Lübnan’da Safadi’ye destek artarken gözler sokağın baskısına çevrildi

Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
TT

Lübnan’da Safadi’ye destek artarken gözler sokağın baskısına çevrildi

Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)
Eski Bakan Muhammed Safadi (Reuters)

Lübnanlı üst düzey siyasi kaynaklar, geçen perşembe gecesine kadar devam eden istişarelerde, yeni hükümetin kurulması hususunda eski Bakan Muhammed Safadi üzerinde uzlaşı sağlandığını aktardı.
Kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre eski Başbakan Saad Hariri, Lübnan Meclis Başkanı Yardımcısı Bakan Ali Hasan Halil ve Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Hüseyin Halil arasında gerçekleşen görüşmenin Safadi’nin hükümeti yönetme adaylığı üzerinde anlaşma sağlanmasıyla sona erdiğini belirtti. Kaynaklar, uzlaşının Safadi’nin adaylığını destekleyen Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Özgür Yurtsever Hareket lideri Cibran Basil’in kararı ile de uyumlu olduğunu kaydetti.
Aynı kaynaklar, Safadi’nin söz konusu tarafların kendisini hükümeti kurmak için muhtemel aday olarak göstermeden önce faaliyetlerine başladığına dikkat çekti. Medya içerisinden çeşitli isimlerin ve bazı siyasi liderlerin de bu pozisyon için hazırlandığını belirten kaynaklar söz konusu isimlerin tamamının ilgi odağı dışında olduğunu ifade etti.
Kaynaklar ayrıca, Hizbullah’a bağlı “el-Manar” kanalının 15 Kasım sabahı itibariyle çoğu haber bülteninde ısrarla hükümeti kurmakla görevli ismin henüz belirlenmediğini aktardığını söyledi. Bu durum, Safadi ismine yönelik halk hareketi tarafından ortaya koyulacak tepkiden kaçınmak amacıyla Hizbullah tarafından bulunulan bir yöntem olarak yorumlandı.
Siyasi kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn ve Basil’in yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Safadi’ye yönelik tepkilere yaklaşımına da değinerek Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurmakla görevli isim hususunda parlamentoda istişarelerin yürütülmesi için tarih belirleyememesinin Safadi ismini bu pozisyon için önermekte zorluk yaşandığı anlamına geldiğini söyledi.
Eski Başbakan Hariri’nin tavrına da değinen siyasi kaynaklar, ülkenin benzeri görülmemiş bir ekonomik ve mali krize tanık olması dolayısıyla Hariri’nin hükümeti kurma sürecinin uzamamasına önem gösterdiğine dikkat çekti. Kaynaklara göre Hariri, Safadi’nin adaylığının hükümetin kurulmasını engellemeye yönelik suçlamalara yönelecek isimlerin yolunu kestiğini belirtirken kendisine güven sağlaması adına destek vereceğini ancak Müstakbel Hareketi’nin doğrudan veya bir aracı ile buna dahil olmayacağını söyledi.
Kaynaklar, Hariri’nin yeni hükümete katılmama konusundaki tavrının da Lübnan’ı ekonomik ve mali krizden kurtarma vizyonuyla uyumlu olduğun belirtirken bir yandan da halk hareketinin taleplerine cevaben bir teknokratlar hükümeti kurulmadan bunun sağlanamayacağı kanaatinde olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre rahatsız edici ve kışkırtıcı yüzler uzaklaştırılıp atmosfer soğutulmadıkça gün ışığını göremeyecek bir siyasi şokun ortaya çıkma ihtimali de mevcut.
