Lübnan özel sektörü tehlikede

Beyrut şehir merkezinde kısmi şekilde tahrip olmuş bir ATM (AP)
Beyrut şehir merkezinde kısmi şekilde tahrip olmuş bir ATM (AP)
TT

Lübnan özel sektörü tehlikede

Beyrut şehir merkezinde kısmi şekilde tahrip olmuş bir ATM (AP)
Beyrut şehir merkezinde kısmi şekilde tahrip olmuş bir ATM (AP)

Jessy Trad 
Lübnan’da yaşanan anlaşmazlıklar ekonomiyi tüketirken, kotalar ise israf ve yolsuzluğun ortaya çıkmasına yol açtı. İç savaşın sona ermesinden yaklaşık 30 yıl sonra borçlar, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) 1,5 katına çıktı ve ülkedeki temel hizmetler gerilemeye başladı. Borcun yarısına denk gelen 87 milyar dolar, Lübnan’da elektrik krizi çerçevesinde elektrik kuruluşunun neden olduğu israftan kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra Lübnan’da sosyal hizmet, alt yapı ve uygun yaşamsal koşullarda da bir çöküş mevcut.
Lübnan halkının üçte biri, birkaç aydır güçlü şekilde ses yükseltmeye yetecek düzeyde yoksulluk sınırında yaşıyordu. Bankacılık sektörünün yanı sıra, Lübnan ekonomisinin bel kemiği olan özel sektör tehdit altında, yönetim yok ve kazanımlar ise kayıp. Lübnan, risk hattına ulaştı. Bu çerçevede bir Birleşmiş Milletler (BM) yetkilisi, Lübnan’daki mali ve ekonomik durumun kritik seviyede olduğunu ve hükümetin, artık çok fazla beklemesinin mümkün olmadığını açıkladı.
Özel sektör güven kaybının kurbanı
Lübnan ve Dünya İş Adamları Topluluğu Başkanı Fuad Zamkahal, özel sektörün bugün beklenenden daha hızlı şekilde ortaya çıkan finansal ve parasal krizin kurbanı olduğunu ifade etti. Zamkahal, “Piyasadaki dolar kıtlığı ve mal satın almak için para tedavülünün yapılamaması, her türlü kurumu ve şirketi tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.
Zamkahal’a göre belki de en büyük sorun güven kaybından kaynaklanıyor. Zira yetkili, “Güven azaldığında çalışmak da zorlaşır. Lübnan pazarının tüketiminin yüzde 80’i dışarıdan. Kolaylıkların ve tedavülün durması hareketliliği de durdurdu. Bankacılık kolaylıklarının sonlandırılma riskinin yanına bir de şirketler arasındaki kolaylıkların durdurulma riski eklendi” değerlendirmesinde bulundu.
Fuad Zamkahal, güven kaybının yanı sıra günlük çalışma faaliyetlerinde yaşanan 150 milyon dolarlık kesintilerle birlikte Lübnan’a yapılan 3,5 milyar dolarlık ödemelerin yarısında da kesinti yaşanmasının muhtemel olduğunu söyledi. Bu çerçevede iş adamı, “Şirketler harcamalarını azaltmaya başlıyor ve ilk olarak da çalışanları işten çıkarmaya yöneldi. Önümüzdeki birkaç hafta içinde şirketler, faaliyetlerini tamamen durdurma ve bankalara borçlarını ödeme ikilemiyle karşı karşıya kalacaklar” dedi.
Zamkahal, orta ve küçük ölçekli şirketlerin de likidite engeliyle karşılaşacağını vurguladı.
Likidite eksikliği, sorunun temelini oluşturuyor
Fuad Zamkahal, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Bugün kurumlar, şirketler ya da bireyler tarafından yaşanan sıkıntı, likidite eksikliğinden kaynaklanıyor. 17 Kasım ayaklanması öncesinde bile yurtdışına havaleler başladı. Güvensizlik, mevduat sahiplerinin paralarının Lübnan dışına çıkarılmasına neden oldu. Ayrıca Lübnanlıları, yaklaşık 3 milyar dolar civarında nakit çekerek bunları evlerinde saklamaya itti” değerlendirmesinde bulundu.
Bu yıl Lübnan’dan çıkarılan mevduatın değerini yaklaşık 5 milyar dolar olarak tahmin eden Zamkahal, “Geçmiş havaleleri de dahil edersek, toplam tutar yaklaşık 8,5 milyon dolar. Bu, yabancı para cinsinden GSYİH’nin yüzde 15’i demek” dedi.
