Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
TT

Kattan: Suudi Arabistan, Afrika'daki anlaşmazlıkları çözmek için çabalıyor

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan, Suudi Arabistan'ın şu anda Afrika'daki kardeş ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için çabaladığına işaret ederek, Riyad’ın ev sahipliğinde kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin ehemmiyetine vurgu yaptı.
Kattan, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda Suudi Arabistan’ın gerek Kızıldeniz bölgesinin önemi konusuna dikkat çeken gerekse de su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda çağrıda bulunan ilk ülke olduğunu söyledi.
Konsey ülkeleri ve diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanlarında işbirliği sağlanması için ekonomik bir stratejinin belirlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Kattan, bunun yanı sıra ortaklık kurmak için mevcut fırsatlardan yararlanmak, ortak girişimlerde ve yatırımlarda bulunmak ve konsey ülkeleri arasında Akdeniz hatları boyunca yeni petrol araştırmaları için bir dizi anlaşmaya olanak sağlamak gibi durumların önemine değindi.
Kızıldeniz'deki canlı kaynakların birçok çevresel tehdit ve risklerden korunmasının ehemmiyetine işaret eden Kattan, bazı ülkelerin bölgenin çevre güvenliğine zarar verme girişimlerinin önüne geçilmesi için çalışılması gerektiğini söyledi. Ayrıca konseyin kuruluş tüzüğünün en az 4 ülke tarafından onaylanması sonrasında 90 gün içerisinde yürürlüğe gireceğine dikkat çekerek, konsey genel sekreterliğinin Riyad’da bulunacağını ve ilk genel sekreterinin ise Suudi Arabistan’dan olacağını belirtti.
Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Kattan ile gerçekleştirilen röportajın metni:
-Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi’nin kuruluşu Suudi Arabistan, bölge ve diğer ülkeler için neyi temsil ediyor?
Konseyin kurulması ve Suudi Arabistan’da tüzüğün imzalanması, bölgenin tarihi ve geleceği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Konsey içerisindeki ülkeler ve halkları için büyük ve önemli bir başarıyı temsil eden bu oluşum, ülke liderlerinin -özellikle siyasi, güvenlik ve ekonomik olarak bölgenin içinden geçtiği şu koşullarda- bu husustaki ısrarlarını, kararlılıklarını ve inançlarını yansıtıyor. Bununla birlikte ülkeler arasında işbirliğini güçlendirmek adına şu an kardeşlerimizle yer aldığımız bu bölgesel oluşuma ihtiyacımız var. Bu oluşum, ülkelerin her alanda güvenliğini, istikrarını ve gelişimini sağlayacak şekilde koordine olmalarını sağlayacak. Ayrıca önümüzdeki aşamalarda karşı karşıya kalınabilecek zorlukların üstesinden gelinmesini mümkün kılacak.
Bu oluşum, ülkeleri birbirine bağlayan kardeşlik bağlarının ve tarihi ilişkilerin doğal bir neticesidir. Bu ülkeler arasında Kızıldeniz'in önemine ilk kez dikkat çeken ve su yolunun güvenliğinin sağlanması için uluslararası çabaları harekete geçirme konusunda ilk kez çağrıda bulunan Suudi Arabistan da bulunuyor. Su yolundan her yıl on binlerce gemi geçiyor ve buradaki ticaret hacmi küresel ticaretin yüzde 13'ünden fazlasını oluşturuyor. Ayrıca küresel petrol hareketinin yüzde 40’ı buradan geçiyor ve yüzdelerin yıldan yıla artması bekleniyor.
Bu oluşum, Suudi Arabistan’ın Kral Abdülaziz tarafından kuruluşundan Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın zamanına kadar sarf edilen sürekli çabaların bir ürünüdür. Bu çabalara, iyi komşuluk ve ülkelerin iç işlerine karşımama gibi ilkelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası organizasyonlar çerçevesinde aktif bir rol oynamak ve ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri güçlendirmek eşlik etmiştir.
