Dünyada yolcu uçaklarına düzenlenen saldırılar

İran'da düşen uçağın enkazı (AP)
İran'da düşen uçağın enkazı (AP)
TT

Dünyada yolcu uçaklarına düzenlenen saldırılar

İran'da düşen uçağın enkazı (AP)
İran'da düşen uçağın enkazı (AP)

Dünya sivil havacılık tarihinde yolcu uçaklarını düşürme hamlesini Japonlar başlattı. Sovyetler Birliği bu alanda ustalaştı ve ardından da bu eğilim tüm dünyaya yayıldı. İşte 1938'den bu yana sivil uçakların hedef alındığı 'kara kutunun' geçmişi... 
Geçen çarşamba günü Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gitmek üzere Tahran İmam Humeyni Havalimanı'ndan ayrılan Boeing 737 tipi yolcu uçağı kalkış yaptıktan kısa bir süre sonra düşmüş, uçakta bulunan 176 kişi ölmüştü.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna uçağının İran'a ait füze ile kazara vurulduğuna dair kanıtlar olduğunu açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump da kısa süre önce yaptığı açıklamada, Ukrayna uçağının İran tarafından "yanlışlıkla" düşürülmüş olabileceğini belirtti:
"Şüphelerim var. Çok zor bir bölgede uçuyordu, orada birileri hata yapmış olabilir. Bazı kişiler uçağın mekanik nedenle düştüğünü söylüyor; bence bu bir soru işareti. Sanırım orada çok kötü bir şey oldu."
İran Genelkurmay Başkanlığı, Ukrayna Havayolları'a ait yolcu uçağının bir füzenin kazara isabet etmesi sonucu vurulduğunu kabul etti.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“ABD üslerine yapılan füze saldırısı sonrasında ABD’ye ait savaş uçaklarının ülke etrafındaki uçuşları arttı. Ülkenin stratejik yerlerine yönelik bir saldırı yapılacağı bilgisi ulaştı. Bunun üzerine birçok hedef radarda görünmeye başladı. Ülkenin hava savunma sistemi de bu nedenle hassas bir duruma geldi."
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de uçağın 'yanlışlıkla' düşürüldüğünü belirttiği açıklamasında özür diledi.
Ancak bu, yolcu uçaklarının ilk saldırıya uğrayışı değil. Geçen 80 yıl boyunca çok sayıda sivil yolcu uçağı kasıtlı olarak ya da yanlışlıkla hedef alındı ve binlerce sivil hayatını kaybetti. 
Düşürülen ilk sivil uçak: Kweilin
İkinci Çin-Japon Savaşı'nın ortalarında, 24 Ağustos 1938'de Japon savaş uçakları Kweilin adlı DC-2 model bir yolcu uçağını Hong Kong'un kuzeyindeki Çin topraklarına inmeye zorladı. Kaptanı bir nehrin kıyısına acil iniş yaptıktan sonra Japonlar, Kweilin'i bombaladı. Saldırıda 18 yolcu ve uçağın altı mürettebatı öldü. Ölüler arasında üç üst düzey Çinli bankacı da vardı. Daha sonra anlaşılacağı üzere Japonlar saldırıyı, Çin Cumhurbaşkanı Sun Yat-sen'in tek oğlunun uçakta olduğunu düşündükleri gerçekleştirmişti. Söz konusu uçak tamir edilerek adı Chungking olarak değiştirildi. Ancak talihsizlikler peşini bırakmadı. Çin'in Yunnan'daki bir havaalanında uçuşa hazırlanırken 29 Ekim 1940’ta ikinci kez hedef alınan uçak tamamen yanarak tahrip oldu ve uçaktaki dokuz yolcu öldü.
Fin şirketi Aero tarafından işletilen Kaleva, bir sivil nakliye uçağıydı. Uçak, Fin-Sovyet ateşkesi döneminde 14 Haziran 1940'ta, Estonya'daki Tallinn'den Finlandiya'daki Helsinki'ye giderken iki Sovyet bombardıman uçağı tarafından vuruldu. Tallin’den havalanan Kaleva, İlyushin tipi uçaklardan açılan ağır makineli tüfek ateşi sonucu Finlandiya Körfezi'ne düştü. Uçaktaki yedi yolcu ve mürettebatın tamamı öldü. Uçağın denize düştüğü alanda bulunan balıkçılar, Sovyet denizaltı gemilerinin enkaza yanaşarak diplomatik postayı aldıklarını aktardı.