Krizin çözümü amacıyla uluslararası yardım
Lübnan  ve Dünya İş Adamları Derneği Başkanı, “Lübnan’daki krizin, piyasaya likidite enjekte etmek dışında başka bir çözümü bulunmuyor. Bu çerçevede Lübnan Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame, bankalara, ilk olarak derecelendirmedeki düşüşle mücadele etme, ikinci olarak da likiditeyi artırma çağrısı yaptı. Bunun yeterli olmaması halinde Dünya Bankası’ndan veya Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) yardım almak acil bir ihtiyaçtır” dedi. Yetkili, Lübnan’a likidite sağlayacak bileşenlerle bir fon oluşturmak ve kaçınılmaz bir gerçeklik haline gelen borçların yeniden yapılandırılmasını takip etmek amacıyla iş adamları topluluğunun, uluslararası denetim firmaları olarak bağışçı tarafların, dost ülkelerin ve Lübnan özel sektörünün de dahil olacağı stratejik bir komite oluşturmak istediğini belirtti.
Esnaflar, tehlike çanını çalıyor
Beyrut Esnaf Odaları Birliği’nin bir üyesi olan Basim el-Bavvab, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, iş hacminin Ekim ayı öncesindeki son aya kıyasla yüzde 20 düştüğünü belirtti. Bu durumun, esnafların ayaklanma ve sonrasındaki olaylar sırasında çalışma faaliyetlerinde yüzde 80 oranında kayıp yaşamasına yol açtığını söyleyen Bavvab, yolların kapatılmasından dolar krizine ve güven kaybına kadar birçok faktörün harcamaları en asgari düzeye indirdiğini vurguladı.
Basim el-Bavvab, iş dünyasında yaşanan gerilimin, şirketleri harcama limitlerini düşürmeye ittiğini belirterek, ilk olarak da bazı işçilerin işten çıkarıldığına dikkati çekti. Bavvab, şirketlerin günümüzde işgüçlerinin yüzde 20’sini kaybettiklerini söylerken, Ekim ayından bu yana işçilerin maaşlarının yarısının masraflar dahil olmadan ödendiğini ifade etti.
İşsizlik oranı korkutucu düzeyde
Basim el-Bavvab, krizin ekonomiyi koruyan siyasi çözümler olmaksızın devam etmesi halinde bir milyon özel sektör çalışanından 300 bin ila 400 bininin işsiz kalacağını ve bu durumun da işsizlik oranını yüzde 50’nin üzerine çıkaracağını açıkladı. 700 bin çalışanın, maaşlarını almaya devam edeceğini, ancak ekonominin hızla küçüleceğini belirten Bavvab, ithalatın tamamen durmasının ise yalnızca kurumsal varlığı tehdit etmekle kalmayıp, Lübnan pazarındaki ürünlerin de bu yıl sonuna kadar tükenme başlayacağını vurguladı.
Şirketlerin bankalara olan borçlarının faizini düşürmeye yöneleceklerini, bunun da bankacılık alanında riske yol açacağını söyleyen Bavvab, kurumsal borçlanma sorununun maaş probleminin ötesinde bir sorun olduğunu belirtti.
Beyrut Esnaf Odaları Birliği üyesi, bankaların kapatılmasının da özel sektör açısından önemli bir engel olduğunu gizlemezken, Lübnanlı şirketlerin uluslararası tedarikçilerinin de ilişkilerini destekleyen kredilerin kesilmesinden sonra, şirketlere yönelik güvenlerini kaybettiğini belirtti. Bavvab, bu durumun ise uluslararası şirketleri mal gönderiminden 60 ila 90 gün sonra ödeme yapan Lübnan şirketlerine sağlanan kolayları askıya almaya zorlayacağını vurguladı.
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre sokakların öfkesi ve meydanlardaki ayaklanma karşısında özel sektör, siyasi yönetimin, derinleşen finansal ve ekonomik krizden bir çıkış yolu bulamaması halinde kurumlarına bu hafta sonu düzenlenecek açık greve katılma çağrısında bulundu.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.