Bu anlaşma, ülkeler arasındaki kalkınma ve ekonomik entegrasyonunu sağlamanın ve ticareti işlemleri kolaylaştırmanın yanı sıra ülkelerin gelecekteki stratejik hedeflerine ulaşmalarını ve öncelikli yüksek çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda aralarındaki işbirliğini güçlendirmelerini sağlayacaktır.  Bu ülkeler arasındaki coğrafi yakınlık, dilsel ve kültürel benzerlikler ve bölgesel eylemin önemine ilişkin hissedilen inanç bu yaklaşımın başarılı olmasına katkıda bulunmuştur.
-Suudi Arabistan’ın çabaları ve bu kapsamda oynadığı rol hakkında daha fazla bilgi verir misiniz?
Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz meselesine verdiği bu önem ve bölgede güvenlik ve istikrarı temin için iş birliği yapılması konusundaki arzusu, yaklaşık 2 bin 400 km uzunluğundaki kıyılara sahip en büyük ülke olmasından kaynaklanıyor. Bu rakam, sahil şeridinin toplam uzunluğunun yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor. Ayrıca 178 bin mil karelik bir alanı kapsayan Kızıldeniz’in güvenliği, Suudi Arabistan için yüksek stratejik ve jeopolitik önemi haizdir. Çünkü coğrafi konumu nedeniyle, üç büyük kıta arasındaki bağlantı noktasıdır. Bundan dolayı Suudi Arabistan, Kızıldeniz ülkeleriyle işbirliği için çokça çaba sarf etti, bir dizi seminer düzenledi ve birçok ilmi araştırmayı teşvik etti ve destekledi.
Burada bölgesel bir işbirliği çerçevesi oluşturma fikri, 1956'da başlatılan eski bir Suudi girişimine kadar uzanıyor. Suudi Arabistan o sıra Cidde'de üçlü bir zirve gerçekleştirilmesi için çağrıda bulundu. Zirveye Kral Suud bin Abdülaziz, Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır ve İmam Ahmed bin Yahya katıldı. Suudi Arabistan, Mısır ve Yemen tarafından imzalanan Cidde bildirisinde, ortak bir güvenlik inşa edilmesi yönünde karar alındığı hususunda uzlaşıya varıldığı. 
Ayrıca Suudi Arabistan 1972'de Cidde’de, Mısır, Sudan, Etiyopya ve Yemen'in katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda bu ülkelerin Kızıldeniz’in derinlerindeki kaynaklardaki hakları teyit edildi ve buraya ilişkin yatırımlar düzenlendi. Yapılan ortak açıklamada, bu kaynakların tüm kıyı devletlerinin hakkı olduğu ve gelecekte de böyle kalması gerektiği belirtildi.
Suudi Arabistan, 1974 yılında, Kızıldeniz'in dibindeki doğal kaynakların ortak kullanımıyla ilgili olarak Sudan ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında merkezi Cidde şehri olmak üzere bir Suudi-Sudan ortak komitesi kuruldu. Bu komite 1990 yılına kadar çalışmalarını sürdürdü. Ardından 2017 yılında bu zenginlikleri geliştirmek adına daimi bir ortak komite kuruldu. 1976 yılında Cidde'de, Kral Halid bin Abdülaziz, Cumhurbaşkanı Enver Sedat ve Devlet Başkanı Cafer en-Numeyri’nin katıldığı üçlü bir zirve gerçekleştirildi. Zirve sonucunda Mısır ve Sudan arasında ortak savunma anlaşmasının imzalanmasının yanı sıra Kızıldeniz'de askeri koordinasyonun önemi ve birleşik bir askeri komite kurulması konusunda uzlaşıya varıldı.
1980’lerin başından bu yana Kızıldeniz'in tanık olduğu tehlikeler ve tehditlerden dolayı Suudi Arabistan, çabalarını yoğunlaştırdı ve bu çabalar 1982’de Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti, Somali ve Yemen arasında Cidde Anlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Bunun ardından Kızıldeniz ve Aden Körfezi Çevresinin Korunması için bölgesel bir oluşum kuruldu. Suudi Arabistan 2018'de Ürdün, Mısır, Sudan, Yemen, Cibuti ve Somali'nin katıldığı Kızıldeniz Ülkeleri Bakanlar Toplantısına ev sahipliği yaptı.
