Lübnan’da Safadi’ye destek artarken gözler sokağın baskısına çevrildi

Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
TT

Lübnan’da Safadi’ye destek artarken gözler sokağın baskısına çevrildi

Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)

Lübnanlı üst düzey siyasi kaynaklar, geçen perşembe gecesine kadar devam eden istişarelerde, yeni hükümetin kurulması hususunda eski Bakan Muhammed Safadi üzerinde uzlaşı sağlandığını aktardı.
Kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre eski Başbakan Saad Hariri, Lübnan Meclis Başkanı Yardımcısı Bakan Ali Hasan Halil ve Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Hüseyin Halil arasında gerçekleşen görüşmenin Safadi’nin hükümeti yönetme adaylığı üzerinde anlaşma sağlanmasıyla sona erdiğini belirtti. Kaynaklar, uzlaşının Safadi’nin adaylığını destekleyen Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Özgür Yurtsever Hareket lideri Cibran Basil’in kararı ile de uyumlu olduğunu kaydetti.
Aynı kaynaklar, Safadi’nin söz konusu tarafların kendisini hükümeti kurmak için muhtemel aday olarak göstermeden önce faaliyetlerine başladığına dikkat çekti. Medya içerisinden çeşitli isimlerin ve bazı siyasi liderlerin de bu pozisyon için hazırlandığını belirten kaynaklar söz konusu isimlerin tamamının ilgi odağı dışında olduğunu ifade etti.
Kaynaklar ayrıca, Hizbullah’a bağlı “el-Manar” kanalının 15 Kasım sabahı itibariyle çoğu haber bülteninde ısrarla hükümeti kurmakla görevli ismin henüz belirlenmediğini aktardığını söyledi. Bu durum, Safadi ismine yönelik halk hareketi tarafından ortaya koyulacak tepkiden kaçınmak amacıyla Hizbullah tarafından bulunulan bir yöntem olarak yorumlandı.
Siyasi kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn ve Basil’in yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Safadi’ye yönelik tepkilere yaklaşımına da değinerek Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurmakla görevli isim hususunda parlamentoda istişarelerin yürütülmesi için tarih belirleyememesinin Safadi ismini bu pozisyon için önermekte zorluk yaşandığı anlamına geldiğini söyledi.
Eski Başbakan Hariri’nin tavrına da değinen siyasi kaynaklar, ülkenin benzeri görülmemiş bir ekonomik ve mali krize tanık olması dolayısıyla Hariri’nin hükümeti kurma sürecinin uzamamasına önem gösterdiğine dikkat çekti. Kaynaklara göre Hariri, Safadi’nin adaylığının hükümetin kurulmasını engellemeye yönelik suçlamalara yönelecek isimlerin yolunu kestiğini belirtirken kendisine güven sağlaması adına destek vereceğini ancak Müstakbel Hareketi’nin doğrudan veya bir aracı ile buna dahil olmayacağını söyledi.
Kaynaklar, Hariri’nin yeni hükümete katılmama konusundaki tavrının da Lübnan’ı ekonomik ve mali krizden kurtarma vizyonuyla uyumlu olduğun belirtirken bir yandan da halk hareketinin taleplerine cevaben bir teknokratlar hükümeti kurulmadan bunun sağlanamayacağı kanaatinde olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre rahatsız edici ve kışkırtıcı yüzler uzaklaştırılıp atmosfer soğutulmadıkça gün ışığını göremeyecek bir siyasi şokun ortaya çıkma ihtimali de mevcut.
