ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak'ı bekleyen muhtemel senaryolar

ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
TT

ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak'ı bekleyen muhtemel senaryolar

ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)
ABD’li askerler, İran’ın füzelerle hedef aldığı Ayn el-Esed Üssü’nde incelemelerde bulunuyor (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta özellikle İran destekli Şii partiler, ABD güçlerinin ülkeden çıkarılması konusunda baskıyı sürdürürken, gözlemciler bu adımın siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda yol açabileceği muhtemel problemlere karşı uyarıyor.
ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesinin önündeki en büyük sorun ise bu adımın Kürt ve Sünni bölgelerde uygulanması olarak gösteriliyor. Zira söz konusu bölgelerde bu yönde bir uygulamanın Irak siyasetinde ve toplumunda çatırdamalara neden olabileceği endişesi dile getiriliyor.
Kürt siyasi partiler, bu adımın atılması halinde Türkiye ve İran ile olan sınır bölgelerinin tehlikeye girebileceğine ve Bağdat-Erbil ilişkilerinde bazı sorunlara kapı aralayabileceğine işaret ediyor.
Irak’ın batısında Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu kentlerde ‘Sünni Bölge’ oluşturulması yönündeki iddiaların dile getirildiği bir ortamda, gözlemciler ABD güçlerinin bu bölgelerden çekilmesi durumunda bölgenin İran destekli grupların denetimine girmesinden, ülkenin bölünmesinden ve iç savaşın patlak vermesinden kaygı duyuyor.
ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi halinde Bağdat’ın karşılaşabileceği en büyük problem muhtemelen bu güçlerin çekilmesiyle oluşacak boşluğun doldurulmasıdır. Irak Silahlı Kuvvetler’in gelecekte oluşabilecek güvenlik risklerini ortadan kaldırabilme gücüne sahip olup olmadığı meselesi tartışılan konular arasında yer alıyor. Ayrıca bu adımın atılmasıyla Irak’ın bölgede yalnızlaşabileceği ihtimali dillendiriliyor.
Şartlı çekilme
Irak’ta ABD güçlerinin çekilmesini savunan grupta Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi ile İran destekli Hadi el-Amiri’nin liderliğindeki Fetih Koalisyonu yer alırken, bu çekilmeye muhalefet eden grupta ise Kürt ve Sünni partilerin yanı sıra Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi öncülüğündeki Şii Nasr Koalisyonu bulunuyor.
Irak’ta dün sosyal medya hesapları üzerinden dolaşıma koyulan fotoğrafta Mukteda es-Sadr’ın Ketaib Seyyid eş-Şuheda örgütü lideri Ebu Ala el-Velayi başta olmak üzere Şii silahlı milis grup liderleriyle bir araya geldiği görülüyor. Görüşmenin İran’ın Kum kentinde gerçekleştiği belirtildi.
Velayi, görüşmeye ilişkin Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Muhendis’in kanları ikinci kez zafer kazandı ve direnişçilerin çabalarını birleştirdi. Hoşgörüsü için sayın Mukteda es-Sadr’a teşekkür ederim” diye yazdı.
Sadr ile söz konusu gruplar arasında ihtilaflı konuların olduğu biliniyor. Ancak söz konusu görüşmenin ABD askerlerinin ülkeden çıkarılması hedefiyle gerçekleştiği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise FOX News yayınında konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Irak'ta dünyanın en pahalı havalimanı tesislerinden birini oluşturmuşuz. Eğer ayrılacaksak bize elçilikler için, inşa ettiğimiz yapılar için, yaptığımız yatırım için para ödemek zorundasınız. 35 milyar dolar para harcamışız. Bence onlar da bu parayı ödeme konusunda hemfikir olacaklardır. Yoksa biz orada kalacağız” ifadelerini kullanmıştı.
ABD destekli ‘Sünni Bölge’
Irak basınında daha önce Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi ve bazı önde gelen Sünni liderlerin, ilk aşamada Anbar ve Selahaddin şehirlerini içine alacak bir Sünni bölgesinin oluşturulmasına dair gerekli planları görüşmek üzere Dubai'de bir araya geldikleri yönünde haberler çıktı.
Söz konusu haberlerde, İran’ın Irak’taki etkisinden rahatsız olan ABD ve Körfez ülkelerinin bu görüşmeyi destekledikleri iddia edildi.
Independent Arabia’ya konuşan bir kaynak, “Sünni gruplar, İran'a yakın güçlerin artan etkisini engelleme çerçevesinde Arap dünyasının ve Türkiye’nin yanı sıra ABD’nin desteğini alan bir bölge kurma hazırlığında” ifadelerini kullandı.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “ Sünni liderler, ABD'nin bu bölgelerde kalma ve geri çekilmeme güvencesi karşılığında, bölgeyi silahlı grupların etkisinden kurtarmak için bu alanlarda otoritesini ilan etme fırsatı buldu” dedi.
Duygusal çağrı
Iraklı Sünni lider Esil en-Nuceyfi, Sünni Bölge oluşturma iddialarını yalanlayarak, Irak’ta temel altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi için idari bölgelerin kurulmasını desteklediğini belirtti.