Hükümet için bir dizi ismin önerildiğini aktaran siyasi kaynaklar bunların tamamının istişarelere katılanlar tarafından oy birliğiyle kabul edilen Safadi dışındaki teknokratlar olduğunu vurguladı. Söz konusu isimler arasında ise Lübnan’ın eski Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Navaf Selam, finansal uzman Usame Bakdaş ve Bankacılık Denetim Komitesi Başkanı Velid Alamuddin’in de bulunduğu belirtildi.
Kaynaklar ayrıca eski başbakanlar Necib Mikati, Fuad Sinyora ve Tamam Selam’ın Ali Hasan Halil ve Hüseyin Halil ile görüşmesi öncesinde Hariri ile gerçekleştirdiği toplantıda, uzmanlardan oluşan bir teknokratlar hükümetinin kurulması gerektiği hususunda bir oy birliği olduğunu söyledi. Kaynaklar ayrıca eski başbakanların, tekno- siyasi bir hükümet kurmakta ısrar eden isimlerin varlığında Hariri’nin, hükümeti kurma adaylığından neden uzak durduğunu da anladıklarını vurguladı.
Aktarılanlara göre Hariri, Avn, Basil ve Şii ikilisine (Hizbullah ve Emel Hareketi) dikkati çekerek eski başbakanlara “böyle bir hükümete karşı duran bir çoğunluğun varlığından dolayı artık bir teknokratlar hükümetinin kurulamayacağını” bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Lübnan Meclis Başkanı Yardımcısı ve Maliye Bakanı Bakan Ali Hasan Halil ve Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Huseyin Halil, Hariri ile Hükümet Sarayı’nda (Beytul Vasat) yaptığı görüşmede hükümeti kurmakla görevli isme dair Hariri’nin görüşlerini aldı.
Kaynaklar, ülkedeki herkesin bölgesel katılımının yanı sıra uluslararası topluma hitap edebilme yeteneği dolayısıyla Hariri’nin hükümetin yanında durması gerektiği fikrinde olduğunu vurguladı. Başka bir deyişle Safadi’yi destekleyenler, tanık olunan felaketten çıkış yolu bulmak imkansız hale gelmeden önce Lübnan’ı bu krizden kurtarmak için çözümler sunabilecek bir şemsiye olarak Hariri’nin rolü olmaksızın faaliyet gösteremez.
Bu nedenle Şii ikilisi, tek renkli bir hükümet kurarak öne çıkmanın mümkün olmadığı kanaatinde ve böyle bir seçenek herkes tarafından da “intihar” olarak nitelendiriliyor.
Şii ikilisi, Hasan Halil ve Hüseyin Halil aracılığıyla durum ve düşünceler ne olursa olsun iç çatışmaya sürüklenmemeleri gerektiğini, uzun sürmemesi gereken geçici bir hükümetin kurulması, her şeyden önce çöküşü durdurmak, ekonomik ve finansal krizi engellemek için çalışılması gerektiğini ifade etti. 
Şii ikilisi, “siyasi varlığın, ülkeyi çalkantılı bölgesel ve uluslararası koşullar çerçevesinde kaymanın eşiğine getirecek hesaplanmamış pozisyonlar alınmasını engellemek için siyasi yönünü takip etmekle sınırlı olduğu” ifadeleriyle tekno-siyasi bir hükümeti haklı kılmaya çalıştı. Ayrıca temel bakanlıkların uzman bakanlara verileceğini ve savcılık ile bakanlık arasında ayrım yapılacağını da kaydetti.
Yeni hükümetin sayısına da değinen Şii ikilisi, başbakan da dahil 14 ila 18 kişi olacağını ancak 24’e çıkarmanın da sakıncası olmadığını bildirdi.
Ülke gündeminde şu an “Safadi’ye hükümeti kurma sürecinde güven var mı, yoksa sokakların baskısı altındaki aday listesinden bir başka adaya yönelir mi?” sorusu hakim.



