Filistin’de çatışmalardan uzak bambaşka bir dünya: Gençlik Köyü

Gençlik Köyü’ndeki etkinliklerden birine katılan gençler (Independent Arabia)
Gençlik Köyü’ndeki etkinliklerden birine katılan gençler (Independent Arabia)
TT

Filistin’de çatışmalardan uzak bambaşka bir dünya: Gençlik Köyü

Gençlik Köyü’ndeki etkinliklerden birine katılan gençler (Independent Arabia)
Gençlik Köyü’ndeki etkinliklerden birine katılan gençler (Independent Arabia)

Rağda Atme
20’li yaşlarındaki Rahal Muhammed ve Ahmet Vadi, Batı Şeria’da bulunan Ramallah şehrinin köylerinden biri olan Gençlik Köyü’ne geldiklerinde burada internetin bulunmamasına çok şaşırmıştı. Burada yalnızca internet değil, ulaşım aracı ya da teknolojik aletler de bulunmuyordu. Çalıştıkları şirket, bu gençlere, iş yükünün baskısından kurtularak saf ve yemyeşil doğanın kucağında rahatlama şansı vermişti. Söz konusu Gençlik Köyü, Batı Şeria’daki Sharek Gençlik Forumu girişimiyle kurulan 35 dönümlük bir açık hava köyü. Etkinlikler, faaliyetler ve maceralarla dolu olan bu köy, Filistinli gençlere tüm bu faaliyetlere katılma ve çeşitli isteklerini karşılama fırsatı veriyor.
Çevre dostu köy
Sharek Gençlik Forumu CEO’su Bedir Zamara, Independent Arabia’dan Rağda Atme’ye yaptığı açıklamada köyle alakalı şunları söyledi:
“Muhteşem doğasıyla dikkat çeken Gençlik Köyü, Filistin ve Ortadoğu’daki ilk çevre dostu eğitim ve spor köyü olma özelliğini taşıyor. Köyün bulunduğu bu bölge ise Filistin sahiline yakın olmakla beraber tepeleri, dağları ve vadileri bir araya getiriyor. 200 gönüllü tarafından yaklaşık 600 bin dolar maliyetle kurulan bu köyde; örnek bir çevre, çevresel eğitim merkezi, yetenek geliştirme merkezi, geniş bir egzersiz alanı, kamp alanı ve yerleşim tesisleri bulunuyor. Bu tesislerin yapılış aşamasında doğanın kutsiyetine el sürmemek için taş, kaya, toprak, saman, ahşap ve bazı atık maddeleri çevre dostu bir şekilde dönüştürerek kullandık. Aynı zamanda Filistin mirasında kaybolup giden, bu yüzden de günümüz neslinin bihaber olduğu bazı önemli adları bu tesislere verdik. Böylece bu adları somutlaştırmış olduk. Bu isimlerden bazıları: El-Sekayif, El-Hutva, El-Kıtayn, El-Aliyye, El-Mastaba ve Zahru ed-Dar.”
 Doğal koruma alanı
 Bu köy, 2017 yılında kurulduğundan beri biyolojik çeşitliliği, arazinin doğal mirasını korumayı ve gençleri bu doğrultuda eğitmeyi amaçlıyor. Gençlerle ailelerin doğanın tadını doyasıya çıkardıkları bu ortam, aynı zamanda katılımcılara, çeşitli eğitim, eğlence ve spor imkânları da sunuyor. Ramallah’tan gelen 29 yaşındaki Adi Hafız, köy hakkında, “Hayat teknolojik bir ortam haline geldi. Öyle ki, telefon, araba ve internet olmadan yaşayamıyoruz. Ancak Gençlik Köyü çok farklı. Buraya gelir gelmez Filistin’in herhangi bir yerinde bulamayacağımı düşündüğüm birçok etkinlikle karşılaştım. Örneğin halat çekme oynuyoruz, zeytin topluyoruz, akşamları ateş etrafında oturuyoruz, beyin fırtınası yapıyoruz, yarışmalar yapıyoruz. Katılımcıların çoğunluğunun umut dolu ve tutkulu gençlerden oluşuyor olması ise çok dikkat çekici” dedi.
