​UAEA: İran’da daha önce bildirilmemiş bir alanda uranyum izleri bulundu

​UAEA: İran’da daha önce bildirilmemiş bir alanda uranyum izleri bulundu
TT

​UAEA: İran’da daha önce bildirilmemiş bir alanda uranyum izleri bulundu

​UAEA: İran’da daha önce bildirilmemiş bir alanda uranyum izleri bulundu

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’da “daha önce bildirilmemiş bir alanda” uranyum izlerinin bulunduğunu belirtti. Ajans ayrıca, Tahran’ın, Fordo yeraltı tesisinde nükleer anlaşmayı ihlal edip uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başladığını açıkladı.
UAEA, İran'ın nükleer programı hakkında hazırladığı 3 aylık raporunda, İran’ın kendilerine bildirmediği bir depoda el yapımı uranyum parçacıklarının tespit edildiğini bildirdi.
Ajans, söz konusu deponun ismini vermedi ancak diplomatik kaynaklara göre UAEA daha önce, İsrail'in ‘gizli nükleer faaliyetler gerçekleştirildiği’ iddiasında bulunduğu bir yer hakkında Tahran'a sorular sordu.
AFP, kaynaklara dayandırarak verdiği haberinde, UAEA’nın geçtiğimiz baharda Tahran'ın güneyindeki Turguzabad bölgesindeki sahadan örnek aldığını belirtti.
Netanyahu, inceleme talep etmişti
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz sene İran’ın Turguzabad bölgesinde nükleer faaliyetlere devam ettiğini ifade ederek, UAEA’nın söz konusu bölgede incelemelerde bulunmasını istemişti.
Raporda, İran'ın mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunun 551 kiloya ulaştığı ve uranyum zenginleştirmesini yoğunlaştırdığı da doğrulandı. 2015 yılında uluslararası güçlerle varılan nükleer anlaşmada belirlenen sınır ise 300 kiloydu.
Söz konusu raporda, İran’ın nükleer anlaşmada yer almayan IR-8B, IR-9, IR-S, IR-6SMO adı verilen gelişmiş santrifüjleri kurduğu ifade edildi.
Iran sınırı aştı
İran’ın IR-6 tipi santrifüjlere yeni 164 makineli kaskad ekleyerek uranyum zenginleştirmeye başladığı belirtilen rapora göre İran anlaşmayla belirlenen yüzde 3,6’lık sınırı aşarak, yüzde 4,5 oranında uranyum zenginleştiriyor.
UAEA’nın raporunda ifade edildiğine göre nükleer anlaşmada belirlenen ağır su miktarında sınır 130 ton olmasına rağmen, İran’ın 28 Ekim itibarıyle elindeki ağır su miktarı 128,9 ton.
İran’ın sahip olduğu düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum miktarı ise 3 Kasım itibariyle 372,3 kilo. Anlaşmayla belirlenen sınır 202,8 kilo iken bu oran 19 Ağustos tarihinde 241,6 kiloydu.
İran'a cevap vermek için mevcut tüm seçenekler
Zenginleştirilmiş uranyum stoku da dâhil olmak üzere İran tarafından anlaşma sınırlarının aşılması, ülke üzerindeki tüm uluslararası yaptırımların yeniden başlatılmasına neden olabilir.
Avrupa Birliği (AB), anlaşmayı kurtarmaya çalışmasına rağmen İran'ı anlaşma şartlarına uymaya ikna edemedi.
ABD yaptırımları, İran’ın anlaşmayla bağlantılı ticari ve finansal faydalarını korumak için Avrupa’nın çabalarını baltaladı.
Fordo reaktörünün yeniden aktif hale getirilmesi, İran'ın bölgeyi Birleşmiş Milletler (BM) denetçilerinden 2009 yılına kadar saklaması ve herhangi bir hava saldırısına dayanacak şekilde bir dağın içine inşa etmesi dikkat çekiyor.
İran’dan yeni uyarılar
İran uzun zamandır yalnızca “sivil nükleer enerji” uygulamaları istediğini söyledi ancak son günlerde iki üst düzey diplomat daha ileri adımlara atıfta bulundu. İran Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Yardımcısı Abbas Arakçı, yaptırımların yeniden dayatılmasının ülkesinin ‘nükleer doktrinini’ yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini söyledi.
İran'ın Londra Büyükelçisi Hamid Baidinejad ise nükleer anlaşma yenilgisinin ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) çekilmesine yol açacağı konusunda uyardı.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın, İran'ın nükleer yetenekleri hakkında yeterli kısıtlama getirmediğini, balistik füze programı ve istikrarsızlaştırıcı bölgesel rolünü de ele almadığını düşünüyor.
Diğer AB ülkeleri, nükleer anlaşmayı korumaya doğrudan dâhil olmazken, yetkililer, ABD’nin görüşünün Berlin, Paris ve Londra için önemli olduğunu ifade etti.
Litvanya Dışişleri Bakanı Linas Linkevicius, Reuters’a verdiği demeçte, “Tüm seçenekler göz önünde bulundurulmalı ve Tahran ile ilerlemeyi görmediğimiz için baskıyı sürdürmeliyiz” dedi.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.