Üçüncü Dünya Savaşı

(Getty Images)
(Getty Images)
TT

Üçüncü Dünya Savaşı

(Getty Images)
(Getty Images)

Saad bin Tifle el-Acmi -Kuveyt’in eski Enformasyon Bakanı
“Terör örgütü DEAŞ militanları, Irak Kürdistanı'nda Erbil'in sınırlarına dayanmıştı. Kürt lider Mesud Barzani, İran yönetimini telefonla arayarak yardım istedi. Onlar da Kasım Süleymani’yi aramasını söylediler. Süleymani ise ‘yarın bizzat gelene kadar dayanın’ dedi. Bu haberin DEAŞ’a ulaşması paniğe neden oldu ve dağıldılar. Böylelikle muhteşem komutan Süleymani hiç savaşmadan Erbil’i kurtarmış oldu.”
Bu efsanevi hikâyeyi,  geçen Cuma günü Bağdat'ta Amerikalılar tarafından öldürülen General Kasım Süleymani hakkındaki kurgusal olağanüstü anlatımın bir parçası olarak yeni duydum. Söylenenlere bakılırsa Süleymani, DEAŞ’ı Irak’ta tek başına yenilgiye uğratmış. Bu yalanları yayan hayalperestler, ABD’nin öncülüğünü yaptığı koalisyon uçaklarının darbeleri, keza Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) fedakârlıkları olmasa ne Süleymani’nin ne de bir başkasının DEAŞ’ı bırakın Erbil’e girmekten, Bağdat’a ve hatta Irak’ın derinliklerindeki Kerbela’ya dayanmaktan alıkoyamayacağını bilmiyorlar. Hatırlanırsa Ürdünlü pilot Muaz Kesasibe, DEAŞ’ın elinde yanarak can vermişti. BAE’li kadın pilot Fatıma el-Mensuri de bu terör örgütüne karşı kahramanca savaşmıştı.
Gerçek şu ki; Süleymani Irak ve Suriye’deki savaş bölgelerinde ancak koalisyon uçakları bölgeyi kilim gibi yere serdikten sonra ortaya çıkıyordu. Ya da Rus uçaklarının Halep’i bombalamasının ardından beliriyor ve İran’a vekaleten çarpışan Arap-Afgan Şii savaşçılarını tebrik ediyordu. Kanaatimce İran’ın dört ülkenin başkentine, Şam’a, Bağdat’a, Sana’ya ve Beyrut’a egemen olduğu iddiası da bir efsaneden ibarettir. Bu efsanenin canlı tutulabilmesinin İran rejimine maliyeti ağır olmuştur.
Bahsi geçen Arap başkentlerinde, Kasım Süleymani şahsiyetinde somutlaşmış olarak İran’a yönelik derin bir öfke birikmiştir. Bilindiği üzere Süleymani, İran Devrim Muhafızları’nın Filistin’i özgürleştirmek için kurduğu Kudüs Gücü’nün komutanıdır. Bununla birlikte, Irak’tan Beyrut’a, Şam’dan Sana’ya kadar birçok bölgede Müslümanlara karşı savaşmış ancak Kudüs’e yaklaşmamıştır. Bunun yorumunu okuyucularımıza bırakıyorum.
Süleymani suikastının ardından sorulması gerek soru şudur; ABD bu eylemi, İran’ın bölgedeki Şii yayılmacılığına son vermek için düşünerek, stratejik bir şekilde mi gerçekleştirdi? Bu suikast ABD’nin nihayet İran’a dur demesi anlamına mı geliyor? Yoksa Başkan Donald Trump’ın dış politikadaki saçmalamalarının bir parçası mı? Daha önce de Afganistan, Irak ve Suriye’den çekileceklerini duyuran Trump, bölgeye daha fazla asker göndermişti.