Monotonluktan uzakta
Hafız, “Köyün sağladığı geniş alan, özellikle de kamp alanı ve yerleşim tesisleri, doğada egzersiz yapmanın zevkine varmamızı ve bunun ne kadar önemli olduğunu idrak etmemizi sağlıyor. Macera ve yarışma alanları ise bize; takım çalışması, iletişim kurma, liderlik, sorumluluk alma, zaman yönetimi gibi becerileri kazandırıyor” ifadelerini kullandı. Gençlik Köyü’nün sunduğu kampların çoğuna katılan 25 yaşındaki Esma Abdullah ise gençlere yönelik her türlü imkânı sunan bu köyün bölge gençleri için önemli bir başlangıç ​​noktası olduğuna inanıyor.
Yerleşimcilikten koruma
 Gençlik Köyü’nün bazı bölümleri, İsrail’in kontrolü altındaki “C” bölgesinde olduğu için İsrail’in el koyma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak köyü inşa edenler, işin tamamlanması ve bölgenin genişletilmesi için Ekim ayının sonundaki Gençlik Zirvesi’ne kadar çalışmalarını sürdürdü. Bu süreçte Filistin’de karar verme yetkisi olan kişileri ve iş insanlarını “yenilikçi çözümler” sloganı altında projeye destek çıkmaya çağırdılar. Söz konusu proje, arazi ıslahını, yatırımları çekmeyi ve özellikle Ürdün Vadisi’ndeki C bölgesini yasadışı yerleşimlerden korumayı amaçlıyor. Öyle ki Filistin hükümeti, İsrail işgali tehdidi altındaki her bölgede benzer projelerin yürütülmesini talep ediyor.
Resmi vaatler
Gençlik Köyü’nü ziyaret eden Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, hükümetin kalkınma stratejisi kapsamında başta Beytüllahim, El-Halil ve Nablus olmak üzere tüm illerde gençlik köyü fikrini yaygınlaştırmanın öneminden bahsetti.
Filistin eski Eğitim Bakanı Sabri Saydam ise köyün, Filistin meseleleri konusunda bilinçli ve doğaya duyarlı bir nesil yetiştirmeyi amaçlayan Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okul gezileri için önemli olduğunu belirtti.
Acil kalkınma ihtiyacı
Filistin Merkezi İstatistik Bürosu’nun (PCBS) son istatistiklerine göre, Filistin’de eğitimini bitirip mezun olan kesimde işsizlik oranı yüzde 58’lere varıyor. Uzmanlara göre, gelecekteki kalkınma için ciddi bir tehlike oluşturan bu durum, Filistin toplumundaki kurumlar arasında samimi ve tamamlayıcı ortaklıkların kurulmasını gerektiriyor. Aynı zamanda Filistin toplumunun üçte birini oluşturan gençlerin de kalkınma çabalarına katılması gerekiyor.



Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
TT

Aksiyon klasiğinin devamında rota değişti: Yönetmen koltuğu boşaldı

Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)
Oscar ödüllü Nicolas Cage, John Woo imzalı Yüz Yüze'de (Face/Off) sadist terörist Castor Troy'u canlandırmıştı (Paramount Pictures)

1990'ların aksiyon klasiği Yüz Yüze'nin (Face/Off) devam filmi için yönetmen koltuğu boş kaldı. 

Collider'ın haberine göre, daha önce hem senaristliği hem de yönetmenliği üstleneceği açıklanan Adam Wingard, Paramount Pictures'ın devam projesinden ayrıldı.

Hollywood Reporter ayrılığın iki tarafın karşılıklı anlaşmasıyla gerçekleştiğini yazıyor. Böylece Face/Off 2, yönetmensiz kaldı ve stüdyo, John Travolta ve Nicolas Cage'li kült filmin devamı için farklı isimlerden yeni fikirler dinlemeye başladı.

2019'da yapımcı Neal Moritz'in bir yeniden çevrim üzerinde çalıştığı haberi gündeme gelmiş, Paramount da senaryoyu yazması için Oren Uziel'i görevlendirmişti. 2021'deyse stüdyo, Wingard'ı yönetmen olarak projeye dahil etmişti. Ayrıca Wingard'ın senaryoyu Simon Barrett'la birlikte kaleme aldığı duyurulmuştu.

Wingard'ın sıradaki filmi, A24 imzalı gerilim Onslaught. Yapımın oyuncu kadrosunda Adria Arjona, Dan Stevens, Drew Starkey ve Rebecca Hall yer alıyor. 43 yaşındaki Wingard, Misafir (The Guest), Katliam Gecesi (You're Next) ve Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk'la (Godzilla x Kong: The New Empire) tanınıyor.

John Woo'nun yönettiği 1997 yapımı Yüz Yüze, deneysel bir prosedürle yüzlerini ve kimliklerini değiştiren bir FBI ajanıyla bir teröristin hikayesini anlatıyordu. Paramount'un Haziran 1997'de vizyona soktuğu film, dünya genelinde 240 milyon doların üzerinde hasılat elde etmiş ve ses efektleri kurgusu dalında Oscar adaylığı kazanmıştı.

Wingard, 2024'te Hollywood Reporter'a verdiği röportajda, Face/Off 2 için geldiği noktadan duyduğu heyecanı dile getirmişti.

"Face/Off meselesine çok girmek istemiyorum ama evet, bence senaryo gerçekten acayip iyi" demişti: 

Okuduğunuzda 'Vay anasını!' diyorsunuz. Bu, hayal bile edemeyeceğim kadar sahici bir devam filmi.

Independent Türkçe, Collider, Hollywood Reporter


Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
TT

Yeni seri katil filmi "sıfır" puanla sınıfta kaldı

Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)
Psycho Killer, eşini öldüren satanist katilin peşine düşen bir polise odaklanıyor (20th Century Studios)

Yeni korku filmi Psycho Killer, Rotten Tomatoes'da adeta yerden yere vuruluyor.

Yedi (Seven), The Killer ve Hayalet Süvari'yle (Sleepy Hollow) tanınan Andrew Kevin Walker'ın yazdığı yeni seri katil filmi, ABD'de 20 Şubat'ta sinemalarda gösterime girdi. Barbarian yıldızı Georgina Campbell'ın başrolünde yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda Grace Dove, Malcolm McDowell ve Logan Miller da var. 

Gavin Polone'un yönettiği Psycho Killer, eşinin vahşice öldürülmesinin ardından bir polis memurunun failin peşine düşmesini anlatıyor.

Eleştirmenlerin yorumları şu ana kadar istisnasız biçimde olumsuz: Film, Rotten Tomatoes'da nadir görülen şekilde yüzde sıfır puanda kaldı.

Rotten Tomatoes, Psycho Killer için yeterli sayıda doğrulanmış kullanıcı yorumu toplayınca izleyici puanı da açıklandı. Sinemaseverler eleştirmenlere kıyasla biraz daha yumuşak davranmış olsa da genel hava hâlâ olumsuz. Yeni yorumlar geldikçe tablo değişebilir ancak filmin izleyici skoru şimdilik yüzde 33'te kalmış görünüyor.

Olumsuz yorumlarda öne çıkan eleştiriler benzer: Oyunculuk ve senaryo en çok yerilen noktalar olurken, bazı izleyiciler özel efektlerden duydukları hayal kırıklığını da dile getirdi. Ayrıca film çoğu kişi tarafından "sıkıcı" bulundu.

Epic Film Guys, X'te "Psycho Killer sıkıcı, yavan bir keşmekeş" diye yazdı: 

Zayıf performanslar, sıradan karakterler ve dağınık hikaye, etkisiz ölüm sahneleriyle birleşince insanı tatmin etmiyor. En büyük kozunuz Malcolm McDowell'sa, ortada bir sorun vardır.

Midnight Movie Talk'tan Erick Weber ise daha sert konuştu: 

Akıl almaz derecede berbat. Gördüğüm en aptal senaryolardan biri. Fragmanla film arasındaki fark yüzünden izleyici 20th Century Studios'u dava etmeli.

