Arap Birliği'nden ABD ve İsrail'e yerleşim birimleri kınaması

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki(sağda), Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt (solda), ve ortalarında Irak Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hakim dün olağanüstü Arap bakanlar toplantısında (AFP)
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki(sağda), Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt (solda), ve ortalarında Irak Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hakim dün olağanüstü Arap bakanlar toplantısında (AFP)
TT

Arap Birliği'nden ABD ve İsrail'e yerleşim birimleri kınaması

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki(sağda), Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt (solda), ve ortalarında Irak Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hakim dün olağanüstü Arap bakanlar toplantısında (AFP)
Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki(sağda), Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt (solda), ve ortalarında Irak Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hakim dün olağanüstü Arap bakanlar toplantısında (AFP)

Arap Birliği Konseyi, Kahire'de dışişleri bakanları düzeyinde yaptığı toplantıda, "ABD'nin işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in sömürgeci yerleşim birimlerinin uluslararası hukuka aykırı olmadığına dair kararını" kınadı. Konsey dün yayınlanan bir kararda, "ABD'nin kararının geçersiz ve hükümsüz olduğunu ve ilgili BM kararlarının açık bir ihlali olarak, Uluslararası Adalet Divanı'nın danışma görüşü, Dördüncü Cenevre Konvansiyonu ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma Sözleşmesi'ne göre hiçbir hukuki etkisi olmadığını" vurguladı.
Konsey, ABD yönetimin tek taraflı kararlara yaklaşımının Orta Doğu ve dünyada güvenlik, barış ve istikrara yönelik gerçek bir tehdit ve uluslararası sisteme eşi görülmemiş bir saygısızlık olduğu konusunda uyardı.
Konsey, ABD'nin kararını, BM Genel Kurulu (BMGK) kararı uyarınca mülteci sorununa adil ve kabul edilen bir çözüm bulma ve Arap barış girişimine gerçekten zarar verecek İsrail yerleşimlerini yasallaştırmak ve desteklemek için açık bir girişim olarak değerlendirdi.
Konsey, 1967'de Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin Devleti'nin tüm topraklarında, İsrail'in yerleşim politikalarını kınadı, çünkü İsrail'in sömürgeci yerleşim birimleri uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının büyük bir ihlali oldu.
"Hükümetler, parlamentolar ve sivil toplum örgütleri düzeyinde ki Arapların, İsrail'i yasadışı yerleşim politikasından sorumlu tutmak için harekete geçmek üzere uluslararası ortaklarla birlikte çalışmaları" çağrısında bulundu. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı'nı yerleşimci suçlarıyla ilgili soruşturma açmaya çağırdı. İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren şirketlerin bir veritabanı yayınlamak için İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine çağrı yaptı. İsrail yerleşimcilerinde faaliyet gösteren herhangi bir kurum veya şirketi boykot, yerleşimci mallarını boykot ve yerleşimcilerin diğer devletler girmesine yasak koyma çağrısı yaptı. "Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın, yerleşim yerlerinden ihraç edilen malların ürünlerinin etiketlenmesi gerektiğiyle alakalı son kararına övgüde bulundu."
Konsey, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırısını ve İsrail suikastları politikasını ve Filistin halkının evlerinin ve altyapısının bombalanması ve yıkılmasını şiddetle kınadı.