Daha da önemlisi bu suikast, İran’daki “akıllı insanların” Arap meselelerine dahil olmayı bırakmalarını sağlar mı? Tahran yönetimindeki pragmatistler, bu hırçın generalin başlarına açtığı işleri düşünüp, fayda-zarar muhasebesi yaparak bölgeden çekilir mi? Yoksa cenaze töreninde görülen hamaset uyarınca, bir aptallık yapıp savaşa mı yol açarlar. Bir savaş çıkması durumunda bunun bedelini bölge halkları ödeyecektir. En başta da 40 yıldır zaten perişan olan İran halkı zarar görecektir.
İran rejimi geçen Çarşamba sabahı ABD’nin Irak'taki iki askeri üssünü ses bombalarıyla hedef aldı. Füzeler ne askeri ekipmanlara zarar verdi ne de bir can kaybına neden oldu. Dikkati çeken diğer husus ise, İran’ın muhtemel saldırılarına karşı tam tetikte olan ABD hava savunma sistemlerinin füzeleri düşürmemiş olmasıydı. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney saldırının ardından yaptığı konuşmada; Kasım Süleymani’nin intikamının alındığını söyledi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de ‘’karşılığın verildiğini, İran’ın tansiyonun yükselmesini ya da savaş istemediğini’’ açıkladı.
Bence İran, ABD’ye doğrudan askeri misilleme yapmak yerine stratejik misillemeye odaklanacak ve bu stratejik misilleme aşağıdaki gibi olacaktır:
Birincisi, İran rejimi suikast olayını içerideki safları birleştirmek, özgürlük ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi yönündeki halkın taleplerinin üstünü örtmek ve dış düşmana odaklanmasını sağlamak için kullanacaktır.
İkincisi de; İran’ın Irak’tan gitmesini talep eden ayaklanmanın etkisiz hale gelmesini sağlayacak. Hatta halkın öfkesini, ABD’nin Irak ve Suriye’den ayrılmasına yönlendirecektir.  Başarabilmesi durumunda bu; İran için büyük bir zafer anlamına gelir ve Irak’ta rahatsız edilmeden egemenlik kurabilir.
Bu makalenin yazıldığı sırada, olaylar büyük ölçüde yatışmış gibi görünüyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın verdiği karşılığı hafifsemiş olması bunu gösteriyor, ancak gerginlik hala devam ediyor ve birçok senaryo ihtimali var. Bölgede gözleri İran’dan ayıracak bir başka savaş çıkar mı? Ya da İran rejiminin çöküşüne neden olacak bir savaş mı olur? Ya da sınırlı bir savaşla İran müzakere masasına çekilir mi? Veya üçüncü dünya savaşı çıkar mı?
Kimsenin bu sorulara net yanıtı yok. Önümüzdeki günlerin ne taşıdığı, olayların nasıl gelişeceği belirsiz. Ancak kesin olan bir şey varsa o da; Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin oyunun kurallarını değiştirmesidir. 2020 yılında ABD ile İran arasında doğrudan müzakereler yaşanabilir. İranlılar, Kasım ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminde Donald Trump’ın kaybetmesini umuyorlar. Ancak İran ile ABD arasında savaş çıkarsa bu adeta imkansız hale gelecektir. ABD seçmenleri savaş zamanlarında genelde başkanlarının arkasında durur. Özellikle teknolojinin hakim olduğu günümüz savaşlarında ABD’nin insan kaybının az olacağı ve tabut sayısının sınırlı olacağı düşünülürse.
Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkacağı söylentileri ise, makalenin başında bahsettiğimiz Erbil hikayesini yazanların hayal ürünüdür.  
*Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
TT

İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan teklifine ilişkin ilk tepkiyi aldığını, ancak henüz arabulucular üzerinden resmi bir cevap almadığını söyledi.

Arakçi, İran’ın ABD’nin nihai tutumunun arabulucular tarafından kendisine iletilmesini beklediğini ve bu doğrultuda karar alacağını belirtti.

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik sunduğu planı reddetmiş ve ara seçimlerin ardından İran’a yönelik hava saldırılarının yeniden başlayabileceğini öne sürmüştü.


ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dün (cumartesi) yaptığı açıklamada, İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik adımlar atılması için dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderdiğini belirterek İran bankaları ve havayolu şirketlerini hedef alan bir dizi kararı memnuniyetle karşıladı.

Bessent, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Benim talimatımla dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderildi. Bu ekipler ülkelerle temas kurarak İran rejimine karşı adımlar atılmasını talep etti” ifadelerini kullandı.

Bessent, “Bu çabalar sonuç veriyor” dedi.

Bessent, Türkiye ve Umman’ın İran özel havayolu şirketi Mahan Air’in seferlerini durdurduğuna, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ise İranlı havayolu şirketlerinin tüm seferlerini yasakladığına dikkat çekti.

BAE Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü perşembe günü yaptığı açıklamada, “İranlı havayolu şirketlerinin ülkeye ve ülkeden gerçekleştirdiği uçuşların bugünden itibaren ikinci bir duyuruya kadar askıya alındığını” bildirmişti.

Bessent ayrıca İran bankalarına yönelik alınan önlemlere de dikkat çekti.

BAE Merkez Bankası çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın Melli Bankasının şubelerine karşı, “kara para aklama, terörizmin finansmanı ve silahların yayılmasının finansmanıyla mücadele kapsamında ihlaller” nedeniyle tedbirler alındığını duyurmuştu.

Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da geçen hafta, yıllardır Batı yaptırımlarına tabi olan İran’ın Mellat Bankasının faaliyet iznini iptal etmişti.

Bessent, “İran yönetimi bile savaşın ekonomik sonuçlarını kabul etti. Riyalin değeri rekor düşük seviyelere geriledi” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı habere göre ABD Hazine Bakan Yardımcısı ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Birimi Başkanı Jonathan Burke, bu ay Ortadoğu ve Avrupa’da iki hafta süren bir ziyaret gerçekleştirdi. ABD Hazine Bakanlığının ayrıca 50’den fazla ülkenin temsilcileriyle görüşmeler yapıldı.

Bessent pazartesi günü CNBC’ye verdiği röportajda, “İran’ın tüm havayolu şirketleri 23 Eylül’den itibaren faaliyetlerini durduracak” demişti.

Bessent, “Bu uçaklar iniş yaparsa kimse onlara yakıt sağlayamayacak, iniş hizmetleri sunamayacak veya biletlerini satamayacak. Aksi takdirde dolar sisteminden çıkarılacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

Bununla birlikte İran’daki küçük havayolu şirketleri, özellikle de ABD’nin baskısına uymayı reddeden Çin’e olmak üzere yurt dışı seferlerini sürdürmeye devam ediyor.


Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İran, bugün (Pazar) Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri “yasa dışı güzergâhları kullanmaları” halinde uyardı. Tahran, ABD ile yaşanan çatışmanın tek çözümünün diplomasi olduğunu vurguladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın boğazı yeniden açmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi öngören önerisini reddetmesinden bir gün sonra geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Şartlarımız açık. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik atılacak herhangi bir adım bu şartların yerine getirilmesine bağlı” dedi. Arakçi, “Onları bu çıkmazdan çıkarabilecek tek yol müzakere yoludur” ifadelerini kullandı.

Trump ise İran’ın “ekonomisi can çekiştiği” için Hürmüz Boğazı’nı açmak istediğini belirterek ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu söyledi. Trump, “İran anlaşma istiyor, ben de anlaşma istiyorum ancak öneri kabul edilemez” dedi.

İran’ın boğazın yönetimi için oluşturduğu makam da gemileri bölgede “yasa dışı güzergâhları” kullanmaları halinde doğabilecek sonuçlar konusunda uyardı.

İran makamı, bu tür güzergâhların kullanılmasının “gemi, gemi sahibi, kaptan ve mürettebat açısından mali kayıplar ve can kaybı riskleri doğuracağını ve geminin gelecekte Hürmüz Boğazı’ndan geçişini ciddi şekilde kısıtlayacağını” bildirdi.