AllAboutMovies de filmi "ortalamanın altında" ve "sebepsiz yere yavaş" diye niteledi; Campbell içinse "iyi olan tek şey oydu" yorumunu yaptı.

Fresh Fiction TV'den Courtney Howard da benzer bir çizgideydi: 

Son derece sıkıcı, dağınık bir film. Tembel, ilkel ve akıl karıştıran yaratıcı tercihlerle dolu. Georgina Campbell'a gerçekten yazık etmişler.

Filmin bütçesinin 10 milyon doların altında olduğu belirtiliyor. Bu nedenle gişede zamanla makul bir hasılata ulaşıp az da olsa kâra geçmesi ihtimal dahilinde. Kısacası düşük bütçe umut verse de gelen tepkiler filmin işinin kolay olmayacağını söylüyor.

Psycho Killer'ın Türkiye'deki vizyon tarihi şimdilik belirsiz.

Independent Türkçe, ScreenRant, GamesRadar


Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
TT

Politik tartışmadan kaçan Berlinale'de ödül gecesi taşları yerinden oynattı

Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)
Chronicles from the Siege'in yönetmeni Abdallah Alkhatib (solda), bir Filistinli olarak Filistin hakkında konuşmak zorunda olduğunu belirtti (AP)

76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale) etkinlik boyunca siyasi tartışmalardan kaçındığı gerekçesiyle art arda eleştiriler alsa da jürinin tercihleri ve kazananların konuşmaları bu eksikliği önemli ölçüde telafi etti.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, hükümetin hedefi haline gelen bir Türk ailesini izleyen, İlker Çatak imzalı Sarı Zarflar'a gitti. Hollywood Reporter'ın aktardığına göre ödülü takdim eden Jüri Başkanı Wim Wenders, filmi "totalitarizmin siyasal diliyle sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı" anlatan bir yapım diye niteledi.

Ödülünü alırken Çatak, siyasi bir konuşma hazırladığını ancak bunu paylaşmamayı seçtiğini söyledi: 

Çok sayıda zeki insan çok sayıda akıllıca şey söyledi ve ben sahneyi bu filmi birlikte yaptığım harika insanlara bırakmak istiyorum. Bu ödülün asıl kahramanları onlar.

Yine de filmindeki bir sahnenin "Berlin'de geçen son birkaç günü hatırlattığını" belirterek şunu ekledi: 

Sinemacılar sinemacılara karşı, sanatçılar yaratıcı insanlara karşı... Ama biz düşman değiliz. Biz müttefikiz. Asıl tehdit aramızda değil. Asıl tehdit otokratlar. Aşırı sağ partiler. Zamanımızın nihilistleri; iktidara gelip yaşam biçimimizi yok etmeye çalışanlar.

İkincilik ödülü olan Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü ise Emin Alper'in Kurtuluş filmine gitti. Alper konuşmasında, hapisteki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da dahil olmak üzere cezaevindeki bazı muhalif isimlerle dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Alper ayrıca "zorbalık altında acı çeken İran halkı" ve "en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler" için de sesini yükseltti.

Chronicles from the Siege'le GWFF En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü'nü kazanan yönetmen Abdallah Alkhatib, sahneye kefiyeyle çıktı. Yapımcı Taqiyeddine Issaad ise Filistin bayrağı taşıyordu.

Alkhatib, "Berlinale'ye katılmak konusunda tek bir nedenle çok büyük baskı altındaydım" dedi: 

Burada durup 'Filistin özgür olacak' demek için.

Filistinli sinemacı sözlerini şöyle sürdürdü: 

Ve bir gün Gazze'nin tam ortasında, Filistin'in diğer şehirlerinin tam ortasında büyük bir film festivali düzenleyeceğiz. Festivalimiz kuşatma altında yaşayanlarla, işgal altında yaşayanlarla ve dünyanın dört bir yanında diktatörlükler altında yaşayanlarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyasetten konuşacağız. Sanattan önce direnişten, görevden önce özgürlükten, kültürden önce insandan söz edeceğiz. O uzun zamandır beklenen gün geliyor.