Hükümet için bir dizi ismin önerildiğini aktaran siyasi kaynaklar bunların tamamının istişarelere katılanlar tarafından oy birliğiyle kabul edilen Safadi dışındaki teknokratlar olduğunu vurguladı. Söz konusu isimler arasında ise Lübnan’ın eski Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Navaf Selam, finansal uzman Usame Bakdaş ve Bankacılık Denetim Komitesi Başkanı Velid Alamuddin’in de bulunduğu belirtildi.
Kaynaklar ayrıca eski başbakanlar Necib Mikati, Fuad Sinyora ve Tamam Selam’ın Ali Hasan Halil ve Hüseyin Halil ile görüşmesi öncesinde Hariri ile gerçekleştirdiği toplantıda, uzmanlardan oluşan bir teknokratlar hükümetinin kurulması gerektiği hususunda bir oy birliği olduğunu söyledi. Kaynaklar ayrıca eski başbakanların, tekno- siyasi bir hükümet kurmakta ısrar eden isimlerin varlığında Hariri’nin, hükümeti kurma adaylığından neden uzak durduğunu da anladıklarını vurguladı.
Aktarılanlara göre Hariri, Avn, Basil ve Şii ikilisine (Hizbullah ve Emel Hareketi) dikkati çekerek eski başbakanlara “böyle bir hükümete karşı duran bir çoğunluğun varlığından dolayı artık bir teknokratlar hükümetinin kurulamayacağını” bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Lübnan Meclis Başkanı Yardımcısı ve Maliye Bakanı Bakan Ali Hasan Halil ve Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Huseyin Halil, Hariri ile Hükümet Sarayı’nda (Beytul Vasat) yaptığı görüşmede hükümeti kurmakla görevli isme dair Hariri’nin görüşlerini aldı.
Kaynaklar, ülkedeki herkesin bölgesel katılımının yanı sıra uluslararası topluma hitap edebilme yeteneği dolayısıyla Hariri’nin hükümetin yanında durması gerektiği fikrinde olduğunu vurguladı. Başka bir deyişle Safadi’yi destekleyenler, tanık olunan felaketten çıkış yolu bulmak imkansız hale gelmeden önce Lübnan’ı bu krizden kurtarmak için çözümler sunabilecek bir şemsiye olarak Hariri’nin rolü olmaksızın faaliyet gösteremez.
Bu nedenle Şii ikilisi, tek renkli bir hükümet kurarak öne çıkmanın mümkün olmadığı kanaatinde ve böyle bir seçenek herkes tarafından da “intihar” olarak nitelendiriliyor.
Şii ikilisi, Hasan Halil ve Hüseyin Halil aracılığıyla durum ve düşünceler ne olursa olsun iç çatışmaya sürüklenmemeleri gerektiğini, uzun sürmemesi gereken geçici bir hükümetin kurulması, her şeyden önce çöküşü durdurmak, ekonomik ve finansal krizi engellemek için çalışılması gerektiğini ifade etti. 
Şii ikilisi, “siyasi varlığın, ülkeyi çalkantılı bölgesel ve uluslararası koşullar çerçevesinde kaymanın eşiğine getirecek hesaplanmamış pozisyonlar alınmasını engellemek için siyasi yönünü takip etmekle sınırlı olduğu” ifadeleriyle tekno-siyasi bir hükümeti haklı kılmaya çalıştı. Ayrıca temel bakanlıkların uzman bakanlara verileceğini ve savcılık ile bakanlık arasında ayrım yapılacağını da kaydetti.
Yeni hükümetin sayısına da değinen Şii ikilisi, başbakan da dahil 14 ila 18 kişi olacağını ancak 24’e çıkarmanın da sakıncası olmadığını bildirdi.
Ülke gündeminde şu an “Safadi’ye hükümeti kurma sürecinde güven var mı, yoksa sokakların baskısı altındaki aday listesinden bir başka adaya yönelir mi?” sorusu hakim.



Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
TT

Macron 17 yıl sonra Şam'da… Fransa'dan özgür ve çoğulcu Suriye mesajı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Paris'te gerçekleştirdiği önceki görüşmeden bir kare (Arşiv - Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, pazartesi akşamı Şam Havalimanı'na indi. Bu ziyaret, 17 yıl aradan sonra bir Avrupa liderinin Suriye'ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Güvenlik gerekçeleri nedeniyle Macron'a eşlik eden bakanlar ve iş insanlarından oluşan heyetin programı ayrıntılı olarak açıklanmadı.

Ziyaretin niteliği ve Suriye'deki gelişmeler konusunda çeşitli soruları beraberinde getirmesi nedeniyle Élysée Sarayı kaynakları, ziyaretin bir mesaj taşıdığını ancak bunun “safça verilmiş bir mesaj ya da Cumhurbaşkanı'nın yeni Suriye yönetimine sunduğu açık çek olmadığını” vurguladı.

Élysée'ye göre Macron'un Şam'da vereceği mesaj, “özgür, çoğulcu, tüm bileşenlerine saygı gösteren ve bölgede hak ettiği rolü üstlenebilen bir Suriye'ye yönelik kararlı ve uzun vadeli bağlılığımızın teyidi” olacak. Fransa, Suriye'nin taraflar arasında köprü kuran, gerilimlerin azaltılmasına katkı sağlayan ve Avrupa Birliği ülkeleriyle, özellikle de Fransa ile ortaklık geliştiren bir ülke olmasını istiyor.

scdfb
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılamak üzere pazartesi günü Şam Uluslararası Havalimanı'nda bekliyor (AFP)

Paris yönetimi ziyareti “önemli” olarak nitelendirirken, amacın yalnızca Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve diğer Suriyeli yetkililerle görüşmek olmadığını belirtti. Fransa, ziyaret aracılığıyla “Suriye halkının cesaretine duyduğu hayranlığı ifade etmeyi ve yeni yönetimin halkın beklentilerini karşılaması, sorumlu ve katılımcı bir yaklaşım benimsemesi yönündeki beklentilerini dile getirmeyi” hedefliyor. Paris, bunun hem Suriye'nin birliği ve refahı hem de Avrupa ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkiler açısından önemli olduğunu düşünüyor.

Fransa, Suriye'deki durumun hâlâ “karmaşık” ve “kırılgan” olduğunu kabul etmekle birlikte, olumlu gelişmelerin mümkün olduğunu savunuyor. Paris'e göre bu ziyaret aynı zamanda “cesur bir ziyaret” niteliği taşıyor. Çünkü Macron'un ülkede uzun süre kalması ve yalnızca birkaç saatlik sembolik bir ziyaretle yetinmemesi planlanıyor. Ayrıca Fransız liderin, Suriye'nin farklı toplumsal kesimleri, mezhepleri ve beklentileriyle doğrudan temas kurmakta ısrarcı olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Macron'un ziyareti yalnızca cumhurbaşkanlığı sarayıyla sınırlı olmayacak; Şam kentini ve halkını da kapsayacak.

dfbrgtbn
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u taşıyan uçak, 6 Temmuz 2026'da Şam Uluslararası Havalimanı'na iniş yaptı (AFP)

Paris, geçmişte Suriye halkının ayaklanmasını desteklemesinin “idealist” nedenlerden değil, sahadaki gerçekçi değerlendirmelerden kaynaklandığını savunuyor. Élysée Sarayı, Macron'un ziyaretini “Suriye'nin tamamıyla buluşma ve aynı zamanda yeni yönetime yönelik net taleplerle daha iyi bir geleceğe bağlılığı sürdürme fırsatı” olarak tanımlıyor.

Fransa, yalnızca sözler ve vaatlerle yetinmek istemediğini belirtiyor. Paris, eğitim, araştırma, kültür ve teknik iş birliği alanlarında Fransız-Suriye ilişkilerinin köklü geçmişine dayanarak yeni yönetimle birlikte Suriye kurumlarının yeniden inşasına katkı sağlamayı hedefliyor. Amaç, tüm toplumsal kesimleri temsil eden çoğulcu kurumların oluşturulması.