Nuceyfi, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Öncelik, sadece Irak halkı tarafından kabul edilen temsilciler arasında sakin bir diyalog ışığında çözülebilecek tartışmalı konuların gündeme getirme çabası değil siyasi durumun kapsamlı bir şekilde düzeltilmesini desteklemek olmalıdır. Mezhep temelli bir bölge kurma çağrısı, duygusal bir çağrıdır. Bunun, sonuçlarını hesaplamadan ABD güçlerinin çıkarılması yönündeki çağrılardan farkı yok” ifadelerini kullandı.
Güvenlik boşluğu
Gözlemciler, ABD güçlerinin çekilmesi halinde Irak Silahlı Kuvvetleri’nin dolduramayacağı bir güvenlik boşluğunun oluşabileceğine dikkat çekerek, İran destekli silahlı milislerin otoritesini dayatmak için bu boşluktan faydalanabileceği endişesini dile getiriyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Irak Savunma Bakanlığı eski müsteşarı Maan el-Cuburi, yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi güvenlik boşluğuna neden olacaktır. Zira ABD güçleri ülkedeki askeri sistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu güçler silah, eğitim ve istihbarat alanlarında destek sağlıyor” dedi.
Cuburi, açıklamasının devamında, “Uluslararası Koalisyon’un çekilmesi, bazı gruplara oluşacak boşluğu doldurma fırsatı sunacaktır. Bu da siyasi partiler arasındaki dengelerin bozulmasıyla sonuçlanır. Bu çekilmeden en çok kazanç sağlayacak olan taraf İran destekli silahlı gruplardır. Çekilme söz konusu güçlere bu bölgeyle ilgili proje ve ajandasını uygulama fırsatı sağlayacaktır” diye konuştu.
Karşıt dengeler
Gözlemciler, çekilmenin aynı zamanda Irak toplumunda bölünmeye neden olabileceği ve bunun Irak’ın İran’a teslim edilmesi anlamına geleceğini ifade ediyor.
Irak Stratejik Araştırmalar Grubu Başkanı Vasık el-Haşimi, yaptığı açıklamada, “ABD güçlerinin ülkeden çıkarılmasıyla ilgili apaçık bir zorluk var. Nitekim Iraklı güçler, DEAŞ ile mücadele edecek, ülkeyi koruyabilecek askeri donanıma sahip değil” dedi.
Haşimi, açıklamasının devamında şunları söyledi;
“Kürt ve Sünni güçler, ABD kuvvetlerini İran’a karşı bir denge unsuru olarak görüyor. Zira Sünniler, parlamentonun yabancı güçlerin çıkarılması kararını onaylamasının ardından ABD ve Körfez ülkelerinin desteğiyle Sünni Bölge kurma çalışmalarına başladı. Bazı Kürt çevreler, ayrılıktan ve Kürt Devleti’nden konuşmaya başladı. Bu asla gerçekleşmeyecek ancak yine de bu konuşmalar duydukları baskı nedeniyle yapılıyor. Bu yöndeki konuşmalar, ABD güçlerinin çıkmasıyla meydanın İran’a kalmasından endişe eden tarafların denge oluşturmak amaçlı verdiği sinyallerdir. Şii partiler arasında da silahlı gruplardan korkanlar var. Yani bu kararın uygulanması toplumsal bölünmeyi beraberinde getirecektir. Bu durumdan ne Sünniler ne de Kürtler razı. Sünni vekiller, ABD’nin çekilmesi sonrasında Irak’ın İran’a teslim edilmeyeceği konusunda güvence istiyorlar.”
Irak hava sahası
Uzmanlar, Irak hava sahası güvenliğinin büyük ölçüde ABD’ye dayandığına dikkat çekerek, ABD güçlerinin çekilmesi halinde bu alanda büyük sorunlar yaşanabileceğini söylüyor.
Independent Arabia’ya konuşan stratejist Ahmed eş-Şerifi, “Modern savaşların en kritik noktası hava sahası egemenliğidir. Irak bu alanı koruyamıyor ve bu konuda ABD’den destek alıyor. Kim ABD askerlerinin çekilmesinden bahsederse Irak hava sahasını büyük problemlere açmış olur. ABD ve Uluslararası Koalisyon’un Irak’taki varlığı ülkenin demokratik çerçevede kalmasının güvencesidir. Irak Ordusu silahsızdır ve ABD’nin çekilmesi silahlı kanadı bulunan siyasi partilere demokrasiye darbe vurma fırsatı verir” ifadelerini kullandı.
Tazminat yok
ABD Başkanı Donald Trump’ın çekilmek için ‘tazminat’ istediği açıklamasına cevap Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin Sözcüsü Saad el-Hadisi’den geldi.
Hadisi, dünkü açıklamasında, Trump’ın açıklamasına atıfla, “Bu tutumlar medya üzerinden yayınlanmıştır. Biz, iki ülke arasında doğrudan iletişim yoluyla yapılan resmi diplomatik kanallarla muhatap oluruz. ABD tarafından resmi olarak çekilme karşılığında bir mali tazminat talep etmiş değil. Çekilme sadece ABD güçlerini değil, 2014 yılında Irak Hükümeti’nin talebine binaen gelen tüm Uluslararası Koalisyon güçlerini kapsıyor” dedi.
ABD'nin Irak Maslahatgüzarı Joey Hood, Şubat 2019’da yaptığı açıklamada, “Irak hükümetinin talep etmesi halinde (ABD) güçlerimiz, uluslararası koalisyon ve NATO güçleri ülkeden çekilebilir. Irak güvenlik güçleri, Irak'taki güvenliği korumaya henüz hazır değil. Bunu ancak yabancı güçlerin yardımıyla yapabilir” demişti
Hood ayrıca Irak'ta sadece askeri danışman ve eğitmenlerinin bulunduğunu belirterek, ülkede ABD'ye ait herhangi bir askeri üs olmadığını ifade etmişti.



Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.