Alkhatib sözlerine "Uzun zamandır beklenen gün geliyor ve insanlar ne olduğunu sorduğunda onlara, 'Filistin hatırlıyor' deyin. Bizimle birlikte duran herkesi hatırlayacağız ve bize, onurlu bir yaşam sürme hakkımıza karşı çıkan ve sessiz kalmayı seçen herkesi hatırlayacağız" diyerek devam etti. 

37 yaşındaki yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazı insanlar bana, şimdi söylemek üzere olduklarımı söylemeden önce dikkatli olmam gerektiğini söyleyerek Almanya'da bir mülteci olduğumu hatırlattı. Çok fazla kırmızı çizgi var ama umurumda değil. Benim umurumda olan halkım, Filistin. O yüzden son sözüm Alman hükümetine: İsrail'in Gazze'deki soykırımında ortaksınız. Bu gerçeği anlayacak kadar zeki olduğunuza inanıyorum ama umursamamayı seçiyorsunuz. Filistin özgür olsun; şimdi, dünyanın sonuna kadar.

Kısa Film Altın Ayı ödülü Marie-Rose Osta'nın Someday, a Child'a (Yawman ma walad) verildi. Osta'nın konuşması seyirciden alkış ve tezahüratlarla bölündü.

Osta, "Burada ikiye bölünmüş halde duruyorum" dedi: 

Bir yanımda yönetmen olan tarafım var; hayatımı değiştirecek bu sevimli, güzel ayıyı alıyor olmaktan inanılmaz etkilenmiş durumdayım. Öte yandan içimdeki insan. Lübnanlı bir kadın, bir tanık... Ve hikayemi sizinle paylaşmak zorundayım.

Osta, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bir çocuk hakkında film yaptım. Süper güçleri var; uykusundan onu uyandıran rahatsız edici sesleri yüzünden iki İsrail savaş uçağını düşürüyor. Bu sinema. Ama gerçek hayatta Filistin'in her yerindeki ve benim Lübnan'ımdaki çocukların, onları İsrail bombalarından koruyacak süper güçleri yok. Ateşkes, hem Gazze'de hem Lübnan'da İsrail tarafından ihlal ediliyor. Hiçbir çocuğun bir soykırımdan sağ çıkmak için süper güçlere ihtiyacı olmamalı. Bu ödülün bir anlamı varsa o da Lübnanlı ve Filistinli çocukların pazarlık konusu olmayacağıdır.

Berlinale'nin yeni başkanı Tricia Tuttle, hem festivalde ifade özgürlüğünün yerini savunan hem de basın toplantılarında siyasi soru sorulmasına mesafeli duran uzun bir açıklama kaleme almıştı. Buna karşılık, 80'den fazla sinemacı festivalin Gazze'deki soykırıma karşı sessizliğini kınayan bir açık mektuba imza atmıştı.

Wim Wenders, Altın Ayı'yı Çatak'a takdim etmeden önce Tuttle'ı överek "Bir fırtınayı birlikte atlattık" dedi. Tuttle ise töreni şu sözlerle kapattı: 

Bu akşam bu sahne, Berlinale'nin kendisi gibiydi. Burası hiçbir zaman sessizliğin yeri olmadı. Burası sanatçıların konuştuğu bir yer; bazen rahatsız eden ya da tartışmalı bulunan biçimlerde konuşurlar ama o alanı açık tutmamız önemli. Konuşmazsak ne olur, kim bilebilir?

12-22 Şubat'ta Berlin'de düzenlenen festival, açılış gecesinde jüri başkanı Wim Wenders'in Gazze'yle ilgili verdiği yanıtın ardından siyasi tartışmaların gölgesinde kalmıştı.

Wenders, "Sinemacılar olarak siyasetin dışında kalmalıyız" sözleriyle eleştirilerin hedefi haline gelmişti.

Independent Türkçe, IndieWire, Hollywood Reporter, Variety