Suudi Arabistan, son olarak Ürdün, Mısır, Sudan, Cibuti ve Yemen'in katılımıyla Cidde'de başlatılan “Kızıldeniz 1” tatbikatıyla koordinasyon ve bölgesel güvenlik işbirliğini geliştirme çabalarını sürdürdü. 21 Nisan 2019'da Suudi Arabistan, adı geçen ülkelerdeki üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıya bu ülkelerin yanı sıra Eritre’de katıldı. Suudi Arabistan'ın bu başarıyı kardeşleriyle işbirliği içinde gerçekleştirdiğine şüphe yok.
-Bu konseyin kurulmasının sebepleri nelerdir? Konsey ülkeleri bu oluşumdan ne elde edecekler?
Yaklaşık 5 bin 500 km'lik bir kıyı şeridine, ortalama 300 km'lik bir ve 2 bin 500 metre derinliğe sahip olan Kızıldeniz, önemli deniz ve okyanuslarla bağlantısı ve petrol kaynaklarının kıyılarına yakınlığı nedeniyle eski zamanlardan beri eşsiz stratejik öneme sahiptir. Burada yaklaşık 1150 ada bulunuyor ve birçok bölgesel ve uluslararası gücün Akdeniz, Atlantik ve Hint okyanusuna erişimi sağlıyor. Güneyden Bab'ul Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi üzerinden Arap Denizi'nin Afrika ve Asya arasındaki sularına bir geçit olduğu gibi, kuzeyinde Sina Adası, Akabe Körfezi ve Süveyş Kanalı'nın yer alması bölgesel ve küresel ticaret yolları için önemli bir koridor haline getiriyor. Ayrıca, Kızıldeniz'in konsey devletlerinin yaşam ve yönelimlerinde oynadığı büyük rol, tehlikelerle yüzleşmek adına tek bir strateji içerisinde çalışmayı gerekli kılıyor.
Bu konseyin oluşumu, bölgenin şahit olduğu tarihi aşamaların ve halihazırda tanık olduğu koşulların ve bunun ülkelere olan etkilerinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda bu konseyin oluşumunun bir diğer motivasyonu ise bu ülkelerin çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendirmenin önemini fark etmelidir. Zira bu hassas zamanlarda güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması böyle bir iş birliğini gerektirmektedir. Siyasi açıdan bu oluşum, ülkelerin daha fazla işbirliği ve siyasi koordinasyon ihtiyacından ileri geliyor. Bununla birlikte bu bölgede bazı devletler ve terörist unsurlar tarafından ekilen mayınların temizlenmesi hususunda da konsey devletleri arasında bir işbirliğinin sağlanması gerekiyor. Bu bağlamda uluslararası deniz trafiğinin ve küresel ticaretin korunmasının yanı sıra bölgedeki deniz terörüyle mücadeleyle ilgili olarak da ortak bir strateji benimsenmelidir. Ayrıca deniz güvenliğinin sağlanması ve konsey ülkelerinin egemenliğinin herhangi bir saldırıdan korunmasını sağlamak amacıyla entegre stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.
Suudi Arabistan'ın ekonomik ve kalkınma yolculuğunu ve bu süreçteki başarılarını takip edenler, onun projelere ve dev ekonomik şehirlerin kurulmasına özel önem verdiğinin görür. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası dev projelerin uygulanmasının ve başarısının, bölgede ve Afrika Boynuzu'nda kalıcı bir güvenlik ve istikrar durumunu gerektirdiğine inanıyor. Hiç şüphe yok ki Suudi Arabistan ve bu ülkelerin deneyimleri, liderlerinin ve halklarının arzu ettikleri ortak çalışmaya onları sevk ediyor. Krallık ayrıca etkili bir küresel ekonomik güç ve G-20 üyesi olarak muazzam ekonomik potansiyele sahiptir. Bununla birlikte diğer devletlerin de sahip olduğu büyük ekonomik kabiliyetler, bu oluşumun gelecekteki süreçte başarılı olması üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir.
