​Yeni Delhi’deki Vatandaşlık Yasası karşıtı protestolara Hint kadınlar liderlik ediyor

Hint kadınlar, cuma günü Yeni Delhi'de Vatandaşlık Yasasına karşı protesto gösterileri düzenlediler (Reuters)
Hint kadınlar, cuma günü Yeni Delhi'de Vatandaşlık Yasasına karşı protesto gösterileri düzenlediler (Reuters)
TT

​Yeni Delhi’deki Vatandaşlık Yasası karşıtı protestolara Hint kadınlar liderlik ediyor

Hint kadınlar, cuma günü Yeni Delhi'de Vatandaşlık Yasasına karşı protesto gösterileri düzenlediler (Reuters)
Hint kadınlar, cuma günü Yeni Delhi'de Vatandaşlık Yasasına karşı protesto gösterileri düzenlediler (Reuters)

Son dönemde Hindistan sokaklarında Vatandaşlık Yasası’na karşı başlayan protesto gösterilerine kadınların büyük bir katılım gösterdiği görüldü. Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'nin güneyinde Shaheen Bagh banliyösünde, Vatandaşlık Yasası’ndaki yeni değişikliğe karşı yapılan protesto hareketine nineler, anneler, çocuklu genç kadınlar ve kız öğrencilerden yoğun katılım oldu.
Bu cesur kadınlar, Yeni Delhi’nin sert kışının ortasında sokaklara döküldüler. Göstericiler, Yeni Delhi ile Noida şehirlerini bir birine bağlayan Shaheen Bagh karayolunda ‘çadır kampı’ kurarken konuşmacılar Vatandaşlık Yasası’ndaki yeni değişikliğin tehlikelerinden söz ettiler.
Göstericiler arasında 90 yaşındaki Esma Hatun, 82 yaşındaki Belkıs ve 75 yaşında Sarfari gibi son dönemde Hindistan'da başlayan kadın hareketinin tanınan simaları da bulunuyordu. İlk günden beri gösterilere katılan Belkıs, yeni değişikliği yürürlükten kaldırma kararı verilinceye kadar çadır kampında kalmaya kararlı görünse de polis protestoculardan kampı tahliye etmelerini istedi.
Belkıs “Burada gerekirse bir ay, altı ay veya bir yıl kalabilirim. Her gün buraya gelmeye devam edeceğim. İster coplarla, ister kurşunlarla olsun bize yönelik her türlü eylemle yüzleşmeye hazırım” ifadelerini kullandı. Esma Hatun ise, “Protestocular sadece Müslümanlardan oluşmuyor. Gelip gıda dağıtan farklı dinlerden olan insanları görebilirsiniz. Biri meyve dağıtırken diğeri meyve suyu, öteki ise bisküvi dağıtıyor” diye konuştu.
Vatandaşlık Yasası’ndaki değişiklik Hindistan'da Pakistan, Afganistan ve Bangladeş'ten ‘dini zulüm gördükleri için’ gelen dini azınlıklara vatandaşlık yolunu açarken değişiklik aynı durumdaki Müslüman göçmenler için geçerli olmuyor. Yasadaki değişikliği eleştirenler, bu değişikliğin Müslümanlara karşı ayrımcılık yapmak için tasarlandığını ve Hindistan'ın dayandığı laik ilkeleri ihlal ettiğini, aynı zamanda Ulusal Vatandaş Sicili’nin (NRC) azınlıkları ‘yasadışı göçmenler’ olarak sınıflandırmak amacıyla kullanıldığını söylüyorlar.
Burada NRC’nin Hint vatandaşlığına sahip olanların resmi kaydı olduğunu belirtmekte fayda var. NRC, 1955 tarihli Vatandaşlık Yasası'na göre Hint vatandaşı olmaya uygun tüm bireylere ilişkin bilgileri barındırıyor. NRC, Hindistan’da ilk kez 1951 yılında yapılan nüfus sayımından sonra hazırlandı. O tarihten bu yana sadece bir kez geçtiğimiz ay güncellendi.
NRC güncellemesi önerildiği şekilde onaylanırsa Pakistan, Afganistan ve Bangladeş’ten gelenler dışındaki tüm yasadışı göçmenler bundan etkilenecek. Dahası birçok kişi, Müslümanların Hindistan vatandaşı olmalarına rağmen vatandaşlığa uygun görülmemeleri halinde ‘yasadışı göçmen’ olarak kabul edilebileceklerinden korkuyor.
Protesto gösterilerinin düzenlendiği yeri ziyaret ederken kadınların ve genç kızların çocukların ağlama sesleri arasında coşkuyla sohbet ettiklerine tanık olduk. Erkekler ise bir köşede duruyorlardı. Yeni Delhi Üniversitesi Hindistan Teknoloji Enstitüsü’nde (IIT) doktora yapan Asif Mücteba (30) kadınların güvenliğini sağlamak için altı gönüllü ile birlikte burada olduğunu söyledi. Mücteba, diğer gönüllülerle birlikte, şüpheli kişilerin kampa girişinin engellenmesi, tıbbi yardımın sağlanması ve gece burada kalanlara yiyecek dağıtımı yapılmasıyla ilgilendiklerini belirtti.
