsatçı bir azınlık olduğuna inanıyor. Bu azınlığın, askeri kurumların dayattığı güç ve emri vakinin önümüzdeki aşamada sahneye egemen olacağını düşünen Mesudi, “Hepsi olmasa da birçoğu, önceki aşamadan faydalanan kişilerdi ve pozisyonlarını korumak istediler” dedi.
Halk hareketleri ordunun istihdamına karşı
Mesudi, destek yürüyüşlerinde atılan sloganlarında bir yanlışlık olduğu konusunda uyardı. Halk hareketlerini bir devlet kurumu olarak orduya karşıymış gibi göstermeye çalıştıklarını söyledi. Mesudi, “Bu doğru değil, çünkü hareket ordunun bir rejim kurumu değil devlet kurumu olarak korunmasını talep ediyor” dedi. Halk hareketinin ordunun rejimin hizmetinde istihdamına karşı olduğuna dikkat çekti.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Askeri kuruluş her seferinde ordunun cumhurbaşkanlığı seçimlerinin garantörü olacağını vaat eden meşru bir cumhurbaşkanı seçmek için ‘seferberlik’ çağrısında bulunuyor. En son yapılan konuşmada, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önceki tarihlerden tamamen farklı koşullarda, benzeri görülmemiş olumlu veriler ışığında yapılacağını ortaya koydu. Cezayir’in bağımsızlıktan beri hiç görmediği bir dönüşüme sahne olacağı düşünülüyor. Medyanın, paralı askerlerin arkasında durduğu aktörlerin korkutma, yalan söyleme ve provokasyon yöntemlerini ele alması gerektiğine dikkat çekti.
Bu akıllıca mı?
Geçiş yönetimi, 22 Şubat'tan bu yana ülkede yaşanan krizle, ‘bilgelik’ ile hareket edip güç veya çatışma başvurmaktan kaçınıyor gibi görünüyor. Bu, Irak, Lübnan ve Kuveyt'teki şiddet ışığında güvenlik kuruluşu tarafından hesaplanmış bir adımdır.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.