Ayrıca Fransa, ekonomik ve ticari iş birliğini yeniden canlandırmayı ve yeniden imar sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Fransız Kalkınma Ajansı, finans kuruluşları, Fransız şirketlerinin uzmanlığı ve bankacılık sektörünün imkânlarına güveniliyor. Paris, özellikle bankacılık sektörü ve ekonominin finansmanı alanındaki reformların hızlandırılması halinde bu sürecin daha da ivme kazanabileceğini belirtiyor.

sdbrfb
Fransa ve Suriye bayrakları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yeni Suriye yönetiminin göreve gelmesinden bu yana Batı Avrupa'dan bir devlet başkanı olarak gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında 6 Temmuz Pazartesi günü ulaştığı Şam Uluslararası Havalimanı'nda dalgalanıyor (AFP)

Élysée Sarayı, Fransa'nın Suriyelilerin “meşru beklentilerine” bağlı olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşımın iddialı ancak uygulanabilir bir program oluşturduğunu belirten Fransız yönetimi, Fransız kurumları ve şirketlerinin de bu sürece katkı sunmasını umuyor.

Bu amaçla Macron'a, Suriye pazarına ilgi duyan şirketlerin yöneticileri de eşlik ediyor. Heyette enerji devi Total, konteyner taşımacılığı şirketi CMA CGM'nin Lübnan asıllı Fransız Başkanı Rodolphe Saadé ile ulusal matbaa kuruluşunun temsilcileri yer alıyor. Söz konusu kurumun para ve pasaport basımında görev alabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

sd
Şam'daki Emevi Meydanı, pazartesi günü böyle görüntülendi (Reuters)

Ziyaret programına ilişkin ayrıntılar ise sınırlı tutuldu. Élysée'nin verdiği bilgiye göre Macron, salı günkü resmi program öncesinde pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile dar kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek. Resmî görüşmeler salı günü cumhurbaşkanlığı sarayında yapılacak ve Macron öğleden sonra bir basın toplantısı düzenleyecek.

Ancak güvenlik nedenleriyle Macron'un daha sonraki programı açıklanmadı. Fransız kaynaklar, Macron'un çok sayıda Suriyeli grup ve temsilciyle görüşmek istediğini belirtirken, bu isimlerin listesini paylaşmadı.

Paris'in benimsediği temel yaklaşım, “Yeni Suriye ancak çoğulculuğu dikkate aldığı takdirde ortağımız olabilir” anlayışına dayanıyor. Fransa böylece, geçen yıl mayıs ayında Ahmed eş-Şara'nın Paris'te ağırlanması sırasında ve daha önce Şubat ayında düzenlenen Suriye Halkını Destekleme Konferansı'nda dile getirilen şartları yeniden vurgulamış oluyor.

Fransız kaynaklara göre Paris ve birçok ortağı, “dışlayıcı bir yönetimin yerini başka bir dışlayıcı yönetimin almaması” gerektiği konusunda kararlı. Fransa, bunun gerçekleşmeyeceğine inandığını belirtirken, Suriye'nin geleceği açısından “hayati öneme sahip” gördüğü geçiş dönemi adaletinin sağlanmasını da talep ediyor.

sdbfrb
Şam'ın Bab Tuma Mahallesi ve tarihi kent dokusunun havadan görünümü, pazartesi günü çekildi (Reuters)

Paris yönetimi, Macron'un ziyaretinin hem Fransa içinde hem de uluslararası alanda, hatta Suriye'nin kendi içinde çok sayıda soru işareti yarattığının farkında. Ancak Fransa, Ortadoğu'nun merkezî ülkelerinden biri olan Suriye'den uzak kalamayacağını da düşünüyor. Çünkü Suriye'deki gelişmelerin bölge üzerinde, özellikle de Lübnan üzerinde doğrudan etkileri bulunuyor.

Fransa ayrıca Suriye ile ABD arasında son dönemde sağlanan yakınlaşmayı, Suriye ekonomisinin ihtiyaçlarını ve olası yeniden imar sürecini yakından takip ediyor. Ekonominin açılması ve yeniden inşanın başlaması hâlinde bunun Fransız ekonomisi ve şirketleri için önemli fırsatlar yaratabileceği değerlendirilirken, Paris bu sürecin dışında kalmak istemiyor.


Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’ndeki hükümetinin feshedildiğini duyurdu

Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’ndeki Cibaliye’de İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)

Hamas, fiili Gazze yönetimi konumundaki Hükümet Acil Durum Komitesi’ni feshettiğini ve Komite Başkanı’nın istifa ettiğini açıkladı. Kararın, idari yetkilerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesi amacıyla alındığı belirtildi.

Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi tarafından bugün yayımlanan açıklamada, Gazze’deki resmi kurumların önceki süreç boyunca yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine hazır olduklarını defalarca ilan ettiği belirtilerek, bu taahhüdün artık sahada somut adımlarla hayata geçirildiği ifade edildi.

Açıklamada, Gazze’deki hükümet yapısının devralınması ve devredilmesine ilişkin tüm idari ve hukuki hazırlıkların tamamlandığı, bu düzenlemelerin Filistinli siyasi grupları temsil eden ulusal heyet, aşiretler ve kabileler yüksek komitesi, sivil toplum kuruluşları ile Birleşmiş Milletler’in (BM) gözlemci temsilcisinin katılımıyla resmi ve şeffaf biçimde paylaşıldığı kaydedildi.

Hamas kaynakları dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareket yönetiminin yaklaşık 20 yıldır Gazze’nin fiili hükümeti olarak görev yapan Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi’ni feshetmeye hazırlandığını doğrulamıştı.

Açıklamada ayrıca, Hükümet Acil Durum Komitesi Başkanı ve vekaleten Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı Muhammed Abdulhalik el-Ferra’nın görevinden resmi olarak istifa ettiği ve komitenin feshedildiği duyuruldu. Bu adımın, alınan kararların uygulanması ve idari geçiş sürecinin kolaylaştırılması amacıyla atıldığı ifade edildi.

Hükümet Medya Ofisi, hükümet yapısında görevine devam edenlerin yalnızca teknik ve mesleki düzeydeki personelden oluşacağını, bu personelin Filistin halkına hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesi ve idari ya da teknik boşluk oluşmasının önlenmesi amacıyla görevlerini sürdüreceğini bildirdi. Bunun, Filistinli grupların Kahire’de üzerinde uzlaştığı yol haritası doğrultusunda gerçekleştirileceği belirtildi.

Açıklamada, söz konusu kararın ulusal iradeye bağlılığın göstergesi olduğu, Gazze’deki yönetimin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik sürecin başarıya ulaşması amacıyla atıldığı ifade edildi. Ayrıca adımın, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonları, yeniden imar sürecindeki gecikmeler, abluka ve sınır kapılarının kapalı tutulması ile İsrail ordusunun bölgeden çekilmemesi nedeniyle ağır insani koşullar altında yaşayan Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeyi hedeflediği kaydedildi.

Açıklamada, kamu hizmetlerinin sunulmasında görev yapan tüm personelin ‘devlet memuru’ statüsünde olduğu belirtilerek, söz konusu personelin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin sorumluluğu altında çalışmaya ve komitenin talimatları ile kararlarına uymaya hazır olduğu ifade edildi.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas da bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın Gazze’deki fiili hükümetini feshettiğini duyurmasının ardından komitenin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmaya hazır olduğunu açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı açıklamada Şaas, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin, görevini yerine getirebilmesi için gerekli imkânların sağlanmasının ardından ulusal sorumluluklarını üstlenmeye tamamen hazır olduğunu teyit ediyoruz” dedi. Şaas, açıklamasının, Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı’nın istifası, Hükümet Acil Durum Komitesi’nin feshedilmesi ve idari görevlerin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredilmesine yönelik hazırlıkların tamamlandığının ilan edilmesinin ardından yapıldığını belirtti.

Ekim ayında Gazze Şeridi’nde Hamas ile İsrail arasında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Hamas, Gazze’nin yönetiminden çekilmeye ve idareyi bağımsız teknokratlardan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devretmeye hazır olduğunu birçok kez açıklamıştı.