Kamp meydanında inşa edilen platformda ise ne coşkulu konuşmalar yapılıyor, ne bağırarak sloganlar atılıyor ne de bayraklar dalgalanıyordu. Bunun yerine konuşmacılar şiirler okuyarak, şarkılar söyleyerek ve tiyatro oyunları sahneleyerek izleyicilerin dikkatini çekiyorlar. Bununla birlikte zaman zaman platformda kurulu perdede belgesel ve filmler gösteriliyor. Hamira Seyyid (20) aralarında ablası, annesi ve hatta ninesi yaşlarındaki kadınların bulunduğu seyircileri sakinleştirmeyi hiç zorlanmadan başarıyor.
 Protesto gösterileri genel olarak Yeni Delhi ve Hindistan'ın diğer bölgelerinde zaman zaman düzenlenirken Shaheen Bagh banliyösünde yaşayan kadınlar, Vatandaşlık Yasası’ndaki değişiklikler geri alınıncaya ve hükümet NRC’yi uygulamama sözü verinceye kadar burada kalmaya kararlılar.
Akşam sahnedeki tüm gösteriler bittiğinde organizatörler film ve belgesel gösterimine geçiyorlar. Gösterilen filmler arasında İtalyan diktatör Mussolini'ye baş kaldıran Ömer Muhtar’ın mücadelesinin anlatıldığı ‘Çöl Aslanı: Ömer Muhtar’ filmi de yer aldı.
Öte yandan, kampın çevresinde konuşlu polis güçleri uzaktan kalabalığı izliyordu. İlerleyen saatlerde göstericilerin sayısı giderek azalırken bir grup kadın polisin kampı tahliye etmemesi için gece burada kalmaya çalışıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan organizatörlerden biri olan Gül Mübarek, “Bu gösterilerin arkasında hiçbir fon, siyasi parti veya sivil toplum kuruluşu yok. Tamamen saf bir halk hareketi” ifadelerini kullandı. Mübarek, ilk günden beri Vatandaşlık Yasası Değişikliği (CAA) ve NRC’nin kabul edilmesinden sonra çocuklarının geleceğine dair korkularını ifade eden ve bunun onları vatanlarıyla ilişkilerini kanıtlayan kimlik belgelerine ulaşmak için girecekleri çılgın bir yarışa iteceğini belirten protestocuların içinde yer alıyor.
Göstericilerden biri olan ev hanımı Adile, protesto gösterilerine neden kadınların liderlik ettiğini şöyle açıkladı;
“NRC’nin aileler üzerinde yıkıcı bir etkisi olacak. Ailelerimizi bir arada tutmak zorundayız. Geçim sıkıntısı olan ailelerden gelen kadınlar, kökenleri bir yana, kimliklerini kanıtlayan belgeleri sağlamak için erkeklerden daha büyük zorluklarla karşı karşıyalar.”
Organizatörler ise birisi kendilerine neden böyle davrandıklarını sorarsa onlara anayasanın ruhunu korumak için mücadele ettiklerini söyleyeceklerini belirtiyorlar ve bunun sadece Müslümanlar için değil, tüm ülke için bir sorun olduğunun altını çiziyorlar.
Dört yaşındaki kızıyla 16 Aralık'taki oturma eylemine katılan 22 yaşındaki Rahana Hatun ise, “Burada, tıpkı bağımsızlığımız için savaşan büyükannem ve büyükbabam gibi kızımın geleceği için savaşıyorum. Kızımın bir gözaltı kampında büyümesini istemiyorum. Eğer bunu yapmazsam benim yaşıma geldiğinde ona ne söylerim?” ifadelerini kullandı.
Mühendislik bölümü öğrencisi Vahid Rıza öğle ve akşam öğünlerinde yenmek üzere 200 ila 300 kişilik et ve pilavdan oluşan kampın yemek tedarikini organize ediyor. 34 yaşındaki Afrin Han ise “Görevim kimsenin aç kalmaması. Büyükannem ve büyükbabam Hindistan'ın bağımsızlığı için savaştı. Bağımsız Hindistan için savaştılar. Pakistan'a göç eden aile üyelerimiz var, ancak ailem Hindistan'da kalmayı seçti. Şimdi bana söyler misin henüz ortada bize kimlik kartı verecek bir Hindistan hükümeti yokken o döneme ait olmayan kimlik belgelerini nasıl bulabilirim? Büyük büyükbabamın Hindistan'ın bağımsızlığı için savaştığını nasıl kanıtlayabilirim?” diyerek duygularını dile getirdi.



İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
TT

İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan teklifine ilişkin ilk tepkiyi aldığını, ancak henüz arabulucular üzerinden resmi bir cevap almadığını söyledi.

Arakçi, İran’ın ABD’nin nihai tutumunun arabulucular tarafından kendisine iletilmesini beklediğini ve bu doğrultuda karar alacağını belirtti.

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik sunduğu planı reddetmiş ve ara seçimlerin ardından İran’a yönelik hava saldırılarının yeniden başlayabileceğini öne sürmüştü.


ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dün (cumartesi) yaptığı açıklamada, İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik adımlar atılması için dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderdiğini belirterek İran bankaları ve havayolu şirketlerini hedef alan bir dizi kararı memnuniyetle karşıladı.

Bessent, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Benim talimatımla dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderildi. Bu ekipler ülkelerle temas kurarak İran rejimine karşı adımlar atılmasını talep etti” ifadelerini kullandı.

Bessent, “Bu çabalar sonuç veriyor” dedi.

Bessent, Türkiye ve Umman’ın İran özel havayolu şirketi Mahan Air’in seferlerini durdurduğuna, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ise İranlı havayolu şirketlerinin tüm seferlerini yasakladığına dikkat çekti.

BAE Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü perşembe günü yaptığı açıklamada, “İranlı havayolu şirketlerinin ülkeye ve ülkeden gerçekleştirdiği uçuşların bugünden itibaren ikinci bir duyuruya kadar askıya alındığını” bildirmişti.

Bessent ayrıca İran bankalarına yönelik alınan önlemlere de dikkat çekti.

BAE Merkez Bankası çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın Melli Bankasının şubelerine karşı, “kara para aklama, terörizmin finansmanı ve silahların yayılmasının finansmanıyla mücadele kapsamında ihlaller” nedeniyle tedbirler alındığını duyurmuştu.

Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da geçen hafta, yıllardır Batı yaptırımlarına tabi olan İran’ın Mellat Bankasının faaliyet iznini iptal etmişti.

Bessent, “İran yönetimi bile savaşın ekonomik sonuçlarını kabul etti. Riyalin değeri rekor düşük seviyelere geriledi” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı habere göre ABD Hazine Bakan Yardımcısı ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Birimi Başkanı Jonathan Burke, bu ay Ortadoğu ve Avrupa’da iki hafta süren bir ziyaret gerçekleştirdi. ABD Hazine Bakanlığının ayrıca 50’den fazla ülkenin temsilcileriyle görüşmeler yapıldı.

Bessent pazartesi günü CNBC’ye verdiği röportajda, “İran’ın tüm havayolu şirketleri 23 Eylül’den itibaren faaliyetlerini durduracak” demişti.

Bessent, “Bu uçaklar iniş yaparsa kimse onlara yakıt sağlayamayacak, iniş hizmetleri sunamayacak veya biletlerini satamayacak. Aksi takdirde dolar sisteminden çıkarılacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

Bununla birlikte İran’daki küçük havayolu şirketleri, özellikle de ABD’nin baskısına uymayı reddeden Çin’e olmak üzere yurt dışı seferlerini sürdürmeye devam ediyor.


Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İran, bugün (Pazar) Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri “yasa dışı güzergâhları kullanmaları” halinde uyardı. Tahran, ABD ile yaşanan çatışmanın tek çözümünün diplomasi olduğunu vurguladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın boğazı yeniden açmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi öngören önerisini reddetmesinden bir gün sonra geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Şartlarımız açık. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik atılacak herhangi bir adım bu şartların yerine getirilmesine bağlı” dedi. Arakçi, “Onları bu çıkmazdan çıkarabilecek tek yol müzakere yoludur” ifadelerini kullandı.

Trump ise İran’ın “ekonomisi can çekiştiği” için Hürmüz Boğazı’nı açmak istediğini belirterek ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu söyledi. Trump, “İran anlaşma istiyor, ben de anlaşma istiyorum ancak öneri kabul edilemez” dedi.

İran’ın boğazın yönetimi için oluşturduğu makam da gemileri bölgede “yasa dışı güzergâhları” kullanmaları halinde doğabilecek sonuçlar konusunda uyardı.

İran makamı, bu tür güzergâhların kullanılmasının “gemi, gemi sahibi, kaptan ve mürettebat açısından mali kayıplar ve can kaybı riskleri doğuracağını ve geminin gelecekte Hürmüz Boğazı’ndan geçişini ciddi şekilde kısıtlayacağını” bildirdi.