Yunan Ortodoks Patrikhanesi, İsrail'in Doğu Kudüs'teki topraklarının bir bölümüne el koymasını kınadı

İsrail makamları, geçen mayıs ayında Doğu Kudüs'teki Silvan Mahallesi'nde bir Filistinlinin evini yıktı (AP)
İsrail makamları, geçen mayıs ayında Doğu Kudüs'teki Silvan Mahallesi'nde bir Filistinlinin evini yıktı (AP)
TT

Yunan Ortodoks Patrikhanesi, İsrail'in Doğu Kudüs'teki topraklarının bir bölümüne el koymasını kınadı

İsrail makamları, geçen mayıs ayında Doğu Kudüs'teki Silvan Mahallesi'nde bir Filistinlinin evini yıktı (AP)
İsrail makamları, geçen mayıs ayında Doğu Kudüs'teki Silvan Mahallesi'nde bir Filistinlinin evini yıktı (AP)

Rum Ortodoks Patrikhanesi yaptığı açıklamada, İsrail'in pazartesi günü Kudüs'ün doğu kesiminde patrikhaneye ait bir araziye yönelik gerçekleştirdiği girişimi “hukuka aykırı ve gayrimeşru bir el koyma” olarak nitelendirerek protesto etti.

Patrikhaneden dün yapılan açıklamada, “15 Haziran 2026 tarihinde Silvan'daki arazimize yapılan baskın, temsilcimizin zorla çıkarılması, ekipmanlarına el konulması, ağaçların sökülmesi, alanın çitler ve kapılarla çevrilmesi, Kudüs'ün kalbindeki kilise mülkiyetine yönelik yasa dışı ve gayrimeşru bir el koyma girişiminin somut göstergesidir” denildi.

Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün Silvan mahallesinde İsrail yetkilileri tarafından yıkılan bir evin kalıntılarına pencereden bakıyor (AP)Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün Silvan mahallesinde İsrail yetkilileri tarafından yıkılan bir evin kalıntılarına pencereden bakıyor (AP)

Patrikhane, Silvan'da yaşananların, “Kutsal Topraklar'daki Hristiyan varlığını zayıflatmayı hedefleyen artan saldırıların devamı” olduğunu savundu.

Aynı olaya ilişkin açıklama yapan Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Aryeh King ise Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, belediyenin İsrail polisi eşliğinde pazartesi günü söz konusu araziyi izinsiz işgal ettiği iddia edilen bir kişiyi tahliye etmek amacıyla harekete geçtiğini belirtti.

King, “Çok yakında restorasyon çalışmaları başlayacak ve tamamlandığında alan, Davud Şehri Ulusal Parkı'nın bir parçası olarak halka açılacak” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre King ajansa yaptığı açıklamada, arazinin belediyeye ait bir yol projesi için tahsis edildiğini söyleyerek, Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin arazi üzerindeki tutumundan haberdar olmadığını ifade etti.

Filistinli bir adam, Doğu Kudüs'ün Silvan mahallesinde İsrail yetkilileri tarafından yıkılan evlerden molozların bir ekskavatörün tarafından kaldırılmasını izliyor (AP)Filistinli bir adam, Doğu Kudüs'ün Silvan mahallesinde İsrail yetkilileri tarafından yıkılan evlerden molozların bir ekskavatörün tarafından kaldırılmasını izliyor (AP)

Silvan beldesi, Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa'nın güneyinde ve Eski Şehir surlarının güney hattı boyunca uzanıyor.

Öte yandan, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) çarşamba günü yayımladığı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki savaş ve İran ile yaşanan karşılıklı saldırıları gerekçe göstererek işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Silvan Mahallesi'nde Filistinlilere ait evlerin yıkımını ve zorla yerinden edilmeleri hızlandırdığını ileri sürdü.

Doğu Kudüs'teki Silvan mahallesinin 19 Mayıs 2026 tarihli fotoğrafı (AP)Doğu Kudüs'teki Silvan mahallesinin 19 Mayıs 2026 tarihli fotoğrafı (AP)

Örgüt, “Bu bir savaş suçudur ve dünya hükümetleri buna karşı somut ve acil adımlar atmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kudüs Belediyesi, Silvan'da İsrail yasalarına aykırı şekilde inşa edildiği gerekçesiyle onlarca Filistin evini yıktı.

Yıkımların, eski Kudüs'ün özgün yerleşim alanı olduğuna inanılan “Davud Şehri” arkeolojik ve turistik projesinin genişletilmesi amacıyla gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Ayrıca yıkımların, yerleşimci kuruluş Elad tarafından yönetilen Davud Şehri ziyaretçilerine hizmet verecek “Kral Bahçesi” projesine alan açmak için yapıldığı ifade ediliyor.