Konsey, İsrail hükümetini Ürdün Vadisi'ni ve işgal altındaki Batı Şeria'nın bazı bölgelerini ilhak etmeyi, sömürge yerleşiminin hızını artırmayı ve Kudüs'ü yahudileştirmeyi amaçlayan geçersiz ve yasadışı yasaları yürürlüğe koymaya teşvik etmek için tek taraflı ABD kararlarının sağladığı yasadışı kılıfa karşı uyarıda bulundu.
ABD'nin kararına karşı tutum alan ülke ve kuruluşlara teşekkür etti. Filistin Devleti'ni henüz tanımamış tüm devletleri, İsrail işgalini sona erdirmek için etkili bir araç olarak onu tanımaya çağırdı.
Konsey, New York'taki Arap Grubu ve Güvenlik Konseyi'nin Arap üyesini, ABD'nin yerleşimlerle ilgili kararına karşı koyma çabalarını başlatmakla görevlendirildi ve Arap büyükelçilerini ve birlik misyonlarını bu kararın içeriğini ve hedeflerini dünyanın dört bir yanındaki nüfuzlu başkentlere iletmek üzere görevlendirdi. Birlik Genel Sekreterini bu kararı takip etmek ve gerekli mektup ve talimatları göndermekle görevlendirildi. Bu kararla ilgili gelişmeleri takip etmek üzere Birlik Konseyi'nin daimi oturumda tutulmasına karar verildi.
Konferansta, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt "ABD deklarasyonunun şekli ve konusuyla yasadışı olduğunu ve tamamen reddettiklerini ifade ederek, bunun çok olumsuz bir gelişme ve ABD pozisyonunda talihsiz bir değişim olduğunu" söyledi.
Ebu Gayt, "Mevcut (ABD) yönetiminin kararın uzun vadeli sonuçlarını takdir ettiğinden şüpheleniyoruz. Yerleşimciler yasadışı varlıklardır. uluslararası hukuk ne kadar önemli olursa olsun tek bir ülke tarafından değil, tüm uluslararası toplum tarafından formüle edilir. İsrail işgali hala tüm dünya tarafından kınanan bir işgaldir. Yerleşim, yasal olarak hala geçersizdir ve bunu uygulayanlar veya ahlaki açıdan kabul edenler için bir utanç kaynağı olmaya devam etmektedir" dedi ve  "yerleşimin meşruiyetini tanımak, işgalin gerçekliğini üstü kapalı olarak kabul etmek anlamına gelir. Peki, işgal edilmiş topraklar ya da toprakları gasp eden yerleşimciler yoksa Filistinliler İsraillilerle neyi müzakere ediyor?"
Ebu Gayt, "ABD yönetimi, çatışmayı sona erdirecek ve barış hayalini gerçekleştirecek bir (büyük pazarlık) oluşturmak için büyük vaatlerde bulundu ve bu vaadin aşırı Likud versiyonunda İsrail sağının istek ve algılarına tam olarak uygun gördük" dedi. Görünen o ki, bu yönetimin üç yıl boyunca tek taraflı tutumları ve işgal altındaki taraf olan Filistinliler üzerindeki muazzam baskılardan sonra başardığı tek şey, ABD'nin herhangi bir barış sürecinde arabulucu ya da referans olma rolünü sona erdirmektir. Bu, 40 yıldır ilk kez oluyor ve bu süre zarfında başarıya ulaşsa da ulaşmasa da art arda ABD yönetimleri bu rolü oynadı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan ise Riyad'ın "Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği" vurgulayarak, "Suudi Arabistan'ın Filistin halkını destekleme yönünde hiçbir çabadan kaçınmayacağını" ifade etti.
Prens Faysal, “Yerleşimler uluslararası hukuka ve Filistin haklarına ilişkin meşru kararlara aykırıdır ve bu soruna Arap Barış Girişimi ve uluslararası meşruiyet kararları uyarınca adil ve kapsamlı bir çözüm bulunması ve Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu bir Filistin devletinin kurulmasının sağlanması için çalışılmalıdır” dedi.
Suudi Dışişleri Bakanı, "Suudi Arabistan, ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasını ve yerleşimlerin yasallaştırılmasını, iki devletli çözüm ve Orta Doğu'da barışın önünde duran engeller olarak görüyor" diyerek, meselenin adil ve kapsamlı bir barışın sağlanması ve uluslararası norm ve yasalara aykırı İsrail uygulamalarının durdurulması temelinde çözülmesinin önemine işaret etti."