Söz konusu adım, Hamas’ın 2007 yılında Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki rakip Fetih Hareketi ile yaşanan silahlı çatışmaların ardından Gazze’nin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana attığı en dikkat çekici siyasi adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

İsrail’in Mart 2025’te Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi Başkanı İsam ed-Daalis’i öldürmesinin ardından, daha önce Yerel Yönetimler Bakanlığı görevini yürüten Muhammed el-Ferra, 20 üyeden oluşan hükümet komitesinin başkanlığına getirilmişti.


Suriye’deki son Fransız savaşçılar…

Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye’deki son Fransız savaşçılar…

Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)

Paris yönetimi ile Suriye makamları, Suriye’de bulunan ve birbirleriyle çatışan gruplara mensup son Fransız savaşçıları yakından izliyor. Şam yönetimi ise söz konusu kişileri kontrol altına alarak resmî yapılar bünyesine entegre etmeyi ve bu yolla uluslararası kamuoyunda olumlu bir imaj oluşturmayı hedefliyor.

DEAŞ’ın 2014-2019 yılları arasında Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği bölgelerde ‘hilafet’ ilan etmesi ve 2011-2014 dönemindeki savaş sırasında El Kaide bağlantılı militanları saflarına çekmesinin ardından, Suriye 15 yıl boyunca binlerce yabancı savaşçının akınına sahne oldu. Bu kişilerden bir kısmı, Beşşar Esed’in devrilmesi ve Ahmed eş-Şera’nın yönetimi devralmasının ardından da ülkede kalmaya devam etti.

Güncel tahminlere göre, Suriye’de kalan Fransız savaşçıların sayısı kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere 30- 40  kişiyi geçmiyor. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre bu kişiler genel olarak üç gruba ayrılıyor.

vfvfebv
Suriye güvenlik güçleri, Şam’ın merkezindeki bir kafede meydana gelen patlamanın olduğu bölgeyi koruma altına aldı, 2 Temmuz 2026. (EPA)

Söz konusu grupların hiçbiri, Suriye’de düzenlediği saldırıları düzenli olarak üstlenmeye devam eden DEAŞ adına herhangi bir operasyon gerçekleştirmiyor. Öte yandan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Suriye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Elysee Sarayı ziyareti doğrularken, tarihine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Bu gruplardan ilki, Ömer Diyabi (Ömer Omsen) liderliğindeki Firkatü’l Guraba. Grup, Harem kentinin eteklerinde bulunan bir kampta faaliyet gösteriyor. İkinci grubu ise Suriye hükümetine bağlı güvenlik teşkilatına entegre edilen savaşçılar oluşturuyor. Üçüncü grup ise daha önce Kürt yönetimindeki kamplarda tutulan, ancak daha sonra Şam yönetiminin kontrolüne geçen DEAŞ mensubu tutuklulardan oluşuyor.

Son grupta ağırlıklı olarak kadınlar ve çocuklar bulunuyor. Zira gruptaki yaklaşık 50 erkek, 2026 yılının başında Irak’a nakledildi.

Suriye ordusuna entegre edilen eski savaşçıların sayısının ise yaklaşık 20 olduğu belirtiliyor. Suriye’deki Fransız savaşçılara yakın bir kaynağa göre bu kişiler, yabancı savaşçıların görev yaptığı 84’üncü Tugay gibi 82’nci Tugay bünyesine dahil edildi.

dfvfrb
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz mayıs ayında Paris’teki Elysee Sarayı girişinde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı karşılarken (AP)

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) araştırmacısı Marc Hecker, “Bunlar, Heyet-u Tahriru’ş Şam (HTŞ) ile bağlantılı az sayıda Fransız. Suriye devlet kurumlarına, görünürlükten uzak ve ikincil görevlere entegre edildiler” değerlendirmesinde bulundu.

Hecker, “Bunun dışında tamamen gözlerden uzak yaşayan kişiler de var. Bunların DEAŞ’a ya da başka gruplara bağlı olmaları ihtimal dahilinde” ifadelerini kullandı.

