Meşnuk: Lübnan halkı aldatıldığını düşünüyor

Meşnuk: Lübnan halkı aldatıldığını düşünüyor
TT

Meşnuk: Lübnan halkı aldatıldığını düşünüyor

Meşnuk: Lübnan halkı aldatıldığını düşünüyor

Lübnan’ın eski İçişleri Bakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi liderlerinden Nihad el-Meşnuk, "Hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Hasan Diyab'ın (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ve Şii partiler Hizbullah ve Emel'in piyonu olduğu" eleştirilerine karşı çıkıyor.
Meşnuk, Lübnan Sünni toplumunun siyasi temsilcisi konumundaki Müstakbel Hareketi'nin Genel Başkanı Saad Hariri'yi Diyab'ın temsiliyet konumuyla ilgili belirsizliği çözmeye davet etti.
Meşnuk açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık gibi makamlar kimlik kotalarına göre belirleniyor. Şii temsili söz konusu olduğunda milli mutabakat esas alınıyor. Meclis Başkanı Nebih Berri'nin seçilmesi ve Cumhurbaşkanlığının yıllarca General Mişel Avn'da kalması ve başkalarının seçilmesini engellemesi ve tüm ülkeyi çöküşe sürüklemesi milli mutabakata uygun olduğu göz önünde bulundurularak kabul edilebiliyor ve o Hıristiyan çoğunluğu temsil etmiş oluyor. Bu yolu izlediğimizde ve Sünnilere geldiğimizde ise milli mutabakat dikkate alınmıyor. Bu kabul edilemez.  Aslında, Başbakan ülkeyi yöneten kota rejimi gereğince bu mezhebi temsil ediyor. Her ne kadar 17 Ekim Halk Hareketi bu rejimin yıkılması için çağrıda bulunsa ve bu haklı bir talep olsa da buna rağmen, kota rejimi var olduğu sürece normal olan ona uygun hareket etmemizdir.”
Eski Bakan, Hariri'yi de Diyab'ın Sünni temsiliyeti konumuyla ilgili belirsizliği çözmeye davet etti. Meşnuk, “Bu kriz Allah Diyab'ı muvaffak kılsın demekle ya da hükümete ortak olmaktan kaçınmakla halledilemiyor. Hariri kaosa karşı Diyab Hükümeti'ne bir fırsat verebilir veya hükümetin neye benzediğini görmek için beklemek isteyebilir ancak Hariri'nin sokaktaki öfkeli halka hitap etmek, kaosu ve halk harektinin bölünmesini önlemek için konumunu doğru belirlemek gibi bir sorumluluğu vardır” ifadelerini kullandı.
Eski Bakan, Hariri Hükümeti'nin istifasından sonraki süreçte halkın sadece aldatılma ve hayal kırıklığı hissettiğini, siyasi elitlerin halkı görmezden gelemeyeceğini ve bundan sonraki süreçte kimsenin yaşanacak yeni halk hareketlerinin üstesinden gelemeyeceğini vurguladı.
Meşnuk, “Sokağın öfkesi daha da artacak ve halk öfkesini daha fazla ifade edecek, çünkü aldatıldığını hissediyor. Aynı zamanda isteklerini siyasi temsiliyetini kimsenin dikkate almadığını düşünüyor. Bu duygu yeni değil; eski ve şimdi en sert biçimde kristalize oldu” dedi.
Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Meclis'teki siyasi gruplarla gerçekleştirdiği istişare görüşmelerinin ardından yeni kabineyi oluşturma görevini 19 Aralık'ta Hasan Diyab'a vermişti.
Akademisyen Hasan Diyab, Şii Hizbullah, Emel Hareketi ve Cumhurbaşkanı Avn'ın kurucusu olduğu Özgür Yurtseverler Hareketi'nin desteğiyle Meclisteki 128 vekilden 69'unun oyunu alarak yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmişti.
Başkent ve diğer bazı kentlerde, hükümeti kurma görevinin Diyab'a verilmesine karşı dün akşamdan beri gösteriler ve yol kapatma eylemleri düzenleniyor.
Lübnanlı protestocular, bağımsız bir akademisyen olmasına rağmen Hizbullah ve siyasi müttefiklerinin desteğini alması nedeniyle Diyab'ın başbakanlığına karşı çıkıyor.
Lübnan'da 17 Ekim'de ekonomik durum ve vergilere karşı başlayan protestolar, Başbakan Hariri'nin istifasına yol açmıştı. Gösterilere 13 gün direnen Hariri, 29 Ekim'de istifasını sunmak zorunda kalmıştı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.