Libya'nın başkenti Trablus'ta, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) tarafından desteklenen silahlı güçlerle Libya Ulusal Ordusu (LUO) arasındaki savaş, herhangi bir sonuç alınmaksızın ve köklü değişiklikler olmaksızın yaklaşık dokuz aydır devam ediyor. Bazı gözlemciler, Libya Ulusal Ordusu lehine sahada bir dizi ilerlemenin mevcut olduğundan bahsederken, uluslararası arenada Libya konusu ise gündemdeki sıcaklığını koruyor.
Bu olayları takiben Washington'un Moskova ile çatışma hattına girmesi, Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi ve parlamenter çevreler tarafından güç dengesinin değişebileceği şeklinde yorumlandı. Tüm bunların yanında uluslararası güçlerin hâlâ kendi nüfuz alanları üzerinde çatışmaya devam etmeleri, siyaset treninin bir süre daha Libya'ya ulaşmayacağını göstermektedir.
Libya Ulusal Ordusu lideri Mareşal Halife Hafter’in, 4 Nisan 2019'da Trablus'u “terörist ve silahlı gruplardan” kurtarmak için şehre askeri bir operasyon gerçekleştirilmesi yönünde emir vermesinden bu yana iki taraf arasında meydana gelen savaşta çok fazla kan döküldü. Taraflardan biri başkentin kalbine ulaşmaya çalışırken, diğer taraf ise şehrin düşmemesi için uğraşıyor. Bu girişimler doğrultusunda her iki taraf da saldırılarını yoğunlaştırıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan LUO’ya bağlı Manevi Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, sekiz yıldan fazla bir süredir başkenti elinde bulunduran “milis devleti” olarak isimlendirdiği yapının sonunun yakın olduğunu söyledi. Her nerede ve nasıl olursa olsun bu yapının ortadan kaldırılacağını taahhüt eden el-Mahcub, “Durum kontrol altında ve milislerin günleri sayılı” ifadesini kullandı.
Dünya geç kaldı
Savaş tansiyonunun tırmanması, ölü ve yaralı sayısının artması ve göç oranlarının yükselmesine paralel olarak Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Salame başkanlığındaki Birleşmiş Milletler (BM) Misyonu, savaş tekerini durdurmak adına erkenden harekete geçti fakat teker çok hızlı dönüyordu. Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki büyük güçler meselenin çözümü konusunda geciktiler. Bu durum, tarafların güçlerini ve mühimmatlarını savaş hatlarına konuşlandırmakta başarılı olmalarına yol açtı.
Askeri operasyonu destekleyen siyasi güçler, başkanlık konseyi ve hükümetin, başkente hâkim olduğu için gerçek reformlarda bulunma ve yolsuzlukla mücadele etme fırsatını bulduğunu, fakat hükümet kurumlarına sızan silahlı milislerin eliyle söz konusu fırsatın kaybedildiğini belirtti. Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne sadık olan siyasi güçler, başkentin ülkenin doğusundaki kuvvetler tarafından bir saldırıya uğradığını düşünüyor ve başkenti savunmak için mümkün olan her şeyin yapılması gerektiğini söylüyor.
Libya'da Ulusal İnsan Hakları Komitesi tarafından yayınlanan rapora göre başkent Trablus’ta yaşanan çatışmalar dolayısıyla hayatını kaybedenlerin sayısı, 142 sivil, 23 sağlık personeli, 38 kadın ve 48 çocuk olmak üzere 2 bin 759’a ulaştı. Ayrıca rapora göre hafif ila orta dereceli bir şekilde yaralanan kimselerin sayısı ise 8 bin 169. Komite, bu istatistiklerin ülkedeki çeşitli hastanelerden alınan bilgilere dayandığını belirtti.