Gerginlikler

Firkatü’l Guraba’nın, kadın ve çocuklarla birlikte yaklaşık 100 kişiden oluştuğu tahmin ediliyor. Grup ile Suriye hükümeti arasında ise gerginlik yaşanıyor.

Suriye makamları, Ekim 2025’te Ömer Diyabi’yi gözaltına almak amacıyla grubun kampını kuşattı. Çatışmalara dönüşen operasyon, ateşkesle sona erdi. Uzmanların ‘vaiz’ olarak nitelendirdiği Diyabi’nin, Esed’in devrilmesinden önce de HTŞ tarafından hedef alındığı ve bir yıldan uzun süre tutuklu kaldığı belirtiliyor.

Washington’daki Amerikan Üniversitesi araştırmacısı Aymenn Al-Tamimi Levy, “Bu, savaş tecrübesine sahip bir grup” değerlendirmesinde bulunarak, “Yabancı savaşçı gruplarının varlığı Ahmed eş-Şera açısından sorun teşkil ediyor. Çünkü bunlardan bazıları resmî yapılara entegre olmayı reddediyor ve bu durum gerilime yol açıyor” dedi.

Hecker ise Şera’nın iktidara geldikten sonra, yabancı ortaklarını rahatlatmak amacıyla iyi niyet mesajları vermek zorunda kaldığını belirterek, “Şera, Suriye’deki yabancı savaşçıların ülke dışına yönelik saldırılar planlamasına izin vermeyeceği konusunda uluslararası kamuoyuna güvence vermeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

Bir Fransız güvenlik kaynağı da Şam yönetiminin Batılı ülkelerle yürüttüğü iş birliğini genel olarak ‘iyi’ şeklinde nitelendirdi.

Levy’ye göre Şera, DEAŞ’a karşı askerî mücadeleyi sürdürmenin yanı sıra yabancı uyruklu isimlere yönelik operasyonlar da başlattı. Bu kapsamda, Ocak 2025’te Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’yi tehdit ettiği videolar yayımlayan Mısırlı Ahmed el-Mansur’un gözaltına alındığını hatırlattı.

Kırmızı çizgiler

Aşırılık yanlısı çevrim içi propagandaları analiz eden JOS Project platformunun kurucu ortaklarından Laurence Bindner, “Diyabi hâlâ aktif” değerlendirmesinde bulundu.

vfevfe
Suriye güvenlik güçleri, Halep’in doğusundaki es-Sefira köyünde bir DEAŞ üyesinin evine baskın düzenledi. (Arşiv – Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bindner, son aylarda çok sayıda kişinin Diyabi’ye katılmaya çalışırken tespit edildiğini belirterek, “Grubuna bağlı medya kuruluşu 19 HH de kısa süre önce Arapça ve Fransızca yayımladığı 28 dakikalık bir videoda Fransa’yı hedef aldı ve özellikle Ekim 2025’te düzenlenen operasyon olmak üzere, kendilerine yönelik askerî operasyonların arkasında Paris’in bulunduğunu öne sürdü” dedi.

Diyabi’nin çevrim içi destekçilerinin Şera’ya karşı düşmanca bir tutum sergilediğini söyleyen Bindner, “Destekçileri, Şera’nın Firkatü’l Guraba’ya yönelik operasyonda Fransız baskısına boyun eğdiğini savunuyor. Ancak bunu, kendisine karşı silahlı mücadele çağrısına dönüştürmüyorlar” ifadelerini kullandı. Bindner ayrıca, “Telegramda Ömer Omsen yanlısı radikaller ile ona karşı çıkanlar arasında adeta bir hesaplaşma yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hecker ise, “Ömer Omsen’in Şam yönetiminin çizdiği kırmızı çizgilerin farkında olup olmadığını bilmiyoruz… Ancak geçmişte yaşanan gerilimler dikkate alındığında, zaman zaman bu sınırları test ettiği anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.