Konsey ülkeleri ile diğer ülkeler arasında yatırım ve kalkınma alanında işbirliğinin sağlanması adına bir ekonomik stratejinin belirlenmesi zorunlu hale geldi. Söz konusu ülkeler gerek ekonomik çıkarlarında gerekse de projeler ve yatırımlar konusundaki fırsatları kullanmakta ortaktırlar. Ayrıca, bölgenin Doğu Asya ülkeleri ve Avrupa arasında önemli bir koridor olması, uluslararası ticareti korumak adına işbirliği konusunda daha fazla çaba gösterilmesini gerekli kılmaktadır. Kızıldeniz'deki canlı kaynakların azlığı, balıkçılık ve müdahalelerin yanı sıra birçok çevresel tehlike ve tehdidin üstesinden gelinmesi, çevrenin güvenliğinin sağlanmasını ve kirlilikten arındırılmasını zorunlu hale getirmektedir.
-Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından ne gibi adımlar atılacak ve konseyin merkezi neresi olacak?
Konsey tüzüğünün imzalanmasının ardından devlet başkanları düzeyinde bir toplantı yapılacak ve belirlenen hedeflere ulaşılması için çalışmalara başlanacak. En az 4 ülke tarafından onaylandıktan sonra tüzük 90 gün içerisinde yürürlüğe girecek. Konseyin genel sekreterliği Riyad’da bulunacak ve ilk genel sekreter ise Suudi Arabistan’dan olacak.
-Suudi Arabistan Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı olmanızdan bu yana neler başardınız?
Kral Selman bin Abdülaziz ve Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın direktifleri, kardeş ve dost ülkelerle ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin önemini her seferinde bir kez daha gösteriyor. Bu ülkeler arasında Afrika kıtası ülkeleri de bulunuyor ki Kral Selman bin Abdülaziz, göreve başladığından bu yana bu ülkelerle özel bir şekilde ilgilenmeye gayret ediyor ve bize onlarla olan ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde direktifler veriyor. Aynı zamanda bize bölgede güvenlik, istikrar ve kalkınmanın sağlanması adına çalışmamız için talimatlar veriyor. Onun bu konudaki ilgisini ve kararlığını gösteren bir diğer şey ise Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı atanması için bir kraliyet kararnamesi yayınlamasıdır. Bu bağlamda, Krallığın kıtada bulunan Arap ülkeleri de dahil olmak üzere Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerini güçlendirme ve her alanda bu ilişkileri geliştirme dosyalarından sorumluyum.
Suudi Arabistan'ın Afrika ülkeleriyle ilişkilerinde son dönemde dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Geçen yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın bir dizi Afrika ülkesine yaptığı resmi ziyaretler ve Afrika liderinin Krallığa resmi ziyaretleri bunu yansıtıyor.
Suudi liderliği, Afrika kıtası ülkelerinin bakış açılarını yakınlaştırmak ve anlaşmazlıkları çözmek için muazzam çabalar gösterdi. Ayrıca kardeşler arasındaki bu anlaşmazlıkların çözümünde bütün imkanını ve İslami rolünü kullandı. Sarf edilen bu çabalar, Etiyopya ve Eritre arasındaki tarihi barış anlaşmasıyla ilk meyvelerini verdi. 16 Eylül 2018’de Cidde kentinde bir araya gelen Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki barış anlaşmasına imza attılar. Ayrıca Suudi diplomasisinin iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturma çabaları çerçevesinde gerçekleştirilen toplantıda Eritre Devlet Başkanı ile Cibuti Cumhurbaşkanı bir araya geldiler.
Liderlik bu kapsamda kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve onları birbirine yakınlaştırmak adına çaba sarf etmeye devam ediyor. Bu çabalar arasında, kıtadaki kardeşler arasındaki bazı sorunların çözülmesine aracılık ederek uzlaşı sağlanmasına yönelik gösterilen çabalar da var.



Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
TT

Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, "Ramazan Umre Sezonu" için plan ve programlarını güçlendirdi.

Hac Bakanlığı, geçmiş verileri, çoklu operasyonel modelleri ve sosyal medya platformlarının metin analizlerini temel alarak, çeşitli giriş noktalarındaki hacı sayısını gerçek zamanlı olarak tahmin etmek için yapay zeka modellerini kullanıyor. Bakanlık sözcüsü Dr. Gassan el-Nuvimi'ye göre böylece, halkın etkileşimini izleyip hizmetleri değerlendirerek erken müdahale kapasitesini artırıyor ve deneyimin kalitesini sürekli iyileştiriyor.

Sözcü, Bakanlığın hacıların yolculuğunu entegre bir süreç olarak ele aldığını, yanıt süresi ve sunulan çözümlerin kalitesini ölçen kesin performans göstergeleriyle bağlantılı net eksikleri giderme ve işleme mekanizmaları dahilinde, sorular, şikayetler ve raporları almak için birleşik kanalları etkinleştirerek verimliliği artırdığını ve memnuniyet düzeyini yükselttiğini açıkladı.


Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
TT

Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Krallık ile Kuveyt arasında belirlenen sınırlarla ayrılan su altındaki alanda herhangi bir başka tarafın hak iddialarını kesin bir dille reddettiğini yineleyerek, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanlığı, kardeş Irak Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'e sunduğu koordinat listelerini ve haritaları büyük ilgi ve endişeyle takip etmektedir. Bu listelerde ve haritalarda, Suudi Arabistan-Kuveyt sınır bölgesi ile komşu olan su altında kalan bölgenin büyük bir kısmının Kuveyt'e ait olduğu belirtilmektedir. Suudi Arabistan Krallığı, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine dayanan ve aralarında imzalanan ve yürürlükte olan anlaşmalar uyarınca, bu bölgedeki doğal kaynakların mülkiyetini Kuveyt Devleti ile paylaşmaktadır. Bu koordinatlar ayrıca Fasht al-Qaid ve Fasht al-Aij gibi deniz alanları ve açık denizler üzerinde kardeş Kuveyt Devleti'nin egemenliğini de ihlal etmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Krallık, Suudi Arabistan Krallığı ile Kuveyt Devleti arasında belirlenen sınırla bölünmüş su altı bölgesinde başka herhangi bir tarafın hak sahibi olduğu yönündeki iddiaları kesin bir şekilde reddettiğini yineler. Ayrıca, Irak Cumhuriyeti'nin Kuveyt Devleti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme, ikili ve uluslararası taahhüt ve anlaşmaları ve özellikle Kuveyt Devleti ile Irak Cumhuriyeti arasındaki kara ve deniz sınırlarını belirleyen Güvenlik Konseyi'nin 833 (1993) sayılı kararı olmak üzere tüm ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını saygı gösterme taahhüdünün önemini vurgulamaktadır. Dışişleri Bakanlığı, farklılıkların çözülmesi için akıl, bilgelik ve diyaloğun üstün gelmesini ve uluslararası hukukun kuralları ve ilkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerine uygun olarak ciddi ve sorumlu bir şekilde hareket edilmesi çağrısında bulunmaktadır.


Kral Selman: Devletimizin kuruluşu tevhid, adalet ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa edildi

Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
TT

Kral Selman: Devletimizin kuruluşu tevhid, adalet ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa edildi

Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın “Kuruluş Günü” dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Kral Selman bin Abdulaziz Al Saud, devletin tevhid kelimesi etrafında şekillendiğini, adaletin tesisini ve toplumsal birliğin sağlanmasını temel hedef olarak benimsediğini vurguladı.

Kral Selman, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu mübarek devletimizin kuruluşunu, ecdadımızın tevhid kelimesi, adaletin tesisi ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa ettiği o şanlı günü anıyoruz; ki Allah’ın lütfuyla bu sayede güvenlik ve refah sağlanmıştır” ifadelerini kullandı.

ddeffde
Suudi bölgeleri, “Kuruluş Günü” münasebetiyle süslendi (SPA)

Selman bin Abdulaziz Al Saud ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman, “Kuruluş Günü” münasebetiyle Körfez, Arap ve İslam ülkelerinin liderleri ile üst düzey yetkililerinden tebrik mesajları aldı. Mesajlarda Suudi Arabistan’ın sahip olduğu saygın uluslararası konuma, sürdürdüğü kalkınma hamlelerine ve medenî katkılarına dikkat çekilirken, bölgesel güvenlik ve istikrarın desteklenmesi ile barışın güçlendirilmesindeki rolü övüldü.

Liderler, ülkeleri ile Suudi Arabistan arasındaki seçkin ilişkilerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, ortak çıkarlar doğrultusunda bu ilişkilerin tüm alanlarda daha da güçlendirilmesi arzusunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan ve halkı için, bilge liderliği altında ilerleme ve refahın sürmesini temenni ettiler.

dfrgt
Suudi devletinin tarihi hakkında düzenlenen akademik oturumlardan bir kare

Kuruluş Günü yıldönümü, Suudi şehirlerinin sokaklarının yeşil renkler ve geleneksel kıyafetlerle süslendiği bir döneme denk geldi. Pazar günü ülkenin tüm bölgelerinde kültürel ve eğlence içerikli büyük etkinlikler başlatıldı. Başkent Riyad başta olmak üzere krallığın şehirleri, binlerce vatandaş, mukim ve turisti çeken kültürel ve turistik merkezlere dönüştü.

Bu yılki anma, Ramazan gecelerine de denk geldi. Etkinlikler, Ramazan atmosferinde gece kutlamaları ve zengin içerikli millî programlarla gerçekleştirildi. Ülkenin farklı bölgelerinde, yaklaşık üç asır önce Birinci Suudi Devleti’nin kuruluşundan bu yana vatandaşların liderleriyle olan bağını ve köklü tarihî derinliği yansıtan gösteriler düzenlendi.