Hafter’in şartları
Şarku’l Avsat’a konuşan Tuğgeneral Mahcup, Trablus’taki durumda yaşanan gelişmelere ilişkin şunları söyledi:
“Başkomutan Mareşal Halife Hafter, bu askeri operasyonları bizzat kendisi takip ediyor. Durum kontrol altında. Ordu, batı bölgesinde güvenlik ve istikrarı sağlamaya yakın. Silahlı kuvvetler kontrolünü birden fazla yönde genişletmeye başladı ve güneye yöneldi. Buradaki bazı düşman odakları abluka altına alındı ve vuruldu. Ulusal ordu, bu operasyonlar yoluyla paralı askerlerin batı bölgesine ve özellikle Trablus’a girmesine engel oldu. Ordunun operasyonları sıkılaştırmasının ardından milisler geri çekildi. Geryan kentinin ana arteri olan el-Hira bölgesinin kontrolü de ele geçirildi. Bunun birtakım başarılar sağladığını düşünüyorum.”
Hafter, savaşın başlamasından bu yana ilk kez geçtiğimiz Eylül ayında yaptığı açıklamada, ateşkes ilan etmek ve diyalog sürecine girmek için birtakım şartlar öne sürdü.
Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü General Ahmed el-Mismari’nin aktardığına göre Hafter, kapsamlı bir ulusal diyalogun ve siyasi bir sürecin gerekli olduğunu ifade etti. Fakat Hafter, silahlı terörist grupların ve suç çetelerinin başkent Trablus'taki hâkim olmaya devam ettikleri sürece Libya'nın egemenliğini ve birliğini garanti eden bir diyaloğa yer olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 26’ncı toplantısının oturum arasında yapılan Libya konulu bakanlar toplantısından sonra gelen Hafter’in açıklamasında, UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ın daha önceki girişimine değinilmedi. Serrac bu girişiminde, bir sonraki aşama için yol haritası hazırlamak üzere bir araya gelmekten söz etmiş ve 2019 yılı bitiminden önce başkanlık ve parlamento seçimlerinin eşzamanlı yapılması için uygun bir anayasal temel oluşturulmasından bahsetmişti.
Müzakere masasına dönülür mü?
Temsilciler Meclisi Üyesi Muhammed Beşir el-Firas, artık müzakere masasına dönülmesi için ikinci bir fırsatın bulunmadığını belirttiği açıklamasında, ulusal ordunun azımsanmayacak önemli kazanımlar elde ettiğini ve giderek başkentin kalbine yaklaştığını söyledi. Ayrıca el-Firas hâlihazırda milislerin amacının söylenildiği gibi saldırıları geri püskürtmek değil, kendi pozisyonlarını muhafaza etmek olduğunu ifade etti.
Trablus’ta bir İstinaf Mahkemesi’nde yargı dairesi başkanı olarak görev yapan el-Firas, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, milis kuvvetlerinin yaklaşık yüzde 70 oranında tükendiklerini ve alan komutanlarının çoğunu kaybettiklerini ifade etti. Başkanlık Konseyi'nin dağıldığı ve savaşı yönetme gücünü kaybettiği değerlendirmesinde bulunan el-Firas, yapılan açıklamalardan bunun açık bir şekilde göründüğünü dile getirdi. Hava kuvvetlerinin başkentin hava sahasını bütünüyle kontrol ettiğini ve bu durumun karşı tarafı telaşlandırdığını söyleyen el-Firas, silahlı kuvvetlerin halk arasındaki ağırlığının gün geçtikçe arttığını belirtti.
Milletvekili Abdünebi, Türkiye'nin UMH’yi destekleme konusundaki tutumuna ilişkin yaptığı yorumda, başkentin yakın zamanda milislerin kurtarılmasını beklendiklerini dile getirerek, “Ordumuz Trablus'taki kontrolünü genişlettikten sonra teröristler ve milisler vatanımızdan sürülecekler” ifadesini kullandı.
Öte yandan UMH tarafından başlatılan Öfke Volkanı Harekâtı’na dair yapılan günlük açıklamalarda ise düşman karşısında zaferlerin kazanıldığı ve düşman saflarının ağır kayıplar verdiği söyleniyor. Ayrıca UMH, LUO’ya bağlı hava kuvvetlerini, sivilleri, yoğun nüfuslu bölgeleri ve ambulansları hedef almakla suçluyor. Mismari yaptığı basın toplantısı sırasında söz konusu suçlamaları yalanlamıştı.