3 Mart 1942'de Hollanda KNILM uçaklarından Pelikaan, Endonezya'nın Bandung şehrinden Avustralya'nın Broome kasabasına uçarken üç Japon Mitsubishi savaş uçağı tarafından saldırıya uğradı. Motoru isabet alan Pelikaan sahile acil iniş yaptı ancak tekrar bombalandı. Olayda dört yolcu öldü. Uçakta o dönemde 250 bin Avustralya poundu (bugün yaklaşık 15 milyon pound) değerinde elmas vardı. Elmaslar kazadan sonra ortada kayboldu.
Almanların Churchill’e suikast girişimi
1 Haziran 1943'te, bir British Airways DC-3 tipi yolcu uçağı Portekiz başkenti Lizbon'dan İngiltere’nin  Bristol kentine 777 sayılı uçuşunu gerçekleştiriyordu. O zamanlar Alman işgali altında olan Fransa hava sahasına girdikten sonra, Junckers Ju 88 tipi 8 savaş uçağının saldırısına uğradı ve havada infilak etti. Alman istihbaratı İngiliz Başbakanı Winston Churchill'in uçakta olduğunu düşünüyordu. Rüzgar Gibi Geçti filminin baş rol oyuncusu ünlü İngiliz aktör Leslie Howard dâhil olmak üzere uçaktaki herkes öldü.
22 Ekim 1943'te, Aberdeen'den Stockholm'e tarifeli uçuş gerçekleştiren DC-3 modeli yolcu uçağı, İsveç’in Hönö Adası üzerinde, Junckers Ju 88 tipi savaş uçakları tarafından vuruldu. Pilot saldırıdan kaçınmak için alçak uçmayı denese de başarısız oldu ve 2’si mürettebat olmak üzere 17 kişi öldü.
23 Temmuz 1954'te Çin Halk Kurtuluş Ordusu'na ait Lavochkin tipi savaş uçakları, Cathay Pacific Havayollarına ait olan DC-4 yolcu uçağına, Hainan Adası üstünde saldırdı, uçaktaki 10 yolcu yaşamını yitirdi.
27 Temmuz 1955'te, Avusturya Viyana'dan Tel Aviv'e uçan, İsrail Havayolları’na bağlı EL-149 yolcu uçağı, Bulgaristan hava sahasına girdikten sonra, inmesi için uyarıldı. Pilot uyarıları dikkate almayınca Bulgar Hava Kuvvetlerine bağlı MiG-15 avcı uçakları tarafından vuruldu. Uçaktaki 58 kişi hayatını kaybetti.
Sovyet hataları
30 Haziran 1962'de Habarovsk ve Moskova şehirleri arasında iç hatlar uçuşu yapan, Sovyet Aeroflot şirketine ait Tu-104 model yolcu uçağı yanlışlıkla vurularak düşürüldü. Uçak enkazında yapılan incelemede, kanatlarda uçaksavar mermisi izleri bulundu. Daha sonra yapılan gayrı resmi açıklamada; uçağın, bölgede gerçekleştirilen hava savunma tatbikatı sırasında bir uçaksavar füzesiyle yanlışlıkla vurulduğu söylendi. Kaza sonucu uçaktaki 84 kişi öldü.
21 Şubat 1973'te Trablus-Kahire seferini yapan Libya Arap Havayolları’na ait Boeing 727 tipi yolcu uçağı, Mısır hava sahasına girdikten sonra kum fırtınasına yakalandı. Pilotlar zorunlu olarak uçağı otomatik pilota bağladılar. Uçak, o sırada İsrail işgali altında bulunan Sina Yarımadası’na saptı ve İsrail’e ait iki F-4 uçağı tarafından vurularak düşürüldü. Mısırlı ünlü televizyon sunucusu Selva Hicazi (Salwa Hegazy) dâhil olmak üzere 108 kişi hayatını kaybetti. Yardımcı pilotun da arasında olduğu 5 kişi ise saldırıdan sağ olarak kurtuldu.