Ramallah'ın kuzeyinde bir Filistinli, yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde İsrailli yerleşimciler ve askerler (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde İsrailli yerleşimciler ve askerler (AFP)
TT

Ramallah'ın kuzeyinde bir Filistinli, yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde İsrailli yerleşimciler ve askerler (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde İsrailli yerleşimciler ve askerler (AFP)

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinin kuzeyindeki Kober beldesinde dün akşam saatlerinde bir Filistinli, yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Cenazesinin alıkonulduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın WAFA’dan aktardığına göre Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamasda, “19 yaşındaki genç, Kober'de yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanmasının ardından hayatını kaybetti” ifadelerine yer verdi.

Filistin Kızılayı'nın açıklamasına göre “İsrail işgal güçleri, Filistin ambulanslarının yaralılara ulaşmasını ve tedavi etmesini engelledi.”

Yerel kaynaklar ise “İşgal ordusuna bağlı bir birliğin Kober beldesine düzenlediği baskın sırasında ateşlenen gaz bombasının başına isabet etmesi sonucu bir kişinin yaralandığını” bildirdi. Yaralı, beldedeki bir kliniğe kaldırılırken, yarasının hafif olduğu belirtildi.


Lübnan Başbakanı, “devleti” Nebatiye’ye geri getiriyor

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Nebatiye’deki Genel Güvenlik Merkezi’ni denetlerken (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Nebatiye’deki Genel Güvenlik Merkezi’ni denetlerken (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan Başbakanı, “devleti” Nebatiye’ye geri getiriyor

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Nebatiye’deki Genel Güvenlik Merkezi’ni denetlerken (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Nebatiye’deki Genel Güvenlik Merkezi’ni denetlerken (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki ve son savaşın ağır şekilde etkilediği Nebatiye kentinde devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi sürecini başlattı. Selam, devletin bölgedeki varlığının yeniden tesis edilmesi ve İsrail’in tamamen çekilmesinin sağlanması gerektiği yönündeki yaklaşımını yineledi. Başbakan ayrıca Lübnan’ın gecikebilecek veya ülkenin aleyhine sonuçlanabilecek büyük bir bölgesel uzlaşmayı bekleyemeyeceğini vurguladı.

Selam, güvencenin tek bir devlet, tek bir ordu ve özellikle savaş ve barış kararları konusunda tek bir karar mekanizmasından geçtiğini belirtti. Washington’da dile getirdiği görüşlerin aynısını Nebatiye’de de ifade ettiğini söyleyen Selam, ülke içinde ve dışında tutumunu değiştirmediğini kaydetti.

Lübnan hükümetinin önceliklerini İsrail saldırılarının durdurulması, İsrail’in tamamen çekilmesinin sağlanması, bölge sakinlerinin güvenli şekilde evlerine dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması olarak sıralayan Selam, ihtiyaçların boyutunun devletin mevcut imkânlarını aştığını kabul etti.

Selam ayrıca Nebatiye ilçesinde 23 ihale sürecinin başlatıldığını, 12 ihale için daha çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Buna paralel olarak resmî kurumların yeniden faaliyete geçirilmesi ve kamu tesislerinin onarılması çalışmalarının yürütüldüğünü belirtti.

Başbakan, devlet kurumlarının yeniden çalışmaya başlamasının kente hayatın geri dönmesi ve bölge halkının dayanıklılığının desteklenmesi açısından temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Selam, Nebatiye ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı ziyaret ederek, kentte gerçekleştirdiği temaslar ve görüşmeler hakkında bilgi verdi.


Trablus, Libya’daki güvenlik sistemlerinin geliştirilmesini ele aldı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi’nin Washington’da ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmeden, (İçişleri Bakanlığı)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi’nin Washington’da ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmeden, (İçişleri Bakanlığı)
TT

Trablus, Libya’daki güvenlik sistemlerinin geliştirilmesini ele aldı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi’nin Washington’da ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmeden, (İçişleri Bakanlığı)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi’nin Washington’da ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmeden, (İçişleri Bakanlığı)

Libya’daki geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Vekili İmad Trablusi, ABD ziyareti kapsamında “Rapiscan Systems” ve “S2 Global” şirketlerinin yetkilileriyle Libya’daki güvenlik tarama sistemlerinin geliştirilmesi ile sınır kapıları, havalimanları ve limanların güvenliğinin artırılmasını görüştü.

Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı “Hükümetimiz” platformunun dün aktardığına göre görüşmede, “araç ve konteynerler için modern, temassız güvenlik tarama yöntemleri; yasaklı maddeler, uyuşturucu ve patlayıcıların tespitine yönelik sistemler; ayrıca X-ray görüntülerinin analiz edilmesi ve operasyonel verilerin yönetilmesine ilişkin mekanizmalar” ele alındı.

Görüşmede ayrıca güvenlik taramalarından elde edilen sonuçların veri tabanlarıyla ilişkilendirilmesi ve risklerin değerlendirilmesi ile şüpheli durumların tespit edilmesine yardımcı olacak kapsamlı bir analiz altyapısının oluşturulması değerlendirildi.

Taraflar, güvenlik kontrollerinde sıkı denetim ile yolcu ve ticaret trafiğinin akıcı şekilde sürdürülmesi arasında denge sağlayan “esnek bir tarama yaklaşımının” benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

İçişleri Bakanlığına göre görüşme, iki şirketin temsilcilerinin Trablus’a gerçekleştirdiği ve 14 ay süren ziyaretler kapsamında yürütülen temasların devamı niteliğinde. Bu süreçte teknik, operasyonel ve eğitim konuları ele alınırken, Libya’daki sınır kapılarının ihtiyaçları ve güvenlik tarama sistemlerinin geliştirilmesine yönelik imkânlar üzerinde duruldu.

İş birliği projesi; hava, kara ve deniz sınır kapılarındaki denetim kapasitesinin artırılmasını, yasaklı ve tehlikeli maddelerin erken aşamada tespit edilmesini ve kaçakçılıkla mücadeleyi hedefliyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre proje kapsamında ayrıca Libyalı personelin eğitilmesi, bilgi transferi yapılması ve işletme ile bakım kapasitesinin geliştirilmesi öngörülüyor. Böylece sistemin sürdürülebilirliği ve Libya’nın kendi insan kaynağına dayalı olarak işletilmesi amaçlanıyor.

Görüşmeler, devletin sınır kapılarındaki kapasitesini geliştirme ve geleneksel arama yöntemlerinden temassız tarama, görüntü ve veri analizi ile risk değerlendirmesine dayalı sistemlere geçiş yönündeki politikası kapsamında yürütülüyor. Hedefin, sınır güvenliğini güçlendirirken, güvenlik ve egemenlik kararlarının Libya devlet kurumlarının kontrolünde kalmasını sağlamak olduğu belirtildi.

 Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi ile Massad Boulos’un Washington’daki son görüşmesinden bir kare (İçişleri Bakanlığı)
Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Trablusi ile Massad Boulos’un Washington’daki son görüşmesinden bir kare (İçişleri Bakanlığı)

Trablusi, Washington ziyareti kapsamında ayrıca ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Ortadoğu ve Afrika İşlerinden Sorumlu Özel Başkan Yardımcısı ve Direktör Win Wall ile hafta ortasında bir araya geldi.

Hükümet tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmelerde, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliği anlaşmasının yanı sıra Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi süreç ele alındı.

Boulos, Libya’daki siyasi, ekonomik ve askerî bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini söylediği bir “ABD girişimine” öncülük ediyor. Ancak söz konusu girişim şu ana kadar somut bir sonuç vermedi.

Bu arada Libya’nın başkenti Trablus’ta dün, bazı siyasetçilerin “sözde birleşik hükümetin” başına geçmesi için seçtiği Mustafa el-Mecdub’un görevine başlamak üzere kente gelmesi ve Trablus’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda farklı grupların gösteri çağrıları yapması nedeniyle gerginlik yaşandı.

Görgü tanıkları, başkentin güneyindeki Salahaddin ve El-Halle bölgeleri çevresinde orta kalibreli silahlarla ateş açılmasına benzer sesler duyduklarını aktardı. Ancak ateş açılmasının gerçek nedeni henüz bilinmiyor.