Büyük güçler arasındaki çatışmalar
Trablus'un güney kısımlarındaki şiddetli savaşların yankılarının bir kısmı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki (BMGK) süper güçlerin eğilimlerine önemli ölçüde yansıdı. Zira Libya konulu tüm özel oturumlar özel gündemlere ve kişisel çıkarlara mahkûm edildi. Bundan dolayı hızlı bir şekilde hareket eden bu savaş tekeri durdurulamadı. Bu, ABD ve Rusya'nın Trablus'ta derhal ateşkes çağrısında bulunan İngiliz taslak kararına yönelik muhalif tutumlarında açıkça göründü. Ancak hâlihazırdaki ABD’nin saha üzerindeki tutumunda değişiklik oldu. Bu açık bir çelişkidir. Bunun sebebi, Washington'un Libya'daki Rus varlığından rahatsız olmasından başka bir şey değil. Washington, Rusya’nın petrol zengini olan bu ülkedeki nüfuzunu güçlendirmesinin önünü kesmek adına aykırı bir tutum takınmak zorunda kaldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Rusya'yı ‘Libya’da özel askeri şirketler kurarak özel kazançlar elde etmek için Libya'daki çatışmayı kullanmakla’ itham etti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise bu iddianın tamamen asılsız olduğunu dile getirdiği açıklamasında, ABD’ye imada bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Birtakım ülkeler, uluslararası hukuku ihlal eden eylemleriyle Libya'yı yıktıktan sonra buradaki istikrar hakkında konuşma hakkına sahip değiller.”
UMH’ye bağlı olan güçler tarafından yapılan açıklamada, bir dizi paralı askerin öldürüldüğü ve Hafter için çalışan bir Rus şirketinden diğer bazı kimselerin ise esir alındığı bildirildi. Açıklamada bu kişilerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in müttefiki olan Yevgeny Prigozhin’e bağlı olduklarının tahmin edildiği ve başkent Trablus'a askeri bir operasyona hazırlandıkları kaydedildi. Ancak Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Ryabkov, ülkesinin Libya'daki barış süreci için çalıştığını dile getirerek söz konusu iddiaları yalanladı.
Buna karşılık ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı David Schenker ise Rusya'nın çarpıcı sayılarda düzenli askeri güçleri konuşlandırarak Libya halkı pahasına buradaki çatışmalardan yararlanmaya çalıştığı konusunda uyarıda bulundu. Schenker’in bu uyarısı, üst düzey bir ABD heyetinin Hafter ile ülkenin doğusunda bulunan evinde gerçekleştirdiği bir toplantının ardından geldi. Toplantıda düşmanlıklara son verilmesi ve ülkedeki savaşa siyasi bir çözüm bulunması meseleleri ele alındı.
Libya seması ve denizi
Tuğgeneral Mahcub’un açıklamalarına göre, Trablus’taki savaşın sona yaklaşılmasıyla birlikte Libya’nın hava sahası yabancı uçaklar için açık bir alan haline geldi. BM Güvenlik Konseyi’ndeki anlaşmazlıkların ülkenin hava sahasına intikal edeceğine dair birtakım korkular var. Bu korkulara, Libya hava sahasında iki insansız hava aracının kaybolduğu yönünde yapılan açıklamalar yol açtı. ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından yapılan açıklamada, bir insansız hava aracının Trablus semalarında kaybolduğu ve olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği bildirildi. Açıklamada konuya ilişkin daha fazla detaya yer verilmedi.
Libya'nın başkenti Trablus yakınlarında İtalyan MQ-9 Predator modeli olan bir ABD uçağının düşmesi sonrasında İtalya Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, düşürülen uçağın bir saldırı uçağı olmadığı bildirildi. Açıklamada söz konusu uçağın Akdeniz'de göçmenleri kurtarmak için yapılan operasyona yardım amaçlı gönderildiği vurgulandı.