20 Nisan 1978'de, Sovyet Sukhoi Su-15 savaş uçakları, Murmansk yakınlarında Sovyet hava sahasını ihlal eden ve çağrılara yanıt vermeyen, Korean Airlines'a ait Boeing 707 tipi sivil uçağına ateş açtı. Saldırıda kurşun isabet eden iki kişi ölürken donmuş bir göle zorunlu iniş yapan uçaktaki 107 yolcu ise mucizevi bir şekilde kurtuldu.
Kara Kıta Afrika
3 Eylül 1978'de Zimbabwe Devrimci Halk Ordusu, Air Rhodesia'ya ait bir Vikers Viscont sivil yolcu uçağını, omuzdan ateşlenen Rus yapımı Strela-2 güdümlü silahıyla hedef aldı. Uçaktaki 56 yolcudan 18’i sağ kurtulmasına rağmen enkazı yağmalayan isyancılar tarafından10 kişi kaza yerinde öldürüldü.
12 Şubat 1979'da, Zimbabweli isyancılar yine Air Rhodesia havayoluna ait bir Vikers Viscont sivil yolcu uçağını, omuzdan ateşlenen Rus yapımı Strela-2 güdümlü silahıyla hedef aldı. Ancak bu sefer uçaktaki 59 yolcu ve mürettebatın hiçbirisi kurtulamadı.
27 Haziran 1980'de, bir DC-9 yolcu uçağı, Bologna ile Palermo şehirleri arasında seyrederken, İtalyan Ustica Adası yakınlarında havada infilak ederek denize çakıldı. Uçaktaki 81 kişi hayatını kaybetti. Kaza soruşturması neredeyse çeyrek yüzyıl sürdü. 23 Ocak 2013'te İtalya'daki en yüksek ceza mahkemesi, uçağın Nato ve Libya arasında gerçekleştirilen askeri tatbikat esnasında füzeyle vurulduğu yönünde kanıtların olduğunu açıkladı.
8 Şubat 1980'de Angola havayolları Linhas şirketine ait olan Yakolev tipi yolcu uçağı, Matala yakınlarında vuruldu. Uluslararası Havacılık Örgütü'nün raporunda, olayın sorumlusunun, bölgede savaş manevrası yapan Zambiya’ya ait MiG-19 tipi savaş uçağı olduğu belirtildi.
Kore trajedisi 
1 Eylül 1983 tarihinde, New York'tan Seul'a uçmakta olan Kore Hava Yollarına ait 007 sefer sayılı Boeing-747 model uçağa,  Sahalin Adası'nın batısındaki Moneron Adası yakınlarında, Sukhoi Su-15 tipi Sovyet savaş uçakları tarafından ölümcül bir füze saldırısı düzenlendi. Havada infilak eden uçakta, arasında ABD Kongresi üyesi Larry MacDonald’da olmak üzere 269 kişi hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği ilk başlarda olay hakkındaki bilgi ve sorumluluğunu reddetti. Ancak daha sonra, casusluk yaptığını iddia ettikleri uçağı hedef aldıklarını itiraf etti ve olayın sorumluluğunun, Sovyet ordusunun savaş kabiliyetini test etmekle suçladıkları ABD’ye ait olduğunu ileri sürdü. Güney Kore ve ABD'deki yetkililer ise uçağın Sovyet hava sahasını ihlal etme nedeninin, hava navigasyon sistemi verilerini analiz etmekte başarısız olan pilotun hatasından kaynaklandığını iddia etti.
 24 Şubat 1985'te, Batı Almanya'daki Alfred Wegener Enstitüsü'nün bilimsel araştırmalarda kullandığı bir Dornet uçağı olan Polar-3, Antarktika'dan Kanarya Adaları'na dönerken, Batı Sahra üzerinde Polisario savaşçıları tarafından vuruldu. Uçakta bulunan üç mürettebat hayatını kaybetti.
4 Eylül 1985'te Sovyet Birliği'nin Afganistan'ı işgali sürecinde, Kandahar Havaalanı’ndan kalkan Antonov-26 tipi yolcu uçağı, omuzdan karadan havaya ateşlenen bir füze tarafından isabet alarak düştü. Uçakta bulunan 52 kişi öldü.