Diriyeh… Tarihin atan kalbi

Kutlamaların merkezinde tarihî Diriyeh yer aldı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan et-Turayf Mahallesi, Diriyeh Kapısı Geliştirme Otoritesi tarafından düzenlenen nitelikli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Et-Turayf’ta gerçekleştirilen Kuruluş Günü programları, ziyaretçileri tarihî atmosferle buluşturan özel deneyimler sundu.

fd bv
Riyadh Municipality, Kuruluş Günü dolayısıyla başkentin yol ve meydanlarını 5 binden fazla dekoratif aydınlatmayla süsledi (SPA)

Turayf Meclisi’nde çocuklara yönelik atölyeler aracılığıyla Diriyeh’ın hikâyeleri anlatılırken, Nevvaf el-Huveymil de tarihî anlatımı zengin sunumlarla izleyicilere aktardı.

“Mısyaan Oturumları” kapsamında Dr. Faysal el-Âmir, Diriyah’ın mirası ve Suudi devletinin yayılma süreci üzerine akademik içerikli oturumlar gerçekleştirdi. Ayrıca Arap atı gösterileri ve Kuruluş Günü rehberli turları düzenlendi. Bu turlar, kuruluş döneminde liderlik, toplumsal ortaklık ve fedakârlık rollerini öne çıkaran tarihî güzergâhlarda yapıldı.

Başkent… Modernite ile mirasın buluşması

Riyad’ın merkezinde yer alan Kasr el-Hukm bölgesi ve Adl Meydanı’nda, Riyad Kraliyet Komisyonu himayesinde millî etkinlikler düzenlendi. Program kapsamında, devletin kuruluş aşamalarını çağdaş görsel tekniklerle anlatan “Mikhyal Hal el-Awja” sergisi gerçekleştirildi.

Riyad Belediyesi, Kuruluş Günü dolayısıyla başkentin ana arterlerini ve meydanlarını 5 binden fazla dekoratif aydınlatmayla süsledi. Bu düzenlemeler, şehrin farklı mahallelerinde günün görünürlüğünü artırırken, devlet tarihine duyulan gururu yansıtan bütüncül bir görsel atmosfer oluşturdu.

fdvfd
Cidde, Kuruluş Günü münasebetiyle kutlama programı başlattı (SPA)

Aydınlatma çalışmaları, devlet tarihine duyulan aidiyet ve gururun sembolü olarak başkent sokaklarında kimlik ile ışığı bir araya getirdi. Yollar ve meydanlar, 299 yıllık inşa ve fedakârlık sürecini simgeleyen millî tablolar hâline dönüştü. Bu görüntü, Kuruluş Günü’nün vatandaşların gönlündeki yerini ve liderliğe bağlılık anlamlarını yansıttı.

Riyad Belediyesi, park ve meydanlardaki etkinliklerini sürdürerek, kamusal alanlarda Kuruluş Günü’nün görünürlüğünü artırdı ve tarihî köklere duyulan gururu pekiştirdi.

Kutlamalar yalnızca başkentle sınırlı kalmadı. Kral Selman’ın her yıl 22 Şubat’ın “Kuruluş Günü” olarak kabul edilmesine ilişkin kraliyet kararnamesi yayımlamasından bu yana beşinci kez kutlanan bu millî münasebet kapsamında, 13 Suudi bölgesinde eş zamanlı etkinlikler düzenlendi.

Cidde’de birkaç gün sürecek kapsamlı bir program başlatıldı. Şehrin ana yolları, meydanları, kapıları ve parkları süslenirken, 22 Şubat’ta Prens Macid Parkı’nda sahra etkinlikleri düzenlendi. Programda doğan ve at gösterileri, el sanatları köşeleri, çocuk etkinlikleri, resim ve kına faaliyetleri yer aldı. Cidde’deki kutlamalar, Kuruluş Günü’nün tarihî derinliğini ve millî kimlikle gurur duygusunu yansıttı.

Tabuk bölgesinde ise kamu ve özel sektör kurumlarının katılımıyla şehir ve vilayetlerde 23 millî, kültürel ve miras temalı etkinlik düzenlendi. Bu faaliyetler, münasebetin tarihî derinliğini ortaya koyarken aidiyet ve millî kimlik değerlerini güçlendirdi.