İki olaya paralel olarak LUO Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, askeri operasyonların gerçekleştirildiği Trablus ve çevresinde uçuş yasağı ilan edildiği bildirildi. Açıklamada bu durum, askeri operasyonlarda ilerleme kaydedildiği ve ordu güçlerinin başkente doğru ilerlemesi şeklinde yorumlandı. LUO Sözcüsü el-Mismari, Libya Sivil Havacılık Kurumu’nu, tüm havayolları şirketlerini ve Libya hava sahasını kullanan tüm tarafları bu yasağı ihlal etmemeleri hususunda uyardı.
Türkiye’nin kriz hattına girmesi
Ulusal ordunun hükümet güçlerini ve silahlı milisleri köşeye sıkıştırmasının ardından es-Serrac, Ankara ile bağlantısını güçlendirmeye yönelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile denizcilik ve güvenlik anlaşmaları imzaladı. Bu durum şeklen de olsa Türkiye'ye, Akdeniz'de bir nüfuz kazandırdı. Bazıları bu durumu denizcilik anlaşmasının imzalanması karşılığında UMH ile yapılan bir askeri takas olarak değerlendirdi.
Beyda kentindeki Geçici Hükümet Sözcüsü Hatim el-Arabi, Türkiye ile es-Serrac hükümeti arasındaki bu anlaşmanın yasa dışı olduğunu ve Libya’nın egemenliğini ihlal ettiğini söyledi. Libya'nın eski Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Büyükelçisi Arif Ali Nayed’in başkanlığını yaptığı Libya İleri Araştırmalar Enstitüsü, BM elçisine derhal bir mektup göndererek, başkanlık konseyinin seçilmemiş olması ve halkın iradesini temsil etmemesi sebebiyle olaya müdahale ederek bu duruma bir son vermesi çağrısında bulundu.
Temsilciler Meclisi Üyesi Ali et-Takbali, yaptığı basın açıklamasında, başkanlık konseyini, Türkiye'nin elinde bir kukla olmakla suçladı. Türkiye'nin es-Serrac hükümeti ile imzaladığı anlaşmanın arkasında bir dizi hedefin bulunduğuna dikkat çeken Takbali, hiçbir ülkenin Libya'nın servetini ele geçirmesine izin verilmeyeceğini vurguladı.
Berlin durağı sonrası
Yılın sonuna yaklaşılmasıyla birlikte uluslararası güçler, yaklaşık 9 ay süren şiddetli savaştan sonra üzerinde uzlaşılacak bir formüle ulaşmak amacıyla müzakere masasında tekrar bir araya gelmek için toplanıyorlar. Muhammed el-Faris’in de aralarında bulunduğu bir dizi milletvekili ve siyasetçi, ulusal orduyu destekleyen ülkelerin ordunun başkenti kontrol altına almaya yaklaştığının farkında olduklarını ve bundan dolayı bir yandan bunu başarısız kılmak adına bahaneler üreteceklerini öte yandan İtalya, Türkiye ve Katar'ı Libya sahnesinden çıkarmaya karar vereceklerini düşünüyorlar.
Libyalı politikacılar, Berlin konferansında ülkelerini temsil edememeleri yönündeki kararı reddediyorlar ve bunu bir tür uluslararası vesayet olarak görüyorlar. Gassan Salame, Berlin’deki konferansın Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin krizle ilgili tutumlarını düzeltmeyi amaçladığını belirterek, Libya'daki sivillerin BMGK’daki açmazın ve daimi üyeler arasındaki çıkar çatışmalarının kurbanı olduğunu söyledi. Berlin konferansında ulaşılan sonuçlar temelinde Libyalılar arasında bir uzlaşma sağlanacağına dair söz veren Salame, mevcut durumdaki en önemli olan şeyin, birliği sağlamak olduğunu söyledi.
Libya: Siyaset treni henüz ülkeye ulaşmadı ve savaş sonuç alınmaksızın devam ediyor
Mareşal Halife Hafter (AFP)
Libya: Siyaset treni henüz ülkeye ulaşmadı ve savaş sonuç alınmaksızın devam ediyor
Mareşal Halife Hafter (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة



