İranlı göstericiler, Hamaney’in istifasını istedi

İran Şahının oğlu Pehlevi: ‘’İnsani hata değil, insanlığa karşı suç’’

İranlı göstericiler, Hamaney’in istifasını istedi
TT

İranlı göstericiler, Hamaney’in istifasını istedi

İranlı göstericiler, Hamaney’in istifasını istedi

İran'ın Ukrayna Havayolları’na ait yolcu uçağını ‘yanlışlıkla’ düşürdüğünü itiraf etmesinin ardından başkent ve diğer bazı şehirlerde öğrenciler öncülüğünde iki gün önce başlayan gösteriler artarak devam ediyor.
Göstericiler Dini lider Ali Hamaney’in istifasını istiyor. Twitter’da yayılan video kayıtlarında, Tahran Üniversitesi önünde toplanan protestocuların, ‘’Bize yalan söylüyorlar, düşmanınız Amerika diyorlar, düşmanımız burada’’ diye slogan attıkları görüldü.
Yolcu uçağında hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını taşıyan göstericiler, ayrıca ABD tarafından öldürülen Kasım Süleymani'nin posterlerini yırttı. Tahran'ın ara sokaklarında çöp konteynerlerini yakarak yolları trafiğe kapatan eylemcilerin, "Diktatöre ölüm", "Hamaney'e ölüm" diye sloganlar atması dikkati çekti.
Başkent Tahran’da çevik kuvvet polisi, iki gündür eylemlerini sürdüren binlerce göstericiye cop ve göz yaşartıcı bombayla müdahale etti. Göstericilerin ‘diktatöre ölüm’, ‘yazıklar olsun’, ‘yönetim istifa’ yazan pankartlar taşıdığı ve rejim karşıtı sloganlar attıkları gözlendi.
Polisin sert müdahalesi üzerine bazı göstericilerin karşılık verdiği ve güvenlik güçleri ile göstericiler arasında halk hareketinin sembolü olan Azadi Meydan’ı çevresinde arbede ve yer yer çatışma yaşandığı bildirildi. Göstericiler ayrıca bazı yolları kapatarak uzun trafik kuyruklarına neden oldu.
Gösteriler ülke geneline yayılıyor
Öte yandan Şiraz, İsfahan, Kirman, Meşhed, Tebriz, Arak, Yezd, Ahvaz, Kazvin ve Kermanşah kentlerinde de yüzlerce kişi sokağa inerek, Mürşid Ayetullah Hamaney ve Devrim Muhafızları’nın istifasını talep eden gösteri düzenledi.
İran'ın Ukrayna Havayollarına’na ait uçağı ‘yanlışlıkla’ düşürdüğünü itiraf etmesi Tahran rejimini zor duruma sokarken, başkent ve diğer bazı şehirlerde öğrenciler önderliğinde başlayan gösteriler ülke geneline yayılmış durumda.
İran yönetimindeki üst düzey yetkililer, 72 saat süren resmi yalanlamanın ardından 176 kişiye ‘mezar’ olan Ukrayna Havayolları’na ait yolcu uçağının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü kabul etti.
İran Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanı General Emir Ali Hacızade, yolcu uçağının ABD’deki üslere yönelik operasyon sürecinde, yanlışlıkla vurularak düşürüldüğünü, bu bilgiden emin olduktan sonra, böyle bir haber almaktansa ‘ölmeyi dilediğini’ söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada uçağın düşürülmesini ‘affedilemez bir hata’ olarak nitelendirdi. Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise “ABD'nin maceracılığından kaynaklı kriz anında yapılan insani hata, faciaya yol açtı” yorumunda bulundu.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, suçluların cezalandırılması ve tazminat ödenmesi çağrısında bulunurken, uluslararası toplum tam ve kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini talep etti.
İran Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasında, 752 sefer sayılı uçağın, Humeyni Havaalanı’ndan kalktıktan sonra manevra alırken Devrim Muhafızları’nın stratejik bir konumuna yaklaştığı, bu sırada ordu tam bir teyakkuz halinde olduğu için, yolcu uçağının düşman hedefi olarak değerlendirilerek vurulduğu belirtildi.
Devlet televizyonunda yayınlanan yorumlarda, fırlatılan kısa menzilli füzenin uçağın yakınında patladığı, dolayısıyla uçağın yere çarpmadan önce bir süre daha uçabildiği söylendi.
Tahran-Kiev seferini yapan yolcu uçağındaki 176 kişi hayatını kaybetti. Yolcuların büyük çoğunluğunun İran ve Kanadalı olduğu, ayrıca uçakta İngiltere, İsveç, Ukrayna ve Afganistan vatandaşlarının da bulunduğu açıklandı.
Hamaney: ‘halt etmişsiniz’İranlı aktivistler, 1988’de Basra Körfezi üzerinden uçan İran yolcu uçağının ABD donanmasına ait Vincennes kruvazörü tarafından vurulmasının ardından Ayetullah Hamaney’in yaptığı konuşmayı yayınladılar. Kısa sürede viral olan görüntülerde Hamaney, ABD’lilerin uçağı yanlışlıkla vurduklarını açıklamasının ardından; ‘’Yanlışlıkla vurmuşlar, halt etmişsiniz’’ demişti.
Tahran Üniversitesi öğrencileri ‘yanlışlıkmış, halt etmişsiniz’ yazan pankartlar taşıdı. 
İran'ın devrik Şahının oğlu Rıza Pehlevi Twitter’da; ‘’Bu inani bir hata değil, bu insanlığa karşı bir suçtur. Hamaney derhal istifa etmelidir’’ diye yazdı. Kasım ayındaki protestolarda bazı göstericiler, 1980 yılında sürgünde ölen son İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi lehine sloganlar atmıştı.
Reuters’ın aktardığı bir haberde; Hamaney’in Kudüs Gücü’ndeki temsilcisi Ali Şirazi’nin ‘’İran düşmanları, Devrim Muhafızları’nın etkisini kırmak için, askeri bir hatayı abartıyorlar, bunlara karşı uyanık olmamız gerekir’ ifadelerine yer verildi.
ABD’nin Irak’ta General Kasım Süleymani ve beraberindekileri öldürmesinin ardından İran genelinde geniş katılımlı ABD karşıtı gösteriler düzenlenmişti. Ancak Ukrayna yolcu uçağının Devrim Muhafızları tarafından vurulması ve bu bilginin uzun süre saklanması halkın öfkesine neden oldu. Bazı göstericiler İran yönetimini bahaneler üretmek yerine kurbanların yakınlarıyla dayanışmaya çağırdı. Bazıları ise, gergin askeri ortamda hava sahasının niçin kapatılmadığını sorguladı.
Öte yandan yolcu uçağının düşürülmesi, Pazar günü yayınlanan gazetelerin manşetinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Ruhani’ye yakın İtimad gazetesi manşetinde; ‘Özür dileyin ve istifa edin’ başlığını kullandı. Keyhan gazetesi de Hamaney’in bir an önce sorumluların yargılanması talebini manşetine çekti. Devrim Muhafızlarının gazetesi Civan’da ise; ‘Acılı hata nedeniyle derin özürler’’ diye yazdı.
İngiltere’nin Tahran Büyükelçisi gözaltına alındı  
Bu arada İngiltere'nin Tahran Büyükelçisi Rob Macaire dün düzenlenen bir protesto gösterisi sırasında gözaltına alındı. Macaire üç saat gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı.
İran basınında yer alan haberlerde Büyükelçi Macaire, göstericileri kışkırtmakla suçlandı. Serbest bırakıldıktan sonra Twitter hesabından açıklama yapan büyükelçi; ‘’Protesto gösterisine katılmadım, düşürülen yolcu uçağında hayatını kaybeden yolcuları ve mürettebat için düzenlenen bir anma törenine katıldım. Ölenlerden bazıları İngiltere vatandaşıydı’’ diye yazdı.
İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, büyükelçilerinin gözaltına alınmasının "uluslararası hukukun açıkça ihlâli" olduğunu,  söyledi.
Raab, ‘’İran hükümeti siyasi ve ekonomik olarak tecrit edilmiş bir şekilde uluslararası toplumdan dışlanmaya doğru yürüyüşünü sürdürebilir ya da gerginlikleri azaltarak, diplomasi yoluna girerek ileriye doğru adımlar atabilir’’ ifadesini kullandı.
İran, Büyükelçi Rob Macaire'ın bir süre gözaltına tutulduğunu doğruladı, kimliğinin tespit edilmesinin ardından serbest bırakıldığını açıkladı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi Twitter’dan yaptığı açıklamada ‘’Büyükelçi sıfatıyla gözaltına alınmadı, yasadışı bir toplantıda kimliği bilinmeyen bir yabancı olarak tutuklandı ve kimliğinin anlaşılması üzerine serbest bırakıldı’ diye yazdı.
Reuters haber ajanı, "Yeşil Hareketin" liderlerinden reformist Mehdi Kerrubi’nin Ali Hamaney’in istifasını istediğini aktardı. Kerrubi yaptığı açıklamada; Hamaney’in uçağın düşürülme sebebini bilmesine rağmen bunu gizlemesi ve halka açıklamaması kabul edilemez’’ yorumunda bulundu.
Trump’tan göstericilere destek
ABD Başkanı Donald Trump ise yeni bir barışçıl protestocu katliamı’ olmaması konusunda İran’ı uyardı.
İranlı yetkililerin, akaryakıt zamları karşısında Kasım ayında patlak veren protesto hareketini kanlı şekilde bastırdığına işaret eden Trump, Twitter hesabından paylaştığı mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Cesur ve uzun süredir acı çeken İran halkına: Göreve başladığımdan beri sizin yanınızda oldum ve yönetimim sizin yanınızda olmaya devam edecek. Protestolarınızı yakından takip ediyoruz ve cesaretinizden ilham alıyoruz.”



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.