Silvan, İsrail'in 1967 yılında işgal ettiği ve daha sonra ilhak ettiği Doğu Kudüs'ün bir parçası konumunda bulunuyor. Ancak bu ilhak uluslararası toplum tarafından tanınmamaktadır.


Lübnan'ın güneyinde çıkan çatışmalarda bir İsrail askeri öldü, yedi asker ise yaralandı

İsrail askerleri, savaş alanındaki yaralılarını tahliye ediyor (Arşiv)
İsrail askerleri, savaş alanındaki yaralılarını tahliye ediyor (Arşiv)
TT

Lübnan'ın güneyinde çıkan çatışmalarda bir İsrail askeri öldü, yedi asker ise yaralandı

İsrail askerleri, savaş alanındaki yaralılarını tahliye ediyor (Arşiv)
İsrail askerleri, savaş alanındaki yaralılarını tahliye ediyor (Arşiv)

İsrail ordusu, bugün yaptığı açıklamada, Güney Lübnan’daki çatışmalarda bir askerinin öldüğünü, 7 askerin ise yaralandığını duyurdu.

Ordunun kısa açıklamasında, 29 yaşındaki Çavuş Aleksandr Filin’in “çarşamba günü çatışmalarda öldüğü” belirtildi. Açıklamada ayrıca yedek subay ve askerlerden 7’sinin orta ve hafif derecede yaralandığı kaydedildi.

Askerin ölümüne ilişkin açıklama, ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Ortadoğu’daki savaşı bütün cephelerde, Lübnan dâhil, sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptını imzalamasından saatler önce yayımlandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Washington ile Tahran arasında varılan mutabakatın ardından, Hizbullah ile İsrail arasındaki saldırı ve askeri operasyonların hızı bir miktar azalsa da tamamen durmadı.

Lübnan makamları daha önce, İsrail’in yoğun hava saldırıları ve kara operasyonlarının şu ana kadar 3 bin 800’den fazla kişinin ölümüne yol açtığını açıklamıştı. İsrail tarafında ise 2 Mart’tan bu yana 31 asker ve bir sivil yüklenicinin öldüğü bildirildi.


Hamideti’nin siyasi danışmanı, Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrıldığını doğruladı

Fares el-Nur, Hamideti’nin siyasi danışmanı (Arşiv fotoğrafı – dolaşımda)
Fares el-Nur, Hamideti’nin siyasi danışmanı (Arşiv fotoğrafı – dolaşımda)
TT

Hamideti’nin siyasi danışmanı, Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrıldığını doğruladı

Fares el-Nur, Hamideti’nin siyasi danışmanı (Arşiv fotoğrafı – dolaşımda)
Fares el-Nur, Hamideti’nin siyasi danışmanı (Arşiv fotoğrafı – dolaşımda)

Sudan’da Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hamideti) siyasi danışmanı Fares el-Nur, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nden ayrıldığını doğruladı.Şarku’l Avsat’a konuşan El-Nur, “Barış ve diyalog için yeni fırsatlar aramak amacıyla istifa ettim” dedi

Geçtiğimiz ay, “Safana” lakabıyla tanınan tuğgeneral Ali Rızkallah da Sudan’daki silahlı çatışmada herhangi bir tarafa katılmadan “Hızlı Destek Kuvvetleri”nden ayrıldığını duyurmuştu.

Nisan ayında ise “El-Nur Kubbe” olarak bilinen Tümgeneral El-Nur Ahmed Adam adlı üst düzey bir subay daha “Hızlı Destek Kuvvetleri”nden ayrılarak ordu saflarına katılmıştı.

Komutan Abu Akla Keikel ise “Hızlı Destek Kuvvetleri”nden ayrılan ilk saha komutanı olmuş ve bu ayrılık Ekim 2024’te gerçekleşmişti.