11 Haziran 1987'de Afgan Hava Yolları’na ait  "Antonov-26" tipi bir uçak Host kenti yakınlarında ateşlenen bir füze tarafından isabet alarak düştü. Uçakta bulunan 55 yolcudan 53’ü öldü.
14 Ekim 1987'de, İsviçreli bir özel şirkete ait olan bir Lockheed Martin model yolcu uçağı, iç savaşın yaşandığı Angola'da Kuito Havalimanı'ndan ayrıldıktan yaklaşık dört dakika sonra kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından ateşlenen bir füzeyle vuruldu, uçaktaki sekiz kişi hayatını kaybetti.
6 Kasım 1987'de, Malawi Havayollarına ait bir yolcu uçağı, yerel bir uçuş gerçekleştirdiği sırada, iç savaş yaşanan Mozambik hava sahasına yanlışlıkla girince hedef alındı, saldırıda uçakta bulunan 10 kişi öldü.
Bir kez daha İran3 Temmuz 1988’de, İran'ın Bandar Abbas Havalimanı’ndan Dubai'ye uçmakta olan İran Havayollarına ait 655 uçuş numaralı Airbus A300B2 tipi bir yolcu uçağı, 274 yolcusu ve 16 mürettebatıyla birlikte, ABD Donanmasına ait USS Vincennes (CG) Krovazörü’nden ateşlenen 2 adet SM-2 füzesi ile vuruldu. Basra Körfezi’ne çakılan uçaktaki 290 yolcu hayatını kaybetti. ABD yönetimi, uçağın İran Hava Kuvvetlerine ait F14 savaş uçağı sanıldığını ve yanlışlıkla vurulduğunu açıkladı. 
8 Aralık 1988 tarihinde Polisario Cephesi, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı tarafından kiralanan DC-7 model uçağı hedef aldı, saldırıda 5 kişi öldü. Söz konusu uçak, Batı Sahra'da çekirgelerle mücadele görevi yürütmekteydi.
22 Eylül 1993'te Gürcistan Havayolları tarafından işletilen Tupolev-154 uçağı, Gürcistan'ın Abhazya bölgesinde tartışmalı bölge içinde Suhumi Havaalanı’nda piste yaklaşırken, omuzdan ateşlenen bir füzeyle vuruldu. Uçaktaki 132 kişiden 108’i yaşamını yitirdi.  Olayın sorumluluğunu Abhaz ayrılıkçılar üstlendi.
Yarım milyon ölü
6 Nisan 1994'te; Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ile Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’yı taşıyan Falcon-50 model uçak, Ruanda'nın başkenti Kigali'ye inişe hazırlanırken açılan ateşe hedef olarak düşürüldü. Bu saldırının ardından ertesi gün Ruanda'da amansız bir soykırım başladı. Uzmanlar söz konusu çifte suikastın, Ruanda iç savaşı ile Birinci Kongo Savaşı’na neden olduğunu söylüyor. Yarım milyon insanın yaşamını yitirmesine neden olan iç savaşı başlatan bu saldırıyı kimin gerçekleştirdiği ise bilinmiyor. 29 Eylül 1998'de, Lion Air’e ait, Antonov-24 tipi yolcu uçağı Colombo'ya uçarken, Sri Lanka'nın kuzeybatı kıyılarında denize düştü. Pilotun bir basınç düşüşü bildirmesinden sonra 55 yolcu taşıyan uçak radarlardan kayboldu. Daha sonra uçağın ayrılıkçı Tamil Kaplanları gerillalarının saldırısı sonucu düştüğü ortaya çıktı.
4 Ekim 2001'de, Tel Aviv Novosibirsk seferini yapan Tupolev-154 tipi yolcu uçağı, Karadeniz’e çakıldı. ABD raporları; uçağın Kırım Yarımadası’ndan karadan-havaya ateşlenen S-200 füzesiyle vurulduğunu açıkladı.  Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuchma 78 kurbanın yakınlarına başsağlığı diledi.
17 Temmuz 2014'te Malezya Hava Yolları’na ait Amsterdam- Kuala Lumpur seferini gerçekleştiren Boeing -777 tipi uçak, karadan havaya ateşlenen bir füze ile düşürüldü. Saldırıda uçaktaki 289 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Rusya ve Ukrayna makamları, saldırıyla ilgili karşılıklı suçlamalarda bulundular.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.