Lübnan'da bölünmeyle karşı karşıya kalan 14 Mart Bloğu hükümet dışı kaldı

Lübnan'da bölünmeyle karşı karşıya kalan 14 Mart Bloğu hükümet dışı kaldı
TT

Lübnan'da bölünmeyle karşı karşıya kalan 14 Mart Bloğu hükümet dışı kaldı

Lübnan'da bölünmeyle karşı karşıya kalan 14 Mart Bloğu hükümet dışı kaldı

Lübnan'ın iki Şii partisi Hizbullah ve Emel Hareketi’nden ve (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket’in (ÖYH) yeni hükümeti kurmak için Hasan Diyab’ı seçmesiyle oluşan hükümet krizi, ülkedeki siyasi bölünmeyi artırdı. Zira son olarak Diyab’ın başbakan olarak seçilmesinin kabul edilmemesi sonrasında 8 Mart ve 14 Mart blokları arasındaki saflar yeniden karıştı.
Ancak 14 Mart’ın güçlerinin hükümetten uzaklaştırılması, bileşenlerinin çelişen çıkarları ve iç denklemde konumlarını güçlendirme istekleri nedeniyle bu cepheyi canlanmaya teşvik etmeye yetmedi.
14 Mart Bloğu liderleri, çoğu sloganlarında 17 Ekim’den bu yana devam eden halk ayaklanmasının taleplerini destekleseler de yeni bir siyasi durum ortaya koyma ihtimali hususunda son derece kötümser olduklarını gösterdiler. Öyle ki (Sünni) Müstakbel Hareketi siyasi büro üyesi ve eski Milletvekili Mustafa Alluş, “14 Mart bileşenleri arasında kırılan şey, yeniden birleştirilemez” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Alluş, “Geçmiş yılların tecrübeleri, her grubun, partizan ve mezhepsel çıkarlarını, 2005 yılında 14 Mart devrimi sonrasında ortaya koyulan ulusal boyuta yüklediğini gösteriyor” dedi.
Alluş, 14 Mart Bloğundaki partilere mensup bazı üyelerin, “geçmiş tecrübelere” dayanarak, Hizbullah ve müttefikleriyle bir çözüme ulaşmak istediğine dikkati çekti. Yetkili, “Siyasette her şey mümkün. Çünkü kalıcı bir rekabet ya da kalıcı ittifak yoktur. İşler, çıkarlara göre inşa edilir, yeri geldiğinde değişebilir. Gelecek aşamada güçlü bir bölgesel destek mevcutsa 14 Mart güçleri de birliklerine geri dönecektir” dedi.
Halk hareketi, ordu ve güvenlik güçlerinin elindeki silahların kısıtlanması başta olmak üzere stratejik konularda sloganların kesişmesinde rağmen 14 Mart bileşenleri arasındaki sürekli uzaklaşmaya katkı sağladı.
Ancak 14 Mart güçlerini hükümet denkleminden çıkaran etkenler, henüz onları bir araya getiremedi.
Lübnan Kuvvetleri partisinde üst düzey bir lider, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “14 Mart kuvvetleri, henüz bir araya toplanamadı. Sonuç olarak bu aşamada birleşmeleri mümkün değil” dedi.
Söz konusu lider ayrıca, “Başbakan'ın kim olacağına dair çözüm, 14 Mart’ın parçalanmışlığını yeniden onarmak ihtimalini tepe taklak etti. Yönetim (Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve ÖYH) dışında, projesi olmayan bir grupla çözüme giderek, ne yazık ki, kendi irademizle intihara gittik. Ortaklarla anlaşmaya gidildi. Kanları emildiğinde ise onlarla yapılan tüm anlaşmalardan vazgeçildi” değerlendirmesinde bulundu.
(Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi’nden isminin verilmesini istemeyen bir yetkili, “Bugün tüm Lübnan, Hizbullah’ın ülkeyi ele geçirmesini sağlayan başbakanlık uzlaşısının bedelini ödüyor. Lübnan’ı, Arap dünyasından ve uluslararası toplumdan neredeyse ayrı bir hale getirdi” dedi.
Bir sonraki aşamanın siyasi doğası henüz belirsizliğini korurken, Arap arenasından veya uluslararası toplumdan Diyab hükümetine ilişkin herhangi yorum gelmedi. Koalisyon güçleri de pozisyonlarını ve ilişkilerini belirlemeden önce gelişmeleri takip etmeyi tercih etti. İlerici Sosyalist Parti genel başkanının danışmanı Rami er-Rayes, “8 Mart ve 14 Mart bloklarını yeniden canlandırma girişimi, ‘gelişmelerin yaşanması, önceliklerin, 2005 ve 2019 devrimleri arasındaki temel farkların değişmesi, uzlaşının başarısız olması sonrasında siyasi kartların yeniden karıştırılmasıyla’ modası geçmiş bir duruma dönüştü” ifadelerini kullandı.
Rayes, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Egemenlik, bağımsızlık, özgürlük başlıkları altında ve siyasal sistem pozisyonu çerçevesinde, 14 Mart bileşenleri arasında ulaşılabilecek siyasi bir kavşak olduğu doğru. Ancak kalıcı olumlu bir işbirliğinin doğrulanması, Müstakbel Hareketi, Lübnan Kuvvetleri ve Ketaib ile siyasi ilişkilerin devam etmesi gerekliliğiyle birlikte, cephelerin geleneksel şekilde yeniden inşasını düşünmek için erken” değerlendirmesinde bulundu.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.